ÖZET: Başvuran, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunurken, sağlık ve aile birliği gerekçeleriyle Diyarbakır iline nakil talebinde bulunmuştur. Başvurusunda, ailesinin Diyarbakır’da yaşadığını, sağlık sorunları nedeniyle ziyaret edilemediğini ve implant tedavisinin yarım kaldığını belirtmiştir. Ancak, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın sağlık durumu ile ilgili gerekli raporların eksik olduğunu ve Tekirdağ’da diş tedavisinin yapılabileceğini ifade etmiştir. Dolayısıyla, nakil talebi reddedilmiştir.

İdare, başvuranın sağlık durumunun uygun koşullarda tedavi edilmediği yönündeki iddialarını değerlendirirken, mevcut mevzuat çerçevesinde hükümlülerin nakil taleplerinin, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle sınırlı olduğunu vurgulamıştır. Başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının dolu olması nedeniyle, nakil talebinin uygun görülmediği belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın daha önceki muayene taleplerine katılmadığı ve sağlık durumu ile ilgili güncel bir raporun bulunmadığı da ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi kısmen kabul edilmiş, ancak mevcut koşullar altında talep edilen kurumlara naklinin mümkün olmadığına karar verilmiştir. İdareye, başvuranın koşulları uygun olduğunda ve talep ettiği kurumlarda yer açıldığında, nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/1514-S.24.2455

BAŞVURU NO : 2023/15531

KARAR TARİHİ : 12.02.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Başvuranın, sağlık ve aile birliği gerekçeleriyle nakil talebi

BAŞVURUNUN KONUSU :

hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27.09.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Tekirdağ 1 Nolu F Tip Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan başvuran 20.09.2023 tarihli dilekçesinde özetle: 05.05.2016 tarihinde Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumundan barındırıldığı ceza infaz kurumuna getirildiğini, ailesinin ve yakın akrabalarının Diyarbakır ilinde ikamet ettiğini, anne ve babasının kronik rahatsızlıkları ve mesafenin uzaklığı nedeniyle ziyaretine gelmediğini, ekonomik imkânlarının kısıtlı olması nedeniyle ablalarının da uzun süredir ziyaretine gelmediğini, ayrıca Diyarbakır ilinde implant tedavisine başladığını, beş dişine implant yapılması gerektiğini, bir dişinin yapıldığını, ikinci dişinin ise sadece vidasının takıldığını, parasını peşin ödediği diş tedavisinin yarım kaldığını, aile birliği ve diş tedavisinin devamı için Diyarbakır iline nakil talep ettiğini, taleplerinin reddedildiğini, ancak Tekirdağ ilinde de implant tedavisinin yapılamadığını, artık rahat yemek yiyemediğini, ağız- diş sağlığının kötü durumda olduğunu, diğer taraftan uzun sürededir aynı insanlarla kalmanın kendisini olumsuz etkilediğini, belirterek, tüm bu nedenlerle Diyarbakır ilindeki veya çevre illerdeki ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmiştir. Bu başvuru, 17.07.2023 tarih ve sayılı Gönderme Kararı ekinde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne iletilmiştir.

2. Başvuran tarihinde aynı taleple Kurumumuza tekrar başvuru yapmıştır.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

3. Kurumumuzun 09.11.2023 tarihli ve sayılı bilgi ve belge talep yazısına istinaden Adalet

Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 02.01.2023 tarihli sayılı cevabi yazısında özetle; 3.1. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz

anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, 3.2. Mevzuata göre; hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezine veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 3.3. Bu kapsamda, adı geçenin Diyarbakır (Kapatılan) D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı süre içerisinde diş rahatsızlığına istinaden 04.12.2014, 04.05.2015, 01.07.2015 tarihlerinde

Diyarbakır Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine planlanan hastane sevkine kendi isteğiyle gitmek istemediğini beyan ettiği, 3.4. 12.01.2016 tarihinde Dicle Üniversitesi Diş Fakültesi Çene Cerrahi Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda “1 ay sonra implant başlığı için gelmesi uygundur.” notunun düşüldüğü, 3.5. 25.02.2016 tarihinde anılan Hastaneye sevkinin planlandığı, ancak soğuk algınlığı sebebiyle hastaneye gitmek istemediğini beyan ettiği, bu sebeple planlanan sevkinin yapılamadığı, 3.6. Diğer yandan, adı geçenin 04.05.2016 tarihinde Genel Müdürlüğümüzün 23.03.2016 tarihli ve sayılı yazısı uyarınca Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, 3.7. Adı geçenin, anılan Kuruma kabulü sonrasında 12.12.2016 tarihinde Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı

Hastanesi tarafından görevlendirilen diş hekimi tarafından kurum revirinde yapılan muayenesi sonucunda implant tedavisi değerlendirilmek üzere Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine sevk edildiği ancak, hastane sevkine gitmek istemediğini beyan ettiği, 3.8. 22.08.2017 tarihinde anılan Hastaneye sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda “Yapılan klinik muayenede kemik içi dental implant yerleştirilemediği tespit edilmiş olup gerekli olan malzemeler ve protez malzemesi olmadığı için hiçbir işlem yapılamamıştır. Bilgilendirilmiştir.” ifadelerine yer verildiği, ayrıca sonraki tarihlerde adı geçenin diş rahatsızlığı ile ilgili olarak kurum idaresine yapmış olduğu herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, 3.9. Bunun yanı sıra, adı geçenin implant tedavisine ilişkin olarak anılan Kurum tarafından, Diyarbakır/Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Başhekimliğinden “İmplant tedavi sürecine ilişkin raporun temin edilmesi, raporda implant tedavisinin ne zaman başladığı, tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmadıysa hangi aşamada kaldığı, tedaviye başka bir sağlık kuruluşunda devam edilip edilmeyeceği”, ayrıca “İmplant tedavisi ücretinin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise tamamının mı, bir kısmının mı, tedavi sürecinin hangi aşamasına ilişkin ödendiğine ilişkin makbuz veya evrakın Tekirdağ 1

No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmesi” hususunda bilgi talep edildiği, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin 11.12.2023 tarihli ve sayılı yazısında ” ( adlı hasta Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çene

Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalında; 09.12.2013 tarihinde Dr. tarafından ve

29.09.2015 tarihinde Dr. tarafından hastaya implant uygulaması yapıldığı, hasta bu

uygulamaların ücretini ödediği (158,00 TL), 12.01.2016 tarihinde hastaya tek diş implant uygulaması yapıldığı ve 3 ay sonrası için iyileşme başlığı takılması için randevu verildiği, hastanın şimdiki zaman için ağız ortamının son halinin nasıl olduğu bilinmediği, hastanın implantlarının protetik üst yapısı yapılabilmesi için ağız durumunun değerlendirilmesi gerektiği, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği

Fakültesinin dışında da bu tedavi Tekirdağ ilinde yapılabildiği” ifadelerine yer verildiği,

3.10. İnfaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık hak ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, 3.11. Bu kapsamda, Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından hükümlünün tetkik ve tedavisi amacıyla Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinden 23.11.2023 tarihine muayene randevusu alındığı, ilgili hastaneye sevki sonrasında kelepçeli muayeneyi reddederek görevli personelden şikâyetçi olduğu, hükümlünün şikâyeti neticesinde Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının

29.11.2023 tarihli ve Dosya, Karar sayılı kararı gereğince “Soruşturma Yapılmasına

Yer Olmadığına” dair karar verildiği, 3.12. 06.01.2020 tarihli ve 172 sayılı Genelgenin Üçüncü Kısım Birinci Bölüm “Tedavi Nedeniyle Nakil” alt başlıklı 3 üncü maddesinde, “Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” hükmünün yer aldığı, 3.13. Öte yandan, adı geçenin barındırıldığı ceza infaz kurumunda tedavisinin mümkün olmadığı hususunda güncel bir sağlık kurulu raporunun bulunmadığı, Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde yapılacak implant tedavisini ilgili sağlık kuruluşunun belirleyeceği koşulları ve mevzuat şartları kabul ederek tedavisine devam edip etmeyeceği konusunda kendi talebi/kabulü olması gerektiği gibi tedavisinin devamlılığı açısından farklı sebepler sunarak muayenelere gitmediği, devamında ise diş tedavisi için talepte bulunmadığından sonuç elde edilemediği, sağlığı açısından naklinin gerekli olup olmadığı hakkında kanaat oluşmadığı, 3.14. Bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 54 üncü maddesi ile

05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri

kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüğe göndermeleri gerektiği, 3.15. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğün 25.05.2022 tarihli ve E-35211520-249.01-3288/71804 sayılı yazısıyla, her ayın 1’i ilâ 10’u arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de anılan tarihler arasında nakil talebinde bulunduğu, ancak naklini talep ettiği ceza infaz kurumu kapasitelerinin dolu olması nedeniyle Genel Müdürlüklerinin

29.11.2023 tarihli ve sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği,

3.16. Ayrıca adı geçenin sonraki nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat uyarınca değerlendirileceği, 3.17. Adı geçenin, disiplin dosyasının incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 3.18. Hükümlünün bulunduğu Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 368, mevcudunun 278, doluluk oranının %76 olduğu, 3.19. Adı geçenin, 02.10.2023 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı naklini talep ettiği; – Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 359, doluluk oranının %73 olduğu, – Elazığ 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 366, doluluk oranının %74 olduğu,

3.20. Ayrıca, nakil dilekçesinde talep ettiği Kurumlar arasında Diyarbakır 1 ve 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları bulunmadığı, 3.21. Adı geçenin, 5275 sayılı yasanın 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, radikalleşmenin artacağı dolayısıyla kamu düzenin bozulacağı, 3.22. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği, 3.23. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 3.24. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 3.25. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumları mevcudunun günaşırı değiştiği, 3.26. Bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü verileri göz önüne alınarak değerlendirildiği, 3.27. UYAP Bilişim Sisteminde yapılan tetkik neticesinde adı geçenin şikâyet konusu ile ilgili olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık bulunmadığı, Hususları bildirilmiş olup, Diyarbakır/Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Başhekimliği ve Tekirdağ

Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi ile yapılan yazışmaların ve konuyla ilgili tutanakların birer örneğinin yazı ekinde iletildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 4.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

4.3. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 4.4. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’inci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 4.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.1. “Yaşam hakkı” başlıklı 1’inci maddesinde; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” , 5.2. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir…”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü”nün

“Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 8.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 8.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:..

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır…”, 8.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir…” 8.4. “Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 8.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54’üncü maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,

g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle :

24/1/2013-6411/7 md.) Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.

(2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.”, 8.6. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57’nci maddesinde; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu

hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.”

8.7. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71’inci maddesinin birinci fıkrasında:

“Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 8.8. “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde; “Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.” 9. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in; “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127’nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”; 10. Adalet Bakanlığının “Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu 05.06.2015 tarihli ve 167 numaralı Genelgesi’nin “Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15’inci maddesinde, Kanun’un ve Yönetmelik’in “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘…h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”, 11. Adalet Bakanlığının “Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda

İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, Ceza Tehiri

İşlemleri” Konulu 06.01.2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesi’nin; 11.1. “A-Tedavi Nedeniyle Hastaneye Sevk” başlığının birinci, ikinci ve üçüncü maddelerinde; “1-Ceza

İnfaz Kurumlarında Bulunan Kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; Hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edileceklerdir. 2- Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir. 3- Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekiminin veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.” 11.2. “B. Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı maddesinde; “1. Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ya da tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu

raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması halinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemeyeceği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkum koğuşu bulunan Devlet ve Üniversite hastaneleri tercih edilecektir. 2. Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir. 3. Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” 12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’na Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 12.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1’inci, 17.2’inci ve 17.3’üncü maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 12.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4’üncü ve 24.5’inci maddelerinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , 12.3. Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kurallarının (Nelson

Mandela Kurallarının) 42’nci maddesinde; “Beslenme, içme suyu, açık havaya erişim ve fiziksel egzersiz, kişisel hijyen, sağlık hizmeti ve yeterli kişisel alan ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere bu kurallarda belirtilen genel yaşam koşulları istisnasız tüm mahpuslara uygulanır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 14. Başvuran özetle; 2016 yılında Diyarbakır D Tipi Ceza İnfaz Kurumundan barındırılıyorken

Tekirdağ 1 Nolu F Tip Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, Diyarbakır ilinde başladığı ve parasını ödediği implant tedavisinin yarım kaldığını belirterek, ailesinin ve yakın akrabalarının Diyarbakır ilinde ikamet ediyor olması ve diş tedavisinin devamı için Diyarbakır ilindeki veya çevre illerdeki ceza infaz kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmiştir.

15. Başvuranın hastalık nedeniyle nakil talebiyle ilgili olarak;

15.1. Anayasamız, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını içermektedir.

15.2. Aynı şekilde Anayasamız, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler

Sözleşmesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı düzenlenmiş ve devlete her mahkuma, insan onuruna yaraşır asgari koşulları sağlama ve hakimiyet alanlarında bulunan kişilere karşı kötü muamelede bulunmama yükümlülüğü yüklenmiştir.

15.3. Uluslararası ve ulusal mevzuatla koruma altına alınan devredilmez ve vazgeçilmez bu haklar

Devlete, her mahkumun insan onuruna uygun koşullarda tutulması ve tedbirin icra yöntemlerinin ilgilinin, tutukluluğa bağlı kaçınılmaz acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması ve hapis cezasının uygulama gerekleri bakımından gerekli tıbbi bakım ve uygun şekilde beslenmesi de dahil olmak üzere, mahkumun sağlık ve esenliğini güvence altına alarak, fiziki bütünlüğünü koruma hususunda pozitif yükümlülük yüklemektedir (AİHM, Kudła/Polonya, B. No: 30210/96, AİHM, Mouisel/Fransa, B.No: 22277/93, AİHM Tekin Yıldız/Türkiye, B.No: 22913/93). Anılan yükümlülük, hasta bir kişinin uygun koşullarda tutulması ile sağlığının korunmasının da Devlet tarafından olağan ve makul hapsedilme koşulları bakımından güvence altına alınması ve mahkuma uygun tıbbi bakımın sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

15.4. Devletin mahkumun sağlık ve rahatını sağlama yükümlülüğü kapsamında ve Ceza İnfaz Kurum koşulları, Kurum iç ve dış koşullarının hastalığın tedavisinde yetersiz kalması, Kurumda ilgili tıbbi servislerin olmaması, hastanelerin ise uzak olması gibi nedenlerle mahkumun sağlığının olumsuz etkilendiği hallerde, 5275 sayılı Kanun, 151 sayılı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

Genelgesi ilgili hükümlerine göre, başvuranın sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde tedavi nedeniyle başka kurumlara naklinin sağlanması mümkün kılınmıştır.

15.5. Başvuru dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden özetle:

– 12.01.2016 tarihinde Dicle Üniversitesi Diş Fakültesi Çene Cerrahi Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda “1 ay sonra implant başlığı için gelmesi uygundur.” notunun düşüldüğü; 25.02.2016 tarihinde anılan Hastaneye sevkinin planlandığı, ancak soğuk algınlığı sebebiyle hastaneye gitmek istemediğini beyan ettiği, bu sebeple planlanan sevkinin yapılamadığı, – 04.05.2016 tarihinde Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği; anılan Kuruma kabulü sonrasında 12.12.2016 tarihinde Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı

Hastanesi tarafından görevlendirilen diş hekimince kurum revirinde yapılan muayenesi sonucunda implant tedavisi değerlendirilmek üzere Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine sevk edildiği; ancak, hastane sevkine gitmek istemediğini beyan ettiği; 22.08.2017 tarihinde anılan Hastaneye sevk edildiği, yapılan muayene sonucunda “Yapılan klinik muayenede kemik içi dental implant yerleştirilemediği tespit edilmiş olup gerekli olan malzemeler ve protez malzemesi olmadığı için hiçbir işlem yapılamamıştır.

Bilgilendirilmiştir.” ifadelerine yer verildiği, – Sonraki tarihlerde adı geçenin diş rahatsızlığı ile ilgili olarak kurum idaresine yapmış olduğu herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, – Adı geçenin implant tedavisine ilişkin olarak Kurum tarafından, Diyarbakır/Dicle Üniversitesi Diş

Hekimliği Fakültesi Başhekimliğinden bilgi talep edildiği, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin

11.12.2023 tarihli ve sayılı yazısında ” ( adlı hasta

Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Anabilim Dalında; 09.12.2013 tarihinde Dr. tarafından ve 29.09.2015 tarihinde Dr. tarafından hastaya implant uygulaması yapıldığı, hasta bu uygulamaların ücretini ödediği (158,00 TL), 12.01.2016 tarihinde

hastaya tek diş implant uygulaması yapıldığı ve 3 ay sonrası için iyileşme başlığı takılması için randevu verildiği, hastanın şimdiki zaman için ağız ortamının son halinin nasıl olduğu bilinmediği, hastanın implantlarının protetik üst yapısı yapılabilmesi için ağız durumunun değerlendirilmesi gerektiği, Dicle

Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin dışında da bu tedavi Tekirdağ ilinde yapılabildiği” ifadelerine yer verildiği, – Kurumu tarafından hükümlünün tetkik ve tedavisi amacıyla Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinden

23.11.2023 tarihine muayene randevusu alındığı, ilgili hastaneye sevki sonrasında kelepçeli muayeneyi

reddederek görevli personelden şikâyetçi olduğu, hükümlünün şikâyeti neticesinde Tekirdağ Cumhuriyet

Başsavcılığınca “Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığına” dair karar verildiği, Görülmüştür.

15.6. Sonuç olarak; mevzuata göre başvuranın barındırıldığı kurumda kalmasının uygun olmadığına dair sağlık kurulu raporunun bulunmadığı ve implant tedavisinin Tekirdağ İlinde de yapılabildiği anlaşıldığından, başvuranın hastalık nedeniyle nakil talebinin ilgili idarece reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

16. Başvuranın, ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır ilindeki ceza infaz kurumlarından birine nakil talebiyle ilgili olarak; 16.1. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanun’un 3’üncü maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir.

Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

16.2. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlüleri, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık

5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi

istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

16.3. Anayasamızın 20’nci maddesi ve AİHS’nin 8’inci maddesinde, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

16.4. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23.01.2015 tarihli kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının

bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

16.5. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1’inci maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

16.6. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

16.7. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Çünkü kurum kapasitesinin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

16.8. Ayrıca, hükümlülerin hastalık nedeniyle naklini düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 57’inci maddesinde göre, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi durumunda başka bir ceza infaz kurumuna nakli mümkün olabilecektir.

16.9. Somut olayda ilgili idareden elde edilen bilgi ve belgelerden özetle; – Başvuranın isteğe bağlı nakil talebinde bulunduğu, ancak naklini talep ettiği ceza infaz kurumu kapasitelerinin dolu olması nedeniyle naklinin uygun görülmediği, – Ayrıca adı geçenin sonraki nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat uyarınca değerlendirileceği,

– Başvuranın, disiplin dosyasının incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, – Barındırıldığı, Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 368, mevcudunun 278, doluluk oranının %76 olduğu, – 02.10.2023 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı naklini talep ettiği; Elazığ 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı

Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 359, doluluk oranının %73 olduğu; Elazığ 1 No.lu

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 492, mevcudunun 366, doluluk oranının %74 olduğu, – Ayrıca, nakil dilekçesinde talep ettiği Kurumlar arasında Diyarbakır 1 ve 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları bulunmadığı, – Adı geçenin, 5275 sayılı yasanın 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, radikalleşmenin artacağı dolayısıyla kamu düzenin bozulacağı, – Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği, – Başvuranın da, nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği, Anlaşılmıştır.

17. Yukarıda belirtilen hususlar ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her mümkün olmadığı, başvuranın nakil talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının kapasitesinin oldukça dolu olduğu, ayrıca başvuranın yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması ve dolayısıyla nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli kısmında kapasitenin uygun olması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, talep edilen kurumların kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu gibi kriterler dikkate alınarak başvuranın nakil talebinin reddedilmesi işleminde idarenin makul gerekçe sunduğu ve bu işlemin kamu düzenin ve kurum güvenliğinin sağlanması meşru amacına matuf olduğu, bu nedenle başvuranın nakil talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı, bununla birlikte başvuranın; infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ve ailesinin kendisini ziyaret etmekte çeşitli zorluklar yaşadığı hususları dikkate alınarak nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut başvuranın ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda ve diğer nakil koşullarını da taşıması kaydıyla nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin

kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.” hükümlerine yer verilmiş olup başvuru kapsamında ilgili idare tarafından başvurana iletilen cevabi yazılarda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

19. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanun’un 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE; Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL

MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet

Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi