ÖZET: Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan kadın mahpusların çocuklarıyla ilgili olarak yapılan bir başvuru üzerine, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından bir tavsiye kararı verilmiştir. Başvuran, cezaevi idaresinin, çocukların dışarıda bir bakım verenine teslim edilmesi durumunda, en az bir ay boyunca yeniden annelerinin yanına alınmayacağına dair kararın aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini ve çocukların sağlıklı gelişim haklarını zedelediğini iddia etmiştir. Bu bağlamda, başvuran, söz konusu kararın gözden geçirilerek, çocukların ve kadın mahpusların lehine bir düzenleme yapılmasını talep etmiştir.

Adalet Bakanlığı, başvuruya yanıtında, çocukların teslimi ile ilgili güvenlik tedbirlerinin önemine vurgu yaparak, mevcut uygulamanın gerekçelerini açıklamıştır. Ancak, başvurunun incelenmesi sonucunda, çocukların ebeveynleriyle düzenli bir şekilde kişisel ilişki kurma hakkının sağlanması gerektiği ve bu hakkın ihlali durumunda çocukların duygusal ve psikolojik gelişimlerinin olumsuz etkilenebileceği belirtilmiştir. Bu çerçevede, çocukların bakım ihtiyaçlarının karşılanması ve ebeveynleriyle iletişimlerinin sağlanması adına, Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

Sonuç olarak, çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerinin güçlendirilmesi ve onların haklarının korunması amacıyla, mevcut uygulamanın gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu tavsiye kararı, çocukların yüksek yararının ön planda tutulması gerektiğini vurgulamaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/2796-S.24.4453

BAŞVURU NO : 2023/15514

KARAR TARİHİ : 12.03.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : İdare ve Gözlem Kurulu Kararı hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27.09.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza, ( ) tarafından yapılmış olan başvuruda özetle; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdaresi tarafından Kurumda çocukları ile birlikte kalan kadın mahpuslara, çocuklarını dışarıdaki yakınlarına vermeleri halinde en az bir ay boyunca çocukların yeniden hapishaneye annelerinin yanına alınmayacağına ilişkin karar iletildiğini, ’ın 4 yaşındaki çocuğu ile birlikte Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu sıfatıyla bulunduğunu, eşi ’ın İstanbul’da yaşadığını ve çalıştığını, ’ın bir haftalığına iş yerinden izin alarak Diyarbakır’a ziyarete geldiğini ve bir haftalığına çocuğunu yanına dışarıya almak ve onunla zaman geçirmek istediğini, hapishane idaresi tarafından ve ‘ın bu taleplerinin çocuğun en az bir aylığına dışarı çıkabileceğine ilişkin cevap ile ret edildiğini, bu durumun aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği gibi, 4 yaşındaki çocuğun da annesiyle birlikte mahpusmuş gibi ele alınarak cezalandırıldığı sonucunu doğurduğunu, çocuğun sağlıklı gelişim hakkını ve ebeveynleri ile sağlıklı iletişim kurma hakkını ihlal ettiği belirterek; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdaresi tarafından hukuka aykırı ve keyfi olarak verilen “anneleriyle birlikte kalan çocukların hapishane dışınaçıkması halinde en az bir ay süre ile yeniden hapishaneye alınmayacağına” ilişkin karara yönelik çocukların ve kadın mahpusların lehine tavsiye karar verilmesi talep edilmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun konuya ilişkin bilgi ve belge talep yazısına cevaben, Adalet Bakanlığı Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 30.01.2024 tarih ve sayılı yazısı ve eklerinde özetle,

2.1. Hükümlü ve esi ‘ın talebi üzerine, çocukları

‘ın babasına bir haftalıgına verilmesi taleplerinin keyfi bir şekilde reddedilmediği, Kurum idare ve gözlem kurulunun 11.04.2023 tarihli ve / Karar sayılı kararıyla;

“Kurumda hükümlü ve tutuklu olarak barındırılan birçok farklı suç gruplarından; pkk/kck-dhkp/c-mkpfetö/pdy–ağırlaştırılmış müebbet gibi suç gruplarından toplam 276 hükümlü/tutuklu bulunduğu, bu sebeple alınması gerekli olan güvenlik tedbirlerini çok önemli olduğu ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce düzenli olarak her ay gerek güvenlik tedbirlerine ilişkin talimat yazıları geldiği, açık görüş haftasında tutuklu hükümlü yakınlarının mağdur olmasını engellemek amacıyla halihazırda eşya alımının yapıldığı aynı hafta güvenlik tedbirlerinden herhangi aksaklığa yol açmamak adına yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü çocuk tesliminin mümkün olmayacağı bu yüzden çocuk teslimine ilişkin usul ve esasların kapalı görüş haftasına göre düzenlemesi gerektiğinden; aşağıda maddeler halinde belirtilen iş ve işlemlerin yapılması kararı alınmıştır.

Çocukların kuruma teslimi esnasında; kurum işleyişini aksatmayacak ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde, kurumumuzdaki sirkülasyonun daha az yoğun olduğu kapalı görüş günlerinde çocuğun annesine tesliminin daha uygun olduğu ve kuruma kabulü/teslimi yapılacak olan çocuğun sağlık durumunun doktor raporu ile kayda alınması gerektiğinden, kurumumuzda sürekli hekim bulunmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, aile hekiminin kurumda bulunduğu günler çocuk teslimi yapıldığı takdirde işlemlerin daha seri ve sorunsuz yapılabileceği ile birlikte mağduriyetlerinde ortadan kalkması amaçlandığından; Çocukların kuruma kabulü/teslimi kapalı görüş haftalarında, pazartesi, salı ve perşembe günleri, kurum idaresinin (başmemurluk, psiko-sosyal ve kreş biriminin) belirlediği saatte yapılmasına,

Teslim veya kabul saati daha önceden tespit edilerek matbu bilgilendirme formuyla randevu saati ve gerekli evrakın anneye kreş birimi tarafından bildirilmesine,

0-6 yaş çocuk kurumumuza annesi ile birlikte geldiğinde, mahkum kabulde giriş işlemleri yapıldıktan sonra koğuş yerleştirmesi yapılmadan önce çocuk annesi ile birlikte hastaneye sevk edilerek; sağlık raporu aldırılmasının sağlanmasına,

0-6 yaş çocuğu teslim edecek veya teslim alacak anneyi müdahale birimi tarafından eski kreş alanına götürülerek, işlem bitimine kadar ilgililere refakat etmesine,

0-6 yaş çocuk, annesi tarafından kurum dışına teslim edilmek istendiğinde, teslim edilmesini istediği kişinin bilgilerini belirttiği dilekçesi ile idaremize başvuruda bulunması gerektiğine, Çocuk teslimi kreş alanında,

psiko sosyal servis birimi yetkilileri eşliğinde, çocuğun sürece uyum sağlaması için makul bir süre verilerek gerçekleştirilmesine,

Ziyaret kabul biriminde çocukla beraber getirilen eşyaları emanet eşya birimi görevlisi tarafından, evraklar ise ziyaret kabul birimi görevlisi tarafından kontrol edilecek olup eksiklik varsa tamamlanması için ilgili kişinin bilgilendirilmesine,

Kurumumuzda annesinin yanında kalan 0-6 yaş arası çocuklar, dışarıda bir bakım verenine teslim edildikten sonra, hükümlü/ tutuklu anne, yeniden çocuğunu yanına almak ister ise; çocuğun uyum sorunları yaşamaması, psiko-sosyal gelişiminin olumsuz etkilenmemesi ve sosyal yaşama geri döndüğünde adaptasyon sorunları yaşamaması amacıyla dışarıya teslim ettikten 1 ay sonra yeniden kuruma kabulü yapılabilmektedir. Münferit durumlarda hükümlü/tutuklu çocuğu 1 aydan önce almak isterse durumunu belgelendirmesine ve kurum idaresine bu hususta başvuruda bulunabileceğine, kararın bir suretinin ilgili birimlere, 0-6 yaş çocuğu bulunan hükümlü ve tutuklulara tebliğine”,

şeklinde karar alındığı,

2.2. Bu kapsamda, ceza infaz kurumlarında anaları ile birlikte barındırılan çocuklar, 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün bakıma muhtaç çocuklarının barındırılması” alt başlıklı 65 inci maddesinde yer alan; “(1) Anaları hükümlü olup da dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, analarının yanında kalabilirler. Bu çocuklar gündüzleri ceza infaz kurumu bünyesindeki veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu veya diğer kurum ve kuruluşlara ait kreş ve gündüz bakımevlerinde barındırılırlar.

(2) Analarının yanında kalan çocuklara, yaş ve durumlarına ve ihtiyaçlarına göre yiyecek ve içecek verilir.

(3) Üç yaşını doldurmuş çocuklar, hâkim kararıyla çocuk yuvalarına veya yetiştirme yurtlarına yerleştirilebilirler. Bu çocukların belirlenecek bir program ve usule göre zaman zaman analarıyla temasları sağlanır.”

hükümleri kapsamında işlem tesis edildiği,

ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.2. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların

korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” dördüncü fıkrasında “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesi; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”

“2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 5. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (BMÇHS); 5.1. 1 inci maddesinde; “Çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır”, 5.2. 3 üncü maddesinde;

“1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idarî makamlar veya yaşama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idarî önlemleri alırlar.

3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”, 5.3. 4 üncü maddesinde; “Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar.”, 5.4. 6 ncı maddesinde; “Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.”, 5.5. 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında;

“Taraf Devletler, ana babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babasının ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.”, 5.6. 12 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.

2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adlı veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.”, 5.7. 18 nci maddesinde; “1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.

2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.”, 5.8. 19 uncu maddesinde; “1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vası veya vasilerinin ya da bakımını üstlenir iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı Korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.

2. Bu tür koruyucu önlemler; çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli olduğu takdirde adliyenin ise el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.”, 6. Çocuk Haklarının Uygulanmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 13 üncü maddesinde; “Anlaşmazlıkların önüne geçmek veya çözmek, adli bir merci önünde çocukları ilgilendiren davaları önlemek için Taraflar, arabuluculuk ve anlaşmazlıkların çözümüne yönelik diğer tüm yöntemlerin uygulanmasını ve Taraflarca belirlenen uygun durumlarda bu yöntemlerin bir anlaşmaya varmakta kullanılmasını teşvik ederler.”, 7. Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin; 7.1. “Çocuk ile ana ve babası arasında kişisel ilişki” başlıklı 4 üncü maddesinde;

“1) Bir çocuk ile ana ve babası birbirleriyle düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etmek ve sürdürmek hakkına sahiptirler.

2) Bu tür kişisel ilişki, çocuğun sadece yüksek yararlan gerektirdiği takdirde, kısıtlanabilir veya engel

olunabilir.

3) Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişkisinin sürdürülmesi, onun yüksek

yararına değilse, ana veya babasıyla gözetim altında kişisel ilişki kurma imkânı ya da diğer şekillerde ilişki kurma imkânı da öngörülecektir.”, 7.2. “Çocuğun bilgilendirilme, danışılma ve görüşlerini ifade etme hakkı” başlıklı 6 ncı maddesinde; “1) İç hukukuna göre yeterli ayırt edebilme yeteneğine sahip olduğu kabul edilen bir çocuk kendi yüksek

yararlarına açıkça aykırı olmadıkça aşağıdaki haklara sahip olacaktır:

-ilgili tüm bilgileri almak; -danışılmak; -görüşlerini ifade etmek.

2) Çocuğun, söz konusu görüşleri ile anlaşılabilir istek ve duygularına gereken önem verilecektir.”,

7.3. “Kişisel ilişkiler ile ilgili uyuşmazlıkların çözümü” başlıklı 7 nci maddesinde; “Kişisel ilişkiler ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde adlı makamlar aşağıdaki tüm uygun tedbirleri

alacaklardır:

a) Ana ve babanın her ikisinin çocuklarıyla düzenli şekilde kişisel ilişki kurulmasının ve sürdürülmesinin çocuk ve her ikisi yönünden taşıdığı önem hakkında bilgilendirilmelerini sağlamak; b) Ana ve baba ile çocukla aile bağları olan diğer şahısları kişisel ilişki kurulması konusunda, özellikle uyuşmazlığın çözümü için aile arabuluculuğu ve diğer yöntemlere başvurmak suretiyle dostane çözüme ulaşmaları için teşvik etmek; c) Karar vermeden önce, çocuğun yüksek yararlarına uygun bir karar vermek için, özellikle velayet sorumluluğuna sahip olanlardan yeterli bilgilerin alınmasını sağlamak ve gerektiğinde, diğer ilgili kurum ve kişilerden ek bilgiler temin etmek.”, 7.4. “Kişisel ilişki ile ilgili olarak alınacak koruma tedbirleri ve garantiler” başlıklı 10 uncu maddesinde; “1) Her Taraf Devlet, koruma tedbirleri ve garantilerin kullanılmasını sağlayacak ve geliştirecektir…

2) Hal ve şartlar gerektirdiğinde, adli makamlar, her zaman hem kararın uygulanmasını, hem de çocuğun

kişisel ilişki süresinin sonunda mutat olarak yaşadığı yere dönmesini ya da hukuka uygun olmayan bir şekilde yerinin değiştirilmemesini sağlamak amacıyla koruma tedbiri veya garantilere tâbi olarak bir kişisel ilişki kararı verebilir.

a) Kararın yerine getirilmesini sağlayan güvence ve garantiler özellikle aşağıdaki hususları ihtiva edebilir:

Kişisel ilişkinin gözetim altında tutulması;

Kişisel ilişki talep eden kimsenin böyle bir ilişkiden yoksun bırakılmamasını sağlamak için çocuğun mutat olarak yanında yaşadığı kişi tarafından teminat verilmesi;

Çocuğun mutat olarak yanında yaşadığı kimseye, bu kimse kişisel ilişkiye dair karara riayet etmeyi reddettiği takdirde, para cezası verilmesi…”, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili sıkâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 9. Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun “Hükümlünün bakıma muhtaç çocuklarının barındırılması” başlıklı Madde 65 inci maddesinde; (1) Anaları hükümlü olup da dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, analarının yanında kalabilirler. Bu çocuklar gündüzleri ceza infaz kurumu bünyesindeki veya

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu veya diğer kurum ve kuruluşlara ait kreş ve gündüz bakımevlerinde barındırılırlar. (2) Analarının yanında kalan çocuklara, yaş ve durumlarına ve ihtiyaçlarına göre yiyecek ve içecek verilir. (3) Üç yaşını doldurmuş çocuklar, hâkim kararıyla çocuk yuvalarına veya yetiştirme yurtlarına yerleştirilebilirler. Bu çocukların belirlenecek bir program ve usule göre zaman zaman analarıyla temasları sağlanır.

10 . Gözlem Ve Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair

Yönetmeliğin “İdare ve gözlem kurulunun oluşumu” başlıklı 13 üncü maddesinde;

“(1) İdare ve gözlem kurulu; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Yönetmeliğin 22 ncimaddesinde sayılan görevlilerden oluşur. (2) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iyi hâl değerlendirmesi yapacak olan kurula Cumhuriyet başsavcısı veya belirleyeceği Cumhuriyet savcısı başkanlık eder. Bu kurula birinci fıkrada sayılan üyelerin yanı sıra

Cumhuriyet başsavcısı tarafından belirlenen bir izleme kurulu üyesi ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler

Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı il veya ilçe müdürlükleri tarafından görevlendirilen birer uzman da katılır.

Bu bakanlıkların ilçe teşkilatında uzman bulunmaması durumunda il teşkilatında görevli bir uzmanın görevlendirmesisağlanır. (3) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca oluşturulan idare ve gözlem kurulu üyeleri belirlenirken, birden fazla ceza infaz kurumunun bulunduğu il ve ilçelerdeki iş yoğunluğu da dikkate alınarak, her ceza infaz kurumu için ayrı bir Cumhuriyet savcısı, izleme kurulu üyesi ve uzmanın görevlendirilmesisağlanabilir. (4) İdare ve gözlem kurulu, gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve yetkilerini kullanır.”,

10.1. “İdare ve gözlem kurulunun görevleri” başlıklı 14 üncü maddesinde; “ (1) İdare ve gözlem kurulu; mevzuatta verilen diğer görevlerinin yanında hükümlünün kademeli olarak toplumla bütünleştirilmesi ile ilgiliaşağıda sayılan görevleri yapar: a) Hükümlülerisınıflandırır. b) Hükümlüleri gruplandırır. c) Hükümlülerin durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmalarına karar verir. ç)

Uygulanacak infaz ve iyileştirme rejiminisaptar. d) Mevzuatta iyi hâlliliğin arandığı diğer durumlar ile ilgili değerlendirmeleri yapar. e) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün hükümlüler hakkındakiara değerlendirmelerien geç altıayda bir yapar. f) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmeye veya ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmeye esas iyi hâl değerlendirmelerini yapar.”

hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle, Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdaresi tarafından hukuka aykırı ve keyfi olarak verilen “anneleriyle birlikte kalan çocukların hapishane dışına çıkması halinde en az bir ay süre ile yeniden hapishaneye alınmayacağına” ilişkin karara yönelik çocukların ve kadın mahpusların lehine tavsiye karar verilmesini talep etmiştir.

13. Başvuru konusunun İdare Gözlem Kurulunun 11.04.2023 tarihli ve / Karar sayılı kararına ilişkin olduğu görülmektedir. Söz konusu kararda; Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, annesinin yanında kalan 0-6 yaş arası çocukları, dışarıda bir bakım verenine teslim edildikten sonra, hükümlü/ tutuklu anne, yeniden çocuğunu yanına almak ister ise; çocuğun uyum sorunları yaşamaması, psiko-sosyal gelişiminin olumsuz etkilenmemesi ve sosyal yaşama geri döndüğünde adaptasyon sorunları yaşamaması amacıyla dışarıya teslim ettikten 1 ay sonra yeniden kuruma kabulünün yapılabildiği, münferit durumlarda hükümlü/tutuklu çocuğu 1 aydan önce almak isterse durumunu belgelendirmesine ve kurum idaresine bu hususta başvuruda bulunabileceği ifade edilmiştir.

14. Öncelikle hükümlü/tutuklu annesinin yanında kalan 0-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik yapılan çalışmalar incelendiğinde; Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında 27.06.2021 tarihinde “Tutuklu, Hükümlü veya Yükümlüler ile Çocuklarının Sosyal Hizmetlerden Yararlandırılması Hakkında İş Birliği Protokolü” imzalanmış olup Protokol kapsamında, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutuklu 12-18 yaş grubu çocukların, hükümlü/tutuklu annesinin yanında kalan 0-6 yaş grubundaki çocukların, denetimli serbestlik altında bulunan yükümlü çocukların ve ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocukların psikososyal açıdan gelişimlerinin desteklenmesi, eğitim, barınma vb. ayni ve nakdi ihtiyaçlarının giderilmesinin amaçlandığı, söz konusu Protokol kapsamında ebeveyni ceza infaz kurumunda olan kurum dışındaki çocuklar ile ilgili olarak ilk defa bir düzenlemeye yer verildiği, bu kapsamda, 0-6 yaş grubu çocukların ve ebeveyni ceza infaz kurumlarında kalan kurum dışındaki çocukların Aile ve Sosyal

Hizmetler İl Müdürlüklerince takibinin yapılması yönünde çalışmalara başlandığı,

Kadın hükümlü/tutukluların 0-6 yaş grubu çocuklarına ceza infaz kurumlarında bakımını sürdürme taleplerinin çocuğunun gelişimine de uygun olarak gerçekleştirilebilmesi amacıyla Sincan Kadın Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda anne-çocuk ünitesinin oluşturulduğu, söz konusu ünite için kurum binasının içinden bağlantı kurulan ek bir blok inşa edildiği, blok içerisinde açık ve kapalı oyun alanının ve her birinde 8 oda yer alan 6 koğuşun bulunduğu, bahse konu odaların bir anne ve çocuğunun kalacağı şekilde dizayn edildiği ve toplamda 48 anne-çocuk kapasitesine sahip olduğu, anne-çocuk ünitesine hükümlü kabulüne ise 2020 yılı Kasım ayı itibarıyla başlandığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) II.

Dönemi 2016 yılı programı kapsamında başlattığı “Ceza İnfaz Kurumlarında Annesinin Yanında Kalan

Çocuklar için Kurum Modeli Geliştirilmesi Teknik Destek Projesi” kısa adıyla “Annemleyim Projesi” kapsamında Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda anne ve çocukların kaldığı odaların diğer odalardan farklı dizayn edilmesi ve anne-çocuk ünitelerinin inşa edilmesi yönünde çalışmaların devam ettiği, Proje kapsamında annelere, çocuklara ve personele eğitim modüllerinin oluşturulduğu, personel ve anne modüllerinde, çocukların temel gelişim alanlarına ilişkin bilgiler ve gelişimi desteklemeye yönelik çalışmaların yer aldığı, Bunun yanında, kurumda görev yapan kurum müdürleri, infaz ve koruma memurları ile diğer personelin kapasitelerinin güçlendirilmesi çalışmaları kapsamında; ceza infaz kurumu personel eğitim merkezlerinde; Aile içi iletişim becerileri, Çocuk Psikolojisi ve Yaklaşım Biçimleri, Çocuklarda Duygusal ve Davranışsal

Sorunlar ile Ruh Sağlığını Etkileyen Sorunlar, Kurum içi Etkileşim ve Kişisel Gelişim Becerileri, Kurum

Yaşam Alanlarında (açık görüş, kapalı görüş vb.) çocuklarla nasıl iletişim kurulması gerektiği konularında eğitimlerin verildiği, görülmektedir.

15. Bununla birlikte; başvuru konusu, Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, annesinin yanında kalan 0-6 yaş arası çocukların, dışarıda bir bakım verenine teslim edildikten sonra, hükümlü/ tutuklu anne, yeniden çocuğunu yanına almak ister ise; çocuğun uyum sorunları yaşamaması, psiko-sosyal gelişiminin olumsuz etkilenmemesi ve sosyal yaşama geri döndüğünde adaptasyon sorunları yaşamaması amacıyla dışarıya teslim ettikten 1 ay sonra yeniden kuruma kabulünün yapılabildiği uygulaması İdare ve

Gözlem Kurulu Kararı ile belirlenmiştir.

Kararda her ne kadar çocuğun uyum sorunları yaşamaması, psiko-sosyal gelişiminin olumsuz etkilenmemesi ve sosyal yaşama geri döndüğünde adaptasyon sorunları yaşamaması gerekçe olarak belirtilmiş olsa da çocuğun anne dışındaki kişilerle (baba) iletişim kurma hakkı ve anne bakımına muhtaç olan sıfır – altı yaş grubundaki çocukların gereksinimlerinin karşılanma ihtiyacına değinilmemiş neticede çocuğun üstün yararı çerçevesinde bütüncül değerlendirme yapılması gerekirken uyum sorunları ön planda tutulmuştur.

Baba bir hafta izin alarak çocuğu ile zaman geçirmek istemişse de bir aydan önce çocuğun cezaevine kabulü yapılamayacağından, baba ve çocuğun iletişim kurma hakkına zarar gelme ihtimali doğmuştur. Baba ile çocuk bir hafta olsa da görüşebilecekken hiçbir şekilde görüşememe ve dolayısıyla baba ve çocuk arasında sağlıklı bir ilişki kurulması ve bu ilişkinin sürdürülmesine imkan sağlanmadığı değerlendirilmektedir. İdare

ve Gözlem Kurulu Kararı neticesinde babanın bu yönde talepte bulunmaktan imtina eder hale gelebileceği öngörülmektedir.

16. Kişisel ilişki kurma hakkı, Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları

Sözleşmesi, Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi gibi uluslararası pozitif hukuk metinlerinde ve birçok ulusal hukuk sisteminde de açıkça belirtildiği gibi, sadece ana babaya tanınan bir hak olarak değil, aynı zamanda çocuk açısından da bir “hak”, yani “karşılıklı bir hak” olarak düzenlenmiştir.

Zira, kural olarak çocuğun ana ve babasının her ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurması ve doğrudan görüşmesi onun sağlıklı bir birey olarak özellikle duygusal ve psikolojik gelişimi açısından gereklidir. Kişisel ilişki kurma hakkı; çocukla, çocuğun sürekli olarak birlikte yaşamadığı anne veya babası arasında yalnızca hukuki değil duygusal bir bağın kurulmasını, bu bağın düzenli ve sürekli şekilde 1 sürdürülmesini amaçlamaktadır.

17. Anayasamızda ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde yer alan “aile yaşamına saygı hakkı” devlete sadece belirtilen hakka keyfi müdahaleden kaçınmak negatif yükümlülüğünü yüklememekte, buna ek olarak, aile yaşamına “etkili bir biçimde” saygının sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınması pozitif yükümlülüğünü de yüklemektedir. Buna göre Devlet, anne, baba ve çocuk arasında sağlıklı bir ilişki kurulması ve bu ilişkinin sürdürülmesine yönelik tedbirleri almakla yükümlüdür.

18. AİHM, Sözleşmenin 8 inci maddesinde düzenlenen “aile yaşamına saygı” hakkının kamu makamlarına, ebeveynler ve çocuklarını bir araya getirmek şeklinde bir görev yüklediğini ve bu durumun, ayrılığa devletin değil ebeveynin yol açtığı durumlarda dahi geçerli olduğunu, bu alandaki yükümlülüğün bireyler arasındaki ilişkiler alanında dahi aile yaşamına saygıyı güvence altına almak için tasarlanmış ve hem bireylerin haklarını koruyan düzenleyici yargısal bir çerçeve oluşturulmasını, hem de fiilen hayata geçirilecek uygun tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifade etmektedir (Hokkanen/Finlandiya, B. No. 19823/92, 23/9/1994, – 58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No. 32346/96, 19/9/2000, – 63; Bajramı/Arnavutluk, B. No. 35853/04, 12/12/2006, – 52).

19. BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 18 inci maddesi her iki ebeveynin çocuklarına karşı ortak sorumluluk taşıdıklarını; Devletlerin ebeveynlerin bu sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için gerekli yardımı yapmakla yükümlü olduklarını vurgulamaktadır. Bu madde çocuğun yüksek yararı gereği, ebeveynlerin anne-babalık becerilerinin geliştirilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.

20. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 9 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında; “Taraf Devletler, anababasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler” , Çocuk Hakları Komitesinin “Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli Olarak Dikkate Alınması

Başlıklı” 14 Nolu Genel Yorumda; (IV. Uygulama: Çocuğun Yüksek Yararının Değerlendirilmesi ve

Belirlenmesi)

1

Tekin AKILLIOĞLU, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi Üzerine Gözlemler, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, AÜ.SBF. İnsan

Hakları Merkezi Yayınları No:13, Andlaşmalar Dizisi No:1, Ankara 1995, 1vd.; Ali Naim İNAN

“c. Aile ortamının korunması ve ilişkilerin sürdürülmesi 59. Aile toplumun temel birimidir ve başta çocuklar olmak üzere üyelerinin gelişmesi ve iyiliği açısından doğal ortamı oluşturur.

65. Ana babaların ayrılmaları durumunda karar vericiler, bu durumda çocuğun yüksek yararına aykırı olmadığı sürece çocuğun ana babası ve aile üyeleriyle (kardeşler, akrabalar ve çocuğun güçlü kişisel ilişkileri olan diğer kişiler) bağlantı ve ilişkilerini sürdürmesini sağlayacaklardır.” şeklindeki düzenleme ile çocuğun ayrı yaşayan her iki ebeveyniyle de düzenli bir biçimde ve doğrudan görüşmesi bir “çocuk hakkı” olarak tanımlanmıştır.

21. Benzer bir şekilde, Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Başlangıç metninde, sözleşmeyi imzalayan devletlerin kişisel ilişki bakımından “Sadece ana ve babanın değil çocukların da hak sahibi olarak kabul edilmesinin arzu edilir olduğu” ifade edilmiş; konuya çocuk hakları bakımından yaklaşan, “çocuk odaklı” bir yaklaşım getirilmiştir. Buradan hareketle; öncelikle, “kişisel ilişki kurma hakkının” hem çocuklar hem de ana babalar için karşılıklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir “hak” olduğu özellikle vurgulanmalıdır.

22. Bu kapsamda; İdarelerden temin edilen bilgi ve belgeler incelendiğinde ilgili idarece çocukların yüksek yararının öne çıkarılmasına ilişkin politika ve stratejiler gerçekleştirildiği ve bu yönde çalışmaların tamamlanması için çaba sarfedildiği gözlemlenmekle birlikte, başvuru konusu “anneleriyle birlikte kalan çocukların hapishane dışına çıkması halinde en az bir ay süre ile yeniden hapishaneye alınmayacağına” ilişkin karar ile baba ve çocuk arasında duygusal bağa zarar verebilecek ve aynı zamanda anne bakımına muhtaç olan sıfır – altı yaş grubundaki çocukların gereksinimlerinin karşılanma hususunda problemlere yol açabilecek uygulama geliştirdiği de değerlendirilmektedir.

Kararda; çocuğun uyum sorunları yaşamaması, psiko-sosyal gelişiminin olumsuz etkilenmemesi ve sosyal yaşama geri döndüğünde adaptasyon sorunları yaşamaması gerekçe olarak belirtilmiş olsa da çocuğun dışarıya teslim ettikten 1 ay sonra yeniden kuruma kabulünün yapılabildiği uygulamasının, ebeveynin 1 aylık sürede çocuğun bakımını üstelenecek birini bulunmaması durumunda (babanın çalışma hayatında olması), babanın, çocuk ile görüşme, bu yönde talepte bulunmaktan imtina eder hale gelebileceği ve ebeveyn ile çocuk bir hafta olsa da görüşebilecekken hiçbir şekilde görüşememe ihtimali öngörüldüğünden; çocuğun ebeveyni ile görüşmesinin sağlıklı bir birey olarak özellikle duygusal ve psikolojik gelişimi açısından gerekli olduğu, “kişisel ilişki kurma hakkının” hem çocuklar hem de ana babalar için karşılıklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir “hak” olduğu dikkate alınarak; “çocuk odaklı” bir yaklaşımla, çocuğun anne dışındaki kişilerle (baba) iletişim kurma hakkı ve aynı zamanda anne bakımına muhtaç olan sıfır – altı yaş grubundaki çocukların gereksinimlerinin karşılanma ihtiyacı kapsamında çocuğun üstün yararı çerçevesinde bütüncül değerlendirme yapılması ve bu yönde işlem tesis edilmesi hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak

İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN

KABULÜNE,

Çocuğun ebeveyni ile görüşmesinin sağlıklı bir birey olarak özellikle duygusal ve psikolojik gelişimi açısından gerekli olduğu, “kişisel ilişki kurma hakkının” hem çocuklar hem de ana babalar için karşılıklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir “hak” olduğu dikkate alınarak; “çocuk odaklı” bir yaklaşımla, çocuğun anne dışındaki kişilerle (baba) iletişim kurma hakkı ve aynı zamanda anne bakımına muhtaç olan sıfır – altı yaş grubundaki çocukların gereksinimlerinin karşılanma ihtiyacı kapsamında çocuğun üstün yararı çerçevesinde bütüncül değerlendirme yapılması ve bu yönde işlem tesis edilmesi yönünde ADALET

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet

Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Bu kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi