|
ÖZET: Başvuru, 2023/20410 numarasıyla T.C. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu’na yapılmış olup, 09.05.2024 tarihinde kısmen tavsiye ve kısmen ret kararı verilmiştir. Başvuran, 2015 yılında yaptığı doçentlik başvurusunun geçerli sayılmasını ve emsalleriyle aynı tarihte doçentlik unvanı verilmesini talep etmiştir. Ayrıca, Ekim 2023 dönemindeki doçentlik başvurusunun hukuka aykırı olarak engellendiğini belirterek, gelecekteki başvurularına yönelik engellerin kaldırılmasını istemiştir.
İdare, başvurunun ön inceleme şartlarını taşıdığını belirleyerek, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’ndan görüş beklenildiğini ifade etmiştir. 28.12.2023 tarihli yazıda, doçentlik başvurularının alınması için gerekli düzenlemelerin Mart 2024 itibarıyla yapılacağı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 9.11.2022 tarihli kararı gereğince, başvuranın 2015 tarihli başvurusuna yönelik herhangi bir işlem yapılmaması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın 2015 yılında yaptığı doçentlik başvurusunun işleme alınması talebi reddedilmiş, ancak Ekim 2023 dönemindeki başvurusunun kabul edilmesi yönünde tavsiyede bulunulmuştur. İlgili idarenin, bu karar doğrultusunda gerekli düzenlemeleri yapması ve başvuranın durumunu göz önünde bulundurması gerektiği ifade edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/4980-S.24.7887
BAŞVURU NO : 2023/20410
KARAR TARİHİ : 09.05.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞI
Doçentlik başvuru sürecine ilişkin şikayet hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 16.12.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, tarihinde Kurumumuzca kayıt altına alınan başvurusunda özetle; 05.11.2023 tarihinde Kurumumuza iletmiş olduğu ve 2023/17622 başvuru numaralı dosyada incelenen başvuru neticesinde verilen 07.11.2023 tarihli Gönderme Kararı üzerine, İdarece tarafına bir aylık süre içerisinde cevap verilmediğini; bununla birlikte sonradan tarafına iletilen cevapta Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığından (YÖK) görüş beklenildiğinin kendisine bildirildiğini ve daha önceki talep ve şikâyetlerini
yinelediğini ifade etmiş ve bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin 9.11.2022 tarihli ve E:2018/80, K:
2022/136 sayılı kararı uyarınca, 2015 yılındaki doçentlik başvurusu geçerli sayılarak doçentlik unvanın o tarihte başvuran emsallerle aynı tarihli olarak verilmesinin; doçentlik başvurusu yaptığı tarihten bu yana beş yıldan fazla süre geçmiş olması sebebiyle emsalleri gözetilerek tarafına profesörlük unvanın verilmesinin; ayrıca Ekim 2023 dönemindeki doçentlik başvurusunun hukuka aykırı olarak engellendiği bahsi ile – önceki taleplerinin mümkün görülmemesi halinde – bundan sonraki doçentlik başvurularına ilişkin engellerin kaldırılmasının sağlanmasını talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvurunun ön inceleme şartlarını taşıdığının tespiti üzerine inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiş ve İdareden başvuru konusu hakkındaki açıklamaları ile birlikte ilgili bilgi ve belgeleri Kurumumuza iletmesi istenmiştir.
3. İdarenin 28.12.2023 tarihli ve sayılı cevap yazısında özetle; Üniversitelerarası Kurul Yönetim
Kurulunun 13 Kasım 2023 tarih ve 2023/13 sayılı toplantısında kabul edilen Mevzuat Komisyonu kararında
“daha önce doçentlik başvurusunda bulunan ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kanun maddesine işaret edilerek doçentlik başvurusu iptal edilen adaylardan yeniden doçentlik başvurusunda
bulunmak isteyen doçent adaylarının durumu hakkında Mevzuat Komisyonundan görüş istenmiştir.
Komisyonca yapılan incelemede; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından çıkartılan Doçentlik
Yönetmeliği’nin “Yürütme” başlıklı 11. maddesinde yer alan “Bu Yönetmelik hükümlerini Yükseköğretim
Kurulu Başkanı yürütür.” hükmü uyarınca, konu hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından görüş alınmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır.” şeklinde değerlendirmede bulunulduğu; bu bağlamda söz konusu karar gereği Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının (YÖK) görüşünün beklenildiği bilgisi verilmiştir.
4. Kurumumuz tarafından, daha önceki cevap yazısında (bkz. §3) beklenildiği belirtilen YÖK görüşünün akıbetinin sorulması üzerine İdare tarafından iletilen 07.03.2024 tarihli ve sayılı cevap yazısında; Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 23.02.2023 tarihli toplantısında alınan karar uyarınca, “ilgililerin doçentlik başvurularının alınması ile bu hususta Yönetim Kurulunca alınacak karardan sonraki ilk başvuru döneminden itibaren (Mart 2024) Doçentlik Bilgi Sisteminin (DBS) açılmasının uygun olacağı” kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. Anayasa’nın ilgili hükümleri uyarınca:
II. Cumhuriyetin nitelikleri
Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
[…]
V. Devletin temel amaç ve görevleri
Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
[…]
XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
Madde 11 – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
[…]
I. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması
Madde 13 – Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
[…]
IV. Özel hayatın gizliliği ve korunması
A. Özel hayatın gizliliği
Madde 20 – Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
[…]
VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı
Madde 74 – […] Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.
[…] 8. Anayasa Mahkemesinin kararları
Madde 153 – Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde
Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın
Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.
6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca:
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
7. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Doçentlik ve atama” başlıklı 24’üncü maddesinin ilgili
hükümleri uyarınca:
Madde 24 – a) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen takvime göre yılda en az iki kez yapılır.
Doçentlik başvuruları için aşağıdaki şartlar aranır:
[…] (3) Üniversitelerarası Kurulun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından her bir bilim veya sanat disiplininin özellikleri dikkate alınarak belirlenecek yeterli sayı ve nitelikte özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak.
b) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir.
Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın yayın ve çalışmalarını değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. Jüri üyelikleri, jüri, değerlendirmeye esas alınan raporlar ve başvuru sonucu ilgililere elektronik ortamda erişime açılır ve bu bilgiler, erişime açıldığı tarihi izleyen beşinci gün ilgililere tebliğ edilmiş sayılır.
c) Üniversitelerarası Kurulca yeterli yayın ve çalışmaya sahip olduğuna karar verilen adaya doçentlik unvanı verilir.
ç) Doçentlik başvurularında adayların yayın ve çalışmalarına ilişkin esas ve usuller Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında
Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. Yükseköğretim kurumlarının belirlediği ek koşullar arasında sözlü sınavın yer alması halinde bu sınav Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulacak jürilerce yapılır.
e) Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar.
8. 7085 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 4’üncü maddesi uyarınca (Anayasa Mahkemesinin
9.11.2022 tarihli ve E: 2018/80, K: 2022/136 sayılı kararı ile iptal edilmiştir):
Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olması ya da değerlendirilmesi sebebiyle görevden uzaklaştırılan veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılan doçent adaylarının, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca veya adli soruşturma ya da kovuşturma sonuçlanıncaya kadar doçentlik başvurularına ilişkin işlemler durdurulur. Bunlardan haklarında kamu görevinden çıkarılma veya mahkumiyet kararı verilenlerin doçentlik başvuruları iptal edilir.
9. Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun 07.08.2023 tarihli ve 2023/10 sayılı
toplantısında alınan karar uyarınca:
[…] 7085 sayılı Kanun hakkında 20 Temmuz 2023 tarih 32254 sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan
Anayasa Mahkemesi’nin 2018/80 E. 2022/136 K. Sayılı iptal kararı uyarınca bu kararın nasıl uygulanacağı, 7085 sayılı Kanun kapsamına giren ve doçentlik süreçleri durdurulan ya da iptal edilen adaylar hakkında izlenecek yol ve Doçentlik Komisyonu’nun 27.01.2017 tarihli toplantısında alınan karar hakkında Komisyon görüşü istenmektedir.
Komisyonumuzca yapılan inceleme sonucunda; […]
-Anayasa Mahkemesi’nin 2018/80 E. 2022/136 K. Sayılı iptal kararına uyularak, – Anayasa Mahkemesi’nin 2018/80 E. 2022/136 K. Sayılı iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından önce 7085 sayılı Kanunun 4. Maddesi uyarınca haklarında kamu görevinden çıkarılma veya mahkûmiyet kararı nedeniyle doçentlik başvuruları iptal edilen doçent adayları hakkında
Anayasası’nın 153. Maddesinin 5. Fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü uyarınca yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığına, – 7085 sayılı Kanunun 4. Maddesi uyarınca görevden uzaklaştırılan veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılan doçent adaylarının, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca veya adli soruşturma ya da kovuşturma sonuçlanıncaya kadar doçentlik başvurularına ilişkin işlemleri durdurulan doçent adayları hakkında ise doçentlik başvuru dosyalarında farklı hukuki durumların ve aşamaların ortaya çıkması hususları göz önüne alındığında doçentlik süreci durdurulan adaylarla ilgili doçentlik dosyalarının
Anayasa mahkemesinin ilgili kararı doğrultusunda tek tek değerlendirilmesinin uygun olduğuna, – Bu konu ile ilgili yapılan başvuruların inceleme ve değerlendirilmesinin de Doçentlik Komisyonu’nca yapılmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan “Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran özetle; Anayasa Mahkemesinin 9.11.2022 tarihli ve E:2018/80, K: 2022/136 sayılı kararını gerekçe göstererek, 2015 yılındaki doçentlik başvurusu geçerli sayılarak doçentlik unvanın o tarihte başvuran emsallerle aynı tarihli olarak verilmesinin; doçentlik başvurusu yaptığı tarihten bu yana beş yıldan fazla süre geçmiş olması sebebiyle emsalleri gözetilerek tarafına profesörlük unvanın verilmesinin teminini; şayet bu taleplerinin karşılanması mümkün değil ise bundan sonraki doçentlik başvurularına ilişkin engellerin kaldırılmasının sağlanmasını talep etmiştir 12. İdare tarafından konuya ilişkin olarak sunulan açıklamada, “ilgililerin doçentlik başvurularının alınması ile bu hususta Yönetim Kurulunca alınacak karardan sonraki ilk başvuru döneminden itibaren (Mart 2024) Doçentlik Bilgi Sisteminin (DBS) açılmasının uygun olacağı” kanaatine varıldığı ifade edilmiştir.
13. Ayrıca, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun 07.08.2023 tarihli ve 2023/10 sayılı toplantısında alınan karar uyarınca, Anayasa’nın 153’üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez” hükmü gereği, 2015 yılındaki başvuru hakkında yapılacak bir işlem bulunmadığının değerlendirildiği anlaşılmıştır.
a. Başvuranın 2015 yılında yapmış olduğu doçentlik başvurusunun kabulünün sağlanması yönündeki taleplerine ilişkin değerlendirme.
14. 7085 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde, hüküm kapsamında yürütülecek işlemler açısından ikili bir ayrıma gidildiği görülmektedir.
15. Anılan madde hükmünün birinci cümlesi uyarınca, belirli sebeplerle görevden uzaklaştırılan veya haklarında adli soruşturma ya da kovuşturma yapılan doçent adaylarının, görevden uzakta geçirdikleri süre boyunca veya adli soruşturma ya da kovuşturma sonuçlanıncaya kadar doçentlik başvurularına ilişkin işlemler durdurulmaktadır. Dolayısıyla bu durumda doçentlik işlemleri askıya alınmakta ve sebep unsurunda gösterilen görevde uzaklaştırma işlemenin veya adli soruşturma ya da kovuşturma işleminin sonucuna göre tekrar işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
16. Madde hükmünün ikinci cümlesinde ise haklarında kamu görevinden çıkarılma veya mahkûmiyet kararı verilen doçent adaylarının doçentlik başvurularının iptal edileceği düzenlenmiştir. Bu durumda doçentlik başvurusu ortadan kalkmak suretiyle süreç nihayete ermektedir. Buna mukabil, söz konusu iptal işleminin o tarihte yürürlükte bulunan mezkûr Kanun hükmüne dayanılarak alınmış olması ve Anayasa’nın 153’üncü maddesinde düzenlenen iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin kural birlikte gözetildiğinde; hükmün iptaline yönelik Anayasa Mahkemesince verilen karar sonucunda, doçentlik başvuru sürecinin kendiliğinden canlanmış sayılacağını söylemek mümkün gözükmemektedir.
17. Bununla birlikte konuya ilişkin olarak yapılacak değerlendirmede, iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin kuralın temel amacı ile anılan kuralın mutlak bir şekilde uygulanmasının kişilerin temel hak ve hürriyetleri üzerinde doğurabileceği etkiler göz önünde bulundurulmalı; bu kapsamda
Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının gerekçesinin ve buna karşılık hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak İdare tarafından yapılması gerekli düzeltici işlemler olup olmayacağının irdelenmesi gerekmektedir.
18. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin kuralın, hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin sağlanmasına yönelik olduğunu, bu bağlamda özellikle kazanılmış hakları ortadan kaldıracak nitelikteki sonuçların ortaya çıkmasının önüne geçilmesinin amaçlandığını söylemek mümkündür. Bununla birlikte söz konusu ilkenin mutlak şekilde uygulanması halinde temel hak ve hürriyetlerin zarar görmesi ihtimalinin doğabileceği de açıktır.
19. Kamu Denetçiliği Kurumunun 2023/3694 başvuru numaralı dosya ile ilgili olarak vermiş olduğu
19.01.2024 tarihli ve 2024/637- sayılı kararında;
“[…] Doktrinde Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümemesinin gerekçesi olarak iptal kararlarının, “kazanılmış hakları” ortadan kaldırıcı bir sonuç doğurmasının önlenmesi belirtilmektedir.
[…] Bir kanun maddesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaktaki temel amaç, anayasaya aykırı olduğu düşünülen düzenlemenin uygulanmasına bir an önce son verilmesidir. Zira Anayasa’ya aykırı olan bir hükmün uygulanması nedeniyle bireysel kazanılmış hakların ortaya çıkabilme ihtimali olduğu gibi, bireylerin temel haklarının çok ciddi zarar görmesi, ihlal edilmesi de gündeme gelebilir. Anayasa’nın 153’üncü maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, sadece lafzen yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabilir. Bu noktadan hareketle yukarıda belirtildiği üzere doktrinde, iptal kararlarının geriye yürümemesi kuralının iptal kararından önce yapılmış hukuksal işlemlerden kaynaklı kazanılmış hakların muhafazasına yönelik olduğu, iptal edilen kanunlardan dolayı hakları ihlal edilenler bakımından, hakların geri elde edilebilmesi bakımından iptal kararlarının geriye yürümesi gerektiği yönünde görüşler bulunmaktadır.
Şeklindeki açıklamalara yer verilmek suretiyle bu hususlar vurgulanmıştır.
20. Anayasa Mahkemesinin 9.11.2022 tarihli ve E:2018/80, K: 2022/136 sayılı kararının “C. Kanun’un 4.
Maddesinin İncelenmesi” başlığı altında özetle; “[…] kişilerin doçentlik başvurularına bağlı olarak doçentlik unvanını iktisap etme hakkından yararlandırılmamasını öngören kural, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamındaki özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sınırlama getirmektedir.
[…]
Doçentlik başvurusu iptal edilen kişilerin zaten kamu görevinden çıkarılan veya haklarında mahkûmiyet kararı verilen dolayısıyla kamu görevine girme şartlarını kaybeden kişiler oldukları gözetildiğinde bu kişilerin doçentlik başvurusunun iptalini öngören kuralın doçentlik unvanın kamu görevi dışında başka alanlarda kullanılmasına da engel teşkil ettiği görülmektedir. Doçentlik unvanının bilimsel yeterliliğe bağlı olarak iktisap edilebilecek bir unvan olduğu dikkate alındığında bu unvanın iktisabının dolayısıyla kamu görevi dışında kalan faaliyet alanlarında kullanımının engellenmesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevap vermediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralla özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
[…]”
Şeklindeki gerekçelere yer verilmiş ve anılan Kanun’un 4’üncü maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
21. 7085 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin, Anayasa’nın 20’inci maddesinde düzenleme altına alınan
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” hükmüne aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; mezkûr
Kanun hükmüne dayanılarak gerçekleştirilen iptal işlemlerinin de esasen ilgili kişilerin temel haklarının ihlal edilmesi sonucunu doğurduğu çıkarımında bulunmak mümkündür.
22. 7085 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin iptal edilmesinden sonraki süreçte, ilgili kişilerin doçentlik başvurusunda bulunmalarının önündeki söz konusu engelin artık kalktığı ve diğer şartları taşımları halinde tekrar doçentlik başvurusunda bulunabilecekleri açıktır. Bu bağlamda başvuranın isteği halinde Ekim 2023 döneminde tekrar başvuruda bulunabilmesi de mümkün olmalıdır. İdare tarafından verilen cevapta ilgililerin doçentlik başvurularının alınması ile bu hususta Yönetim Kurulunca alınacak karardan sonraki ilk başvuru döneminden itibaren (Mart 2024) Doçentlik Bilgi Sisteminin (DBS) açılmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı ifade edilmiştir. Bu husus telafi edici bir etkiye sahip olmakla birlikte, arada geçen süre içerisinde doçentlik başvurusu sürecine ilişkin düzenlemelerde meydana gelen değişikliklerin ve bunların ilgili kişiler üzerinde yarattığı muhtemel etkilerin göz ardı edilmemesi gereklidir.
23. Örneğin somut olayda başvuran 2015 döneminde doçentlik başvurusunda bulunmuş olup belirtilen dönemde yürürlükte bulunan “Doçentlik Sınav Yönetmeliği” hükümlerine tabidir. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sürede Doçentlik Sınav Yönetmeliğinde bir takım değişiklikler yapılmış ancak en önemlisi 15.04.2018 tarihli ve 30392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Doçentlik Yönetmeliği” uyarınca Doçentlik Sınav Yönetmeliği yürürlükten kaldırılarak doçentlik değerlendirmesine ilişkin usul ve esaslar kapsamında önemli değişikliklere gidilmiştir. Geçen süre içerisinde, başta yayım şartları ve eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin şartlar olmak üzere doçentlik için aranan asgari başvuru şartlarında da kapsamlı değişikliklere gidildiği anlaşılmaktadır.
24. Başvuranın ve benzer durumda olan kişilerin akademik kariyerlerinden uzak kalmış olmalarının bir sonucu olarak mevcut asgari başvuru şartlarının sağlanması hususunda zorluklarla karşılaşabilecekleri açıktır. Bu durum ise hakkaniyete aykırı sonuçlar ortaya çıkartacaktır.
25. Diğer yandan konunun değerlendirilmesinde başvuranın öznel durumu tek başına gözetilmemelidir.
Başvuran ve benzer durumda bulunan başkaca kişilerin doçentlik başvuru süreçlerinin farklı farklı aşamalarda sonlandırılmış olması muhtemeldir. Bu durumda, genel olarak doçentlik başvurusu iptal edilenlere ilişkin sürecin kaldığı yerden devam ettirilmesi gerektiği yönündeki bir çıkarımın da hukuki istikrarın bozulmasına sebep olabileceği değerlendirmeye alınmalıdır.
26. Keza, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı Yönetim Kurulunun 07.08.2023 tarihli ve 2023/10 sayılı toplantısında alınan kararda, “7085 sayılı Kanunun 4. Maddesi uyarınca […] doçentlik başvurularına ilişkin işlemleri durdurulan doçent adayları hakkında ise doçentlik başvuru dosyalarında farklı hukuki durumların ve aşamaların ortaya çıkması hususları göz önüne alındığında doçentlik süreci durdurulan adaylarla ilgili doçentlik dosyalarının Anayasa mahkemesinin ilgili kararı doğrultusunda tek tek değerlendirilmesinin” uygun olacağı ifade edilmiştir.
27. İdarenin, iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine ilişkin kuralı mutlak bir şekilde uygulamak yerine, doçentlik başvurusu iptal edilen adaylar hakkında da benzer bir yol izlemesi kanaatimizce mümkündür. Bu bağlamda, İdare tarafından konuya ilişkin düzeltici tedbirleri almak üzere bir düzenleme getirilebilir ve ilgili kişilerin durumları tek tek değerlendirilmek suretiyle sürecin yürütülmesi ve sonuçlandırılması sağlanabilir. Böyle bir yaklaşım kişilerin temel haklarının korunması ve hakkaniyete uygun sonuçların ortaya çıkartılması açısından önem arz etmektedir.
28. Açıklanan tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde; başvuranın 2015 yılında yapmış olduğu doçentlik başvurunun doğrudan işleme alınarak sonuçlandırılması talebi ile buna ilişkin diğer taleplerinin reddi gerektiği; diğer yandan iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralına istinaden İdare tarafından hiçbir düzeltici işlem yapılmamasının da hukuka ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı, dolayısıyla yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde ÜAK tarafından konuya ilişkin değerlendirmenin yapılmasının; gerekli düzenleyici işlemlerin tesis edilmesinin ve doçentlik başvurusu iptal edilen adaylar açısından da sürecin hakkaniyete uygun şekilde ilerletilmesinin uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
b. Başvuranın, ilk talebinin kabul görmemesi halinde bundan sonraki doçentlik başvurularına ilişkin engellerin kaldırılması yönündeki talebine ilişkin değerlendirme.
29. Anayasa Mahkemesinin 9.11.2022 tarihli ve E: 2018/80, K: 2022/136 sayılı kararı uyarınca, 7085 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul
Edilmesine Dair Kanun’un 4’üncü maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup anılan karar 20.07.2023 tarihli ve 32254 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bu bağlamda, geçerli başkaca bir engel bulunmaması halinde başvuranın Ekim 2023 döneminde doçentlik başvurusunda bulunabilmesine yönelik gerekli işlemlerin İdarece tesis edilmesi gerekeceği açıktır.
30. İdare tarafından verilen iletilen cevapta, ilgililer hakkında Doçentlik Bilgi Sisteminin (DBS) Mart 2024 dönemi itibarıyla açılmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı ifade edilmiş olmakla birlikte doçentlik başvurusu sürecine ilişkin düzenlemelerde meydana gelen değişikliklerin ve bunların ilgili kişiler üzerinde yaratacağı muhtemel etkilerin göz ardı edilmemesi gerektiği yukarıdaki açıklamalarımızda vurgulanmıştır (bkz. §22).
31. Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın Ekim 2023 dönemine ilişkin doçentlik başvurusunun başkaca bir sebep gösterilmeksizin işleme alınmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca, inceleme ve araştırma kapsamında ilgili idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığı hususları da Kurum tarafından gözetilmektedir.
33. Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana verilen cevaplarda “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uyulmadığı tespit edildiğinden bundan sonraki işlemlerde söz konusu ilkelere uyulması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
34. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Söz konusu 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
35. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle başvurunun KISMEN REDDİ, KISMEN KABULÜNE; Başvuranın 2015 yılında yapmış olduğu doçentlik başvurusunun doğrudan işleme alınarak sonuçlandırılması, bu bağlamda tarafına doçentlik unvanı ile emsalleri gözetilerek profesörlük unvanının verilmesi yönündeki taleplerinin REDDİNE, Gerekçede belirtilen açıklamalar gözetilerek, konuya ilişkin değerlendirmenin yapılmasının, gerekli düzenleyici işlemlerin tesis edilmesinin ve bu bağlamda doçentlik başvurusu iptal edilen tüm adaylar açısından sürecin hakkaniyete uygun şekilde ilerletilmesinin temini; diğer yandan başvuranın talebi gözetilmek suretiyle Ekim 2023 döneminde yapmış olduğu doçentlik başvurusunun işleme alınmasının sağlanması hususlarında ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi