|
ÖZET: Bu karar, bir akademisyenin doçentlik başvurusuna ilişkin makalesinin, ilgili kişinin doçentlik şartlarını sağlayıp sağlamadığı bilgisinin verilmemesi üzerine yapılan başvurunun incelenmesine dayanmaktadır. Uyuşmazlık, talep edilen bilginin bilgi edinme hakkı kapsamında olup olmadığı ve bu hakkın istisnalarının uygulanıp uygulanmayacağı üzerine yoğunlaşmıştır. Anayasa ile güvence altına alınan bilgi edinme hakkının, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde etkin bir şekilde kullanılmasının gerekliliği vurgulanmıştır.
Kararda, akademisyenin makalesinin, kamuya açık bir bilgi niteliğinde olduğu ve bu bilginin açıklanmasının, ilgili kişinin özel hayatına haksız bir müdahale oluşturmayacağı belirtilmiştir. Bilgi edinme hakkının, kamu yararını gözeterek genişletilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesi ve ilgili bilginin verilmesi tavsiye edilmiştir. Bu durum, kamu idarelerinin bilgi edinme taleplerine karşı daha şeffaf ve hesap verebilir bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 12656-12656 |sayi|53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/511 2018/ 511
KARAR TARİHİ : 16/07/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
: –
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuru belgesinde ismi kayıtlı bir akademisyene ait makalenin, bu kişinin doçentlik başvuru şartlarını sağladığı makalesi olarak kabul edilip edilmediği bilgisinin tarafına verilmemesinden kaynaklanan ihtilafın çözüme kavuşturulması talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 15/01/2018 15.1.2018
I. USUL
( 1) Başvurucu tarafından aynı konuda iletilen başvuru hakkında Kurumumuzca, Yükseköğretim
Kurumu Başkanlığına muhatap 2017/ 12537 başvuru numaralı ve 2.11.2017 tarihli Gönderme Kararı verilmiş olup; bahse konu karar hakkında adı geçen Başkanlık tarafından herhangi bir işlem tesis edilmediği gerekçesi ile aynı kişi tarafından yeniden Kurumumuza başvurulmuştur .
II. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
( 2) Başvurucu tarafından, 26.2.2017 tarihinde numara ile kayıt altına alınan
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına muhatap başvurusu ile Doç . Dr. ’ın, dergisinin Volume 22, No: 2, sayfa 468- 471’de yayımladığı “ ( )” isimli makalesinin, adı geçenin doçentlik başvuru şartlarını sağladığı makalesi olarak kabul edilip edilmediği bilgisinin tarafına verilmesini talep ettiği, gerçekleştirdiği onca girişime rağmen söz konusu başvurusunun ancak 31.7.2017 tarihinde, “istediği bilginin tarafına verilemeyeceği” şeklinde cevaplandırıldığı iddia ve şikâyet edilerek, bahse konu 26.2.2017 tarihli bilgi edinme başvurusunun gereğince cevaplandırılması talep edilmektedir .
1 / 9III. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
( 3) Verilecek karara esas olmak üzere ve başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti amacı ile Kurumumuzca, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ve Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir .
( 4) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 13.3.2018 tarih ve E . sayılı yazısı ekinde alınan
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının 8.3.2018 tarih ve E . sayılı yazısında, “A .B’nin
Başbakanlık İletişim Merkezi aracılığıyla sayılı başvuruyla 2016 yılı öncesi Ziraat
Orman ve Su Ürünleri Temel Alanına ait Başvuru Şartları ile ilgili sorusunun Kurulumuz tarafından cevaplanması istenmiş olup, Doçentlik Sınavı Başvuru Alanları ve Başvuru Şartlarına Kurulumuzun web sayfasından ulaşılabildiği ayrıca web adresi verilerek bildirilmiştir . (Ek-l) (Bilgi Edinme Hakkı
Kanunun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesi gereğince) Bu defa ilgili Başbakanlık İletişim Merkezi aracılığıyla sayılı başvuruyla Atatürk
Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyelerinden Doç . Dr. ‘ın 2013 yılı Nisan döneminde yaptığı doçentlik başvurusunda, başvuru dosyasında bulunan ve başvuru şartlarım sağladığı makale isimlerini istemiş olup, ilgilinin bu talebinin bilgi edinme kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceği bildirilmiştir . (Ek- 2) (Bilgi Edinme Hakkı Kanunun Uygulanmasına İlişkin
Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 32. maddesi gereğince)” şeklinde açıklamaya yer verilmiştir .
( 5) Bunun üzerine Kurumumuzca, 19.3.20187 tarih ve E . sayılı yazı ile şikâyet başvurusuna konu somut bilgi edinme talebinin, Doç . Dr. ’ın doçentlik başvuru şartlarını sağladığı makale isimlerinin bildirilmesi hususunun olmadığı; Doç . Dr. ’ın, dergisinin Volume 22, No: 2, sayfa 468- 471’de yayımladığı “
” isimli makalesinin, doçentlik başvuru şartlarını sağladığı makale olarak kabul edilip edilmediği bilgisinin verilmesinden ibaret olduğu ifade edilmiş ve meselenin Başkanlıklarınca yeniden ele alınıp, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu hükümleri doğrultusunda bahsi geçen bilginin ilgiliye verilip verilmeyeceği hususundaki değerlendirmeleri talep edilmiştir . Başkanlığın konu hakkındaki değerlendirmesinin Kurumumuza iletilmemesi üzerine bu husus, 18.4.2018 tarih ve
E . sayı ve 23.5.2018 tarih ve E . sayılı yazılarımız ile tekiden hatırlatılmıştır .
( 6) Üniversitelerarası Kurul Başkanlığından alınan 31.5.2018 tarih ve E . sayılı yazı ile “Doç .
Dr. ’ın 2013 Nisan döneminde yaptığı doçentlik başvurusunda başvuru dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile başvuru şartlarını sağladığı makale isimlerinin verilemeyeceği” hususu bildirilmiştir .
IV. İLGİLİ MEVZUAT
( 7) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11 inci maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu düzenlenmiş;
“Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde de herkesin bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahip olduğunu güvence altına
2 / 9almıştır .
( 8) 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun; ( 8.1) Bilgi edinme hakkının kullanımına ilişkin esas ve usullerin belirlendiği “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde, demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine atıf yapılmıştır .
( 8.2) “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “Bilgi”, kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veri şeklinde tanımlanmıştır .
( 8.3) “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesinde , kurum ve kuruluşların, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlü olduğu ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu
Kanuna aykırı hükümlerinin uygulanamaz olduğu hususu düzenlenmiştir .
( 8.4) Bilgi edinme hakkının sınırlarının belirlendiği Dördüncü Bölümde yer alan “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı 21 inci madde, “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır . Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir .” hükmünü amildir .
( 8.5) “Ceza hükümleri” başlıklı 29 uncu maddesinde, “Bu Kanunun uygulanmasında ihmâli, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması gerektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tâbi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır .” hükmüne yer verilmiştir .
( 9) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Kurumun görevi başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır .
( 10) 27.4.2004 tarih ve 25445 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bilgi Edinme
Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkındaki Yönetmelik hükümleri .
V. KAMU DENETÇİSİ ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
( 11) Şikâyet dilekçesinde yer verilen iddialar ile ilgili kamu idaresinden alınan bilgi, belge ve değerlendirme birlikte göz önünde bulundurulduğunda, gerekçe bölümünde açıklandığı şekilde; başvuruya konu, Doç . Dr. Gonca Alak’ın, dergisinin Volume 22, No: 2, sayfa 468- 471’de yayımladığı “
3 / 9” isimli makalesinin, adı geçenin doçentlik başvuru
şartlarını sağladığı makalesi olarak kabul edilip edilmediği bilgisinin verilmesi talebinin reddine yönelik idari işlemin, bu Kararda be lirtilen hususlar gözetilmek suretiyle, yeniden değerlendirilmesi ve bahse konu bilginin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanun kapsamında başvurana verilmesi, hususunda Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına ilişkin hazırlanan bu öneri
Kamu Başdenetçisine sunulmuştur
VI. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme ( 12) Şikâyet başvurusu, ( 2) numaralı paragrafta yer verildiği üzere, başvuru belgesinde ismi geçen akademisyenin, dergisinin Volume 22, No: 2, sayfa 468- 471’de yayımladığı “ isimli makalesinin, ilgilinin doçentlik başvuru şartlarını sağladığı makalesi olarak kabul edilip edilmediği bilginin tarafına verilmemesinden kaynaklanan ihtilafın halli amacı ile
Kurumumuza iletilmiştir .
( 13) Başvuruya konu uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması amacı ile iki meselenin aydınlığa kavuşturulmasına çalışılmıştır . Bunlar, bahse konu bilginin, mer ’i mevzuat açısından bilgi edinme hakkının kapsamına girip girmediği ve bilgi edinme hakkının sınırını belirleyen istisnalardan birisine dayanak teşkil edip etmediği hususları olarak belirlenmiştir .
( 14) Anayasal düzeyde tanınan ve koruma altına alınan bilgi edinme hakkının kullanımı, 4982 sayılı
Bilgi Edinme Hakkı Kanununun 5 inci maddesinde kayıtlı “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler .” hükmü ile güvence altına alınmıştır .
( 15) Kanunun 3 üncü maddesinde ise bilgi edinme hakkının konusunu oluşturan “bilginin”, kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu kayıtlarda yer alan her türlü veri; “belgenin” ise yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcıları şeklinde tanımlandığı görülmektedir .
( 16) Bilgi edinme hakkına konu edilecek bir üstteki paragrafta tanımlı “bilgi” ve “belge” ise ücretsiz olarak veya aynı Kanunun 10 uncu maddesi hükmü uyarınca, erişimin gerektirdiği maliyet tutarı kadar bir ücreti bütçeye gelir kaydedilmek sureti ile temin edilebilecektir .
( 17) Bu açıdan bakıldığında, başvuru belgesinde ismi geçen akademisyenin, dergisinin Volume 22, No: 2, sayfa 468- 471’de yayımladığı “ isimli makalesinin, ilgilinin doçentlik başvuru şartlarını sağladığı makalesi olarak kabul edilip edilmediği bilgisinin, 4982 sayılı Kanun kapsamında tanımlanan bilgi olduğu hususunda bir tereddüt
4 / 9bulunmamaktadır .
( 18) Bilgi edinme hakkının öneminden hareketle, Anayasa ile güvence altına alınan bilgi edinme hakkının kullanımının zorlaştırılması veya imkânsız hale getirilmesinin önüne geçmek amacı ile
4982 sayılı mezkûr Kanunun 5 inci maddesi uyarınca, kamu kurum ve kuruluşları, bu Kanunda yer
alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri alma yükümlüğünde bırakılmıştır . Nitekim 4982 sayılı Kanunda bilgi edinme hakkının istisnaları tek tek sayılmış olup; Kanunun Dördüncü Bölümünde 15 ila 27 nci maddeleri arasında yer alan bu istisnaların, yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyelerden oluştuğu görülmektedir . Bilgi edinme hakkının istisnalarının somut olarak belirlenmesi esasen, bilgi edinme hakkının kullanımının temel amaç ve gayesinin belirlendiği aynı Kanunun 1 inci maddesinde vücut bulan demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır .
( 19) Bu noktada 4982 sayılı Kanunun “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı 21 inci maddesinde yer alan “Kişinin izin verdiği hâller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması hâlinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, meslekî ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır .
Kamu yararının gerektirdiği hâllerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir .” hükmünün yakından incelenmesi önem arz etmektedir .
( 20) Öncelikle, özel hayatın gizliliği ve korunması kavramı; bireyin kişiliğini geliştirmek ve manevi değerlerine güvence altına almak için başkaları tarafından bilinmesini istemediği hususların oluşturduğu ve korunması hukuken gerekli görülen hayat üzerindeki hak olarak tanımlanabilir .
[“Devlet ve Kitle İletişim Araçları Karşısında Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması”, Kazancı Yayınları, Prof . Dr . Ersan
Şen, İstanbul 1996, s.8.) Bu öneminden dolayı özel hayatın gizliliği ilkesi, hem ulusal hem de uluslararası hukuk tarafından güçlü bir güvence altına alınmıştır .
( 21) Diğer yandan, özel hayatın kapsamının belirlenmesi de önem arz etmektedir . Günlük hayatta kişinin hayatını parçalara bölüp özel hayatın kapsamını belirlemenin mümkün olmamasından yola çıkarak, ayrıntılı bir şekilde tartışılan bu kavramın somutlaştırılması amacı ile öğretide, kişinin hayat çevresi; ortak hayat (kamusal hayat), özel hayat ve gizli hayat olmak üzere üçlü bir ayrıma tabi tutulmaktadır . [“Şahsiyetin Akit Dışı İhlallere Karşı Korunmasının İşleyiş Tarzı ve Basın Yoluyla İhlallere Karşı Özel
Hayatın Korunması”, Prof . Dr . Haluk Tandoğan, AÜHF Dergisi, Ankara 1963, S.1- 4, s.26; “Demokratik Yönetimin
Birinci Adımı Bilgi Edinme Hakkı”, Doç . Dr . Gürsel Özkan, Türkiye Kamu-Sen Yayınları, Ankara 2004, s.82]
Buradan hareketle, “… Ortak hayat, kişinin herkese açık olan sosyal olaylarını içermekte, özel hayat ise her bireyin sıkı bağlarla bağlı bulunduğu yakınları, dostları ve tanıdıklarıyla paylaşmak istediği kapısının arkasında yaşadığı ‘iç hayat’ olaylarını kapsamaktadır . Gizli hayat ise, kişinin kendilerine açıklanan kişiler hariç başkalarının bilgisi dışında tutulması gereken olaylarını ve jestlerini içermektedir .” [“İdare Hukukunda Bilgi Edinme Hakkı”, Doç . Dr . Cemil Kaya, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2005,s.285, Özkan, a .g.e . s.82] Bu ayrım ve tanım çerçevesinde kural olarak kişinin kamusal/ortak
5 / 9hayatının bilgi edinme hakkına konu olabileceği, özel ve gizli hayatının ise istisna kapsamına
girdiği değerlendirilmektedir .
( 22) Meseleye şikâyete konu somut olay açısından yaklaştığımızda; uyuşmazlık konusunun, bir akademisyenin özel hayatından farklı olarak kamusal hayatına ait bir bilgi talebinden oluştuğu anlaşılmaktadır . Zira başvuruya konu bilgi, kamusal bir bilgi olup; kişinin akademik çalışmasına dair bilginin bir kişisel veri niteliğinde özel hayatın gizliliği çerçevesinde bilgi edinme hakkının istisnaları arasında yer alabileceği düşünülse ve bu bilginin kural olarak kişinin rızası dışında üçüncü kişilerle paylaşılmasının mümkün olmayacağı düşünülse de kamu yararının gerektirmesi ve üstlenilen kamusal görev nedeni ile bilgi edinme hakkının konusunu oluşturacağı değerlendirilmektedir . Üstelik bu bilginin açıklanması, ilgili kişinin özel hayatına haksız bir müdahale olarak görülemeyecektir . Somut olayda da bahse konu akademisyenin isimli makalesi, bu kişiye ait bir kişisel veri vasfı yanı sıra aynı zamanda da bir fikir ve sanat eserdir . Fakat yanı sıra bu bilgi, bir akademisyene doçentlik unvanı verilmesi noktasında gereken şartları taşıyıp taşımadığının tespiti açısından başvurucunun ve kamuoyunun bilmeye hakkı olan bir bilgi niteliğindedir . Zira burada, Anayasal bir hak olan kamu hizmetine girme hakkına ilişkin sonuç doğuran ve buna ilişkin usul ve esasların ilgili kanun ve yönetmeliklerle belirlendiği kamusal bir işlem söz konusudur . Daha somut ifade ile belirli bir akademik kadroya atanmak isteyen bir adayın yürütmüş olduğu akademik çalışması ve yapmış olduğu yayının bilimsel kıstaslara uygun olup olmadığı ve böylece atamanın objektif ve bilimsel kriterlere uygun olarak yapılıp yapılmadığı değerlendirilebilecek ve atanamayan adayların şüpheleri giderilecektir . Bu durum kişiye özel değil genel nitelikte işlemlerden sayılması sebebiyle özel hayatın gizliliği istisnası kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir . [“Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Kararlarında Özel
Hayatın Gizliliği İstisnası” başlıklı makale, Dr . Hasan Gök, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi, TBB Dergisi, 2012, S. 99, s. 161, 162]
B. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme ( 23) Anayasal haklardan birisini oluşturan “dilekçe ve bilgi edinme hakkı”, diğer temel hak ve özgürlüklerin (yaşam, ifade, toplantı, kamu politikalarına katılım, çevre, mülkiyet hakları vs.)
işlerliğine imkân vermesi yanı sıra; şeffaflık ilkesi başta olmak üzere, hukuka bağlı ve iyi yönetişim ilkelerine dayalı kamu idaresi anlayışının tesisinde anahtar öneme haiz bir araçtır . Bilgi edinme hakkı bu yönü itibari ile uzmanlar tarafından, en temel insan haklarından birisi olarak nitelendirilmekte olup; hem uluslararası belgelerde hem de ulusal mevzuat metinlerinde son dönemde güçlü bir şekilde yer bulmaya başlamıştır .
( 24) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10 Aralık 1948 tarih ve 217A(III) sayılı Kararıyla ilan edilen, 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 6 Nisan 1949 tarih ve
9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde tamim edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 19
uncu maddesinde kayıtlı, herkesin bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırma, elde etme ve yayma hakkına sahip olduğu hususunu ifade etmek sureti ile bilgi edinme hakkının kullanımına işlerlik kazandıran uluslararası düzeyde temel belgelerden birisi olmuştur .
( 25) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme, “bilgi edinme” başlığı altında herhangi bir somut hak veya özgürlük alanı tanımlamamakla beraber; “İfade özgürlüğü”
6 / 9başlıklı 10 uncu maddesi ile bilgi edinme hakkına da işlerlik kazandıracak şekilde ifade özgürlüğün
sınırını belirlemiştir . Bu maddeye göre ifade özgürlüğünün kapsamı, herkesin, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğü şeklinde belirlenmiştir . Madde hükmünde geçen “haber ve görüş” kelimesinin, bilgi ve belgeyi de kapsayacak şekilde yorumlanması, Sözleşmenin temel uygulayıcı organı olan Mahkemenin verdiği kararlar vasıtası ile mümkün olmaktadır . Mahkemenin çok sayıda kararı ile taraf devletlerin özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve etkili başvuru hakkının kullanım alanındaki sorumlulukları genişletilmiş; söz konusu sorumluluk, bilgi edinme hakkı ile de bağlantılı bir şekilde bu hakkın işlerliğine de imkân sağlayacak surette yorumlanmıştır .
( 26) Bilgi edinme hakkı sadece gerçek kişiler için değil; birey grupları, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, medya ve diğer toplum kesimleri açısından da önem arz etmektedir . Bu sayılan kesimlerin bilgiye erişimi sayesinde, merkezi ve yerel düzeyde siyasi karar alım süreçlerine katılımının önü açılacak, bu sayede her neviden (siyasi, ekonomik, sağlık, eğitim, yatırım vs.) kamu politikalarının daha sağlıklı, gerçekçi ve toplum yararına teşkili noktasında fırsat yakalanacaktır . Bu durum doğal olarak demokratik, çoğulcu ve hukuk kurallarına bağlı modern bir kamu yönetiminin temini ve tesisine ivme kazandıracaktır .
( 27) Görüleceği gibi bilgi edinme hakkı, ülkemizi, demokrasi, insan hakları ve hukuk alanında çok daha ileriye taşıyacak dönüşüme zemin hazırlamakta; hem bireyler hem de kamu idaresi için bir fırsat oluşturmakta; başta “şeffaflık” olmak üzere iyi yönetişim ilkelerine dayalı çağdaş bir yönetim anlayışının ülkemizde yerleşmesine hizmet etmektedir . Bu sayede idarenin birey karşısında her zaman üstün olduğu geleneksel idare anlayışının aksine, bireyi yönetimin bir parçası haline getiren, hatta onu merkeze koyan yeni kamu yönetimi anlayışının oluşmasına katkıda bulunmaktadır .
( 28) Bu öneminden hareketle söz konusu hakkın içeriği ve uygulama sahasının, daraltıcı değil genişletici şekilde yorumlanması ve uygulanmasına yönelik yasal ve idari tedbirlerin alınması önem arz etmektedir . Bu sayede hukukun üstünlüğünün sağlanması , demokrasinin derinleştirilmesi , insan haklarına saygının geliştirilmesi ve ayrıca topluma karşı sorumluluk anlayışı temeline dayanan çağdaş bir kamu hizmeti anlayışının tesisi mümkün olacak; kamu idarelerinin çalışmalarını, kamuoyunun ve sivil toplumun katılımına ve denetimine açık bir surette yürütülmeleri sağlanacaktır .
( 29) Meseleye bu açıdan yaklaştığımızda, kamu idarelerinin bilgi edinme başvurularına, meseleyi kendi mecrasında titizlik içerisinde analiz etmeksizin, otomatik olarak “özel hayatın gizliliği” gerekçesi ile olumsuz yaklaşmamaları gerekmektedir . Bu türden başvurularda, talep edilen bilgi veya belgenin ilgililerin kişisel, ailevi, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturabileceği gerçek durumların ayırt edilmesi, bu türden bilgi ve belge talebinin tefrik edilerek, ihlal niteliğinde olmayan bilgi ve belgenin muhataplara verilmesi ve elde edilecek kamu yararı ile özel hayatın gizliliği ilkesinin iyi muvazene edilmesi önem arz etmektedir .
C. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
( 30) İyi yönetim ilkelerine 28.3.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup;
7 / 9Kurumumuzca 19.3.2018 tarihinde talep edilen ve 18.4.2018 tarih ve E . sayı ve 23.5.2018 tarih
ve E . sayılı yazılarımız ile çabuklaştırılması talep edilen bilgi ve belge isteme yazımıza ancak
31.5.2018 tarihinde cevap verilmiştir . Bu yönü itibariyle Başkanlığın tavrı, “makul sürede karar
verme”, “şeffaflık”, “kararların geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine ve “bilgi edinme hakkına” aykırılık teşkil etmekte olup; Başkanlıktan bundan böyle bu ilkelere uyması beklenmektedir .” ( 31) Yanı sıra, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 11 ve 24 üncü maddeleri kapsamında doçentlik sınavı ile ilgili esasları tespit etmek, jüri üyelerini seçmek, bu sınavları düzenlemek, doçent adaylarının yayın ve araştırmalarını değerlendirmek Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının yetki, görev ve sorumlulukları arasında sayılmıştır . Kurul, kendi internet sitesi üzerinden her yıl yayınladığı şartlara göre oluşturduğu adayların doçentlik dosyalarını, komisyona inceletmektedir .
Başvuran kişinin doçent unvanına hak kazanıp kazanmadığı veya kaç puan aldığı bilgisi kamuoyu ile paylaşılmamakta, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından oluşturulan Doçentlik Bilgi Sistemi üzerinden sadece ilgilisine bildirilmektedir . Bu durumun şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından eksiklik oluşturduğu değerlendirilmektedir . Bunun önüne geçilmesi adına, doçentlik başvuru sonuçları ile kişilerin aldıkları puanlara ilişkin bilginin (yayınlar, projeler, atıflar, patentler vs.)
kamuoyu ile paylaşılmasının, hem iyi yönetim ilkelerinden şeffaflık ve hesap verebilirliği sağlaması hem de bilgi edinme hakkının daha etkili kullanılmasına imkân tanıması açısından önem arz ettiği düşünülmektedir .
VII. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
( 32) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare
Mahkeme lerinde yargı yolu açıktır .
VIII . KARAR
Açıklanan gerekçelerle başvurunun kabulüne; Başvuruya konu, Doç . Dr. ’ın, dergisinin Volume 22, No: 2, sayfa 468- 471’de yayımladığı “
” isimli makalesinin, adı geçenin doçentlik başvuru şartlarını sağladığı makalesi olarak kabul edilip edilmediği bilgisinin verilmesi talebinin reddine yönelik idari işlemin, bu Kararda be lirtilen hususlar gözetilmek suretiyle, yeniden değerlendirilmesi ve bahse konu bilginin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanun kapsamında başvurana verilmesi, hususunda ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
8 / 9Kararın BAŞVURANA, ÜNİVERSİTELERARASI KURUL BAŞKANLIĞINA ve ayrıca bilgi
için YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI NA tebliğine , Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi