TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/12435-S.21.19968

BAŞVURU NO : 2021/5729

KARAR TARİHİ : 27/08/2021

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

MENEMEN BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : 1. derece doğal sit alanı içinde kalan taşınmazdan kaynaklı mağduriyetin giderilmesi istemine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 09/03/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

2 1. Başvuran özetle; İzmir ili, ilçesi, mahallesi, ada, no.lu parselin (300 m ) maliki

olduğunu, taşınmazı tapunun 17.09.1998 tarih ve yevmiye numaralı satış işleminden edindiğini, taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde, ayrık nizam kat konut imarlı olduğunu, Seyrek Belediyesince taşınmaza 04.03.1999 tarih ve ruhsat numarası ile inşaat izni verildiğini ancak daha sonra taşınmazın bulunduğu alanın İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kurulunun 18.02.1999 tarih ve sayılı kararları ile birinci derece doğal sit ilan edildiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da söz konusu alanın nitelikli doğal koruma alanı kapsamına alındığını, aynı durumda 1300 taşınmaz malikinin olduğunu, taşınmazın yanında bulunan

Villakent Kooperatifi ve Yaşamkent Kooperatifinin 1. derece sit kararından etkilenmediğini, bu durumun eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini belirtmekle, mağduriyetinin giderilmesi için taşınmazındaki sit statüsünün kaldırılmasını veya Yönetmeliğe uygun olarak trampa işlemine konu edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 13.04.2021 tarihli ve

sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle:

2.1. 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 644 sayılı “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının

Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” doğrultusunda doğal sit alanları ve tabiat varlıklarına ilişkin yetkinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verildiği; 2.2. Bu kapsamda, konuya ilişkin İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu

Müdürlüğünün 05.04.2021 tarihli ve sayılı yazısında; “Müdürlük arşivinde yapılan incelemede; İzmir İli, İlçesi, Mahallesi, 1. derece doğal sit alanında kalan ada, parselde kayıtlı taşınmazın, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kanunu kapsamında Bakanlığımız yetki çerçevesinde kalan, bugüne kadar tespit ve tescili tamamlanmış herhangi bir arkeolojik, kentsel, tarihi sit veya taşınmaz kültür varlığı korunma alanı içerisinde kalmadığı, alanın 1. derece doğal sit alanı olması nedeni ile konunun İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl

Müdürlüğünden sorulması gerektiği” hususlarının ifade edildiği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

3. İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 08.04.2021 tarihli ve

sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle:

3.1. Arşiv dosyalarında yapılan incelemede tarafından Valiliklerine (Çevre ve Şehircilik İl

Müdürlüğü) yapılan 19.08.2019 tarihli İzmir ili, İlçesi, Köyü, ada, parsel numaralı taşınmazın doğal sit kapsamında çıkarılması veya takas-trampa edilmesi başvurusuna (EK-1) ilişkin yapılan değerlendirme ve yazışmalar neticesinde; Takas-Kamulaştırma işlemlerine ilişkin Bakanlıkları (Tabiat

Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) 07.10.2019 tarih ve sayılı yazısı (EK-2) ile “… Bu kapsamda, söz konusu trampası talep edilen taşınmaz Bakanlık Makamının 07.06.2017 tarihli ve sayılı Olur’u ile onaylanan “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak belirlenen alan içerisinde kaldığı, kesin inşaat yasağı getirilen yapı yasaklı alanlarda kalmadığından trampa ve kamulaştırma işlemleri gerçekleştirilememektedir.” denilmekte olduğu; 3.2. Sit alanında çıkarılması talebine ilişkin Bakanlıkları (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü)

13.01.2020 tarih ve sayılı yazısı (EK-3) ile “…Doğal sit alanının yeni kategorileri (Kesin

Korunacak Hassas Alan, Nitelikli Doğal Koruma Alanı, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım

Alanı) ve sınırları bu rapor kapsamında bilimsel olarak ortaya konulan veriler ve doğal eşikler dikkate alınarak belirlenmiş ve ilgili TVK Bölge Komisyonunca da değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmelerde, alanların habitat parçalanması ile doğal etkileşimlerin bozulmaması ve doğal bütünlüğün korunması amacıyla doğal sit alanının bütününde, doğal eşikler göz önüne alınarak karara bağlanmakta ve sonrasında Bakanlığımızca onaylanmaktadır. Bu kapsamda yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda söz konusu itiraz uygun mütalaa edilmemektedir.” denilmekte olduğu ve yapılan değerlendirmeye ilişkin 15.01.2020 tarih ve sayılı yazı (EK 4) ile başvurana bilgi verildiği; 3.3. Arşiv dosyalarında yapılan incelemede talep konuya ilişkin alınmış herhangi bir yargı kararına rastlanılmadığı, bununla birlikte dava konusu taşınmazın bulunduğu alanı da kapsayan 20. Bölgenin yeni sit statülerinin belirlendiği Bakanlık Makamının 27.04.2018 tarih ve sayılı Oluruna TMMOB tarafından İzmir 4.İdare Mahkemesi’nin esasına kayden Bakanlıkları aleyhine açılan davada,

14/07/2020 tarihli ve sayılı karar (EK-5) ile dava konusu taşınmazın da içerisinde bulunduğu no.lu poligonun yeni sit kategorilerinin iptal edilmiş olduğu ve sonuç olarak taşınmazın eski sit kategorisi olan 1. Derece Doğal Sit alanı içerisinde kaldığının anlaşıldığı; 3.4. İzmir ili, İlçesi, Mahallesi, ada, numaralı parselin, İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve sayılı kararı (EK-

6) ile belirlenen I. (birinci) derece doğal sit alanı içerisinde kalmakta iken, Doğal sit alanlarına ilişkin yetki

Bakanlıklarına (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ) geçtikten sonra yapılan değerlendirme neticesinde, taşınmazın İzmir 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 12.01.2018 tarih ve sayılı kararı (EK-7) ile uygun bulunarak, Bakanlık Makamının 27.04.2018 tarih ve sayılı Bakanlık

Makamı Oluru (EK-8) ile tescil edilen “Nitelikli Doğal Koruma” alanında kaldığı, ancak bahse konu

Olur’un yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle İzmir 4.İdare Mahkemesi’nin esasına kayden Bakanlıkları aleyhine açılan davada, 14/07/2020 tarihli ve sayılı karar ile bazı poligonlarda ( ) iptal kararı verilmesi sebebiyle söz konusu taşınmazın bulunduğu alanın güncel olarak eski sit statüsü olan Mülga İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve sayılı kararı eki paftaya göre I. Derece Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kalmakta olduğu; 3.5. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 19.06.2007 tarih ve sayılı İlke Kararı gereği, doğal sit alanlarında yapılan her türlü inşai ve fiziki uygulama öncesinde ilgili Tabiat Varlıklarını

Koruma Bölge Komisyonundan izin alınması gerektiği; 3.6. İşlem dosyasında bulunan Menemen Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün hitaplı 25.06.2019 tarih ve sayılı yazısı (EK-9) ile; “…İzmir İli, İlçesi, Mahallesi, ada, parsel numaralı taşınmazın 1/1000 ölçekli ayrık nizam kat konut imarlı iken İzmir

1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve

sayılı kararı ile belirlenen I. (birinci) derece doğal sit alanı ilan edildiği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından söz konusu alanın Nitelikli Doğal Koruma Alanı kapsamına alındığı ve taşınmazın koruma amaçlı uygulama imar planının bulunmadığı belirtilmektedir.” denildiği; 3.7. Doğal Sit alanlarında yer alan Hazine ve şahıs mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda yapılacak her türlü uygulama öncesinde ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonundan izin alınması gerektiği; 3.8. İzmir ili, İlçesi, Mahallesi, ada, numaralı parselin İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve sayılı kararı ile belirlenen I. (birinci) derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı ve işlem dosyasında bulunan tapu kaydı örneğinin (EK-10) yazıları ekinde iletildiği; 3.9. 19.07.2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Korunan Alanların Tespit Tescil ve

Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik” hükümleri uyarınca, doğal sit alanlarının yeniden değerlendirilmesi çalışmalarının Bakanlıkları (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) ve yüklenici firma arasında 28.10.2014 tarihinde Hizmet Alım Sözleşmesi imzalanarak “İzmir İli, Doğal Sit Alanlarının

Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi” çalışmalarının başlatıldığı, İzmir ve Manisa İllerinde yer alan

mevcut doğal sit alanlarının 39 bölgeye ayrılarak incelendiği ve söz konusu taşınmazı kapsayan grubun 20.

Bölge olduğu ve bu bölgenin doğal sit statülerinin İzmir 2 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge

Komisyonunun 12.01.2018 tarih ve sayılı kararı ile uygun bulunup, Bakanlık Makamının 27.04.2018 tarih ve sayılı Bakanlık Makamı Oluru (“Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescilinin 08.09.2020 tarihli ve 2941 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanmış, 09.09.2020 tarihli ve 31239 sayılı Resmi

Gazete’de yayımlanarak ilan edilmiştir.) ile onaylanarak tescil edilmiş olduğunun anlaşıldığı; 3.10. Taşınmazın takas-trampa işlemleri hakkında “Tabiat Varlıkları, Doğal Sit Alanları ve Özel Çevre

Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında

Yönetmelik” in Trampaya konu taşınmazların belirlenmesi başlıklı 5. maddesinde; “(1) Bakanlar Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilen ve uygulama imar planı kararı ile yapı yasağı getirilen, tabiat varlıkları, doğal sit alanları, orman rejimine tabi olmayan koruma alanları ve özel çevre koruma bölgelerinde kalan alanların, hangilerinin trampa programa alınacağı, gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan başvurular göz önünde bulundurularak Bakanlık tarafından belirlenir.” hükmü gereğince Bakanlıkları (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) değerlendirmesi ve görüşünün Valiliğe (Çevre ve Şehircilik

İl Müdürlüğüne) iletildiği ve başvuru sahibinin bilgilendirildiği (bkz. par. 3.1.); 3.11. 3.9. numaralı paragrafta belirtildiği üzere 20. Bölgede ilan edilen doğal sit alanlarının “İzmir İli, Doğal

Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi” kapsamında hazırlanan bilimsel raporların ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu onayı ve Bakan Olur’u (“Kesin Korunacak Hassas

Alan” olarak tescili 08.09.2020 tarihli ve 2941 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (EK- 11) ile onaylanmış olup

09.09.2020 tarihli ve 31239 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan edilmiştir.) ile tescil edilmiş olduğu,

bu kapsamda başvuranın bahse konu ettiği Villa kentin (EK-12) 20. Bölge Sit Paftasında “Doğal Sit” kapsamı dışında olduğunun anlaşıldığı; Açıklamalarına yer verilmiştir.

4. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 03.05.2021 tarihli ve

sayılı cevabi yazısında özetle:

4.1. Başvuran tarafından konuya ilişkin dava açılıp açılmadığına ilişkin olarak; başvuru sahibi tarafından taşınmazın doğal sit kapsamından çıkarılması veya takas-trampa edilmesinin talep edildiği, ancak alanın yapısı itibariyle doğal sit statüsünden çıkarılamayacağı, Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak belirlenen alan içerisinde kalmasından ötürü de kesin inşaat yasağı getirilen yapı yasaklı alanlarda bulunmadığından trampa ve kamulaştırma işlemlerine konu edilemeyeceğinin kendisine bildirildiği, Genel Müdürlükleri arşiv kayıtlarında yapılan incelemede, yukarıda anılan talebin reddi üzerine başvuran tarafından açılmış bir davanın bulunmadığının anlaşıldığı;

4.2. Başvuranın taşınmazındaki sit statüsünün kaldırılması talebine ilişkin olarak:

4.2.1. 19.07.2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanların

Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’in “Mevcut Doğal Sit Alanlarının

Değerlendirilmesi” başlıklı geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında; “644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin

geçici 6 ncı maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığından Bakanlığa devredilen mevcut doğal sit alanlarının güncel durumu ön değerlendirme raporuna göre belirlenir. Doğal sit özelliği taşımayan alanların statüsünün iptali; doğal sit özelliği taşıdığı belirlenen alanların ise ardışık en az dört mevsimi kapsayacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre koruma statüsünün devamı, yeni statü tesisi veya iptali önerilir” hükmünün bulunduğu; 4.2.2. Aynı Yönetmelik’in “Doğal sitlerin tespit ilke ve kriterleri” başlıklı 6. maddesinde; “Doğal sit alanları, aşağıdaki özelliklerden bir ya da birkaçını ihtiva eden alanlardır. …”, denilerek tek tek sayılmak suretiyle belirtilen kriterlerin hepsinin bir arada bulunması koşulunun aranmadığı; 4.2.3. Genel olarak bu kıstaslar ve yasalara göre yapılan incelemelerde kentsel gelişmeler, arazi kullanım potansiyelleri ve çevresel etmenlerin de göz önünde bulundurularak karar verildiği, sit kararlarının, parsel veya parseller bazında değil de çevreleriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiği, tüm araştırma, inceleme, raporlama ve haritalama işlemlerinin alanında uzman kişiler tarafından bilimsel veriler ışığında alanların flora, fauna ve ekolojik bütünselliği incelenerek gerçekleştirildiği, bu nedenle, başvuranın talep ettiği şekilde kendisine ait taşınmazın doğal sit statüsünden çıkarılmasının mümkün olamayacağı; 4.3. Başvuranın taşınmazının Yönetmeliğe uygun olarak trampa işlemine konu edilmesi talebine ilişkin

olarak:

4.3.1. Başvuranın mülkiyetinde olan taşınmazın trampa işlemine konu edilmesi talebinin Tabiat Varlıkları, Doğal Sit Alanları ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine

Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği; 4.3.2. Yönetmelik’in “Trampa edilebilecek taşınmazlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; “Bakanlar

Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilen, 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen tabiat varlıkları, doğal sit alanları, orman rejimine tabi olmayan koruma alanları ve özel çevre koruma bölgelerinde kalan, Genel Müdürlük tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir.” hükmünün mevcut olduğu; 4.3.3. “Trampaya konu taşınmazların belirlenmesi” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Bakanlar

Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilen ve uygulama imar planı kararı ile yapı yasağı getirilen, tabiat varlıkları, doğal sit alanları, orman rejimine tabi olmayan koruma alanları ve özel çevre koruma bölgelerinde kalan alanların, hangilerinin trampa programa alınacağı, gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan başvurular göz önünde bulundurularak Bakanlık tarafından belirlenir.”, denildiği; 4.3.4. “Trampaya konu edilemeyecek Hazine taşınmazları” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine bakıldığında ise “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında olup, Bakanlıkça bu amaçla trampası uygun görülmeyen taşınmazlar” ifadesinin dikkat çektiği; 4.3.5. Başvuranın taşınmazının, “Tabiat Varlıkları, Doğal Sit Alanları ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde

Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik”in

yukarıda yer verilen ilgili hükümleri çerçevesinde trampa işlemine konu edilmesi talebinin uygun bulunmamasında mevzuata aykırı bir durumun söz konusu olmadığının değerlendirildiği; 4.4. Doğal sit alanlarında idarelerin sorumluluğuna ilişkin olarak; 4.4.1. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi

“Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır.” hükmü ile aynı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi “Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez.

…” hükmü çerçevesinde, idarelerin sit alanlarında kamulaştırma yapma zorunluluğunun bulunmadığı; 4.4.2. Danıştay 6. Dairesi’nin 19/06/2015 tarihli ve sayılı kararının da bu yönde olduğu, bahse konu kararda; “2863 sayılı Kanun hükümlerine yer verilerek söz konusu mevzuat hükümleri çerçevesinde idarelerin sit alanlarında kamulaştırma yapma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak bu statüde bulunan taşınmazlar için hazine taşınmazları ile takas imkânının sunulması için koruma amaçlı imar planı bulunması gerektiği, koruma amaçlı imar planı yapımı için idarelere sit ilanından bu yana belli bir yasal süre tanındığı, esasen uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılması zorunlu bir statüde bulunmadığı ve bu nedenle kamulaştırmasız el atma sebebiyle oluşan bir zarardan söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmek gerekirken aksi yönde verilen kararda hukukî isabet görülmemiştir.” yolundaki gerekçeyle taşınmazının sit alanı ilan edilmesi sebebiyle tazminat talebiyle açılan benzer bir davada verilen kısmen kabul kararının bozulmasına hükmedildiği; 4.5. Taşınmazın kullanımına ilişkin olarak; başvuranın mülkiyetinde bulunan taşınmazın 1. Derece Doğal

Sit Alanı sınırları içerisinde kalmakta olduğu, söz konusu taşınmaz kesin inşaat yasağı getirilen yapı yasaklı alanlarda bulunmadığından trampa ve kamulaştırma işlemlerine konu edilemediği, Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 19.06.2007 tarih ve sayılı İlke Kararı gereği Tabiat

Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonundan izin alınması kaydıyla taşınmaz üzerinde inşa ve fiziki uygulama yapılabileceği; Açıklamalarına yer verilmiştir.

5. İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığının 15.4.2021 tarihli ve

sayılı cevabi yazısında özetle:

5.1. Başvuruya konu İzmir İli, İlçesi, Mahallesi sınırları içerinde yer alan Ada parselin; Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 16.11.2015 tarihinde onaylanan ve Mekansal Planlama Genel

Müdürlüğü’nün 23.11.2015 tarih sayılı yazısı ekinde idarelerine iletilen İzmir-Manisa Planlama

Bölgesi 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda ‘’Doğal Sit Alanı” ve ”Sulak Alan Tampon Bölge Sınırı” içerisinde ”Tarım Arazisi” kullanım kararında kaldığı; /

5.2. Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.09.2012 tarih ve sayılı kararı ile uygun görülerek

08.10.2012 tarihinde Başkanlık Makamınca onaylanan İzmir Büyükşehir Bütünü 1/25000 ölçekli Çevre

Düzeni Planı’nda ”Ekolojik Etkilenme Bölge Sınırı” ve ”Doğal Sit Alanı” içerisinde, ”Orman Alanı” kullanım kararında kaldığı; 5.3. Arşiv kayıtlarında yapılan incelemede söz konusu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının bulunmadığı, bununla birlikte, taşınmazın “Korunan Alanların Tespit Tescil ve Onayına İlişkin

Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik” kapsamında “İzmir İli, Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel

Araştırma Projesi” çalışmaları yürütülerek 20. Grupta yer alan Çiğli, Menemen ve Foça İlçelerinde bulunan doğal sit alanlarının koruma statülerinin “Kesin Korunacak Hassas Alanlar”, “Nitelikli Doğal Koruma

Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edilmesinin uygun olduğuna dair, İzmir II No.lu Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu’nun 12.01.2018 tarih ve sayılı kararı ile uygun görülerek 27.04.2018 tarih ve sayılı Bakanlık Makamı Olur’u ile onaylanan alanlardan

“Nitelikli Doğal Koruma Alanı” içerisinde yer almakta iken İzmir 4. İdare Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve , sayılı kararıyla iptaline karar verildiği, söz konusu Ada parselin de içinde bulunduğu iptal edilen doğal sit alanında ( numaralı poligon), doğal sit statüsü belirleme çalışmaları tamamlanıncaya kadar komisyonun izni alınmadan herhangi bir faaliyete izin verilmemesi gerektiğinin bildirildiği; 5.4. Bahse konu alanın kamulaştırma programlarında yer almadığı, söz konusu ada, parselin doğal sit alanında yer almasından dolayı, 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı

Kararnamesi’nin 109.maddesinin c) bendinde belirtilen ”Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her türlü ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak” görev ve yetkisinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını

Koruma Genel Müdürlüğüne ait olduğu; Açıklamalarına yer verilmiştir.

6. Menemen Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 4.8.2021 tarihli ve

sayılı cevabi yazısında özetle:

6.1. İlçeleri Mahallesi, ada, no.lu parselin 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar planı içinde ayrık nizam, kat, konut imarlı iken İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve – sayılı kararı ile 1. Derece Doğal Koruma Alanı kapsamına alındığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından da söz konusu alanın Nitelikli Doğal Koruma

Alanı kapsamına alındığı; 6.2. Söz konusu alana ilişkin koruma amaçlı imar planının bulunmadığı, taşınmazı kamulaştırma ve trampa yetkisinin İdarelerine ait olmadığı; /

6.3. Söz konusu parsele yakın konumda bulunan Mahallesinin içinde bulunduğu alana ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 13.7.1993 tarih ve sayılı Meclis kararıyla onaylandığı ve yapılaşmaya açıldığı; Açıklamalarına yer verilmiştir.

7. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü III. (İzmir) Bölge Müdürlüğünün 06.04.2021 tarihli ve

sayılı cevabi yazısı ve ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden özetle:

7.1. Başvuranın şikâyete konu taşınmazı, tapunun 17.9.1998 tarih ve yevmiye sayılı satış işlemine 2 istinaden edindiği, taşınmazın 300m yüzölçümü büyüklüğünde ve arsa vasfına haiz olduğu; 7.2. Taşınmazın İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.2.1999 tarihli ve sayılı kararı ile belirlenen I. (birinci) Derecede Doğal Sit sınırları içerisinde kaldığı; 7.3. Başvuranın taşınmazının da aralarında yer aldığı İzmir ili, ilçesi, mahallesinde yer alan adet taşınmaz için tapu kaydının beyanlar hanesine “I. (birinci) Derece Doğal Sit Alanıdır” şerhinin konulması yönünde Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğünce 20/1/2010 tarihli ve sayılı yazı ile Menemen Kaymakamlığına yazılan yazıya istinaden söz konusu beyanın tapunun 10/2/2010 tarih ve yevmiye sayılı işlemine istinaden konulduğu; 7.4. İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 21.05.2018 tarihli ve sayılı yazısı ile “Doğal-SitNitelikli Doğal Koruma Alanı” şerhini konulması için Menemen Tapu Müdürlüğüne yazılan yazıya istinaden söz konusu kaydın tapunun 21.06.2018 tarih ve yevmiye sayılı işlemine istinaden konulduğu; Hususları tespit edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

8. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 8.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 8.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 9. 10/07/2018 tarih, 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığını düzenleyen dördüncü bölümünün “Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü” başlıklı 109. maddesinde; “(1) Tabiat

Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: … c) Milli parklar, tabiat parkları,

tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak, …”, 10. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 10.1. “Tanımlar ve kısaltmalar:” başlıklı 3. maddesinde; “Bu Kanunda geçen tanımlar ve kısaltmalar şunlardır: a) Tanımlar: … (3) “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır. …

(13) (Ek: 8/8/2011-KHK-648/41 md.) “Doğal (tabii) sit”; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır.”, 10.2. “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları:” başlıklı 6. maddesinde; “Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,… Tarihi mağaralar, kaya sığınakları; özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile benzerleri; taşınmaz tabiat varlığı örneklerindendir.”, 10.3. “İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı:” başlıklı 9. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/3 md.);“Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.”, 10.4. “Kamulaştırma:” başlıklı 15. maddesinde; “Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır: a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak proğramlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve

Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur. … e) (Değişik: 17/6/1987 – 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır. f) (Ek: 17/6/1987 – 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması (1)

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…) başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. …”, 10.5. “Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar Plânı” başlıklı 17. maddesinde (Değişik: 14/7/2004 – 5226/8 md.); “a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek

/

ilgili idarelerce onaylanır. (Değişik ikinci paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır.

…b) Koruma amaçlı imar plânlarıyla kesin yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar malikin başvurusu üzerine, belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir. …”, 10.6. Ek Madde 4 – (Ek: 8/8/2011-KHK-648/51 md. ); “(1) Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır.”, 11. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, 11.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 12. 03/08/2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tabiat Varlıkları, Doğal Sit

Alanları ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Kalan Yapı Yasaklı Taşınmazların Hazine

Taşınmazları ile Değiştirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 12.1. “Trampa edilebilecek taşınmazlar” başlıklı 4. maddesinde; “(1) Bakanlar Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilen, 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen tabiat varlıkları, doğal sit alanları, orman rejimine tabi olmayan koruma alanları ve özel çevre koruma bölgelerinde kalan, Genel Müdürlük tarafından her yıl belirlenecek trampa programlarına alınan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar Hazine taşınmazları ile trampa edilebilir.”, 12.2. “Trampaya konu taşınmazların belirlenmesi” başlıklı 5. Maddesinde;“(1) Bakanlar Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilen ve uygulama imar planı kararı ile yapı yasağı getirilen, tabiat varlıkları, doğal sit alanları, orman rejimine tabi olmayan koruma alanları ve özel çevre koruma bölgelerinde kalan alanların, hangilerinin trampa programa alınacağı, gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan başvurular göz önünde bulundurularak Bakanlık tarafından belirlenir. … (7) Taşınmazın trampaya konu edilmeyecek kısmı bağımsız olarak yararlanılmaya elverişli değilse, bu kısım isteklinin başvurusu üzerine, Maliye

Bakanlığınca yerinde yapılacak tespitle belgelendirilerek trampaya konu edilebilir.”, 13. 19/07/2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’in

13.1. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinde; “(1) Bu Yönetmelikte geçen; …f) Doğal sit:

Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yeraltında veya su altında bulunan korunması gerekli alanları, … ifade eder.”, 13.2. “Doğal sitlerin tespit ilke ve kriterleri” başlıklı 6. maddesinin ikinci fıkrasında; “(2) Doğal sit alanları; kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılır.”, 13.3. “Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri” başlıklı 8. maddesinde, (1) Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır. (2) (Değişik:RG-16/3/2020-31070) Nitelikli doğal koruma alanları; entegre tesisler ve örtü altı tarım hariç tarım uygulamaları, tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları, hayvancılık, balıkçı barınağı, iskele, doğal kaynak suyu kullanımına yönelik uygulamalar, içme suyu amaçlı baraj ve göletler, doğal göl ve denizler hariç kültür balıkçılığı faaliyetleri, zorunlu teknik altyapı uygulamaları ve alanın doğal yapısıyla uyumlu, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmadığı çadırlı kamp, karavan ve günübirlik faaliyetlerin yapılabildiği alanlardır. Alanın ve doğal özelliklerin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır. …”, 14. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 14.1.“Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; 15. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 19.06.2007 tarih ve sayılı İlke

Kararında, “I. Derece Doğal (Tabii) Sit: Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.

Bu alanlarda, bitki örtüsü, topografya, silüet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir eylemde bulunulamayacağına, ancak; a) Kesin yapı yasağı olmakla birlikte, resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu olan alanlarda, teknik altyapı hizmetleri (kanalizasyon, açık otopark, telesiyej, teleferik, içme suyu, enerji nakil hattı, telefon hattı, doğalgaz hattı, GSM baz istasyonu ve benzeri) uygulamalarının koruma bölge kurulunun uygun göreceği şekliyle yapılabileceğine; (Değişik; 12/3/2008 Tarih Sayılı İlke Kararı) Bu alanlarda, doğal kaynak suyu kullanımına yönelik uygulamaların, ekolojik dengeye etkisine ilişkin Çevre ve Orman Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel

Müdürlüğünün görüşleri ile Üniversitelerin ilgili bölümlerince hazırlanan rapor doğrultusunda; jeotermal

kaynak suyunun kullanımına yönelik uygulamalarda bunlara ek olarak Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) ve Bakanlığımız Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünün görüşleri ile koruma bölge kurulunun uygun göreceği şekliyle yapılabileceğine, b) 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı veya 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı doğrultusunda hazırlanacak projesine göre ilgili koruma kurulundan izin almak koşulu ile halka açık rekreasyon amaçlı günübirlik tesisler (lokanta, büfe, kafeterya, soyunma kabinleri, wc, gezi yolu, açık otopark ve benzeri) ile alanın ve çevrenin özelliklerinden kaynaklanan faaliyetlerin korunması ve geliştirilmesi amacına yönelik yapıların (iskele, balıkçı barınağı, bekçi kulübesi ve benzeri) yapılabileceğine, c) Alanın doğal bitki dokusunu değiştirmeden Orman Genel Müdürlüğünün ilgili biriminden alınacak uygun görüş doğrultusunda koruma kurulunca ağaçlandırmaya izin verilebileceğine, ç) Kar ve rüzgar devrikleri, doğal afetlerden etkilenmiş, hastalanmış veya kıymet ağacı olmayan ağaçlar ile ormanların bakımı ve doğal dengenin korunmasını sağlamak amacıyla Orman Genel Müdürlüğünün ilgili biriminden alınacak teknik rapor doğrultusunda ağaç kesimine koruma kurulunca izin verilebileceğine, d) Orman alanlarında yangın için gerekli koruma önlemlerinin ilgili kuruluşlarca alınmasına, e) Taş, toprak, kum alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine, ancak sit kararı ilanından önce ruhsat almış olan işletmelerde sahanın rehabilite edilerek yasal süresi içinde işlerinin tasfiyesine, f) Doğal dengenin devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri doğrultusunda alanın özelliğinden kaynaklanan faaliyetlerin koruma kurulu izni doğrultusunda sürdürülebileceğine, g) Bu alanların korunmasını sağlamak amacına yönelik, her türlü bilgi verici uyarı levhalarının konulmasına, bu alanlardaki koruma önlemlerinin ilgili kuruluş ve yerel yönetimlerce alınmasına, ğ) Mevcut tescilli ve tescilsiz yapıların bakım ve onarımlarının yürürlükteki ilke kararları doğrultusunda yapılabileceğine, Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

16. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde başvurunun kabulü ile İzmir I Numaralı Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve sayılı kararları ile I.

(birinci) derece doğal sit alanı olarak ilan ve tescil edilen başvuruya konu taşınmazın bulunduğu alana yönelik olarak 2863 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde koruma amaçlı imar planının yapılması; Koruma amaçlı imar planında taşınmaza kesin inşaat yasağı getirilmiş olması halinde 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde taşınmazın trampa edilmesi hususlarında; Çevre ve Şehircilik

/

Bakanlığına, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve Menemen Belediye Başkanlığına tavsiyede bulunulmasını önermiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 17. Başvuran özetle, hiçbir sınırlama veya takyidat bulunmaksızın tapunun 17.09.1998 tarih ve yevmiye numaralı işleminden satın aldığını belirttiği taşınmazı için Seyrek Belediyesince 04.03.1999 tarih ve sayılı inşaat izin ruhsatı düzenlendiğini, ancak İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

Koruma Kurulunun 18.02.1999 tarih ve , sayılı kararları ile taşınmazının ‘1. derece doğal sit alanı’ olarak tescil ve ilan edilmesi sebebiyle taşınmazı üzerinde tasarrufta bulunamadığını, taşınmazın daha sonra ‘nitelikli doğal koruma alanı’ kapsamına alındığını iddia ve şikâyetle, taşınmazın doğal sit statüsünün kaldırılması veya trampaya konu edilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda gereğini talep etmektedir.

18. Dosyası kapsamına idarelerin sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden özetle:

18.1. Başvuranın şikâyete konu İzmir ili, ilçesi, mahallesi, ada, parsel sayılı, 2 300m yüzölçümlü ve arsa vasıflı taşınmazı, tapunun 17.9.1998 tarih ve yevmiye sayılı satış işlemine istinaden edindiği, satın alma tarihinde taşınmaz üzerinde hiçbir sınırlama, takyidat bulunmadığı; 18.2. Başvuruya konu İzmir İli, İlçesi, Mahallesi sınırları içerinde yer alan ada, parselin; Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 16.11.2015 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Doğal Sit Alanı” ve “Sulak Alan Tampon Bölge Sınırı” içerisinde “Tarım Arazisi” kullanım kararında kaldığı; İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlık Makamınca

08.10.2012 tarihinde onaylanan İzmir Büyükşehir Bütünü 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda

“Ekolojik Etkilenme Bölge Sınırı” ve “Doğal Sit Alanı” içerisinde, “Orman Alanı” kullanım kararında kaldığı; söz konusu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının bulunmadığı; 18.3. Parselin İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve sayılı kararı ile belirlenen I. (birinci) derece doğal sit alanı içerisinde kalmakta iken, doğal sit alanlarına ilişkin yetkinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçmesinden sonra yapılan değerlendirme neticesinde, taşınmazın İzmir II numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 12.01.2018 tarih ve sayılı kararı ile uygun bulunarak, 27.04.2018 tarih ve sayılı Bakanlık Makamı Oluru ile tescil edilen “Nitelikli Doğal Koruma” alanında kaldığı, ancak bahse konu Olur’un yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle İzmir 4.İdare Mahkemesi’nin esasına kayden Bakanlık aleyhine açılan davada, 14/07/2020 tarihli ve sayılı karar ile başvuranın taşınmazının da içerisinde yer aldığı numaralı poligona ilişkin iptal kararı verilmesi sebebiyle, söz konusu taşınmazın bulunduğu alanın güncel olarak eski sit statüsü olan Mülga İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve sayılı kararı eki paftaya göre I. Derece Doğal Sit

Alanı sınırları içerisinde kalmakta olduğu; /

18.4. Başvuranın, taşınmazın sit statüsünden kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesi yönündeki isteminin, “Taşınmazın 1. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde kalmakta olduğu ve söz konusu taşınmaz kesin inşaat yasağı getirilen yapı yasaklı alanlarda bulunmadığından trampa ve kamulaştırma işlemlerine konu edilemediği, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 19.06.2007 tarih ve sayılı İlke

Kararı gereği Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonundan izin alınması kaydıyla taşınmaz üzerinde inşa ve fiziki uygulama yapılabileceği” belirtilerek reddedildiği; Hususları anlaşılmıştır.

19. 2863 sayılı Kanun’un 3. maddesinde “Doğal (tabii) sit”; ‘jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlar’ olarak tanımlanmış, Kanun’un 9. maddesinde; Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağı, bunların yeniden kullanıma açılamayacağı veya kullanımlarının değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmış; Kanun’un “Kamulaştırma” başlıklı 15. maddesinin (a) bendinde; kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli “taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile koruma alanlarının” Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılacağı düzenlenmiş; aynı maddenin (f) bendinde ise; sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli “taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının” bulunduğu parsellerin başka Hazine arsa ve arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebileceği belirtilmiştir.

20. Kanun’un “Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı” başlıklı 17. maddesinde; bir alanın sit alanı olarak ilanı ve bunun sonuçları ile koruma amaçlı imar planının yapım aşamaları ayrıca düzenlenmiş, maddenin (b) bendinde; koruma amaçlı imar planlarıyla kesin yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazların malikin başvurusu üzerine belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebileceği belirtilmiştir. Buna göre bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurmakta olup, koruma amaçlı imar planı yapımı için idarelere sit ilanından itibaren kural olarak üç yıllık bir süre tanınmış, zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde ise koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabileceği ve bu süre içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Özetle, sit ilan edilen alanda bulunan taşınmazın takasa konu edilebilmesi, ilgili maddede tanımlanan idari sürecin sonunda onanlı korunma amaçlı imar planının hazırlanmış olmasına ve bu planda taşınmaza kesin inşaat yasağı getirilmiş olmasına bağlanmıştır.

21. 2863 sayılı Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, “korunması gereken taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının”, “sit” alanlarından farklılık arz ettiği, kısmen veya tamamen özel mülkiyete geçmiş olan “taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve bunların koruma alanlarının” bir program dâhilinde kamulaştırılması esası öngörülmüş iken, “sit” alanı ilan edilen ve koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen taşınmazlar için kamulaştırılma esasının öngörülmeyip takas imkânının getirildiği anlaşılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesince, taşınmazların doğal sit alanı olarak ilan edilmesi ve mülkiyet hakkına getirilen sınırlamalar sebebiyle idareye yapılan başvuruların reddi üzerine açılan idari işlemin iptali ve tazminat istemli pek çok davanın temyiz ve karar düzeltme

/

incelemesinde de; taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının ve sit alanlarının korunmasındaki kamu yararı ayrı ayrı açıklanarak sonuç itibarıyla korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bir değeri, sit alanının ise arz üzerindeki statüyü ifade ettiği vurgulanarak bu ayrımın bir sonucu olarak gerçek veya tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları için Kanun’un 15. maddesinin (a) fıkrasında taşınmazların program dâhilinde kamulaştırılması esası getirilmiş iken sit alanında bulunan taşınmazlar için kamulaştırma esası benimsenmeyip bunun yerine aynı maddenin (f) bendinde takas imkânının getirildiği belirtilmiştir (AYM, S.S. Okumuşlar Yapı Kooperatifi, B. No: 2014/5326, 28/9/2016: Danıştay 6. Dairesinin 19/6/2015 tarihli ve E.2014/7813, K.2015/4418; 19/6/2015 tarihli ve E.2014/5549, K.2015/4419; 19/6/2015 tarihli ve

E.2014/668, K.2015/4416; 19/6/2015 tarihli ve E.2014/1226, K.2015/4417 sayılı kararları).

22. Somut olayda başvuruya konu taşınmaz, İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve sayılı kararları ile I. (birinci) derece doğal sit alanı olarak ilan ve tescil edilmiştir. Bu durumda başvuranın taşınmazının yaklaşık 23 yıldır I. derece doğal sit alanı içerinde kalmasından kaynaklı sınırlamalara tabi olduğu anlaşılmakla, taşınmaz üzerinde korunması gereken kültür ve tabiat varlığı bulunduğuna dair başvuru dosyası kapsamına taraflarca bir bilgi ve belge sunulmamıştır.

23. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 19.06.2007 tarih ve sayılı İlke Kararı ile 1., 2. ve 3. derece doğal sit alanları için farklı kullanma ve koruma koşulları kabul edilmiş olup, bahse konu

İlke kararının 1. maddesinde, I. derece doğal (tabii) sit”; “Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlar” olarak tanımlanmıştır. İlke kararı gereği bu alanlarda, bitki örtüsü, topografya, silüet etkisini bozabilecek, tahribata yönelik hiçbir eylemde bulunulamayacağı vurgulanmış, 1. Derece doğal sit alanları için kesin yapı yasağı konulmuş, sadece resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu olan alanlarda, teknik altyapı uygulamalarına; halka açık rekreasyon amaçlı günübirlik tesislerin (lokanta, büfe, kafeterya, soyunma kabinleri, wc, gezi yolu, açık otopark ve benzeri); alanın ve çevrenin özelliklerinden kaynaklanan faaliyetlerin korunması ve geliştirilmesi amacına yönelik yapıların (iskele, balıkçı barınağı, bekçi kulübesi ve benzeri); mevcut tescilli ve tescilsiz yapıların bakım ve onarımlarının; yapılabileceği belirtilmiştir.

24. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte ele alınıp değerlendirilmesinden, 2863 sayılı

Kanun hükümleri kapsamında sit alanı ilan edilen yerde kalan taşınmazlar yönünden mutlak bir inşaat veya satış yasağının öngörülmediği, öte yandan Kanun’un 17. maddesi ile de, sit ilan edilen alanda ilgili maddede tanımlanan idari sürecin sonunda onanlı korunma amaçlı imar planının hazırlanmış olması ve bu planda taşınmaza kesin inşaat yasağı getirilmiş olması koşullarına bağlı olarak taşınmazın takasa konu edilebilmesi imkânı sağlanarak, mülkiyet hakkının kullanımına getirilen müdahalenin kamu yararı ile bireysel yarar arasında adil dengeyi sağlamaya çalıştığı değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ve diğerleri/Türkiye (B. No: 37959/04, 12/1/2010) kararında, başvurucuların taşınmazının sit alanı ilan edilmesine yönelik şikâyetlerini mülkiyet hakkı yönünden incelemiş, taşınmazın

Koruma Kurulu tarafından birinci derece sit alanı ilan edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale olduğunu, müdahalenin 2863 sayılı Kanun hükümlerine dayalı olduğunu ve kültür varlıklarının korunması yönünde

/

meşru bir amacının olduğunu vurgulamış, ölçülülük yönünden yaptığı inceleme sonucunda ise Kanun ile mutlak bir inşaat yasağı öngörülmediğini ve bütünüyle bir satış yasağının söz konusu olmadığı belirtilerek, Kanunda yer alan trampa imkânına da değinilmiş, sonuç olarak müdahalenin meşru amacı ile karşılaştırıldığında aşırı bir külfet yüklemediği gerekçesiyle başvuru açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur ( AYM, Doğa Taahhüt İnşaat Turizm Ticaret A.Ş., B. No: 2015/19973, 28/11/2018, p.19-20).

25. Somut başvurunun yukarıdaki paragrafta yer verilen Mahkeme kararlarından farklılık arz ettiği değerlendirilmektedir.

26. Başvuru dosyası kapsamına tarafların sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuranın taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydında taşınmaz üzerinde herhangi bir takyidat bulunmadığı; taşınmazın tapu senedinde arsa vasıflı olduğu, bir başka anlatımla inşaat yapmaya, yapılaşmaya elverişli olduğu, taşınmazın satın alma işleminin üzerinden 6 ay geçmeden 1. derece doğal sit alanında kaldığının ilan ve tescil edildiği, öte yandan taşınmazın ilk olarak 08.10.2012 onanlı Büyükşehir Bütünü 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Ekolojik Etkilenme Bölge Sınırı” ve “Doğal Sit Alanı” içerisinde,

16.11.2015 onanlı İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda da “Doğal Sit

Alanı” ve “Sulak Alan Tampon Bölge Sınırı” içerisinde kaldığı; söz konusu alana ilişkin yürürlükte 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının bulunmadığı tespitlerine yukarıdaki paragraflarda yer verilmişti.

Taşınmazın 1. derece doğal sit alanı olarak ilanı ile taşınmaza 2863 sayılı Kanundan kaynaklanan mutlak bir satış ve inşaat yasağı getirilmemişse de, taşınmazın sit alanı olarak ilan edilmesinin üzerinden yaklaşık

23 yıl geçmiş olmasına karşın başvuranın mülkiyet hakkının kullanımına getirilen sınırlamayı telafi edecek

olan koruma amaçlı imar planı ilgili idareler tarafından hazırlanmamış, başvuranın takas talebi de taşınmaza kesin inşaat yasağı getiren koruma amaçlı imar planının olmadığı belirtilerek reddedilmiştir.

27. Benzer nitelikte başvuruları inceleyen Danıştay Altıncı Dairesi, konuya ilişkin yaptığı incelemelerde bu hususu da dikkate almakta; takas talebine ilişkin şartlar göz önünde bulundurularak idarece takas talebinin sürüncemede bırakılıp bırakılmadığı, mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile kısıtlanması suretiyle mülkiyet hakkının özünün zedelenip zedelenmediği yönünde hüküm kurmaktadır (AYM, S.S. Okumuşlar

Yapı Kooperatifi, B. No: 2014/5326, 28/9/2016: Danıştay 6. Dairesinin 28/2/2014 tarihli ve E.2010/391, K.2014/1469; 4/6/2012 tarihli ve E.2011/2859, K.2012/3159;11/9/2013 tarihli ve E.2012/1726, K.2013/4818 sayılı kararlar).

28. Yukarıdan bu yana değinilen ilgili mevzuat, somut uyuşmazlığa ilişkin tarafların sunduğu bilgi ve belgeler ve konuya ilişkin yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde: Başvuranın taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmaz üzerinde herhangi bir takyidatın bulunmadığı ve taşınmazın imarlı arsa vasfında olduğu; taşınmazın ilk olarak İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve sayılı kararları ile I. (birinci) derece doğal sit alanı olarak ilan ve tescil edildiği ve bugün de aynı statüyü koruduğu, taşınmazın 1999 yılından bu yana 1. derece doğal sit alanı olarak tespit edilmiş olması nedeniyle başvuranın taşınmazı üzerindeki mülkiyet hakkını 2863 sayılı Kanun ve bağlı mevzuat hükümleri çerçevesinde 1. derece sit alanı olarak belirlenen kısıtlamalara tabi olarak kullanmak durumunda kaldığı; 2863 sayılı Kanun hükümleri kapsamında sit alanı ilan edilen yerlerde kalan taşınmazlar yönünden mutlak bir inşaat veya satış yasağı öngörülmüyorsa da Kanunun 9. maddesi uyarınca başvuranın Koruma Bölge Kurulunca alınan kararlara aykırı olarak sit alanında inşaî ve fizikî müdahalede

bulunmasının yasak olduğu; başvuranın trampaya yönelik isteminin Kanun’un 17. maddesi gereği taşınmazın yer aldığı alana ilişkin koruma amaçlı imar planının yapılması ve taşınmaza kesin inşaat yasağı getirilmiş olması koşuluna bağlı olduğu, bugüne dek koruma amaçlı uygulama imar planı yapılmayarak yasal zorunluluğun yerine getirilmediği, ayrıca taşınmaz üzerine tapu siciline konulan belirtmelerin taşınmazın satış şansı dâhil değerini kayda değer bir ölçüde düşüreceğinin kabulünün gerektiği; hususları tespit edilmekle, bu gerekçelerle idareye tavsiyede bulunulmasına karar verilmiştir.

29. Başvuranın taşınmazının doğal sit statüsünden çıkarılmasına yönelik talebine ilişkin yapılan inceleme kapsamında İdaresince konuya ilişkin olarak; “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik’in “Doğal sitlerin tespit ilke ve kriterleri” başlıklı 6. maddesinde; “Doğal sit alanları, aşağıdaki özelliklerden bir ya da birkaçını ihtiva eden alanlardır. …”, denilerek tek tek sayılmak suretiyle belirtilen kriterlerin hepsinin bir arada bulunması koşulunun aranmadığı; genel olarak bu kıstaslar ve yasalara göre yapılan incelemelerde kentsel gelişmeler, arazi kullanım potansiyelleri ve çevresel etmenlerin de göz önünde bulundurularak karar verildiği, sit kararlarının, parsel veya parseller bazında değil de çevreleriyle birlikte bir bütün olarak değerlendirildiği, tüm araştırma, inceleme, raporlama ve haritalama işlemlerinin alanında uzman kişiler tarafından bilimsel veriler ışığında alanların flora, fauna ve ekolojik bütünselliği incelenerek gerçekleştirildiği, bu nedenle, başvuranın talep ettiği şekilde kendisine ait taşınmazın doğal sit statüsünden çıkarılmasının mümkün olamayacağı” yönünde getirilen açıklamaya iştirak edilmiş, öte yandan İzmir 4.İdare Mahkemesi’nin esasına kayden

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açılan davada, 14/07/2020 tarihli ve sayılı karar ile de taşınmazın 1. derece doğal sit statüsünün teyit edildiği sadece taşınmazın bulunduğu numaralı poligonun bir kısmı için doğal sit statüsünün alt kategorisi olan nitelikli doğal koruma alanı koşulunu taşımadığı için poligonun tamamına yönelik iptal kararı verildiği görüldüğünden, başvuranın talebinin bu yönden yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 30. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davranıldığı hususları tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede İzmir Mahkemelerinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; /

İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 18.02.1999 tarih ve ve sayılı kararları ile I. (birinci) derece doğal sit alanı olarak ilan ve tescil edilen başvuruya konu taşınmazın bulunduğu alana yönelik olarak 2863 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde koruma amaçlı imar planının yapılması; Koruma amaçlı imar planında taşınmaza kesin inşaat yasağı getirilmiş olması halinde 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde taşınmazın trampa edilmesi; Hususlarında Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve Menemen

Belediye Başkanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve

Menemen Belediye Başkanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/