ÖZET: Başvuran, Diyarbakır Özel Sultan Hastanesinde dünyaya gelen dördüz bebeklerinin, terör eylemleri nedeniyle nakil sırasında oksijensiz kalarak hayatlarını kaybettiklerini iddia etmiştir. Ancak yapılan incelemelerde, bebeklerin doğum ağırlıklarının 550, 650, 730 ve 920 gram olduğu ve çoğul gebelikten kaynaklanan erken doğum ve komplikasyonlar nedeniyle kaybedilmiş olabilecekleri tespit edilmiştir.

Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu, başvurucunun talebini, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirmiş ve olayın bu kapsamda olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, bu karara itiraz etmemiştir.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş, başvurucunun iddialarını destekleyen herhangi bir delil bulunamamıştır. Bu durum, sağlık hizmetlerinin sunumu ve terör eylemleri ile ilgili olumsuzlukların etkisiyle ilgili bir sorumluluk tespiti yapılmadığını göstermektedir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/505-S.20.752

BAŞVURU NO : 2019/14709

KARAR TARİHİ : 13/01/2020

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : DİYARBAKIR VALİLİĞİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Özel bir hastanede dünyaya gelen dördüz bebeklerinin bir başka hastaneye nakli esnasında, terör eylemleri nedeni ile oksijensiz kaldıkları için hayatlarını kaybettikleri; ayrıca

Sur ilçesinde bulunan iş yerinin yine terör nedeni ile kullanılamaz hale geldiği iddia ve şikâyeti hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 27/08/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

(1) Başvurucu tarafından, Diyarbakır Özel Sultan Hastanesinde dünyaya gelen dördüz bebeklerinin bir başka hastaneye nakli esnasında, bölgede yaşanan terör eylemleri nedeni ile oksijensiz kaldıkları için hayatlarını kaybettikleri; ayrıca Sur ilçesinde bulunan iş yerinin yine terör eylemleri nedeni ile kullanılamaz hale geldiği, söz konusu mağduriyetini ilgili mercilere bildirmesine rağmen herhangi bir destek çıkılmadığı iddia ve şikâyet edilerek, şahsına ve ailesine yardımda bulunulması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

(2) Başvurucu tarafından Kurumumuza aynı konuda daha önceden iletilen dilekçesi hakkında, idari başvuru yolunun tüketilmediği gerekçesi ile Diyarbakır Valiliğine muhatap 2019/9346 başvuru numaralı, 29/05/2019 tarihli ve 2019/3908-S.5736 sayılı Gönderme Kararı verilmiştir.

Başvurucu, Valiliğin herhangi bir cevap vermediği gerekçesi ile yukarıda kayıtlı iddia, şikâyet ve talebini tekrar ederek yeniden Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

(3) Bu sefer Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere, başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Diyarbakır Valiliği nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, başvurucunun eşinin kayıtlı olduğu Sur 07 Nolu Aile Hekimliği Birimi, Gaziyaşargil

Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Özel Sultan Hastanesi ve Özel Bağlar Hastanesi ile Diyarbakır bebeklerde mortalite oranı % 30-40 arasında değişmektedir. 1000 gr dan uzaklaştıkça mortalite oranları %50 lerin üzerine çıkmaktadır. 500-750 gr bebeklerde mortalite %50 nin üzerindedir. Bu bilgilerin ışığı altında bahse konu bebeklerin iddia edildiği gibi nakilden kaynaklanan olumsuzluklardan değil, çoğul gebelikten kaynaklı erken doğum ve buna bağlı komplikasyonlardan kaybedilmiş olmalarının muhtemel olduğu kanaatindeyim.” şeklinde değerlendirme kayıt altına alınmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

(6) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi, Ek fıkra 1’de, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu hüküm altına alınmıştır.

(7) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.

(8) 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanunun; (8.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu kaydedilmiştir.

(8.2) “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde bu Kanunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması noktasındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiştir. Maddenin devamında, usul açısından kapsam dışında bırakılan zararlar sayılmıştır.

(8.3) “Karşılanacak zararlar” başlıklı 7 nci maddesinde aşağıda yer alan hüküm kayıt altına alınmıştır: “Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a)

Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar. b)

Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri. c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar.” (9) 20.10.2004 tarih ve 25619 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik hükümleri.

IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE

ÖNERİSİ

(10) Başvuranın iddiaları, idarenin konu hakkında açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, başvurucunun taleplerinin reddi yönünde hazırlanan “Ret

Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, İnsan Haklarına ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme (11) Bu kararın (1) numaralı paragrafında da kayıt altına alındığı gibi başvurucu tarafından, Diyarbakır Özel Sultan Hastanesinde dünyaya gelen dördüz bebeklerinin bir başka hastaneye nakli esnasında, bölgede yaşanan terör eylemleri nedeni ile oksijensiz kaldıkları için hayatlarını kaybettikleri; ayrıca Sur ilçesinde bulunan iş yerinin yine terör eylemleri nedeni ile kullanılamaz hale geldiği, söz konusu mağduriyetini ilgili mercilere bildirmesine rağmen herhangi bir destek çıkılmadığı iddia ve şikâyet edilerek, şahsına ve ailesine yardımda bulunulması talep edilmektedir.

(12) Başvuruya konu Sur ilçesinde bulunan iş yerinin yine terör eylemleri nedeni ile kullanılamaz hale geldiği, söz konusu mağduriyetini ilgili mercilere bildirmesine rağmen herhangi bir destek çıkılmadığı iddiası açısından meselenin tetkikinde; başvurucu tarafından aynı konuda daha önceden iletilen dilekçesi hakkında Kurumumuzca Diyarbakır Valiliğine muhatap verilen 2019/9346 başvuru numaralı, 29/05/2019 tarihli ve 2019/3908-S.5736 sayılı

Gönderme Kararına cevap mahiyetinde adı geçen Valilikten alınan 11.6.2019 tarih ve sayılı yazıya istinaden, Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 09.02.2017 tarihli ve 2017/244 sayılı Kararıyla 5.000,00 TL’nin başvurucuya ödenmesine karar verildiği, sulhname imzalanması üzerine söz konusu meblağın ödendiği tespit edilmiş olup; meselenin bu yönü ile incelenmesine ihtiyaç duyulmamıştır.

(13) Başvurucu tarafından dile getirilen Diyarbakır Özel Sultan Hastanesinde dünyaya gelen dördüz bebeklerinin bir başka hastaneye nakli esnasında, bölgede yaşanan terör eylemleri nedeni ile oksijensiz kaldıkları için hayatlarını kaybettikleri iddiası açısından olayının mahiyetinin tetkikinde; dördüz bebeklerin 15 Şubat 2016 tarihinde, son adet tarihine göre gebeliğin 26, ultrasyon ölçümlerine göre ise 23 üncü haftasında, sıra ile 550, 650, 730 ve 920 gr ağırlık ve 25-30 cm uzunluk ölçülerinde Diyarbakır Özel Sultan Hastanesinde dünyaya geldiği; aynı gün yani 15 Şubat 2016 tarihinde bebeklerin Özel Bağlar Hastanesine nakledildiği; üç bebeğin sırasıyla 17 Şubat, 24 Şubat ve 13 Mart 2016 tarihlerinde Özel Bağlar Hastanesinde hayatını kaybettiği, bir bebeğin de 19 Nisan 2016 tarihinde Diyarbakır Çocuk Hastalıkları

Hastanesinde hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır.

(14) Bu iddianın da yukarıda yer verilen Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu nezdinde de dile getirildiği, adı geçen Komisyon tarafından, olayın, 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun 2 nci maddesi kapsamında olmadığı gerekçesi ile talebin reddine dair karar verildiği, kararın başvurucuya tebliğ edildiği ve başvurucu tarafından herhangi bir dava açılmadığı, görülmektedir.

(15) Diğer yandan, Diyarbakır Valiliğinin 27.9.2019 tarih ve E.837 sayılı yazısı ekinde alınan

Özel Sultan Hastanesi ve Özel Bağlar Hastanesine ait resmi evrakta, başvurucunun eşi Kader

Başdemir’in 15.02.2016 tarihinde, Özel Sultan Hastanesinde sezaryenle dünyaya gelen dördüz bebeklerinin, solunum sıkıntısı sebebi ile daha ileri tetkik ve tedavi için başka bir hastaneye sevk edilmesine karar verildiği, aynı gün yani 15.2.2016 tarihinde, en yakın uygun hastane olan

Özel Bağlar Hastanesine, tam donanımlı 112 ambulansı ile aynı gün sevk işleminin gerçekleştirildiği, 112 ambulansında herhangi bir donanım eksikliği olmadığı ve bebeklerin transport kuvöz eşliğinde sevk edildiği; bebeklerin dünyaya geldiği Özel Sultan Hastanesinden nakillerinin yapıldığı Özel Bağlar Hastanesine sevkine kadar geçen sürede terör eylemleri, güvenlik gerekçesi, ambulans hizmetinin verilemeyişi vb. nedenlerle herhangi bir olumsuzluğun yaşandığına dair bir bilgi veya raporun bulunmadığı, ifade edilmiştir.

(16) Başvurucu tarafından dile getirilen, terör eylemleri nedeni ile bebeklerinin naklinde sorun yaşandığı iddiası ile bir üstte yer verilen ilgili özel hastanelerin beyanları arasındaki tenakuzun ortadan kaldırılması ve sağlık hizmetlerinin sunumundan veya terör eylemleri ile buna mukabele niteliğindeki güvenlik güçlerinin operasyonlarından kaynaklanabilecek muhtemel bir ihmali tespit etmeye fırsat vermesi açısından başvurulan bilirkişi incelemesinde ise çoğul gebeliklerin taşıdığı genel karakteristik hususiyetten bahisle, 1000 gr altında çoğul gebelik neticesinde doğmuş bebeklerde mortalitenin (ölüm) beklenen bir durum olduğu, en iyi sağlık kuruluşlarında bakımı yapılsa dahi bu durumdaki bebekler açısından ölüm oranının % 30 ile

40 arasında olduğu, bebeklerin doğum ağırlığının 1000 gr’ın altına düşmesi nispetinde ölüm

oranının da arttığı, 500-750 gr arasında doğan bebeklerde bu oranın % 50 nin üzerinde olduğu, bu bilgi ışığında bahse konu bebeklerin nakil esnasında kaynaklanan olumsuzluklardan değil, çoğul gebelikten kaynaklı erken doğum ve buna bağlı komplikasyonlardan kaynaklanan olumsuzluklardan kaybedilmiş olmalarının muhtemel olduğu kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.

(17) Bu konuda Kurumumuzca daha önce verilen kararlarda [2016/737 şikâyet numaralı,

14.7.2016 tarihli Ret Kararı, 2015/5756 şikâyet numaralı, 14.6.2016 tarihli KTKR Kararı] da

altı çizildiği gibi 2015 yılı yaz aylarından itibaren bölücü terör örgütünün Doğu ve Güneydoğu

Anadolu’daki birkaç şehir merkezinde başlatarak 2016 yılı ortalarına kadar sürdürdüğü terör eylemlerinde, merkezi yolların patlayıcılar ile tuzaklandığı, kapatıldığı, keskin nişancılarla tarassut altında tutularak masum sivil vatandaşlar da dâhil çok sayıda insanın şehit edildiği, yanı sıra ambulans araçlarının önünün kesildiği ve yer yer ateşli silahlarla tarandığı; yaşanan tüm bu olumsuzluklar nedeni ile diğer kamusal hizmetler yanı sıra özellikle sağlık hizmetlerinin aksadığı bilinmektedir.

(18) Başvuruya konu somut olay, bir üstteki paragraftaki yer verilen keyfiyetle birlikte değerlendirilmiş olmasına rağmen; çoğul gebelikten kaynaklı erken doğumun içerdiği genel riskler ve bilirkişi raporunda yer verilen ölüm oranları göz önüne bulundurulduğunda, başvurucunun iddialarını doğrulayan herhangi bir delile ulaşılamamıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme (19) İyi yönetim ilkelerine 28.3.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin

Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Diyarbakır Valiliği tarafından Kurumumuzca talep edilen bilgi, belge ve değerlendirme talep yazımıza, gereken hassasiyet ile süresinde cevap verilmiştir.

(20) Bununla birlikte, kendisi ile gerçekleştirilen şifahi görüşmeye istinaden başvurucu, bu konuda yaşadığı ıstırabı dile getirmek için Diyarbakır Valiliği yetkililerinden randevu talep etmesine rağmen, hiçbir yetkilinin kendisi ile görüşmediği iddiasını dile getirmektedir.

Gerçekliği tespit edilememekle beraber, bundan sonraki benzeri vakalarda ışık tutmak üzere, kamu görevlilerinin, böylesi yakıcı bir ıstırap yaşayan bireylerin, maddi olsun, manevi olsun bu ıstırabını paylaşmak üzere gereken tüm hassasiyeti sergilemesi hem anayasal hem de vicdanı sorumluluğu kapsamındadır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

(21) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, bu Ret

Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Diyarbakır İdare

Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Bu Kararın, BAŞVURANA ve DİYARBAKIR VALİLİĞİNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi