|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. İlk derece mahkemesi, sanığın beraatine karar vermişken, Bölge Adliye Mahkemesi, Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine sanığın mahkumiyetine hükmetmiştir. Sanık, tarihi eser niteliğinde bir madalyonu hatıra amaçlı bulundurduğunu savunmuş, ancak mahkeme, bu savunmanın aksini kanıtlayacak yeterli delil bulunmadığını belirtmiştir.
Yargıtay, sanığın temyiz başvurusunu değerlendirirken, duruşma günü suçtan zarar görene bildirim yapılmadan hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, dava konusu eserin bağımsız bilirkişi kurulunca incelenmesi gerektiğini, mevcut durumu itibariyle korunması gerekli kültür varlığı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozarak dosyanın yeniden incelenmek üzere geri gönderilmesine hükmetmiştir. |
12. Ceza Dairesi 2022/3925 E. , 2024/7842 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI :2018/6608 E., 2021/1595 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM :Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, mahalli Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK’nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun’un 70/1 cümle, 5237 sayılı TCK’nın 62, 50 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz nedenleri; Suça konu eseri iki yıl önce arkadaşının hatıra olara verdiğini, tarihi eser niteliğinde olabileceğini düşünmediğini, özelliğini bilseydi gerekli kurumlara bildirim yapacağını hatıra niyetiyle saklama dışında herhangi bir kastının olmadığına, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, iddianame içeriği, sanık savunması ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, olay günü yapılan aramada sanığın üzerinden bir adet tarihi eser olabileceği değerlendirilen sikke ele geçirildiği, sikke üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, bizans dönemine ait 2863 sayılı Yasa kapsamına göre korunması gerekli taşınır kültür varlığı olduğunun belirtildiği, sanığın cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanığın atılı suçlamaları kabul etmediği, bu sikkeyi üniversitede okurken arkadaşının hatıra amaçlı vermesi üzerine bulundurduğunu, satma gibi bir amacı olmadığını söylediği anlaşılmış olup, her ne kadar sanığın 2863 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği, sanığın savunmasının aksini kanıtlar ve atılı suç ile ilgili sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahalli Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; Olay günü sanığın da bulunduğu arabada yapılan aramada, sanığın üzerinden bir adet tarihi eser olabileceği değerlendirilen sikke ele geçirildiği, sikke üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, Bizans dönemine ait 2863 sayılı Kanun kapsamına göre korunması gerekli taşınır kültür varlığı olan madalyon olduğunun belirtildiği, sanığın ifadesinde, bu madalyonu hatıra amaçlı taşıdığını, satma gibi bir amacı olmadığını söylediği, elkoyma tutanakları ve rapor ve dosya kapsamına göre, sanığın 2863 sayılı Kanuna göre korunması gerekli olan kültür ve tabiat varlıkları kategorisinde bulunan Bizans dönemine ait madalyonu sattığına ya da satacağına dair herhangi bir delil bulunmasa da, bu özellikteki taşınır kültür varlıklarıyla ilgili tasarrufta bulunma yetkisinin devlete ait olduğu, sanığın bildirim yükümlülüğüne riayet etmeksizin madalyonu bulundurup taşıyarak 2863 sayılı Kanunun 70/1.maddesinde düzenlenen suçu işlediği iddiası ile hakkında açılan kamu davası sonucu ilk derece mahkemesince sanığın beraatine dair karar verilmişse de; Sanığın aşamalardaki tutarlı savunmalarında, üzerinde ele geçirilen suça konu 1 adet Bizans dönemine ait olan suça konu madalyonu, 2 yıl önce bir arkadaşının kendisine hatıra olarak verdiğine dair ikrarını içeren savunması ve dosya içerisinde mevcut 2 arkeoloji bilirkişisinden oluşan 22.12.2017 günlü bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Kanunun 70/1. maddesinde düzenlenen “kültür varlıklarını bulundurma” suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.06.2020 gün ve 2018/6-472-2020/262 sayılı ilamında, “sanık hakkında açılan kamu davasına katılma hakkı bulunan suçtan zarar görene 5271 sayılı Kanun’un 233 üncü maddesi uyarınca duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğ edilmesi ve aynı Kanun’un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan hakları kullanma imkanının tanınması gerekirken, bunun yapılmamasının, duruşmadan haberdar edilmeden yargılamaya devam edilerek delil sunma hakkı elinden alınan suçtan zarar gören yönünden hak kısıtlaması niteliğinde olduğunun” belirtilmesi karşısında, suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığı adına İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne duruşma günü usulüne uygun olarak bildirilip, davaya katılma imkanı sağlanmadan hüküm tesis edilmesi suretiyle aynı Kanun’un 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Dava konusu eser üzerinde, üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bağımsız bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, mevcut durumu itibariyle bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgisi, tasnif ve tescile tabi, bildirim zorunluluğu olan, yani 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli kültür varlığı olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, dosyanın tarafı konumundaki Müze Müdürlüğünde görevli uzmanlar tarafından hazırlanan rapor hükme esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2024. tarihinde karar verildi.