|
ÖZET: Ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ve kendisi kurum dışında yaşayan çocukların, ebeveynleriyle her hafta açık görüş yapabilme talebi üzerine yapılan başvuru, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelenmiştir. Başvuruda, annesi hükümlü olan çocukların, anneleriyle düzenli olarak açık görüş gerçekleştirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, mevcut düzenlemeler çerçevesinde, çocukların ebeveynleriyle belirli tarihlerde görüşmelerine izin verildiğini belirtmiş, ancak her hafta açık görüş yapılmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.
Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarında, çocukların ebeveynleriyle görüşme haklarının, mevcut mevzuatla sınırlı olduğu ve bu konuda herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığı belirtilmiştir. Ancak, çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerinin güçlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda çocuk odaklı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan çocukların açık görüş imkanlarının artırılması için bir tavsiye kararı almış ve bu konunun ilgili bakanlıklar tarafından dikkate alınmasını önermiştir. Sonuç olarak, çocukların ebeveynleriyle sağlıklı bir ilişki kurabilmeleri için açık görüşlerin artırılması gerektiği, bu bağlamda yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, çocukların psikolojik ve duygusal gelişimleri açısından büyük önem taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7489-S.24.11721
BAŞVURU NO : 2024/2847
KARAR TARİHİ : 18.07.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocukların, ebeveynleriyle her hafta açık görüş yapabilmesi talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 22.02.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılmış olan başvuruda özetle; annesi hükümlü/tutuklu olan çocukların anneleriyle her hafta açık görüş yapabilmesi talep edilmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun konuya ilişkin bilgi ve belge talep yazısına cevaben, Aile ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 29.04.2024 tarih ve E- – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle, 2.1. Ebeveyni cezaevinde olan çocukların kendi ebeveynleriyle ceza infaz kurumlarının uygun gördüğü tarih ve saatlerde aksi yönde mahkeme kararı bulunmaması halinde görüştürüldüğü, Anayasanın 41 inci maddesi gereğince her çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu, imkanlar da göz önüne alınarak (refakat edecek personel ve araç sağlanması, okul veya kurs devam durumu vb.) görüşmeler sağlandığı, 2.2. Bakanlığa bağlı çocuk bakım kuruluşlarında kalan ve ebeveyni ceza infaz kurumunda kalan çocukların aksi yönde mahkeme kararı olmadığı sürece hazırlanan sosyal inceleme raporuna istinaden ailesiyle açık görüşme yapmasının sağlandığı,
2.3. Çocukların ebeveyniyle açık görüşmesi yanında ayrıca Adalet Bakanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde ve teknik altyapının bulunması halinde görüntülü görüşmelerin de sağlandığı, 2.4. Ebeveyni cezaevinde olan çocukların doğrudan açık görüşe götürülmekle birlikte görüşmelerin kolaylaştırılması ve farklı ilde ebeveyni bulunan çocukların mağdur olmamaları adına ayrıca görüntülü görüşme imkanlarının da teknik altyapı ölçüsünde sunulduğu, 2.5. Başvurucunun ebeveyni cezaevinde olan çocukların her hafta görüşmelerinin sağlanmasını talep ettiği, Bakanlık tarafından eldeki imkanlarla görüşmelerin sıklığı artırılmak istendiği ve görüşmelerin her hafta uygulanmasına çalışıldığı, 3. Kurumumuzun konuya ilişkin bilgi ve belge talep yazısına cevaben, Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 03.06.2024 tarih ve E- / sayılı yazısı ve eklerinde özetle, 3.1. Başvuranın, 21.02.2024 tarihli kurum idaresine hitaben yazmış olduğu dilekçesiyle çocukları ile yaptığı kapalı görüşmelerin açık görüşe çevrilmesi talebinde bulunduğu, söz konusu talebine istinaden kurum idaresi tarafından yapılan inceleme neticesinde, Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri
Hakkında Yönetmelik’te söz konusu talebine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeniyle talebinin uygun görülmediği, 3.2. Ülkemiz genelindeki ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmelerine dair usul ve esaslar 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
“Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinde yer alan hükümler ile Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret
Edilmeleri Hakkında Yönetmelik kapsamında gerçekleştirildiği, 3.3. Ayrıca adı geçenin çocuğu ile ayda 3 defa kapalı, 1 defa da açık görüş yapma hakkına sahip olduğu, 3.4. Bunun yanı sıra, Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesinin Bakanlık tarafından yürütülmekte olduğu, söz konusu proje ile hükümlülerin personel tarafından oda ve koğuş dışına çıkartılması suretiyle yürütülen çeşitli hizmetlerin, ses izolasyonlu bir kabin içerisinde oda ve koğuşlara yerleştirilen multimedya cihaz marifetiyle, personel sirkülasyonuna gerek olmaksızın daha az insan kaynağı harcanarak, hızlı ve güvenilir bir biçimde gerçekleştirildiği, Proje kapsamında görüntülü görüşme ve edoktor uygulaması gibi daha önce hiç yapılmamış uygulamaların da hayata geçirilmesinin yanı sıra içerik itibariyle geliştirilebilir bir tasarım tercih edildiği, şu an itibarıyla geliştirilen içeriklerin sesli ve görüntülü görüşme, sayım, dilekçe, kantin sipariş ve online ödeme, kütüphane kitap talebi, e-mektup, e-doktor ve
Bakanlık iletişim uygulamaları olduğu, 3.5. ACEP (Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu) Projesi kapsamında, Sincan ve
Bakırköy Kadın ile Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında yapılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun da planlama dahilinde olduğu, 3.6. Görüntülü görüşme uygulaması sayesinde hükümlülerin ceza infaz kurumu tarihinde ilk defa aileleri ile görüntülü olarak görüşebilme imkanına kavuştuğu, proje kapsamında yapılan mevzuat değişikliği ile hükümlü ve tutukluların haftalık 1 numara ile 10 dakika sesli görüşme haklarının, teknik alt yapının kurulu
olduğu kurumlarda 60 dakikaya kadar artırıldığı, hükümlülerin söz konusu haklarını ister sesli ister görüntülü 6 defa arama yapmak suretiyle farklı zamanlarda, farklı yakınlarını arayarak kullanabildiği, 3.7. Diğer yandan; ceza infaz kurumlarında barındırılan suça sürüklenen çocuklar ile 0-6 yaş çocuğu bulunan tüm kadın hükümlülerin söz konusu haklarını 2 kat artırılmak suretiyle kullanabildiği, ayrıca, hükümlü ve tutuklulara dini bayramlarında da ilaveten 30 dakika görüşme hakkı verildiği, bu imkânın, bilhassa ceza infaz kurumunun bulunduğu şehir dışında ikamet eden hükümlü yakınlarını görüş için ceza infaz kurumuna gelmek gibi büyük bir külfetten kurtardığı, hükümlülerin küçük yaştaki çocuklarının ceza infaz kurumuna gelmeden ebeveyni ile görüşebildiği 3.8. Öte yandan, ceza infaz kurumlarında telefon görüşmelerinin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesi ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde gerçekleştirildiği, adı geçen hakkında da söz konusu hükümler uyarınca işlem tesis edildiği, 3.9. Avrupa Birliği (AB) tarafından Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA 2) 2016 programlama yılı altında sağlanan fon kapsamında teknik destek modeli ile yürütülen ve Genel Müdürlüğümüzün yararlanıcısı olduğu “Ceza İnfaz Kurumlarında Annesinin Yanında Kalan Çocuklar İçin Kurum Modeli
Geliştirilmesi Teknik Destek Projesi” kısa adıyla ‘Annemleyim’ projesinin, 16 Nisan 2023 tarihinde resmi olarak tamamlandığı, 3.10. Teknik destek modalitesi ile uygulanan projenin genel amacının; ceza infaz kurumlarında annesinin yanında kalan çocukların, kurumun olumsuz yaşantısından zarar görmemesi için fiziksel ve sosyal koşulların çocuğun yüksek yararına uygun olarak düzenlenmiş ortamların geliştirilmesi, konu ile ilgili alanda kapasitenin geliştirilmesi, çocuklar üzerinde olumsuz etkilerin azaltılmasına destek olunması ve uygun şekilde desteklenen çocukların oranının artırılması olduğu, 3.11. Ceza infaz kurumlarında annesinin yanında kalan çocukların yüksek yararı gözetilerek fiziksel ve sosyal koşulları düzenlenmiş ortamların geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen proje çalışmaları neticesinde; ceza infaz kurumlarında annesinin yanında kalan çocuklar için ‘Günlük Yaşam ve Eğitim
Programı’, kadın tutuklu-hükümlüler için ‘Ebeveynlik Programı’ ve annesinin yanında kalan çocuklar ile çalışan personel için ‘Anne ve Çocuklara Karşı Tutumlar’ adlı programların geliştirildiği, bahse konu programların yanı sıra projenin somut çıktıları arasında; ihtiyaç analiz raporları, broşürler, ebeveyn kitapçığı, personel kitapçığı, iyi uygulamalar katoloğu, standart uygulama prosedürlerinin yer aldığı, 3.12. Ayrıca Bakanlık ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında 27.06.2021 tarihinde “Tutuklu, Hükümlü veya Yükümlüler ile Çocuklarının Sosyal Hizmetlerden Yararlandırılması Hakkında İş Birliği
Protokolü” imzalanmış olup Protokol kapsamında, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü/tutuklu 12-
18 yaş grubu çocukların, hükümlü/tutuklu annesinin yanında kalan 0-6 yaş grubundaki çocukların,
denetimli serbestlik altında bulunan yükümlü çocukların ve ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocukların psikososyal açıdan gelişimlerinin desteklenmesinin, eğitim, barınma vb. ayni-nakdi ihtiyaçlarının giderilmesinin amaçlandığı, bu Protokol kapsamında ebeveyni ceza infaz kurumunda olan kurum dışındaki çocuklar ile ilgili olarak ilk defa bir düzenlemeye yer verildiği,
3.14. Bunun yanı sıra, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmelerine dair usul ve esasları düzenleyen Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in ‘Temel
İlkeler’ başlıklı 5 inci maddesinin (p) bendinde, 14.09.2021 tarihinde yapılan bir değişiklikle, örgün eğitim kurumlarında öğrenim gören çocuğu bulunan hükümlü ve tutukluların ziyaretleri, personel durumu, kurum güvenliği ve kapasitesi göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu kararıyla hafta sonu da yaptırılabilmesine imkan getirildiği ancak adı geçenin çocuklarının 4 ve 6 yaşlarında olduğu, bu sebeple söz konusu haktan faydalanamadığı, 3.15. Ceza infaz kurumlarında barındırılmakta olan çocuklara pozitif ayrımcılık yapılarak şartlarının iyileştirilmesinin amaçlandığı, ayrıca ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan çocukların “suçun şahsiliği” ilkesine istinaden ebeveyninin işlediği suçtan dolayı cezalandırılmasının mümkün olmadığı, bu sebeple ceza infaz kurumunda bulunan çocuklara ilişkin yapılan düzenlemelerden yararlanmalarının sağlandığı, 3.16. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, bu uygulamada ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu, İfade edilmiştir.
4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliğinden 19/04/2024 tarih, S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Türkiye Barolar
Birliği Hukuk Müşavirliğinin 15.05.2024 tarihli ve E- – – sayılı cevabi yazısında; 4.1. Görüşlerin koşul ve sürelerinin Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılmak üzere düzenleneceği ise anılan Kanun’un 83. maddesinde yer aldığı, ancak düzenlemenin “yönetmelik” yerine kanunla yapılmasının daha uygun olduğunun değerlendirildiği, 4.2. Bu düzenlemede anne olan hükümlülerin çocuklarıyla açık/kapalı görüş hakkı, şekli, süresi ve ayrıca ziyaret süresince mahpusun ailesi ve çocuklarıyla fiziksel temas kurma hakkına sahip olması gerektiği ayrıca düzenlenerek Kanuna eklenmesi, 4.3. İnfaz hukukunda hak olarak düzenlenmemiş olan 5275 sayılı Kanun’un 83. maddesinde yer alan
“Dışarıyla İlişkiler” düzenlemesi ile 65. maddedeki düzenleme birlikte ele alınması, ayrıca ve bağımsız bir madde halinde kanuni düzenleme yapılarak annenin çocuklarıyla görüşme hakkı özellikle özü bakımından
“görüşme hakkı” olarak düzenlenmesi, 4.4. Anne ve/veya babası mahpus olan çocukların ebeveynleri ile ilişki kurma sıklığı ve şekli oluşturulacak bu konuda uzman kurullarca değerlendirilmesi ve karar altına alınması, bu değerlendirme ve kararlar çocuğun yüksek menfaatini gözeten nitelikle ve denetlenebilir kararlar olması, alınacak tedbirler
veya iyileştirmeler kapsamında; anne, baba ve çocuğun aynı anda, bir günü kapsayacak şekilde ve sıklıkla birlikte açık görüş yapması sağlanması, kadınların bebekleriyle birlikte belli aralıklarla dışarı çıkması ve çocuk, baba ve annenin birlikte vakit geçirmesinin koşulları sağlanabilirse bu “olanak” özellikle çocuk için çok yararlı olacağı, 4.5. Güvenlik gerekçesiyle cezaevlerinde yapılan üst araması, sayım gibi ve özellikle güvenlik gerekçeli uygulamalar çocukların göremeyeceği ve tanık olamayacağı ve etkilenmeyeceği bir şekilde gerçekleştirilmesi, 4.6. Ayrım gözetilmeksizin çocukları olan mahpus anne ve babalara görüş hakkı sağlanması, 5. Türkiye Barolar Birliğinin 15.05.2024 tarihli ve E- – – sayılı cevabi yazısına ek olarak, Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonu tarafından hazırlanan raporda; 5.1. Çocukla kişisel ilişkiyi sınırlayan uygulamaların hem ebeveynlerin hem de çocukların maddi ve manevi varlığını geliştirme haklarını ihlal ettiği gibi özel hayata saygı hakları ve özellikle çocukların ebeveynleri ile doğrudan kişisel ilişki kurma haklarını da ihlal etmiş olacağı,
5.2. Nitekim çocuğun ebeveyni ile doğrudan kişisel ilişki kurma hakkı; sadece çocuğun üstün yararı gerektiği takdirde kısıtlanabildiği, bu kısıtlama durumunun da her çocuğun sübjektif durumu, içinde bulunduğu aile ortamı ve diğer tüm etkenler de göz önünde bulundurularak son çare olarak başvurulabilecek bir yöntem olduğu, Devletin görevinin; çocuk ile ebeveyn arasında doğrudan kişisel ilişki kurulması hususunda gerekli teşkilatı kurmak olduğu, dolayısıyla; salgın, doğal afet ve hatta savaş durumları da dahil olmak üzere, çocuğun ebeveynleri ile doğrudan kişisel ilişki kurma hakkının sağlanabilmesi için devletin, gerekli önlemleri almak, uygun ortamı oluşturmak ve teşkilatı kurmakla görevli olduğu,
5.3. Özellikle küçük yaş grubundaki çocukların, ana babaları ile güçlü ve karşılıklı bağlar oluşturduğu, bu ilişkiler sayesinde çocukların fiziksel ve duygusal anlamda kendilerini güvende hissettiği, anne ve babaları ile olan ilişkiler sayesinde çocukların, kendi kimliklerini oluşturdukları, kültürel açıdan değer verilen beceriler, bilgiler ve davranışlar edindikleri, yine küçük yaş grubundaki çocukların ana babalarından ayrılmanın olumsuz sonuçlarından daha ağır biçimde etkilendiği; çünkü bu yaşlardaki çocuklar ana babalarına fiziksel olarak bağımlı oldukları kadar duygusal olarak da bağlı olduğu, küçük yaş grubundaki çocukların, ayrılmanın koşullarını da yeterince kavrayabilecek durumda olmadıkları, küçük yaş grubundaki çocukları olumsuz biçimde etkileyebilecek durumlar arasında ana baba ilgisinden yoksunluk, çocuğun ana babasıyla ilişkilerinin kesintili olması (ayrılma zorunluluğu gibi durumlar dâhil) sayılabileceği,
5.4. Uzun süreli gözlemler ve araştırmalar sonucunda uluslararası sözleşmelerde vücut bulduğu hali ile çocukların mahpus ebeveynleri ile doğrudan kişisel ilişki kurmasının onların benliği, psikolojik ve ruhsal gelişimleri üzerinde son derece önemli etki doğuracağının aşikâr olduğu, dolayısıyla çocukların ebeveynleri
ile doğrudan kişisel ilişki kurma haklarının kısıtlanması veya askıya alınmasının onların üstün yararlarının ihlal ettiğinin kabulü ve buna göre uluslararası standartlara uygun bir şekilde gerekli şekilde mevzuat değişikliklerinin yapılması ve kurum içi mekanların oluşturulması gerektiği, 5.5. Bilindiği üzere; her ne kadar ebeveynler suç işlediklerinde şahsi olarak cezalandırılsa dahi, bunun sonuçlarının sosyal açıdan bütün aile bireylerini ve bilhassa çocukları etkilediği, ebeveynlerinden uzaklaşan, onlarla oldukça sınırlı kabul edilebilecek ölçüde kişisel ilişki kurabilen çocukların; kimi zaman okulda ve arkadaş ortamlarında dışlanabilmekte ve hatta kendini suçlu hissedebildiği, bunun en aza indirgenebilmesi için çocuğun mahpus ebeveyn ile doğrudan kuracağı kişisel ilişkinin, doğal bir ortamda gerçekleşmesinin en uygun yöntem olduğu, nasıl ki özgür bir ebeveyn çocuğu ile oyun oynayabilmekte, yemek yiyebilmekte ve fiziksel temas kurabilmekte ise; mahpus ebeveynin çocuğu ile doğrudan kişisel ilişki kurduğu anlarda da bu ortamların güvenilir bir şekilde oluşturulması gerektiği, bunun için ceza infaz kurumlarında oluşturulabilecek “aile görüş odaları”nda uygun oyun alanları ile güvenilir ve sağlıklı yiyecek/içecek ikramının oluşturulmasının önemli olduğu, böylelikle çocuklar ile ebeveynleri arasında daha sağlıklı bir kişisel ilişki tesis edilebileceği, 5.6. Öte yandan; çocuk ile mahpus ebeveyn arasında kişisel ilişki tesis edilirken, çocuğun korunması da önem arz ettiği, mahpusun çocuğa veya diğer ebeveyne fiziksel, ruhsal veya psikolojik açıdan zarar verme ihtimali bulunuyor ise bütün bu hususların göz önünde bulundurulması ve gerekli tüm önlemlerin alınması gerektiği,
5.7. Çocuğun ebeveyni ile doğrudan kişisel ilişki kurmasının engellenmesi sadece çocuğun üstün yararının gerektirdiği hallerde mümkün olabildiği, çocuğun üstün yararı, kendi içerisinde pek çok kriterin barındırıldığı ve tek bir cümle ile dahi tarif edilemeyecek kadar geniş bir kavram olduğu, çocuğun örselenmemesi ve ikincil örselenmelerin önüne geçilmesi, çocuğun ana ve baba arasındaki ilişkide bir araç haline gelmemesi için bu yetkinin mahkemeler eliyle kullanılmasının elzem olduğu, çocukla mahpus ebeveynler arasındaki ilişki kurulması surecindeki çocuğun korunması sadece ebeveyn ile görüştüğü anla sınırlı kalmaması, çocukların cezaevine girişte yetişkinlerle ayni alandan aranarak girmeleri ve bekleme alanlarının diğer görüşe gelen yakınlarla ayni ortamda olması da onların tedirginliklerini artıran bir durum olduğu, bu nedenle sivil kıyafetli çocukla iletişim konusunda uzman çocuğu görüşe getiren refakatçi eşliğinde özel bir konumda görüş alanlarına girişlerinin sağlanması,
5.8. Çocuk ile mahpus ebeveynler arasında kurulacak kişisel ilişkilerde gözlemcinin infaz memuru yerine çocuklarla ilişki kuracak psiko-sosyal servis personel olmasının daha uygun olacağı, nitekim çocuğun üniformalı bir kişiyi sürekli olarak görmesi çocuğun psikolojisini de etkileyebileceği, bu anlamda sivil pozisyonda olan psiko-sosyal servis personeli görüş sırasında hazır bulunarak olumlu veya olumsuz durumları mahkemeye bildirmesi bu görüşmelerin daha denetimli bir şekilde gerçekleşebilmesini sağlayabileceği, hem mahpusun topluma kazandırılması açısından hem de çocuğun korunması açısından önem arz edebilecek bu denetimler neticesinde mahpus ebeveynlerin çocukları ile doğrudan kişisel ilişki kurma sıklıklarının arttırılmasının bir yöntem olarak tercih edilebilmesinin de mümkün olabileceği, Bunun yanında; mahpusluk halinin hem ebeveynin hem de çocuğun üzerindeki
olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi ve taraflara ayrıca danışmanlık verilebilmesinin de mümkün olacağı,
5.9. Mahpus ile çocuk arasında kurulacak kişisel ilişki esnasında ceza infaz memuru yerine psikolog, sosyal hizmet uzmanı gibi psiko-sosyal servis personelinin bulunması, infaz koruma memurunun görüşmeyi oda dışında oluşturulacak camlı bir bölmeden izlemesi, kapalı görüşlerin de telefon yerine oluşturulacak aile odalarında yahut oluşturulacak oyun alanlarında mahpusun çocukla zaman geçirmesinin sağlanarak gerçekleştirilmesinin çocuğun da üstün yararına olacağı, 5.10. Bu nedenle öncelikle infaz kurumunda bulunan ve özellikle çocuklarla iletişim kuracak psiko-sosyal servis personel sayısının arttırılmasının önemli olduğu, bu ihtiyacın karşılanabilmesi için yasa düzenlemesinde de yer aldığı gibi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Türk Kızılay Derneği, Türk
Psikologlar Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği gibi alanla ilgili çalışabilecek kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yapılması, 5.11. “Çocuk kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklu çocuklar ile açık ceza infaz kurumları ve çocuk eğitim evlerinde kalan hükümlülerin görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapabilmesi karşısında; yanında çocuğu bulunan kadın hükümlü ve tutukluların talepleri halinde eş, altsoy ve üstsoyları ile yapacakları kapalı ziyaretler idare ve gözlem kurulu kararı ile açık görüş şeklinde yaptırılabilir.” şeklindeki düzenlemenin idare ve gözlem kurulu kararına bırakılmaksızın doğrudan açık görüş şeklinde düzenlenmesi ve bu yönde mevzuat değişikliğine gidilmesi gerektiği,
5.12. Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü ebeveynler ile görüşmek isteyen çocuklar açısından mevzuatta herhangi bir özel düzenleme bulunmadığından yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda açık görüş yapılması konusunda ivedilikle yasal düzenleme yapılması ve açık görüşler için uygun mekanların oluşturulmasının zorunluluk olduğu değerlendirildiği,
mütalaa edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
6. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesinde; “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” 6.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,
6.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 6.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 6.4. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” 6.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
2)Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.”
3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
(4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 6.6. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 7. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin 1 inci maddesinde; “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 7.1. Sözleşmesinin 2 inci maddesinde; “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 7.2. Sözleşmenin 3 üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.” 7.3. Sözleşmenin 4 üncü maddesinde; “Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.” 7.4. Sözleşmenin 9 uncu maddesinde; “..Taraf Devletler, ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.” 7.5. Sözleşmenin 12 inci maddesinde; “Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar..” 7.6. Sözleşmenin 16 ncı maddesinde; “1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.” 7.7. Sözleşmenin 18 inci maddesinde; “1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.
2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.” 8. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” 9. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz” 9.1. Sözleşmenin 10 uncu maddesinde; “1. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygı gösterilerek davranılır.
3. Cezaevi sistemi, asıl amacı mahkumların ıslahı ve topluma yeniden kazandırılması olan bir sistem olarak ele alınacaktır.”
10. Birleşmiş Milletler Tarafından Kabul Edilen Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart
Kuralları “Dış dünya ile irtibat kurma” başlıklı 37 nci maddesinde; “Gerekli gözetim altında mahpusların düzenli aralıklarla aileleri ve yakın arkadaşları ile haberleşmelerine ve ziyaret edilmelerine imkan verilerek onlarla iletişim kurmalarına izin verilir.” 10.1. 61 inci maddesinde; “Mahpusların uygulanan ıslah rejimi, kendilerini toplumdan dışlamaya değil ve fakat toplumun bir parçası olmaya devam etmelerini sağlamaya çalışır. Bu nedenle, mahpusların topluma kazandırılma amacında kurum görevlilerine yardım etmeleri mümkün olduğu takdirde, toplumsal kuruluşlar da göreve çağrılır. Mahpusun ailesiyle mümkün olan her türlü ilişkisini sağlamak ve geliştirmekle yükümlü olan kurumun sosyal hizmet uzmanları ile ciddi toplumsal kuruluşlar arasında ilişkiler kurulur. Yasaya ve hapis cezasına uygun düştüğü ölçüde, mahpusların kişisel menfaatleri, sosyal güvenlik hakları ve diğer toplumsal menfaatleriyle ilgili haklarını korumak için tedbirler alınır.” 11. 1955 Tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları
̈ (Nelson Mandela Kuralları ) “Dış dunya ile iliş ki” başlıklı 58 inci maddesinde; “Mahpuslara, aileleri ve arkadaşları ile gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla aşağıdaki şekilde iletişim kurmalarına izin verilir: (a) Karşılıklı yazışarak, mümkün olduğu durumlarda telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak ve (b) Ziyaret kabul etmesiyle..” 12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek ‘Temel İlkeler’ başlıklı 3 üncü maddesinde; ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’ 12.1. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.1 inci maddesinde; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir. 24.4.
Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır. 24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım” sağlamalıdırlar.” 13. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin Çocuğun Yüksek Yararının Birinci Planda
Dikkate Alınması Hakkı (Madde 3, Paragraf 1) İle İlgili 14 Numaralı Genel Yorumu; “III. Taraf Devletlerin yükümlülüklerinin mahiyeti ve kapsamı 14. Madde 3 paragraf 1, taraf Devletlere üç tür farklı yükümlülük getirerek bir çerçeve oluşturmaktadır: a.
Çocuğun yüksek yararının, herhangi bir kamu kurumu tarafından gerçekleştirilecek her girişimde gerektiği gibi içselleştirilmesini ve tutarlı olarak uygulanmasını sağlama yükümlülüğü. Bu söylenen, çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkisi olan tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal işlemler için özellikle geçerlidir.
b. Çocukları ilgilendiren tüm yargısal ve idari kararların, ayrıca politikaların ve yasal düzenlemelerin, çocuğun yüksek yararının birinci planda dikkate alınarak gerçekleştirildiğini gösterme yükümlülüğü.
Yüksek yararın nasıl incelenip değerlendirildiğinin, alınan kararda buna ne ölçüde ağırlık tanındığının anlatılması da buna dahildir.
c. Çocuğun yararının, özel sektörün her kararında ve eyleminde değerlendirilip birinci planda göz önüne alınmasını sağlama yükümlülüğü. Buna, hizmet sunan kuruluşlar, ya da çocuğu ilgilendiren ya da çocuk üzerinde etkili olabilecek kararlar alan diğer herhangi bir özel birim ya da kurum da dahildir.
15. Devletler, bunlara uyulmasını sağlamak üzere, Sözleşme’nin 4 ve 42. maddeleri ile 44. maddenin 6’ncı paragrafına uygun olarak uygulamaya dönük bir dizi önlem almalı ve aşağıdakiler dahil olmak üzere
çocuğun yüksek yararının her fiilde birinci planda gözetilmesini sağlamalıdırlar:
a. İç hukuku ve diğer yasa kaynaklarını madde 3 ve paragraf 1’i içselleştirecek şekilde gözden geçirme ve gerekiyorsa değiştirme ve çocuğun yüksek yararını gözetme gerekliliğinin aşağıda sıralanan her alanda yansıma bulmasını ve uygulanmasını sağlama: tüm ulusal yasalar ve yönetmelikler, olduğu durumlarda il ya da bölge düzeyindeki düzenlemeler, çocuklara yönelik hizmetler veren ya da faaliyetleri çocuklar üzerinde etkili olan özel ya da kamusal kurumların faaliyetlerini yöneten kurallar ve gerek asli bir hak gerekse usul kuralı olarak herhangi bir kademedeki yargısal ve idari işlemler; b. Politikaların ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde eşgüdümünde ve uygulanmasında çocuğun yüksek yararının gözetilmesi; c. Çocuğun yüksek yararının kendisini ilgilendiren ya da kendisini etkileyecek tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal süreçlerde içselleştirilip uygulanması hakkının eksiksiz olarak yaşama geçirilmesi için şikayet, telafi ya da tazminat mekanizmalarının ve usullerinin getirilmesi; d. Çocukların haklarının yaşama geçmesini sağlamaya yönelik programlara ve önlemlere kaynak tahsis edilirken ve uluslararası yardımlardan veya kalkınma yardımlarından yararlanan etkinliklerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi; e. Veri toplama, izleme ve değerlendirme işlemlerinde çocuğun yüksek yararının açıkça ifade edilmesi ve gerektiğinde çocuk haklarıyla ilgili konulardaki araştırmaların desteklenmesi; f. Profesyoneller ve çocuklar için ya da çocuklarla birlikte çalışan diğer kişiler dahil olmak üzere, çocukları doğrudan ya da dolaylı biçimde etkileyecek kararlar alanların, madde 3, paragraf 1 ve bunun pratikte uygulanması konusunda bilgilendirilmesi ve kendilerine bu konuda eğitim verilmesi; g. Madde 3 paragraf 1’de gözetilen hakkın kapsamını anlayabilmeleri için çocuklara, ailelerine ve çocuklara bakan kişilere anlayabilecekleri dilden yeterli bilgilerin verilmesi ve görüşlerine yeterli ağırlığın tanınabilmesi açısından çocukların görüşlerinin alınabileceği gerekli koşulların oluşturulması…” 14. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a)
Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin
kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı
Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” 15. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde; “(1) Bu
Kanunun uygulanmasında; a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda, e) (Değişik: 13/6/2012-6327/38 md.) Sosyal çalışma görevlisi: Psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik, aile ve tüketici bilimleri ve sosyal hizmet alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensuplarını, ifade eder” 15.1. “Temel ilkeler” başlıklı 4 üncü maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi… İlkeleri gözetilir.” 16. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun “İnfazda Temel İlke” başlıklı 2 nci maddesinde;“ (2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.”
“ (4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir.” 16.1. “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinde; “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir. (2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir. (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet
Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.” 16.2. “Ziyaret ve görüşlerde uyulacak esaslar başlıklı” 86 ncı maddesinde; “(1) Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarına ziyaret veya görüşe gelen resmî heyet ve özel kişiler, kurum güvenliğini tehlikeye sokacak davranışlarda bulunamaz, kurum güvenliği için alınan ve uygulanan yasal ve idarî tedbirlerin değiştirilmesini isteyemezler.
(3) Kurum görevlileri ve dış güvenlik görevlileri dahil olmak üzere, sıfat ve görevi ne olursa olsun, ceza infaz kurumlarına girenler duyarlı kapıdan geçmek zorundadır. Bu kişilerin üstleri metal dedektörle aranır; eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirilir, ayrıca şüphe hâlinde elle aranır.
Bu cihazların bulunmadığı yerlerde arama ve kontrol elle yapılır. Ancak milletvekilleri, mülkî amirler, hâkim, Cumhuriyet savcıları ve bu sınıftan sayılanlar, avukatlar, noterler, ceza infaz kurumları ve tutukevleri kontrolörleri, izleme kurulu başkan ve üyeleri, uluslararası sözleşmelerle yetkileri tanınmış kişi ve kuruluşların temsilcileri, ceza infaz kurumu ve tutukevi koruma birlik komutanı ile kurum müdürünün
üstleri ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlleri dışında elle aranamaz. Duyarlı kapı cihazının ikazının sürmesi hâlinde bu kişiler ancak, elle aramayı kabul ettikleri takdirde kuruma girebilirler. Ziyaret yerleri de ziyaret öncesi ve bitiminde aranır..” 17. 7.06.2005 tarihli 25848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve
Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik “Temel ilkeler” başlıklı 5 inci maddesinde; “Hükümlü ve tutukluların görüşmeleri aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir: (…) b) Odaya kapatma disiplin cezası almış olsa dahi çocukların; annesi, babası, kardeşleri, avukatı, resmî ve yetkili merciler ile yasal temsilcisiyle görüşmesi engellenemez. c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.
d) (Değişik:RG-13/9/2017-30179) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.” 17.1. “Kapalı görüş” başlıklı 7 nci maddesinde; “Kapalı görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin her türlü maddi temasının önlendiği, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebilecek şekilde izlenebildiği ve ceza infaz kurumu idaresinin bu iş için tahsis ettiği özel bölümde yapılan görüşmelerdir.” 17.2. “Görüş yeri” başlıklı 8 inci maddesinde; “Her ceza infaz kurumunda, olanaklar elverdiği ölçüde, kapalı görüş yapılabilmesi için bir ziyaretçi kabul yeri ayrılır.” 17.3. “Ziyaret edebilecek kişiler” başlıklı 9 uncu maddesinde; “Hükümlü ve tutuklular; eşi, anne, babası, büyükanne ve büyükbabası, çocuğu, torunu, kardeşi, gelini, damadı, kayınbiraderi, baldızı, yengesi, eniştesi, görümcesi, kayınvalidesi, kayınpederi, kayınvalidesinin annesi ve babası, kayınpederinin anne ve babası, eşinin başkasından olma çocuğu, büyükanne ve büyük babasının anne ve babaları, torun çocuğu, kardeş çocuğu, eşi, amcası, halası, dayısı, teyzesi ve bunların eşleri ile vasisi ve kayyımıyla görüşebilir..” 17.4. “Ziyaret gün ve saatleri” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir.
(Değişik fıkra:RG-14/9/2021-31598) Görüş süresi, yarım saatten az, bir buçuk saatten fazla olacak şekilde belirlenemez. Görüş süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işletilir. Çocuk hükümlü ve tutuklular için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.” 17.5. “Açık görüş” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmelerdir.” 17.6. “Ziyaret edebilecek kişiler” başlıklı Madde 14 üncü maddesinde; “Hükümlü ve tutuklular; 9 uncu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen kişiler ile açık görüş yapabilir. Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, ceza infaz kurumu tarafından belirlenir.”
/
17.7. “Açık görüş yapılacak yer” başlıklı 16 ncı maddesinde; “Açık görüşler, ceza infaz kurumunun oda ve eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde, bulunmadığı takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde yaptırılır.” 17.8. “Açık görüşe ilişkin diğer konular” başlıklı 18 inci maddesinde; “Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplar oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere, hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır.
Belirtilen gün ve saatler dışında görüş yaptırılmaz, bir defa görüş yapan hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilere aynı görüşle ilgili olarak ikinci defa izin verilmez.
Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli bir şekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır. Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğunun anlaşılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir.
Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadar dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur.
(Değişik fıkra:RG-14/9/2021-31598) Çocuk kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklu çocuklar ile açık ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevlerinde kalan hükümlüler görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapar.
(Ek fıkra:RG-14/9/2021-31598) Yanında çocuğu bulunan kadın hükümlü ve tutukluların talepleri halinde eş, altsoy ve üstsoyları ile yapacakları kapalı ziyaretler idare ve gözlem kurulu kararı ile açık görüş şeklinde yaptırılabilir. Bu amaçla kurum imkânları ölçüsünde müstakil odalar oluşturulabilir.
(Ek fıkra:RG-14/9/2021-31598) Yazılı talep üzerine, anasının yanında kalan çocukların yakınlarına ya da yakınlarından anasına teslimi, görevli nezaretinde ve uygun bir ortamda, ana ile teslim eden ya da alan bir araya getirilerek çocuğun teskin olması için yeterince süre tanınarak gerçekleştirilir.” düzenlemelerine yer vermektedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
18. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 19. Kurumumuza yapılmış olan başvuruda özetle; annesi hükümlü/tutuklu olan çocukların anneleriyle her hafta açık görüş yapabilmesi talep edilmiştir.
Öncelikle Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan çocuğun ana ve babasının her ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurması hakkına ilişkin, çocuk tesliminin icra sisteminden çıkarılması, /
İletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulması, Ceza İnfaz Kurumunda anneleriyle birlikte kalan çocukların anne dışındaki kişilerle (baba) iletişim kurması, şeklindeki başvurularda “kişisel ilişki kurma hakkının” hem çocuklar hem de ana babalar için karşılıklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir “hak” olduğu göz önünde bulundurularak çocuğun birlikte yaşamayacağı ebeveyni ile sürekli ve düzenli bir ilişki sürdürebilmesi amacıyla çocuk odaklı çocuğun üstün yararı çerçevesinde sistemsel inceleme yapılarak ve ilgili idarelere Tavsiyelerde bulunulmuş ve mevzuat sürecine katkı sağlanmıştır.
Söz konusu başvuru da aynı yaklaşımla incelemeye tabi tutulmuş ve ayrıca Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında sıklıkla yer alan; “çocukların, ebeveynleri ile kişisel ilişki kurmaları, onların maddi ve manevi varlığını geliştirebilmeleri için elzemdir. Bu hak; sadece çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde gerekçeleri ile açıklanmak sureti ile kanunilik ilkesine uygun olarak kısıtlanabilir. Öte yandan; çocuğun ana ve babasıyla doğrudan kişisel ilişki kurma ve sürdürme hakkının yanında, ebeveyn de analık ve babalık duygularını tatmin etme ve geliştirme hakkına da sahiptir. Bu açıdan; çocuk ile doğrudan kişisel ilişki kurma hakkı, aynı zamanda ebeveynin de maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı olarak vücut bulacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; ebeveynler açısından çocuk ile doğrudan kişisel ilişki kurma hakkının önemini şu sözlerle açıklamıştır: “Bu hak anne baba için olduğu kadar çocuk içinde bir haktır. (2003 tarihli Çocukla
Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi m.4/I). İlişkide annelik babalık duygularının tatmini yanında çocuğun bedensel, fikri, ruhsal, eğitsel, kültürel gelişimine yönelik yararı da gözetilir.”(YHGK, E.
2012/2-799, K. 2013/389, T. 20.03.2013) hususlar göz önünde bulundurulmuştur.
20. Bu kapsamda başvuru konusuna ilişkin annesi (ebeveyni) hükümlü/tutuklu olan çocukların ebeveynleriyle açık görüş yapabilmesine ilişkin mevzuata baktığımızda açık görüşlerin 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinde yer alan 1 hükümler ile Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik kapsamında gerçekleştirildiği, ebeveynin çocuk ile ayda 3 defa kapalı, 1 defa da açık görüş yapma hakkına sahip olduğu görülmektedir.
Türkiye Barolar Birliğinin görüş yazısında da belirtildiği üzere.
çocuk kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklu çocuklar ile açık ceza infaz kurumları ve çocuk eğitim evlerinde kalan hükümlülerin görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapabildiği, yanında çocuğu bulunan kadın hükümlü ve tutukluların talepleri halinde eş, altsoy ve üstsoyları ile yapacakları kapalı ziyaretler idare ve gözlem kurulu kararı ile açık görüş şeklinde yaptırılabildiği,
1
Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik “Temel ilkeler” başlıklı 5 inci maddesinde; “Hükümlü ve tutukluların görüşmeleri aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir: (…) b) Odaya kapatma disiplin cezası almış olsa dahi çocukların; annesi, babası, kardeşleri, avukatı, resmî ve yetkili merciler ile yasal temsilcisiyle görüşmesi engellenemez. c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır. d) (Değişik:RG-13/9/2017-30179) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.” Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.
fakat cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü ebeveynleri ile görüşmek isteyen çocuklar açısından ise mevzuatta herhangi bir özel düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
21. Kişisel ilişki kurma hakkı, Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları
Sözleşmesi, Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi gibi uluslararası pozitif hukuk metinlerinde ve birçok ulusal hukuk sisteminde de açıkça belirtildiği gibi, sadece ana babaya tanınan bir hak olarak değil, aynı zamanda çocuk açısından da bir “hak”, yani “karşılıklı bir hak” olarak düzenlenmiştir.
Zira, kural olarak çocuğun ana ve babasının her ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurması ve doğrudan görüşmesi onun sağlıklı bir birey olarak özellikle duygusal ve psikolojik gelişimi açısından gereklidir. Kişisel ilişki kurma hakkı; çocukla, çocuğun sürekli olarak birlikte yaşamadığı anne veya babası arasında yalnızca hukuki değil duygusal bir bağın kurulmasını, bu bağın düzenli ve sürekli şekilde 2 sürdürülmesini amaçlamaktadır.
22. Anayasamızda ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde yer alan “aile yaşamına saygı hakkı” devlete sadece belirtilen hakka keyfi müdahaleden kaçınmak negatif yükümlülüğünü yüklememekte, buna ek olarak, aile yaşamına “etkili bir biçimde” saygının sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınması pozitif yükümlülüğünü de yüklemektedir. Buna göre Devlet, anne, baba ve çocuk arasında sağlıklı bir ilişki kurulması ve bu ilişkinin sürdürülmesine yönelik tedbirleri almakla yükümlüdür. Anayasa’nın 20 ve 41.
Maddeleri devletin, hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016). Zira mahpusun yakın aile fertleri ile bağını sürdürmesi, onun aile yaşamına saygı hakkının temel bir parçasını oluşturmaktadır.
23. 1955 tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları’nda (Mandela
Kuralları) ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere “Avrupa Cezaevi Kuralları” Hakkında
Rec (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’nda mahpusların aile ve yakınlarıyla görüşme hakkı “Dış dünya ile ilişki” başlığı altında düzenlenmekte, anılan metinler ile mahpusların mümkün olabilen sıklıkta aileleri tarafından ziyaret edilmelerine izin verilmesi gerektiği vurgusu yapılarak, mahpusların dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmeleri konusunda cezaevi yetkililerine pozitif bir yükümlülük yüklenmektedir. Avrupa İşkenceyi
Önleme Komitesi de mahpusların dış dünyayla temasının devam ettirilmesini hayati önemde görmektedir.
24. AİHM, Sözleşmenin 8 inci maddesinde düzenlenen “aile yaşamına saygı” hakkının kamu makamlarına, ebeveynler ve çocuklarını bir araya getirmek şeklinde bir görev yüklediğini ve bu durumun, ayrılığa devletin değil ebeveynin yol açtığı durumlarda dahi geçerli olduğunu, bu alandaki yükümlülüğün bireyler arasındaki ilişkiler alanında dahi aile yaşamına saygıyı güvence altına almak için tasarlanmış ve hem bireylerin haklarını koruyan düzenleyici yargısal bir çerçeve oluşturulmasını, hem de fiilen hayata geçirilecek uygun tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifade etmektedir (Hokkanen/Finlandiya, B. No. 19823/92, 23/9/1994, – 58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No. 32346/96, 19/9/2000, – 63; Bajramı/Arnavutluk, B. No. 35853/04, 12/12/2006, – 52).
2
Tekin AKILLIOĞLU, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi Üzerine Gözlemler, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, AÜ.SBF. İnsan
Hakları Merkezi Yayınları No:13, Andlaşmalar Dizisi No:1, Ankara 1995, 1vd.; Ali Naim İNAN
25. BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 18 inci maddesi her iki ebeveynin çocuklarına karşı ortak sorumluluk taşıdıklarını; Devletlerin ebeveynlerin bu sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için gerekli yardımı yapmakla yükümlü olduklarını vurgulamaktadır. Bu madde çocuğun yüksek yararı gereği, ebeveynlerin anne-babalık becerilerinin geliştirilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.
26. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 9 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında; “Taraf Devletler, anababasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler” , 27. Çocuk Hakları Komitesinin “Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli Olarak Dikkate
Alınması Başlıklı” 14 Nolu Genel Yorumda; (IV. Uygulama: Çocuğun Yüksek Yararının
Değerlendirilmesi ve Belirlenmesi)
“c. Aile ortamının korunması ve ilişkilerin sürdürülmesi 59. Aile toplumun temel birimidir ve başta çocuklar olmak üzere üyelerinin gelişmesi ve iyiliği açısından doğal ortamı oluşturur.
65. Ana babaların ayrılmaları durumunda karar vericiler, bu durumda çocuğun yüksek yararına aykırı olmadığı sürece çocuğun ana babası ve aile üyeleriyle (kardeşler, akrabalar ve çocuğun güçlü kişisel ilişkileri olan diğer kişiler) bağlantı ve ilişkilerini sürdürmesini sağlayacaklardır.” şeklindeki düzenleme ile çocuğun ayrı yaşayan her iki ebeveyniyle de düzenli bir biçimde ve doğrudan görüşmesi bir “çocuk hakkı” olarak tanımlanmıştır.
28. Benzer bir şekilde, Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Başlangıç metninde, sözleşmeyi imzalayan devletlerin kişisel ilişki bakımından “Sadece ana ve babanın değil çocukların da hak sahibi olarak kabul edilmesinin arzu edilir olduğu” ifade edilmiş; konuya çocuk hakları bakımından yaklaşan, “çocuk odaklı” bir yaklaşım getirilmiştir. Buradan hareketle; öncelikle, “kişisel ilişki kurma hakkının” hem çocuklar hem de ana babalar için karşılıklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir “hak” olduğu özellikle vurgulanmalıdır.
29. Ebeveynin cezaevine girmesi çocuk için duygusal ve sosyal sorunlarla baş etmek durumunda kalmasına yol açan önemli bir travmadır. Bu dönemde ebeveynleri ile iletişim kurabilmesi için destekleyici bir ortam sağlanması çocuk için büyük önem taşımaktadır. Araştırmalar, düzenli bir program dahilinde cezaevinde bulunan ebeveyn ziyaretlerinin, çocukların dayanıklılığına olumlu etki eden, koruyucu bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Çocuk ile cezaevinde bulunan anne ya da baba arasındaki ilişkinin devamı, çocuğun zararına bir durum yaratmaması kaydı ile çocuğun yaşadığı ebeveyn ayrılığının olumsuz etkilerinin azaltılması ve aynı zamanda tahliye sonrası ilişkinin kaldığı yerden sürdürülmesinde önemli role sahiptir.
Aynı zamanda mahpusun dışarıdaki hayatla bağlantısının kopmaması ve cezaevi sonrası yaşantıya hazırlanması adına da aralarında anlamlı bir ilişki kurulabilmesi ve sürdürülebilmesine özen gösterilmesi gerekmektedir. (Kurumumuzun 19/07/2022 tarih ve 2022/995 Başvuru Numaralı Tavsiye Kararı)
30. On İkinci Kalkınma Planında (2024-2028), “Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın üstün yararı temelinde iyi olma hallerinin desteklenmesi, hayata eşit ve sağlıklı koşullarda başlayabilmeleri, erken
/
yaşlardan itibaren nitelikli eğitim imkânlarına eşit fırsatlarda erişebilmeleri, sağlıklı bir şekilde beslenmeleri, barınmaları ve gelişmeleri için en uygun ortamın oluşturulması, potansiyellerini gerçekleştirmeye yönelik imkânların artırılması temel amaç olarak vurgulanmış ebeveynleri ceza ve tutukevinde olan çocukların sorunlarının çözümüne ve iyilik hallerinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapılacağı.” hedef ve politika olarak belirtilmiştir.
31. Ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocuklar açısından ayda
1 defa olan açık görüş hakkının her hafta olması halinde çocuğun gelişimine etkisini incelemek gerekirse;
31.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Sosyal Hizmet Uzmanı tarafından; “çocuğun anne ile kurduğu iletişimin sıklığının arttırılması önerisinin yasal, idari boyutunun çocukların esenliği ve yüksek yararları, her koşulda iyi olma halleri, annenin ruhsal psikolojik durumu, anne çocuk bağı dikkate alınarak değerlendirilmesinin uygun olacağı”, 31.2. Kamu Denetçiliği Kurumu Psikoloğu tarafından; “çocukların gereksinimini yoğunlukla hissettikleri güven, sevgi ve bağlanma ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla mümkün olduğunca sıklıkla hükümlü ebeveyniyle görüşmesinin çocuğun gereksinim düzeyini tam olarak karşılamasa bile mevcut ilişkinin sürekliliği ve aile bağının devamlılığı açısından gerekli olduğu”, değerlendirilmiştir.
32. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; Kurumumuzun 19/07/2022 tarih ve 2022/995 Başvuru Numaralı Tavsiye Kararındaki; Ebeveyni cezaevinde olan çocuklara yönelik bir risk ve ihtiyaç değerlendirilmesi yapılması, bu dezavantajlı grubun ihtiyaçlarını gözeten sosyal bir politika belirlenmesi, çocuk ve ebeveyn ilişkileri ve ziyaretlerinin desteklenmesi ve kolaylaştırılması, ziyaret alanlarının “çocuk dostu” hale getirilmesine yönelik düzenleme ve mevzuat çalışması yapılması, hususları da göz önünde bulundurularak; ulusal ve uluslararası mevzuat, On İkinci Kalkınma Planındaki çocuk hakları ile ilgili amaç ve hedefleri, Türkiye Barolar Birliği Çocuk Hakları Komisyonu değerlendirmeleri neticesinde; ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocuklar açısından, çocuk odaklı bir yaklaşımla çocuğun üstün yararı gözetilerek, çocuk ile ebeveyni arasındaki bağın daha sağlıklı bir şekilde kurulmasını teminen çocuk ve ebeveynin fiziki temas kurabildiği açık görüşün daha fazla yapılabilmesine yönelik bir risk ve ihtiyaç değerlendirilmesi yapılması, bu yönde sosyal bir politika belirlenmesi ve bu husususun yapılacak mevzuat çalışmalarında dikkate alınması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 33. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak
İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu
nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
34. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede
Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Ebeveyni ceza infaz kurumunda bulunan ancak kendisi kurum dışında olan çocuklar açısından, çocuk odaklı bir yaklaşımla çocuğun üstün yararı gözetilerek, çocuk ile ebeveyni arasındaki bağın daha sağlıklı bir şekilde kurulmasını teminen çocuk ve ebeveynin fiziki temas kurabildiği açık görüşün daha fazla yapılabilmesine yönelik bir risk ve ihtiyaç değerlendirilmesi yapılması, bu yönde sosyal bir politika belirlenmesi ve bu husususun yapılacak mevzuat çalışmalarında dikkate alınması hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA ve
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, ADALET BAKANLIĞI’NA ve AİLE VE SOSYAL HİZMETLER
BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi