ÖZET: Başvuru, Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan bir kişinin, eşiyle yeterince iç görüş yapamadığı iddiasını içermektedir. Başvuran, 18 haftalık süre zarfında, ziyaretçileri gelmediği halde açık ve kapalı görüş günlerinde eşleriyle görüşme imkânı bulamadıklarını ifade etmiştir. İdare, bu durumun, kurumda yaşanan yoğunluk ve kapasite sorunları nedeniyle meydana geldiğini belirtmiş, ayrıca başvuranın iç görüş talebinin bazı haftalarda eksik olduğunu vurgulamıştır.

İdarenin açıklamalarına göre, ilgili mevzuat çerçevesinde, ceza infaz kurumlarındaki görüşme düzenlemeleri güvenlik ve disiplin gereklilikleri doğrultusunda belirlenmektedir. Başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde bir karar önerisi hazırlanmış, aynı yerleşkedeki farklı ceza infaz kurumlarında kalan hükümlülerin açık görüş yapabilme imkânlarının gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu bağlamda, Adalet Bakanlığı’na gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapılması tavsiye edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın şikâyeti reddedilmiş, ancak açık görüş uygulamalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. İdarenin, hükümlülerin aile hayatına saygı gösterme yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği vurgulanmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/7691-S.24.12045

BAŞVURU NO : 2024/2183

KARAR TARİHİ : 24.07.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın, Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta

BAŞVURUNUN KONUSU :

iken aynı yerleşkede kalan eşi ile yeterince iç görüş yaptırılmadığı iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 09.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, eşi ile birlikte Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta iken kurumda oldukları

18 haftanın 8 haftasında ziyaretçileri gelmediği halde açık ve kapalı görüş günlerinde birbirleri ile iç görüş

yapamadıklarını belirterek, haklarının tamamını kullanmalarına izin vermeyen idarenin uygulamasını şikâyet konusu etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 19.02.2024 tarihli ve sayılı yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, Genel Müdürlüğün 15.04.2024 tarihli ve

sayılı cevabi yazısında özetle:

2.1. Başvuranın, anılan Kurumda 10.05.2023-13.09.2023 tarihleri arasında, başvuranın eşi ‘in ise anılan Kurumda 04.05.2023-13.09.2023 tarihleri arasında barındırıldıkları, kalmış oldukları süreçte yapmış oldukları kapalı iç görüşleri ile ilgili tanzim edilen tutanağın bir örneğinin ekte gönderildiği, 2.2. Uyuşmazlık konusunun 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un

“Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesi ile Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında

Yönetmelik’in 9 uncu maddesi kapsamında kaldığı, 2.3. Genel Müdürlükçe tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilen 08.03.2019 tarihli ve 77204178.207.99.06/3040/39416 sayılı yazıyla da “05.12.2018 tarihli ve 30616 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelikte

Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının birden fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlarda barındırılmakta olan hükümlü/tutukluların görüşmesinin düzenlenmesi nedeniyle, aynı ceza infaz kurumu ya da birden fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlarda barındırılmakta olan hükümlü/tutuklulara, hem dışarıdan gelen ziyaretçiler hem de kurumda bulunan kişiler ile aynı anda görüşme yaptırılmaması” hususunda bilgilendirme yapıldığı, 2.4. Anılan Yönetmelik hükümleri gereği her ayın ilk tam haftası açık görüş haftası, diğer üç haftası da kapalı görüş haftası olarak belirlendiği, kurumda bulunan yakınların iç görüş yapabilmeleri için öncelikle karşılıklı olarak görüşme yapmak istediklerine dair dilekçe yazmaları gerektiği ve başvuranın 08-

14.05.2023 haftasında dilekçesi bulunmamasından dolayı iç görüş yaptırılmadığı,

2.5. 15-21.05.2023 ve 05-11.06.2023 haftalarında kurum dışından gelen yakınları ile görüş yaptıklarından kurum iç görüşü yaptırılmadığı, kurumun hizmete açıldığı ilk dönemde yaşanan yoğun sirkülasyon, kurum mevcudunun kapasite üzerinde olması ve yaşanan yoğunluktan dolayı kurum işleyişi ile ilgili görevlendirilecek personelin yetersiz kaldığı bazı haftalarda iç görüşlerin yaptırılamadığı, Temmuz ayı itibarıyla düzenli olarak iç görüşlerin yaptırılmaya başlandığı ve başvuran ile eşinin 14.07.2023, 21.07.2023, 28.07.2023, 18.08.2023, 25.08.2023, 01.09.2023 tarihlerinde kapalı iç görüş olanağından yararlandırıldıkları, 2.6. 03-09.07.2023, 07-13.08.2023 ve 04-10.09.2023 haftalarının kurumda ilgili Yönetmelik kapsamında belirlenen açık görüş haftaları olması nedeniyle bu haftalarda iç görüş yaptırılmadığı, 2.7. 31.07.2023-06.08.2023 haftasında ise kurum genelinde dış ve iç görüş haftası olmadığından herhangi bir görüşme yaptırılmadığının tespit edildiği, 2.8. Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik’in, ‘Ödüllendirilebilecek Tutum ve

Davranışlar’ alt başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Hükümlü ve tutuklulara ödül verilirken bunların bir hak değil, teşvik esaslı ayrıcalık olarak verilebileceği göz ardı edilemez” hükmü ile (d) bendinde; “Kurumun fiziki yapısı, personel sayısı, mali ve sosyal imkânları ile mevcut doluluk durumu dikkate alınır” hükümlerinin düzenlendiği, 2.9. Açıklanan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, ceza infaz kurumlarında sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler ile Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelikten faydalanma hususlarının güvenlik bakımından tehlike yaratmayacak şekilde, kurumun fiziki yapısı, kapasitesi, ziyaretçi sayısı ile hükümlü ve tutuklu suç profili gibi hususlar dikkate alınarak, kurum idare ve gözlem kurulunca alınan kararlar doğrultusunda gerçekleştirildiği, 2.10. Ayrıca, ödüllerin hükümlü ve tutuklulara verilmesi gereken zorunlu bir hak olmadığı ve ödüllerin kurum idare ve gözlem kurulu tarafından uygun görülen hükümlü ve tutuklulara verilebileceği, Buna göre, anılan Kurumda tutuklu/hükümlülerin kurul tarafından re’sen veya kurumda görev yapan servislerin teklifi üzerine önerilen kişilere mevzuatta belirtilen tutum ve davranışları taşıyıp taşımadığı hakkında değerlendirme yapılarak ödüllendirilmelerine karar verildiği, 2.11. Kurum uygulamaların mevzuat çerçevesinde yerine getirildiği, herhangi bir keyfi ve usulsüz uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin ilk cümlesi “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.” 3.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesinin ikinci fıkrası “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “(1)

Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. (2) Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. (3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesi “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde

“(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar. b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir…g) Hükümlünün infazın amacına uygun olarak kanun ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunludur.”

6.3. “Cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına uyma” başlıklı 26 ncı maddesi “(1) Hükümlü, hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla yükümlüdür. (2) Hükümlü, ceza infaz kurumunun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle yükümlüdür. Her ne amaçla olursa olsun, bilerek kendi yaşamlarını ve bedensel bütünlüklerini tehlikeye düşürecek eylemlere girişmeleri, cezanın yerine getirilmesine katlanma yükümlülüğünün ihlâli sayılır.” 6.4. “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesinin ilgili fıkraları “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir buçuk saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. … (2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir. (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet

Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.” 6.5. “Tutukluların yükümlülükleri” başlıklı 116 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları “(1)

Bu Kanunun; … ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 65 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir.” 7. 17.06.2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret

Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in; 7.1. “Temel İlkeler” başlıklı 5 inci maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Hükümlü ve tutukluların görüşmeleri aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir: a) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma ve hücreye koyma disiplin cezası kesinleşmiş olup da bu cezaları infaz edilmekte olan hükümlü ve tutuklular dışında kalan hükümlü ve tutuklular ziyaretçiler ile görüşebilir… c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır. d) (Değişik:RG-13/9/2017-30179) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile

haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir. e) (Ek:RG-18/8/2016-29805) Kurum mevcudu, güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap

Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan, hükümlü ve tutuklular için ceza infaz

kurumlarındaki açık görüşler idare ve gözlem kurulu kararıyla iki ayda bir yaptırılabilir.” 7.2. Anılan Yönetmeliğin “Ziyaret ve Görüşlerde Uyulacak Esaslar” başlıklı İkinci Kısmının “Kapalı

Görüş” başlıklı Birinci Bölümü altında yer alan “Ziyaret edebilecek kişiler” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrası “Hükümlü ve tutuklular; eşi, anne, babası, … ile vasisi ve kayyımıyla görüşebilir.” üçüncü fıkrası “(Değişik fıkra: RG-5/12/2018-30616) Aynı ceza infaz kurumu ya da birden fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlarda barındırılmakta olan hükümlü veya tutuklular, birinci fıkrada sayılan kişilerden olmaları şartıyla bu Yönetmelik hükümleri kapsamında Cumhuriyet başsavcılığının yazılı emri ile birbirleriyle görüşebilir.” dördüncü fıkrası

“Birinci ve ikinci fıkrada gösterilen ziyaretçilerin, belirlenen ziyaret günü ve saatleri dışındaki ziyaretleri ile birinci ve ikinci fıkrada sayılanlar dışında kalan kişilerin ziyaretlerine, makul sebep bulunması halinde

Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir. Bu hüküm, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlüler hakkında uygulanmaz.”

7.3. “Ziyaret gün ve saatleri” başlıklı 10 uncu maddesinin birinci fıkrası “Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir.” 7.4. Anılan Yönetmeliğin “Ziyaret ve Görüşlerde Uyulacak Esaslar” başlıklı İkinci Kısmının “Açık

Görüş” başlıklı İkinci Bölümünde yer alan “Ziyaret edebilecek kişiler” başlıklı 14 üncü maddesi (Değişik:RG-14/9/2021-31598) “Hükümlü ve tutuklular; 9 uncu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen kişiler ile açık görüş yapabilir. Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, ceza infaz kurumu tarafından belirlenir.”

Hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 9. Başvuran ayrıntılarına (1) numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda özetle, eşi ile birlikte

Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kaldıkları dönemde, kurumda oldukları 18 haftanın 8 haftasında ziyaretçileri gelmediği halde açık ve kapalı görüş günlerinde birbirleri ile iç görüş yapamadıklarını belirterek, açık ve kapalı iç görüş haklarının tamamını kullandırmayan idarenin uygulamasını şikâyet konusu etmiştir.

10. Başvuran 10.05.2023-13.09.2023 tarihleri arasında, başvuranın eşi ise 04.05.2023-13.09.2023 tarihleri arasında anılan Kurumda barındırılmış, akabinde farklı kurumlara nakil olmuşlardır.

11. Konu ile ilgili olarak bilgi-belge talepli yazımıza Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen yanıtta, 5275 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde düzenlenen “ödüllendirme” başlığı altında yer alan “mahrem görüşme ödülü” kapsamında da cevap verildiği görülmekle birlikte, başvuranın

Kurumumuza ilettiği dilekçelerinde mahrem görüşmeye yönelik açık bir talebi olmadığı anlaşıldığından, başvurunun “Hükümlüyü ziyaret” ile ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmesinin yerinde ve yeterli olacağına karar verilmiştir.

12. Anayasa’nın 20 nci maddesinin birinci fıkrasında “Herkesin, aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu” belirtilmiş, 41 inci maddesinde ise “Ailenin, Türk toplumunun temeli olduğu” ifade edilerek “Devletin, ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri alacağı, teşkilatı kuracağı” hüküm altına alınmıştır.

13. Anılan Anayasa maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kamusal makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesinin gereğine ve Devletin aile hayatına saygı hakkının sağlanması için pozitif yükümlülüklerinin bulunduğuna işaret edildiği görülmektedir.

14. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler. Ancak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul

edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir.

Bu kapsamda, tutuklu ve hükümlülerin de özel ve aile hayatına saygı haklarının olduğu, bu hakkın ceza infaz kurumunda olmanın getirdiği düzen ve kurallar içinde kullanılabileceği açıktır.

15. Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet

Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36).

16. Anayasa Mahkemesi kararlarında, kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmamasının olağan kabul edilebileceği, ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanmasının bir gereklilik olduğu belirtilmektedir. (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Esra Aydın, B. No: 2016/57050, 3/7/2019, §§ 50-56).

17. Mahkeme Murat Aydın başvurusu hakkındaki kararında, tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurmasının her durumda sağlanması gerektiğini, birtakım teknik ya da fiziki olanakların bulunmamasının, tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari şekilde iletişim ve temas kuramamasına gerekçe olarak gösterilemeyeceğini, zira mahpusun ailesiyle iletişim kurmasının her durumda mutlaka yüz yüze görüştürülmesi anlamına gelmediğini, örneğin yüz yüze görüştürülmesi beklenemeyecek farklı yerleşkelerde veya farklı şehirlerdeki ceza infaz kurumlarında barındırılan mahpusların birbirleriyle uygun vasıtalar aracılığıyla görüştürülmeleri gerektiğini, ancak aynı yerleşke içindeki farklı ceza infaz kurumlarında tutulan yakın aile bireylerinin gerekli güvenlik önlemleri alınarak mümkün olduğunca belirli dönemlerde yüz yüze görüştürülmelerinin aile hayatına saygı hakkının gerekli kıldığı yükümlülüğün bir parçası olduğunu, nitekim son halde aile bireylerinin yüz yüze görüştürülmelerinin kamusal makamlara katlanılması mümkün olmayan bir külfet yüklemediğini belirtmiştir. (Murat Aydın, B. No: 2016/58533, 3/7/2019, § 55-56)

18. Uluslararası mevzuata bakıldığında ise, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8 inci maddesinin “özel ve aile hayatına saygı hakkını” düzenlediği görülmektedir. (bkz. Prg.

4)

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, suçun mahiyeti haklı gösteriyorsa bir tutuklunun özel bir hapishane rejimine veya sınırlayıcı ziyaret düzenlemelerine tabi tutulmasını Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki hakkına müdahale teşkil edeceğini, ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali anlamına gelmeyeceğini (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, § 123) hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkının, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kıldığını (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61), bu hakka getirilen sınırlamaların, suç ve düzensizliğin önlenmesi için güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanması gerektiğini belirtmektedir (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 46).

20. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine düzenlemelerinde de

“ 24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir… 24.4 Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır. 24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar …” şeklindedir.

21. Ulusal mevzuatımızda, tutuklu ve hükümlülerin ziyaretleri 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83 üncü maddesi ile Hükümlü ve Tutukluların

Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in 9 uncu maddesine kapsamında yürütülmektedir.

22. Kanunun 83 üncü maddesi uyarınca, hükümlülerin, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ziyaret edilmesi mümkündür.

Görüşlerin, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılacaktır. Kanunun 116 ncı maddesinden, 83 üncü maddede düzenlenen hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanlarının tutuklular hakkında da uygulanabileceği anlaşılmaktadır.

23. Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’te (bkz. Prg. 7) ziyaretlerin yaptırılma esaslarına yönelik ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup, somut dosya açısından önemli olan, eşlerin birbirleri ile açık ve kapalı görüş yapabilecek kişiler arasında sayıldığı, Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutukluların

Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabileceği anlaşılmaktadır.

Yönetmeliğin gerek açık gerekse kapalı görüşle ilgili maddelerinde “Ziyaret gün ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısının, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirleneceği” hüküm altına alınmıştır.

24. Yönetmeliğin “Kapalı Görüş” ile ilgili hükümlerinin düzenlendiği 9 uncu maddesinde 5/12/2018 tarihinde yapılan değişiklikle, aynı ceza infaz kurumu ya da birden fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlarda barındırılmakta olan hükümlü veya tutuklular, birinci fıkrada sayılan kişilerden olmaları şartıyla bu Yönetmelik hükümleri kapsamında Cumhuriyet başsavcılığının yazılı emri ile birbirleriyle görüşebileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenleme ile birbirleri ile yüz yüze görüşme imkânı olan farklı kurumlardaki tutukluların görüşmelerine imkan sağlanmıştır.

25. İdare tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda, Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilen 08.03.2019 tarihli ve 77204178.207.99.06/3040/39416 sayılı yazıyla yapılan söz konusu düzenlenme nedeniyle, “aynı ceza infaz kurumu ya da birden fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlarda barındırılmakta olan hükümlü/tutuklulara, hem dışarıdan gelen ziyaretçiler hem de kurumda bulunan kişiler ile aynı anda görüşme yaptırılmaması” hususunda bilgilendirme yapıldığı, görülmüştür.

26. Yönetmelik hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, tutuklu ve hükümlülerin ziyaret haklarını kullanmalarına yönelik olarak, ziyaret gün ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısının kurumca belirleneceği belirtilerek idareye takdir yetkisi tanındığı, ancak idarenin hakkın kullanımına yönelik bu yetkiyi kurumun fiziki yapısı ve kapasitesini dikkate alarak kullanması gerektiği belirtilerek bu yetkinin sınırlarının belirlendiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, idare, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesinin yeterli olmaması halinde hakkın kullandırılmamasına yönelik yetkisini kullanabilecektir. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği gibi, bu gibi hallerde idare, aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almalıdır.

27. Yönetmelikte dikkat çeken diğer bir husus, aynı ceza infaz kurumu ya da birden fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı kurumlarda barındırılmakta olan hükümlü veya tutukluların birbirleriyle görüşebilmelerine olanak sağlayan düzenlemenin “Kapalı Görüş” başlığı altındaki

9 uncu madde altında düzenlenmiş olması, açık görüşle ilgili 14 üncü madde altında bu yönde herhangi bir

düzenlemeye yer verilmemiş olmasıdır. Yönetmeliğin düzenlenme şekli sebebiyle, idarenin bu kapsama giren tutuklu ve hükümlülere dışarıdan ziyaretçileri gelmese dahi açık görüş yapma imkanı sağlamadığı anlaşılmaktadır.

28. Anayasa Mahkemesi 2023 tarihli bir kararında; “31. Yönetmelik’in 9. ve 14. maddeleri bir bütün olarak değerlerinde aynı ceza infaz kurumu ya da birden fazla ceza infaz kurumunun bir arada bulunduğu yerleşkedeki farklı ceza infaz kurumlarında tutulan eşlerin açık ve kapalı görüş yapabilmesine ilişkin düzenlemelerin var olduğu görülmektedir.

Buna rağmen Kurum, başvurucunun eşiyle açık görüş yapma talebini, Yönetmelik’in 9. maddesinde yer alan düzenlemenin sadece kapalı görüşlere yönelik olduğu, başvurucunun eşiyle açık görüş yapabilmesine imkân veren bir düzenlenmenin bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Buradan hareketle başvurucunun eşiyle açık görüş yapmasına olanak sağlayan ve Yönetmelik’in 14. maddesinde yer alan düzenlemenin de Kurum tarafından dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.

32. Açık ve kapalı görüş yöntemi yüz yüze görüşmenin iki farklı şekli olarak anılan Kanun’da ve

Yönetmelik’te yer almaktadır. Bu iki yöntem arasındaki temel ayrım, açık görüşte maddi temasa imkân verilirken kapalı görüşte böyle bir olanağın bulunmamasıdır. Kanun koyucunun farklı iki görüş şekli belirlemesi, niteliği nedeniyle aile ilişkilerinin sürdürülmesinin gözetildiğini de ortaya koymaktadır.

Şüphesiz aynı ceza infaz kurumda ya da aynı yerleşke içindeki farklı ceza infaz kurumlarında tutulan eşlerin belirli aralıklarla ve gerekli tedbirler alınarak yüz yüze görüştürülmeleri konusunda kamusal makamlara yüklenen külfetin katlanılması güç bir durum oluşturmadığı söylenebilir. Nitekim Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarında da bu durumda olan eşlerin belirli aralıklarla ve gerekli tedbirler alınarak yüz yüze görüştürülmeleri konusunda kamusal makamlara yüklenen külfetin katlanılması güç

bir durum oluşturmadığı vurgulanmıştır (benzer yönde bir karar için bkz. Ahmet Akdoğan, B. No:

2017/23056, 2/6/2020, § 40). Bu bağlamda infaz kurumunda tutulmanın sonuçları gözönüne alınarak aile birliğini sağlamak konusundaki pozitif yükümlülük, gerekli tedbirlerin alınmasını da gerektirmektedir. Öte yandan bu hususta katlanılması güç bir külfetin olması hâlinde ceza infaz kurumlarınca bu durum yeterli gerekçeyle ortaya konulmalıdır.

33. Bununla birlikte aynı ceza infaz kurumunda veya aynı yerleşkedeki farklı ceza infaz kurumunda bulunan eşlere açık görüş yaptırılamayacağını söylemek, Yönetmelik’in 14. maddesinde yer alan, eşlerin açık görüş yapabileceğine ilişkin imkânı da ortadan kaldırmakta ya da en azından açık görüş hakkının anlamsız kılınması sonucunu doğurmaktadır. Öte yandan Yönetmelik’te aynı ceza infaz kurumunda veya aynı yerleşkedeki farklı ceza infaz kurumunda tutulan eşlerin açık görüş yapmasına imkân verilmediği şeklindeki Kurum ve derece mahkemeleri tarafından yapılan yorum, aile birliğini sağlamak konusundaki pozitif yükümlülükleri gözardı eden, daraltıcı nitelikte bir yorumdur. Bu yorum sonucunda ortaya çıkan bir yasaklama, açık görüş imkânının aile ilişkilerine olan etkisinden eşlerin yararlanamamasına neden olan ve aile bağlarının zarar görmesine yol açılabileceğini dikkate almayan bir yaklaşım olarak nitelendirilebilir.” değerlendirmesinde bulunmuştur. (Önder Bozkurt, B. No: 2019/7002, 2/3/2023, § 31-33)

29. Somut dosyada başvuran, Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kaldıkları dönemde, aynı yerleşkedeki ceza infaz kurumunda kalan eşi ile ziyaretçileri gelmediği halde açık ve kapalı görüş haftalarında kendilerine iç görüş yapma hakkı verilmemesini şikayet konusu etmiştir.

30. Başvuran tarafından bildirilen tarihler ile idarenin verdiği tarihler uyumludur. Buna göre Kurumda kaldıkları 18 hafta süresince başvuranın eşi ile 8 kere kapalı iç görüş yaptığı, 1 hafta dilekçeleri olmadığı için iç görüş yaptırılmadığı, 1 hafta başvuranı ziyarete gelen akrabalarının görüş sonrasında Savcı oluruyla eşini kapalı görüşte ziyaret ettiği, 1 hafta eşini ziyarete gelen akrabalarının Savcı oluruyla başvuranı kapalı görüşte ziyaret ettiği, 1 hafta kurumda kapalı veya açık görüş haftası olmadığı için kurumca iç görüş yaptırılmadığı, 6 hafta da ziyaretçileri gelmediği halde kapalı veya açık iç görüş yapamadıkları anlaşılmıştır. Dosyada, başvuranın eşinin iç görüş yapmalarına imkan sağlandığı günlere ilişkin idareye ilettiği dilekçesiyle teşekkür ettiği görülmüştür.

31. İdare tarafından yapılan açıklamalardan, ilgili Yönetmeliğin düzenlenme şekli sebebiyle, cezaevi yerleşkesindeki farklı kurumlarda kalan başvuran ve eşinin açık görüş günlerinde görüştürülmediği anlaşılmış, kapalı görüş günlerinin tamamında görüştürülmemelerinin ise kurumun hizmete açıldığı ilk dönemde yaşanan yoğun sirkülasyon, kurum mevcudunun kapasite üzerinde olması ve yaşanan yoğunluktan dolayı kurum işleyişi ile ilgili görevlendirilecek personelin yetersiz kaldığı bazı haftalarda iç görüşlerin yaptırılamaması olarak açıklandığı, görülmüştür.

32. İdarenin açıklamalarının yukarıda yer verilen ilgili mevzuat ve içtihat kapsamında değerlendirilmesinden, Anayasa’nın 41 inci maddesi ve 20 nci maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde devletin hükümlü ve tutukluların aileleri ile görüşmelerini sağlayacak tedbirleri alma yükümlülüğü altında olduğu, ancak idarenin anılan yükümlülüğü yerine getirirken ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarını gözetmesi gerektiği ve bu bağlamda kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi doğrultusunda takdir marjının olduğu, somut dosyada kurum kapasitesindeki yetersizlikten kaynaklanan kapalı görüş haftalarında yaptırılamayan iç görüşlere yönelik gerekçenin mevzuatla idareye verilen takdir alanının içinde kaldığı, nitekim idarenin bu konudaki yetersizlikleri aşarak 2023 Temmuz ayı itibarıyla düzenli olarak iç görüşleri yaptırmaya başladığı, bu kapsamda 18 hafta süresince başvuranın eşi ile 8 kere kapalı iç görüş yaptığı dikkate alındığında, yapılan açıklamanın makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olduğu değerlendirilmiş, idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

33. Öte yandan, başvuran ve eşinin artık farklı kurumlarda kalmakta olduğu bilinmekle birlikte, aynı yerleşke içerisinde farklı ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin açık görüş haftalarında iç görüş yapmalarına ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 2/3/2023 tarihli kararı (bkz prg. 28) kapsamında gözden geçirilmesi, bu kapsamda gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapılması hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 34. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “şeffaflık”, “makul sürede karar verme” ve

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

35. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret

kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı görevli ve yetkili mahkemede yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; Başvuranın, Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta iken aynı yerleşkede kalan eşi ile yeterince iç görüş yaptırılmadığı iddiasına yönelik şikâyetin REDDİNE, Aynı ceza infaz kurumunda veya aynı yerleşkedeki farklı ceza infaz kurumunda bulunan eşlere açık görüş yaptırılamamasına yönelik uygulamanın, işbu kararın 28 inci paragrafında yer alan Anayasa Mahkemesinin 2/3/2023 tarihli kararı kapsamında gözden geçirilmesi, bu kapsamda gerekli mevzuat düzenlemelerinin yapılması amacıyla ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi