TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/8039-S.12271
BAŞVURU NO : 2019/5398
KARAR TARİHİ : 05/09/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
ÜMRANİYE BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Başvuran, imar planında eğitim alanı olarak belirtilen
BAŞVURUNUN KONUSU :
taşınmazının bir an önce kamulaştırılmasını talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 05/03/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza … … (T.C Kimlik No: …) tarafından yapılmış olan şikayet başvurusunda özetle; İstanbul ili, Ümraniye İlçesi, … Mahallesi, … ada … ve …
parsellerde bulunan hissedarı olduğu tapulu arazinin 35 yıldır belediye tarafından Milli
Eğitim Bakanlığına tahsis edilip “lise alanı” olarak plana işlendiğini, 35 yıldır idarenin hiçbir şey yapmamasından dolayı hem şahsının hem de kamunun zarara uğratıldığını, 35 yıldır bölgenin imar durumuna göre kullanamadığı arsadan maddi ve manevi kayıplarının olduğunu belirterek; söz konusu taşınmazları ile ilgili bir çalışma yapılmasını, okul ihtiyacı varsa istimlak işlemlerinin yapılıp bedelinin ödenmesini, okul ihtiyacı yoksa da imar değişikliği yapılarak taşınmazın mevcut imara göre kullanımının sağlanmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 27/03/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ümraniye Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ümraniye Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 11/04/2019 tarih, …
sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 … ada … parsel üzerinde ikisi 2 katlı, biri 4 katlı bina bulunduğu ve bu binalara ait
adreslerin … Mahallesi, … Sokak No: … ve … Sokak No: … olduğu … parsel üzerinde ise 2’şer katlı 2 adet bina bulunduğu ve adreslerinin … Mahallesi … Caddesi No:… ve … Caddesi
No:… olduğu,
2.2 Bahse konu … Mahallesi, … ada … ve … parseller ilk olarak “01/03/1984 t.t. 1/1000
Ölçekli Ümraniye Uygulama İmar Planı” kapsamında “Enerji Nakil Hattı” ve “Zeminde
Mevcut Pasaj Geçişleri” lejantlarının etkisinde “Ortaokul” lejantında kalmaktayken sonrasında ise “13/02/1998 t.t. 1/5000 Ölçekli Ümraniye Revizyon Nazım İmar Planı” ve “13/02/199815/03/1999-21/04/2017 t.t. 1/1000 Ölçekli Ümraniye Revizyon Uygulama İmar Planı” kapsamında “Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı” ve “Vakıf Suları Koruma Alanı Sınırı” lejantlarının etkisinde “Lise Tesis Alanı” kısmen de “Yol Alanı” lejantlarında planlandığı, söz konusu parsellerin Atık Valide Suyu Galeri parseli bitişiğinde olup, Galeri Koruma Parselleri olduğundan, İSKİ Genel Müdürlüğü görüşü ve Kültür ve Tabiat Varlıklarım Koruma Kurulu
Kararı doğrultusunda uygulama yapıldığı, söz konusu taşınmazların bulunduğu bölgede herhangi bir imar uygulaması yapılmadığı, parsellerden DOP kesintisi düşülmediği,
2.3 Parsel ilgilisi tarafından meri uygulama imar planının değiştirilmesine yönelik herhangi bir
talebe rastlanmadığı, bununla birlikte planlama ilkeleri ve kriterleri yönünden, 1/1000 ölçekli planların, bir üst ölçekli planlar olan 1/5000 ölçekli planlara uygun olması şartı bulunduğu, söz konusu parselin okul alanından çıkarılmasına ilişkin talebin ancak plan değişikliği ile mümkün olduğu ve yasa gereği öncelikli olarak 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planlarında değerlendirilmesi gerektiği, 3194 Sayılı İmar Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununa göre 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında değişiklik yapma yetkisinin Büyükşehir Belediye Başkanlığında bulunduğu, parselin kamulaştırılması hususunda ise yetkili kurumun İl Milli Eğitim Müdürlüğü olduğu belirtilmiştir.
3. Kurumumuzun 27/03/2019 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen 01/04/2019 tarih, … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
3.1 … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlara Bakanlığımız bütçe imkanlarının yeterli
olmaması nedeniyle kamulaştırma işlemlerine başlanılamadığı,
3.2 Söz konusu taşınmazların 13/02/1998-15/03/1999-17/04/2012-18/11/2012-15/05/2015-
16/02/2016-21/04/2017 tastik tarihli 1/1000 ölçekli Ümraniye Revizyon Uygulama İmar
Planına göre; “Lise Tesis Alanı” ve kısmen de “yol” da kaldığı,
3.3 Plan değişikliği için ilgili belediyelerince hazırlık yapılarak Bakanlıktan onay alınması
gerektiği, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlara 2017/5 Sayılı Genelge doğrultusunda
Bakanlık görüşü olmadan işlem yapılamadığı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
4.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun
huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”,
4.2 “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” ,
4.3 “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına
sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
4.4 “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,
4.5 “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinde; “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının
gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.”,
4.6 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin
3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir…
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”, 6. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17. maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı”, 7. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17. maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verildiği, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5.
maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; a) (Mülga: 2/7/2018 – KHK/703/110 md.) b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk
Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”, 9. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683.
maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.”, 10. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun;
10.1 “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında; “Bu Kanun; kamu yararının
gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”,
10.2 Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî
kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği
yapılır/yaptırılır. (İptal: Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.: 2016/181 K.:
2018/111 sayılı Kararı ile)”,
10.3 Geçici 11. madde; “(Ek:20/8/2016-6745/34 md.) (İptal birinci fıkra: Anayasa
Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E:2016/196 ve K:2018/34 sayılı kararıyla.) (İptal ikinci fıkra: Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E:2016/196 ve K:2018/34 sayılı kararıyla.)” 11. 3194 sayılı İmar Kanununun
11.1 “İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali” başlıklı 10 uncu maddesinin
birinci fıkrasında; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur…” 12. Birleşmiş Milletler İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal
Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensiplerinde; “…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler…Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar…” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvuran, 1 numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda; imar planında okul alanı olarak belirtilen taşınmazları ile ilgili bir çalışma yapılmasını, okul ihtiyacı varsa istimlak işlemlerinin yapılıp bedelinin ödenmesini, okul ihtiyacı yoksa da imar değişikliği yapılarak taşınmazın mevcut imara göre kullanımının sağlanmasını talep etmektedir.
15. Anayasanın 35 inci maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46 ncı maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasanın 46 ıncı maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile de kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının devlet ve kamu tüzel kişilerince kamulaştırılabileceği kurala bağlanmış; taşınmazın kamulaştırılan kısımdan arta kalan bölümünün yararlanmaya elverişli olmaması durumunda, malik tarafından belirli şartların yerine getirilmesi halinde idarenin taşınmazın arta kalan kısmını da kamulaştırmasının zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
16. 20/08/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma
Kanununa eklenen Ek 1 inci madde ile, uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar için uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamalarının yapılacağı, bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazların ilgili idarelerce kamulaştırılacağı veya her hâlde kişilerin mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılacağı/yaptırılacağı hüküm altına alınmıştır.
17. 3194 sayılı İmar Kanunuyla, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla aynı Kanunun 7 nci ve 8 inci maddesiyle belirli nüfusu aşan belediyelere imar planlarını hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiş olup, 10 uncu maddesinde de belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içinde imar programı hazırlama; ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmetine tahsis edilmiş özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırma yükümlülüğü getirilmiştir 18. Mülkiyet hakkına müdahaleler en yaygın olarak uygulama imar planları ile yapılmakta olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5-662, K:2010/651 sayılı kararında, “… uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği” tespitinde bulunmuştur.
19. Somut olayda ilgili İdare tarafından gönderilen belgelerin incelenmesi neticesinde; söz konusu taşınmazın ilk olarak “01/03/1984 tastik tarihli 1/1000 Ölçekli Ümraniye Uygulama
İmar Planı” kapsamında “Enerji Nakil Hattı” ve “Zeminde Mevcut Pasaj Geçişleri” lejantlarının etkisinde “Ortaokul” lejantında kalmaktayken sonrasında ise “13/02/1998 tastik tarihli 1/5000 Ölçekli Ümraniye Revizyon Nazım İmar Planı” ve “13/02/1998-15/03/199921/04/2017 tastik tarihli 1/1000 Ölçekli Ümraniye Revizyon Uygulama İmar Planı” kapsamında “Enerji Nakil Hattı Koruma Kuşağı” ve “Vakıf Suları Koruma Alanı Sınırı” lejantlarının etkisinde “Lise Tesis Alanı” kısmen de “Yol Alanı” lejantlarında planlandığı, dolayısıyla bu taşınmazın 1984 yılından beri “eğitim alanı” olarak ayrıldığı görülmüştür.
20. Günümüzde devam eden küreselleşme sürecinde mülkiyet hakkının her şeyden öte öncelikli olarak bir insan hakkı olduğu, sadece bir eşya hukuku meselesi olarak değerlendirilemeyeceği, yadsınamaz bir gerçektir. (GEMALMAZ, Burak, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Açısından
Mülkiyet Hakkının Sınırlanmasında Adil Denge İlkesi”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Mecmuası, Cilt 69, Sayı 1, Y. 2011, s. 650) Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması esnasında uyulması gereken genel ilkeler Anayasanın 13 üncü maddesi ile teminat altına alınmış bulunmaktadır. Bu doğrultuda, Anayasanın 35 inci maddesinde temel bir insan hakkı olarak değerlendirilen mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği öngörülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2017/6399
Başvuru Numaralı ve 16/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiş olup, söz konusu uluslararası metne uygun bir biçimde Anayasanın 35 inci maddesinde de, herkesin sahip olduğu mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabileceği öngörülmüş iken, Anayasanın
13 üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel hüküm getirilmiş,
buna göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik
Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, Anayasanın 15 inci maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin mümkün olduğu olağanüstü hallerde dahi milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmemesi ve kısıtlamanın durumun gerektirdiği ölçüde olması zorunluğunun öngörüldüğü görülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2017/6341
Başvuru Numaralı ve 14/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
22. Anayasanın 46 ncı maddesine göre, kamulaştırma, Devlet ve kamu tüzelkişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılığını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz bir malın tamamına veya bir kısmına, kanunda gösterilen esas ve usullere göre zorla el atması işlemidir. Kamulaştırmasız el atma ise, Anayasa Mahkemesinin 2013/9381 Başvuru
No’lu ve 03.03.2016 tarihli Bireysel Başvuruya İlişkin Kararında belirtildiği üzere, kamulaştırma yapmaya yetkili olan Devlet, kamu tüzelkişileri, kamu kurumları ve kamu yararı bulunması halinde yararlarına kamulaştırma yapılabilecek gerçek ve özel hukuk kişileri tarafından, Anayasanın 46 ncı maddesi ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aykırı şekilde, özel mülkiyete konu taşınmazlara kısmen veya tamamen, fiilen veya hukuken el konulması işlemidir.
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında değinildiği üzere, taraf devletlerin şehir planlaması politikalarını uygulama bakımından geniş bir takdir marjından yararlanmaları gerekmektedir; ancak taraf devletler şehir planlamasına ilişkin olarak sahip oldukları takdir yetkisini ölçülülük ilkesini gözetmek suretiyle kullanmak zorunda bulunmaktadırlar. Uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile mülkiyet hakkına müdahale edilmesi halinde öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken, toplumun genel yararı ile bireylerin temel haklarının korunması arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığı hususudur.
24. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı”, “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
(Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2019/2890 Başvuru Numaralı ve 20/06/2019 tarihli
Tavsiye Kararı)
25. Somut olay bakımından esasen şikayet başvurucusunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin şikayetçi bakımından ölçüsüz ve aşırı bir külfet niteliğinde olup olmadığının tespit edilmesi şikayet konusunun çözümü açısından zorunluluk teşkil etmektedir. Bu bağlamda, şikayet başvurucusunun arsası üzerinde sahip olduğu tasarruf yetkisinin otuz beş yıldan bu yana imar hukukundan kaynaklı engellemeler ile kısıtlanmasının başvurucuyu olağan dışı ve aşırı bir külfet altına soktuğu ve toplumun genel yararı ile bireylerin hakları arasında bulunması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu kabul etmek gerekmektedir.
26. İmar uygulamaları sonucunda, başvurucunun hissesi bulunan bahsi geçen taşınmaza hukuken kullanılmaya engel sınırlamalar getirilmiş bulunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel
Kurulunun 15/12/2010 tarih ve 2010/5-662 E. 2010/651 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, bir kişinin taşınmazına eylemli olarak el atıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olunması ile imar uygulaması sonucu o kişinin mülkiyetinde olan taşınmaza hukuken kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında sonucu itibari ile bir fark bulunmamakta her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması bakımından aynı sonucu doğurmaktadır. Söz konusu taşınmazın, (1984 den beri) otuz beş seneden bu yana
“eğitim alanı” olarak tahsis edildiği, ancak aradan geçen bu uzun zaman aralığında tahsis amacına uygun bir yapı inşası gerçekleştirilmediği gibi imar programlarına alınmadığı ve kamulaştırmasının da yapılmadığı, bu doğrultuda, başvuranın mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu hakkı ortadan kaldıran imar hukukundan kaynaklı bu müdahalenin bahsi geçen
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereğince kamulaştırmasız el atma olgusunu meydana getirdiği anlaşılmaktadır.
27. Diğer yandan, AİHM’ in 13331/07 başvuru no’lu 11 Ocak 2011 tarihli Hakan ARI – Türkiye Davasında, İçel’de yerleşik bulunan ve tapu sicil kaydına fidanlık olarak tescil edilen arazinin sahibi olan başvurucu, 2002 yılında Mersin Belediyesi’ne imar izni almak için başvuruda bulunmuş anılan idarece imar planında söz konusu arazinin okul yapım sahasına girdiği gerekçesiyle izin verilmemiş, iç hukuk yollarını tüketen başvurucu AİHM’ e başvurmuştur. AİHM, “… başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin 2002 yılından, yani imar izni talebinde bulunduğu 2011 yılına kadar devam etmesinin başvurucuyu, mülkiyetinin akıbeti konusunda belirsizliğe ittiğini, bu durumunun başvurucunun mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanması önünde engel teşkil ettiğini, arazinin satış şansı da dahil olmak üzere sonucu itibariyle taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azalttığını, bunun yanında söz konusu kaybın tazminat ödenmek suretiyle de giderilmediğini, başvurucunun kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda bırakıldığını…” ifade etmek suretiyle AİHS’ nin Ek 1 No’lu Protokolünün 1 inci maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
28. Somut olay bahsi geçen AİHM kararı doğrultusunda değerlendirildiğinde, şikayetçinin mülkiyet hakkına yönelik imar hukukundan kaynaklı müdahalenin 1984 yılından itibaren içinde bulunulan 2019 yılına kadar devam etmesi şikayetçiyi, mülkiyetinin geleceği konusunda belirsizliğe itmekte, şikayetçinin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanması önünde engel teşkil etmekte, arazinin satış şansı da dahil olmak üzere sonucu itibariyle taşınmazın değerini hatırı sayılır ölçüde azaltmakta, bunun yanında söz konusu müdahalenin idare tarafından tazminat ödenmek suretiyle giderilmediği anlaşılmıştır.
Bir başka anlatımla, kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil denge şikayetçi aleyhine bozulmuş bulunmakta ve bu durum şikayetçinin alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda bırakılması sonucunu doğurmaktadır.
29. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından başvurana gönderilen 25/01/2018 tarih, … sayılı cevabi yazıda; bölgenin teknik alt yapı ve buna bağlı olarak nüfus artışı, öğrenci potansiyeli göz önünde bulundurularak, taşınmaza ileride okul yapımı için ihtiyaç duyulacağından taşınmazın “Okul Alanı” fonksiyonun muhafaza edilmesi gerektiği ve söz konusu taşınmazın kamulaştırma işlemlerine ileriki yıllarda, bütçe imkanları dahilinde ödeneği temin edildiğinde başlanılacağının bildirildiği de anlaşılmıştır.
30. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taşınmazın “eğitim alanı” olarak düzenlendiği imar planında 1984 yılından beri herhangi bir değişiklik yapılmadığı, dolayısıyla bu taşınmazın 1984 yılından beri “eğitim alanı” fonksiyonunda kaldığı, 2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde belirtilen süreyi geçtiği ve kamulaştırma sürecine başlanmayarak sürdürülen uygulamanın Anayasa ile teminat altına alınan mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde taşınmazdan yararlanma olanağını zedelediği, başvuranı mülkiyetin geleceği konusunda belirsizliğe ittiği, kamu yararının gerekleri ile bireyin mülkiyet hakkının korunması arasında gözetilmesi gereken adil dengenin malik aleyhine bozulduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idareler tarafından istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ancak, İstanbul İl Milli Eğitim
Müdürlüğü tarafından başvuruna gönderilen cevabi yazıda karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkesine uyulmadığı anlaşılmış olup, bu ilkeye uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
32. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinden arta kalan sürede İstanbul Asliye Hukuk
Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; İdare ile başvuran arasında taşınmazın kamulaştırma bedelinin, güncel rayiç bedel gözetilerek mümkünse uzlaşma yoluyla belirlenmesi ve idare tarafından kamulaştırma bedelinin makul sürede ödenmesini teminen yeni bir işlem tesisi veya tespit edilecek güncel kamulaştırma rayiç bedel esas alınarak idare tarafından başka taşınmazla takas işleminin makul sürede gerçekleştirmesini teminen yeni bir işlem tesisi için MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
İdarenin, bahsi geçen taşınmaza ihtiyacı bulunmadığının saptanması halinde, bireysel yarar ile kamusal yarar arasındaki denge gözetilerek başvuranın arsası üzerindeki nazım imar plan uygulamasından kaynaklı kısıtlamanın kaldırılması, hususunda İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA, İSTANBUL
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ve bilgi için ÜMRANİYE BELEDİYE
BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi