TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/3585-S.5168
BAŞVURU NO : 2018/15401
KARAR TARİHİ : 22/05/2019
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Eğitim mazereti nedeniyle görevlendirilme talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 22/11/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda, özetle; İstanbul Sosyal Güvenlik İl
Müdürlüğü … Sosyal Güvenlik Merkezinde memur olarak görev yapmakta olduğunu, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunu olduğunu, Adıyaman Üniversitesi Fen
Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı (İ.Ö) bölümünü kazandığını, kazanmış olduğu bölümde devam zorunluluğu bulunduğundan 10/09/2018 tarihli dilekçesiyle Adıyaman iline görevlendirme talebinde bulunduğunu, ancak idarenin ret cevap yazısının dilekçesinin ulaşmasından 60 gün geçtikten sonra 14/11/2018 tarihinde tarafına tebellüğ edildiğini, kendisiyle aynı şartlarda olup ikinci lisans eğitimi için görevlendirme yapılan birçok memurun (örneğin …, …, …, …) bulunmasına rağmen kendisine ret cevabı verilmesinin sebebini öğrenmek istediğini, eğitim durumundan görevlendirme talebinin
Kurum mevzuatında yeri yoksa daha önce yapılan görevlendirme taleplerinin hangi kanun genelgeye göre kabul edildiğini, şayet yeri varsa kendi dilekçesinin hangi mevzuat çerçevesinde değerlendirilip reddedildiğini bilmediğini ifade ederek öğrenim hakkı kazandığı ile (Adıyaman’a) görevlendirme yapılarak mağduriyetine son verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Personel Daire Başkanlığının 18/03/2019 tarihli ve
… sayılı yazısı ve eklerinde;
2.1) Yürürlükteki mevzuatta eğitim durumu nedeniyle görevlendirme veya atama yapılmasına
imkân veren bir düzenlemenin bulunmadığı,
2.2) Kurum personelinin eğitim durumunun da dâhil olduğu çeşitli nedenlerle görevlendirme
taleplerinin personelin dilekçesinde öne sürdüğü mazeretinin kendisine ve Kuruma sağlayacağı faydanın yanı sıra birimlerin personel ihtiyaçları da değerlendirilerek makamın takdir yetkisi çerçevesinde işlem tesis edildiği,
2.3) Başvuranın dilekçesinde belirttiği kişilerin görevlendirmelerinin yeni bir görevlendirme
olmayıp 2017 yılı ve daha önceki yıllarda yapılmış görevlendirmeler olduğu;
2.4) …’nin İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü mezunu olduğu,
Kırıkkale Üniversitesinde Türkçe Öğretmenliği bölümünde öğrenim görecek olması nedeniyle talebinin 31/08/2016 tarihinde uygun görüldüğü;
2.5) …’nın Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olduğu, Batman Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğrenim görecek olması nedeniyle talebinin 06/04/2015 tarihinde uygun görüldüğü,
2.6) …’nin Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olduğu, Diyarbakır Üniversitesinde
Türkçe Öğretmenliği bölümünde öğrenim görecek olması nedeniyle talebinin 01/11/2013 tarihinde uygun görüldüğü;
2.7) …’nin ise Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Meslek Yüksekokulu mezunu olduğu, Fırat
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde öğrenim görecek olması nedeniyle talebinin 06/10/2017 tarihinde uygun görüldüğü;
2.8) Adı geçen personelin görevlendirme talebinde bulundukları veya görevlendirme onayı
alındığı tarihten önce görev yaptıkları ve görevlendirildikleri illerdeki/birimlerdeki ilgili kadroya ait doluluk/boşluk durumuna ilişkin geçmiş tarihli bilgilerin sistemden kaynaklanan nedenlerden dolayı bildirilemediği,
2.9) 07/03/2019 tarihi itibariyle İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde 1383 dolu ve 308
boş olmak üzere 1691 adet, Adıyaman Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde 69 dolu ve 1 adet boş olmak üzere toplam 70 adet veri hazırlama ve kontrol işletmeni kadrosu bulunduğu,
2.10) Başvuran ile aynı tarihlerde müracaatı olan personelin görevlendirme taleplerinin de
uygun görülmediği, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün çok fazla personel ihtiyacı olması ve başvuranın hizmetine ihtiyaç duyulması nedeniyle görevlendirme talebinin yerine getirilmesine imkân bulunmadığı, ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın
3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.2) “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42 nci maddesinde;
“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.”
3.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5
inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Yer değiştirme suretiyle atanma” başlıklı
72 nci maddesinde;
“Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin gereklerine, özelliklerine, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir sistem içinde yapılır.
… Memurların atanamayacakları yerler ve bu yerlerdeki görevler ile kurumların özellik arz eden görevlerine atanabilmeleri için hangi kademelerde ne kadar hizmet etmeleri gerektiği ve yer değiştirme ile ilgili atama esasları Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir. Kurumlar atamaya tabi olacak personeli için bu yönetmelik esaslarına göre Devlet Personel Başkanlığının görüşünü almak suretiyle bir personel ve atama planı hazırlar.”
6) 25/06/1983 tarihli ve 18088 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Devlet Memurlarının
Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin
6.1) “Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarda Göz Önünde Bulundurulacak Hususlar”
başlıklı 9 uncu maddesinde; “Yer değiştirme suretiyle atanmalar, Devlet Memurlarının dengeli bir şekilde dağılımını sağlamak için öğrenimi, uzmanlığı, iş tecrübesi, mesleki bilgisi gibi özellikleri ile boş kadro durumu göz önünde bulundurularak kurumlarınca hazırlanan bir plan dahilinde yapılır.”
6.2) “Özel Yönetmelikler” başlıklı 28 inci maddesinde;
“Kurumlar bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde halen görevde bulunan memurların geçmiş hizmetlerinin bu Yönetmelik çerçevesinde nasıl değerlendirileceğini ve bu Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde kurumlarca tespiti öngörülen diğer hususları kapsayan özel Yönetmeliklerini Devlet Personel Dairesinden olumlu görüş alınmak sureti ile çıkarırlar. Özel Yönetmeliklerde bu Yönetmeliğe aykırı hükümler yer alamaz.”
7) 27/06/2012 tarihli ve 28336 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sosyal Güvenlik
Kurumu Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin “İsteğe Bağlı Yer
Değiştirme Suretiyle Atanmaya İlişkin İşlemler” başlıklı 3 üncü bölümünde yer alan
7.1) “Atamaya ilişkin genel esaslar” başlıklı 12 nci maddesinde;
“(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; a) Yapılacak atamalarda kadro imkanları ile hizmet ihtiyacı göz önünde bulundurulur.
b) Değerlendirme puanı belirleyici olarak esas alınır.
c) Personelin birimler arasında hizmet gerekleri dikkate alınarak, adil ve dengeli dağılım sağlanır.
ç) Yapılacak atamalarda aile birliğini muhafaza etmeye özen gösterilir.”
7.2) “Atama dönemine ilişkin esaslar” başlıklı 13 üncü maddesinde;
“(1) Personelin, iller arası naklen atanmalarında, ihtiyaç duyulan kadro unvanları ile atanabilecek ve ayrılabilecek azami personel sayısı her yılın Mayıs ayı sonuna kadar
Kurum intranet sitesinden ilan edilir.
(2) Başvurular; 1-15 Haziran tarihleri arasında elektronik ortamda yapılır.
Birimlerin tetkikinden sonra elektronik sistemde onaylanır ve duyuruda belirtilen süre içerisinde İnsan Kaynakları Daire Başkanlığına gönderilir.
… (5) Atamalar, her yılın Temmuz ayı sonuna kadar sonuçlandırılır.
(6) Hizmet puanının hesabında 30 Haziran tarihi esas alınır.”
7.3) “Görevlendirme” başlıklı 19 uncu maddesinde;
“Personelin hizmetine ihtiyaç duyulması halinde altı ayı aşmamak ve süresi açıkça belirtilmek kaydıyla birimler arası görevlendirme yapılabilir.”
8) 30/01/2010 tarihli ve 27478 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/2 sayılı
Başbakanlık Genelgesinin 7 nci maddesinde
“Kamu kurum ve kuruluşları, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle
Atanmalarına Dair Yönetmelik kapsamında yapacakları atama işlemlerinde, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak eş, öğrenim ve sağlık durumuna dayalı atama taleplerinin gerçekleştirilmesine azami özen göstereceklerdir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SAADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; idarenin
başvuranın geçici görevlendirme talebini reddetmesine yönelik işleminde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğinden başvuranın talebinin reddi; ancak, idarenin personelin eğitim mazeretiyle görevlendirilmesine yönelik uygulamalarını gözden geçirerek mevzuata uygun hareket etmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Başvuran, eğitim mazereti nedeniyle kazandığı üniversitenin bulunduğu ilde
görevlendirilmeyi talep etmektedir.
11) İdareler kamu hizmetini etkin ve verimli olarak sunmak için kamu personeline ihtiyaç
duymaktadır. Bu açıdan kamu kurumları ihtiyaç duydukları personeli temin etmek için sınav ilan etmekte ve yeterli şartları taşıyan personeli istihdam etmektedir. Kamuda çalışan her personel kamu hizmetine bir statü ile girmekte ve bu statünün tabi olduğu şartları kabul etmiş sayılmaktadır. Hukuki istikrar ve hukuk güvenliği için kamu görevlisinin tabi olduğu şartların ve yükümlülüklerin önceden belirlenmesi çok önemlidir. İdareler ihtiyaç duydukları personeli bu şartlar altında istihdam etmekte, kamu hizmetinin aksamaması için keyfiyetin önüne bu yolla geçilmiş olmaktadır. Aksi durumda yani statünün gereklerinin göz ardı edilmesi durumunda; kamu hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulmuş olan kamu kurumlarının görevlerini yerine getirmekte zorlanmalarına, giderek görevlerini aksatmalarına neden olabileceği ve personelin istihdamı konusunda genel kabul görmüş belirli ilkelerin uygulanmasının engelleneceği açıktır. (Danıştay 5. Dairesinin 10/11/1998 tarihli, ve E.1996/311, K. 1998/2618 sayılı kararı)
12) Bu bağlamda, kamu görevlisi olarak istihdam edilme, kişiye bir takım ayrıcalıklar ve
avantajlar sağlamakla birlikte, bir takım külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı bir takım sınırlamalara tabi olmayı gerektirmektedir. Kamu personeli olmak, bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı gerektirmekte ve kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılmaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 20/02/2014 tarihli ve 2012/606 başvuru numaralı kararı)
13) Devlet memurlarının bir takım mazeretler çerçevesinde başka yerde görevlendirilme
konusunda talep hakları var ise de buna ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, kamu hizmetinin sürekliliğinin sağlanması, insan kaynaklarının etkili ve verimli kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğudur. Bu bağlamda, kamu hizmetini etkin ve verimli olarak sunmak isteyen idareler, kurum içi yer değişikliği taleplerinde, mevzuatta öngörülen zorunlu durumlar dışında, hizmet gereklerini ve personel ihtiyacını ön plana çıkararak kendilerine iletilen talepleri takdir yetkileri çerçevesinde reddedebilmektedir.
14) İdari işlemler tesis edilirken idarenin kullandığı yetki bağlı yetki ve takdir yetkisi
şeklindedir. İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının tümünün hukuk kuralları tarafından önceden belirlenerek, idareye belli yönde hareket etme hususunda bir tercih hakkı tanınmamışsa veya idareye belli bir tasarrufta bulunması kesin olarak emredilmişse bağlı yetki, idarenin nerede ve nasıl bir tasarrufta bulunacağının hukuk kuralları ile önceden kesin bir şekilde belirlenmediği durumlarda ise idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır.
15) Bu bağlamda takdir yetkisi, idarenin belli şart ve durumların meydana gelmesi halinde
belli bir kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan bir serbestiye ya da belirli bir konuda karar alabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini tespit etmek imkanına sahip olması olarak tanımlanabilir.
16) İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması idarenin görevlerinin niteliği gereği
zorunludur. Ancak, idareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına da gelmez. Bu doğrultuda, idare, takdir yetkisini kullanırken yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, bu yetkiyi kamu yararı için kullanmalı, yasanın öngördüğü amaçtan başka ya da kamu yararı dışında bir amaç için kullanamamalı ve bu yetkiyi gerekçeli olarak kullanmalıdır (Bkz.
Prof. Dr. Şeref GÖZÜBÜYÜK, “Yönetim Hukuku”, Eylül/1991 s.204). Ayrıca, öğretide de, idarenin takdir yetkisini kullanırken yasaların koyduğu sınırlar içerisinde hareket etmesi, eşitlik ilkesine riayet etmesi ve takdir yetkisi çerçevesinde verdiği kararların kamu yararı gerekçeli olması gibi ilkelere uygun şekilde işlem tesisinin hukuk devleti açısından zorunlu olduğu belirtilmektedir.
17) Nitekim, Danıştay 11. Dairesinin 08/04/2003 tarihli ve E:200/8963, K:2003/1623 sayılı
kararında; “…idareye takdir yetkisi tanınmış ise de, bu yetki mutlak ve sınırsız bir yetki olmayıp, anılan yetkinin objektif olarak eşit bir şekilde, aynı durumda olan personel arasında ayrım gözetilmeyecek şekilde kullanılması gerekmektedir.” hükmü verilerek takdir hakkının ayrımsız ve eşitlik ilkesine uygun kullanılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. (Benzer yönde Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarih ve E:2013/95, K:2014/176 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/04/2008 tarih ve
E:2005/270, K:2008/1286 sayılı kararı)
18) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 72 nci maddesinde, kurumlar tarafından yer
değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda; aile birliğinin korunması için tedbir alınmasına ve kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumunun göz önünde bulundurulmasına ilişkin hükümlere yer verildiği görülmektedir. Öte yandan, Kanunun söz konusu maddesinde memurların yer değiştirmesinde eğitimin mazeret olarak kabul edilebileceğine ilişkin her hangi bir hükme yer verilmemiş olmakla birlikte, yer değiştirmeye ilişkin atama esaslarının genel bir yönetmelikle belirlenmesi kurala bağlanmıştır.
19) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine dayanılarak çıkarılan Devlet
Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelikle, hangi mazeretler sebebiyle memurun yer değiştirme talebinde bulunabileceği belirlenirken, bu mazeretler; sağlık mazereti, aile birliği mazereti ve can güvenliği mazereti ile sınırlı tutulmuştur. Yönetmeliğe göre; Devlet memurları, mazeretlerini belgelendirmeleri halinde, hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma sürelerini tamamlamadan, istekleri üzerine yer değiştirme suretiyle atanabilmektedirler. Ancak, 657 sayılı Kanun, bahsi geçen genel yönetmelik ve bunlara dayanarak çıkarılan Sosyal
Güvenlik Kurumu Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde ve ilgili genel yönetmelikte, memurların eğitim mazeretine dayalı yer değiştirme taleplerinin karşılanacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
20) Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda memurların geçici olarak kurum
içinde başka bir yerde görevlendirilmeleri hususunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bununla birlikte, asli görevleri ile ilgili olarak, memurların kurum içinde geçici olarak görevlendirilmelerini engelleyen bir düzenleme de bulunmamaktadır.
21) Kurum içi geçici görevlendirme müessesinin somut olaylara uygulanma biçimlerinin
belirlenmesi açısından yargı kararları büyük önem taşımaktadır. Yerleşik içtihat haline gelen idari yargı kararlarıyla kamu personel rejimimizin esasları göz önünde tutularak kurum içi geçici görevlendirmeye ilişkin şartlar, açık ve net bir şekilde ortaya konulmuştur.
22) Buna göre, idari yargı içtihatlarında, kamu hizmetinin yürütülmesinde memurun kendi
kadro görevinde ve kadrosunun bulunduğu birimde çalışması temel ilke olarak kabul edilmiş olmakla birlikte; Devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getiren kamu görevlilerinin, gerekli koşulların varlığı halinde, yetkili idari makamlarca, kamu hizmetinin iyi işlemesi ve idarenin fonksiyonlarını rasyonel ve verimli olarak yerine getirebilmesi amacıyla, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve devamlılığı bakımından gerekli olan durumlarda istisnai olarak başvurulabilecek bir müessese olarak, kadroları üzerinde kalmak üzere belli bir süre ile bulundukları yerden başka bir yerde geçici olarak görevlendirilebileceği kabul edilmektedir.
23) Bu çerçevede, idare, mevzuatla belirlenmiş olan görev alanları içinde yer alan “geçici”
nitelikteki bir hizmeti ya da değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan “yeni bir kamu hizmetini” yürütmek amacıyla; durumu uygun olan kamu görevlilerinin, kadroları ile hukuki bağların sürdürülmesi, yapılacak işin kamu görevlisinin bulunduğu kadro görevine uygun ve asli görevi ile ilgili olması, süresinin ve yapılacak işin belli olması, sürekli bir işin geçici görevle sürdürme niteliğinde bulunmaması, kamu görevlisini görevinden fiilen uzaklaştırmak veya onu cezalandırmak gibi hizmet gereklerine ters düşen bir sonucun amaçlanmaması koşuluyla, hizmetlerine duyulan ihtiyaç net bir şekilde ortaya konulması suretiyle, atamaya yetkili amir tarafından kurum içinde başka bir yerde geçici olarak görevlendirilme konusunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar.
24) Geçici görevlendirme konusunda takdir yetkisine sahip olan idarenin, kamu hizmetlerinin
yürütülmesi ve devamlılığı bakımından hangi koşulların geçici görevlendirmeyi gerekli kıldığını saptama, geçici olarak görevlendirilecek personeli seçme konusunda ve diğer hususlarda da takdir yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur. Ancak, yukarıda bahsedildiği üzere, idarenin takdir yetkisine sahip olması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmemektedir ve idare bu yetkisini belli ilkeler çerçevesinde kullanmak durumundadır. İdare, takdir yetkisini kullanırken kendisine verilen yetkinin amacı doğrultusunda hareket etmeli, nesnellik ve tarafsızlık içinde davranmalı, eşitlik kuralını gözetmeli, orantılılık ilkesine uymalı, kanunlar özel koşullar öngörmüşse bunlara uymalıdır.
25) Anayasa Mahkemesi, 20/02/2014 tarihli ve 2012/606 başvuru numaralı ve 20/02/2014
tarihli ve 2013/2069 başvuru numaralı kararlarında; eğitim hakkının korunması gerekçesiyle idareden, atamaya ilişkin bütün işlemlerde personelin eğitim mazeretlerini kayıtsız şartsız karşılamasının beklenmesinin, idarenin üstlendiği kamu hizmetinin yürütülmesini imkânsız hale getireceği, dolayısıyla bu konuda idareye, belirli bir takdir alanı tanınmasının makul karşılanması gerektiği, zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almanın ilgili idarenin öncelikli görev ve sorumluluğu olduğu, ayrıca düzenleniş şekli itibarıyla eğitim hakkının kapsamının, kamu görevlisinin devam etmek istediği bir eğitim programının, atanma veya atanmama taleplerinde mazeret olarak dikkate alınması ve atanma talebinin eğitim mazereti doğrultusunda yerine getirilmesi gibi pozitif yükümlülükler içerecek kadar geniş olduğu sonucuna ulaşılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle idarenin naklen atanma taleplerinin reddine dair kararları sonucunda başvurucunun eğitimine devam edememesinin, eğitim hakkını dolaylı olarak etkilemekte olduğunu, doğrudan bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği değerlendirmeleri yapılarak; Anayasanın 42 nci maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmın
“açık dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğu yönünde karar verildiği görülmektedir.
26) Anayasada yer alan eğitim ve öğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve
öğrenim almasını engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte, bütün bireylere her alanda eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev yüklememektedir. Bu doğrultuda devletin, yükseköğrenim görmek isteyen herkese, bunu sağlama şeklinde pozitif bir ödevi de bulunmamaktadır. (Anayasa Mahkemesi’nin 17/09/2013 tarihli ve B.
No: 2012/1334 kararı.)
27) Somut olayımızda, başvuranın eğitim mazeretine bağlı olarak atanma talebinde
bulunmadığı ve diğer personel gibi eğitim mazereti göz önünde bulundurularak başka ilde görevlendirilmeyi talep ettiği anlaşılmakla birlikte, ilgili mevzuat uyarınca yükseköğrenim mazeretine dayalı yer değiştirilme taleplerinin idare tarafından karşılanması yükümlülüğünün bulunmaması, bu konudaki talepler karşısında her personelin çalışmakta olduğu birimin ve görevlendirilmek istediği ilin personel ihtiyacının idarece her olayda ayrı ayrı değerlendirilmesinin gerekmesi ve idarenin başvuranın eğitim hakkı kazandığı ilde görevlendirmeye yönelik talebini reddederken sahip olduğu takdir yetkisini kullanırken personel ihtiyacını ve başvuranın hizmetine duyulan ihtiyacı gerekçe göstermiş olması nedeniyle, yargı kararıyla dahi müdahale edilemeyen bu konuda Kurumuzun idareye belli bir yönde davranması şeklinde karar vermesi mümkün olmadığından, idarenin başvuranın görevlendirme talebini reddetmesi işleminin hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
28) Bununla birlikte, ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde, personelin belli durumlarda ve
mazeretleri halinde belli şartlar altında yer değiştirme suretiyle atanmalarının düzenlendiği, geçici görevlendirmenin ise geçici nitelikteki bir hizmetin ortaya çıkması halinde veya atamaya kadar geçen sürede ortaya çıkan ihtiyacın karşılanması amacıyla hangi işin yerine getirileceğinin ve süresinin belli edilmesi suretiyle yapılması gerektiği, görevlendirmelerin atama ile karşılanması gereken durumlarda alternatif bir yöntem olarak kullanılmaması gerektiği anlaşılmaktadır.
29) Sosyal Güvenlik Kurumu Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 19 uncu
maddesinde, personelin hizmetine ihtiyaç duyulması halinde altı ayı aşmamak ve süresi açıkça belirtilmek kaydıyla birimler arası görevlendirme yapılabileceği düzenlenmiştir.
Ancak, başvuranın Kurumumuza yaptığı başvurusunda kendi durumunda olmalarına rağmen görevlendirildiklerini ifade ettiği kişilerin görevlendirilmeleri konusunda idareden temin edilen belgeler incelendiğinde, söz konusu görevlendirmelerin görevlendirme yapılacak ilin talebi üzerine geçici bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktan ziyade, idarenin personelin talebi üzerine mazerete dayalı yer değişikliği imkanı olmaması nedeniyle birbiri peşine yapılan görevlendirmeler yoluyla ilgilinin eğitiminin devam ettiği sürece yükseköğrenimini tamamlanması amacıyla yapıldığı görülmektedir.
30) Söz konusu görevlendirmelerin bu şekilde yapılması, mevzuatta yerinin olmaması
nedeniyle, esasında mazerete bağlı yer değişikliği müessesesinin hukuki olarak arkadan dolaşılması anlamına gelmekle birlikte, diğer personelin de mağduriyetine sebep olması ihtimali bulunmaktadır. Şöyle ki, mazerete bağlı yer değiştirmeler açısından kadro imkanları göz önünde bulundurulsa da, iller arası naklen tayin işlemleri yılın belli bir ayında illerin ihtiyaç durumuna göre Kurumca ilan edilen duyuru çerçevesinde alınan talepler çerçevesinde ve başvuranların hizmet puanı üstünlüğüne göre yapıldığından, eğitim mazereti göz önünde bulundurularak yapılan ve en başından itibaren uzun süreli olması planlanan görevlendirmeler nedeniyle, başka ile tayin olmak isteyen ve daha fazla hizmet puanına sahip olan diğer personelin atanmak istediği ildeki personel ihtiyacının azalması ve bu ile daha az veya hiç kontenjan ayrılmayacak olması sonucu, bu personel açısından atanma imkanların azalmasına ve mağduriyetine sebep olacaktır. Nitekim, eğitim nedeniyle yapılan atamaların iller arası atama döneminde sonlandırılmamakta olduğundan, bunun ihtiyaç duyulan pozisyonun iller arası atama duyurusunda yer almamasına yol açacağı açıktır.
31) Ayrıca, söz konusu görevlendirmelerin bazılarında, ilgilinin görev yapmakta olduğu İl
Müdürlüğünce, ilgilinin suiistimal amacıyla görevlendirme talep ettiğinin düşünüldüğü, böyle bir talebin kabul edilmesi durumunda başka personelin de bu yönde talep edeceğinin bilgisinin alındığı, Müdürlüğün personel ihtiyacı bulunduğundan ilgilinin talebinin uygun görülmediği ifade edilmesine rağmen Başkanlıkça gerçekleştirildiği görülmektedir. İlgilinin görevlendirileceği ilde de ihtiyaç bulunduğu gerekçe gösterilerek görevlendirme yapılması mümkün gözükse de, personel ihtiyacı olan bir yerden personel alınarak başka bir yere görevlendirilmesinin hizmet gereklerine uygun olmadığı ortadadır.
32) Bunun yanında, söz konusu görevlendirmelerin tamamında, ilgilinin harcırahsız ve
yevmiyesiz olarak görevlendirildiği, bu yolla idarenin geçici görevlendirme nedeniyle katlanması gereken ilave masraftan kurtulmayı amaçladığı, personelin ise ancak bu yolla görevlendirileceğini bildiğinden önüne konulan bu şartı kabul ettiği görülmektedir. İlgili tarafından bu durum kabul edilse de, idarenin geçici görevlendirme için böyle bir şart öne sürmesi veya görevlendirme onayında bu konuda bir ibare koyması, hukuken idarenin harcırah ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Kurumumuza yapılan birçok başvurudan görüldüğü üzere bu şekilde yapılan görevlendirmelerin sonucunda personelin hak ettiği harcırahı talep ettiği, idarelerin bu işlem nedeniyle açılan davalar ile uğraşmak zorunda kaldığı ve kamu kaynaklarının bir kısmının açılan bu davalara harcandığı görülebilmektedir. Somut olayımızda, ilgililerin görevlendirme onayındaki söz konusu ibarelere itiraz etmeleri durumunda eğitimlerinin sonuna kadar yenilenmesi gereken görevlendirmelerde sorun yaşamasına sebep olacağından, ilgililer tarafından idari davaya konu edilmesi mümkün olmasa da, bu durum yapılan işlemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmamaktadır.
33) Diğer yandan, söz konusu görevlendirmelerin tamamının İstanbul ilinden başka illere
yapıldığı görülmektedir. Eğitim mazereti nedeniyle başka illere görevlendirme taleplerinin bazılarının kabul edilerek bazılarının kabul edilmemesinin personelde kendisine eşit davranılmadığı hissini oluşturacağı gibi, bu durum personelin iş motivasyonunun ve veriminin de düşmesine neden olabilecektir.
34) Bütün bu hususlar, mevzuatta yeri olmamasına rağmen personelin eğitim durumu göz
önünde bulundurularak yapılan bu tür görevlendirmelerin, esasen bir geçici görevlendirme ihtiyacından kaynaklanmadığını ve hukuka uygun olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, bu tür görevlendirmeler yerine, bütün personelin Sosyal
Güvenlik Kurumu Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 13 üncü uncu maddesindeki usule göre yapılacak duyuru çerçevesinde hizmet puanı üstünlüğüne göre atanması, daha adil ve hukuki belirlilik ilkesine daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.
35) Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; idarenin başvuranın
talebini reddetmesine yönelik işleminde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğinden başvuranın talebinin reddi; ancak, idarenin personelin eğitim mazeretiyle görevlendirilmesine yönelik uygulamalarını gözden geçirerek mevzuata uygun hareket etmesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
36) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içinde gönderildiğinden “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket ettiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin göstermemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
37) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci
maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın görevlendirme talebinin REDDİNE; Ancak, idarenin personelin eğitim mazeretiyle görevlendirilmesine yönelik uygulamalarını gözden geçirerek mevzuata uygun hareket etmesi yönünde SOSYAL
GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi