|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvurucunun Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda eğitim nedeniyle dışarıda bulunduğu süre zarfında tahakkuk ettirilen 10 bin TL tutarındaki iaşe bedelinin tahsilinden vazgeçilmesi talebi incelenmiştir. Başvurucu, eğitim nedeniyle iaşeden faydalanmadığını öne sürerken, idare, 2548 sayılı Kanun uyarınca hükümlülerin cezaevinde bulundukları süre boyunca yiyecek bedelini ödemekle yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme, başvurucunun düzenli olarak okula gitmediğini ve cezaevinde kaldığı süre boyunca iaşeden yararlandığını tespit etmiştir. İlgili mevzuat ve uygulamalar doğrultusunda, devletin hükümlülerin beslenmesi konusundaki pozitif yükümlülükleri olduğu vurgulanmış ve başvurucunun iaşe bedelini ödemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/4012-S.21.6580
BAŞVURU NO : 2020/97020
KARAR TARİHİ : 12/03/2021
RET KARARI
ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun, Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığı zaman zarfında eğitim nedeni ile Kurum dışında bulunup, iaşeden faydalanmadığından bahisle, adına tahakkuk ettirilen 10 bin TL tutarında “iaşe bedelinin” tahsilinden vazgeçilmesi istemine havidir.
BAŞVURU TARİHİ : 22/09/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvurucu, 2020/5329 başvuru numaralı, 19/03/2020 tarihli başvurusu hakkında
Kurumumuz tarafından 2020/5295-S. sayı ile “gönderme kararı” tesis edilmiş ise de başvuruya konu şikayetin devam ettiğinden bahisle; İstanbul Maltepe Açık Ceza İnfaz
Kurumu’nda barındırıldığı 19.09.2015 ile 31.08.2019 tarih aralığı için adına Uluçınar ve
İlyasbey Vergi Dairesi Müdürlüklerince, toplam 10 bin TL “yiyecek bedeli” borcu tahakkuk ettirildiğini, ancak kendisinin açık ceza infaz kurumunda barındırıldığı bu zaman zarfında üniversite ve staj eğitimleri için gün içerisinde Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunmadığını, bu bakımdan da beslenme giderlerinin kendisi tarafından karşılandığını beyan ederek, haksız olarak tahakkuk ettirilen iaşe bedelinin tahsilinden vazgeçilmesi ve tutarın devlet üzerinde bırakılması talebi ile Kurumumuza tekrar başvuruda bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden, 30/10/2020 tarih ve S sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Genel Müdürlüğün 11/02/2021 tarihli cevabi yazısında; 2.1. 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve
Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 2 nci maddesinde yer alan; “Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.
Bu yiyecek bedelleri cezaevleri idarelerince altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir.
Mahkûmiyetleri altı aydan aşağı olan mahkûmlara ait bordrolar salıverilecekleri tarihten bir hafta evvel yapılır. Bordrolar mahkûmlara da tebliğ olunur.
Tahakkuk ettirilen yiyecek bedelleri mahkûmlar tarafından ödenmezse, Cumhuriyet
Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı olmayan yerlerde bağlı bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle borçlarını ödemeğe muktedir olup olmadıkları tahkik olunur.
İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını ödemeyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin iş’arı üzerine Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur.
Yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkûmiyetin hitamı tarihinden başlamak üzere beş senelik mürururzamana tabidir.
İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz.” hükümlerinin bulunduğu, 2.2. Bu kapsamda; yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri uyarınca ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak barındırılan kişilerin ceza infaz kurumunda iken yedikleri yiyeceklerin bedellerini ödemekle yükümlü olduklarının belirlendiği, 2.3. Diğer yandan, Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe
Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinde yer alan; “Hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumlarında görevi başında bulunan personel, 14/6/1930 tarihli ve 1721 sayılı Kanunun 2 nci, eğitim merkezlerinde eğitim görenler, 29/7/2002 tarihli ve 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanununun 14 üncü maddeleri gereğince iaşe edilir.
İzinli veya doktor raporu ile istirahatli bulunan kurum personeli iaşe haklarından yararlanamaz.
Görevi başında bulunan personel, hükümlü ve tutuklu ile aynı şekilde iaşe edilir. Personel için özel yemek veya tabldot çıkarılmaz. Günlük olarak mahkeme veya hastaneye sevk olan hükümlü ve tutuklular ile sevkte görevli memurların, kurumda bulunmadığı öğünler için kumanya verilir.
Görev başında bulunan personel, kurumlara staj için gelenler, eğitim-öğretim, kültürel ve sportif faaliyetler ile görevlendirilen görevliler ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından görevlendirilen personel, eğitim merkezlerinde eğitim görenler ya da ceza infaz kurumunda mevcut olan hükümlü ve tutuklular, hangi öğünlerde kurumda hazırsa o öğüne ait iaşe miktarından yararlanır. (Ek cümle: Ancak, günlük iaşe miktarının içinde kalmak koşulu ile gece vardiyasında görev yapan personele kumanya verilir.” hükümleri ile de iaşeden faydalanabilme hallerine ilişkin usul ve esasların belirlendiği, 2.4. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca hükümlülerin ceza infaz kurumunda barındırıldığı süre içerisinde iaşeden faydalanacağı, bu faydalanmanın sonucu olarak 2548 sayılı Kanun’a göre sadece faydalandığı iaşenin bedelini ödemek zorunda olduğunun anlaşıldığı, 2.5. Diğer taraftan, yapılan incelemeler neticesinde, adı geçenin düzenli olarak okula gitmediğinin, bazı zamanlar haftanın 5 günü bazı zamanlarda ise haftanın 1 günü okula gittiğinin, Kurumda kaldığı süre içerisinde okula gittiği zamanların haftanın 1 günü ile 5 günü arasında değiştiğinin, okula gittiği günler ve saatler dışında, sabah ve akşam öğünleri ile hafta sonları öğünlerini kurumda yediğinin, okula gittiği günlerdeki öğünlerin ise koğuşuna bırakıldığının, istihkakı olması sebebi ile mevzuat gereğince de adına yemek çıkarıldığının, yemek yemek istemediğine dair herhangi bir dilekçesinin bulunmadığının anlaşıldığı, 2.6. Bu kapsamda, gerek beden ve sağlık durumlarının korunması gerekse de mevzuat gereğince ceza infaz kurumunda barındırıldıkları süre içerisinde hükümlülerin öğünlerinin eksiksiz olarak çıkarıldığı ve kendilerine teslim edildiği, 2.7. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; adı geçene tahakkuk ettirilen iaşe dönemine ait bordro düzenlenirken, eğitim nedeniyle kurum dışında bulunması sebebiyle belirtilen öğünlerde yemek yemeyeceğine dair daha önceden yapılmış yazılı bir talebinin bulunmadığından kendisi için belirlenen iaşe tutarının, genel iaşe harcamasına dahil edilerek sarf olunması nedeniyle, geriye dönük olarak iaşe harcamalarından çıkarılmasının kayden mümkün olmadığı, ayrıca ilgili düzenlemede de görüleceği üzere, adı geçen için tahakkuk ettirilen iaşe tutarının kendisine tebliğ edilmesi ve bu tebliğ sırasında da iaşe bordrosunun tarafınca imzalanarak alınmış olması göz önünde bulundurulduğunda tahakkukun da kabulü anlamını taşıyacağının düşünüldüğü, sonuç olarak yukarıda belirtilen açıklamalar dikkate alındığında tahakkuk öncesi ya da tahakkukun tebliği esnasında itirazının bulunmadığından iaşe giderinin, idari bir tasarruf ile yok sayılmasının mümkün olmadığının değerlendirildiği, 2.8. Yukarıda açıklanan bilgi, belge ve diğer hususlar birlikte incelendiğinde, adı geçenin söz konusu iaşe bedelini ödemesi gerektiği, bu konuda da 22.01.2021 tarihli ve Esayılı cevabî yazının adı geçen başvurucuya gönderildiği, Bilgilerinin verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.1. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” başlıklı 17.
Maddesinin 1. Fıkrasında; “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 3.2. “Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74.
maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu
Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, hükmüne amirdir.
4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam hakkı” başlıklı 1. Maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” hükmüne amirdir.
5. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6. Maddesi; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz” hükmüne amirdir.
6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5.
maddesi;
“(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2)
Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” hükmüne amirdir.
7. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu “Dürüst davranma” başlıklı 2. Maddesi; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne amirdir.
8. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun “Hükümlünün beslenmesi” başlıklı 72. Maddesi;
“(1) Hükümlüye Adalet ve Sağlık Bakanlıklarınca birlikte belirlenecek kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve nicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş, sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besin verilir ve içme suyu sağlanır.
(2) Hükümlü, kendisine verilen günlük besin ve ihtiyaç maddeleri dışındaki ihtiyaçlarını kurum kantininden sağlayabilir. Kantini bulunmayan kurumlarda, bu maddeler, idarenin izin ve kontrolü altında dışarıdan sağlanabilir.
(3) Hasta hükümlüye, kurum hekiminin belirleyeceği besinler verilir.”
Hükmüne amirdir.
9. 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun’un 2. Maddesi;
“Her mahkûm cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeğe mecburdur.
Bu yiyecek bedelleri cezaevleri idarelerince altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilir.
Mahkûmiyetleri altı aydan aşağı olan mahkûmlara ait bordrolar salıverilecekleri tarihten bir hafta evvel yapılır. Bordrolar mahkûmlara da tebliğ olunur.
Tahakkuk ettirilen yiyecek bedelleri mahkûmlar tarafından ödenmezse, Cumhuriyet
Müddeiumumilikleri tarafından kendilerinin ikametgahı belediyeleri ve belediye teşkilatı olmayan yerlerde bağlı bulundukları kaymakam veya nahiye müdürlükleri marifetiyle borçlarını ödemeğe muktedir olup olmadıkları tahkik olunur.
İktidarları anlaşıldığı halde borçlarını ödemeyenlerden Cumhuriyet Müddeiumumiliklerinin iş’arı üzerine Maliye dairelerince Tahsili Emval Kanunu hükümleri tatbik olunarak borçlar tahsil olunur.
Yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkûmiyetin hitamı tarihinden başlamak üzere beş senelik mürururzamana tabidir.
İşyurtlarında çalıştırılanlar ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmaz.
Yukarıdaki maddeler gereğince alınacak harçlar ve yiyecek bedelleri makbuz karşılığı tahsil olunur.”
9.1. Kanunun 4. Maddesi; “Ödettirilecek yiyecek bedeli, mahkûmlara her verildiği yıl içinde ekmek ve gıda maddelerinin mübayaa fiyatı üzerinden hesap olunur”, hükmüne amirdir.
10. 14/6/1930 tarihli ve 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin idaresi Hakkında
Kanun’un 2. Maddesi;
B) (Değişik: 6/8/1997 – 4301/11 md.) Hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu ve tutukevlerinde görevli personelin giydirilmesi, hükümlü ve tutukluların yatırılması, ısıtılması, temizliğinin sağlanması, okutulması, eğitilmesi, meslek veya zanaat sahibi yapılması ve çalıştırılması, hakkında bir nizamname tanzim olunur. Bu nizamnamenin sıhhı hususlara mütaallik maddeleri Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletiyle müştereken hazırlanır.
(Ek: 6/8/1997 – 4301/11 md.) Hükümlü ve tutuklularla görev başında bulunan personel,
9.7.1956 tarih ve 6779 sayılı 14 Eylül 1330 tarihli Tayınat ve Yem Kanununa Ek Kanunun 1
inci maddesindeki hüküm çerçevesinde iaşe edilir.
(Ek: 6/8/1997 – 4301/11 md.) Hükümlü ve tutuklarla görevde bulunan personelin iaşesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.” hükmüne amirdir.
11. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Yönetmelik “Hükümlünün beslenmesi” başlıklı 65. Maddesi;
“(1) Hükümlülerin beslenmesinde, 5275 sayılı Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen hükümler uygulanır.
(2) Hükümlülerin beslenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.”
Hükmünü içermektedir.
12. Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin
“Devlet tarafından iaşe edilecek kişiler” başlıklı 4. Maddesi;
“Hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumlarında görevi başında bulunan personel, 14/6/1930 tarihli ve 1721 sayılı Kanunun 2 nci, eğitim merkezlerinde eğitim görenler, 29/7/2002 tarihli ve 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim
Merkezleri Kanununun 14 üncü maddeleri gereğince iaşe edilir.
İzinli veya doktor raporu ile istirahatli bulunan kurum personeli iaşe haklarından yararlanamaz.
Görevi başında bulunan personel, hükümlü ve tutuklu ile aynı şekilde iaşe edilir. Personel için özel yemek veya tabldot çıkarılmaz. Günlük olarak mahkeme veya hastaneye sevk olan hükümlü ve tutuklular ile sevkte görevli memurların, kurumda bulunmadığı öğünler için kumanya verilir.”,
12.1. “Günlük iaşe miktarı” başlıklı 5. Maddesi; “Günlük iaşe miktarı, Sağlık Bakanlığı ile birlikte belirlenen günlük kalori ihtiyacı ve bütçe imkânları da değerlendirilerek saptanan tutardır.”,
12.2. “ İaşe miktarlarının öğünlere dağıtımı” başlıklı 6. Maddesi; “Yönetmeliğe göre iaşe edilenlerin günlük gıdası, Yönetmeliğin 5 inci maddesindeki iaşe miktarı, çeşit ve gramajı üzerinden üç öğün olarak verilir. Öğünlerin gramaj ve kalori miktarları 5 inci maddeye göre belirlenmiş esaslara bağlı kalınarak kurum müdürlüklerince tespit edilir.”,
12.3. “Yemek tabela ve listelerinin hazırlanması” başlıklı 14. Maddesi; “Günlük yemek tabelaları, hükümlü, tutuklu, görevli personel ile eğitim merkezlerinde eğitim görenlerin sayısı dikkate alınarak günlük olarak hazırlanır. Yemek tabelaları gerektiğinde değiştirilebilir.
Haftalık yemek listeleri 6 ncı maddede belirtilen esaslar çerçevesinde, haftalık olarak hazırlanır ve kurumda herkesin göreceği yerlere asılır. Günlük yemek tabelaları ile haftalık yemek listeleri bu işle görevli ikinci müdür tarafından imzalandıktan sonra kurum müdürünce onaylanır ve dosyada saklanır.” hükümlerini içermektedir.
13. 11/1/2006 tarihli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa
Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’nın (Avrupa Cezaevi
Kuralları) “Beslenme” başlıklı bölümü :
“1. Mahpuslara, yaşlarını, sağlıklarını, fiziki koşullarını, dinlerini, kültürlerini ve çalıştıkları işin özelliğini hesaba katan besleyici gıdalar temin edilmelidir.
2. Asgari enerji ve protein miktarı da dâhil olmak üzere besleyici bir gıdanın gerekleri ulusal mevzuatta düzenlenmelidir.
3. Yiyecekler hijyenik olarak hazırlanmalı ve dağıtılmalıdır.
4. Mahpuslara makul aralıklarla günde üç öğün yemek verilmelidir.
5. Mahpuslar temiz içme suyuna her zaman ulaşabilmelidir.
6. Pratisyen hekim veya nitelikli bir hemşire tıbbi sebeplerle özel bir mahpusun beslenmesinde değişiklik yapmalıdır.” Şeklindedir.
14. Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson
Mandela Kuralları) ‘nın 42. maddesi; “Beslenme, içme suyu, açık havaya erişim ve fiziksel egzersiz, kişisel hijyen, sağlık hizmeti ve yeterli kişisel alan ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere bu kurallarda belirtilen genel yaşam koşulları istisnasız tüm mahpuslara uygulanır.” şeklindedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Başvurucunun iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilgili idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı tespit edildiğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan
“Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Başvurucu, Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığı zaman zarfında eğitim nedeni ile Kurum dışında bulunduğundan iaşeden faydalanmadığını beyan ederek, idare tarafından tahakkuk ettirilen 10 bin TL tutarında “iaşe bedelinin” tahsilinden vazgeçilmesi isteminde bulunmaktadır.
17. Anayasa’nın 17 inci, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2 inci ve Medeni ve Siyasi
Haklar Sözleşmesi 6 ıncı maddesi ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını da içermektedir.
18. Uluslararası sözleşmeler ve tavsiye kararları ile sağlık ve beslenmeye dair belirtilen genel yaşam koşullarının istisnasız tüm mahpuslara uygulanılması ile mahpuslara asgari enerji ve protein miktarı da dahil olmak üzere besleyici gıdanın temininin gerekliliği vurgulanmıştır.
19. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahkumların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınmasının gerekliliği doğrultusunda; hükümlü ve tutukluların sağlığını göz önünde bulundurmak suretiyle cezaevlerinde uygun beslenmenin sağlanmasının da Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kamu otoritelerinin pozitif bir yükümlülüğü olduğu, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ile kabul edilmektedir
(AİHM, Moisejevs/Litvanya, B. No: 64846/01, 15/6/2006, AYM, Şehmus Özsubaşı, B.No:
2013/2582, 3/3/2016).
20. Tutuklu ve hükümlülerin uygun beslenmesini sağlamak hususundaki pozitif yükümlülüğü kapsamında devletin; himayesi altındaki hükümlü ve tutukluların verimli ve etkin şekilde iaşe etmesi ile sağlıklı ve dengeli beslenmelerinin, beden ve sağlık durumlarının korunmasını temin etmesi gereklidir. Bu bakımdan da hükümlülerin ceza infaz kurumunda barındırıldığı süre içerisinde iaşeden faydalanması ile öğünlerinin eksiksiz olarak çıkarılarak, kendilerine teslimi esastır. Nitekim 5275 sayılı Kanun’un 72. maddesi, 2548 sayılı Kanun’un 2. maddesi ve
Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin 4, 5 ve 6.
maddelerinin hükümlü ve tutukluların beslenmesi kapsamında ilgili kamu otoritelerine pozitif yükümlülük yüklediği açıktır.
21. Yukarıda yer verilen bu pozitif yükümlülük kapsamında devlet, himayesi altındaki hükümlü ve tutukluları, kamu kaynaklarının verimli ve etkin şekilde kullanılması ile iaşe etmektedir.
2548 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi gereğince de bu yiyecek bedelleri cezaevleri idarelerince
altı ayda bir bordro yapılarak tahakkuk ettirilmekte, ödeme gücü olan hükümlülerden kurumda tükettikleri yiyecek bedelleri tahsil edilmek üzere kurum idarelerince tahakkuk işlemleri gerçekleştirilmektedir. Tahakkuk ettirilen yiyecek bedellerinden doğan alacaklar mahkumiyetin sona ermesinden başlayarak beş senelik zamanaşımı süresine tabi olup, bedellerin mahkumlar tarafından ödenmemesi halinde, Cumhuriyet Savcılıkları tarafından ikametgahlarının bulunduğu yere göre belediye, kaymakamlıklar vasıtası ile borçlarını ödeme güçleri olup olmadıkları tahkik olunduktan sonra, ödeme gücü olduğu anlaşılması durumunda, Cumhuriyet Savcılıklarının yazılı bildirimi üzerine Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında
Kanun hükümleri doğrultusunda Gelir İdaresi Dairesi’ne bağlı Vergi Dairesi Müdürlükleri aracılığı ile borçların tahsili yoluna gidilmektedir. İş yurtlarında çalıştırılan hükümlü ve tutuklular ile ödeme gücü olmadığı anlaşılanlardan yiyecek bedelleri alınmamaktadır.
22. Başvuru konusu olaya ilişkin olarak başvurucu, eğitim nedeni ile gün içerisinde her zaman
Kurum’da bulunmadığından bahisle, iaşeden faydalanmadığını, bu kapsamda da kendisine bir bedel tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir. Bununla birlikte başvurucunun, düzenli olarak okula gitmediği, okula gittiği zamanların haftanın 1 ila 5 günü arasında değiştiği, okula gittiği günler ve saatler ile hafta sonları öğünlerini kurumda yediği, okula gittiği günlerdeki öğünlerin ise koğuşuna bırakıldığı bilgisi edinilmiştir.
23. Tutuklu ve hükümlülerin uygun beslenmesini sağlamak hususundaki pozitif yükümlülüğü kapsamında devletin, kurumda barındırıldığı süre içerisinde başvurucuyu iaşe ettiği, iaşe bedelinin de 2548 sayılı Kanun’a uygun olarak Ceza İnfaz Kurumu’nda geçen süreye ilişkin tahakkuk ettirilerek başvurucuya tebliğ edildiği ve iaşe bordrosunun başvurucu tarafından imzalandığı, tüm bunlara ilaveten başvurucunun Kurum’da barındırıldığı zaman zarfında iaşeden yararlanmama şeklinde sözlü yahut yazılı bir talebinin de olmadığı, aradan geçen zaman zarfında, mahkumiyetin hitamı ile Vergi Dairesi Müdürlüklerince iaşe alacağının tahsiline geçilmesinden sonra başvurucu tarafından şikayete konu iddia ve talebin ileri sürülmesinin ise Türk Medeni Kanunu 2. Maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesi ile bağdaşmayacağı ve hukuken himaye edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
24. Tüm bu hususlar birlikte ele alındığında; idarenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, iş ve işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı görülmekle, başvurucunun idare tarafından tahakkuk ettirilen 10 bin TL tutarında “iaşe bedelinin” tahsilinden vazgeçilmesi isteminin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkiefevleri Genel Müdürlüğü tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
26. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21. maddesinin 1.
fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup
Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi