ÖZET: Başvuran, eşi ve çocuğunun Düzce’de, annesi ve kardeşlerinin ise İstanbul’da yaşadığını belirterek, 2020 yılından itibaren ailesine yakın ceza infaz kurumlarına nakil talep ettiğini ifade etmiştir. Ancak, 30 Kasım 2022’de bulunduğu ceza infaz kurumuna nakledilerek ailesinden 600 km uzaklaştırıldığını ve bu durumun görüşmelerini zorlaştırdığını belirtmiştir. Ayrıca, 2023 yılında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mütercim ve Tercümanlık Bölümünü kazandığını, ancak mesafe nedeniyle sınavlara katılamadığını vurgulamıştır. Başvuran, aile bütünlüğü, çocuğun üstün yararı ve eğitim hakkı çerçevesinde nakil talep etmektedir.

İdare, başvuranın nakil talebinin reddedilme gerekçelerini açıklamıştır. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın son nakil talebinin uygun bulunmadığını, mevcut ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarını ve güvenlik koşullarını göz önünde bulundurarak değerlendirme yaptıklarını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın eğitim nedeniyle nakil talebinin, ilgili mevzuat çerçevesinde yeterli gerekçe teşkil etmediği ifade edilmiştir. Başvuranın, eğitim hakkının kısıtlandığı ancak mevcut koşullar altında nakil talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi kısmen kabul edilmiş, ancak mevcut koşullar göz önünde bulundurularak talebin reddedilmesine karar verilmiştir. İdare, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, uygun kurumlarda boşalma olması halinde yeniden değerlendirme yapılabileceğini belirtmiştir. Bu karar, Adalet Bakanlığı’na tavsiye edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/11680-S.24.17757

BAŞVURU NO : 2024/9028

KARAR TARİHİ : 23.10.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın, eğitim nedeniyle ve isteğe bağlı nakil talebine ilişkindir.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 24.07.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle; eşi ve çocuğunun Düzce İlinde, annesi ve kardeşlerinin İstanbul İlinde ikamet ettiğini, 2020 yılından itibaren ailesine yakın Düzce İli ve civarındaki ceza infaz kurumlarına naklini talep etmeye başladığını, ancak 30/11/2022 tarihinde bulunduğu ceza infaz kurumuna nakledilerek ailesinden 600 km daha uzağa gönderildiğini, mesafe nedeniyle ailesi ve avukatıyla görüşemediğini/görüşmesinin oldukça zor hale geldiğini, ayrıca 2023 yılında Bolu Abant İzzet Baysal

Üniversitesi Mütercim ve Tercümanlık Bölümünü kazandığını fakat mesafeden kaynaklı oldukça yüksek ulaşım masrafı nedeniyle girmesi gereken sınava giremediğini, tüm bunlara rağmen nakil başvurularının reddedildiğini belirterek; aile bütünlüğü, çocuğun üstün yararı, eğitim-öğretim hakkı ve adli yardımdan yararlanma hakları çerçevesinde Bolu F veya T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine ya da nakil dilekçesinde yer verdiği ceza infaz kurumlarından birine naklini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden 06/08/2024 tarih ve sayılı yazımızla konu hakkında bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Anılan

Genel Müdürlüğün 16/09/2024 tarihli ve – – – sayılı cevabi yazısı ve eklerinde; 2.1. Başvuranın, son nakil talebinin Genel Müdürlüğün 27.08.2024 tarih ve – – sayılı yazımız ile uygun görülmediği, 2.2. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği,

2.3. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Başvuranın, barındırılmakta olduğu Ereğli(Konya) Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 487, mevcudu 395, doluluk oranı %81 olduğu, Naklini talep ettiği; -Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 368, mevcudu 327, doluluk oranı

%89, -Bolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1000, mevcudu 1462, doluluk oranı %146, -Sakarya 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1670, mevcudu 2068, doluluk oranı

%124, -Sakarya 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1322, mevcudu 1865, doluluk oranı

%141, -Sakarya 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1322, mevcudu 1375, doluluk oranı

%104, -Kocaeli 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1000, mevcudu 1642, doluluk oranı

%164, -Kocaeli 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1000, mevcudu 1422, doluluk oranı

%142, -Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 368, mevcudu 254, doluluk oranı %69, -Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 368, mevcudu 249, doluluk oranı %68, -Maltepe 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1756, mevcudu 2786, doluluk oranı

%159, -Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1756, mevcudu 2469, doluluk oranı

%141, -Maltepe 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1756, mevcudu 2459, doluluk oranı

%140 olduğu, ayrıca naklini talep ettiği Yalova A3 ve Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının

Konumuna uygun olmadığı, 2.5. Ülke genelinde bulunan F Tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranları Genel Müdürlükçe titizlikle takip edildiği, doluluk oranları %100’e ulaştığında bahse konu

kurumlardan diğer kurumlara kapasite nedeniyle nakiller yapılarak, F tipi yüksek güvenlikli ve yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutları (olağan dışı durumlar hariç) hiç bir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı, yapılan bu uygulamanın, ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele edebilmek için tedbir amaçlı olduğu, hükümlü ve tutuklular tarafından Genel Müdürlüğe gönderilen isteğe bağlı nakil talepleri incelendiğinde, F Tipi Yüksek Güvenlikli ve Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarını talep eden birçok kişi olduğu ve bu taleplerin olumlu karşılandığı düşünüldüğünde, bu kurumların güvenli bir şekilde isleyişi neredeyse imkânsız hal alacağı, Ülkemizde F

Tipi Yüksek Güvenlikli ve Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının sayısı kısıtlı, kapasiteleri diğer kurumlara nazaran düşük olup, 1 ve 3 kişilik odalara sahip kurumlar olduğu, 2.6. İstanbul ili, suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu, İstanbul ilinde bulunan ceza infaz kurumlarına duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığı, sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutları haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, 2.7. Öte yandan aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğinin zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, 2.8. Eğitim nedenli nakil talebine ilişkin olarak da “05/06/2015 tarihli ve 167 No.lu Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler Hakkında Genelgenin “Eğitim ve Öğretim

Nedeniyle Nakil” başlıklı 19 uncu maddesinde yer verildiği, buna mukabil 5275 Sayılı Kanun’un ”

Öğretimden yararlanma” başlıklı 76 ncı maddesinin 1 nci fıkrasında “Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.”hükmü, 27/07/2007 tarihli ve “Genç ve Yetişkin Hükümlü ve

Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer Hükümler” konulu 46/1 nolu Genelge’nin “FYüksek Öğretim Çalışmaları” başlıklı bölümünün birinci fıkrasında ise: “Herhangi bir yükseköğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında, açık ceza infaz kurumlarından iç güvenlik görevlisi nezaretinde ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır. Talebi olması hâlinde okullarının kabul etmesi koşuluyla kayıt dondurma işlemi yapılması için girişimlerde de bulunulacaktır.” hükümlerine yer verildiği, söz konusu nakil talebine ilişkin kararın da bu mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kapalı kurumda bulunan adı geçenin yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereğince örgün eğitimden faydalanamayacağı, okulun kabul etmesi halinde ve masrafı kendisince karşılanarak ancak ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılabileceğinin belirtildiği, 2.9. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 2.10. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumların mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin Genel

Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü verileri göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.11. 7242 sayılı Kanun (Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun) ile genel olarak adli hükümlüleri kapsadığından 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gereken hükümlü ve tutukluların sayısında herhangi bir azalma olmadığı gibi yeni tutuklamaların olması sebebiyle artış olduğu, başvuranın, nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat çerçevesinde değerlendirilebileceği, açıklamalarına yer verilmiş olup İdare tarafından gönderilen 21.02.2024 – 21.08.2024 tarihleri arası ziyaretçi kayıtlarına göre 5 farklı tarihte aile bireyleri tarafından ziyaret edildiği, ayrıca her hafta düzenli olarak eşiyle telefon görüşmesi yaptığı anlaşılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 3.3. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesi “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir…” 3.4. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42 nci maddesi “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 3.6. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinin son fıkrasında “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Yaşam Hakkı” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası

“Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur…” “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8.

maddesinin birinci fıkrası “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” 5. Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin; 5.1. 1 inci maddesinde “Çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır”, 5.2. 3 üncü maddesinde; “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.”, 5.3. 4 üncü maddesinde “Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar.”, 5.4. 18 inci maddesinde “Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana– babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler.” 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrası “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin ilgili fıkraları “(1)

Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: … b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak

üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir. … f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.…” 6.3. “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesi “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 6.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesi, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması,

d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.” 6.5. “Öğretimden yararlanma” başlıklı 76 ncı maddesi “(1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır. (2) (Ek:14/4/2020-7242/35 md.) Bu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesi

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; 8.1. “Öğretimden yararlanma” başlıklı 89 uncu maddesi “(1) Açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.” 8.2. “Kurum dışına çıkma hâlleri” başlıklı 126 ncı maddesi “(1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz” 8.3. “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin birinci fıkrasının alt bentlerinde “(1) Hükümlülerin nakilleri 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir. Bu nakiller sırasında; … e) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, cezaevi tabibinin önerisi ve kurum en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 9. 14/10/2019 Tarihli ve 30918 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Bolu Abant İzzet Baysal

Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin “Ders ve Derse Devam” başlıklı 24 üncü maddesinin ikinci fıkrası Öğrenciler derslere, uygulamalara ve sınavlara katılmak zorundadır.

Devam zorunluluğu teorik dersler için % 70, uygulamalı dersler için % 80’dir. Devamsızlık sürelerine öğrencinin sağlık raporu alarak geçirdiği süreler dâhildir.” 10. 23/08/1993 Tarihli ve 21677 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Bolu Abant İzzet Baysal

Üniversitesi Öğrenci Kayıt Kabul İşleri Yönetmeliğinin “Devam ve Geçici Ayrılma” başlıklı 23 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrası “Rahatsızlığı ve tedavi sürecinin devam etmesi nedeniyle kayıt dondurma talebinde bulunan öğrenciler ile hükümlü öğrenciler için mazereti ilgili birim Yönetim Kurulu tarafından uygun görülenlerin dört yarıyıldan fazla kaydı dondurulabilir.

Kayıt dondurulan süre, azami öğrenim süresinden sayılmaz” 11. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin;

11.1. “Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve

Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, … gerekir”; 11.2. “Eğitim ve Öğretim Nedeniyle Nakil” başlıklı 19 uncu maddesi; “(1) Hükümlüler, eğitim ve öğretim nedeniyle; a) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, b) Eğitimini sürdürdüğüne dair eğitim kurumundan belge ibraz etmeleri, c) Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması, d) Tutuklulara tahsis edilmiş olmaması, e) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, f) Almış oldukları disiplin cezaları, cezanın türü ve ceza almalarına neden olan eylemin niteliği, suç vasıfları itibariyle, talep ettikleri ceza infaz kurumunda güvenlik riski oluşturmamaları, Koşuluyla, süreli veya daimi olarak Bakanlıkça başka bir ceza infaz kurumuna nakledilebilecektir.

(2) Milli Eğitim Bakanlığına veya Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı okullara kayıtlı olan hükümlü veya tutukluların yılsonu, ara ve bütünleme gibi okullarında yapılan sınavlarına, kapalı ceza infaz kurumlarında kalanların dış koruma görevlileri, … nezaretinde katılmaları sağlanacaktır…” 12. Genç Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirme İşlemleri ve Diğer Hükümler

Hakkında 46/1No’lu Genelge’nin “Eğitim-Öğretim Çalışmaları başlıklı 4 üncü Bölümünün F Yüksek

Öğretim Çalışmaları başlığının birinci fıkrasında; “Herhangi bir yükseköğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında, açık ceza infaz kurumlarından iç güvenlik görevlisi nezaretinde ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır. Talebi olması hâlinde okullarının kabul etmesi koşuluyla kayıt dondurma işlemi yapılması için girişimlerde de bulunulacaktır.”, 13. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”, 13.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”,

13.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde; “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “ Kısmen

Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 15. Başvuran tarafından (1) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvuruda özetle, eşi ve çocuğunun Düzce İlinde, annesi ve kardeşlerinin İstanbul İlinde ikamet ettiğini, 2020 yılından itibaren ailesine yakın Düzce İli ve civarındaki ceza infaz kurumlarına naklini talep etmeye başladığını, ancak 30/11/2022 tarihinde bulunduğu ceza infaz kurumuna nakledilerek ailesinden 600 km daha uzağa gönderildiğini, mesafe nedeniyle ailesi ve avukatıyla görüşemediğini/görüşmesinin oldukça zor hale geldiğini, ayrıca 2023 yılında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mütercim ve Tercümanlık Bölümünü kazandığını fakat mesafeden kaynaklı oldukça yüksek ulaşım masrafı nedeniyle girmesi gereken sınava giremediğini, tüm bunlara rağmen nakil başvurularının reddedildiğini belirterek; aile bütünlüğü, çocuğun üstün yararı, eğitim-öğretim hakkı ve adli yardımdan yararlanma hakları çerçevesinde Bolu F veya T Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine ya da nakil dilekçesinde yer verdiği ceza infaz kurumlarından birine naklini talep etmektedir.

16. Başvurunun ön incelemesinden, talebin farklı mevzuat hükümleri çerçevesinde inceleme-araştırmayı gerektirdiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda başvuru, “eğitim nedeniyle nakil” ve “kendi isteğiyle nakil” hükümleri altında incelenecektir.

(I) Başvuranın “eğitim nedeniyle nakil” talebinin incelenmesi:

17. Başvuran, öğrencilik durumu olması sebebiyle nakil talebinde bulunduğunu ifade etmiştir. Başvuranın dosyasına sunduğu öğrenci belgesinden Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu

Mütercim ve Tercümanlık Bölümü öğrencisi olduğu ve öğrencilik durumunun aktif olduğu anlaşılmıştır.

18. Bilindiği üzere Anayasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrası “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” hükmünü amirdir.

Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında, mahkûmların temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahip oldukları kabul edilmektedir.

19. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, temel hak ve hürriyetlerin kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak ölçülü olma şartları gözetilerek sınırlandırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğe yönelik makul gereklilikler karşısında, tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetler, mevzuatla çizilen sınırlar içerisinde ve ölçülü olmak kaydıyla sınırlandırılabilecektir. Bu itibarla, tutuklu ve hükümlüler eğitim haklarını ceza infaz kurumunda bulunmalarının getirdiği doğal sınırlamalar içinde ve mevzuata uygun olarak kullanılabileceklerdir.

20. 5275 sayılı Kanunun 76 ncı maddesinde; kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmalarının sağlanacağı, maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Kanunun uygulanmasına yönelik Yönetmelikte de aynı hüküm tekrarlanmıştır.

21. 27/07/2007 tarihli ve 46/1 Nolu Genelge’nin 4/F-1’inci maddesinde “ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında ara, yılsonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır.” hükmü yer almaktadır.

22. 167 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin 19 uncu maddesinde ise hükümlü ve tutukluların, eğitim ve öğretim nedeniyle nakil talep edebilecekleri, ancak bunun için bir takım şartların sağlanması gerektiği belirtilmiş, (f) bendinde “Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması” koşulu getirilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise 46/1

Nolu Genelgedekine benzer şekilde, Milli Eğitim Bakanlığı’na veya Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı okullara kayıtlı olan hükümlü ve tutukluların yılsonu, ara ve bütünleme gibi okullarında yapılan sınavlarına; kapalı ceza infaz kurumlarında kalanların dış koruma görevlileri nezaretinde katılacağı belirtilmiştir.

23. Yer verilen mevzuat ve içtihat kapsamında Devlete, tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin derslere devam etmesini sağlamak adına pozitif bir yükümlülük yüklenmediği görülmektedir. Mevzuat kapsamında, devletin yükümlülüğü, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında tutuklu ve hükümlülerin sınavlarına katılmalarını sağlamak olarak belirlenmiştir.

24. Başvuranın kayıtlı olduğu Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim

Yönetmeliğine bakıldığında, 24 üncü maddesinde öğrencilerin derslere ve uygulamalara devamının zorunlu olduğu, mazeretler de dahil olmak üzere kuramsal (teorik) saatlerin %70 ine, uygulama saatlerinin de %80 ine katılmalarının zorunlu olduğu, diğer taraftan Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin Öğrenci Kabul

İşleri Yönetmeliğinin 23 üncü maddesinin üçüncü dördüncü fıkralarında ise hükümlü öğrenciler için mazereti ilgili birim Yönetim Kurulu tarafından uygun görülenlerin dört yarıyıldan fazla kaydı dondurulabileceği ve kayıt dondurulan sürenin, azami öğrenim süresinden sayılmayacağı belirtilmiştir.

25. Mevcut durumda, başvuranın kaydının devam ettiği dolayısıyla öğrenim süresinin işlemeye devam ettiği anlaşılmaktadır.

26. Başvuranın “eğitim nedeniyle nakil” talebinin ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmesinden, başvuranın 5275 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi kapsamında eğitim nedeniyle başka bir kuruma nakledilmeyi talep edebileceği, talebinin değerlendirilmesinde Kanunun 54 üncü maddesinde sayılan ve

167 sayılı Genelge ile bu maddeye eklenen şartların da bulunması gerektiği, buna göre talep edilen kurumda

yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması koşulunun talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olması sebebiyle sağlanamadığı; öte yandan mahkeme kararına bağlı olarak kapalı ceza infaz kurumunda bulunması dolayısıyla tam zamanlı lisans eğitimine katılmasının mümkün olmadığı, naklinin gerçekleştirilmesi halinde dahi 46/1 Nolu Genelge’nin 4/F-1’inci maddesi uyarınca okulunun kabul etmesi durumunda, ancak sınavlara katılma imkânı tanınabileceği, ancak kayıtlı bulunduğu Üniversitein Ön Lisans

Ve Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 24 üncü maddesi ile öğrencilerin derslere ve uygulamalara devamının zorunlu olduğu, aynı üniversitenin Öğrenci Kabul İşleri Yönetmeliğinin 23 üncü maddesinde hükümlüler için kayıt dondurma hakkının bulunduğu ve ilgili birim yönetim kurulu tarafından uygun görülmesi halinde öğrenci kaydının dört yarıyıldan fazla doldurulabileceği, dolayısıyla başvuranın eğitim

sebebiyle nakil talebinin güçlü bir nakil gerekçesi teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Belirtilen gerekçelerle, başvuranın eğitim nedeniyle nakil talebinin yerinde olmadığı ve reddi gerektiği değerlendirilmiştir.

(II) Başvuranın “kendi isteğiyle nakil” talebinin incelenmesi:

27. Başvuranın idareye sunmuş olduğu dilekçesinde ayrıca “ailesinin ikametine yakın olmak” amacıyla naklini talep ettiği görülmüştür.

28. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

29. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’ düzenlenmiştir.

30. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık anılan mevzuatta düzenlenen ‘Kendi istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

31. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)

32. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli

önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

33. Somut dosyada başvuran, eşi ve çocuğunun Düzce İlinde, annesi ve kardeşlerinin ise İstanbul İlinde ikamet ettiklerini, aradaki 600 km mesafe nedeniyle ve yol masrafları sebebiyle ailesinin ve avukatının ziyarete gelemediğini belirtmiştir. Başvuranın 21.02.2024 – 21.08.2024 tarihleri arasındaki ziyaretçi raporlarının incelenmesinden, belirtilen süre zarfında 5 farklı tarihte ailesi tarafından ziyaret edildiği tespit edilmiştir.

34. Başvuranın nakil talebinin reddine yönelik işlemde idare tarafından özetle, başvuranın suç grubu nedeniyle, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, bu kurumlara yapılan nakil talepleri değerlendirilirken kurumlarının kapasitesi, güvenliği, hangi suç türüne ait odaların bulunduğu ve doluluk oranlarının yanı sıra hükümlü ve tutukluların ceza miktarları ve örgütteki konumları gibi hususların da dikkate alındığı, ayrıca ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda, kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği hususları bildirilmiştir.

35. İdarenin ret işlemine dair gerekçeleri değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesinin” üstünde bir doluluğun varlığı hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

36. Öte yandan, bilindiği üzere Anayasamızın 41 inci maddesinde aile, Türk toplumunun temeli olarak kabul edilmiş, Devlete ailenin huzur ve refahı için gerekli tedbirleri almak yükümlülüğü yüklenmiştir.

Ayrıca her çocuğun, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu ifade edilmiştir.

37. Başvuranın nakil talebinin 5275 sayılı Kanunun “kendi isteği ile nakil” hükümleri açısından değerlendirilmesinde; hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve talebine konu kurumların kapasitelerinin üzerinde dolu olmasından dolayı ailesine yakın ceza infaz kurumunda barındırılma talebinin idarece karşılanamadığı göz önüne alındığında, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir.

38. Bununla birlikte, aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı kapsamında; idarenin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle bağlarını devam ettirecek önlemleri almakla yükümlü olduğu, özellikle hükümlünün çocukları bulunuyorsa hakkında verilecek kararlarda “çocuğun üstün yararının” gözetilmesi gerektiği, başvuranın bulunduğu kurum ile ailesinin ikameti arasındaki mesafenin ailesinin

başvuranı ziyaretini zorlaştırıcı bir unsur olabileceği ve aile bütünlüğünü olumsuz etkileyebileceği dikkate alındığında, nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmesi gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda başvuranın nakil talebinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

39. Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları ve ilgili mevzuat kapsamında yapılan inceleme sonucunda açıklanan gerekçelerle; 39.1. Başvuranın “eğitim nedeniyle nakil” talebinin güçlü bir nakil gerekçesi teşkil etmediği anlaşıldığından bu aşamada yerinde görülmediği ve reddi gerektiği; 39.2. Talebin “kendi isteği ile nakil” hükümleri açısından değerlendirilmesinde ise hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken hususlar ve talebine konu kurumların kapasitelerinin üzerinde dolu olması sebebiyle başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğu, bununla birlikte; aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı kapsamında; idarenin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle bağlarını devam ettirecek önlemleri almakla yükümlü olduğu, özellikle hükümlünün çocukları bulunuyorsa hakkında verilecek kararlarda “çocuğun üstün yararının” gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak, nakil koşullarını taşıması kaydıyla, nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda başvuranın nakil talebinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 40. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

41. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE; Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE,

Diğer yandan, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi