|
ÖZET: Başvuru, 5510 sayılı Kanunun Ek-5 maddesi çerçevesinde ödenen primlerin, 4/1-(b) maddesinin (4) alt bendi kapsamındaki sigortalılığa aktarılması sonucu emeklilik şartlarının değişmesine yönelik itirazı içermektedir. Başvuran, 2014 yılından itibaren yaklaşık 10 yıl boyunca prim ödemesi yapmış ve 02.01.2024 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunmuştur. Ancak, talebi 30.01.2024 tarihinde reddedilmiştir. Başvuran, sigortalılık tescilinin Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hatalı işlemlerinden kaynaklandığını ve bu durumun hak kaybına yol açtığını öne sürerek, emeklilik talebinin kabul edilmesini istemektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 02.01.2024 tarihli talebinin, 2829 sayılı Kanun gereği gerekli şartları taşımadığı için reddedildiğini belirtmiştir. Başvuranın, 2012 yılından itibaren 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) maddesinin (4) alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği, ancak Ek-5 sigortalılığına ilişkin primlerin bu kapsamdaki borçlara aktarıldığı ifade edilmiştir. İdare, başvuranın ziraat odası kaydının bulunmaması nedeniyle Ek-5 sigortalılığının başlatıldığını, ancak daha sonra yapılan incelemede ziraat odası kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını değerlendirerek, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını belirtmiştir. Başvurunun kabul edilmesi ve başvuran lehine işlem yapılması tavsiye edilmiştir. İdarenin, başvuranın haklı beklentilerini göz önünde bulundurarak gerekli adımları atması gerektiği vurgulanmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7987-S.24.12531
BAŞVURU NO : 2024/3951
KARAR TARİHİ : 01.08.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın 5510 sayılı Kanunun Ek-5 maddesi kapsamında ödemiş olduğu prim tutarlarının 4/1-(b) maddesinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılığına aktarılması neticesinde tabi olduğu emeklilik şartlarının değişmesi hususuna itirazı hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 18.03.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 2014 yılından itibaren yaklaşık 10 yıl boyunca 5510 sayılı Kanunun Ek-5 inci maddesi kapsamındaki sigortalılığına ilişkin prim ödediğini, şartları tamamlaması üzerine 02.01.2024 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu ancak 30.01.2024 tarihinde gelen SMS ile tahsis talebinin reddedildiğini öğrendiğini, Kurumun 2012 yılından itibaren kendisini 5510 sayılı
Kanunun 4/1-(b) maddesinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil ettiğini ve 5510 sayılı
Kanunun Ek-5 inci maddesi kapsamında ödemiş olduğu primlerin 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) maddesinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılığına ilişkin prim borçlarına aktarıldığını, 5510 sayılı
Kanunun Ek-5 inci maddesi kapsamındaki sigortalılığının tescil işlemlerinin Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işlemlerinden kaynaklandığını, daha sonra bu kapsamda ödemiş olduğu primlerin aktarımı neticesince kendisinin hak kaybına uğradığını belirterek; 02.01.2024 tarihli tahsis talebinin kabul edilerek bu tarihten itibaren emekli sayılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 24/05/2024 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. Başvuru sahibinin 02.01.2024 tarihli talebine istinaden 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesine göre son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan statünün 4/1-(b)-4 kapsamında olması
nedeniyle 1479 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 58 yaş ve 15 tam yıl prim ödeme süresini sağlamadığından tarafına yaşlılık aylığı bağlanamadığı,
2.2. Başvuru sahibinin 08.04.2014 tarihli Ek 5 işe giriş bildirgesinde ikametgah ettiği yerdeki Karapürçek
Ziraat Odasında kaydı bulunmadığına ilişkin belgeyi ibraz ettiği, bildirgede ziraat odasına kaydının olmaması sebebiyle 08.04.2014 tarihinde Ek 5 sigortalılığının başlatıldığı,
2.3. Diğer taraftan başvuru sahibinin 02.01.2024 tarihli tahsis talebine istinaden yapılan incelemede adı geçenin Sosyal Güvenlik Kurumuna 18.12.2012 tarihinde intikal eden Akyazı Ziraat Odası kaydının bulunduğunun anlaşılmış olduğu, Akyazı Ziraat Odasının 11.01.2024 tarih ve sayılı yazısı ile başvuru sahibinin bahse konu ziraat odasında kaydının bulunduğu ve aktif olarak devam ettiğinin teyit edildiği,
2.4. Akyazı Ziraat Odası kaydına istinaden başvuru sahibinin 28.12.2012 tarihi itibariyle 5510 Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalılık tescilinin yapıldığı, ziraat odası kaydının sonlandığı tarih olan 17.01.2024 tarihinde ise bu kapsamdaki sigortalılığı sonlandırıldığı.
2.5. Başvuranın ziraat oda kaydını sonlandırması nedeniyle 07.02.2024 tarih ve sayılı Ek 5 işe giriş bildirgesine istinaden Ek 5 sigortalılığı yeniden başlatıldığı,
2.6. Başvuranın Ek 5 inci madde kapsamında sigortalılık tescilinin yapıldığı dönemde Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında zorunlu sigortalı olması sebebiyle Ek 5 inci madde kapsamındaki sigortalılık iptal edilerek bu kapsamda ödemiş olduğu primler Kanunun 4/1-(b) maddesinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılığına aktarıldığı,
2.7. Başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında başvuru konusu yapılan işleme ilişkin olarak, “yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık” bulunmadığı,
Belirtilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.2. “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.”
“Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
/
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;
5.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise; 1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, 2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, 3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara ölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları, 4) Tarımsal faaliyette bulunanlar,…. Sigortalı sayılırlar.”
5.2. “Sigortalı bildirimi ve tescili” başlıklı 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “ 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde bulunanlar hariç olmak üzere diğer alt bentleri kapsamında sigortalı sayılan kişilerden köy ve mahalle muhtarları için seçildiklerine ilişkin mazbatalarını ilgili seçim kurulundan aldıkları tarihten, sigortalılıkları vergi mükellefiyetlerinin başladığı tarihten başlayan sigortalılar için vergi mükellefiyeti işleminin tesis tarihinden itibaren iki ayı geçmemek üzere ilgili vergi dairesince vergi mükellefinin işe başlama işlemlerinin tekemmül ettirildiği tarihten ve diğerleri için 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıcından; (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için ise kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt tarihinden itibaren kendi mevzuatına göre kayıt veya tescili yapan ilgili kurum, kuruluş ve birlikler, vergi daireleri ve Esnaf ve Sanatkâr
Sicil Müdürlüğü sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek Kuruma vermekle yükümlüdür. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (1), (2) ve (3) numaralı alt bentlerinde sayılanların bildirimleri en geç 15 gün, (4) numaralı alt bendinde sayılanların bildirimleri ise en geç bir ay içinde yapılır. Ayrıca 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde sayılanların kendileri tarafından da sigortalılık bildirimleri yapılabilir. 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenlerin ise çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde tescil eden kuruluş tarafından Kuruma bildirilmesi zorunludur. Kurum bu bildirimlerden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını bildirir.”
5.3. “Sigortalılığın sona ermesi” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten, b) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların; 1) Gelir vergisi mükellefi olanlar için, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri tarihten, 2) Gelir vergisinden muaf olanlar için, esnaf ve sanatkâr sicili kaydının silindiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamına girdiği tarihten, 3) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlerden, şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin sona erdiği tarihten, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği tarihten, limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar
/
verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten, 4) (Mülga: 17/4/2008-5754/7 md.)
5) (Değişik: 13/2/2011-6111/28 md.) Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal
faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,…. İtibaren sona erer”
5.4. “Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların sigortalılığı” başlıklı Ek
5 inci maddesinde: “4 üncü madde ile isteğe bağlı sigortalılık hükümleri ve 506 sayılı Kanunun geçici 20
nci maddesi kapsamında sigortalı olmayan, kendi sigortalılıklarından dolayı bu kanunlara göre gelir veya aylık almayan ve 18 yaşını doldurmuş olanlardan; tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar, örneği Kurumca hazırlanan ve Kurumca belirlenen ilgili muhtarlık, birlik, kuruluş, il veya ilçe tarım müdürlükleri tarafından usulüne uygun olarak düzenlenip onaylanmış belgeleri ile talepte bulundukları tarihten itibaren sigortalı sayılırlar.
Bu madde kapsamındaki sigortalılık; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi dâhil olmak üzere 4 üncü maddeye istinaden sigortalı olarak çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihten, sigortalılıklarını sona erdirme talebinde bulunanların talep tarihinden, prim borcu bulunanlardan talepte bulunanların primi ödenmiş son günden, gelir ya da aylık talebinde bulunanların aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden ve ölen sigortalının ölüm tarihinden itibaren sona erer.
Bu madde kapsamındaki sigortalıların 4 üncü madde kapsamında çalışmaları halinde, bu madde kapsamındaki sigortalılıkları sona erer. 4 üncü madde kapsamındaki çalışmanın sona ermesi halinde, bu madde kapsamındaki çalışmasının devam etmesi kaydıyla çalışmanın sona erdiği tarihi takip eden günden itibaren bu madde kapsamındaki sigortalılıkları kendiliğinden başlar.
Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar. Bunlar hakkında bu Kanunun kısa vadeli sigorta kolları bakımından yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası, uzun vadeli sigorta kolları yönünden malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır.”
6. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin
6.1. “Sigortalılığın başlangıcı ve bildirim yükümlülüğü” başlıklı 11 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının (d) bendinde “Kanunun 4 üncü maddesi birinci fıkrası (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılıkları, bağlı oldukları ziraat odalarınca veya kendilerince bir yıl içinde bildirilmesi hâlinde odaya kaydedildikleri tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi hâlinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten başlar ve bu tarih meslek kuruluşuna kayıtlarının yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde ziraat odalarınca veya ziraat odalarının bulunmadığı yerlerde tarım il/ilçe müdürlüklerince,…. Kuruma e-sigorta yoluyla bildirilmek zorundadır.”
6.2. “Sigortalıların yersiz tescili” başlıklı 19 uncu maddesinde “Kanuna göre sigortalılık niteliği taşımadığı hâlde, gerçeğe aykırı olarak bildirim yapıldığı tespit edilen tescil kayıtları iptal edilir “
/
7. 28.03.2013 tarih ve 28601 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri başlıklı 6’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.”
8. 2013/11 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Genelgesinde yer alan talimat: “5510 sayılı Kanunun
Ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edenler hakkında ünitelerce öncelikle
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalılığının bulunup bulunmadığının araştırılması” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 08.04.2014 tarihinde işe giriş bildirgesini sunarak
Ek-5 kapsamında sigortalılık tescilini yaptırdığını, yaklaşık 10 yıl kadar prim ödemesi yaptıktan sonra yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumun 2012 yılından itibaren kendisini
5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) maddesinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı olarak tescil ettiğini
ve 5510 sayılı Kanunun Ek-5 inci maddesi kapsamında ödemiş olduğu primlerin 5510 sayılı Kanunun 4/1(b) maddesinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılığına ilişkin prim borçlarına aktarıldığını,
5510 sayılı Kanunun Ek-5 inci maddesi kapsamındaki sigortalılığının tescil işlemlerinin Sosyal Güvenlik
Kurumunun hatalı işlemlerinden kaynaklandığını, daha sonra bu kapsamda ödemiş olduğu primlerin aktarımı neticesince kendisinin hak kaybına uğradığını belirterek; 02.01.2024 tarihli tahsis talebinin kabul edilerek bu tarihten itibaren emekli sayılmasını talep etmektedir.
11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 08.04.2014 tarihli işe giriş bildirgesiyle ikamet ettiği yerdeki Karapürçek Ziraat Odasında kaydının bulunmadığına ilişkin belgeyi ibraz ettiği, 08.04.2014 tarihinde Ek-5 sigortalılığının başlatıldığı, talebine istinaden 01.09.2022 tarihinde bu kapsamdaki sigortalılığının sonlandırıldığı, 02.01.2024 tarihli tahsis talebine istinaden yapılan incelemede Sosyal
Güvenlik Kurumu kayıtlarına 18.12.2012 tarihinde intikal eden ve başvuranın Akyazı Ziraat Odasında aktif
/
kaydın bulunduğunun tespit edilmesi üzerine; 28.12.2012 tarihi itibariyle 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalılığının geçmiş dönük olarak tescil edildiği, Ek-5 inci madde kapsamında sigortalılık tescilinin yapıldığı dönemde Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında zorunlu sigortalı olduğundan Ek-5 kapsamındaki sigortalılığının iptal edilerek bu kapsamda ödemiş olduğu primlerin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4)
numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılığına aktarıldığı belirtilmektedir.
12. Başvuran ile başvuruya konu idare olan Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki uyuşmazlığın temel; başvuranın ek 5 tarım sigortalılığı kapsamında gerekli şartları taşımıyor olmasına rağmen idarenin üzerine düşen gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sonucunda tescilinin yapılması ve bu tescile dayanarak yaklaşık 8 yıl boyunca prim tahsilatı yapılmak suretiyle işlem tesis edilmesinde idarenin hizmet kusuru, öngörülebilirliği, belirliliği ve haklı beklenti oluşturup oluşturmadığı yönünde olduğu anlaşılmaktadır.
13. Anayasanın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmü gereğince Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devleti olduğu, hukuk devletinin: yönetilenlere hukuki güvenlik sağlayan ve adil bir hukuk sistemine dayanan devlet düzeni olarak ifade edildiği, hukuka güvenin tesisinin ise; yönetilenlerin kazanılmış hakların korunması ve haklı beklentilerin karşılanması ilkesine bağlılıkla mümkün olabileceği doktrinde ve içtihatlarda ifade edilmektedir.
14. Hukuk devletinin çeşitli unsurlarının yanı sıra bir unsuru da hukuk güvenliğidir. Hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukuk güvenliği, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamını da taşımaktadır.
(Anayasa Mahkemesi 2011/45 E. 2013/24 K. sayılı kararı)
15. Hukuk güvenliği ilkesi Anayasa Mahkemesi kararlarında da yer aldığı üzere öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ile ifade edilmekte olup bu bağlamda bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesi adına önem teşkil etmektedir. Bu nitelikler kamu idarelerince gerçekleştirilen işlemlerde de bulunması gereken niteliklerdendir. (Anayasa Mahkemesi 2013/67 E. 2013/164 K. sayılı kararı)
16. Haklı beklenti ise: idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarları ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ya da edinebileceklerini ümit etmelerini ifade etmektedir. (Anayasa Mahkemesi 2011/45 E. 2013/24 K. sayılı kararı)
17. Yine hukuka aykırı bir işlemin kazanılmış hak doğurabileceğini söylemek pek kolay olmamakla beraber, sakat bir işlemin de bundan yararlananlar lehine bir hak doğurabileceği ve subjektif sonuçlar meydana getireceği açıktır. Yok işlemler, ilgilinin hilesine dayalı işlemler, idarenin açık hatası sonucu yapılan işlemler ve hemen hak doğurmaya elverişli olmayan işlemlerin kazanılmış bir hak doğurmayacağı da tartışmasızdır. Bunlar dışındaki idarenin bazı hukuka aykırı işlemlerinin, hukuka uygun olmasalar bile ilgili lehine yarattığı hukuki durumların belli bir süreden sonra değiştirilmesi idarenin istikrarı (sürekliliği) ilkesine aykırı düşer. Bu işlemler hukuka aykırı olsalar bile yargısal başvurma süresi geçirildikten sonra hukuki sonuçlarının korunması gerekir. Bu durum idari işlemin kişisel sonuçlarının dokunulmazlığı ilkesinin doğal bir sonucudur. (Danıştay 1. Daire 1988/336 E. 1988/355 K. sayılı kararı)
18. 13 no.lu paragrafta ifade edildiği üzere Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden bir tanesi olan ve hukuk devleti olduğu iddiasını taşıyan devletlerde idarenin sorumsuzluğundan bahsetmek mümkün değildir. Bu
/
bağlamda idare eylem ve işlemleri ile meydana gelen zararlardan Anayasamızın 125 inci maddesinin
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince sorumlu olmaktadır.
19. İdare hukukunda idarenin sorumluluğu; idari işlem ve eylemin somut olaydaki durumuna göre kusurlu sorumluluk veya kusursuz sorumluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. İdare hukuku ilkelerine göre bir olayda idarenin hizmet kusurunun varlığından söz edilebilmesi için, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinde kuruluş, işleyiş ya da personel açısından gereken emir ve talimatların verilmemesi, denetimin yetersiz olması, hizmete tahsis edilen araç ve gereçlerin hizmet gereklerine uygun ve yeterli olmaması, gereken önlemlerin alınmaması veya geç ya da yetersiz alınması gibi nedenlerle bir aksaklık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik veya sakatlık meydana gelmiş ve oluştuğu ileri sürülen zararın da bundan kaynaklanmış olması gerekir.
20. Hukuk devleti olan bir ülkede; idare tarafından gerçekleştirilen işlemlerin hukuk güvenliğine, hukuki öngörülebilirliğe, hukuki belirliliğe, kazanılmış haklara saygı ilkesine, haklı beklenti ve idari işlemin kişisel sonuçlarının dokunulmazlığı ilkesine uygun şekilde tesis edilmesi gerektiği doktrin ve yerleşik içtihatlar gereğince yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
21. Bu itibarla dosya kapsamında edinilen bilgi ve belgeler, yargı kararları ve doktrinde yer alan görüşler birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, 08.04.2014 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun Ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalılığının başlatılması ve kendisinden 08.04.2014-01.09.2022 tarihleri arasında yaklaşık 8 yıl boyunca prim tahsil edilmesinin ve anılan mevzuat kapsamında emekliliği hak ettiği düşüncesiyle emekli olmak amacıyla idareye başvurmasının ardından 18.12.2012 tarihinden itibaren Sosyal
Güvenlik Kurumu kayıtlarında bulunan Akyazı Ziraat Odası kaydına istinaden idarece zorunlu sigortalılığının tespiti nedeniyle ek 5 kapsamında sigortalılığının iptali işleminde; başvuranın 5510 sayılı
Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalılığının geçerli kabul edilmesi halinde 2829 sayılı Kanuna göre 4/1-(a) kapsamında aylığa hak kazanılması durumunda, prim gün sayısı bakımından farklı şartlara tabi olacak iken, ek 5 sigortalılığının iptali işlemi ile emekliliğe ilişkin şartların son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde en fazla hizmetin 4/1-(b) kapsamında olması nedeniyle 5400 gün ve 58 yaş olarak değiştiği, bu durumda başvuranın emeklilik şartları için prim gün sayısını tamamlayamamış olduğu anlaşılmaktadır.
22. Başvuruya konu idarece ek 5 sigortalılığı kapsamında başvurandan 08.04.2014-01.09.2022 tarihleri arasında yaklaşık 8 yıl boyunca prim tahsil edildiği, başvuranın anılan primleri anılan süre zarfında idarece aksine bilgi ve belge sunulmadığı için iyi niyet karinesi kapsamında iyi niyetli olarak ödediği,
23. İdarece uygulamada, 2013/11 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Genelgesinde yer alan, “5510 sayılı
Kanunun Ek 5 inci maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edenler hakkında ünitelerce öncelikle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalılığının bulunup bulunmadığının araştırılması” talimatı doğrultusunda idarece gerekli araştırmanın
yapılmadığı, bu sebeple başvuranın ek 5 sigortalılığının başlatıldığına yönelik iddialar kapmasında:
idarenin açıkça kontrol etmesi gereken ve muhtemelen başvuranın sigortalı dosyasından anlaşılabilecek bir hususu gerekli dikkat ve özeni göstermeden gerçekleştirmiş olmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, anılan hizmet kusuru sonucunda gerçekleştirilen işleme yönelik başvuran tarafından yaklaşık 8 yıl boyunca prim ödeme işlemlerinin de devam etmesi birlikte değerlendirildiğinde bu durumun başvuranda ek 5 sigortalılığı kapsamında emekli olacağı yönünde haklı beklenti oluşturduğu, dosya kapsamından edinilen bilgilerden anlaşıldığı üzere oluşan bu haklı beklenti kapsamında başvuranın herhangi bir hileli davranışı ile idareyi açık hataya sürüklemediği, idarenin bazı hukuka aykırı işlemlerinin, hukuka uygun olmasalar bile ilgili lehine yarattığı hukuki durumların belli bir süreden sonra değiştirilmesinin idarenin
/
istikrarı (sürekliliği) ilkesine aykırı düşeceği, bu durumun karar önerimizin 16 no.lu paragrafında atfedilen
Danıştay Kararı doğrultusunda idari işlemin kişisel sonuçlarının dokunulmazlığı ilkesinin doğal bir sonucu olduğu anlaşıldığından başvuranın emekliliğine ilişkin şartlarını değiştiren ek 5 sigortalılığının iptali işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, Kurumumuz tarafından
istenen bilgi ve belgeleri süresinde göndermediği ve böylece “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı, yine başvurana yönelik yazışmalarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini de göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine de uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.
25. Hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir. Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir. Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir. İdarenin kendi iş ve işlemlerinde ise gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir. Sosyal devletin hayata geçirilmesinde en somut araçlardan biri olan Sosyal Güvenlik Kurumunun uygulamaları ile birey ile devlet arasında köprü kurarak taraflar arasındaki çekişmeyi önleyici ve giderici bir yöntem yaklaşım belirleyerek işlem tesis etmesi beklenmektedir.
26. İdarenin vatandaşı hakkını alabilmesi için yargıya sevk etmesi, gereksiz yargılamalar sonucu kamu kayaklarının israfına yol açmakla birlikte, Kurum ve sigortalı ilişkisi özelinde bireyin devlete olan güvenini zedelemektedir. Bu nedenle söz konusu yaklaşım “ kanunlara uygunluk”, “haklı beklentiye uygunluk” ve “hukuk güvenliği ilkelerine” aykırı bulunmuştur. İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması ve bu tavsiye kararı yönünde işlem tesis etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Sakarya İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Hukuka ve hakkaniyete uygun olarak başvuranın lehine olan mevzuat hükümleri kapsamında işlem tesis edilmesi için SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın gereği için BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/