|
ÖZET: Başvuru, 31 Temmuz 2013 tarihinde emekli olan bir bireyin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından eksik ve geç ödenen emekli maaşları ile ilgili yasal faiz talebini içermektedir. Başvuran, emekli maaşının benzer çalışma sürelerine sahip diğer bireylerden daha düşük belirlendiğini ve bu durumun SGK’nın hatasından kaynaklandığını iddia etmektedir. SGK, yapılan düzeltmelere rağmen, eksik ödenen maaşlar için yasal faiz ödenmesi yönünde bir düzenleme bulunmadığını belirtmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, 5510 sayılı yasa ve kendi genelgesi çerçevesinde, eksik ödemelerin düzeltilmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, yasal faiz ödemesi konusunda herhangi bir yasal dayanağın mevcut olmadığını ifade etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, SGK’nın hatalı işlemleri sonucunda başvuranın faiz talebinin dikkate alınması gerektiği yönünde bir tavsiyede bulunmuştur. Bu bağlamda, SGK’nın eksik ve geç ödenen aylıklar için faiz ödemesi yapması gerektiği önerilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilerek SGK’nın, hatalı işlemler nedeniyle eksik ödenen aylıklar için faiz ödemesi yapması gerektiği yönünde bir karar almıştır. Bu kararın uygulanması için SGK’ya 30 gün süre verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/6581-S.9976
BAŞVURU NO : 2019/2863
KARAR TARİHİ : 01/08/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Eksik ve geç ödenen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 08/02/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; 31/07/2013 tarihinde emekli olduğunu emekli maaşıyla ilgili olarak yaptığı
incelemede emekli maşının benzer çalışma süresine sahip olanlardan farklı olduğunu gördüğünü ve yaptığı hesaplamalar sonucunda emekli maaşının düşük belirlendiğini tespit ettiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan hata düzeltilerek eksik ödenen maaş ödenmesine rağmen anılan hatadan dolayı eksik ödenen maaşlara ilişkin yasal faizin tarafına ödenmediğini belirterek söz konusu faizin de tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün
konuya ilişkin 19/03/2019 tarih ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 55 nci maddesinin
birinci fıkrası gereğince; “Bu Kanuna göre gelir veya aylık bağlanan sigortalı ile hak sahibi kişilerin durumlarının, kendilerine veya başka hak sahiplerine bağlanmış bulunan gelir veya aylık tutarının düzeltilmesini gerektirir bir şekilde değişmesi halinde gelir veya aylık tutarlarının, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından başlanarak yeni duruma göre düzeltilir” hükmünün amir olduğu,
2.2) Diğer taraftan, Sosyal Güvenlik Kurumunun 2018/38 sayılı Genelgesinin “Yersiz
Ödemeler” başlıklı On dördüncü Bölümünün “Aylık Miktarının Yanlış Hesaplanması” alt başlığında; “Bağlanan aylığın miktarının yanlış hesaplandığının (sigortalının bazı hizmetlerinin sonradan tespit edilmesi, başka sigortalılara ait hizmetlerin karışması, aylığın hesaplanmasına esas gün ve kazanç bilgilerinin veya diğer bilgilerin aylık bağlama programlarına yanlış girilmesi..vb) sonradan tespit edilmesi halinde, öncelikle talep tarihi itibariyle aylığın yeniden hesaplanarak düzeltileceği,
2.3) Hesaplanan yeni aylık eski aylıktan: Yüksekse, aylık başlangıç tarihi itibariyle
hesaplanan fark aylıklarının ödeneceği, düşükse, yersiz ödemenin sigortalı veya Kurum hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunun tespiti kaydıyla, yersiz ödemenin sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanması durumunda; yersiz ödeme
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
tespit tarihinden geriye doğru 10 yıllık sürede ödenmesi gereken aylıklar ile ödenen aylıklar arasındaki yersiz ödenen fark aylıklar için borç kaydı yapılacağı, yersiz ödemenin Sosyal
Güvenlik Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanması durumunda ise tespit tarihinden geriye doğru sadece 5 yıllık sürede ödenmesi gereken aylıklar ile ödenen aylıklar arasındaki yersiz ödenen fark aylıklar için borç kaydı yapılacağı,
2.4) Açıklanan mevzuat kapsamında sigortalıya faiz ödemesi yapılmasına imkan tanıyan
herhangi bir düzenleme bulunmadığından sigortalıya faiz ödemesi yapılması imkanının bulunmadığı,
2.5) Başvuru konusu ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı açılan davalarda yargı
organlarınca yasal faiz ödenmesi yönünde hüküm kurulması şartıyla yasal faiz ödemesinin gerçekleştirildiği,
2.6) SGK Kurum kayıtları ve tahsis dosyası üzerinde yapılan incelemede, başvuranın
03/07/2018 tarihli talebine istinaden yeniden hesaplanan yaşlılık aylığı nedeniyle oluşan … TL fark ödemesinin 2018 yılı Ağustos ayında başvurana ödenmiş olduğunun tespit edildiği, SGK mevzuatı kapsamında yasal faiz uygulanacağına dair herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığından ve yargı organlarınca verilmiş bir karar da bulunmadığı sürece başvuranın yasal faiz talebinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı,
2.7) Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından konu hakkında yapılan bir çalışmanın
bulunmadığı,
İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine
başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,
4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 55 nci
maddesinin birinci fıkrasında: “Bu Kanuna göre gelir veya aylık bağlanan sigortalı ile hak sahibi kişilerin durumlarının, kendilerine veya başka hak sahiplerine bağlanmış bulunan gelir veya aylık tutarının düzeltilmesini gerektirir bir şekilde değişmesi halinde gelir veya aylık tutarlarının, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından başlanarak yeni duruma göre düzeltilir”
6) Sosyal Güvenlik Kurumunun 2018/38 sayılı Genelgesinin “Yersiz Ödemeler”
başlıklı On dördüncü Bölümünün “Aylık Miktarının Yanlış Hesaplanması” alt başlığında: “Bağlanan aylığın miktarının yanlış hesaplandığının (sigortalının bazı hizmetlerinin sonradan tespit edilmesi, başka sigortalılara ait hizmetlerin karışması, aylığın hesaplanmasına esas gün ve kazanç bilgilerinin veya diğer bilgilerin aylık bağlama
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
programlarına yanlış girilmesi..vb) sonradan tespit edilmesi halinde, öncelikle talep tarihi itibariyle aylığın yeniden hesaplanarak düzeltileceği…”
7) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci
maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”,
8) 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi;
“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,
9) 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi
başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Özlem TUNÇAK’ IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10.) Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işlemi sonucunda eksik ve geç ödenen aylıklar bakımından başvuranın faiz talebi de gözetilerek başvurana aylıklarının faizleri ile birlikte ödenmesi hususunda kuruma tavsiyede bulunulmasına ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına
Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Başvuran 31/07/2013 tarihinde emekli olduğunu emekli maaşıyla ilgili olarak yaptığı
incelemede emekli maşının benzer çalışma süresine sahip olanlardan farklı olduğunu gördüğünü ve yaptığı hesaplamalar sonucunda emekli maaşının düşük belirlendiğini tespit ettiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan hatanın düzeltilerek eksik ödenen maaşın ödenmesine rağmen anılan hatadan dolayı eksik ödenen maaşlara ilişkin yasal faizin tarafına ödenmediğini belirterek söz konusu faizin de tarafına ödenmesini talep etmektedir.
12) Başvuruya konu uyuşmazlığın Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işlemi dolayısıyla
eksik ödenen ve yeniden hesaplanan yaşlılık aylığı nedeniyle oluşan 31.792,59TL fark ödemesine yasal faiz ödenmemesi hususunda olduğu anlaşılmaktadır.
13) Sosyal Güvenlik Kurumu, genel olarak kamu tüzel kişiliğine sahip olmanın getirdiği
yönetsel sorumluluklarının yanında, yürüttüğü faaliyet olan sosyal sigortacılık gereği sigortalı ve işverenden yasalar tarafından belirlenen şartlar kapsamında prim toplamaya yetkili olmakla birlikte, söz konusu primleri yine yasayla belirlenen koşulların gerçekleşmesi halinde geri ödeme yükümlüsü konumundadır. Sigortalı bakımından prim yatırma, Kurum tarafından geri ödeme yapılan bu ilişkinin konusunu sosyal risklerin satın alınması amacına özgülenmiş para borcu oluşturmaktadır. Diğer bir ifade ile borcun konusunun belirli veya belirlenebilir bir meblağı sigortalıya ödeme yükümlülüğü olduğu değerlendirildiğinde Kurum ile sigortalı arasında para borcunun doğduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü; Sosyal Güvenlik
Kurumu tarafından eksik yapılan ödemelere yani para borcuna yasal faiz uygulamasının yönteminin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bu sebeple başvurunun çözümü için faizin
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
tanımı, mevzuatımızda ne şekilde düzenlendiği hususlarının öncelikle açıklanmasının faydalı olacağı düşünülmüştür.
14) Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve
Temerrüt Faizine İlişkin Kanun da düzenlenmekle birlikte 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım
Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olay bazında faizi tanımlayacak olursak, Sosyal Güvenlik Kurumunun hatası ile eksik hesaplanan ve başvurana eksik ödenen yaşlılık aylığı ve emeklilik ikramiyesinin düzeltilmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık olduğu değerlendirilmesinde bulunulabilmektedir.
15) Anayasa Mahkemesi’nin faize ilişkin getirdiği tanımlar için kararlarına baktığımızda
ise 15.12.1998 tarih, 1997/34 Esas ve 1998/79 Karar numaralı kanunî faize ilişkin kararında;
“Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdî sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir “semere” veya “ivaz”dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan, edimini taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu alacaklı lehine doğan nakdî bir ödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukî fiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer’i bir haktır.” 15.1.) 27/9/1988 tarih ve E.1988-7, K.1988-27 kararlarında faizi “Bilindiği gibi faiz; ekonomik açıdan, “paranın fiatı”dır. Herhangi bir kimse, kendisine ait olmayan bir parayı, hangi isim altında olursa olsun, belli bir süre kullandığı paranın asıl sahibine “faiz” ödemek zorundadır.” şeklinde tanımladığı görülmektedir.
15.2.) Hukukumuz bakımından anapara faizi ve temerrüt faizi olmak üzere iki tür faiz bulunmaktadır. Anapara faizi henüz temerrüde düşmeden ödenmesi lazım gelen faiz olup, kredili, vadeli veya taksitli satışlarda söz konusu olur ve temerrüde düşmeden ‘vade farkı’ adı altında alınmaktadır. Temerrüt Faizi diğer adıyla geçmiş günler faizinin tanımı ise 3095 sayılı
Kanun’un 2 inci maddesi ışığında borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düşen borçlunun ödemesi gereken bedel olarak tanımlanabilir.
16) Yaşlılık aylığının Kurumun hatası nedeni ile eksik bağlanması sonucu Kurum ile
başvuran arasında oluşan para borcunun hukuken nitelendirilmesi gerekmektedir.
16.1.) Her ne kadar sosyal güvenlik kanunda özel bir düzenleme bulunmasa bile borç ilişkilerini düzenleyen Borçlar Kanunu kapsamında bu değerlendirmenin yapılması gerektiği düşünülmektedir. Yargıtay E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve “Davacının 01.04.2003-
17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be
ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik 834,00 YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile, nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da
ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.” Yine . Yargıtay 10. H.D. ‘nin 2008/20370 E., 2009/5184 K.sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında “ Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca, “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile, nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki “muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir.
Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması(ihtirazı kayıt)
karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurmuştur.
16.2.) Yargı kararları kapsamında yaptığımız değerlendirme neticesinde Kurumun hatalı işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
16.3) Borçlunun temerrüdünün şartlarına baktığımızda, borçlunun temerrüdünün TBK’ da
tanımlanmamış olmakla birlikte, borçlunun borçlandığı edimi hukuka aykırı olarak geç yerine getirmesine borçlunun temerrüdü olarak nitelendirildiğini görmekteyiz. Kısaca temerrüde düşen borçlu yerine getirmekle borçlandığı edimi zamanında ifa etmeyerek borca aykırı davranmaktadır. Borcun ifası mümkün olduğu halde ifadaki gecikme borçlunun temerrüdü için yeterli olup ayrıca kusur aranmamaktadır. Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.
Zamanla borçlu ya tamamen ödememe durumuna girer ya da borcunu anaparaya uygulanan temerrüt faiziyle birlikte ifa eder. (Ayrancı, Hasan: “Para Borçlarında Temerrüt Faizi”, Hukuk
Gündemi Dergisi 2006 Sayı-5 s. 100)
16.4.) Temerrüt için gereken diğer şartlara incelediğimizde ise ifanın mümkün olmakla birlikte gecikmiş olması, alacağın muaccel olması şartlarının aranmaktadır. Kanun koyucu para borçlarının ödenmemesi halinde alacaklının parasından bir süre mahrum kalması nedeniyle, bozulan menfaat dengesini kurmak için temerrüt faizini düzenlemiştir. Bir para borcunu
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
ödememek suretiyle temerrüde düşen borçlu, anaparaya ek olarak TBK m. 120 ve 3095 sayılı
Kanun un 2 nci maddesine göre göre temerrüde düştüğü tarihi izleyen günden itibaren temerrüt faizi ödemek zorunda kalır. Bu itibarla ayrı bir sözleşme ya da düzenlemeye gerek olmaksızın temerrüt faizi ödenmesi kanundan doğmaktadır. Nitekim; YARGITAY Hukuk Genel
Kurulu’nun 11.6.1997 gün ve 1997/11-278 K.529 sayılı kararında da “Temerrüt (gecikme)
faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı süresince varlığını sürdüren, alacaklının zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödediği ve miktarı yasalarla belirlenmiş asgari, maktu bir tazminattır.” hükmü kurulmuştur.
17) Ancak temerrüt faizinin alınabilmesi için talep şartı bulunmaktadır. Bu talebin muhatabı
doğrudan borçlu yani Kurum mudur yoksa mahkemeden mi talep edilmelidir? Kurumun şimdiye kadarki politikası ile bu talebin muhatabını kendisi olarak kabul etmediğini, mahkemeye başvuru şartını aradığını görmekteyiz. Ancak mahkemeler ise faiz talebini kabul etmesi ile hüküm verilinceye kadar geçen sürenin uzunluğu, ayrıca mahkeme gideri olarak hükmedilen vekalet ücreti de göz önüne alındığında, faiz miktarı ve Kurumun temerrüt borçlusu olarak ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturulduğu görülmektedir. Bu açıdan TBMM’ ye bağlı olarak hukuka ve hakkaniyete uygunluk denetimi yapan Kamu Denetçiliği Kurumu kararlarına uyulmasının söz konusu gider kalemini önleyeceği de değerlendirilmektedir.
18) Başvuru dosyası, Kurumumuzun aynı konuya ilişkin olarak 2017/428 no.lu dosya
hakkında vermiş olduğu 21/07/2017 tarihli ve E.8360 sayılı vermiş olduğu Tavsiye Kararı, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları ışığında Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumun hatalı işlemi sonucunda eksik ve geç ödenen aylıklar bakımından Sosyal
Güvenlik Kurumunun, kendi mevzuatlarında eksik yapılan ödemelere ilişkin bu ödemelere ayrıca yasal faiz uygulanacağına dair herhangi bir düzenleme bulunmadığından gerekçesi ile, faiz ödemesi yapılamayacağı yönünde karar vermesinin, hukuk normlarının birbirleri ile kurgusunu belirleyen hukukun temel ilkelerinden olan genel kanunda yer alan hükme aykırı bir düzenleme özel kanunda yer almadığı takdirde genel kanunun uygulanması gerekmekte olduğu prensibine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilmektedir. Nitekim yukarıda açıklanan gerekçelerle yaşlılık aylığının, şartların yerine gelmesi anı itibaren muaccel bir borç niteliği kazandığı, bu itibarla Sosyal Güvenlik Kurumunun temerrüt borçlusu olduğu gözetilerek, Yargıtay Hukuk
Genel Kurulunun, E. 2012/7-502 K. 2012/707sayılı Kararında “Para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür. Temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir.
Temerrüt faizi belirtilen temel amaca hizmet etmenin yanı sıra, pratik başka amaçlara da yöneliktir. Alacaklının bir zarara uğrayıp uğramadığı veya zararın temerrüt faizi oranından daha düşük olup olmadığı tartışmalarına meydan verilmeksizin, borçlunun faiz ödemeye peşinen zorlanması yargı organlarını büyük bir yükten kurtarmakta ayrıca, borçluyu zamanında ödemede bulunmaya sevk etmektedir.” hükmü de dikkatte alındığında, eksik veya geç ödenen ayıklar bakımından yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile faiz talebini yeterli bulmayıp, sadece mahkeme kararı ile faiz verilmesinin, Kurum ile aylığını geç alan
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
sigortalıların tekrar karşı kaşıya getirilerek davalı konumuna getirilmesi, bu konu da başvuruya benzer mahiyetteki kararları göz ardı edilerek, sigortalıların yeniden mahkemelere yönlendirilmesinin, Kurum aleyhine aylıkların geç bağlanması, eksik bağlanması sonucu açılan faiz davalarının büyük oranda kaybedildiği de düşünüldüğünde bu durumun kamu kaynaklarının israfına yol açacağı, birey devlet arasındaki ilişkileri ve hukuk güvenliği ilkesini zedeleyeceği, bu konuda daha açık yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulması halinde, benzer sorunların önüne geçilmesi amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca bu hususta sosyal güvenlik mevzuatına aylıkların geç ya da eksik bağlandığı durumlarda ilgililerin faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasının gerekmediğine ilişkin bir düzenlemenin getirilmesi, Bununla birlikte başvuranın faiz talebinin ret edilmesinin yukarıda açıklanan nedenlerle hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece
hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir
20) Başvuranın, ilk tahsis talebinde kıdem aylığının ve emekli keseneğine esas aylık
süresinin eksik hesaplandığının kendisi tarafından fark edilerek Sosyal Güvenlik Kurumuna itirazda bulunması sonucunda her ne kadar gerekli düzeltmeler yapılmış olsa da sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvencenin karşılığı olan yaşlılık aylığının eksik hesaplanması, kişilerin idareye olan güvenini sarsacağı düşünülmektedir. Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önemi vermesi ve iş ve işlemlerini yerine getirirken idareden gerekli özeni göstermesi beklenmektedir.
21) Diğer taraftan idarelerden, kararlarını verirken yasal dayanaklarını dikkatli ve özenli
doğru şekilde belirlemeleri, kararların içeriklerini yasalara uygun vermeleri beklenmekte olup, bireyin devlete güvenini zedelemeyecek şekilde işlem tesis etmeleri beklenmektedir. İdarenin uzun yıllardan beri süre gelen sorunlarında bu bilinçle daha özenli davranması beklenmektedir.
Başvuru kapsamındaki faiz talebine ilişkin yargının görüşünün kesinlik kazanması karşısında idarenin sessiz/ eylemsiz kalarak bir düzenlemeye gitmemesi vatandaşı hakkını alabilmesi için yargıya sevk etmesi, gereksiz yargılamalar sonucu kamu kayaklarının israfına yol açmakla birlikte, vatandaşın yargıya gidip gitmemesinin taşıdığı müphemliğe bağlı olarak idarenin, aylık bağlama işlemlerinde süre yönünden daha esnek davranma ihtimalini içinde barındırmakla birlikte, Kurum ve sigortalı ilişkisi özelinde bireyin devlete olan güvenini zedelemektedir. Bu nedenle söz konusu yaklaşım “ kanunlara uygunluk”, “haklı beklentiye uygunluk” ve “hukuk güvenliği ilkelerine” aykırı bulunmuştur.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işlemi sonucunda eksik ve/veya geç ödenen aylıklar bakımından sigortalıların faiz talebinde bulunmaları durumunda aylıkları faizleri ile birlikte ödemeleri hususunda
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TEBLİĞİNE;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.