|
ÖZET: Başvuran, Hakkâri ili Yüksekova ilçesindeki mülkiyetinde bulunan taşınmaz üzerinde Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından tesis edilen elektrik hatlarının, mülkiyet hakkını kısıtladığını öne sürerek bu hatların yer altına alınmasını talep etmiştir. Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. ise, başvuruya ilişkin yaptığı açıklamada, elektrik hattının güzergah değişikliğinin teknik sorunlar yaratabileceğini ve bu nedenle talebin, hattın ekonomik ömrünün sona ermesinden sonra değerlendirileceğini belirtmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuru sahibinin iddialarını, ilgili mevzuatı ve idarenin açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmiştir. Anayasa’nın mülkiyet hakkına dair düzenlemeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvurunun reddedilmesine karar verilmiştir. Sonuç olarak, başvuru, mülkiyet hakkının ihlali iddiaları ve elektrik hattının yer altına alınması talebi ile ilgili olarak, hukuka uygunluk açısından olumsuz değerlendirilmiş ve başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu karar, başvuru sahibine ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/16450-S.22.25223
BAŞVURU NO : 2022/8955
KARAR TARİHİ : 19/12/2022
RET KARARI
,TCKN:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
Adres:
TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ
BAŞVURUYA KONU İDARE :
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Elektrik hattının yer altından geçirilmesi talebi hakkında.
BAŞVURU TARİHİ : 22/06/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza vekil aracılığıyla yapılan başvuruda özetle, mülkiyeti başvuran şirkete ait Hakkâri ili,
Yüksekova ilçesi, mahallesinde bulunan ada, parsel numaralı taşınmaz üzerinde Türkiye
Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü lehine tesis edilen daimi irtifak hakkı kapsamında kurulan tesis ve teçhizatın (elektrik hattı, elektrik direkleri ve kablolar) başvuran şirketin mülkiyet hakkından doğan tasarruf yetkisini kısıtladığı belirtilerek söz konusu elektrik direkleri ve kablolarının masrafları dağıtım şirketi tarafından karşılanmak üzere yer altına alınması (deplase edilmesi) talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 26/07/2022 tarih ve S. sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme
yazılarına istinaden Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğünün 18/08/2022 tarih ve Esayılı yazılarında;
2.1) Söz konusu taşınmaza ilişkin Vangölü Elektrik Dağıtım AŞ’nin kullanım alanında bulunan elektrik
hattından dolayı Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma davasının açıldığı, konu hakkında kesinleşen mahkeme kararına yönelik TEDAŞ Genel Müdürlüğü adına taşınmazda 1074,53m² irtifak hakkı alanı tescil edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığı, taşınmaz üzerinde bulunan elektrik hattının kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasına rağmen elektrik hattının deplase edilerek taşınmaz içinden çıkarılması için Kuruma başvuruda bulunulduğu, Bölge Müdürlüğünce oluşturulan deplase komisyonu marifetiyle yapılan çalışmalar sonucunda hazırlanan 13.04.2021 tarihli komisyon raporu ile söz konusu taşınmazın içinden geçen elektrik hattının güzergâh değişikliğinin hattın bütünlüğü açısından sorun olacağı, arıza kaynaklarının oluşabileceği, kesintisiz ve sürekli enerji verilmesine engel olabileceği değerlendirildiğinden söz konusu deplase talebinin hattın ekonomik ömrünün tamamlanmasını müteakip dağıtım şirketince yeraltı dönüşümü kapsamında değerlendirileceği, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “II. Temel hak ve
hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13’üncü maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik
Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,
3.2) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35’inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu
haklar kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
3.3) “Kamulaştırma” başlıklı 46’ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri;
kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”
3.4) ‘Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü
ve dördüncü fıkralarında, “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ”; ‘İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği’ başlıklı 123’üncü maddesinde; “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir…”; hükmünü amirdir.
4) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17’üncü maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve
mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.
5) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci
maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.
6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; ‘Kurumun Görevi’ başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”;
7) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ‘Mülkiyet hakkının içeriği’ başlıklı 683’üncü maddesinde,
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
7.1) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “İrtifak hakkının ilişkin olduğu yerin değiştirilmesi”
başlıklı 791 inci maddesi; “İrtifak hakkı yüklü taşınmazın yalnız belli bir kısmının kullanılması koşuluyla kurulmuşsa, bu taşınmazın maliki, menfaatini ispat etmek ve giderleri üstlenmek kaydıyla; irtifakın, hakkın kullanılmasını güçleştirmeyecek biçimde taşınmazın başka bir yerine naklini isteyebilir. İrtifak hakkının kullanılacağı yer tapu kütüğünde belirtilmiş olsa bile yüklü taşınmaz maliki bu yetkiyi kullanabilir.
Mecraların bir yerden başka bir yere naklinde komşuluk hukuku kuralları da göz önünde tutulur.”
8) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun; “İrtifak hakkı kurulması” başlıklı 4 üncü maddesi;
“Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir.
(Ek fıkra : 10/9/2014 – 6552/99 md.) Ancak, maliklerinin mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmemesi, can ve mal güvenliği bakımından gerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazların üstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazların altında metro ve benzeri raylı taşıma sistemleri ile tünel yapılabilir. Taşınmazların mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi hâlinde, taşınmazlara ilişkin herhangi bir kamulaştırma yapılmaz. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 14/5/2015 tarihli ve E.: 2014/177, K.: 2015/49 sayılı Kararı ile.)
(…) Yapılan yatırım nedeniyle taşınmaz maliklerinden değer artış bedeli alınamaz.”
Hükümleri yer almaktadır.
9) 30/11/2000 tarihli ve 24246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri
Yönetmeliğinin “Kuvvetli Akım Tesislerinin Güvenliği” başlıklı 5’inci maddesinde; “Kuvvetli akım tesisleri her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır…”
9.1) 6.3) “Uzaklıklar” başlıklı 44 üncü maddesi; “a) Hava hatlarında iletkenler arasında alınması gerekli
en küçük uzaklıklar aşağıdaki gibi hesaplanacaktır….k) Yüksek gerilim hatları, hatlara rastgele dokunmayı önleyecek önlemler alınmak koşulu ile elektrik işletme yapılarına tespit edilebilir. l) Yapıların yanından geçen ya da tespit edilmiş bulunan alçak gerilim hatları herhangi bir aygıt kullanmaksızın rastgele dokunulmayacak biçimde tesis edilmelidir. m) Elektrik kuvvetli akım tesislerinin civarlarındaki diğer tesislere olan yaklaşım mesafeleri Çizelge-6’da verilmiştir. n) İletken çekimini ve hat güvenliğini bozan bütün ağaçlar budanmalı ya da kesilmelidir. Meyve ağaçlarının kesiminden olabildiğince kaçınılmalıdır.”
Şeklindedir.
10) Dağıtım Tesislerinin Deplase/İptaline İlişkin Uygulanacak Usul Ve Esaslar’da,
10.1) “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde, “Bu usul ve esaslar, gerçek/tüzel kişiler veya elektrik dağıtım
şirketleri tarafından, işletmedeki dağıtım tesislerinin deplase/iptal edilmesi taleplerinin ve daha önceki yıllarda dağıtım tesislerinin deplase/iptal edilmesi nedeniyle kullanımına ihtiyaç kalmamış taşınmazların değerlendirilmesine ilişkin uygulama kriterlerinin ve bu kriterlere göre tesis edilecek işlemlerin belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır.”
10.2) “Deplase/İptal Komisyonunun Kurulması” başlıklı 5’inci maddesinde, “TEDAŞ
personellerinden biri başkan olmak kaydıyla işin niteliğine göre işletme ve mülkiyet konularında uzman iki teknik personel ile elektrik dağıtım şirketince görevlendirilecek bir teknik personelin katılımıyla üç kişilik heyet TEDAŞ tarafından oluşturulur. Dağıtım şirketince üye bildirilmemesi durumunda 3. üye de
TEDAŞ’tan görevlendirilir. Talep sahibinin kamu kurum kuruluşu olması halinde bu kurumlardan da komisyona üye dahil edilebilir.”
10.3) “Deplase/iptal Taleplerinin Değerlendirilmesi” başlıklı 6’ncı maddesinde,
(1) Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği hükümlerine göre can ve mal emniyetinin ihlal edildiği, Deplase/İptal komisyonun tespiti ve değerlendirilmesi için bekleme tahammülü olmayan acil tedbir alınması gereken durumlar, (2) Kamuya ayrılmış tescil harici alanlarda alçak gerilim seviyesindeki iki adet direk ve/veya bir adet saha dağıtım kutusu ve/veya bir adet abone bağlantı hattı ve bunların müştemilatı ile sayaç, (3) 1’inci ve 2’nci fıkra kapsamına giren talepler bu usul ve esas çerçevesinde elektrik dağıtım şirketince değerlendirilir ve sonuçlandırılır.
(4) Deplase/iptal talebine ilişkin bilgi ve belgeler Deplase/İptal komisyonu tarafından değerlendirilir.
Deplase/İptal komisyonu tarafından gerekli görüldüğünde talep sahibi, kamu kurum/kuruluşları ile elektrik dağıtım şirketlerinden ilave bilgi/belgeler istenebilir. Talebe ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi veya ihtiyaç görülmesi halinde yerinde inceleme yapılır.
(5) Deplase/iptal talepleri, elektrik dağıtım tesisinin işletme koşulları, şebeke bütünlüğü ve teknik hesaplamalar/kriterler göz önüne alınarak değerlendirilir.
(6) Deplase/iptal talebinin değerlendirilmesi aşamasında ihtiyaç olması halinde talep sahibi tarafından deplasesi istenen dağıtım tesisi için alternatif yeni yerler deplase/iptal komisyonuna bildirilir. Yeni yerlere ilişkin iktisap işlemleri madde 10’daki hükümlere göre yürütülür.
(7) Deplase/İptal talebinin uygun görülmemesi halinde gerekçeleri içeren teknik rapor düzenlenir ve onayını müteakip alınan karar talep sahibine bildirilir.
(8) Deplase/İptal taleplerinin uygun görülmesi halinde deplase/iptal komisyonunca hazırlanan teknik raporun onayını müteakip Protokol düzenlenir.
(9) Müracaatın Deplase/İptal komisyonuna intikaliyle çalışmalar, deplase/iptalin uygun görülmemesi halinde en fazla 15 takvim günü, uygun görülmesi halinde en fazla 20 takvim günü içerisinde sonuçlandırılır.
10.4) “Teknik Raporun Hazırlanması” başlıklı 7’nci maddesinde,
(1) Teknik rapor, deplase/iptal komisyonu tarafından aşağıda belirtilen kriterler doğrultusunda hazırlanır.
Hazırlanan teknik raporda; a) Deplasenin/İptalin gerekçesi,
b) Deplasesi/İptali istenen tesisin mevcut yerinin mülkiyet bilgileri (mülkiyet, irtifak, intifa, kiralama vb.), yüzölçümü ve konumu, c) Deplasesi istenen tesisin yeni yerinin mülkiyet bilgileri (mülkiyet, irtifak, intifa, kiralama vb.), yüzölçümü ve konumu ile ne şekilde iktisap edileceği, ç) Deplasesi/İptali istenen tesisin mevcut karakteristik bilgileri, (güç, gerilim, dağıtım tesisi unsurlarının tipi, metrajları vb.)
d) Deplasesi/İptali istenen tesisin deplase sonrası karakteristik bilgileri, (güç, gerilim, dağıtım tesisi unsurlarının tipi, metrajları vb.)
e) Deplase edilecek yer seçimi, hizmet kalitesini olumsuz etkilemeyecek şekilde yapılacak olup varsa buna dair gerekçeler, f) Geçici deplase söz konusu ise deplaseye dair gerekçeler, g) Deplasesi/İptali istenen dağıtım tesisinin isabet ettiği/bulunduğu mevcut ve yeni taşınmazların kıymet takdirine gerek olup olmadığına dair gerekçeler, ğ) İşin kim tarafından ve ne şekilde yapılacağı h) Daha önce deplasesi/iptali yapılmış dağıtım tesislerinin bulunduğu taşınmazlar için devir/satış talebi gelmesi halinde; deplase/iptal komisyon raporunda söz konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir dağıtım tesisi bulunmadığı ve dağıtım tesisi olarak kullanılmasına ihtiyaç olmadığı belirtilir.
ı) Teknik rapor ekinde; 1. Tesisin mevcut ve yeni yerine ait takyidatlı tapu kaydı, 2. Mevcut ve yeni yeri/güzergâhı gösterir şekilde kroki, 3. Tesisi gösterir yüksek çözünürlükte uydu görüntüsü, 4. Mevcut ve yeni yeri/güzergâhın görülebildiği fotoğraf, 5. AG/OG hatlar hariç yer tespit tutanağı, 6. Tahmini maliyet keşfi, yer almalıdır.
i) Deplase/İptal talebinin uygun görülmemesi halinde (ı) bendinin 5’inci ve 6’ncı sırasındaki belgelerin teknik rapor ekinde yer almasına gerek yoktur.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11) Başvuru sahibinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı
birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden
12) Başvuran, mülkiyetinde bulunan taşınmaz üzerinde Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye ait elektrik
hatlarının taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını ihlal ettiğini belirterek söz konusu elektrik direkleri ve kablolarının masrafları dağıtım şirketinden karşılanarak yer altından geçirilmesini talep etmektedir.
13) Başvuruya konu taşınmaz üzerinde yer alan elektrik hattının tasarruf hakkının ihlal ettiği, bundan dolayı
hattın yer altına alınması talebiyle ilgili anılan taşınmaz üzerinde 1074,53m² irtifak hakkı alanı tescil edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlandığı, taşınmazın içinden geçen elektrik hattının güzergâh değişikliğinin hattın bütünlüğü açısından sorun olacağı, arıza kaynaklarının oluşabileceği, kesintisiz ve sürekli enerji verilmesine engel olabileceği değerlendirildiğinden söz konusu deplase talebinin hattın
ekonomik ömrünün tamamlanmasını müteakip dağıtım şirketince yeraltı dönüşümü kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir.
14) Bilindiği üzere, Anayasanın 35’inci maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın
ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, kamu makamlarınca mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13’üncü maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, B.No:2017/24715, K.T.: 20/9/2018).
15) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesi ve AİHM’in söz konusu
maddeye ilişkin verdiği kararlara bakıldığında; üç temel ilkenin işaret edildiği görülmektedir. Söz konusu ilkeler; mülkiyete saygı, mülkiyetten yoksun bırakılmama, mülkiyetin kullanımının belli şartlarda devletlerce kısıtlanabileceğidir. Anayasamızın 35. maddesi de bu ilkelerle paralel şekilde hüküm ifade etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi’ de kararlarında “AİHM’nin yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini yahut hiç uygulanmamasını mülkiyete saygı ve mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale” olarak kabul etmektedir.
16) Medeni Kanunumuzda malikin sahip olduğu şey üzerinde hukuk düzeninin sınırları içinde dilediği gibi
kullanım hakkı olduğu, tasarrufta bulunabileceği, tasarrufunu engelleyecek her türlü haksız el atmanın engellenmesini isteme hakkına sahip olduğu, irtifak hakkı yüklü taşınmazın yalnız belli bir kısmının kullanılması koşuluyla kurulmuşsa, bu taşınmazın maliki, menfaatini ispat etmek ve giderleri üstlenmek kaydıyla; irtifakın, hakkın kullanılmasını güçleştirmeyecek biçimde taşınmazın başka bir yerine naklini isteyebileceği, Kamulaştırma Kanunu ile de amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabileceği açıkça belirtilmiştir.
17) Ayrıca, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde
belirtildiği üzere kamu hizmeti olarak sayılabilecek elektrik iletim ve dağıtım faaliyetinin icra ederken de cana ve mala herhangi bir vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılması ve yüksek gerilim hatlarının hatlara rastgele dokunmayı önleyecek önlemler alınmak koşulu ile elektrik işletme yapılarına tespit edilebileceği, yapıların yanından geçen ya da tespit edilmiş bulunan alçak gerilim hatları herhangi bir aygıt kullanmaksızın rastgele dokunulmayacak biçimde tesis edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
18) Elektrik üretimi ve dağıtımının tehlikeli faaliyet kapsamında olması nedeniyle bu amaca hizmet eden
tüm organizasyon ile teknik cihazların kişilerin yaşamı ve vücut bütünlüklerinin korunmasına ilişkin gerekliliklere uygun ve güvenli şekilde yerleştirilmesi yükümlülüğü bulunmaktadır. Bununla birlikte bu tür tesis ve yapıların taşınmazdan yararlanmasını engellememesi, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının ihlal edilmemesi önem arz etmektedir.
19) Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik yer verilen düzenlemeler ve
Mahkemelerin benzer uyuşmazlıklara ilişkin içtihatları genel olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında olduğu, idareler eliyle mülkiyet hakkına
müdahalede bulunulabileceği ancak, bu müdahalede “kamu yararı” , “kanuni düzenleme” ve “ölçülülük” ya da “orantılılık” gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi “Sporrong ve Lönnroth (İsveç)” davasında uzun süreli kamulaştırma şerhleri ve imar yasakları ile karşı karşıya kalan mülk sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları başvuruya ilişkin incelemesinde, mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalenin haklı gösterilebilmesi için bunun kamu veya genel çıkarlar doğrultusunda meşru bir amaca hizmet etmesi gerektiğini, fakat bunun yeterli olmadığını, Mahkemece ayrıca toplumun genel çıkarlarının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gereği arasında adil dengenin korunup korunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
20) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun madde 4/I hükmünün Anayasa’nın madde 35 hükmüne
aykırılığının ileri sürüldüğü davada Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararda “… Anayasa’nın madde
35 hükmünde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği öngörülmektedir.
Dolayısıyla kanun koyucu kamu yararını gözeterek ve ölçülülük ilkesine uygun olarak, kamulaştırma yoluyla idari irtifak tesisi konusunda takdir yetkisine sahiptir… Kural ile mülkiyet hakkına ilişkin olarak getirilen düzenleme dayanağını doğrudan doğruya Anayasa’dan almaktadır. Somut anayasal bir güvence olarak öngörülen bu hak, yine anayasal kriterlere uygun olmak koşuluyla kanun koyucunun düzenleme yetkisine bırakılmaktadır. Anayasanın madde 46 hükmünde ifade olunan kamulaştırma bu niteliği dolayısıyla mülkiyet hakkının özel bir görünümü şeklindedir. Söz konusu madde, doğrudan doğruya, kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamı veya bir kısmı üzerinde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre irtifak hakkı kurulması konusunda Devlet ve kamu tüzelkişilerine yetki vermektedir. Bu yönüyle Anayasa’nın madde 35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkına, Anayasa’nın madde 46 hükmünde Devlet ve kamu tüzelkişilerine kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların bir kısmını, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetki vermiştir. İtiraz konusu kural da belirtilen bu yetkinin gereği olup buna uygun olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle Anayasa hükmü gereği düzenlenen kuralın Anayasa’ya aykırılığından söz edilemez…” denilmiştir. (Anayasa Mahkemesi’nin 2015/2 Başvuru
Numaralı Kararı)
21) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/12/2010 tarihli ve E:2010/5662, K:2010/651 sayılı kararında;
“Görülmektedir ki, mülkiyet hakkı malike toplum yararına bazı ödevler yükleyen ve Anayasanın sosyal hak ve ödevler bölümünde yer alan “sosyal bir haktır”. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Mülkiyet ancak kanunla ve kamu yararı amacı ile sınırlandırılabilir. … Anayasa Mahkemesi bir kararında, ‘mülkiyet hakkı geçen yüzyılın ferdiyetçi doktrinlerinin etkisi altında malikin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, kutsal ve doğal haklardan sayılırken günümüzde bu görüş değişmiş ve mülkiyet hakkı, malikine toplum yararına bazı ödevler ve görevler yükleyen sosyal bir hak olarak görülmeye başlanmıştır’ ifadeleriyle modern mülkiyet görüşünü uygulamıştır. … Anayasanın mülkiyet hakkını düzenleyen ve aynı başlığı taşıyan 35. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca: ‘Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.’ Demek ki kamu yararı olan yerde veya bu amaçla kullanma gereksiniminde mülkiyet hakkı sınırlanabilir.” görüşüyle hüküm kurulmuştur.
22) Somut olayın incelenmesinde, davacı başvuru sahibi tarafından açılan davada söz konusu taşınmazın
1074,53 m2si üzerinde Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/02/2016 tarih ve /
Esas,2016/85 Karar sayılı ilamı ile TEDAŞ lehine tapu kaydına daimi irtifak hakkı tesis edildiği, taşınmaza ilişkin tapu kaydında 13/07/2021 tarih ve yevmiye no ile şerh konulduğu görülmektedir. Her ne kadar başvuru sahibi şirkete ait taşınmazın orta yerinde elektrik hattını bulunduğu, bu durumun taşınmazla ilgili tasarrufuna zarar verdiği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürerek söz konusu elektrik direk ve kablolarının TEDAŞ tarafından yer altından geçirilmesi talebiyle ilgili; TEDAŞ Bölge Müdürlüğünce hazırlanan 13/04/2021 tarihli raporda, parsel üzerinde bulunan Bağışlı-Yüksekova fiderine (Elektrik besleyici) Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve ilgili tüm mevzuatlarda bulunan tüm güvenlik ve yaklaşma mesafelerinin korunması gerektiği, bahse konu hattın kısmi olarak yeraltına alınması durumunda hattın bütünlüğü açısında sorun olacağı arıza kaynaklarının oluşmasına neden olabileceği, kesintisiz ve sürekli enerji verilmesine engel olabileceği nedeniyle söz konusu deplase talebi hattın ekonomik ömrünün tamamlanmasına müteakip dağıtım şirketinin yeraltı dönüşümü kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir.
23) 2942 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde, kamulaştırma ile güdülen amacın yerine getirilmesi için,
taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynaklar üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabileceği belirtilmiştir. Kanun maddesinin gerekçesinde bu husus, kamu yararının yerine getirilmesi anında taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması şart olmayıp, yeterli görüldüğü takdirde belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynaklar üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulması, böylece idarenin daha az bedel ödemesi, malikin de taşınmaz malı üzerinde tasarrufta bulunabilmesi mümkün olacaktır, şeklinde açıklanmıştır. Tapu kayıtlarında irtifak tesis edilmiş araziler ve bu araziler üzerinde inşa edilecek yapıların düşeyde ve yatayda hat iletkenlerine ne kadar yaklaşılabileceği belirlenmiştir. Bu kapsamda başvuruya konu Bağışlı-Yüksekova fiderinin bulunduğu toplamda 5.889,25 m2 olan parselin 1.074,53 m2’sinde bedeli mukabilinde idare lehine daimi irtifak hakkının tesisi edildiği ve fiili zemininde 539,83 m2 ve 534,7 m2 olarak ayrı ayrı hesaplandığı anlaşılmaktadır.
24) Başvuruya Konuyla ilgili benzer bir başvuruya Kurumumuzca verilen 2013/885 no’lu başvuruya ilişkin
20/03/2014 tarihli ‘Ret Kararında’, “….yüksek gerilim hatlarının yer altı kablosuna dönüştürülmesinin istisnai olarak yoğun yerleşim bölgelerinde iki trafo arasında yapıldığı, direkler arasının yer altına alınmasının teknik açıdan çok güç ve maliyetli olduğu..” açıklamasına yer verilmiştir.
25) Yukarıda ilgili mevzuatı kapsamında yapılan açıklamaların, idarelerin ve başvuranın dosyasına
sunduğu bilgi ve belgelerin, ayrıca konuya ilişkin yüksek mahkeme kararının birlikte değerlendirilmesinden, Anayasamızda mülkiyet ancak kanunla ve kamu yararı amacı ile sınırlandırılabileceğinin düzenlendiği, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılması düzenleme hakkının yer aldığı, kamu yararı olan yerde veya bu amaçla kullanma gereksiniminde mülkiyet hakkının sınırlanabileceği, başvuruya konu parsel üzerinde yer elektrik hattıyla ilgili olarak tapu kaydında daimi süreli irtifak hakkının tesis edildiği, hukuka uygunluk yönünden yapılan değerlendirmede idarenin yaptığı işlemin mezkur mevzuat hükümlerine aykırılığın tespit edilemediği, öte yandan elektrik hattının yer altına alınması talebinin düzenlenen komisyon raporlarında vurgulanan hususların varlığı sebebiyle kabul edilemeyeceği, deplase talebinin hattın ekonomik ömrünün tamamlanmasıyla yer altına yerleştirilebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
27) 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ
tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Van İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA VE TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi