ÖZET: Başvuran, emekli aylığı ve bayram ikramiyeleri ile borçlanma tutarının iade edilen kısmına faiz ödenmesi talebinde bulunmuştur. Başvurusu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan işlemlerin yetersizliğine dayanmaktadır. Başvuran, yedek subay okulu ve avukatlık stajı için yaptığı ödemelerin iadesinde değer kaybının dikkate alınmadığını ve faiz ödemesi yapılmadığını ifade etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emekli aylığı bağlanması sürecinde yapılan işlemlerin sehven gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Borçlanma işlemleri, ilgili mevzuat çerçevesinde düzeltilmiş ve başvurana toplam 14.501,48 TL ödeme yapılmıştır. Ancak, başvuranın faiz talebi, sosyal güvenlik mevzuatında eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin yasal faiz ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve idarenin açıklamalarını değerlendirerek, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, emekli aylıkları ve bayram ikramiyeleri ödemeleri ile borçlanma tutarının iade işlemlerinde faiz ödenebilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması için tavsiyede bulunmuştur. Bu durum, başvuranın hak arama özgürlüğü ve mülkiyet hakkı açısından önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/16067-S.22.24520

BAŞVURU NO : 2022/9463

KARAR TARİHİ : 13/12/2022

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın emekli aylığı ve bayram ikramiyeleri ile borçlanma tutarının iade edilen kısmına faiz ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 04/07/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran özetle, yedek subay okulu ve avukatlık staj borçlanmaları kapsamında yaptığı ödemelerin

iadesinde ve emekli aylıkları ile bayram ikramiyelerinin ödenmesinde değer kaybının dikkate alınmadığı gibi faiz ödemesi de yapılmadığını belirterek söz konusu ödemelere ilişkin olarak değer kaybını telafi edici ödemenin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 12/11/2022 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) 17/5/2022 tarihli ve sayılı işlem ile başvurana emekli aylığı bağlanmasına esas 25 yıl 1 ay 21

günlük hizmet süresi ve birinci derecenin dördüncü kademesi intibakı ve +7600 ek gösterge rakamı üzerinden 1/4/2021 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı,

2.2) Emeklilik sicil dosyasının incelenmesinden, başvuranın 4/1-c iştirakçisi iken 16/4/1997 tarihli

dilekçesi ile yedek subay okulunda ve avukatlık stajında geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunduğunun ve bu talep kapsamında yapılan yazışma süreci nedeniyle borçlanma işlemleri sonuçlandırılamadığının anlaşıldığı, bahse konu hizmetlerinin bilahare 21/12/2020 ve 24/12/2020 tarihlerindeki başvurularına istinaden 15/12/1995-30/3/1996 tarihleri arasında yedek subay okulunda geçen

3 ay 16 günlük süresinin 12/3/2021 tarihinde 3.892,61 TL karşılığında, 10/11/1991-9/5/1992 ve 10/5/1992-

/

9/11/1992 tarihleri arasında avukatlık stajında geçen 1 yıllık süresinin ise 15/3/2021 tarihinde 11.458,08

TL karşılığında ve 4/1-b sigortalılık statüsü kapsamında borçlandırıldığı,

2.3) Bununla birlikte, başvuranın emekli aylığı bağlanması başvurusu kapsamında yapılan incelemelerde

borçlanma işlemlerinin sehven İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bornova Naci Şahin Sosyal Güvenlik tarafından 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi kapsamında yapıldığı anlaşıldığından, 16/2/2022 tarihli işlemi ile söz konusu borçlanma işlemlerinin iptal edilerek 16/4/1997 tarihli dilekçesi esas alınarak 4/1-c kapsamında yeniden tahakkuklarının yapıldığı, başvuranın askerlik hizmetinde geçen sürelerinin 31/3/2022 tarihli işlem ile 193,17 TL karşılığında, avukatlık stajında geçen sürelerinin ise 29/4/2022 tarihli işlem ile 656,04 TL karşılığında yeniden borçlandırıldığı ve 4/1-b kapsamında sehven yapılmış borçlanma işleminin tutarı olan 15.350,69 TL’den mahsup edildikten sonra kalan miktar olarak tahakkuk ettirilen toplam 14.501,48 TL’nin başvurana ödenmek üzere PTT Bank Bornova/İZMİR şubesine gönderildiği,

2.4) Başvurana 2021 yılı Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri olarak 7/6/2022 tarihinde 2.200 TL,

2022 yılı Ramazan Bayramı ikramiyesi olarak 8/6/2022 tarihinde 1.100 TL ve 2022 yılı Kurban Bayramı

ikramiyesi olarak 2/7/2022 tarihinde 1.100 TL ödeme yapıldığı,

2.5) Öte yandan sosyal güvenlik mevzuatında herhangi bir nedenle ilgililere eksik veya sonradan

ödenen/iade edilen tutarlara ilişkin olarak yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmemiş olması nedeniyle başvuranın yedek subay okulu ve avukatlık staj borçlanmaları kapsamında yaptığı ödemelerin iadesinde ve emekli aylıkları ile bayram ikramiyelerinin ödenmesinde söz konusu ödemeler için ayrıca faiz tahakkuk ettirilmesine imkân bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine

başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin

birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;

5.1) “Borçlunun temerrüdü” başlıklı 117. maddesinde;

“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”

5.2) “Temerrüt faizi” başlıklı 120. maddesi;

“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”

6) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “Temerrüt faizi” başlıklı 2.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”

7) 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun “Aylıkların Başlangıcı” başlıklı 91.

maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde;

“Bu kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden

başlar:

…

Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanların veya ölenlerin emekli ve adi malüllük aylıklariyle dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından…”

8) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanuna ilişkin

geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında;

“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9) Somut olayda; başvuranın 21/12/2020 ve 24/12/2020 tarihlerindeki başvurularına istinaden 15/12/1995-

30/3/1996 tarihleri arasında yedek subay okulunda geçen 3 ay 16 günlük süresinin 12/3/2021 tarihinde 3.892,61 TL karşılığında, 10/11/1991-9/5/1992 ve 10/5/1992-9/11/1992 tarihleri arasında avukatlık stajında geçen bir yıllık süresinin ise 15/3/2021 tarihinde 11.458,08 TL karşılığında ve 4/1-b sigortalılık statüsü kapsamında borçlandırıldığı görülmektedir. Bununla birlikte, başvuranın emekli aylığı bağlanması başvurusu kapsamında yapılan incelemelerde borçlanma işlemlerinin sehven 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendi kapsamında yapıldığı anlaşıldığından, 16/2/2022 tarihli işlem ile söz konusu borçlanma işlemlerinin iptal edilerek 16/4/1997 tarihli dilekçesi esas alınarak 4/1-c kapsamında yeniden tahakkuklarının yapıldığı, başvuranın askerlik hizmetinde geçen sürelerinin 31/3/2022 tarihli işlem ile 193,17 TL karşılığında, avukatlık stajında geçen sürelerinin ise 29/4/2022 tarihli işlem ile 656,04 TL karşılığında yeniden borçlandırıldığı ve 4/1-b kapsamında sehven yapılmış borçlanma işleminin tutarı olan 15.350,69 TL’den mahsup edildikten sonra kalan miktar olarak tahakkuk ettirilen toplam 14.501,48 TL’nin başvurana ödenmek üzere PTT Bank Bornova/İZMİR şubesine gönderildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan başvuranın yaşlılık aylığı bağlanması talebi üzerine 17/5/2022 tarihli ve 529194 sayılı işlem ile emekli aylığı bağlanmasına esas 25 yıl 1 ay 21 günlük hizmet süresi ve birinci derecenin dördüncü kademesi intibakı ve

+7600 ek gösterge rakamı üzerinden 1/4/2021 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ayrıca 2021 yılı

Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri olarak 7/6/2022 tarihinde 2.200 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. Öte yandan, başvuranın yaşlılık aylığı bağlanması talep tarihi ile ilk aylık ve emekli ikramiyesi ödemesinin yapıldığı tarihe kadarki döneme ilişkin olarak ve ayrıca borçlanma işlemleri kapsamında ödediği tutardan iadesi lazım gelen kısmına faiz ödenmesi talebinin, sosyal güvenlik mevzuatında herhangi bir nedenle ilgililere eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin olarak yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmemiş olması gerekçesi ile reddedilmiştir.

10) Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgililere sonradan ödenen ya da iade edilen tutarlara

ilişkin olarak yasal faiz ödenip ödenemeyeceğine yönelik hukuki sorunun daha önce Kurumumuza başvuru konusu edildiği görülmektedir. (21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019

tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli ve 2020/575

Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen

Ret Kararı, 30/12/2021 tarihli ve 2021/22132 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 13/04/2022 tarihli ve 2022/5581 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere

21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir:

10.1) “Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para

Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

10.2) Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. . . Sayılı ve

“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ

DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.”

10.3) Yine Yargıtay 10. .’nin sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması

nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt)

karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.

10.4) Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik

mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

10.5) Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık

düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”

11) Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede

enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda

San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).

12) Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın

geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).

13) Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından

kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana

Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).

14) Somut olayda 19/3/2021 tarihinde idare kayıtlarına giren dilekçesine bağlı olarak 1/4/2021 tarihinden

itibaren aylık bağlanan başvurana, emekli aylık ve bayram ikramiyesinin idarenin başvuranın yedek subay okulunda ve avukatlık stajında geçen sürelerini borçlanma talebi kapsamında idare tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerin düzeltilmesinden kaynaklanan sürece bağlı olarak 17/5/2022 tarihli işlemden sonra yani talep tarihinden bir yılı aşkın süre sonra ödendiği anlaşılmaktadır.

15) Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki

uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal

faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2.5 numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.

16) Bu kapsamda, başvuranın borçlanma talebi kapsamında idare tarafından gerçekleştirilen iş ve

işlemlerin düzeltilmesinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödemelerine ve borçlanma işlemleri kapsamında iadesi lazım gelen tutarlara faiz uygulanması için 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları da dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

17) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Başvurana yapılan emekli aylıkları, bayram ikramiyeleri ödemeleri ile borçlanma tutarının iade edilmesi işlemlerinde, yargı organlarınca ayrıca verilecek bir karar aranmadan faiz ödenebilmesine yönelik düzenleme yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi