ÖZET: Başvuru, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda muhasebe müdürü olarak görev yaparken 01/05/1986 tarihinde emekli olan bir bireyin, emekli aylığı ve ikramiyesinin güncellenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, emekli aylığının ve ikramiyesinin 01/05/1986 tarihinden itibaren düzeltilerek, yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvurana emekli olduğu tarihteki mevzuat gereği +600 ek gösterge üzerinden aylık bağlandığını, 657 sayılı Kanun çerçevesinde +2200 ek gösterge uygulanmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Ancak, başvuranın emekli aylığı ve ikramiyesinin hesaplanmasında yapılan hatalar nedeniyle, 01/10/2008 tarihinden itibaren aylık farklarının ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın emekli aylıkları ve ikramiyesi farklarının, emekli aylığı bağlandığı tarihteki alım gücüne göre düzeltilerek ödenmesi için SGK’ya tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, başvuranın zamanında başvuru yapmamasını haklı bir sebebe dayandırdığı ve bu nedenle zamanaşımı hükümlerinin uygulanmaması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, emekli aylığı ve ikramiyesi farklarının güncel değer üzerinden ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/6879-S.10483

BAŞVURU NO : 2019/2515

KARAR TARİHİ : 06/08/2019

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin güncellenerek ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 07/02/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde muhasebe müdürü olarak görev yapmakta iken 01/05/1986 tarihinde kendi isteği ile emekliye sevk edildiğini, aynı tarihten itibaren kendisine emekli aylığı bağlandığını, 18/12/2018 tarihli SGK işlemiyle 01/10/2008 tarihinden itibaren ek göstergesinin +2200 gösterge rakamına, intibakının 1 inci derecenin 3 üncü kademesine yükseltildiğini belirterek ödenen emekli aylıklarının, kendisine emekli aylığı bağlandığı tarih olan 01/05/1986 tarihinden itibaren düzeltilerek, oluşan aylık farkları ve emekli ikramiyesi farkının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 26/03/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 07/05/2019 tarihli ve … sayılı yazıda özetle; 2.1. İlgiliye 03/06/1986 tarihli işlemiyle 01/05/1986 tarihinden itibaren 1 inci derece 1 inci kademe intibakı +600 ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 2.2. Hizmet sınıfları itibariyle unvan veya aylık alınan dereceye göre ek göstergeleri düzenleyen 657 sayılı Kanuna ekli I Sayılı Cetvelin I nolu bölümünün (i) bendinde Genel İdari

Hizmetler Sınıfında görev yapan ve söz konusu bölümde unvanları sayılmayanlardan yüksek öğretim mezunu olup 1 inci dereceden aylık alanlara 01/01/1995 tarihinden itibaren +2200 ek gösterge rakamının uygulanacağının düzenlendiği, bu nedenle ilgilinin emekli olduğu 01/05/1986 tarihinde tarafına +2200 ek gösterge rakamının uygulanmasına kanunen imkan bulunmadığını,

2.3 İlgiliye emekli aylığı bağlandığı 01/05/1986 tarihi itibariyle intibakının 1 inci derece 3

üncü kademe esas alınması gerekirken, resmi sektörde geçen sigortalı hizmetlerinin sehven intibakında değerlendirilmediği ve ilgiliye 1 inci derece 1 inci kademe intibakı esas alınarak emekli aylığı bağlandığını; SGK’ nın 02/03/1987 tarihli işlemiyle ilgilinin intibakını 01/05/1986 tarihinden itibaren 1 inci derece 2 nci kademeye, 18/12/2018 tarihli işlemiyle ise zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak 01/10/2008 tarihinden itibaren 1 inci derece 3 üncü

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

kademeye yükseltildiğini, 01/01/2019 tarihi itibariyle 25 yıl 8 ay 27 gün hizmeti +2200 ek gösterge rakamı üzerinden aylık bağlananların 1 inci derece 2 nci kademe ile 1 inci derece 3 üncü kademe intibakları arasındaki aylık farkı 5,89 TL olduğunu, 3. 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Ortak Hükümler” başlığı altındaki 36 ncı, “Kademe ve kademe ilerlemesi” başlıklı 64 üncü; “Derece Yükselmesinin Usul ve Şartları” başlığı altındaki 68 inci, maddelerindeki hükümler çerçevesinde, devlet memurları; öğrenim durumlarına göre belirlenen derece ve kademelerden görevlerine başlayarak, görev yapılan her yıl için bir kademe ilerlemesi, her üç yıl için bir derece ilerlemesi aldığını, ayrıca memuriyette iken üst öğrenimi bitirenlerin, aynı üst öğrenimi tahsile ara vermeden bitirerek göreve başlayan emsallerinin ulaşabilecekleri derece ve kademeleri aşmamak kaydıyla, bitirdikleri üst öğrenimin derece ve kademesinden yine görev yapılan her yıl için bir kademe ilerlemesi, her üç yıl için bir derece ilerlemesi almakta olduklarını, 4. Öte yandan, 657 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinin (B) bendi hükmü ile, kadroları Genel

İdare Hizmetleri Sınıfına dahil bulunan ilgililerin, ek göstergelerden emeklilik sırasında da yararlanabilmelerinin, görevde iken söz konusu derecelerin kademelerinden (1, 2, 3, 4.

dereceler) aylık almaları koşulu ile mümkün olacağı, ayrıca Kanuna ekli (I) sayılı Ek Gösterge cetvelinde 01/01/1995 tarihinden itibaren Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yükseköğrenim görenlerden cetvelde unvanı belirtilenler dışında kalanlardan 1 inci derecenin kademelerinden aylık alanların 2200, 2 nci derecenin kademelerinden aylık alanların 1600, 3 üncü derecenin kademelerinden aylık alanların 1100, 4 üncü derecenin kademelerinden aylık alanların 800 gösterge rakamı esas alınarak ek göstergeden yararlandırılacakları belirlendiğini, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce kamu görevlilerine ödenen aylıkların ve diğer ödemelerin zamanaşımı süresi hakkında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 1 16, 117 ve

118 inci maddelerine göre işlem yapıldığı,

5.1. Buna göre 5434 sayılı Kanunun çeşitli adlarla ödenecek paraların zamanaşımı süresini düzenleyen mülga 117 nci maddesinin; “Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren 5 yıl sonuna kadar alınmayan veya yazı ile müracaat edilerek aranmayanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar.” hükmünü amir bulunmakta iken söz konusu hükmün, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası

Kanununun 106 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı ve 5510 sayılı Kanunun geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 4 üncü maddesi ile diğer geçici maddelerinde, 5434 sayılı

Kanuna tabi kamu görevlilerine 5434 sayılı Kanun kapsamında ödenen veya bağlanacak emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul ve yetim aylıkları ile yine bu Kanun gereği ödenen emeklilik ikramiyesi, kadrosuzluk, makam, yüksek hakimlik, temsil ve görev tazminatı ödemelerinin zamanaşımına ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmediğini, 5.2. Bu nedenle, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereği haklarında yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olan sigortalılara 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden itibaren ödenen aylıkların zamanaşımı süresi hakkında 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesi hükümlerine göre işlem yapıldığını, 5.3. 5510 sayılı Kanunun “Zamanaşımı, Hakkın Düşmesi ve Avans” başlıklı 97 nci maddesinin ise; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malûllüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer…” hükmünü amir olduğunu, 5.4. Bu kapsamda, ek gösterge, intibak gibi emekli aylığının unsurlarına ilişkin ödemelerin zamanaşımı süresi hesaplanırken öncelikli olarak 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla

5434 sayılı Kanunun 117 nci maddesinde belirtilen beş yıllık sürenin dolup dolmadığı

belirlendiği, beş yıllık sürenin doldurulması halinde, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihine kadar ödenmesi gereken aylık farkları zamanaşımına uğradığından ödenmemekte, 5510 sayılı

Kanunun yürürlük tarihinden sonraki aylık farkları ise ödendiğini, 6. Başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde muhasebe müdürü olarak görev yapmakta iken 01/05/1986 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilerek aynı tarihten itibaren 24 yıl 4/1-(c) kapsamdaki (Emekli Sandığına tabi) fiili hizmeti, 5 ay 11 gün askerlik borçlanması, 1 yıl 3 ay 16 gün 4/1-(a) kapsamında (Sosyal

Kurumuna tabi) resmi sektörde geçen sigortalı süresi olmak üzere toplam 25 yıl 8 ay 27 gün hizmeti 1 inci derece 1 inci kademe intibakı +600 ek gösterge rakamı esas alınarak emekli aylığı bağlandığı ve (25) tam hizmet yılına emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiğini, 6.1. Kurumun 02/03/1987 tarihli işlemiyle ilgilinin intibakının 01/05/1986 tarihinden itibaren

1 inci derece 2 nci kademeye yükseltilerek oluşan aylık ve emekli ikramiyesi farklarının ilgili

adına tahakkuk ettirildiği, ilgiliye emekli aylığı bağlandığı ve emekli ikramiyesi ödendiği tarihte esas alınan ek gösterge rakamında herhangi bir yanlışlık bulunmadığını, 6.2. Başvuranın Kurumumuza yaptığı 02/08/2018 tarihli ve 2018/10295 nolu başvuru üzerine yapılan incelemede, ilgilinin emekli aylığında esas alınan ek göstergede sistemsel bir hata nedeniyle yanlışlık olduğunun ve ilgilinin +2200 gösterge rakamı esas alınarak ek göstergeden yararlandırılması gerektiğinin anlaşılması üzerine, 04/10/2018 tarihli ve … sayılı işlemle aylıklarının söz konusu ek gösterge rakamı üzerinden yeniden hesaplanarak, 01/10/2008 – 31/12/2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak oluşan 26.574,79 TL aylık farkı ile 1.062,99 TL ek ödeme farkının ilgili adına tahakkuk ettirildiğini, 7. Buna göre, ilgilinin başvurusu üzerine emekli aylıkları zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak 01/10/2008 tarihinden itibaren +2200 ek gösterge rakamı ve 1 inci derece 3 üncü kademe intibakı esas alınmak suretiyle yeniden hesaplanarak oluşan aylık farkları ilgili adına tahakkuk ettirildiğini, başvurana ödenen emekli ikramiyesine ilişkin ise ek gösterge yönünden herhangi bir hata bulunmadığı, 1 inci derece 3 üncü kademe intibakı esas alınarak ödenmesi gereken emekli ikramiyesinin sehven 1 inci derece 2 nci kademe esas alınarak ödenmiş olması nedeniyle oluşacak emekli ikramiyesi farkı ise 5434 sayılı Kanunun mülga 117 nci maddesi uyarınca 5 yıllık sürenin dolumu nedeniyle zamanaşımına uğradığından ilgili hakkında emekli ikramiyesi yönünden herhangi bir işlem yapılmayacağını, 8. Öte yandan, 5434 ve 5510 sayılı Kanunlarda ilgililere zamanında Kurumumuzca ödenmeyen veya talep edilmeyen ödemelerin zamanaşımı hükümleri çerçevesinde ödenmesine imkan tanınırken, bu kapsamda yapılan ödemelere ilişkin olarak ayrıca yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmediğinden, 01/05/1986 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilen ilgiliye zamanaşımı hükümleri çerçevesinde yapılan ödemelere ayrıca yasal faiz uygulanmasına kanunen imkan bulunmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

9. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 9.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 9.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 10. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 11. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun; 11.1. “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinin başvuranın emekli olduğu 15/03/2005 tarihinde yürürlükte olan hali; “Emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylığı ilk defa bağlananlardan bağlanması sırasında ve bağlanmaya esas fiili hizmet müddetleri 30 yılı doldurmuş bulunanlara (Emekli ikramiyesi) adiyle bu aylıklarına esas tutulan vazife aylık veya ücretleri tutarının bir yıllık toplamı ödenir…” 11.2. Mülga 116 ncı maddesi; “Emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul ve yetim aylıklarını almak üzere, bu aylıkların tahakkuk ettirildiği tarihlerden itibaren aralıksız bir yıl sonuna kadar Sandığa müracaat etmeyenlerin aylıkları kesilir. Bunlardan kesilme tarihinden itibaren 5 yıl içinde yazı ile Sandığa müracaat edenlere kesilen aylıkları tekrar bağlanır ve geçmiş müddete ait aylıkları da toptan ödenir. Bu müddetten sonra müracaat edenlerin aylıkları, müracaat tarihlerini takip eden ay başından itibaren yeniden bağlanarak ödenir ve geçmiş müddet için bir şey verilmez.

Bu kanunda ayrıca belirtilen haller dışında aylık bağlanmasına istihkak kesbedildiği tarihten itibaren beş yıl sonuna kadar yazı ile müracaat edilmezse bu aylıklar, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren bağlanır.”, 11.3. Mülga 117 nci maddesi; “Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmıyan veya yazı ile müracaat edilerek aranmıyanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar.” 11.4. Mülga 118 inci maddesi; “116 ve 117 nci maddeler, ilgililerin her birinin istihkakları hakkında ayrı ayrı uygulanır.

Sandığa müracaat etmemenin makbul veya mücbir bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında yukarda ki maddeler hükümleri uygulanmaz. Ölümü duymamış olmak, ispat edilmek şartıyla, mücbir sebep sayılır.”, 12. Mülga 24/05/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak

Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun başvuranın emekli olduğu 15/03/2005 tarihinde yürürlükte olan 12 nci maddesi; “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan vekendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir…” 13. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun; 13.1. “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlıklı 97 nci maddesi; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/57 md.)

Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

Kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer.”, 13.2. “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)

bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…”, Hükmü yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

14.Kamu Denetçisi tarafından; emekli aylıkları farkı ile emekli ikramiyesi farkının, emekli aylığı bağlandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek başvurana ödenmesi için makul sürede yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına verilmek üzere hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15.Dosyanın incelenmesi aşamasında başvuranın; emekliliğe esas ek gösterge rakamının emekli olduğu tarih itibariyle; ek göstergesinin +2200 rakamı ile emeklilik intibakının ise emekli olduğu 1 inci derece 3 üncü kademe üzerinden hesaplanmasını, buna göre oluşan emekli maaşı ve ikramiye farkının emekli olduğu 01/05/1986 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle tarafına ödenmesi talepleriyle Kurumumuza başvurmuştur.

16.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvurana emekli olduğu tarihteki mevzuat düzenlemelerine uygun olacak şekilde +600 ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlandığını, 657 sayılı Kanuna ekli I Sayılı Cetvelin I nolu bölümünün (i) bendinde Genel

İdari Hizmetler Sınıfında görev yapan ve söz konusu bölümde unvanları sayılmayanlardan yüksek öğretim mezunu olup 1 inci dereceden aylık alanlara 01/01/1995 tarihinden itibaren

+2200 ek gösterge rakamının uygulanacağı düzenlenmesi nedeniyle başvuranın emekli olduğu 01/05/1986 tarihinde tarafına +2200 ek gösterge rakamının uygulanmasına kanunen imkan bulunmadığı, başvuranın Kurumunuza yaptığı, 02/08/2018 tarihli ve 2018/10295 nolu başvuru üzerine yapılan incelemede, emekli aylığında esas alınan ek göstergede sistemsel bir hata

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

nedeniyle yanlışlık olduğunun ve başvuranın +2200 gösterge rakamı esas alınarak ek göstergeden yararlandırılması gerektiğinin anlaşılması üzerine, 04/10/2018 tarihli ve … sayılı işlemle aylıklarının söz konusu ek gösterge rakamı üzerinden yeniden hesaplanarak, 01/10/2008 – 31/12/2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin oluşan 26.574,79 TL aylık farkı ile 1.062,99 TL ek ödeme farkının başvurana ödendiğini, başvurana emekli aylığı bağlandığı 01/05/1986 tarihinde intibakının 1 inci derece 3 üncü kademe esas alınması gerekirken resmi sektörde geçen sürelerinin sehven intibakında değerlendirilmemesi sonucu 1 nci derece 1 inci kademe intibakı esas alınarak emekli aylığı bağlandığı, 02/03/1987 tarihinde yapılan işlemle başvuranın intibakının 1 inci derece 2 nci kademe kademeye 18/12/2018 tarihinde ise 1 inci derece 3 kademeye yükseltildiğini emekli aylık farklarının faiz uygulanarak ödeneceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından söz konusu farklara faiz uygulanmadığı, ayrıca başvuranın emekli aylığı ve ikramiyesine ilişkin farkın yasal faiziyle ödenmesi talebinin ise emekli ikramiyesinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödenmediği ifade edilmiştir.

17.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, başvurana ilk olarak muhasebe müdürlüğü görevine bağlı +600 ek gösterge intibakı esas alınarak 01/05/1986 tarihi itibarıyla emekli aylığı bağlandığı ve emekli ikramiyesi ödendiği, başvuranın emekli aylıklarının 01/10/2008 tarihinden başlamak üzere 1 inci derece 3 üncü kademe intibaka ve 2200 ek gösterge rakamına göre düzeltildiği, ek gösterge farkından kaynaklanan aylık farklarının ek gösterge rakamının herhangi bir güncelleme ya da faiz uygulanmaksızın başvurana ödendiği, diğer taraftan, başvuranın, emekli ikramiyesinin 2200 ek gösterge rakamı üzerinden hesaplanarak aradaki farkın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin ise emekli ikramiyesinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle idare tarafından reddedildiği anlaşılmaktadır.

18.Memurların aylık ücretlerinin, emekli aylıklarının ve emekli ikramiyelerinde belirleyici unsurlardan biri olan ek gösterge rakamının değiştirilmesi için yasal düzenleme gerekmekte olup bu durumda, başvuranın taleplerinden olan emekli olduğu tarih itibariyle emekli aylığına esas ek gösterge rakamının 2200 olarak hesaplanmasının başvuranın emekli olduğu tarihteki mevzuat hükümlerince mümkün olmadığı, emekliliğe esas ek gösterge rakamlarını düzenleyen

657 sayılı Yasaya getirilen değişiklik sonucunda ek gösterge rakamının Yasanın değişiklik

tarihi olan 01/01/1995 tarihi itibariyle + 2200 olarak alınmasının mümkün olduğu anlaşılmakla beraber, uyuşmazlığın, başvurana ödenen emekli aylık farklarına ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ile başvurana emekli ikramiyesi farkı ile yasal faizinin ödenip ödenmeyeceği noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

19.Konuya ilişkin olarak öncelikle zamanaşımı kavramının sosyal güvenlik hukukundaki yerinin incelenmesi gerekmektedir. İdarenin de cevabında belirttiği üzere zamanaşımına ilişkin

5434 sayılı Kanunun çeşitli adlarla ödenecek paraların zamanaşımı süresinin Kanunun mülga

116, 117, 118 nci maddelerinde düzenlendiği görülmektedir. Öte yandan anılan maddeler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 106 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve 5510 sayılı Kanunun geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 4 üncü maddesi ile diğer geçici maddelerinde, 5434 sayılı Kanuna tabi kamu görevlilerine 5434 sayılı Kanun kapsamında ödenen veya bağlanacak emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul ve yetim aylıkları ile yine bu Kanun gereği ödenen emeklilik ikramiyesi, kadrosuzluk, makam, yüksek hakimlik, temsil ve görev tazminatı ödemelerinin zamanaşımına ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmemesi sebebiyle 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereği haklarında yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olan sigortalılara 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden itibaren ödenen aylıkların zamanaşımı süresi hakkında 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesi hükümlerine göre işlem yapılmaktadır.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

20.Buna göre ek gösterge, intibak gibi emekli aylığının unsurlarına ilişkin ödemelerin zamanaşımı süresi hesaplanırken öncelikli olarak 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla

5434 sayılı Kanunun 117 nci maddesinde belirtilen beş yıllık sürenin dolup dolmadığı tespit

edilmektedir. Beş yıllık sürenin doldurulması halinde, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihine kadar ödenmesi gereken aylık farkları zamanaşımına uğradığından ödenmemekte, 5510 sayılı

Kanunun yürürlük tarihinden sonraki aylık farkları ise ödenmektedir.

21.Görülmektedir ki 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin ve 5434 sayılı Kanunun 117 inci maddeleri benzer şekilde sosyal güvenlik mevzuatı gereği sigortalı/iştirakçiye ödenecek para alacaklarının 5 yıl süreyle zamanaşımına uğratacağını düzenlemiştir. Bunun yanında ise 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesinin ikinci fıkrası kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağı hükmüne amir olup, 5434 sayılı Kanunun mülga 118 inci maddesine zamanaşımı hükümlerine aynı yaklaşım ile istisna getirmiştir. benimsemiştir. Haklı sebebin ne olduğunun ise Danıştay 11. Dairesinin 08/12/2014 tarih ve 2011/8192E.2014/7829K. sayılı

Kararında iştirakçin kendisine emekli aylığının hatasız ödendiğini düşünmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu; Emekli Sandığı tarafından yapılan yanlışlığı tesadüfen öğrenerek 5434 sayılı Kanun’un 117. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra Sandığa başvurmasının makbul bir sebebe dayandığı kabulü ile zamanaşımına ilişkin 117 uygulanmasının doğru olmadığı yönündeki kararı ile tanımlanabileceği düşünülmektedir.

21.1Gerçekten de sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde bağlanan emekli aylıklarının hesabı, mevzuatın dağınıklığı ve birden fazla hesap unsurunun (hizmet yılı, hak kazanılan ek gösterge, emeklilik derece kademesi, memuriyetteki kıdem vb.) kullanılması nedeniyle karmaşıktır ve teknik bilgi gerektirmektedir. Nitekim aynı unvana sahip kişilerin emekli aylıkları sayılan her bir unsura bağlı olarak farklılaşabilmektedir. Bu nedenle sadece emekli aylık ya da emekli ikramiyesi tutarına bakarak aylık hesabında herhangi bir hata bulunup bulunmadığın fark edilmesi ya da aylık tutarının emsali kabul ettiği kişilerden farklılaşmasının sebebinin hangi unsurdan kaynaklandığının bilinmesi ilgililerden beklenemez. Bu durumda, 5434 sayılı Kanunda zamanaşımı olarak öngörülmüş 5 yıllık sürede başvuran tarafından ek göstergesinin hatalı olduğunun öğrenilmemiş ve düzeltilmesi talebiyle idareye müracaat edilmemiş olmasının makul bir sebebe dayandığının kabulü gerekmektedir.

22.Şöyle ki; Anayasa Mahkemesi’nce verilmiş kararlarda Anayasa’nın 35 inci maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20), bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağın da mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60) ifade edilmektedir.

22.1.Anayasa’nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmış, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.

22.2.Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek (1) No.lu Protokol’ün

“Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” denilmiştir.

22.3.Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları kapsamaktadır. Henüz sahip olunmayan bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı bu kapsamda olmamakla beraber belli durumlarda bir “ekonomik değer” veya icrası mümkün bir “alacağı” elde etmeye yönelik “meşru bir beklenti”, mülkiyet hakkı güvencesinde sayılabilir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 32; Kemal Yeler ve Ali

Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36-37).

22.4.Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir

(Hüseyin Remzi Polge, § 33; Bu konudaki AİHM kararları için bkz. Kopecky/Slovakya, B. No:

44912/98, 28/9/2004, § 52; Saghinadze/Gürcistan, B. No: 18768/05, § 103, 27/5/2010; SA

Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002, §§ 44-45). Meşru beklenti kapsamında talep edilen bir hak için mevzuatta öngörülen sürede talepte bulunulması şartı, hakkın doğmasının değil fiilen ödeme yapılabilmesinin bir şartıdır. Bu nedenle başvurucunun bu süreye uyup uymaması meşru beklentinin varlığını etkilememektedir (Yeşim BULLOCK, B. No: 2014/13223, 20/9/2017, § 41).

22.5.Anayasa’nın ve Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkı, sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermemekle beraber, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise, yargısal içtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01 ve 65900/01, 12/4/2006, § 53-55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77).

23.Nitekim somut olayda başvuranın ek göstergesindeki değişiklik nedeniyle ortaya çıkan emekli aylık farklarının mevzuat gereği başvurana ödenmesi gerektiği idare tarafından da kabul edilmiş ve söz konusu farklar zamanaşımı hükümleri uygulanarak başvurana ödenmiştir. Bu durumda şüphesiz Anayasanın 35 inci maddesine göre korunması gereken mülk teşkil ettiği kabul edilen başvurana ödenen emekli aylık farklarının ödemesinin geç yapılması nedeniyle alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmaları mülkiyet hakkına müdahale oluşturttuğunu kabul etmek gerekecektir. (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Akel Gıda San. Ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; Ferda Yeşiltepe , §§ 6376; Abdulkerim TANIŞ vd., B. No: 2014/17621, 9/1/2018, § 33 ). Ayrıca “meşru beklenti” teşkil eden mülk edinme beklentilerini zedeleyici kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına müdahale oluşturmaktadır (Yeşim BULLOCK, § 42; Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B.

No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).

24.Öte yandan idare tarafından mevzuatımızda zamanaşımını düzenleyen hükümler çerçevesinde aylıklara ait ödemenin zamanaşımına uğradığını kanuni dayanak olarak gösterilmişse de;

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

24.1.Meşru amaç şartı yönünden: 5434 sayılı kanun gereği yapılan emekli ikramiyesi ödemesinin beş yıl içinde başvuru koşuluna bağlanmasının temelinde yatan amacın, hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ve yargı organlarının artık eskimiş ve güncelliğini yitirmiş uyuşmazlıklarla uğraşmalarının önlenmesi olduğu; bu amacın da kamu yararına dönük olduğu; dolayısıyla beş yılın dolmasından sonra emekli ikramiyesi farkının ödenmesi talebinde bulunan başvurana ödeme yapılmamasının kamu yararı amacına dayandığı değerlendirildiğinden mevcut işlemin meşru bir amacının bulunduğu sonucuna varılmışsa da; 24.2.Elverişlilik , gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşan ölçülülük ilkesi yönünden; 24.2.1.Hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması bakımından sosyal güvenlik haklarının talep edilmesinin belli bir süreyle sınırlandırılması tek başına mülkiyet hakkını ihlal etmemekte ise de öngörülen sürenin makul olması, diğer bir ifadeyle haktan yararlanılmasını imkânsız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak derecede kısa olmaması gerekir. Talep süresinin makul olup olmadığı, sosyal güvenlik alacağının niteliği ve hak sahibinin, talep hakkının doğduğunu öğrenme imkânına sahip olup olmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır. Öngörülen sürenin, talepte bulunmak için gerekli araştırma ve hazırlıkların yapılmasına, gerekiyorsa hukuki ve teknik yardım alınmasına yetecek ve hakkın önemiyle orantılı bir uzunlukta olmaması durumunda ölçüsüz olduğu söylenebilir (Yaşar Çoban, B.No: 2014/6673, 25/07/2017, § 64; Yeşim BULLOCK, § 52).

24.2.2.Sürenin işlemeye başladığı an da mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda talep süresinin, hak sahibinin henüz talep hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması, talep hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 65; Yeşim BULLOCK, § 52).

24.2.3.Öte yandan Anayasa Mahkemesine göre mahkemelerce hakkın talebi için belli bir süre öngören kanun hükümleri yorumlanırken sınırlamanın istisna olduğu ilkesi gözetilmeli, aşırı şekilcilikten kaçınılmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde hakkı sahibine teslim etme yolunda bir yaklaşım benimsenmelidir. Diğer taraftan sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına kuralların sınırlarının zorlanarak kanunda öngörülen süreleri bertaraf edilmesi hukuki istikrar ve güvenlik ilkesini zedeleyebilir. Bu nedenle süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas denge gözetilmelidir (Yaşar Çoban,§ 66; Yeşim BULLOCK, § 53).

24.2.4.Mülkiyet hakkına kamu otoriteleri tarafından yapılan müdahaleye ilişkin hukuka aykırılık iddialarının öne sürülebileceği idari veya yargısal mekanizmaların var olup olmadığı ve bu mekanizmaların keyfiliğe karşı güvenceler içerecek araçlarla donatılıp donatılmadığı hususu, müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulacak bir unsurdur. Bu bağlamda bu tür mekanizmanın hiç oluşturulmaması veya keyfiliği önleyecek nitelikte olmaması ya da fiilen adil ve etkili bir karar verme sorumluluğunun yerine getirilmemesi durumunda müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılabilir (Recep Tarhan ve

Afife Tarhan,§ 68; Yeşim BULLOCK, § 54).

24.2.5.Bu ahkâmda somut olayda, başvuranın emekli aylık farklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle 01/10/2008 tarihinden itibaren faiz uygulanmadan ödenmesinin mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiği değerlendirilmektedir.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

24.3. Zamanaşımının hukuken ifayı imkânsız kılmadığı ancak defi olarak ileri sürülebileceği, mevcut durumda ise idare tarafından sehven yapılan ve başvuranın bilmesinin hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığı bu bakımdan 19 nolu paragrafta yer verilen açıklamalar neticesinde başvuran bakımından idareye başvurmamanın haklı sebebe dayandığı düşünülmektedir.

25.Nitekim idarenin kendi işlemi ile oluşan bu hatanın başvuranın idareye yaptığı başvurular neticesinde farkına varılarak emekli aylık farklarının başvurana ödenmesi gerektiği idare tarafından kabul edildiği görülmektedir. Ancak başvurana 23 yıl boyunca eksik ödeme yapılmasının makul görülemeyeceği de açıktır. Bu durumda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu bu çerçevede oluşan bu zararın idare tarafından giderilmesi hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

26.Bu çerçevede başvuranın emekli aylıkları farkına yasal faiz uygulanmaması ile başvurana emekli ikramiye farkının ödenmemesi yönleriyle ayrı ayrı incelenmesine devam edilecektir.

27.Başvuranın emekli aylık farklarına yasal faiz uygulanmaması ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; 27.1.İdare, başvuranın birikmiş emekli aylık farklarının yasal faiz uygulamaksızın ödemesine gerekçe olarak mevzuatta yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamasını göstermiştir.

27.2.Anayasa Mahkemesi, kamu kurum ve kuruluşlarından olan çeşitli para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikayetleri incelerken idare hukuku çerçevesinde hangi alacaklara faiz işletileceği, faiz oranının ne olacağı, faizin işletilme tarihinin belirlenmesi gibi hususların görevine girmediğini, bununla birlikte daha önceki içtihadında (kamulaştırma bedeli yönünden bkz. Mehmet Akdogan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; Ali Simşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073, 6/7/2017; bir sosyal güvenlik ödemesi yönünden bkz. Ferda

Yeşiltepe; ihale alacağı yönünden bkz. Ano İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.; vergi iadesi alacağı yönünden bkz. Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; deprem nedeniyle tazminat yönünden bkz. Abdulhalim Bozboğa, B. No: 2013/6880, 23/3/2016) değinildiği üzere mülkiyet hakkı kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca haklı olmayan bir gerekçeyle geç ödenmesi durumunda bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılmasının mülk sahibine şahsi olarak orantısız bir külfet yüklediğini ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirtmektedir (Vildan Utku ATALAY, B. No: 2015/4812, 7/2/2019, § 36-37).

27.3.Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin mevcut değerlendirmesinin yanında mevzuatta açık bir hüküm bulunmasa dahi idare tarafından süresi içinde yapmadığı ödemelere faiz uygulanması gerektiğine yönelik olarak verilmiş yüksek yargı kararları bulunmaktadır. Bu kararlardan, 27.3.1.Danıştay 11. Dairesinin 19/10/2009 tarihli ve E:2007/9382, K: 2009/8555 sayılı kararında idarenin kendi hatasından kaynaklanan sebeplerle sosyal güvenlik aylıklarının geç bağlanması durumunda Anayasanın 125 inci maddesi uyarınca kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olan idare tarafından, davacıların uğradığı parasal kaybın faizi ile birlikte ödeneceğinin tabii olduğu belirtilmiştir.

27.3.2.Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararında, görevinden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından 1/3 oranında yapılan kesintilerin, mevzuatta faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, görevine dönene davacıya faiz uygulanmaksızın ödenmesi üzerine yapılan yargılamada idare

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

mahkemesince Danıştay 5. Dairesinin bozma kararına uyulmayarak; faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı gerekçesinin de eklenmesi suretiyle ısrar edilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da bu ısrar kararı onanmıştır.

27.4.Kamu borcu haline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarına yönelik başvurular üzerine Anayasa Mahkemesince yapılan değerlendirmelerde, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiğinin ifade edildiği vurgulanmalıdır.

27.5.Ölçülülük ilkesi çerçevesinde ise; kişilerin mülkiyet haklarına getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği, bu adil dengenin, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi durumunda bozulmuş olacağı belirtilmiştir.

27.6.Ayrıca Mahkemece, alacağın hak kazanıldığı tarihteki tutarının ödeme tarihi itibarıyla enflasyon karşısındaki değer kaybı giderilmiş tutarının ne kadar olması gerektiğine yönelik

Merkez Bankası verilerini esas almak suretiyle bir hesaplamaya gidilmiş ve başvurana ödenmiş tutar ile kendi hesaplaması sonucu ulaştığı tutar arasındaki farkın maddi tazminat olarak başvurana ödenmesine karar verilmiştir.

27.7.Nitekim Kurumumuzca incelenen benzer nitelikte başvurularda da bu hususlara vurgu yapılarak, güncel değer üzerinden ödenmemesi nedeniyle alacağın değer kaybına yol açan idarenin işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmış ve idarelere tavsiyede bulunulmuştur (09/10/2013 tarihli ve 2013/42 sayılı Karar; 15/04/2016 tarihli ve 2015/520 sayılı Karar; 26/11/2018 tarihli ve 2018/4862 sayılı Karar; 07/01/2019 tarihli ve 2018/9056 sayılı Karar).

27.8.Tüm bu açıklamalar ve değerlendirmeler çerçevesinde, başvuranın emekli aylıklarının eksik ödendiği süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurana herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış ve faiz ödenmesi talebi reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybı oranı gözetildiğinde başvurana şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu durumda kamu yararı ile başvuranın mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvuran aleyhine bozulduğu ve bunun da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

28.Başvuranın emekli ikramiye farkının ve bu farkın yasal faizinin ödenmemesi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise başvuranın emekli olduğu tarihte ek gösterge rakamının +660

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

olduğu, idare tarafından yapılan hesaplamada ek gösterge rakamının yasaya uygun olarak aylık hesabına alındığı ancak 1 inci derece 3 üncü kademe intibakı esas alınarak ödenmesi gereken emekli ikramiyesi ile 1 inci derece 2 inci kademe esas alınmasıyla oluşan emekli ikramiyesin tutarları arasındaki farkın yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmesinin başvuranın mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı düşünülmektedir.

29.Sonuç olarak başvuranın taleplerine yönelik yapılan inceleme neticesinde başvurana emekli aylığı bağlandığı tarihte; emekliliğe esas intibakın 1 inci derenin 3 üncü kademesi olarak işleme alınması gerekirken idare tarafından sehven 1 inci derece 2 nci kademe olarak işleme alınmasının ve emekliliğe esas ek gösterge rakamının tahsis işlemlerinin yerine getirildiği tarihte idare tarafından doğru olarak hesaba alınmasına rağmen 1995 yıllında 657 sayılı Yasada yapılan değişikliği sonrasında ek gösterge rakamının değişerek +2200 rakamı olarak hesaba alınmaması neticesinde emekli aylığı ile emekli ikramiyesinin hesaplanmasında oluşan hatanın idarenin sorumluluğunda olduğu diğer bir deyişle emekliye ayrılma işleminin başlangıcı hariç sürecin tamamında yetki, görev ve sorumluluğun idarede olması, emekli aylığı hesaplanması işleminin karmaşıklığı, başvuranın alması gereken aylık/ikramiye tutarı ile bağlanan aylık/ikramiye tutarı arasındaki farkın hesapta bir hata olduğuna dair şüphe ya da tereddüt doğurmayacak düzeyde olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde; idareye başvurmamanın makul bir sebebe dayandığı değerlendirilmekle birlikte, başvuranın emekli aylıkları ve ikramiye farkının ödenmesi talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmesi neticesinde, ulaşılmak istenen kamu yararının sağlanmasındaki toplumsal menfaat ile başvuranın mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvuran aleyhine bozulduğu ve bunun da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı, 29.1.Buna göre başvurana emekli aylığı ve ikramiyesi farkının ödenmemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı, başvurana ödenecek emekli ikramiye farkı hesaplanırken iş bu kararın 26 ncı paragrafındaki açıklama, değerlendirme ve sonuçlar dikkate alınarak belirlenecek güncel değer üzerinden ödeme yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30.28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE;

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Başvuranın emekli aylıkları farkı ile emekli ikramiyesi farkının, emekli aylığı bağlandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek başvurana ödenmesi için makul sürede yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.