ÖZET: Başvuru, müteveffa bir kişinin emekli aylığı ve ikramiyesi ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan talepleri kapsamaktadır. Başvuran vekili, müteveffanın 1 Eylül 2013 ile 31 Temmuz 2020 tarihleri arasında hak kazandığı emekli ikramiyesinin 107.842,69 TL olarak hesaplandığını, ancak yapılan ödemelerin eksik olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, emekli aylıklarının hesaplamasında kullanılan yöntemlerin açıklanmadığını ifade ederek, bakiye ödemelerin faiziyle birlikte yapılmasını talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, müteveffanın emekli aylığı ve ikramiyesinin hesaplamasında yasal düzenlemelere uygun hareket ettiğini savunmuş ve yasal faiz ödenmesine dair bir hüküm bulunmadığını belirtmiştir. Kurum, müteveffanın emekli aylığı ve ikramiyesinin zamanında ödenmediği için başvuranların mağduriyet yaşadığını kabul etmekle birlikte, yasal çerçevede faiz ödenemeyeceğini ifade etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu durumu değerlendirerek, emekli aylığı ödemelerindeki gecikmeler için yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği sonucuna varmıştır.

Sonuç olarak, müteveffanın emekli aylığı başlangıç tarihi ile ödenmeye başlandığı tarih arasındaki gecikme için talep edilen faizin ödenebilmesi adına gerekli çalışmaların başlatılması önerilmiştir. Bu karar, Sosyal Güvenlik Kurumu’na tebliğ edilerek, 30 gün içinde gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/7171-S.23.11704

BAŞVURU NO : 2023/659

KARAR TARİHİ : 09/06/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

,TCKN:

Adres:

,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Faiz talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 12/01/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuranlar vekili özetle; müteveffa . ’nin mirasçıları olan müvekkillerine 1/9/2013-31/7/2020

tarihleri arasındaki dönem için 160.837,93 TL emekli aylığı ödendiğini, bununla birlikte müteveffanın hizmet süresi ve kademesi dikkate alındığında vefat ettiği 2020 yılı Temmuz ayı itibarıyla hak kazandığı emekli ikramiyesinin 107.842,69 TL olarak hesaplanmasına rağmen 21/8/2021 tarihinde 56.748,94 TL ve 21/9/2022 tarihinde 14.187,24 TL ödeme yapıldığını, ayrıca müteveffanın emeklilik başvurusunun 23/8/2013 tarihi olduğunun kabulü halinde de 2013/Eylül – 2020/Temmuz dönemi için tahakkuk ettirilen emekli aylıklarının ne şekilde hesaplandığının bildirilmediğini belirterek faiziyle emekli ikramiyesinin bakiye kısmının ve emekli aylıklarının asıl ödeme tarihinden itibaren ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

/

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 6/3/2023 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) Müteveffanın eşi . ’nin 7/8/2020 tarihli talebine istinaden 18/8/2020 tarihli işlemle 16 yıl hizmet

için 56.748,94 TL ikramiye ödendiği, ayrıca 1/9/2020 tarihinden itibaren dul aylığı bağlanarak 1/9/202030/9/2020 tarihleri arası için 2.164,68 TL aylık, 86,59 TL ek ödeme ödendiği, daha sonra müteveffanın hizmetinin 20 yıl 3 ay olduğunun anlaşılması nedeniyle 14.187.24 TL ikramiye farkı ödendiği,

2.2.) Müteveffanın kızı . ’nin 4/6/2021 tarihli dilekçesi üzerine tarafına 1/9/2020 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanarak 1/9/2020-31/10/2021 tarihleri arası için 13.785,86 TL aylık, 689,29 TL ek ödeme ile 26.601,07 TL ikramiye ödendiği, ancak ikramiyenin tamamı eşe ödendiğinden . ’ye ödenecek 26.601,07 TL ikramiye ödemesinin eşe borç çıkarıldığı, Müteveffanın kızı . ’ye aylık bağlanması nedeniyle 1/9/2020-31/10/2021 tarihleri arası 10.089,23 TL aylık fark borcunun eşi adına tahakkuk ettirildiği, söz konusu borçların 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasına istinaden mahsup edilerek kalan tutarın gönderildiği ve 15/10/2021 tarihinde tahsil edildiği,

2.3) Müteveffanın 1/7/1989-8/4/1999 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin güncellenmesi üzerine,

hizmetlerine 4 yıl 10 ay hizmet ilavesi yapıldığı, böylece 1/9/2013-31/7/2020 tarihleri arası aylığa müstahak olduğunun anlaşılması ile söz konusu tarih aralığı için 185.257,05 TL aylık ödemesi, 46.517,06 TL ikramiye ödemesi ile dul eşe 3.285,61 TL ölüm yardımı tahakkuk ettirildiği, dul ve yetime ödenen 70.936,18 TL ikramiyenin borç çıkartılarak ödenecek 46.517,06 TL ikramiye ile mahsuplaştırıldığı, kalan 24.419,12 TL ikramiyenin ise ilgilinin hak etmiş olduğu 1/9/2013-31/07/2020 tarihleri arası ödenecek olan aylıkları toplamı 185.257,05 TL’den mahsup edilerek kalan 160.837,93 TL’nin ise varislere bildirildiği,

2.4) Varislere bildirilen 160.837,93 TL’nin . ’ye 60.314,22 TL, . ’ye 60.314,22 TL, . ’ye

40.209,49 TL olmak üzere hisseleri oranında ödenmesi için 4/2/2022 tarihinde banka hesaplarına gönderildiği ve 8/2/2022 tarihinde tahsil edildiği, 6.257,69 TL fazla ödeme kalması üzerine bu tutarın ilgililerin 2021 yılı Aralık ayı aylıklarından kesinti yapıldığından mükerrer olduğunun tespit edildiği ve ilgililerden kesilen tutarların 4/2/2022 tarihli işlemle yeniden ödendiği,

2.5) 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi, 5434 sayılı Kanun’un 41. ve 89. maddeleri ile ilgilinin aylık

başlangıç tarihi olan 1/9/2013 tarihinde uygulanmakta olan ek 70. maddesi uyarınca, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanacak aylıkların ve ödenecek emekli ikramiyesinin hesabında dört unsurun kullanıldığı, bunların ilgilinin derece ve kademesi karşılığı olan göstergenin (varsa ek gösterge de dâhil edilir) yürürlükte bulunan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan temel aylık tutarı, toplu sözleşme hükümleri kapsamında belirlenen taban aylığı katsayısının (1000) gösterge rakamı ile çarpımı sonucunda bulunan taban aylığı tutarı, kıdem aylığı göstergesi (her bir hizmet yılı için 20 gösterge rakamı) ile kıdem aylığında nazara alınacak fiili hizmet yılının (25 hizmet yılından fazlası nazara alınmaksızın-500 gösterge rakamının)

yürürlükte bulunan katsayı ile çarpılması sonucu bulunan kıdem aylığı tutarı ve 5434 sayılı Kanun’un ek 70. maddesi uyarınca ilgililerin yararlanmakta oldukları ek gösterge rakamları dikkate alınarak emekli aylığına en yüksek devlet memuru aylığının yüzde olarak eklenecek miktarı ile bulunan tazminat aylığı olduğu,

2.6) Söz konusu dört unsurun toplamı sonucu bulunacak tutarın, ilgilinin emekli aylığı ödenmesine esas

aylık tutarı olduğu, emekli aylığı ödenmesine esas aylık tutarı ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucu bulunacak tutarın, bağlanacak emekli aylığı tutarını; emekli aylığı ödenmesine esas aylık tutarı ile toplam tam hizmet süresinin çarpımı sonucu bulunacak tutarın ise ödenecek emekli ikramiyesi tutarını belirlediği,

2.7) Bu çerçevede, müteveffanın 23/8/2013 tarihli dilekçesi esas alınarak 1/9/2013 tarihinden 1/7/2020

tarihindeki vefatına kadar geçen sürelere ilişkin emekli aylıklarının ve (25) tam yıl hizmetine karşılık hesaplanan emekli ikramiyesinin varislerine ödenmek üzere tahakkuk ettirildiği, tahakkuk ettirilen emekli aylıklarının hesabında, aylığın ödenmesine esas olan tarihteki katsayıların ve ilgili mevzuat hükümlerinin, emekli ikramiyesinin hesabında ise 1/9/2013 tarihindeki katsayıların ve ilgili mevzuat hükümlerinin esas alındığı,

2.8) Buna göre, ilgilinin 25 yıl 2 ay 14 gün 5434 sayılı Kanun kapsamındaki fiili hizmeti, 3 ay askerlik

borçlanması, 3 ay 15 gün fiili hizmet süresi zammı, 5 ay Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi hizmeti olmak üzere toplam 26 yıl 1 ay 29 gün hizmet süresi ve birinci derece dördüncü kademe intibakı +2200 ek gösterge rakamı üzerinden 1/9/2013-31/7/2020 tarihleri arası için hesaplanan toplam 185.257,05 TL emekli aylığı ile 46.517,06 TL emekli ikramiyesi tutarında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı,

2.9) Diğer taraftan, sosyal güvenlik mevzuatında ilgililere eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin

olarak yasal faiz işletileceğine dair herhangi bir hükme yer verilmediği, bu nedenle, ilgilinin yasal varislerine tahakkuk ettirilen emekli aylıkları ve emekli ikramiyesi için yasal faiz ödenmesine imkân bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine

başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin

birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;

5.1) “Borçlunun temerrüdü” başlıklı 117. maddesinde;

“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.

Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”

/

5.2) “Temerrüt faizi” başlıklı 120. maddesi;

“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.

Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.

Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”

6) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “Temerrüt faizi” başlıklı 2.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”

7) 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun “Aylıkların Başlangıcı” başlıklı 91.

maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde;

“Bu kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden

başlar:

…

Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanların veya ölenlerin emekli ve adi malüllük aylıklariyle dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından…”

8) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanuna ilişkin

geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında;

“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca

dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Somut olayda; müteveffa . ’nin Kurum kayıtlarına 23/8/2013 tarihinde geçen emekli aylığı

bağlanması talepli ilk dilekçesi esas alınarak 1/9/2013 tarihinden 1/7/2020 tarihindeki vefatına kadar geçen sürelere ilişkin emekli aylıklarının ve (25) tam yıl hizmetine karşılık hesaplanan emekli ikramiyesinin varislerine ödenmek üzere tahakkuk ettirildiği, tahakkuk ettirilen emekli aylıklarının hesabında, aylığın ödenmesine esas olan tarihteki katsayıların ve ilgili mevzuat hükümlerinin, emekli ikramiyesinin hesabında ise 1/9/2013 tarihindeki katsayıların ve ilgili mevzuat hükümlerinin esas alındığı görülmektedir. Öte yandan, müteveffanın yaşlılık aylığı bağlanması talep tarihi ile ilk aylık ve emekli ikramiyesi ödemesinin yapıldığı tarihe kadarki döneme ilişkin olarak faiz ödenmesine yönelik talebin, sosyal güvenlik mevzuatında herhangi bir nedenle ilgililere eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin olarak yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmemiş olması gerekçesi ile reddedildiği anlaşılmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, başvuranlar vekili tarafından müteveffanın 2020 yılı Temmuz ayı itibarıyla hak kazandığı emekli ikramiyesinin 107.842,69 TL olması gerektiği, bununla birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 21/8/2021 tarihinde 56.748,94 TL ve 21/9/2022 tarihinde 14.187,24 TL ödeme yapıldığı, bakiye emekli ikramiyesinin ödenmediği iddia edilerek emekli ikramiyesinin bakiye kısmının da faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmişse de, başvuranlar vekilinin Kurumumuz kayıtlarına 8/5/2023 tarihinde giren ve sayı ile kayıt alınan dilekçesinde; bakiye emekli ikramiyesinin tespiti ve yasal faizi ile ödenmesi talebini geri çektiğini beyan ettiği, başvurunun 2013 yılı Eylül ayı ila 2020 yılı Temmuz ayı arası dönem için ödenmesi lazım gelen emekli aylıklarına ilişkin olarak ilk aylık ödeme tarihine kadar geçen süreye yasal faiz ödenmesi konusuna hasredildiği anlaşılmaktadır.

11) Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgililere sonradan ödenen ya da iade edilen tutarlara

ilişkin olarak yasal faiz ödenip ödenemeyeceğine yönelik hukuki sorunun daha önce Kurumumuza başvuru konusu edildiği görülmektedir. (21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli ve 2020/575

Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen

Ret Kararı, 30/12/2021 tarihli ve 2021/22132 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 13/04/2022 tarihli ve 2022/5581 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 04/07/2022 tarihli ve 2022/9463 Başvuru

No’lu Tavsiye Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu

Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir:

11.1) “Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine

İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı

/

kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para

Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.

11.2) Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve

“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ

DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.”

11.3) Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması

nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt)

karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.

11.4) Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik

mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

11.5) Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık

düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”

12) Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede

enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda

San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).

13) Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın

geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).

14) Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından

kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana

Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).

15) Somut olayda, müteveffa . ’nin eşinin 7/8/2020 tarihli talebine istinaden 1/9/2020 tarihinden

itibaren aylık bağlandığı, yine kızı . ’nin 4/6/2021 tarihli dilekçesi üzerine de 12/10/2021 tarihli işlem ile 1/9/2020 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlandığı, bununla birlikte müteveffanın Kurum kayıtlarına 23/8/2013 tarihinde geçen emekli aylığı bağlanması talepli ilk dilekçesi esas alınarak 1/9/2013 tarihinden 1/7/2020 tarihindeki vefatına kadar geçen sürelere ilişkin emekli aylıklarının ve (25) tam yıl hizmetine karşılık hesaplanan emekli ikramiyesinin vefatından sonra varislerine ödendiği anlaşılmaktadır.

16) Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki

uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2.10 numaralı paragrafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.

/

17) Bu kapsamda, idare tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sebeplerle geciken

emekli aylığı ödemelerine faiz uygulanması için 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki

Tavsiye Kararları da dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

18) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Müteveffa . ’nin emekli aylığı başlangıç tarihi ile emekli aylığının ödenmeye başlandığı tarih arasındaki gecikme için talep edilen faizin, yargı organlarınca ayrıca verilecek bir karar aranmadan ödenebilmesine yönelik düzenleme yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın başvuranlar vekiline ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi