|
ÖZET: Başvuran, emekli ikramiye farkının ve geçmişe dönük emekli aylık farklarının güncel katsayılar ve yasal faizle ödenmesi talebinde bulunmuştur. Emekli olduğu tarihte 4000 ek gösterge ile emekli olan başvuran, daha sonra 4800 ek göstergeye geçiş yapılmasına rağmen, ödenen tutarların faizinin verilmediğini belirtmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ilgili mevzuat gereği emekli ikramiyesinin hesaplanmasında, emeklilik tarihindeki katsayıların esas alındığını ve bu nedenle güncel katsayılar üzerinden ödeme yapılmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.
SGK’nın açıklamalarına göre, 5434 sayılı Kanun gereğince emekli ikramiyesinin hesaplanmasında, emekli aylığının bağlandığı tarihteki katsayılar esas alınmakta ve bu durum, emekli aylığı ve ikramiyesinin güncel katsayılarla ödenmesi taleplerinin yasal bir dayanağı bulunmadığı anlamına gelmektedir. Başvuranın talebi, emekli aylığı ve ikramiye farkı olarak ödenen toplam tutarın, ödemenin yapıldığı tarihteki katsayılar üzerinden ve faiz uygulanarak ödenip ödenmeyeceği hususunda düğümlenmektedir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebine ilişkin SGK’ya, geciken emekli aylığı ve ikramiyesine faiz uygulanmasına yönelik yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği önerisinde bulunmuştur. Bu bağlamda, SGK’nın bu karar doğrultusunda gerekli işlemleri 30 gün içinde bildirmesi zorunludur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/12657-S.22.19348
BAŞVURU NO : 2022/5581
KARAR TARİHİ : 30/09/2022
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın emekli ikramiye farkının ve geçmişe dönük emekli aylık
BAŞVURUNUN KONUSU :
farklarının güncel katsayılar esas alınarak ya da yasal faiziyle ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, Çankırı İli Belediyesi Başkanlığı yapmakta iken 17/10/2005 tarihinde emekli olmak için talepte bulunduğunu, 15/11/2005 tarihinde 1. Derece 3. Kademeden 4000 ek gösterge rakamı ile emekli olduğunu, hakkında 4800 ek gösterge uygulanması için idareye başvurduğunu, verilen ret cevaplarına karşı bu kez Kamu Denetçiliği Kurumuna (KDK) başvurduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığının (SGK) Dostane Çözüme giderek hakkında 4800 ek gösterge uyguladığını ve 15/11/2005 – 31/12/2021 tarihleri arasındaki eksik ödenen 35.771,98 TL aylık ile 2.066,69 TL ikramiye tutarının bankaya yatırıldığını ancak ilgili alacaklar için faiz ödenmediğini, ödenmesi için yeniden SGK’ye başvurduğunu, SGK’nın 22/02/2022 tarihli cevabında 5434 sayılı Kanunda eksik yapılan ödemeler için faiz işletilmesi ile ilgili hüküm bulunmadığını belirttiğini, ilgili tutarların faiz uygulanarak ödenmesi gerektiğini iddia ve talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünce gönderilen 18/08/2022 tarihli ve E- sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. Bilindiği üzere, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun emekli ikramiyesi esaslarını düzenleyen ve ilgilinin emeklilik başlangıcı olan 15.11.2005 tarihinde yürürlükte bulunan 89 uncu maddesi; “Emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan;
asker, sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için, aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir…” hükmünü amirdir.
2.2. Söz konusu hüküm uyarınca aylık bağlanan veya toptan ödeme yapılan iştirakçilere (4/1-c sigortalılarına), emekli ikramiyelerinin hesaplanmasında, ilgililere bağlanan aylığın başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan katsayıların esas alınmaktadır. Bu kapsamda aylığın ilk bağlandığı tarihteki katsayılar esas alınarak hesaplanan ve ödenen emekli ikramiyesinin miktarının belirlenmesi sırasında aylık bağlamaya esas tutarın tespitinde kullanılan unsurlarda (derece/kademe, kıdem yılı, ek gösterge gibi) ya da ikramiyeye esas hizmet süresinde sonradan meydana gelen değişikliklere bağlı olarak, emekli ikramiyesi tutarının yeniden hesaplanmasını gerektiren hallerin varlığında, tahakkuk ettirilen veya ettirilecek fark emekli ikramiyesinin, bu farkın ödendiği tarihteki güncel katsayılar esas alınarak hesaplanması veya hesaplanan tutarın yasal faizi ile birlikte veyahut enflasyona karşı değer kaybını giderecek şekilde yapılacak hesap sonrasında tespit edilen tutarın ödenmesine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
2.3. Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanunun mülga 116 ncı maddesi; “… Bu kanunda ayrıca belirtilen haller dışında aylık bağlanmasına istihkak kesbedildiği tarihten itibaren beş yıl sonuna kadar yazı ile müracaat edilmezse bu aylıklar, müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren bağlanır.” hükmünü, 2.4. Yine aynı Kanunun mülga 117 nci maddesi ise; “Bu Kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan, istihkak kesbedildiği tarihten itibaren 5 yıl sonuna kadar alınmayan veya yazı ile müracat ederek aranmayanlar Sandık lehine zaman aşımına uğrar.” hükmünü amirdir.
2.5. Bu hükümler ile ilgililere yapılmayan ödemeler veya kesintiler için 5 yıllık sürede yazılı müracaatta bulunulmamaları halinde bu haklarının zaman aşımına uğrayacağı açıkca belirtilmiştir.
2.6. Bununla birlikte, ilgilinin emeklilik başlangıcı olan 15.11.2005 tarihi ile 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin aşılmamış olduğu anlaşılmaktadır.
2.7. Buna göre, emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; Çankırı ili Belediye Başkanı olarak görev yapmakta iken Kurumumuz kayıtlarına 18.10.2005 tarihinde geçen 17.10.2005 tarihli dilekçesi ile emekli olmayı talep eden ilgiliye bu talep kapsamında 25.10.2005 tarihinde Kurumunca emekliye sevk onayının gönderilmesi üzerine 15.11.2005 tarihinden geçerli olarak 1 inci derecenin 3 üncü kademesi intibakı ve +4000 ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki 17 yıl 9 ay 14 gün fiili hizmet süresi, 5 ay 18 gün hizmet borçlanması süresi, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki 1 yıl 1 ay 11 gün hizmet süresi ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki 5 yıl 8 ay 15 gün hizmet süresi olmak üzere toplam 25 yıl 28 gün hizmet süresine karşılık emekli aylığı bağlandığı ve (18) tam yılına karşılık 22.949,24.-TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, 2.8. Bilahare, Belediye Başkanlığının, ilgilinin Belediye Başkanı sıfatıyla imzasını taşıyan ve
Kurumumuz kayıtlarına 13.02.2006 tarihinde giren 06.02.2006 tarihli yazıları ile; “Adı geçen; 1981-1988 yılları arasında 6 yıllık sicil notu ortalamasının 90 puan ve daha yukarı olduğundan bahisle, bir kademe ilerlemesinin dikkate alınarak mağduriyetinin giderilmesini ilgi (b) dilekçesiyle talep etmiştir … Konunun yeniden tetkiki ile sonucu hakkında bilgi verilmesini ….” talep edildiği ve anılan yazı ekinde adı geçenin emekliliğe esas intibakının 1 inci derecenin 4 üncü kademesine yükseltildiğine ilişkin bilgilerin gönderildiği, ancak bu yazı / eklerine ilişkin olarak Kurumumuzca sehven işlem yapılmadığı,
2.9. Bilahare, ilgilinin Kurumunuza yapmış olduğu 15.09.2021 tarihli başvuruya istinaden durumu tekrar incelenmiş ve Belediye Başkanlığından alınan 06.02.2006 tarihli ve – sayılı Olur’dan 1981-1988 yılları arasındaki altı yıllık sicil notu ortalamasının 90 puan ve daha yukarı olması nedeniyle
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 64 üncü maddesi uyarınca 26.03.1989 tarihinden itibaren tarafına
bir kademe daha verildiği anlaşılması nedeniyle Kurumumuzun 17.11.2021 tarihli işlemi ile emekli aylığının ilk bağlanış tarihi olan 15.11.2005 tarihinden itibaren 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve +4800 ek gösterge rakamı üzerinden tadil edildiği ve 15.11.2005-31.12.2021 tarihleri arası ek ödeme dahil 35.771,98 TL aylık farkı ile 2.066,69 TL emeklilik ikramiyesi farkı olmak üzere tahakkuk ettirilen toplam 37.838,67 TL’nin ödenmek üzere T.C. Ziraat Bankası /ÇANKIRI şubesine gönderildiği, 2.10. Bu itibarla, emekli aylığı bağlanmasına esas 25 yıl 28 günlük hizmet süesi ve 1 inci derecenin 3 üncü kademesi intibakı ve +4000 ek gösterge rakamı üzerinden (18) tam hizmet yılına karşılık aylık başlangıç tarihi olan 15.11.2005 tarihinde yürürlükte bulunan katsayılar üzerinden emekli aylığı ve emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmesi sonrasında, emekli aylık ve ikramiyesinin 1 inci derecenin 4 üncü kademe olarak tespit edilen yeni intibakı ile +4800 ek gösterge rakamı üzerinden 17.11.2021 tarihli işlemle gerekli düzeltmenin yapılması suretiyle adına aylık ve ikramiye farkı tahakkuk ettirilen ilgiliye, sosyal güvenlik mevzuatımızda herhangi bir nedenle ilgililere eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin olarak yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmemiş olması nedeniyle söz konusu fark ödemeleri için ayrıca faiz tahakkuk ettirilmesi veya ödemelerin güncel katsayılar esas alınarak yeniden belirlenmesine imkan bulunmamaktadır.
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesi; “ Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına
İlişkin Sözleşme’ye Ek Protokol Paris, 20.III.1952 “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesi;
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” ,
7. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Borçlunun Temerrüdü” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, 8. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 9. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”,
10. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun:
10.1. Mülga 12 nci maddesi; “Bu Kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartiyle, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar.”, 10.2. “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesi, “…Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir… “, 10.3. “Aylıkların Başlangıcı” başlıklı mülga 91 inci maddesi; “Bu kanuna göre bağlanan çeşitli
mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar:
…
c) Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanlara veya ölenlere emekli ve adi malullük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden başından;”, 11. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4 üncü maddesi; “…Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı
Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. …” şeklindedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
12. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran özetle; 4000 ek gösterge ile emekli olduğunu ek göstergesinin 4800 olarak sonradan düzeltilmesiyle emekli aylığının ve ikramiyesinin geç ödendiğini belirterek emekli maaş ve ikramiyesinin güncel katsayılarıyla ve faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.
14. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvurana emekli aylığı bağlanırken esas alınan 5434 sayılı Kanunda emekli ikramiyesinin hesabında emekli aylığının bağlandığı tarihteki katsayıların ve unsurların (hizmet süresi, derece/kademe, kıdem yılı, ek gösterge) esas alındığı ancak bu unsurlarda sonradan yapılan düzeltmelere bağlı olarak yapılacak ödemelerde ödemenin yapıldığı tarihteki güncel katsayıların esas alınacağına ya da enflasyona karşı değer kaybını giderecek şekilde bir ödeme yapılacağına veyahut ödeme ilk baştaki katsayı esas alınarak yapıldıysa yasal faiz uygulanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı ifade edilmiştir.
15. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvurana emekli aylığı ve emeklilik ikramiyesi farkı olarak ödenen toplam 37.838,67 TL’nin ödemenin yapıldığı tarihteki katsayılar esas alınarak ve faiz uygulanmak suretiyle ödenip ödenmeyeceği noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
16. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre emekli ikramiyesi ilgiliye bağlanan emekli aylığı esas alınarak belirlenmektedir. Buna göre emekli ikramiyesinin de ilgililerin emekli oldukları tarihteki emekli aylıkları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Nitekim emekli ikramiyesinin emekli olunan tarihteki katsayılarla değil de ödemenin yapıldığı tarihteki güncel katsayılar üzerinden ödenmesi talepleri üzerine bakılan davada Danıştay 11. Dairenin 27/2/2013 tarihli ve E.2011/6625, K.2013/1987 sayılı kararında; “…5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesine göre emekli ikramiyesi ilgiliye bağlanan emekli aylığı esas alınarak belirlenmektedir. Emeklilik, memuriyet statüsünün değişmesine neden olan ayrı bir statü olduğundan, bu statünün başlangıcı da aylığın bağlandığı tarih olduğu gibi emekli aylığı da, ödenecek ikramiyenin bir unsuru ve ölçüsü olup, emekli aylığı belirlendikten sonra buna göre ikramiye ödenmektedir. Bu nedenle; davacının yoksun kaldığı ikramiye farkı, diğer bir anlatımla uğranılan zarar emekli aylığının bağlandığı tarih itibariyle oluştuğuna göre, tazmini gereken zararın da, zarara neden olan bu işlemin tesis olunduğu tarihteki hukuksal duruma göre hesaplanması gerekeceği tabiidir.
Bu itibarla; yukarıda değinilen açıklamalar ve yasal mevzuat hükümleri gereğince, davacıya ödenmesi gereken emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki güncel tutarlar üzerinden hesaplanarak ödenmesi yönündeki istemin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığından reddi gerekmekte iken, kabulü yolunda verilen Mahkeme kararında isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” denilmek suretiyle ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur. Bu karar sonrasında mahkemeler, Danıştay tarafından belirlenen çerçevede karar vererek uyuşmazlıkları çözümlemişlerdir. Nitekim Kurumumuzca verilen kararlarda da aynı ilkeler benimsenmiş ve emekli ikramiyesinin güncel katsayılarla ödenmesi talepleri reddedilmiştir (07/01/2020 tarihli ve 2019/12357 Başvuru No’lu Ret Kararı).
17. Öte yandan geç ödenen emekli aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi talebiyle
Kurumumuza yapılmış başvurular da bulunmaktadır (21/07/2017 tarihli 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye
Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli 2020/575 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru
No’lu Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir.
Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin
Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında
Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.
Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve
“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ
DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal
BİR GEREKLİLİKTİR.”
Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde
mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt) karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.
Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere
Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.
18. Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda
San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
19. Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).
20. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana
Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).
21. Somut olayda 15.11.2005-31.12.2021 tarihleri arasında 4800 ek gösterge rakamıyla tadil edilen ilgili dönem için ödenen 35.771,98 TL aylık farkı ile 2.066,69 TL emeklilik ikramiyesi farkının sonradan
ödendiği buna karşın sosyal güvenlik mevzuatında eksik veya sonradan ödenen tutarlar için yasal faiz düzenlemesi veya güncel katsayı tutarları olmadığı gerekçesiyle ödenmediği anlaşılmıştır.
22. Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2.10. numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.
23. Bu kapsamda, idarenin işlemlerinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik 21/07/2017 tarihli ve / Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın emekli aylığı başlangıç tarihi (15/11/2005) ile emekli aylığının ve emekli ikramiyesinin 4800 ek gösterge ile tadil edilerek ödenmeye başlandığı tarih (31/12/2021) arasındaki gecikme için talep ettiği faizin, yargı organlarınca ayrıca verilecek bir karar aranmadan ödenebilmesine yönelik düzenleme yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi