|
ÖZET: Başvuran, 01/01/2019 tarihinde 65 yaş haddinden emekliye sevk edildiğini ve 14 yıl 8 ay hizmet süresine sahip olduğunu belirterek, emekli ikramiyesinin 14 yıl üzerinden hesaplandığını, ancak 15 tam yıl hizmeti olmadığı için emeklilik işlemlerinin tamamlanmadığını ifade etmiştir. Başvurusunda, daha önceki SSK sigortalılığına ait hizmet sürelerinin Emekli Sandığı ile birleştirilerek emekli aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın talebine ilişkin olarak, 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi ve mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine atıfta bulunarak, başvuranın emeklilik işlemlerinin mevcut mevzuat çerçevesinde yapılamayacağını belirtmiştir. İlgili mevzuat gereği, emekli aylığı bağlanabilmesi için en az 15 yıl hizmet süresinin tamamlanması gerektiği, bu sürenin sağlanamadığı durumlarda ise toptan ödeme yapılacağı ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin hukuka uygun olduğunu değerlendirerek, ret kararının yerinde olduğunu belirtmiştir. Başvuranın emekli ikramiyesinin hesaplanmasında, daha önceki sigortalılık sürelerinin dikkate alınamayacağı ve mevcut mevzuatın gerekliliklerine uygun hareket edildiği sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, başvuranın talebinin reddedilmesi yönünde karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/1498-S.21.2526
BAŞVURU NO : 2020/93195
KARAR TARİHİ : 25/01/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Emekli aylığının bağlanması ve emekli ikramiyesinin
BAŞVURUNUN KONUSU :
ödenmesi talebi hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 11/08/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, “01/01/2019 tarihinde 65 yaş haddinden resen emekliye sevk edilgini, 14 yıl 8 ay hizmeti olduğunu buna göre 14 yıl üzerinden emekli ikramiyesi ödemesinin yapıldığını ancak
15 tam yıl hizmeti olmadığı için emeklilik işlemlerinin tamamlanmadığını, yaş haddi şartı
olmasaydı 4 ay daha çalışarak Emekli Sandığından emekli olabileceğini belirterek daha önceki
SSK sigortalısı olarak geçen sigortalılık hizmetlerinin de emekli sandığına tabi geçen süreleri ile birleştirilmesi ve emekli ikramiyesinin oluşan bu yeni duruma göre hesaplanması ve emekli sandığı iştirakçisi olarak emekli aylığı bağlanmasını” talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 27/10/2020 tarihli ve tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel
Müdürlüğü tarafından gönderilen 03/12/2020 tarihli ve sayılı yazıda özetle:
2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 4 üncü maddesi; “…Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga
2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim
görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir….” hükmünü amir olduğu, bu hükümler gereği 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan 4/1-(c) kapsamında ki sigortalılar, emekliler ile bunların dul ve yetimleri hakkında aksine hüküm bulunmadığı takdirde ve maddeyle belirlenen esaslar çerçevesinde, 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan mülga hükümleri de dahil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümleri ile mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.2. Bu kapsamda mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü gereğince sigortalıların farklı sigortalılık statülerinde geçen hizmet süreleri birleştirilebilmektedir.
Ancak, aynı Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “Ancak, kurumlardan birinden aylık bağlanmış (malullük ile vazife malullüğü aylığı bağlananlardan kontrol muayeneleri sonunda aylığı kesilmiş bulunanlar hariç) veya aylık alma haklarını kaybetmiş olanların, söz konusu devrelere ait hizmet süreleri yapılacak birleştirmede dikkate alınmaz.” hükmüne göre ilgililerin aylıklarında değerlendirilen hizmet süreleri, aylık bağlandıktan sonra geçen hizmet süreleri ile birleştirilmediği, 2.3. Aynı Kanunun “Aylığı bağlayacak kurum:” başlıklı 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.” hükmünü amir olduğu, 3. 5434 sayılı Kanunun mülga 39 uncu maddesinde; “Emekli aylığı aşağıdaki hallerde
bağlanır:
…
(c) İştirakçilerden 40 ıncı madde gereğince haklarında yaş haddi hükümleri uygulanacak olanlar kurumlarınca re’sen veya (61) yaşını doldurduklarında istekleri üzerine; …
Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarda ki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı … doldurmuş olmaları şarttır…” hükmüne ve aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde ise; “İştirakçilerin görevleri ile ilişiklerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurdukları tarihtir.” hükmüne yer verildiği, 3.1. Bu hükümler gereğince haklarında yaş haddi hükümleri uygulanarak re’sen emekliye sevk edilen 4/1-(c) kapsamındaki sigortalılara emekli aylığı bağlanabilmesi için en az 15 yıl hizmet süresine sahip bulunmaları gerektiği, Bu süre sağlanamadığı taktirde 5434 sayılı Kanunun mülga 82 nci maddesinin; “Toptan ödeme, aşağıda yazılı hallerde yapılır. a) Yaş haddinden dolayı emekliye ayrılanlardan veya 61 yaşını doldurarak emekliye ayrılmalarını isteyenlerden, fiili hizmet müddetleri 15 yıldan az olanlara;…” hükmü gereğince toptan ödeme işlemi gerçekleştirildiği, 4. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 14 üncü maddesi; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malullük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında; bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya başlayanlar hariç olmak üzere sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir…” hükmünü amir ve bu hüküm gereği ilgili mevzuata göre emekli aylığı almakta iken (4/1(b) statüsünden emekli aylığı almakta olanlar hariç) çalışmaya devam eden ya da yeniden çalışmaya başlayanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanacağı belirlendiği, 4.1. Bu kapsamda; 506 sayılı Kanunun mülga 63 üncü maddesi;”…
Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunur. Ancak bunlardan 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden % 30 oranında
Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir. …
Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24/05/1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz, 64 üncü madde hükmüne göre toptan ödeme yapılmaz. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı halinde 12 nci madde hükümleri uygulanır.
Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı bir işte çalışmaları dolayısıyla bu maddenin (A) fıkrasına göre yaşlılık aylığı kesilenler, çalıştıkları süre içinde (B) fıkrasında yazılı hükümlerin uygulanmasını; (B) fıkrasına göre yaşlılık aylığı kesilmeden çalışanlar ise çalıştıkları süre içinde haklarında (A) fıkrasında yazılı hükümlerin uygulanmasını isteyebilirler.” hükmünü amir bulunduğu, 4.2. Buna göre başvuranın dilekçesinde belirttiği ve 14 yıl 8 aylık hizmetini 15 yıla tamamlamak için yeniden çalışmaya başladığı bilgisi kapsamında Kurum kayıtlarının incelenmesinde, 4/1-(a) kapsamında aylık bağlanmış olan aylıkları kesilmeksizin 08/04/202007/08/2020 tarihleri arasında 4/1-(a) kapsamında yapmış olduğu çalışmasının “2” koduyla yani sosyal güvenlik destek primine tabi olarak yeniden çalışmasının bulunduğu, 506 sayılı
Kanunun yukarıda anılan 63 üncü maddesine göre destek primine tabi söz konusu çalışma sürelerinin emekliliğe esas alınmasının mümkün olmadığı, 4.3. Bu kapsamda, mülga 2829 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre başvuranın 4/1-(a)
kapsamındaki yaşlılık aylığı bağlanmasına esas hizmet sürelerinin, 28/04/2004 tarihinden sonra 4/1-(c) kapsamında geçen hizmet süreleri ile birleştirilerek toplam hizmet süresi üzerinden durumunun aylık bağlanması yönünden incelenmesi mümkün olmadığı gibi 14 yıl 8 aylık hizmetini 15 yıla tamamlamak için 4/1-(a) kapsamındaki yaşlılık aylığı kesilmeksizin ve sosyal güvenlik destek primine tabi olarak geçen çalışma süresini içeren 08/04/2020-07/08/2020 tarihleri arasındaki sigortalılık süresi esas alınarak durumunun 5434 sayılı Kanun kapsamında ve 15 hizmet yılı dikkate alınarak bağlanmasını talep ettiği ikinci aylığa ilişkin olarak kullanılması da kanunen mümkün olmadığı, 5. Başvuranın daha önceki sigortalılık sürelerinin de dahil edilerek ikramiyesinin yeniden hesaplanmasına ilişkin; mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca farklı sigortalılık statülerinde geçen hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanan memurlara, aynı
Kanunun 12 nci maddesi hükmüne istinaden son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartıyla 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun emeklilik ikramiyesine ait hükümleri uygulanarak, 5434 sayılı Kanuna tabi geçen hizmetlerine (memuriyet hizmet sürelerine) karşılık emeklilik ikramiyesi verilmekte iken, Anayasa
Mahkemesi 05/06/2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/02/2009 tarihli ve Esas No: 2005/40, Karar No: 2009/17 sayılı Kararı ile 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal ettiği, 5.1. Ancak, 26/01/2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17/01/2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi hükmü ile, memuriyet görevinden emeklilik dışında nedenlerle ayrılmış olanlardan, son defa 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevler ile diğer sigortalılık statüleri esas alınarak aylık bağlananlara, son defa bulundukları sigortalılık statüsüne bakılmaksızın geçmiş memuriyet hizmetlerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esaslar yeniden belirlendiği, buna göre 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan memurların memuriyet hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için söz konusu hizmetlerin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş olması gerektiği, 5.2. Ayrıca, 6270 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde yer alan geçici 223 üncü madde; “Bu maddenin yürürlük tarihinden önce, mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlar ile ölenlerin hak sahiplerine, varsa açtıkları davalardan vazgeçmeleri ve bu Kanunun 89 uncu maddesindeki şartların varlığı halinde aynı esas ve usuller çerçevesinde emekli ikramiyesi ödenir. Davalardan vazgeçilmesi halinde, mahkemelerce Sosyal Güvenlik Kurumu lehine hükmedilecek vekalet ücretleri Kurumca tahsil edilmez. … ” hükmü kapsamında da kendilerine 26/01/2012 tarihinden önce, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan emeklilerin aylık bağlamaya esas alınan geçmiş memuriyet hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, bu kapsamdaki hizmetlerinde kıdem tazminatı ödenmesine imkan tanıyacak şekilde sona ermiş olması gerektiği, 5.3. Buna göre; 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi
daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiğinden, başvuranın 506 sayılı Kanuna göre 01/05/2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı için yapılan hizmet birleştirmesinde kullanılan 01/05/1980-30/09/1981 tarihleri arasındaki 1 yıl 5 ay ve 15/03/1992-14/10/1995 tarihleri arasındaki 3 yıl 7 ay olmak üzere Emekli Sandığına tabi toplam 5 yıl (1800 gün) hizmet süresinin, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemiş olmasından dolayı söz konusu hizmet sürelerine ikramiye ödenmesi imkanı bulunmadığı, 6. Başvuranın Kağıthane Belediye Başkanlığında olarak görev yapmakta iken 01/01/1954 doğum tarihine göre 01/01/2019 tarihinde yaş haddinden resen emekliye sevk edilmesi üzerine, 5335 sayılı Kanunun aynı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.” hükmü dikkate alınarak emekli aylığının yeniden ödenmeye başlandığı, 6.1. Öte yandan, yaş haddinden emekliye sevk edilen ve toplam hizmeti tarafına 5434 sayılı
Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması için yeterli olmayan başvurana 13/02/2019 tarihli ve 47517 sayılı işlem ile 1 inci derecenin 4 üncü kademesi olarak tespit edilen intibakı ve (2200)
ek gösterge rakamı üzerinden toplam 14 yıl 8 ay hizmet süresine karşılık 108.947,81.-TL toptan ödeme ve (14) tam hizmet yılına karşılık 50.842,31.-TL emekli ikramiyesi tutarı tahakkuk ettirilerek hizmetlerinin tasfiye edildiği, 6.2. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulduğunda emekli aylığı bağlanmayarak toptan ödeme yapılması hususunda Kurum işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, hususları ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
7. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,
8. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
9. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; “Önceki mevzuat hükümlerinin uygulanması” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında; “Bu
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. …” 5 inci fıkrası; “Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” 10. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun; “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir. Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire,
kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun
14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona
ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir. İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
….. Emekli ikramiyesini aldıktan sonra yeniden iştirakçi durumuna girenlerin tekrar emekliye ayrılmalarında, sadece sonradan geçen hizmetlerine karşılık yukarıdaki esaslara göre emekli ikramiyesi ödenir.” 11. 5434 sayılı Kanunun mülga 39 uncu maddesinde; “Emekli aylığı aşağıdaki hallerde bağlanır: …
(c) İştirakçilerden 40 ıncı madde gereğince haklarında yaş haddi hükümleri uygulanacak olanlar kurumlarınca re’sen veya (61) yaşını doldurduklarında istekleri üzerine; …
Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarda ki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı … doldurmuş olmaları şarttır…” hükmüne ve aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde ise; “İştirakçilerin görevleri ile ilişiklerinin kesilmesini gerektiren yaş haddi 65 yaşını doldurdukları tarihtir.” 12. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Ancak, kurumlardan birinden aylık bağlanmış (malullük ile vazife malullüğü aylığı bağlananlardan kontrol muayeneleri sonunda aylığı kesilmiş bulunanlar hariç) veya aylık alma haklarını kaybetmiş olanların, söz konusu devrelere ait hizmet süreleri yapılacak birleştirmede dikkate alınmaz.” 13. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun mülga 63 üncü maddesinin B bendinin 3 üncü fıkrası ve devamında;”…
Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak bir işte çalışmaya başlayanların yazılı talepte bulunmaları halinde yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam olunur. Ancak bunlardan 78 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançları üzerinden % 30 oranında
Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilir. …
Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz ve 24/05/1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz, 64 üncü madde hükmüne göre toptan ödeme yapılmaz. Ancak iş kazası veya meslek hastalığı halinde 12 nci madde hükümleri uygulanır.
Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı bir işte çalışmaları dolayısıyla bu maddenin (A) fıkrasına göre yaşlılık aylığı kesilenler, çalıştıkları süre içinde (B) fıkrasında yazılı hükümlerin uygulanmasını; (B) fıkrasına göre yaşlılık aylığı kesilmeden çalışanlar ise çalıştıkları süre içinde haklarında (A) fıkrasında yazılı hükümlerin uygulanmasını isteyebilirler.
hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
14. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuruda; başvuran, 4/1-(a) kapsamında emekli aylığı almaktayken 4/1-(c) kapsamında yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığının 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca durdurulduğunu ve 4/1-(c) kapsamındaki görevinden 01/01/2019 tarihinde yaş haddinden emekliye sevk edilmesiyle, 14 yıl 8 ay hizmetine karşılık 14 yıl üzerinden emekli ikramiyesi ödemesinin yapıldığını ancak emekli aylığının bağlanmadığını belirterek, daha önce 4/1-(c) kapsamında geçen hizmet sürelerinin de birleştirilerek ikramiyesinin yeni oluşacak bu duruma göre hesaplanması ve kendisine 4/1-(c) statüsünden emekli aylığı bağlanması talep etmekteyken idare tarafından mevzuat hükümleri kapsamında talebin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kısaca uyuşmazlığın başvurana aynı döneme rastlamayan çalışmaları nedeniyle, farklı iki sosyal sigorta statüsünden yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplandığı görülmektedir.
16. Bu kapsamda öncelikle hizmet birleştirmesine konu olan hizmetlerin, sigortalının daha sonra tekrar çalışması sonucu emekliliğe ilişkin prim gün sayısı hesaplanmasına dahil olup olmayacağı ve sonrasında ise yine hizmet birleştirmesine konu olmuş 4/1-c kapsamındaki sürelerin emekli ikramiyesi hesabına dahil edilme şartları incelenecektir.
17. Sosyal güvenlik hakkı birey için bir hak devlet için ise bir görev olmakla birlikte bu hakkın sağlanması için devletler sosyal güvenlik politikaları çerçevesinde kurallar getirmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 26.01.2011 gün ve 2008/109 Esas, 2011/25 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; devletin, Anayasa’da güvence altına alınan sosyal güvenlik haklarının yaşama geçirilmesi için gerekli teşkilatı kurması ve diğer önlemleri alması, sosyal güvenlik politikalarını bilimsel verilere göre belirlemesi ve bunun için gerekli yasal düzenlemeleri yapması doğaldır. Sosyal sigorta programlarının sigortacılık ilkeleri ve çağdaş standartlarla uyumu ve malî açıdan sürdürülebilirliği, sosyal sigorta kuruluşlarının idarî ve malî etkinliklerinin artırılması için gerekli rejimin oluşturulmasını zorunlu kılar. Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam ve sağlıklı temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilir olması düşünülemez. Bu düzenin korunması Anayasa’nın 60’ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının güvenceye alınması için de zorunludur.
17.1. Her şeyden önce vurgulanmalıdır ki sosyal güvenlik, sadece insanların geleceğini güvence altına almaya yönelik bir kurallar bütünü olmayıp, her şeyden önce bir sosyal program ya da politikadır. Bu politikada asıl hedef, insanların belirli sosyal risklere karşı ekonomik güvenliklerinin ve sosyal adaletin sağlanması ise de, bunun içinde durmadan değişen kural ve ilkeler, türlü yöntemler ve önlemler yer almaktadır. Bu niteliği itibarıyla sosyal güvenlik bir hukuk dalı olmaktan çok, bir sistemdir Sosyal güvenlik sistemimizde; malullük yaşlılık ölüm sigortasından aylığa hak kazanmak için belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi aranmakta, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde, sigortalıya aylık bağlanmasına imkân bulunmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 05/02/2009 tarih 2005/30 Esas ve 2009/18 karar sayılı kararında bu husus; “Yasa koyucu, sigortalıların ödeyecekleri primlerin ve bağlanacak aylıklarının hesabında esas alınan kurallar konusunda
Anayasa’da belirtilen ilkelere ve sosyal sigorta gereklerine uygun olarak adil ölçüler içerisinde düzenlemeler yapmak yetkisine sahiptir.,” şeklinde ifade edilmiştir.
18. Buna göre başvuruda yer alan 28/04/2004 tarihinden sonra 4/1-(c) kapsamında geçen 14 yıl 8 aylık hizmetini hizmet süresinin 01/05/2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı için yapılan hizmet birleştirmesinde kullanılan 01/05/1980-30/09/1981 tarihleri arasındaki 1 yıl
5 ay ve 15/03/1992-14/10/1995 tarihleri arasındaki 3 yıl 7 ay olmak üzere Emekli Sandığına
tabi toplam 5 yıl (1800 gün) hizmet süreleri ile birleştirilerek emekli aylığına esas alınıp alınamayacağının ilişkin olarak mevzuat hükümlerine baktığımızda; öncelikle başvuranın 4/1c kapsamındaki ilk çalışmasının 01/05/1980 olduğu buna göre 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan 4/1-(c) kapsamında ki sigortalılar, emekliler ile bunların dul ve yetimleri hakkında aksine hüküm bulunmadığı takdirde ve maddeyle belirlenen esaslar çerçevesinde, 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan mülga hükümleri de dahil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümleri ile mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanun hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
19. Bu kapsamda mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasının amir hükmüne göre; “Ancak, kurumlardan birinden aylık bağlanmış (malullük ile vazife malullüğü aylığı bağlananlardan kontrol muayeneleri sonunda aylığı kesilmiş bulunanlar hariç) veya aylık alma haklarını kaybetmiş olanların, söz konusu devrelere ait hizmet süreleri yapılacak birleştirmede dikkate alınmaz.” sigortalıların aylıklarında değerlendirilen hizmet süreleri, aylık bağlandıktan sonra geçen hizmet süreleri ile birleştirilmesi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
19.1. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2013/235, K.2014/9 sayılı Kararında da başvuruya benzer bir konuya ilişkin yapılan yargılama neticesinde; “Bu nedenle, somut olayda,
506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra Emekli Sandığına tabi
çalışmaları nedeni ile 5335 sayılı Kanun’un 30.maddesi nedeniyle, kanunun yürürlüğe girdiği
27.04.2005 tarihinden itibaren kesildiği mahkeme kararı ile tespit edilen davacının, söz konusu
çalışmasının sona ermesi üzerine, tekrar yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunduğunda,
01.02.1966 tarihinden itibaren devam ede gelen farklı sosyal güvenlik kurumları kapsamındaki
çalışmalarının, son çalışmanın geçtiği Kanun kapsamında bağlanacak yaşlılık aylığında gözetilmesinin mümkün olduğuna ve davacının 01.02.1966-06.01.1998 tarihleri arasında gerçekleşen farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmalarının, 2829 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, 5434 sayılı Kanun’a göre bağlanan emeklilik aylığında nazara alınmasının gerektiği, 14.03.2007 tarihli tahsis talebi üzerine, 15.11.2006 tarihinden itibaren
506 sayılı Kanun kapsamında tahsis edilen ikinci yaşlılık aylığını almasının mümkün
olmadığına işaret eden, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” şeklinde hüküm kurmuştur.
20. Bu bakımdan başvurana 01/05/2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı hesabına dahil edilen 01/05/1980-30/09/1981 tarihleri arasındaki 1 yıl 5 ay ve 15/03/1992-14/10/1995 tarihleri arasındaki 3 yıl 7 ay olmak üzere Emekli Sandığına tabi toplam 5 yıl (1800 gün) hizmet sürelerinin, 28/04/2004 tarihinden sonra 4/1-c kapsamında geçen hizmet süreleri ile tekrar birleştirilerek emeklilik hesabına dahil edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
25. Başvuranın (4/1-(a) kapsamında aylık bağlanmış olan aylıkları kesilmeksizin 08/04/202007/08/2020 tarihleri arasında 4/1-(a) kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi olarak yeniden çalışmasının bulunduğu tespit edildiğinden, 506 sayılı Kanunun yukarıda anılan 63 üncü maddesinin amir hükmü gereğince sosyal güvenlik destek primine tabi söz konusu çalışma sürelerinin emekliliğe esas alınmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından idarenin yapmış olduğu işlemin hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, mülga 2829 sayılı
Kanunun 5 inci maddesine göre adı geçenin 4/1-(a) kapsamındaki yaşlılık aylığı bağlanmasına esas hizmet sürelerinin, 28/04/2004 tarihinden sonra 4/1-(c) kapsamında geçen hizmet süreleri ile birleştirilerek toplam hizmet süresi üzerinden durumunun aylık bağlanması yönünden incelenmesi mümkün olmadığı gibi 14 yıl 8 aylık hizmetini 15 yıla tamamlamak için 4/1-(a)
kapsamındaki yaşlılık aylığı kesilmeksizin ve sosyal güvenlik destek primine tabi olarak geçen çalışma süresini içeren 08/04/2020-07/08/2020 tarihleri arasındaki sigortalılık süresi esas alınarak durumunun 5434 sayılı Kanun kapsamında ve 15 hizmet yılı dikkate alınarak bağlanmasını talep ettiği ikinci aylığa ilişkin olarak kullanılması da kanunen mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
26. Bu noktadan sonra ise başvuruda yer alan 506 sayılı Kanuna göre 01/05/2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı için yapılan hizmet birleştirmesinde kullanılan 01/05/198030/09/1981 tarihleri arasındaki 1 yıl 5 ay ve 15/03/1992-14/10/1995 tarihleri arasındaki 3 yıl 7 ay olmak üzere Emekli Sandığına tabi toplam 5 yıl (1800 gün) hizmet süresinin, emekli ikramiyesi hesabına dahil edilmesine yönelik talebin incelenmesi gerekmektedir.
27. Mülga 2829 Sayılı Kanunun 12 nci maddesinin yedinci fıkrasında kendilerine birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, Sandığa tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli
Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödeneceği, 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermesi gerektiği, sözleşmeli personel olarak geçen sürelere emekli ikramiyesi ödenebilmesi için ise hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermesinin gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre, diğer şartların yanında, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananların sözleşmeli personel olarak geçen sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet sözleşmesinin iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette bir ödemeye hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği maddede açık bir şekilde belirtilmiştir.
28. 5434 sayılı Kanunu’nun 89 uncu maddesinde hizmet sürelerinin tamamı 5434 ve/veya 5510 sayılı Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlere her tam fiili hizmet yılları için emekli ikramiyesi verileceği, mülga 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödeneceği, mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi gereği 5434 sayılı Kanun kapsamındaki daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen hizmetlere emekli ikramiyesi ödenirken bu maddeye aykırı hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlananların 5434 sayılı Kanun ya da 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki hizmetlerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için söz konusu hizmetlerin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermesi gerekmektedir.
29. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan sigortalıların kamu kurumlarında geçen hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenirken; 5434 sayılı Kanun, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi veya Geçici 4 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında geçen sürelerinin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak; 657 Kanunun sözleşmeli personel statüsü kapsamında geçen sürelerinin ise iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette bir ödemeye hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermesi gerektiği anlaşılmaktadır.
30. Buna göre başvurana 506 sayılı Kanuna göre 01/05/2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı için yapılan hizmet birleştirmesinde kullanılan 01/05/1980-30/09/1981 tarihleri arasındaki 1 yıl 5 ay ve 15/03/1992-14/10/1995 tarihleri arasındaki 3 yıl 7 ay olmak üzere
Emekli Sandığına tabi toplam 5 yıl (1800 gün) hizmet süresinin, istifayla sona ermesi sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemiş olmasından dolayı söz konusu hizmet sürelerine ikramiye ödenmesi imkanı da bulunmamaktadır.
31. Sonuç olarak başvurana 01/05/2000 tarihinde farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçen hizmet sürelerinin 2829 sayılı Kanun kapsamında birleştirilmesiyle aylık bağlanmasının ardından başvuranın 28/04/2004 tarihinde 4/1-(c) bendi kapsamında tekrar çalışmaya başlaması ve ardından 01/01/2019 tarihinde yaş haddinden resen emekliye sevk edilmesi üzerine, daha önce hizmet birleştirmesine konu olan sürelerin emeklilik için aranan prim ödeme gün sayısına dahil edilmemesi, 28/04/2004-01/01/2019 tarihleri arasında geçen hizmet süresinin 15 yılı tamamlamadığı, diğer taraftan bu süreden sonra geçen sosyal güvenlik destek primine tabi 4/1a kapsamında geçen sürenin emekliliğe esas alınmasının kanunun amir hükmü gereğince mümkün olmadığı anlaşılarak başvuranın 4/1-c hizmetlerine toptan ödeme yapılması ve emekli ikramiyesinin hesabından daha önceden hizmet birleştirmesine dahil edilen emekli sandığına tabi sürelerin istifa nedeniyle sona ermesinden dolayı bu sürelerin dikkate alınması işlemlerinde idarenin sosyal politikalar kapsamında belirlenen sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan yetki ve sorumluluk çerçevesinde hareket ettiği anlaşıldığından hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle
“karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
33. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi