ÖZET: Başvuran, emekli aylığının kesilmesi ve ödenen aylıkların borç olarak çıkarılmasıyla ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Başvurusunda, emeklilik için gerekli gün sayısının eksik olduğunu, bu nedenle emekli maaşının kesildiğini ve geçmişte ödenen aylıkların geri alınacağı bilgisini paylaşmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emeklilik şartlarını sağlamadığını ve dolayısıyla yapılan ödemelerin yersiz olduğunu belirtmiştir. Başvuran, eksik günlerinin iadesini talep etmiş, ancak bu talep reddedilmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın çalıştığı işyerinin denetim raporuna göre sahte olduğunu ve bu nedenle prim günlerinin silindiğini ifade etmiştir. Başvuranın, 2014 yılında çalıştığı işyerinde fiili bir çalışma olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, başvuranın emeklilik şartlarını kaybetmesine neden olmuştur. Kurum, yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuka uygun olduğunu ve başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edilmediğini belirtmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerinin reddedilmesi yönünde öneride bulunmuş ve yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu değerlendirmiştir. Başvuranın geçmişteki usulsüz prim ödemeleri nedeniyle yaşadığı sorunların çözümü için yasal yolları kullanabileceği ifade edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/10586-S.16294

BAŞVURU NO : 2019/9092

KARAR TARİHİ : 22/10/2019

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın emekli aylığının kesilmesi ve ödenen aylıklarının tarafına borç çıkartılması hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 29/04/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, … şikayet numaralı başvurusunda emekli olmak için yaptığı başvurular sonucunda gününün eksik olması nedeniyle iki kez kayba uğradığını, 2015 yılının 2. ayında emekliliğe hak kazandığını, 2017 yılı Kasım ayında emekli maaşının kesildiğini, sebebinin

2016 yılı 1/64 sayılı denetim raporuna göre 2014 yılı 2. ve 3. aylarda toplam 38 gün çalıştığı

şirketin (K) kontrol altında bir şirket haline geldiği için günlerinin silinmesi olduğunu öğrendiğini, sonuçta 7 gününün eksik olması nedeniyle emekliliğinin iptal edildiğini, 7 günü tamamlaması halinde emekli maaşının yeniden bağlanacağının ancak geçmiş 3 yıllık sürede ödenen maaşın faiziyle geri alınacağının söylendiğini, askerlik süresinden 20 günü yatırması üzerine 2018 yılı Şubat ayında maaşının sanki yeni emekli olmuş gibi zamlardan faydalanmamış haliyle yeniden bağlandığını, 1984 yılında 2. ve 3. Dönemlerde toplam 32 gün çalıştığı bir firmada 10 gününün eksik gösterildiğini belirterek eksik bildirilen günlerinin iadesini, çıkarılan borcun iptalini ve kesilen aylıklarının iadesini istemiş, Kurumumuzca verilen

Gönderme Kararı neticesinde SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI 11/04/2019 tarih ve … sayılı cevap ile talebinin reddedildiğinden bahisle tekrar Kurumumuza başvurarak şikayetinin esastan incelenmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 30/07/2019 tarihli ve … sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

gönderilen 24/09/2019 tarihli … sayılı yazı ve eklerinde özetle:

2.1. Başvurana, 29/01/2015 tarihli tahsis talebine istinaden ve 25 yıl, 48 yaş, 5225 gün şartlarını sağladığından, 506 sayılı Kanunun Geçici 81 inci maddesinin (B) bendine göre 5254 gün sayısı üzerinden 01/02/2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı,

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

2.2. 25 yıl, 48 yaş, 5225 gün şartların tabi olup 22/01/2018 tarihinde tekrar tahsis talebinde bulunması üzerine 01/02/2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının yeniden bağlandığı, 2.3. Başvurana 01/02/2015 tarihinden itibaren bağlanan aylığın başlangıç tarihi itibariyle iptal edilmesi üzerine 19/04/2015 – 18/12/2017 tarihleri aralığında yapılan ödemeler için başvurana borç oluşturulduğu, 2.4. Çalışma olarak bildirilen, ancak denetim raporuna istinaden iptal edilen sürelere ilişkin prim ödemesi yapılmadığı, 2.5. Fiili çalışmaya dayanmadığı tespit edilerek hizmetlerin iptal edilmesi işleminin sigortalı kusurundan kaynaklanması sebebiyle yersiz ödendiği tespit edilen aylıklara Kanunun 96 ıncı maddesi (a) bendi kapsamında borç kaydı oluşturulduğu, Kurumun hatalı işlemi olmaması nedeniyle (b) bendinin uygulanma imkanı bulunmadığı, 2.6. Kocaeli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün denetim ve kontrolle yetkilendirilen memurları tarafından 20/05/2014 tarihli ve 228 sayılı görev emrine istinaden yapılan denetim sonucu düzenlenen ve başvurana borç çıkartılmasına dayanak teşkil eden 30/06/2016 tarihli ve

64 sayılı denetim raporunun ilişikte gönderilmiş olduğu,

2.7. Başvurana borç çıkarılmasına dayanak oluşturan denetim raporunun usulüne uygun olarak düzenlendiği, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran 2015 yılının ikinci ayında emekliliğe hak kazandığını, 2017 yılı Kasım ayında emekli maaşının kesildiğini, 2014 yılı Şubat ve Mart aylarında toplam 38 gün çalışması olan şirketin kontrol altında olan bir şirket haline gelmesi nedeniyle prim günlerinin silindiğini, 2018 yılı Şubat ayında eksik günlerinin tamamlayarak yeniden emekli olduğunu, Şubat 2015-Kasım

2017 arasnda ödenen aylıklarının yersiz ödeme olarak tarafına borç çıkartıldığını belirterek

borç kaydının silinmesini, aylık kesilme işleminin iptali ile 1984 yılında toplam 32 gün çalıştığı bir firmada 10 gününün eksik gösterildiğini iddia ederek eksik günlerinin iadesini talep etmiştir.

8. Sosyal Güvenlik Kurumunca gönderilen cevabi yazıda; denetim raporuna istinaden çalıştığı işyerinin yalnızca kağıt üzerinde kurulu olması nedeniyle prim günlerinin silindiği, başvuranın emekli aylığının başlangıçtan itibaren iptal edildiği ve 19/04/2015 – 18/12/2017 tarihleri arasında yapılan ödemelerin de başvurana borç kaydedildiği hususları bildirilmiştir.

9. Bu çerçevede uyuşmazlığın; başvuranın … Yapı Metal İnşaat ve Orman Ürünleri San.

Tic. Ltd. Şti’de geçen çalışmalarının silinmesi nedeniyle başvuran emekli aylığına hak kazanma şartlarını yitirdiğinden başlangıçtan itibaren emekli aylığının kesilmesi ve ödenen aylıkların borç çıkarılması noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

10. Başvuranın 01/02/2015 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesi hakkında; 11. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 4/1(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunda tanımlanmıştır. Borçlar Kanununa göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir.

Anayasa Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve

Resmi Gazete tarih/sayı: 19/10/1968/13031)

12. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında; “Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay

Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E. 2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı

Yasanın 59 uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.

13. Başvuranın 38 günlük … Yapı Metal İnşaat ve Orman Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti unvanlı işyerinde geçen prim sürelerinin silinmesinin değerlendirilmesi gerekirse ilgili denetim raporuna bakmak gerekecektir. İlgili raporu kısaca özetlemek gerekirse; 13.1. Kocaeli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü 20/05/2014 tarih ve 228 sayılı görev emri ile düzenlenen denetmen raporunun içeriğinde; incelemeye konu işyerinin 13/05/2013 tarihi itibariyle 5510 sayılı yasa kapsamında tescil olunduğu, 2013/05 – 2014/03 tarihleri arasında

Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunulduğu, ilgili dönemlerde primlerin ödenmediği, bu dönemlerde 78 kişi için bildirimde bulunulduğu, belirtilen adreste işyerinin tanınmadığı ve faaliyetinin olmadığı, alınan ifadelerde kişilerin belirtilen işyerinde çalışmadıklarını kabul ettikleri, alınan ifadelerdeki diğer hususlar da dikkate alındığında … Yapı Metal İnşaat ve

Orman Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti unvanlı işyerinin piyasada mevcut olmayan kağıt üzerinde kurulmuş ve belli bir adreste faaliyet göstermeyen sahte işyeri kapsamında olduğu ve ilgili işyeri dosyası üzerinden yapılmış olan tüm sigortalılık bildirimlerinin işyeri ile bağı olmayıp gerçeği yansıtmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı görülmüştür. 5510 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan anlamda herhangi bir işyeri kalmadığından denetime konu işyerinin kanun kapsamına alındığı tarih itibariyle kapsamdan çıkartılması gerektiği,

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

işyeri dosyasından yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayanmadığından sigortalı işe giriş bildirgeleri, sigortalı işten çıkış bildirgeleri ve yapılan tüm bildirimlerin iptal edilmesi gerektiği ilgili rapor sonucunda belirtilmiştir.

13.2. İlgili denetmen raporunda işyerine ilişkin belirtilen adreste gerekli incelemelerin yapıldığı, işyerinden sigorta bildirimi yapılanlardan alınan ifadelerde bu kişilerin bahse konu işyerinde çalışmadıklarını, pek çoğunun muhasebeciler aracılığıyla sigortalı gösterildiklerini, işyerinin adını hiç duymadıklarını beyan ettikleri ve aynı dönemde beraber çalıştıklarını iddia eden kişilerin birbirlerini tanımadıklarının tespit edildiği görüldüğünden ilgili raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerin yeterli inceleme ve araştırmaya dayandığı değerlendirilmiştir.

14. Yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili denetmen raporu çerçevesinde yapılan değerlendirmede; başvuranın 2014/2 ve2014/3 dönemlerine ait toplam 38 günlük … Yapı Metal

İnşaat ve Orman Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti Şti unvanlı işyerinde geçen çalışmalarının, 4/1-(a)

sigortalılığını doğuracak fiili çalışma olgusu ile ücret ve bağımlılık unsurlarını içermediğinden iptal edildiği, dolayısıyla başvuranın prim gün sayısının 5225 günü tamamlamaması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanma şartlarını kaybettiği anlaşıldığından Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan emekli aylığı kesilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

15. Başvurana aylıklarının iptali dolayısıyla 01/02/2015 tarihinden 18/12/2017 tarihine kadar yapılmış aylık ve diğer ödemelerin geri alınması hakkında; 16. 2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme Bakırköy 2. İş Mahkemesinin itiraz yoluyla önüne getirdiği 5510 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik

Kurumunca tahsil edilecek yersiz ve fazla ödemelere ilişkin 96 ncı maddesinin sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanan yersiz ödemelere ilişkin (a) bendinin

Anayasa’nın Sosyal Güvenlik Hakkını düzenleyen 60 ıncı maddesine aykırılığını incelemiş, ilgili maddenin düzenlemesinin kanun koyucunun takdir hakkı içerisinde kaldığını ve bu şekilde yapılan düzenlemenin Sosyal Güvenlik Hakkına engel teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme, kararında aynı zamanda “Kural, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” ifadelerine yer verilmiştir.

17. Anayasa Mahkemesinin 2013/673 Başvuru numaralı 20/04/2016 tarihli kararında geçmişte yapılan usulsüz prim girişleri nedeniyle başvuranın yaşlılık aylığının kesilmesi ve kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının faiziyle birlikte geri ödenmesi noktasında faizle geri ödemenin mülkiyet hakkı ihlali olduğu yönündeki başvuruyu kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük gibi kriterler esas alarak değerlendirmiş ve başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesi; “Bu durumda somut

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır. Öyleyse bu noktada ortaya konması gereken, usulsüz prim girişlerine istinaden yersiz ödenen söz konusu meblağın üzerine yasal faiz ilave edilerek tahsilinin istenmesinin başvurucuya -kamu yararı dikkate alındığında- aşırı bir yük yükleyip yüklemeyeceği hususudur.

Anayasa Mahkemesince bu çerçevede başvurucunun emekli olduğu tarih itibarıyla SGK müfettişlerince de tespit edildiği üzere sosyal güvenlik prim hesabında on dört aylık usulsüz prim girişi olduğu bu çerçevede başvurucunun hileli bir hizmet süresinden yararlandırıldığı ortaya konmuş bu durumda somut olayın özelliklerine göre yapılan değerlendirmede, başvurucunun kendisine kazandırılan on dört aylık hileli hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve toplam hizmet süresine söz konusu hileli hizmet süresi de eklenerek gerçekte hak kazanmadığı tam yaşlılık aylığı ödemelerinden yararlandığı anlaşılmış, eksik kalan hizmet süresi üzerinden usulsüz olarak aldığı aylıkların kendisinden daha sonra 5510 sayılı

Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca kanuni faizi ile birlikte iadesinin isteneceğini bilebileceği kanaatine varılmıştır (§59-60).” 18. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B.

No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri ödenmesine karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Geçmişte yapılmış usulsüz prim ödemelerinin sorumluluğunun başvurucuya yüklenerek yersiz ödenmiş aylıkların geri ödenmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Öyleyse yaklaşık 2 yıl boyunca kendisine ödenen aylık tutarı üzerinde başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu ile idarece bu tutarın yasal faizi ile birlikte iadesinin istenmesinin başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğine kuşku yoktur.

19. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın taleplerini değerlendirmemiz gerekirse; 19.1. Kanunilik

Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. (AYM,Bekir Yazıcı, B.

No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

Somut olayımızda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesinin yasal dayanak olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemenin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

19.2. Meşru Amaç

Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “ Kural, Sosyal Güvenlik

Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından

Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

Bu anlamda başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle prim günlerinin silinmesi ve bunun sonucunda emeklilik şartlarını taşımıyor hale gelmesi nedeniyle geriye dönük olarak ödenmiş olan aylıkların ilgili madde çerçevesinde geri alınmasında temel amacın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

19.3. Ölçülülük

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir

(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,

K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, B. No: 2013/8074, 9/3/2016, § 73). Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

Başvuru konusu olayda denetim raporlarında başvurucunun sahte işyerinde sahte sigortalı olarak bildirildiğinin belirlendiği, bu belirleme neticesinde başvurucunun yaşlılık aylığına hak kazanma yönünden prim gün sayısının eksik kaldığının görüldüğü, denetim raporları çerçevesinde başvurucunun iyi niyetli olamayacağı değerlendirilmektedir.

Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda başvurucunun mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi çerçevesinde faizi ile birlikte iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvurucunun böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

20. Yukarıda yapılan açıklamalar ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, Başvuranın sahte sigortalılık nedeniyle emekli olma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesi, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan fazla ve yersiz ödemelerin geri alınması hususlarında idarece yapılmış

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

20.1. Öte yandan, başvuranın 1984 yılında 32 gün çalıştığı bir firmada 10 günün eksik gösterildiğinden bahisle eksik bildirilen günlerinin iadesinin talebi hususunda; 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim belgeleri ve işyeri kayıtları” başlıklı 86 ncı maddesinin sekizinci fıkrasında “Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılan tespitlerden ve kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır.” hükmüne yer verildiği; aynı maddenin dokuzuncu fıkrasında ise “Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” hükmünün bulunduğu görülmüştür. Dolayısıyla başvuranın iddia ettiği üzere 1984 yılında fiili çalışmasının olup olmadığının ancak iş mahkemelerinde açılacak hizmet tespiti davası sonunda alınacak ilamla tescil edilebileceği, yasa koyucunun hizmet tescili için başkaca bir yol öngörmediği sonucuna ulaşılmıştır. Başvuranın ilgili iddiası için hizmet tespit ve tescilinin kanun koyucu tarafından yalnızca iş mahkemelerinde açılacak tespit davası yoluyla belirleneceği düzenlendiğinden Kurumumuzca incelenmesine imkan bulunmamaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi

https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.