ÖZET: Başvuru, emekli aylığının kesilmesine ilişkin işlemlerin geri alınması talebini içermektedir. Başvuran, 2009 yılında emekli olduğunu ve 2022 yılından itibaren aylığının kesildiğini belirtmiştir. Aylığının kesilme sebebi olarak, sahte işyeri bildirimleri gösterilmiştir. Başvuran, bu durumu İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne bildirmiş, ancak yapılan incelemelerde gerekli belgelerin eksik olduğu ve sahte sigortalılık tespitleri nedeniyle aylığının iptal edildiği ifade edilmiştir. Başvuran, 77 yaşında olduğunu ve başka bir geliri olmadığını belirterek, iptal edilen prim günlerinin geri eklenmesini, aylığının yeniden bağlanmasını ve borç kaydının silinmesini talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emeklilik şartlarını sağlamadığını ve yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirtmiştir. Denetim raporları doğrultusunda, başvuranın sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, başvuranın talebi reddedilmiş ve yersiz ödemelerle ilgili borç kaydı oluşturulmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddini önererek, idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve başvuranın yasal yollara başvurma hakkı saklı tutulmuştur. İlgili idareye tebliğ edilen karar, başvuranın itiraz süreçlerini bilgilendirmemiştir. Bu durum, idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun davranmadığını göstermektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/3791-S.24.5989

BAŞVURU NO : 2023/16845

KARAR TARİHİ : 04.04.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli aylığının kesilmesine ilişkin işlemlerin geri alınması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 21.10.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran; sicil numarası ile

01.04.2009 tarihinde emekli olduğunu, Mart 2022’den itibaren tarafına bilgi verilmeden aylığının

kesildiğini, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne konuya ilişkin başvurduğunu, sahte işyeri gerekçesiyle aylığının kesildiğini öğrendiğini, yersiz ödeme kapsamında 297 Bin TL borç kaydı oluşturulduğunu, aynı işyerinin farklı üç isimle sahte gösterildiğinin ifade edildiğini, ifade ve şahit isimleri verdiklerini, bunun sonucu İşyeri numarası ile iptal edilen günlerin geri eklendiğini, İşyeri numarası ile kontrolde olanlara ilgili denetmen tarafından yazı yazıldığını ve ekleneceğini, fakat işyeri numaralı olarak gösterilen 238 günün ifadesi alınmadan ve bilgi verilmeden yüzeysel incelenip silindiğini, aslında aynı işyerine ait bu üçüncü dosya için de yeniden inceleme talep ettiğini, ancak dosyanın incelemeye alınmadığını, inceleme açılması için bir şikayet olması gerektiğini, 77 yaşında olduğunu başka geliri olmadığını ifade ederek, dosya hakkında soruşturma açılarak silinen prim günlerinin tarafına iadesini, aylığının yeniden bağlanmasını ve borç kaydının silinmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 09/11/2023 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen

07/12/2023 tarihli ve sayılı yazıda özetle:

2.1. 5510 sayılı Kanuna göre sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları Kanun hükümlerine; Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının ise 506, 2925, 1479 ve mülga 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlendiği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin, bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve

Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesi aranmakta olup, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde, sigortalıya aylık bağlanmasına imkan bulunmadığı, 2.2. Öte yandan, Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği’nin 19 uncu Maddesinde; Kanuna göre sigortalılık niteliği taşımadığı halde, gerçeğe aykırı olarak bildirim yapıldığı tespit edilen tescil kayıtlarının iptal edileceğinin hüküm altına alındığı, 2.3. Buna göre, ilk kez 22.12.1989 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başlayan nin aylığa hak kazanma koşullarının, 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine göre,

20 yıl sigortalılık süresi ve 5375 prim ödeme gün sayısı, veya 506 sayılı Kanunun geçici 81 inci maddesinin

birinci fıkrasının (C) bendine göre, 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 prim ödeme gün sayısı ve 58 yaş olarak tespit edildiği, 27/12/2019 tarih ve sayılı denetmen raporu ile sicil numaralı

‘ye ait işyerindeki sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğunun tespiti neticesinde, iptal edilen günler sonrasında, prim ödeme gün sayısı koşulu sağlanmadığından, 01.04.2009 tarihinden itibaren almakta olduğu yaşlılık aylığının 11/02/2022 tarihinde iptal edildiği, 2.4. Sigortalının ‘ye ait sicil numaralı iş yerindeki çalışmalarının iptali sonrası kalan gün sayısının 3193 olduğu, 2.5. Diğer yandan Sosyal Güvenlik Denetmenleri incelemelerini tamamladıktan sonra raporların denetmenlik bünyesinde kurulu bulunun rapor okuma komisyonu üyesi tarafından incelenip uygun görülmesi halinde ünite amiri oluruna sunulduğu ve olur alan raporun ilgili üniteye gönderilerek raporda belirtilen sonuç ve kanaat maddeleri uygulanmak üzere ilgili üniteye gönderildiği, 2020/39 sayılı Sosyal

Güvenlik Denetmenleri Genelgesi ekinde yer alan Çalışma Talimatında işyerinin tamamıyla sahte olma olasılığı çok yüksek olan incelemelerde ilgili talimatımızın; “2.2.2. Sahte Sigortalı Bildirimlerine İlişkin

Hususlar”, 2.2.3.3.1. Sigortalıların (Adına Hizmet Bildirilenlerin) İfadelerinin Alınması başlığı altında; “Sahte sigortalı bildirimi incelemelerinde, sahte sigortalı olduğundan şüphelenilen kişilerin tamamının ifadelerinin alınmasına özellikle dikkat edilir. Sahte işyeri incelemelerinde, mümkün olduğunca sigortalıların tamamının ifadesi alınır, sigortalı sayısının fazlalığı veya diğer nedenlerle bunun mümkün olmaması halinde, ifadesi alınamayan kişilerin durumları hakkında da kesin kanaat oluşturabilecek sayıda kişinin ifadesi alınır. Alınan ifadelerin, yalnızca kişinin kendisi ile ilgili olmayıp diğer sigortalılar için de bilgi içermesine dikkat edilir. Sınırlı sayıda ifade alınarak, özellikle çok sayıda sigortalı bildirilen işyerlerinden yapılan tüm bildirimlerin gerçek olup olmadığı konusunda kanaat oluşturulabilmesi, ancak diğer araştırma yöntemlerinden elde edilen kesin ve somut bulguların varlığı ile mümkündür.” denildiğinden örneklem yöntemiyle seçilen ve belirli sayıda sigortalının ifadesinin alınması yönteminin de uygulanabildiği, ayrıca rapor yazıldıktan sonra herhangi bir işyeri veya bu işyerine yönelik Denetmenliğe ünite tarafından gönderilmiş yeni bir inceleme talebi olmadan inceleme yapma imkanı olmadığı,

2.6. Sosyal Güvenlik Denetmenleri tarafından inceleme yapılıp rapor yazıldıktan ve tüm işlemleri sonuçlandıktan sonra Denetmenlik tarafından tekrar inceleme yapabilmesi için ilgili sigortalının iptal edilen hizmet bildirimlerine istinaden somut ve sonradan düzenlenemez bilgi ve belgeler ile dosyanın işlem gördüğü Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğüne başvurması ve başvurunun ilgili ünitenin itiraz komisyonu tarafından değerlendirilmesinden sonra düzenlenecek inceleme yazısına istinaden Denetmenliğe intikal etmesi durumunda yeni bir inceleme yapılabildiği, 2.7. Buna göre, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurları tarafından sahte sigortalılık bildirimleri ve sahte işyeri hakkındaki incelemelerle ilgili denetim sürecinde gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra kesin bir kanaatin ortaya çıkması halinde emek ve zaman kaybına yol açmamak adına var olan tespiti etkileyecek herhangi bir somut veri sunulması halinde yeni bir inceleme yapılabileceği, Bu kapsamda, başvuruda bulunan . adına yapılan işlemlerin, mevzuatta belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yerine getirildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 16/06/2006 tarihli ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanununun; “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 6. 27/09/2008 tarihli 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Fazla veya Yersiz Ödemelerin

Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in; “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5 inci maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin uygulamasında; a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde

Kuruma bildirilmemesi, c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi, f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması, ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur…” hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilgili idare tarafından yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Emeklilik şartları 20 yıl sigortalılık süresi ve 5375 prim ödeme gün sayısı veya 15 yıl sigortalılık süresi

3600 prim ödeme gün sayısı ve 58 yaş olarak tespit edilen başvuranın, 27/12/2019 tarih ve

sayılı denetmen raporu ile sicil numaralı ‘ye ait işyerindeki sigortalılık bildirimlerinin sahte olduğunun tespiti neticesinde, iptal edilen günler sonrasında, prim ödeme gün sayısı koşulu sağlanmadığı gerekçesiyle, 01.04.2009 tarihinden itibaren almakta olduğu yaşlılık aylığının 11/02/2022 tarihinde iptal edildiği, söz konusu iş yerindeki çalışmalarının iptali sonrası kalan gün sayısının 3193 olduğu, bu prim ödeme gün sayısının emeklilik şartlarını sağlamadığı, başvuranın denetmen raporunun usulüne uygun yapılmadığından bahisle itirazda bulunduğu, buna karşın SGK tarafından yapılan işlemlerde hata olmadığından bahisle silinen günlerin yeniden eklenmesi ve ayığının yeniden bağlanarak yersiz ödeme kapsamında oluşturulan borç kaydının silinmesi talebinin reddedildiği, bunun üzerine başvuranın aynı taleplerle Kurumumuza başvuruda bulunduğu görülmektedir.

9. Başvuruya konu uyuşmazlığın; SGK tarafından yapılan inceleme, araştırma ve denetimin mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı ile söz konusu denetim neticesinde yapılan işlemlerin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplandığı görülmektedir.

10. Somut olay kapsamında yapılan incelemede; başvuranın aylığının, 27/12/2019 tarihli ve sayılı Denetmen Raporuna istinaden, en az 3600 gün olması gereken prim ödeme gün sayısının 3193 güne düşmesi neticesinde prim ödeme gün sayısı koşulunu sağlamadığı gerekçesiyle 01/04/2009 tarihinden itibaren 11/02/2022 tarihinde geriye dönük iptal edildiği, yersiz ödemeye konu aylıkların 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin a bendi gereği başvuran adına borç kaydedildiği, görülmektedir.

11. Denetmen raporu kapsamında tespit edilen hususlar; 11.1. Denetimin konusu görev emrine istinaden, ilgili iş yeri hakkında 06/08/2012 tarihli görev emrine istinaden denetimin başladığı ve 27/12/2019 tarihinde raporun tanzim edildiği tespit edilmiştir.

11.2. Kurum işyeri tescil kayıtlarında yapılan araştırmada unvanlı işyerinin “tekstil ,fason, ütü, dikim, poşetlemesi” mahiyeti ile 20/05/2006 tarihinde Kanun kapsamına alındığı ve sicil numaralı dosyada işlem gördüğü, Mah. sok. No: /İZMİR adresinde kayıtlı olduğu, 28 sigortalı ile bildirime başladığı, 31/05/2007 tarihinde otomatik Kanun kapsamından çıktığı, 11.3. İşyeri dosyasının dönem bordrosu bilgileri incelendiğinde ise dosyadan 2006/5-2007/5. dönem aralığında sigortalı bildirimlerinde bulunulduğu, sigortalı bildirimlerine istinaden tahakkuk eden prim ve feri borçlarına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, işverenin rapor tarihi itibariyle toplam 263.385,94

TL borcu olduğunun tespit edildiği, 11.4. unvanlı işyerinin ilk olarak 08/01/2004 tarihinde işe başladığı, Kemeraltı Vergi Dairesi’nde mükellefiyet kaydının açıldığı, 29/12/2004 tarihinde terk işleminin gerçekleştiği ve telekomünikasyon faaliyeti ile kayıtlı olduğunun tespit edildiği, 01/04/2006-31/01/2007 döneminde Ege VD. mükellefi olduğu ve dış giyim eşyası imalatı faaliyeti ile kayıtlı olduğu, 01/02/2007-30/04/2010 dönem aralığına Bornova

VD. mükellefi olduğu ve yine giyim eşyası imalatı ve diğer tekstil ürünleri ütüleme mahiyeti ile kayıtlı olduğunun tespit edildiği,

11.5. 05/03/2007 tarihli cilt ve sıra nolu Bornova VD. 01/02/2007 tarihi itibarıyla adres

naklinin tespiti konulu yoklama fişinde; . unvanlı işyerinin 01/02/2007 tarihinde sok. No:

Sitesi /İZMİR adresinden Mah. Sok. No: /İZMİR adresine nakil yaptığı, işyerinde ütü ve poşetleme faaliyetinde bulunacağı, adreste 5 adet ütü, 1 adet leke çıkarıcısı,

13 ciltlik poşetleme tezgahının ve büro malzemelerinin bulunduğunun belirtildiği,

11.6. 21/05/2010 tarihli nolu yoklama fişinde mükellefin 2007/11 döneminden itibaren aylık 2008 döneminden itibaren de yıllık beyannameleri vermediğinden tespite gidildiği, adreste

’nin faaliyette bulunmadığı ve tanınmadığı, adreste adlı kişinin faaliyette bulunduğunun belirtildiği, 11.7. 27/08/2010 tarihli nolu yoklama fişinde mükellefin adreste faaliyet göstermediği, tanınmadığı, 30/04/2010 tarihinden bu yana Mah. sok.No: /İZMİR adresinde adlı şahsın faaliyette olduğunun tespit edildiği, 11.8. İşyeri muhtasar beyannameleri incelendiğinde 2007 Mart ayında 12 işçi bildiriminde bulunduğu, 2007/4-2007/11 dönem Aralıklarında 3 işçi bildiriminde bulunduğunun tespit edildiği, 11.9. Görev emri ekinde yer alan Sosyal Güvenlik Kontrol Memuru raporuna göre işyeri adresine 05/06/2007 tarihinde gidildiği, sitesi Yönetimi ve işyeri mülk sahibi ile yapılan görüşmelerde adreste adında hiçbir işyerinin faaliyet göstermediği, söz konusu kişi adına herhangi bir kayıt olmadığı, adında bir kişinin adreste kiracı olarak bulunmadığı ve tanınmadığının belirtildiği, 11.10. Ayrıca işveren ’nin SGK sisteminde kayıtlı güncel adresi bulunmadığından şahsın son kayıtlı adresinin Mah. Sok. No: /İZMİR adresine 18/06/2019 tarihinde .

sayılı kayıt inceleme tebligatı gönderildiği, söz konusu tebligatın 24/06/2019 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edildiği ve rapor yazım tarihi itibarıyla herhangi bir kayıt getirilmediği, 11.11. Sonuç olarak; . adına 20/05/2006 tarihi itibariyle Kanun kapsamına alınmış olan sayılı işyeri dosyasının Kanun kapsamına alındığı tarihten itibaren Kanun kapsamından çıkarılması gerektiği, sayılı dosyadan yapılan sigortalılık bildirimlerinin gerçek dışı olması nedeniyle iptal edilmesinin, sicil numaralı dosya kapsamında sahte sigortalı bildirimleri sonrasında, Kurumdan yaşlılık aylığı almaya hak kazanan ve/veya aylık almaya başlayanların sahte sigortalılık sürelerinin iptal edilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerektiği, tespitlerinde bulunulduğu görülmektedir.

12. Kurumumuza daha önce yapılan benzer nitelikli bir başvuruda Kurumumuz tarafından verilen

16/06/2022 tarihli ve 2021/22181 başvuru numaralı Ret Kararında şu değerlendirmelere yer verilmiştir:

12.1. “Fiili çalışmaya dayanmayan sigortalılık sürelerinin iptali üzerine kesilen emekli aylıklarının yeniden bağlanması ve çıkarılan borçların iptal edilmesi talebiyle Kurumumuza yapılan başvurular üzerine yapılan inceleme ve araştırmada, öncelikle hizmetlerin iptaline dayanak olan denetim raporları titizlikle incelenmekte ve her somut olay özelinde denetim raporunun gerek usul gerekse içerik yönünden, idarece yapılan işleme dayanak olacak sonuca ulaşmaya yeterli nitelikte bulgu, tespit ve açıklama içerip içermediği değerlendirilmektedir. Nitekim tesis edilen işlemin sigortalılar yönünden ortaya çıkardığı sonucun etkileri

göz önüne alındığında, açık bir kanaate ulaşmaya yeterli nitelikte olmadığı değerlendirilen denetim raporları üzerine tesis edilen işlemler hakkında, öncelikle yeniden ve sağlıklı bir denetim yapılması, ardından bu denetim sonucuna göre işlem tesis edilmesi tavsiyesinde bulunulurken, açık bir kanaate ulaşmaya yeterli nitelikte olduğu değerlendirilen denetim raporları üzerine tesis edilen işlemlere yönelik başvurular hakkında ret kararı verilmektedir (Bkz. Tavsiye Kararları için: 30/11/2018 tarihli ve Başvuru

No: 2018/7475; 16/10/2019 tarihli ve Başvuru No : 2023/16845 2019/8250; 4/8/2020 tarihli ve Başvuru No : 2023/16845 2020/69440; Ret Kararları için: 16/10/2019 tarihli ve Başvuru No : 2023/16845 2019/8956; 11/12/2019 tarihli ve

Başvuru No : 2023/168452019/12852).

12.2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı addedilmiştir. 5510 sayılı Kanun bakımından sigortalı sayılmanın hukuki şartlarından iş ilişkisi, esas olarak hizmet akdine dayanmalıdır ve hizmet akdine tabi çalışma işverene ait işyerinde yerine getirilmelidir. Bir başka ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine göre (SSK) sigortalı sayılmanın temel kuralı, iş veya çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğidir. Bilindiği üzere 5510 sayılı

Kanunda hizmet akdinin tarifine yer verilmemiş olup hizmet akdi Borçlar Kanunda tanımlanmıştır. Borçlar

Kanununa göre hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre kişinin belirli veya belirsiz bir zamanda hizmetini kiralaması hizmet sözleşmesidir. Anayasa

Mahkemesi ise hizmet akdinin iş, ücret ve bağımlılık olmak üzere üç unsurdan oluştuğuna karar vermiştir.

(Anayasa Mahkemesinin Esas No.1963/336, Karar No.1967/29 ve Resmi Gazete tarih/sayı:

19/10/1968/13031)

12.3. “Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2016/7568, K.2017/904 numaralı ve 13/02/2017 tarihli kararında;

“Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın ikinci maddesi ve 5510 sayılı

Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6 ncı maddesi ile

5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-

448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.” hükmüne varılmış olup, aynı Dairenin E.

2014/3422, K.2015/2638 numaralı ve 17/02/2015 tarihli kararında da; davanın yasal dayanağını oluşturan sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceği, Kurumun suç duyurusu üzerine ceza soruşturması yapılıp yapılmadığı ve buna bağlı olarak dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, 5510 sayılı Yasanın 59 uncu maddesine göre aksi kanıtlanana kadar Kurum denetim memurlarının inceleme raporundaki tespitlerin doğru olduğu ifade edilmiştir.” 13. Başvuranın 20.05.2006 tarihinde sigortasının başlatıldığı ve 07/2007 dönemine kadar sigortalı bildirimlerinin yapıldığı Unvanlı (işyeri no: iş yeri hakkında tekstil, fason, ütü, dikim, poşetlemesi mahiyetiyle 20.05.2006 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, 28 sigortalı ile bildirime başladığı, 31.05.2007 tarihinde ise otomatik Kanun kapsamından çıktığı, söz konusu dönemde yapılan sigortalı bildirimlerine istinaden tahakkuk eden prim ve feri borçlarına ilişkin herhangi bir ödeme yapmadığı, rapor tarihi itibari ile toplamda 263.385,94 TL borcu olduğunun tespit edildiği, 2007/11

döneminden itibaren aylık 2008 döneminden itibaren de yıllık beyannameleri vermediğinden tespite gidildiği, adreste ’nin faaliyette bulunmadığı ve tanınmadığı, adreste adlı kişinin faaliyette bulunduğunun tespit edildiği, diğer yandan sosyal güvenlik kontrol memuru raporuna göre iş yeri adresine

5.06.2007 tarihinde gidildiği, Sitesi Yönetimi ve iş yeri mülk sahibi ile yapılan görüşmelerde

adında hiçbir iş yerinin faaliyet göstermediği söz konusu kişi adına herhangi bir kayıt olmadığı, adında bir kişinin adreste kiracı olarak bulunmadığı ve tanınmadığı tespitleri ışığında söz konusu iş yerinden sigorta bildirimleri yapılan şahıslardan emekli olanlar ve emeklilik dilekçesi intikal edenlerden, sahte sigortalılık sürelerinin iptal edilerek sonucuna göre işlem yapılması gerektiği hususunda yapılan tespitlerin açık bir kanaate ulaşmaya yeterli bulgu, tespit ve açıklamaya dayandığı değerlendirilmektedir.

14. Başvuranın denetim sürecine yaptığı itiraz hakkında yapılan değerlendirmede ise; 14.1. 2020/39 sayılı Sosyal Güvenlik Denetmenleri Genelgesi ekinde yer alan Çalışma Talimatında 2.2.3.3.1. Sigortalıların (Adına Hizmet Bildirilenlerin) İfadelerinin Alınması başlığı altında; sigortalılardan ifade alınmasına ilişkin hususların düzenlendiği görülmektedir. Buna göre; sahte sigortalı bildirimi incelemelerinde, sahte sigortalı olduğundan şüphelenilen kişilerin tamamının ifadelerinin alınmasına özellikle dikkat edileceği, sahte işyeri incelemelerinde, mümkün olduğunca sigortalıların tamamının ifadesinin alınacağı, sigortalı sayısının fazlalığı veya diğer nedenlerle bunun mümkün olmaması halinde, ifadesi alınamayan kişilerin durumları hakkında da kesin kanaat oluşturabilecek sayıda kişinin ifadesinin alındığı, alınan ifadelerin, yalnızca kişinin kendisi ile ilgili olmadığı, diğer sigortalılar için de bilgi içermesine dikkat edildiği, sınırlı sayıda ifade alınarak, özellikle çok sayıda sigortalı bildirilen işyerlerinden yapılan tüm bildirimlerin gerçek olup olmadığı konusunda kanaat oluşturulabilmesi, ancak diğer araştırma yöntemlerinden elde edilen kesin ve somut bulguların varlığı ile mümkün olduğu görülmektedir.

14.2. Somut olayda unvanlı işyerinin sahte olup olmadığı hususunda yapılan inceleme kapsamında söz konusu iş yerinde sigortalılığı bildirilen kişiler arasından on altı kişinin ifadeye davet edildiği, söz konusu kişilerden yedi kişinin ifadeye icabet ettiği, bu yedi kişiden altısının başvuran ile aynı tarihte sigorta girişinin yapıldığı, alınan ifadelerde söz konusu kişilerin tamamının adlı kişiyi hiç duymadıkları ve bu kişiyi tanımadıklarının beyan edildiği tespit edilmiştir. Sigortalı gösterilen kişilerden alınan ifadeler ile adı geçen iş yeri hakkında yapılan diğer tespitler birlikte ele alındığında, unvanlı iş yerinin somut bulgulara dayanılarak sahte olduğuna kanaat getirilmesi işlemlerinin usulüne uygun yapıldığı değerlendirilmektedir.

15. Diğer yandan; başvuranın unvanlı iş yerinde gösterilen günlerinin esasen başka bir iş yerinde fiilen geçtiği hususunda yaptığı itiraza ilişkin ise; 15.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prim belgeleri ve işyeri kayıtları” başlıklı 86 ncı maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarında; “Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca işyerinde fiilen yapılan tespitlerden ve kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden kayıt ve belgelere dayanmaksızın çalıştığı belirlendiği halde, hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının Kuruma bildirilmediği anlaşılan veya eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların geriye

yönelik hizmetlerinin veya prime esas kazançlarının, en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır.

Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.” düzenlemesi yer almaktadır.

15.2. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden unvanlı iş yerinde bildirimi yapılan hizmet sürelerinin sahte olduğu anlaşılan ancak, fiilen başka bir iş yerinde başvuranın kayıt ve belgeye dayandırılamayan ve yetkili Kurumlarca tespiti yapılamayan hizmetlerin tescilinin ancak iş mahkemelerinde açılacak hizmet tespiti davası sonucunda alınacak ilamla mümkün olduğu anlaşılmıştır.

15.3. Hizmet tespiti davalarının açılma süresine ilişkin 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında 5 yıllık süre öngörülmüştür. Söz konusu süre hak düşürücü süre olup mahkemeler tarafından kendiliğinden dikkate alınması gereken sürelerdendir. Bahsi geçen süre işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları

Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için öngörülmüştür.

15.4. Dolayısıyla başvuranın iddia ettiği üzere, unvanlı iş yerinde gösterilen günlerinin esasen başka bir iş yerinde fiilen geçtiğine yönelik fiili çalışmasının olup olmadığının ancak iş mahkemelerinde açılacak hizmet tespiti davası sonunda alınacak ilamla tescil edilebileceği, yasa koyucunun hizmet tescili için başkaca bir yol öngörmediği sonucuna ulaşılmıştır.

16. Kurumumuz tarafından yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yapılan açıklamalar ve ilgili denetmen raporu çerçevesinde yapılan incelemede, SGK tarafından, başvuran adına unvanlı işyerinden bildirilen hizmetlerin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edilmesinin, anılan işlemlerin dayanağı denetim raporunun açık bir kanaate ulaşmaya yeterli bulgu, tespit ve açıklamaya dayandığı değerlendirildiğinden, başvuruya konu hizmetlerin idarece iptal edilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verilmediği ve şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine başvuran bakımından uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

18. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURUNA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi