TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/6033-S.9090
BAŞVURU NO : 2019/398
KARAR TARİHİ : 23/07/2019
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET TEŞKİLATINI GÜÇLENDİRME VAKFI
Başvuranın emekli hakim statüsüyle mensup sayılarak
BAŞVURUNUN KONUSU :
sosyal tesislerden yararlanması ve tarafına fotoğraflı kimlik kartı verilmesi talepleri hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 09/01/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda özetle; Adalet Teşkilatını Güçlendirme
Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığına gönderilmek üzere sunmuş olduğu 27/04/2018 tarihli dilekçesinde özetle adli ve idari yargıda görevli veya bu görevlerden emekliye ayrılmış hâkim ve cumhuriyet savcılarından sayılarak; Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Genel Müdürlük ve İktisadi İşletmelerinden kendisinin mensup sıfatıyla, eş ve çocuklarının da mensup yakını sıfatıyla doğrudan yararlanması, taraflarına kimlik kartı verilmesi, mensup ve mensup yakınları pozisyonu ile aynı oranda indirimden yararlanmaları ile mensupların (ç) bendinde sayılı yakınları dışında beraberlerinde bulunan konuklara da ilave bir oda için Eğitim ve Dinlenme
Tesislerinden yararlanabilmeleri ve her seferinde bu tesislerde sorun yaşanmaması için gerekli kararın verilmesi ayrıca kendisi ile eş ve çocuklarına Vakıfça verilecek fotoğraflı özel kimlik kartlarını alabilmek ve gerekli işlemleri tamamlayabilmek için gereken kararın verilmesi taleplerinde bulunduğunu, talepleri değerlendirilirken hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ettiğini açıklamaktadır. Bununla birlikte söz konusu dilekçesinin anılan Vakıf tarafından zımnen reddedildiğini belirten başvuran mağduriyetinin giderilmesi için Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
2. Başvuran, dilekçesinde ayrıca; 2.1. 05/09/2008 tarihli olur ile 2802 sayılı Kanunun 51 inci maddesi uyarınca Adalet
Bakanlığına yazılı olarak başvurmak suretiyle 15/09/2008 tarihinden geçerli olmak üzere meslekten çekilme isteğinde bulunduğu, isteğe bağlı emekli sandığı mensubu olmak için 06/10/2008 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel
Müdürlüğü Sigortalı Tescil ve Hizmet Daire Başkanlığına başvurduğu, ayrıca 2829 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca hizmet sürelerini birleştirdiği ve aynı Kanunun 5 inci maddesi ile Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında 24/05/1983 Tarihli ve 2829 Sayılı Kanunun Uygulama Esaslarıyla İlgili Yönetmelik uyarınca hizmetlerini ihya ettirdiği, 2.2. SGK Başkanlığı ile Adalet Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlar ile yapılan yazışmalar sonrasında SGK Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Sigortalı Tescil ve Hizmet
Daire Başkanlığının 07/01/2009 ve 26/01/2009 tarihli yazılarına binaen emeklilik keseneği ve kurum karşılıklarını ait olduğu ay içinde 25 hizmet yılını tamamlayıncaya kadar süresinde
Emekli Sandığı hesabına yatırdığı, toplu ya da fasılalı olarak toplam altı aydan daha fazla süreye ilişkin emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarını süresinde ödemeyenlerden olmadığı,
25 yıl doluncaya kadar Sandıkla ilişkilendirilme isteğinden vazgeçtiğini yazılı olarak
bildirmediği, diğer sosyal güvenlik kurumları ile zorunlu olarak ilgilendirilmesini gerektirir görevlerde çalışmadığı ya da çalışmaya başlamadığı,
2.3. Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu Ek Madde 26 uyarınca alınan 03/04/2017 tarihli emeklilik sevk onayının HSYK Genel Sekreterliği tarafından SGK Başkanlığı Emeklilik
Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığına gönderilmesi üzerine anılan Daire Başkanlığının 11/04/2017 tarihli yazısıyla hâkim olarak emekliye ayrıldığı ve 01/04/2017 tarihinden itibaren tarafına aylık bağlandığı hususlarının bildirildiği, ayrıca aylık ve ikramiye ödemelerinin SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu
Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı tarafından vadesiz tasarruf mevduatı hesabına gönderildiği, hâlâ her ay emekli hâkim olarak aylıklarını da almaya devam ettiği,
hususlarını açıklamaktadır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının 08/07/2019 tarihli ve … sayılı yazısında;
3.1. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının güncel İç Yönetmeliği ile başvuranın talebinin reddine ilişkin 13/06/2018 tarihli ve …/… sayılı Yönetim Kurulu kararının ve İstanbul Adli
Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı ile yapılan yazışmanın bir örneğinin ekte gönderildiği,
3.2. Taleplerin reddedilme gerekçelerinin Yönetim Kurulu kararlarında belirtilmediği, İç
Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin (c) fıkrası gereğince başvuranın talepleri gibi taleplerin değerlendirilmesi yetkisinin Yönetim Kuruluna ait olduğu, başvuru konusuna ilişkin olarak yargı organlarında görülmekte olan bir davanın bulunmadığı, kurumlarının kamu kurumu niteliğinde olmayıp özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bulunduğu,
ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” ,
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun;
5.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu
Denetçiliği Kurumunu oluşturtmaktır.”,
5.2. “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; “İdare: Merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, mahallî idarelerin bağlı idarelerini, mahallî idare birliklerini, döner sermayeli kuruluşları, kanunlarla kurulan fonları, kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüslerini, sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait kuruluşlar ile bunlara bağlı ortaklıklar ve müesseseleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, kamu hizmeti yürüten özel hukuk tüzel kişilerini, … ifade eder.”,
5.3.“Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı Genel Müdürlük Ve İktisadi İşletmeleri İç
Yönetmeliğinin; “Tesislerden Yararlanacak Olanlar” başlıklı 39 uncu maddesinde
“Tesislerden;… c) Hakim ve Cumhuriyet Savcılığı görevinde en az on beş yıl süreyle görev yapıp da meslekten ayrılmış olanlardan Yönetim Kurulunca uygun görülenler, mensup sıfatıyla, ç) Adli ve idari yargıda görevli hâkim ve cumhuriyet savcılarının eş ve çocukları, anne ve babaları, kardeşleri; bu görevlerden emekliye ayrılanların eş ve çocukları; askeri hakim ve savcılardan emekliye ayrılmış olanların, Sayıştay meslek mensupları ile başsavcı ve savcıların eş ve çocukları mensup yakını sıfatıyla… yararlanırlar.
Meslekten çıkarılan Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile meslekten çıkarma cezası yeniden inceleme ya da itiraz üzerine bir alt cezaya çevrilmiş bulunan Hakim ve Cumhuriyet
Savcılarından istifaen veya emekli olmak suretiyle meslekten ayrılanlar tesislerden yararlanamazlar.
(a) ve (b) bendinde sayılanlar mesleki kimlik kartları ile diğerleri ise vakıfça verilecek fotoğraflı özel kartları ile tesislerden yararlanabilirler.
Tesislerden yararlanma hakkı olanların beraberlerinde bulunan konuklardan kart aranmaz.
Mensupların (ç) bendinde sayılı yakınları dışında beraberlerinde bulunan konukları da ilave bir oda için tesisten mensup sıfatıyla yararlanabilirler.
Mensup ve mensup yakınları hariç olmak üzere tüm kişi, kurum ve kuruluşların nişan, düğün vb. törenleri ile her türlü toplantıları için tesis salonlarından yararlanmaları Yönetim Kurulu veya görevlendireceği yetkili tarafından uygun görülmesi kaydıyla mümkündür. ”
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddi yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Başvuran yukarıda 1 numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verildiği üzere; adli ve idari yargıda görevli veya bu görevlerden emekliye ayrılmış hakim ve cumhuriyet savcılarından sayılmak suretiyle kendisi ve yakınlarının mensup/mensup yakını sıfatıyla tesislerden faydalanması, kendisine Vakıfça fotoğraflı kimlik kartı verilmesi, yanında bulunanların da tesislerden yararlanarak bu kişilere ilave oda verilmesi hususunda problem yaşanmaması için gerekli kararın alınması talepleriyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
9. Talebe konu işlemi gerçekleştirecek olan kurumun Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı olması hasebiyle ilk olarak anılan Vakfın, Kurumumuzun görev alanında olup olmadığının açıklanması gerekmektedir. Zira yukarıda 5.1. numaralı paragrafta da yer verildiği üzere Kamu
Denetçiliği Kurumunun amacı idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek olup anılan Kurumun bu kapsamda olup olmadığının incelenmesi öncelik gerektirmektedir.
10. Mülga 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 73 üncü maddesi ve devamı hükümlerine göre kurulmuş ve Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/07/1981 tarihli ve E.1981/452, K.1981/399 sayılı tescile dair kararıyla tüzel kişilik kazanmış bir özel hukuk tüzel kişisi olan
Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının vakıf senedi incelendiğinde, Vakfın vergi muafiyetinden yararlandığı, organlarının tamamının kamu görevlilerinden oluştuğu, “adalet hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve geliştirilmesi, … yargı hizmetlerine katkıda bulunmak…” gibi amaçlarının bulunduğu görülmüştür.
11. Uyuşmazlık Mahkemesinin 03/05/1999 tarihli ve E.1999/1, K.1999/11 sayılı kararında da
Vakfın bu özelliklerine dikkat çekilerek “…adalet hizmetine yardımcı ve “o”na bitişik olarak kamu hizmeti yerine getiren ve ağırlıklı olarak kamusal bir nitelik taşıması dolayısıyla da, kamu tüzel kişiliğine yaklaşan yeni bir müessese…” olduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuş, Uyuşmazlık Mahkemesinin bu değerlendirmesinin Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından da kabul edildiği anlaşılmıştır. (bkz. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 06/05/2010 tarihli ve E. 2006/2958, K.2010/910 sayılı kararı.)
12. 6328 sayılı Kanununun 5 inci maddesi ile “…idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla…” görevlendirilen Kamu Denetçiliği Kurumunun hangi “idare”ler hakkında incelemede bulunabileceğine ilişkin olarak anılan Kanunun (yukarıda 5.2. numaralı paragrafta yer verilen) 3 üncü maddesinde gerçekleştirilen “idare” tanımı önem kazanmaktadır.
Mezkûr maddeye göre “kamu hizmeti yürüten özel hukuk tüzel kişileri” Kurumun görev alanı içindedir. Bu cihetle, özel hukuk tüzel kişisi olduğunda bir tereddüt bulunmayan Vakfın, 11 numaralı paragrafta anılan iki farklı yüksek mahkeme tarafından kabul edilmiş “…adalet hizmetine yardımcı ve “o”na bitişik olarak kamu hizmeti yerine getiren … müessese” olması hasebiyle, 6328 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında tanımı yapılan “idare” kapsamında kalarak Kurumumuzun görev alanı içinde olduğu değerlendirilmiştir.
13. Bu değerlendirmeden sonra başvuruya konu talebe ilişkin olarak incelemeye geçilirse başvuranın temelde üç ana başlık altında toplanabilecek taleplerinin olduğu, bunlardan ilkinin, ayrıntıları 2. numaralı paragrafta bulunan gerekçelerle, başvuranın adli ve idari yargıda görevli veya bu görevlerden emekliye ayrılmış hâkim ve cumhuriyet savcılarından sayılarak mensup sıfatıyla tesis ve indirim oranlarından yararlanmasıyla, bu statüsü sebebiyle dilekçesinde sayılan kimselerin mensup yakını olarak kabul edilmesi talebidir.
14. Daha önce 2018/7655 başvuru numaralı incelemeye konu dosyada detaylıca aktarıldığı üzere, başvuranın emeklilik hakkından yararlanması, sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde yürütülen işlemler çerçevesinde gerekli yükümlülüklerin tekemmül ettirilmesi sonrasında elde edilmiş bir sosyal bir güvence statüsü olup, bu statünün mesleki statü ile karıştırılmaması gerekmektedir. Başvuranın isteğe bağlı iştirakçilik hakkından faydalanması sonrasında emekliliğe sevk onayının Hâkimler Savcılar Kurulu tarafından tanzim edilmesi, akabinde emekli ikramiyesinin idarenin bütçesinden karşılanması hususları, mevzuat gereğince başvuranın son çalışmış olduğu kurum olmasından kaynaklanan usuli işlemlerden olduğundan, başvuranın “emekli hâkim” statüsünde olduğu şeklinde yoruma imkân bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvuranın “emekliye ayrılmış hâkim” sayılarak kendisinin “mensup”, eş ve çocuklarınınsa “mensup yakını” sıfatıyla tesislerden ve bu sıfatla ilgili indirim oranından yararlanması taleplerinin hukuken karşılanabilir olmadığı değerlendirilmiştir.
15. Başvuranın diğer talebinin, Vakıfça düzenlenen fotoğraflı kimlik kartının tarafına verilmesi olduğu anlaşılmıştır. Başvuranın talebine konu olan fotoğraflı kimlik kartının, Vakıf İç
Yönetmeliğinin 39 uncu maddesinin üçüncü fıkrası düzenlemesinde belirtilen kart olduğu, daha açık bir ifadeyle, 39 uncu maddenin (a) ve (b) bendinde sayılanlar dışındaki “mensup”lara verilecek kart olduğu anlaşılmıştır. Başvuranın mesleki statü olarak emekli hâkim statüsünde olmadığı değerlendirmesinden sonra, ilgilinin mezkûr maddenin (a) ve (b) bendi kapsamında olmadığı açıktır. Bu halde, başvurana Vakıfça düzenlenecek fotoğraflı kimlik kartı verilebilmesi için, ilgilinin 39 uncu maddenin (c) bendi kapsamında değerlendirilebilmesi gerekmektedir.
16. Söz konusu fıkrada (bkz. 6 no’lu paragraf), Hâkim ve Cumhuriyet Savcılığı görevinde en az on beş yıl süreyle görev yapıp da meslekten ayrılmış olanların “mensup” sıfatıyla tesislerden yararlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Başvuru dilekçesinden ve İdarenin cevabi yazısının eklerinden anlaşıldığı üzere; Danıştay tetkik hâkimi olarak 09/03/1992 tarihinde göreve başlayıp Edirne Vergi Mahkemesi üyesiyken 15/09/2008 tarihi itibariyle meslekten çekilen başvuranın, İç Yönetmeliğin anılan fıkrasındaki şartı yerine getirdiği görülmektedir. Bununla birlikte tek başına bu şartın sağlanmış olması, başvuranın “mensup” sıfatına ve dolayısıyla fotoğraflı kimlik kartına hak kazandığı anlamına gelmemektedir. Zira İç Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin (c) bendinde, anılan görevlerde en az 15 yıl çalıştıktan sonra ayrılanlardan “Yönetim
Kurulunca uygun görülenler”in “mensup” sıfatına hak kazanacağı düzenlenmiştir.
17. Bu halde, Hâkim ve Cumhuriyet Savcılığı görevinde en az on beş yıl süreyle görev yapıp da meslekten ayrılmış olanların “mensup” sıfatıyla tesislerden yararlanabilmesi hususunda
Yönetim Kuruluna takdir yetkisi tanınmıştır. İdarenin belli şart ve durumların meydana gelmesi halinde belli bir kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan bir serbestiye ya da belirli bir konuda karar alabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini tespit etmek imkânına sahip olması olarak tanımlanan takdir yetkisinin kullanımı hiç şüphesiz ki sınırsız olmayıp, aksi durumun kabulü hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmayacaktır. Takdir yetkisi, mevcut kurallar çerçevesinde; eşitlik ilkesine, kamu yararına ve kamu hizmetlerinin gereklerine uygun ve gerekçeli olarak kullanılmalıdır. (A.Ş. Gözübüyük. (2012). Yönetsel Yargı. (Otuz ikinci baskı). Ankara: Turhan Kitabevi, 334.)
18. Gerekçe ilkesinin varlığı, idarenin bir işlem tesis etme sürecinde hukuka uygun davranmasını sağlamakla birlikte, işlemin sebep unsuru yönünden denetlenmesini de sağlamaktadır. Keza gerekçenin varlığıyla, takdirin neden o yönde kullanıldığı anlaşılabilecek, yetkinin hukuka ve hakkaniyete uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı denetlenebilecektir.
Somut olay kapsamında, idare tarafından gönderilen cevabi yazı ekinde yer alan 13/06/2018 tarihli ve …/… sayılı Yönetim Kurulu kararı incelendiğinde, başvuranın talebinin reddedildiği görülmekle birlikte, kararda herhangi bir gerekçenin yer almadığı görülmüş, talebin neden reddedildiğine ilişkin Kurumumuza ayrıca bir açıklama da yapılmamıştır.
19. Bu kapsamda, başvuranın -ailesiyle birlikte- mensup sıfatıyla Vakfın sosyal tesislerinden yararlanma talebinin karşılanmasında, adı geçen İç Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin (c) bendi hükmü gereğince Yönetim Kurulunun takdir yetkisinin bulunduğu ve Yönetim Kurulunun bu yetkisini başvuran lehine kullanmaya zorlanamayacağı açık olmakla birlikte, incelemeye konu işlemin gerekçesinin açıklanmamış olması karşısında başvuranın; İç Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin (c) bendi kapsamında “mensup” sıfatıyla, eş ve çocuklarının ise “mensup yakını” sıfatıyla tesislerden yararlanabilmesi için tarafına Vakıfça düzenlenecek fotoğraflı kimlik kartı verilmesi talebinin, Vakıf tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
20. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar ve değerlendirmeler neticesinde, başvuranın
“emekliye ayrılmış hâkim” mesleki statüsüyle tarafına mensup kartı çıkartılması ve bu sıfatla kendisi ile eş ve çocuklarının sosyal tesislerden ve ilgili indirim oranından yararlanması isteğinin reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği, bununla birlikte İç Yönetmeliğin 39 uncu maddesinin (c) bendi kapsamında
“mensup” sıfatıyla Vakıfça verilecek fotoğraflı kimlik kartı vasıtasıyla kendisi ile eş ve çocuklarının sosyal tesislerden yararlanması talebinin Vakıf tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenilen bilgi ve belgeleri süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderdiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak ilgili İdarenin “kararların gerekçeli olması” ilkesine uygun davranmadığı anlaşıldığından, İdarenin bundan böyle anılan ilkeye uygun davranması gerektiği düşünülmektedir. Ek olarak İç Yönetmeliğin 39 uncu maddesinde yer alan
“Tesislerden yararlanma hakkı olanların beraberlerinde bulunan konuklardan kart aranmaz. Mensupların (ç) bendinde sayılı yakınları dışında beraberlerinde bulunan konukları da ilave bir oda için tesisten mensup sıfatıyla yararlanabilirler.” hükmünün sosyal tesislerde gereği gibi bundan sonra da uygulanması gerektiği idareye hatırlatılmaktadır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci maddesinde, Kamu Denetçiliği
Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 05/07/2019 tarihli ve 7780 sayılı yazı ile bildirilmiş olup Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvuranın “emekliye ayrılmış hâkim” mesleki statüsüyle tarafına mensup kartı çıkartılması ve bu sıfatla kendisi ile eş ve çocuklarının sosyal tesislerden ve ilgili indirim oranından yararlanması talebinin REDDİNE;
Vakıf tarafından düzenlenecek fotoğraflı kimlik kartı verilmesi talebinin Vakıf tarafından yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET TEŞKİLATINI GÜÇLENDİRME
VAKFINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Teşkilatını
Güçlendirme Vakfı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna;
Bu kararın BAŞVURANA ve ADALET TEŞKİLATINI GÜÇLENDİRME VAKFINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi