|
ÖZET: Başvuru, emekli aylık ve ikramiye farklarının ödenmesi talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılmıştır. Başvuran, 31/07/1991 tarihinde Atom Enerjisi Kurumu’na atandıktan sonra 15/03/2005 tarihinde emekli olduğunu belirtmekte ve emekli maaşının 2200 ek gösterge üzerinden hesaplandığını, oysa 3000 ek gösterge üzerinden ödenmesi gerektiğini iddia etmektedir. Başvuru sonrası yapılan incelemede, emekli aylık farklarının 15/03/2005 tarihinden itibaren düzeltilerek ödendiği, ancak emekli ikramiyesi farkının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödenmediği ifade edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesi talebinin zamanaşımına uğradığını belirtirken, başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve bu durumun Anayasa’nın 35. maddesi çerçevesinde değerlendirileceği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilmesi gerektiği yönünde öneride bulunmuş ve emekli aylıkları ile ikramiye farklarının güncel değer üzerinden ödenmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesi ve emekli aylıkları ile ikramiye farklarının makul bir süre içinde ödenmesi için gerekli işlemlerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, başvuranın mülkiyet hakkının korunması açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/3778-S.5511
BAŞVURU NO : 2018/16382
KARAR TARİHİ : 28/05/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın emekli aylık farkları ve emekli ikramiyesi farkı
BAŞVURUNUN KONUSU :
hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07/12/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, 1.derece kadrolu … İl Sosyal Hizmetler Müdürü olarak görev yapmaktayken 31/07/1991 tarihinde Atom Enerjisi Kurumuna şube müdürü olarak atandığını, 15/03/2005 tarihinde emekli olduğunu, il müdürü olarak görev yapmış olduğu halde bu durumun emeklilik işlemlerinde dikkate alınmadığını fark etmesi üzerine 06/04/2017 tarihinde ek göstergesinin
+3000 olarak düzeltilmesi ve aradaki farkının tarafına ödenmesi talebiyle Sosyal Güvenlik
Kurumuna başvuru yaptığını, Kurumca 30/03/2018 tarihinde kendisine 5.591,32 TL gönderildiğini ancak emekli ikramiye farkının ödenmediğini ve emekli maaş farkının 16/02/2005 tarihinden ödenmediğini, bu durumun gerekçesi olarak 5434 sayılı Kanunun 117 nci maddesindeki 5 yıllık zamanaşımının gösterildiğini, emekli ikramiyesinin eksik ödenmesinden ve emekli maaşından mahrum kalmasının idarenin kusur ve ihmalinden kaynaklandığını, Kurumun zamanaşımı iddiasının yersiz olduğunu, kendisine yapılan eksik ödemenin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek emekli ikramiyesine yansıtılmayan ek gösterge farkı ile emekli maaş farkının emekli olduğu 16/02/2005 tarihten itibaren hesaplanarak yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 14/01/2019 tarihli ve … sayılı bilgi ve belge isteme yazılarına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel
Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 15/04/2019 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. İlgiliye 22/02/2005 tarihli işlemle 15/03/2005 tarihinden itibaren şube müdürü unvanıyla +2200 ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 2.2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğe girdiği
2008 yılı Ekim ayı başından önce kamu görevlilerine ödenen aylıkların ve diğer ödemelerin
zamanaşımı süresi hakkında 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 1 16, 117 ve
118 inci maddelerine göre işlem yapıldığı,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
2.3. Buna göre 5434 sayılı Kanunun çeşitli adlarla ödenecek paraların zamanaşımı süresini düzenleyen mülga 117 nci maddesinin; “Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren 5 yıl sonuna kadar alınmayan veya yazı ile müracaat edilerek aranmayanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar.” hükmünü amir bulunmakta iken söz konusu hükmün, 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 106 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı ve 5510 sayılı Kanunun geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 4 üncü maddesi ile diğer geçici maddelerinde, 5434 sayılı Kanuna tabi kamu görevlilerine 5434 sayılı Kanun kapsamında ödenen veya bağlanacak emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul ve yetim aylıkları ile yine bu Kanun gereği ödenen emeklilik ikramiyesi, kadrosuzluk, makam, yüksek hakimlik, temsil ve görev tazminatı ödemelerinin zamanaşımına ilişkin geçiş hükümleri düzenlenmediği, 2.4. Bu nedenle, 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi gereği haklarında yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olan sigortalılara 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden itibaren ödenen aylıkların zamanaşımı süresi hakkında 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesi hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.5. 5510 sayılı Kanunun “Zamanaşımı, Hakkın Düşmesi ve Avans” başlıklı 97 nci maddesinin ise; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malûllüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar.
Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.
Kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer…” hükmünü amir olduğu, 2.6. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin Türkiye Atom Enerjisi Kurumunda şube müdürü olarak görev yapmakta iken 16/02/2005 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilerek 15/03/2005 tarihinden itibaren 22 yıl 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki fiili hizmeti, 3 ay fiili hizmet süresi zammı,
3 yıl 7 ay 12 gün 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki resmi sigortalı süresi toplamı
olan 25 yıl 10 ay 12 gün hizmet süresi esas alınarak 1 inci derece 4 üncü kademe intibakı ve şube müdürü unvanı esas alınarak belirlenen +2200 ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlandığı ve toplam (25) tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, 2.7. İlgilinin Kurum kayıtlarına 07/04/2017 tarihinde geçen 06/04/2017 tarihli dilekçesi ile il müdürü olarak görev yaptığından bahisle ek göstergesinin yükseltilmesi talebinin 12/06/2017 tarihli cevabi yazıları ile sehven reddedildiği, ancak yapılan incelemede ilgilinin 1 inci derece il müdürü kadrosunda görev yaptığının anlaşılması üzerine 28/03/2018 tarihli işlemle sehven 01/10/2008 tarihinden itibaren +3000 ek gösterge rakamı uygulanarak emekli aylıklarının yükseltilerek oluşan aylık farklarının ilgili adına tahakkuk ettirildiği, 2.8. İlgilinin Kurum kayıtlarına 05/11/2018 tarihinde geçen aynı tarihli dilekçesi ile ek gösterge farkından dolayı emekli ikramiyesi farkı ile tarafına aylık bağlandığı 15/03/2005 tarihinden itibaren oluşan aylık farklarının ödenmesi talebinin, cevaben yazılan 20/11/2018 tarihli yazı ile reddedildiği,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
2.9. İlgilinin yaptığı başvuru üzerine yeniden yapılan incelemede, ilgiliye aylık bağlandığı 15/03/2005 tarihi ile 5510 sayılı Kanunun zamanaşımı hükümlerinin uygulanmaya başladığı 01/10/2008 tarihi arasında 5 yıl geçmediğinden ve 5510 sayılı Kanunda emekli/yaşlılık aylıklarının unsurlarında yapılan hatalara ilişkin herhangi bir zamanaşımı öngörülmediğinden, bu defa 12/04/2019 tarihli işlemle ilgiliye aylık bağlandığı 15/03/2005 tarihinden itibaren
+3000 ek gösterge rakamı uygulanmak suretiyle emekli aylıklarının yükseltilerek oluşan 1.176,78 TL aylık farkı ile 47,07 TL ek ödeme farkının ilgili adına tahakkuk ettirildiği, ancak emekli ikramiyesine ilişkin fark zamanaşımına uğradığından ikramiye farkına ilişkin bir tahakkuk yapılmadığı, 2.10. Buna göre, ilgilinin talebi doğrultusunda emekli aylıklarının, tarafına ilk aylık bağlandığı 15/03/2005 tarihinden itibaren +3000 ek gösterge uygulanmak suretiyle yeniden hesaplandığı ve ilgili adına tahakkuk ettirildiği ancak emekli ikramiyesine ilişkin talep edilen farkın ise zamanaşımına uğradığından yerine getirilmesine imkan bulunmadığı, 2.11. Öte yandan, 5434 ve 5510 sayılı Kanunlarda ilgililere zamanında Kurumlarınca ödenmeyen veya talep edilmeyen ödemelerin zamanaşımı hükümleri çerçevesinde ödenmesine imkan tanınırken, bu kapsamda yapılan ödemelere ilişkin olarak ayrıca yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmediğinden, ilgiliye zamanaşımı hükümleri çerçevesinde yapılan ödemelere ayrıca yasal faiz uygulanmasına kanunen imkan bulunmadığı, Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun; 5.1. “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinin başvuranın emekli olduğu 15/03/2005 tarihinde yürürlükte olan hali; “Emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylığı ilk defa bağlananlardan bağlanması sırasında ve bağlanmaya esas fiili hizmet müddetleri 30 yılı doldurmuş bulunanlara (Emekli ikramiyesi) adiyle bu aylıklarına esas tutulan vazife aylık veya ücretleri tutarının bir yıllık toplamı ödenir…” 5.2. Mülga 116 ncı maddesi; “Emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul ve yetim aylıklarını almak üzere, bu aylıkların tahakkuk ettirildiği tarihlerden itibaren aralıksız bir yıl sonuna kadar Sandığa müracaat etmeyenlerin aylıkları kesilir. Bunlardan kesilme tarihinden
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
itibaren 5 yıl içinde yazı ile Sandığa müracaat edenlere kesilen aylıkları tekrar bağlanır ve geçmiş müddete ait aylıkları da toptan ödenir. Bu müddetten sonra müracaat edenlerin aylıkları, müracaat tarihlerini takip eden ay başından itibaren yeniden bağlanarak ödenir ve geçmiş müddet için bir şey verilmez.
Bu kanunda ayrıca belirtilen haller dışında aylık bağlanmasına istihkak kesbedildiği tarihten itibaren beş yıl sonuna kadar yazı ile müracaat edilmezse bu aylıklar, müracaat tarihini takip eden ay başından itibaren bağlanır.”, 5.3. Mülga 117 nci maddesi; “Bu kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan; istihkak kesbedildiği tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmıyan veya yazı ile müracaat edilerek aranmıyanlar Sandık lehine zamanaşımına uğrar.” 5.4. Mülga 118 inci maddesi; “116 ve 117 nci maddeler, ilgililerin her birinin istihkakları hakkında ayrı ayrı uygulanır.
Sandığa müracaat etmemenin makbul veya mücbir bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında yukarda ki maddeler hükümleri uygulanmaz. Ölümü duymamış olmak, ispat edilmek şartıyla, mücbir sebep sayılır.”, 6. Mülga 24/05/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak
Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun başvuranın emekli olduğu 15/03/2005 tarihinde yürürlükte olan 12 nci maddesi; “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan vekendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir…” 7. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunun; 7.1. “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlıklı 97 nci maddesi; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/57 md.)
Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz.
Kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer.”, 7.2. “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu
Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…”, Hükmü yer almaktadır.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü gerektiği hususundaki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle, emekli maaşının ve emekli ikramiyesinin 3000 ek gösterge yerine 2200 ek gösterge üzerinden ödendiğini belirterek emekli maaş ve ikramiye farkının emekli olduğu 15/03/2005 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle tarafına ödenmesi talebiyle
Kurumumuza başvurmuştur.
10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvuranın ek göstergesinin sehven 2200 olarak dikkate alındığı anlaşıldığından başvuranın ek göstergesinin düzeltildiği ve emekli olduğu 15/03/2005 tarihinden itibaren hesaplanan emekli aylık farklarının başvurana ödendiği ancak emekli aylık farklarının faiz uygulanarak ödeneceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığından söz konusu farklara faiz uygulanmadığı, ayrıca başvuranın emekli ikramiyesine ilişkin farkın yasal faiziyle ödenmesi talebinin ise emekli ikramiyesinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödenmediği ifade edilmiştir.
11. Bu durumda, başvuranın taleplerinden biri olan emekli aylık farklarının emekli olduğu tarihten itibaren ödenmesi hususunun Kurumumuzun bilgi ve belge talebi konulu yazısı üzerine idarece yerine getirildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın, başvurana ödenen emekli aylık farklarına yasal faiz uygulanıp uygulanmayacağı ile başvurana emekli ikramiyesi farkı ile anılan farkın yasal faizinin ödenip ödenmeyeceği noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
12. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, başvurana ilk olarak şube müdürlüğü görevine bağlı 2200 ek gösterge intibakı esas alınarak 15/03/2005 tarihi itibarıyla emekli aylığı bağlandığı ve emekli ikramiyesi ödendiği, 2017 yılından itibaren yaptığı müteaddit müracaatlar neticesinde son olarak başvuranın emekli aylıklarının 15/03/2005 tarihinden başlamak üzere 1 inci derece İl Müdürlüğü görevine bağlı 3000 ek gösterge rakamı üzerinden düzeltildiği, ek gösterge farkından kaynaklanan aylık farklarının herhangi bir güncelleme ya da faiz uygulanmaksızın başvurana ödendiği, diğer taraftan, başvuranın, emekli ikramiyesinin 3000 ek gösterge rakamı üzerinden hesaplanarak aradaki farkın yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin ise emekli ikramiyesinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle idare tarafından reddedildiği anlaşılmaktadır.
13. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1 inci maddesinde “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” denilmiştir.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
14. Aynı çerçevede, Anayasa’nın 35 inci maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmış, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.
15. Anayasa Mahkemesi’nce verilmiş kararlarda Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20), bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacağın da mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu (Mahmut Duran ve diğerleri, B.
No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60) ifade edilmektedir.
16. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları kapsamaktadır. Henüz sahip olunmayan bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı bu kapsamda olmamakla beraber belli durumlarda bir “ekonomik değer” veya icrası mümkün bir “alacağı” elde etmeye yönelik “meşru bir beklenti”, mülkiyet hakkı güvencesinde sayılabilir (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 32; Kemal Yeler ve Ali
Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36-37).
17. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Hüseyin Remzi Polge, § 33; Bu konudaki AİHM kararları için bkz.
Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 52; Saghinadze/Gürcistan, B. No: 18768/05, § 103, 27/5/2010; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002, §§ 44-45). Meşru beklenti kapsamında talep edilen bir hak için mevzuatta öngörülen sürede talepte bulunulması şartı, hakkın doğmasının değil fiilen ödeme yapılabilmesinin bir şartıdır. Bu nedenle başvurucunun bu süreye uyup uymaması meşru beklentinin varlığını etkilememektedir (Yeşim BULLOCK, B. No: 2014/13223, 20/9/2017, § 41).
18. Anayasa’nın ve Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkı, sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermemekle beraber, yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise, yargısal içtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin Remzi Polge, § 36; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01 ve 65900/01, 12/4/2006, § 53-55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77).
19. Başvurana emekli aylığı bağlandığı 15/03/2005 tarihinde yürürlükte olan 5434 sayılı
Kanunun mülga 117 nci maddesinde kanun gereği çeşitli adlarla ödenecek paralardan hak kazanıldığı tarihten itibaren 5 yıl sonuna kadar alınmayan ya da yazılı olarak istenmeyenlerin zamanaşımına uğrayacağı, 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 97 nci maddesinde ise iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
kısmının zamanaşımına uğrayacağı, kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşeceği düzenlenmiştir.
20. Nitekim somut olayda başvuranın ek göstergesindeki değişiklik nedeniyle ortaya çıkan emekli aylık farklarının mevzuat gereği başvurana ödenmesi gerektiği idare tarafından da kabul edilmiş ve söz konusu farklar başvurana ödenmiştir. Bu durumda başvurana ödenen emekli aylık farklarının Anayasanın 35 inci maddesine göre korunması gereken mülk teşkil ettiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
21. Diğer taraftan, 1 inci dereceli İl Müdürlüğü görevinde bulunmuş olan başvurana 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre 3000 ek gösterge rakamı esas alınarak emekli ikramiyesi ödenmesi gerekmekteyken 2200 ek gösterge rakamı esas alınarak emekli ikramiyesi ödenmiştir. Bu durumda başvuranın emekli aylığı bağlandığı tarihte 3000 ek gösterge rakamı üzerinden belirlenen emekli ikramiyesi ödenmesini hak ettiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvuranın düzeltilen ek göstergeler arasındaki farktan kaynaklanan emekli ikramiyesi farkı ödenmesi hususunda meşru bir beklentiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.
22. Nitekim 5434 sayılı Kanun’un 117. maddesinde öngörülen süre içinde talepte bulunma şartı, emekli ikramiyesi alma hakkının doğmasının değil fiilen ödeme yapılabilmesinin bir şartıdır. Bu nedenle başvuranın bu süreye uyup uymaması meşru beklentinin varlığını etkilememektedir. Dolayısıyla başvuranın emekli ikramiyesi farkının da Anayasa’nın 35 inci maddesi anlamında mülk oluşturduğu değerlendirilmektedir.
23. Kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu haline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmaları mülkiyet hakkına müdahale oluşturmaktadır (… ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; …
Gıda San. Ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; … , §§ 63-76; … vd., B. No: 2014/17621, 9/1/2018, § 33 ). Ayrıca “meşru beklenti” teşkil eden mülk edinme beklentilerini zedeleyici kamu işlem ve eylemleri de mülkiyet hakkına müdahale oluşturmaktadır (Yeşim BULLOCK, § 42; Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras, B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 57).
24. Bu ahkâmda somut olayda, başvuranın emekli aylık farklarının güncel değer üzerinden ödenmemesi ile emekli ikramiye farkının hiç ödenmemesinin mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
25. Öte yandan, Anayasa’nın 35 inci maddesindeki mülkiyet hakkı sınırsız bir hak değildir.
Maddede bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
Yine, Anayasa’nın 13 üncü maddesinde temel hak ve özgürlüklerin, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği düzenlenmiştir. Buna göre, mülkiyet hakkı da yapılan müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesinin gözetilmesi şartıyla sınırlanabilmektedir.
26. Bu çerçevede incelemenin, başvuranın emekli aylıkları farkına yasal faiz uygulanmaması ile başvurana emekli ikramiye farkının ödenmemesi yönleriyle ayrı ayrı yapılması gerekmektedir.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
27. Başvuranın emekli aylık farklarına yasal faiz uygulanmaması ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; 27.1. İdare, başvuranın birikmiş emekli aylık farklarının yasal faiz uygulamaksızın ödemesine gerekçe olarak mevzuatta yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmamasını göstermiştir.
27.2. Somut olayda emekli aylık farklarının başvurana ödenmesi gerektiği idare tarafından kabul edilmiş ve ödenmiştir. Bununla beraber başvurana 13 yıl boyunca eksik ödeme yapılmasının makul görülemeyeceği de açıktır.
27.3. Anayasa Mahkemesi, kamu kurum ve kuruluşlarından olan çeşitli para alacaklarının değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikayetleri incelerken idare hukuku çerçevesinde hangi alacaklara faiz işletileceği, faiz oranının ne olacağı, faizin işletilme tarihinin belirlenmesi gibi hususların görevine girmediğini, bununla birlikte daha önceki içtihadında (kamulaştırma
bedeli yönünden bkz. … ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013; … ve diğerleri, B. No:
2014/2073, 6/7/2017; bir sosyal güvenlik ödemesi yönünden bkz. …; ihale alacağı yönünden bkz. … İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.; vergi iadesi alacağı yönünden bkz. … Gıda San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; deprem nedeniyle tazminat yönünden bkz. …, B. No: 2013/6880, 23/3/2016) değinildiği üzere mülkiyet hakkı kapsamında görülen bir alacağın kamu makamlarınca haklı olmayan bir gerekçeyle geç ödenmesi durumunda bu alacağın enflasyon karşısında makul olmayacak bir oranda değer kaybına uğratılmasının mülk sahibine şahsi olarak orantısız bir külfet yüklediğini ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirtmektedir (…, B. No: 2015/4812, 7/2/2019, § 36-37).
27.4. Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin mevcut değerlendirmesinin yanında mevzuatta açık bir hüküm bulunmasa dahi idare tarafından süresi içinde yapmadığı ödemelere faiz uygulanması gerektiğine yönelik olarak verilmiş yüksek yargı kararları bulunmaktadır. Bu kararlardan, 27.4.1. Danıştay 11. Dairesinin 19/10/2009 tarihli ve E:2007/9382, K: 2009/8555 sayılı kararında idarenin kendi hatasından kaynaklanan sebeplerle sosyal güvenlik aylıklarının geç bağlanması durumunda Anayasanın 125 inci maddesi uyarınca kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olan idare tarafından, davacıların uğradığı parasal kaybın faizi ile birlikte ödeneceğinin tabii olduğu belirtilmiştir.
27.4.2. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararında, görevinden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından 1/3 oranında yapılan kesintilerin, mevzuatta faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, görevine dönene davacıya faiz uygulanmaksızın ödenmesi üzerine yapılan yargılamada idare mahkemesince Danıştay 5. Dairesinin bozma kararına uyulmayarak; faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı gerekçesinin de eklenmesi suretiyle ısrar edilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da bu ısrar kararı onanmıştır.
27.5. Kamu borcu haline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarına yönelik başvurular üzerine Anayasa
Mahkemesince yapılan değerlendirmelerde, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiğinin ifade edildiği vurgulanmalıdır.
27.6. Ölçülülük ilkesi çerçevesinde ise; kişilerin mülkiyet haklarına getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği, bu adil dengenin, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi durumunda bozulmuş olacağı belirtilmiştir.
27.7. Ayrıca Mahkemece, alacağın hak kazanıldığı tarihteki tutarının ödeme tarihi itibarıyla enflasyon karşısındaki değer kaybı giderilmiş tutarının ne kadar olması gerektiğine yönelik
Merkez Bankası verilerini esas almak suretiyle bir hesaplamaya gidilmiş ve başvurana ödenmiş tutar ile kendi hesaplaması sonucu ulaştığı tutar arasındaki farkın maddi tazminat olarak başvurana ödenmesine karar verilmiştir.
27.8. Nitekim Kurumumuzca incelenen benzer nitelikte başvurularda da bu hususlara vurgu yapılarak, güncel değer üzerinden ödenmemesi nedeniyle alacağın değer kaybına yol açan idarenin işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmış ve idarelere tavsiyede bulunulmuştur (09/10/2013 tarihli ve 2013/42 sayılı Karar; 15/04/2016 tarihli ve 2015/520 sayılı Karar; 26/11/2018 tarihli ve 2018/4862 sayılı Karar; 07/01/2019 tarihli ve 2018/9056 sayılı Karar).
27.9. Somut olayda emekli olduğu 15/03/2005 tarihi itibarıyla başvurana 2200 ek gösterge üzerinden bağlanan aylık tutarı 697,44 TL’dir. İdarenin düzeltme işlemi sonrasındaki ödemeleri gösteren kayıtlarına göre ek göstergesi 3000 olarak dikkate alındığında başvurana ödenen aylık tutarı ise 721,79 TL’dir. Aradaki farkın 24,35 TL olduğu, başka bir ifadeyle olması gereken aylığın yalnızca % 3,3’ü olduğu görülmektedir.
27.10. Anayasa Mahkemesince benimsenen hesaplama esasları çerçevesinde Merkez Bankası verileri üzerinden yapılan hesaplamada; 2005 yılı Mart ayındaki 100 TL’nin, ödemenin yapıldığı 2018 yılı Mart ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığının 293,08 TL olduğu, bu durumda başvurucuya 2005 yılı Mart ayında ödenmesi gereken 24,35 TL bir aylık maaş farkı tutarının 2018 yılı Mart ayı itibarıyla Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığını 71,36 TL olduğu görülmektedir.
Anılan hesaplamanın 13 yıl (146 ay) için ayrı ayrı yapılması gerekmektedir.
27.11. Tüm bu açıklamalar ve değerlendirmeler çerçevesinde, başvuranın emekli aylıklarının eksik ödendiği süredeki enflasyon oranlan dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurana herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış ve faiz ödenmesi talebi reddedilmiştir. Söz konusu
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
değer kaybı oranı gözetildiğinde başvurana şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu durumda kamu yararı ile başvuranın mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvuran aleyhine bozulduğu ve bunun da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
28. Başvuranın emekli ikramiye farkının ve bu farkın yasal faizinin ödenmemesi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; 28.1. Kanunilik şartı yönünden: İdare, başvuranın emekli ikramiye farkının ödenmemesine gerekçe olarak söz konusu ödemenin zamanaşımına uğradığını göstermiştir. 5434 sayılı
Kanunun 117 nci maddesinde kanun gereğince çeşitli adlarla ödenecek paralardan hak kazanıldığı tarihlerden itibaren beş yıl sonuna kadar alınmayan veya yazı ile müracaat edilerek aranmayanların zamanaşımına uğrayacağı, 118 inci maddesinde ise Sandığa müracaat etmemenin makbul veya mücbir bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında zamanaşımı hükümlerinin uygulanmayacağı belirlenmiştir.
28.2. Bu hükümler, ilk defa 15/03/2005 tarihinde emekli ikramiyesi ödenen başvurana 15/03/2010 tarihinden sonra yapılan düzeltme işlemi sonrasında emekli ikramiyesi ödenmemesi biçimindeki müdahaleye yeterli düzeyde kanuni dayanak oluşturmaktadır.
28.3. Meşru amaç şartı yönünden: 5434 sayılı kanun gereği yapılan emekli ikramiyesi ödemesinin beş yıl içinde başvuru koşuluna bağlanmasının temelinde yatan amacın, hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması ve yargı organlarının artık eskimiş ve güncelliğini yitirmiş uyuşmazlıklarla uğraşmalarının önlenmesi olduğu; bu amacın da kamu yararına dönük olduğu; dolayısıyla beş yılın dolmasından sonra emekli ikramiyesi farkının ödenmesi talebinde bulunan başvurana ödeme yapılmamasının kamu yararı amacına dayandığı değerlendirildiğinden mevcut işlemin meşru bir amacının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
28.4. Ölçülülük yönünden: Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, “gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, “orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir
(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E. 2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149,
K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/ 11
/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176,
K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016;
E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; … ve diğerleri, § 38; Yeşim BULLOCK, § 51).
28.5. Hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması bakımından sosyal güvenlik haklarının talep edilmesinin belli bir süreyle sınırlandırılması tek başına mülkiyet hakkını ihlal etmemekte ise de öngörülen sürenin makul olması, diğer bir ifadeyle haktan yararlanılmasını imkânsız kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak derecede kısa olmaması gerekir. Talep süresinin makul olup olmadığı, sosyal güvenlik alacağının niteliği ve hak sahibinin, talep hakkının doğduğunu öğrenme imkânına sahip olup olmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır. Öngörülen sürenin, talepte bulunmak için gerekli araştırma ve hazırlıkların yapılmasına, gerekiyorsa hukuki ve teknik yardım alınmasına yetecek ve hakkın önemiyle orantılı bir uzunlukta
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
olmaması durumunda ölçüsüz olduğu söylenebilir (… B.No: 2014/6673, 25/07/2017, § 64; Yeşim BULLOCK, § 52).
28.6. Sürenin işlemeye başladığı an da mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda talep süresinin, hak sahibinin henüz talep hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması, talep hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (…, § 65; Yeşim BULLOCK, § 52).
28.7. Öte yandan Anayasa Mahkemesine göre mahkemelerce hakkın talebi için belli bir süre öngören kanun hükümleri yorumlanırken sınırlamanın istisna olduğu ilkesi gözetilmeli, aşırı şekilcilikten kaçınılmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde hakkı sahibine teslim etme yolunda bir yaklaşım benimsenmelidir. Diğer taraftan sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına kuralların sınırlarının zorlanarak kanunda öngörülen süreleri bertaraf edilmesi hukuki istikrar ve güvenlik ilkesini zedeleyebilir. Bu nedenle süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda hukuki istikrar ve güvenlik ilkesi ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas denge gözetilmelidir (…,§ 66; Yeşim BULLOCK, § 53).
28.8. Mülkiyet hakkına kamu otoriteleri tarafından yapılan müdahaleye ilişkin hukuka aykırılık iddialarının öne sürülebileceği idari veya yargısal mekanizmaların var olup olmadığı ve bu mekanizmaların keyfiliğe karşı güvenceler içerecek araçlarla donatılıp donatılmadığı hususu, müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulacak bir unsurdur. Bu bağlamda bu tür mekanizmanın hiç oluşturulmaması veya keyfiliği önleyecek nitelikte olmaması ya da fiilen adil ve etkili bir karar verme sorumluluğunun yerine getirilmemesi durumunda müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılabilir (…,§ 68; Yeşim
BULLOCK, § 54).
28.9. Bu çerçevede, 5434 sayılı Kanun gereği ödenecek paraların beşinci yılın dolmasından sonra talepte bulunulması halinde ödenmemesinin öngörülmesinin, emekli ikramiye alacağı nedeniyle idarenin sürekli bir şekilde takip edilme tehdidi altında kalmasının önlenmesi, idari istikrar ve güvenliğin sağlanması amacına ulaşılması bakımından elverişli ve gerekli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
28.10. Diğer taraftan, somut olaydaki müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından asıl önem taşıyan ölçütün orantılılık olduğu değerlendirilmektedir.
28.11. Somut olayda başvurana o dönem görev yaptığı Türkiye Atom Enerjisi Kurumunca hazırlanan 14/02/2005 tarihli Hizmet Belgesi esas alınarak Emekli Sandığı tarafından 15/03/2005 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmış ve emekli ikramiyesi ödenmiştir. Söz konusu hizmet belgesinde başvuranın 25/10/1989 ile 31/7/1991 tarihleri arasında … İl Sos.
Hiz. Md. Olarak görev yaptığı açıkça yazmaktadır. Gerek hizmet belgesinin hazırlanmasında gerekse emekli aylığı bağlama işleminin tesisinde sürece ilişkin tüm işlemler eşgüdümlü olarak iki idare tarafından yapılmaktadır. Başvuranın tahsis talebinde bulunup emeklilik sürecini başlatmak dışında yapılan herhangi bir işleme yönelik herhangi bir yetki, görev ya da sorumluluğu söz konusu değildir.
28.12. Başvuranın 657 sayılı Kanun kapsamındaki özlük işlerinin takibinin ve mevzuata uygun yürütülmesinin görev yaptığı Kurumun sorumluluğunda olduğu açıktır. Bunun yanında,
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
emeklilik işlemleri yönünden de 5434 sayılı Kanunun ek 30 uncu maddesinde iştirakçilerin emeklilik intibakının mevzuata uygunluğunun Sandıkça inceleneceği, Sandıkça tespit edilecek intibakın üstündeki derece ve kademeden yapılmış kesintilerin iştirakçilere emeklilik yönünden bir hak kazandırmayacağı belirlenmiştir.
28.13. Öte yandan, sosyal güvenlik mevzuatı çerçevesinde bağlanan emekli aylıklarının hesabı, mevzuatın karmaşıklığı ve birden fazla hesap unsurunun (hizmet yılı, hak kazanılan ek gösterge, emeklilik derece kademesi, memuriyetteki kıdem vb.) kullanılması nedeniyle karmaşıktır ve teknik bilgi gerektirmektedir. Nitekim aynı unvana sahip kişilerin emekli aylıkları yukarıda sayılan her bir unsura bağlı olarak farklılaşabilmektedir. Neticede ilgililerin emekli ikramiyeleri de hesaplanan emekli aylıklarının fiili hizmet yılları ile çarpılması suretiyle hesaplanmaktadır. Bu nedenle sadece emekli aylık ya da emekli ikramiyesi tutarına bakarak aylık hesabında herhangi bir hata bulunup bulunmadığın fark edilmesi ya da aylık tutarının emsali kabul ettiği kişilerden farklılaşmasının sebebinin hangi unsurdan kaynaklandığının bilinmesi ilgililerden beklenemez.
28.14. Somut olayda emekli olduğu 15/03/2005 tarihi itibarıyla başvurana 2200 ek gösterge üzerinden bağlanan aylık tutarı 697,44 TL’dir. İdarenin düzeltme işlemi sonrasındaki ödemeleri gösteren kayıtlarına göre ek göstergesi 3000 olarak dikkate alındığında başvurana ödenen aylık tutarı ise 721,79 TL’dir. Aradaki farkın 24,35 TL olduğu, başka bir ifadeyle olması gereken aylığın yalnızca % 3,3’ü olduğu görülmektedir. Aynı orandaki fark emekli ikramiyesi için de söz konusudur. Nitekim aynı kayıtlardan başvurana her fiili hizmet yılı için 950,76 TL yerine 918,68 TL emekli ikramiyesi ödendiği görülmektedir.
28.15. Nitekim başvuran tarafından ek göstergesinin düzeltilmesi talebiyle 06/04/2017 tarihinde SGK’ya yapılan ilk talep üzerine Kurumca yapılan incelemede mevcut hatanın fark edilemediği ve başvurana 12/06/2017 tarihinde verilen cevapta emekli aylıklarında herhangi bir hatanın bulunmadığının bildirildiği görülmektedir. O halde idare tarafından gerek aylık bağlandığı ilk tarihte gerekse sonradan yapılan ikinci incelemede tespit edilemeyen bir hususun başvuran tarafından bilinmesi gerektiğinin kabulü mümkün değildir. Bu durumda, 5434 sayılı Kanunda zamanaşımı olarak öngörülmüş 5 yıllık sürede başvuran tarafından ek göstergesinin hatalı olduğunun öğrenilmemiş ve düzeltilmesi talebiyle idareye müracaat edilmemiş olmasının makul bir sebebe dayandığının kabulü gerekmektedir.
28.16. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; emekliye ayrılma işleminin başlangıcı hariç sürecin tamamında yetki, görev ve sorumluluğun ilgili idarelerde olması, emekli aylığı hesaplanması işleminin karmaşıklığı, başvuranın olması gereken aylık/ikramiye tutarı ile bağlanan aylık/ikramiye tutarı arasındaki farkın hesapta bir hata olduğuna dair şüphe ya da tereddüt doğurmayacak düzeyde olması ve mevcut hatanın idare tarafından dahi ancak ikinci incelemeden sonra fark edilebilmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde başvuranın emekli ikramiyesi farkının ödenmesi talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmesi neticesinde, ulaşılmak istenen kamu yararının sağlanmasındaki toplumsal menfaat ile başvuranın mülkiyet hakkının korunmasındaki bireysel yarar arasında kurulması gereken makul dengenin başvuran aleyhine bozulduğu ve bunun da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.
28.17. Ayrıca, başvurana emekli ikramiyesi farkının ödenmemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonucuna varıldığından, başvurana ödenecek emekli ikramiye farkı hesaplanırken iş bu kararın 26 ncı paragrafındaki açıklama, değerlendirme ve sonuçlar dikkate alınarak belirlenecek güncel değer üzerinden ödeme yapılması gerekmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin
Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
30. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuranın emekli aylıkları farkı ile emekli ikramiyesi farkının, emekli aylığı bağlandığı tarihteki alım gücüne denkleştirilerek başvurana ödenmesi için makul sürede yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TEBLİĞİNE;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir.Evrak teyidi
https://sikayet.ombudsman.gov.tr/sorgula/ adresinden XXXX-XXXX-XXXX kodu ile yapılabilir.