ÖZET: Başvuran, Hakkâri Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nde memur olarak çalışırken 3 Ocak 2021 tarihinde emekli olduğunu belirtmekte ve emeklilik ikramiyesinin 42 yıl üzerinden hesaplandığını iddia etmektedir. Başvuran, işçi statüsünde geçmiş olan hizmet sürelerinin de dikkate alınarak emekli ikramiyesi talep etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesinin kıdem tazminatı hakkı doğurmadığını, bu nedenle emekli ikramiyesi hesaplamasında bu sürelerin dikkate alınamayacağını açıklamıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve ilgili mevzuatı değerlendirerek, emekli ikramiyesinin hesaplanmasında Hakkâri İl Özel İdaresi’nde geçen işçilik sürelerinin dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir. Mevsimlik iş sözleşmeleri kapsamında yapılan çalışmaların belirsiz süreli olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanmış ve başvuranın kıdem tazminatına hak kazanma şartlarının sağlandığı belirtilmiştir. Bu çerçevede, başvuranın emekli ikramiyesinin yeniden hesaplanması için gerekli işlemlerin yapılması tavsiye edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesi hesaplamasında Hakkâri İl Özel İdaresi’nde geçen işçilik sürelerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Bu doğrultuda, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Hakkâri İl Özel İdaresi’ne yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/14502-S.22.22221

BAŞVURU NO : 2022/7657

KARAR TARİHİ : 07/11/2022

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

HAKKARİ İL ÖZEL İDARESİ

Emekli ikramiyesi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 27/05/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Hakkâri Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğünde memur statüsünde çalışmakta

iken 3/1/2021 tarihinde yaş haddinden emekli olduğunu, fiili hizmet süresinin 43 yıl 4 ay olarak hesaplanmasına rağmen emeklilik ikramiyesinin 42 yıl üzerinden ödendiğini, işçi statüsünde geçmesi nedeniyle diğer hizmetlerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmayacağının bildirildiğini, oysa söz konusu işçilik sürelerinin de Hakkâri İl Özel İdaresinde geçtiğini belirterek söz konusu çalışma sürelerine de emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru

konusuna ilişkin 21/7/2022 tarihli ve sayılı yazısında özetle;

2.1) 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesi ile 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına

Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 12. maddesi uyarınca, 5434 sayılı

Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak geçen hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması gerektiği, kıdem tazminatına hak kazanma şartlarının ise 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14.

maddesinde düzenlendiği, /

2.2) Bu nedenle, belirli süreli iş sözleşmesinin sürenin bitimi ile kendiliğinden sona ermesi hali 1475 sayılı

İş Kanunu’nun 14. maddesinde sayılı sona erme biçimlerinden olmadığından, diğer bir ifade ile belirli süreli iş sözleşmesi sözleşmenin sonunda herhangi bir fesih bildirimine gerek olmaksızın kendiliğinden sona erdiğinden, söz konusu süreler için kıdem tazminatına hak kazanılmasının mümkün olmadığı,

2.3) Başvuranın, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Hakkâri

Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğünde bilgisayar işletmeni olarak görev yapmakta iken 3/1/2022 tarihinde yaş haddinden emekliye sevk edilmesi üzerine, 11/1/2022 tarihli ve sayılı işlem ile 1. derecenin 4. kademesi intibakı ve (2200) ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(c)

bendi kapsamındaki 40 yıl 6 ay 14 gün fiili hizmet süresi, 1 yıl 8 ay askerlik borçlanması süresi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamındaki 1 yıl 1 ay hizmet süresi olmak üzere toplam 43 yıl 4 ay hizmet süresine karşılık 15/1/2022 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlandığı,

2.4) Başvuran adına, 4/1-(c) bendi kapsamındaki 40 yıl 6 ay 14 gün fiili hizmet süresi ve 1 yıl 8 ay askerlik

borçlanması süresi olmak üzere emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam 42 yıl 2 ay 14 gün hizmet süresinin (42) tam yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği,

2.5) Öte yandan başvuranın, Hakkâri İl Özel İdaresi Yol Su ve Elektrik İl Müdürlüğünde 21/5/1974 –

30/6/1976 tarihleri arasında fasılalı olarak 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında mevsimlik işçi olarak geçen 1 yıl 1 aylık çalışmalarının, belirli süreli iş sözleşmesinin sürenin bitimi ile 30/6/1976 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, bir diğer ifadeyle söz konusu çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran sebeplere aykırı biçimde sona erdiğinin anlaşıldığı, bu nedenle söz konusu çalışma sürelerine emekli ikramiyesi ödenmediği,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

3) Hakkâri İl Özel İdaresi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün 9/6/2022 tarihli ve sayılı

yazısında özetle;

3.1) Başvuranın söz konusu çalışma sürelerine karşılık herhangi bir tazminat ödenmediği,

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”

başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”

5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin

birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

6) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesinin dördüncü

fıkrasının birinci cümlesi ile beşinci fıkrasının birinci cümlesinde;

“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.

…

Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.”

7) 5434 sayılı mülga Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89. maddesinin bir ila

dördüncü fıkralarında;

“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden

ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı

Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.”

8) 2829 sayılı mülga Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi

Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12. maddesinde;

“(…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.

Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.

Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.”

9) 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14. maddesinin birinci, ikinci,

dördüncü ve beşinci fıkralarında;

“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin;

İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,

İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,

Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,

Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;

506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen

yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.

12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.

…

T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle

Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.

Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.”

10) 4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 6.maddesinde;

“Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12) Başvuran bir numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere, Hakkâri İl Özel İdaresinde işçi olarak geçen

çalışma sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.

13) Somut olayda başvurana, 1. derecenin 4. kademesi intibakı ve (2200) ek gösterge rakamı üzerinden

5510 sayılı Kanun’un 4/1-(c) bendi kapsamındaki 40 yıl 6 ay 14 gün fiili hizmet süresi, 1 yıl 8 ay askerlik

borçlanması süresi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamındaki 1 yıl 1 ay hizmet süresi olmak üzere toplam 43 yıl 4 ay hizmet süresine karşılık 15/1/2022 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlandığı ve Kanun’un 4/1-(c) bendi kapsamındaki 40 yıl 6 ay 14 gün fiili hizmet süresi ve 1 yıl 8 ay askerlik borçlanması süresi olmak üzere emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam 42 yıl 2 ay 14 gün hizmet süresinin (42) tam yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği görülmektedir.

Uyuşmazlık başvuranın, Hakkâri İl Özel İdaresi Yol Su ve Elektrik İl Müdürlüğünde 21/5/1974 – 30/6/1976 tarihleri arasında fasılalı olarak 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçen 1 yıl 1 aylık çalışmalarının emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır.

14) Öncelikle belirtmek gerekir ki; yasada belirlenen şartlar doğrultusunda kamu çalışanlarına ödenen

emekli ikramiyesi, kamu çalışanlarının aylıklarından yapılan kesintilerden bağımsız olarak çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödemedir.

(Anayasa Mahkemesinin 8/11/2012 tarihli ve E: 2012/33, K: 2012/174 sayılı kararı. Kaynak:

www.corpus.com.tr ) Bu yönüyle emekli ikramiyesi, çalışma ilişkisi devam ettiği sürece talep konusu olmayan, çalışanların kamu kurumunda geçirdikleri sürelerin karşılığı olarak verilen, yasaca öngörülmüş mali haktır. Diğer taraftan kıdem tazminatı ise, işçinin uzunca süre işverene bağlı kalması nedeniyle ücretinden bağımsız bir ikramiye alacağı niteliğinde olan ve çalışma ilişkisi devam ettiği sürece işçinin hak iddia edemediği, ancak kanuni şartların tahakkuku ile talep edilebilir hale gelen ve işverene kanun tarafından yüklenen borçtur. Bununla birlikte çalışma hayatındaki önemi nedeniyle kıdem tazminatının ödenme koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan kanunda düzenlenmiştir. Bu kapsamda feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda işçinin kıdem tazminatı talep hakkı doğmamaktadır. Nitekim 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde iş sözleşmesinin fesih hallerinden

/

hangilerinin kıdem tazminatına hak kazandırdığı tahdidi olarak sayılmıştır. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2020/98164 numaralı başvuruya ilişkin 26/3/2021 tarihli ve sayılı Kısmen Tavsiye Kısmen Ret

Kararı’ndan)

15) Görüldüğü üzere farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da hem kıdem tazminatı hem de

emekli ikramiyesi ortak bir deyimle, ilgililerin çalışmalarının karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir. Bununla birlikte her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir. Nitekim yukarıda değinilen 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile

5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi her iki toplu ödemenin de ne zaman, hangi şartlar altında yapılacağını

düzenlemektedir. Ancak farklı hukuki statülere tabi kişileri ilgilendiren bu düzenlemeler, 2829 sayılı

Kanun uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emekli ikramiyesinin hesabı konusunda kesişmektedirler. Bu durum ise 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmektedir. Özetle ifade etmek gerekirse mezkûr düzenlemeler, 2829 sayılı Kanun uygulanarak emekli aylığı bağlanan kişilerden, 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi statüsünde çalışmış olanların bu hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş ilişkisinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş ve kişilere kıdem tazminatı veya bu mahiyette başka bir ödemenin yapılmamış olmasını gerektirmektedir. (Kamu Denetçiliği Kurumunun 2017/1790 numaralı başvuruya ilişkin 11/8/2017 tarihli ve sayılı Tavsiye Kararı’ndan)

16) Şu durumda, birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananların kamuda geçen işçilik sürelerine

emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği konusunda iş sözleşmesinin sona erme şeklinin dikkate alındığı görülmektedir. Bu nedenle ilgililerin emekli ikramiyesinin hesabında, kamuda geçen işçilik sürelerinin dikkate alınıp alınamayacağı sorununun çözümü için iş sözleşmesinin nasıl sona erdiği hususu üzerinde durulması gerekmektedir.

17) Bu noktada somut olayda idarece, başvuranın Hakkâri İl Özel İdaresi Yol Su ve Elektrik İl

Müdürlüğünde 21/5/1974 – 30/6/1976 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında mevsimlik işçi olarak geçen 1 yıl 1 aylık çalışmasının belirli süreli iş sözleşmesinin sürenin bitimi ile 30/6/1976 tarihinde kendiliğinden sona erdiği, bu durumun 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde kıdem tazminatına hak kazandıran sebepler arasında yer almadığı gerekçesiyle söz konusu çalışma sürelerine emekli ikramiyesi ödenmediği anlaşılmaktadır.

18) Mevsimlik iş sözleşmeleri, işyerindeki çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya

tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işlere ilişkin olarak kurulmaktadır. Mevsimlik iş sözleşmelerine konu çalışma dönemleri, işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Bu doğrultuda, her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer dönemlerinde iş sözleşmelerinin, ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektirdiği işler mevsimlik iş kabul edilmektedir. Öte yandan mevsimlik iş sözleşmeleri, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11.

maddesindeki hükümlere uygun olarak, belirli süreli olarak yapılabileceği gibi belirsiz süreli olarak da kurulabilir. Tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimi ile kendiliğinden

/

sona ermekte ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamamaktadır. Buna karşılık, işçi ile işveren arasında mevsimlik bir işte belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmeleriyle çalışılmışsa, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca iş sözleşmesi belirsiz

süreli nitelik kazanacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/12/2017 tarihli ve E: 2016/105, K:

2017/1693 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )

19) Öte yandan iş sözleşmelerinin belirsiz süreli olması asıldır. Bu nedenle iş sözleşmesinin belirli süreli

mi yoksa belirsiz süreli mi olduğu konusunda tereddüt oluşması halinde sözleşmenin belirsiz süreli olduğu kabul edilmelidir. Nitekim işçi aleyhine sonuçları itibarıyla belirli süreli iş sözleşmesi yasal sınırlamalara tabi tutulmuş olup istisnai niteliktedir. (Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23/2/2018 tarihli ve E: 2017/1, K: 2018/2 sayılı kararı. Kaynak: www.corpus.com.tr )

20) Diğer taraftan başvuranın çalışmalarının geçtiği dönem dikkate alındığında, mevsimlik iş

sözleşmelerinin 1475 sayılı İş Kanunu dönemindeki durumuna da değinmek gerekmektedir. Bu dönemde

Yargıtayın yerleşmiş kabul edilen içtihadına göre zincirleme şekilde kurulan iş sözleşmeleri bakımından işverenin hakkını kötüye kullanması söz konusudur. Bu nedenle özellikle mevsimlik iş sözleşmelerinde zincirleme şekilde ardı ardına yapılan iş sözleşmeleri, ayrı ayrı belirli süreli hizmet akitleri olarak değil tek bir belirsiz süreli akit olarak kabul edilmiştir. (Melda Sur, “Belirli Süreli Hizmet Akitlerinin Sona Ermesine

İlişkin Bazı Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi

Dergisi, Cilt: XL, Ocak Aralık 1985, No: 1-4, s. 273, 274.)

21) Buraya kadar yapılan açıklamalar sonrasında somut olaya gelince, başvuranın çalışmalarının 21/5/1974

– 15/11/1974; 22/5/1975 – 1/1/1976 ve 6/5/1976 – 30/6/1976 tarihleri arasında geçtiği, toplam çalışma süresinin 390 gün olduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere başvuran 1974, 1975, 1976 yıllarında Mayıs ayında işe alınmıştır. Yine ilk iki çalışma döneminde altı ve yedi ayı aşan sürede çalışmalarının bulunduğu,

1976 yılında ise yaklaşık iki aylık çalışma süresinin bulunduğu görülmektedir. Hal böyle iken yukarıda yer

verilen gerekçeler doğrultusunda başvuranın emekli ikramiyesi ödenmesinde dikkate alınmasını talep ettiği çalışmalarına yönelik zincirleme şekilde kurulmuş iş sözleşmelerinin belirsiz süreli olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, başvuranın izleyen çalışma dönemi olan 1977 yılında 4/3/1977 tarihinde askerlik görevine başladığı görülmektedir. Bu kapsamda, iş sözleşmesi zorunlu askerlik nedeniyle bozulan başvuranın kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerekmektedir. Belirtmek gerekir ki, Hakkâri İl Özel İdaresi Yol Su ve Elektrik İl Müdürlüğünün 1/8/2019 tarihli ve 6580 sayılı yazısında iş sezonunun sona ermesi nedeniyle iş akdinin askıya alındığı ifade edilmekte olup, dosya kapsamından da iş sözleşmesinin feshedildiği sonucuna ulaşılamamıştır. Sonuç olarak, başvuranın 5434 sayılı Kanun’a tabi kamu kurumunda kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona eren uyuşmazlık konusu çalışma sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınması gerekmektedir.

22) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık

bağlanan başvurana, 5434 sayılı Kanun’a tabi kamu kurumunda geçen işçilik sürelerinin de dikkate alınarak emekli ikramiyesi ödenmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen Kurum işleminde hukuka ve hakkaniyete uygunluk tespit edilememiştir.

/

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

23) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden

itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Van İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Başvuranın, 5434 sayılı Kanun’a tabi kamu kurumunda geçen işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınarak fark emekli ikramiyesinin ödenmesine yönelik yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Hakkâri İl Özel İdaresine tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın başvurana, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ve Hakkâri İl Özel İdaresine tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi