|
ÖZET: Başvuru, emeklilik sürecinde yaşanan gecikmeler ve buna bağlı faiz talepleri üzerine odaklanmaktadır. Başvuran, 17 Temmuz 2023 tarihinde emeklilik dilekçesi vermiş ve 1 Eylül 2023’te emekli aylığı bağlanmıştır. Ancak, emekli ikramiyesi olarak ödenen 54.552,68 TL’nin yetersiz olduğunu ve 9 Kasım 2023’te ödenen 396.307,48 TL için aradaki süreye ilişkin faiz talep etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın talebine yanıt olarak, ödemelerin zamanında yapıldığını belirtmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun açıklamalarında, 5510 sayılı Kanun’un geçici maddeleri ve 5434 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde işlemler yapıldığı ifade edilmiştir. Ancak, başvuranın emekli ikramiyesi için talep ettiği yasal faiz konusunda mevzuatta herhangi bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın faiz talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını değerlendirerek, Sosyal Güvenlik Kurumu’na gerekli yasal düzenlemeleri yapması için tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın emeklilik sürecinde yaşadığı gecikmeler nedeniyle talep ettiği faiz ödemeleriyle ilgili yasal bir düzenlemenin yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu konuda Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyelerde bulunmuş ve başvuranın hak arama özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/4355-S.24.6995
BAŞVURU NO : 2024/797
KARAR TARİHİ : 30.04.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Faiz talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 17.01.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran tarafından Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; 17.07.2023 tarihinde emeklilik dilekçesi verdiğini, 01.09.2023 tarihinde emekli aylığı bağlandığını, ikramiye olarak da 54.552,68-TL ödendiğini, bu duruma itiraz ettiğini ve 09.11.2023 tarihinde 396.307,48-TL ödendiğini, arada geçen süre için faiz talep ettiğini ancak hiç gecikme olmadan ödeme yapıldığına ilişkin bir cevap verildiğini ifade ederek hak kaybının giderilmesini ve emeklilik tarihinden itibaren faiz işletilerek ödeme yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 19.02.2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 08.03.2024
tarihli ve sayılı yazıda:
2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesinde, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışmış olup, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağının hüküm altına alındığı,
2.2. 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan sigortalılar,
emekliler ile bunların dul ve yetimlerinin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında, 5510 sayılı Kanunda aksine bir hüküm belirtilmedikçe, 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan mülga hükümleri de dahil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümleri ile mülga
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun
hükümlerine göre işlem yapıldığı,
2.3. Bu kapsamda, 26.01.2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17.01.2012 tarihli ve
6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 1 inci maddesi ile değişik 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir. Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu
Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
(…)
Emekli ikramiyesini aldıktan sonra yeniden iştirakçi durumuna girenlerin tekrar emekliye ayrılmalarında, sadece sonradan geçen hizmetlerine karşılık yukarıdaki esaslara göre emekli ikramiyesi ödenir.
(…)
Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine
Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur.” hükmünün amir olduğu,
2.4. Buna göre, ilgilinin emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Uşak Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğünde Memur olarak görev yapmakta iken 29.10.2016 tarihinde 675 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı,
2.4.1. Açıkta iken yapmış olduğu 07.02.2017 tarihli emeklilik başvurusu kapsamında Kurumunca, Kurumumuz kayıtlarına 08.03.2017 tarihinde geçen 02.03.2017 tarihli yazı ekinde emeklilik sevk onayının gönderilmesi üzerine 30.03.2017 tarihli ve sayılı işlemi ile 01.03.2017 tarihinden başlamak üzere
5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamındaki 25 yıl 2 ay fiili hizmeti ile 5510 sayılı Kanunun 4/1-a bendi
kapsamındaki 2 yıl 2 ay hizmet süresi olmak üzere toplam 27 yıl 4 ay hizmetine karşılık karşılık 1. derece 4. kademe +2200 ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlandığı, ancak mülga 2829 sayılı Kanun kapsamında birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanıp çalışmaları, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı
İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermemesi nedeniyle emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmediği ve bu hususun 03.04.2017 tarihli yazımız ile ilgiliye bildirildiği,
2.4.2. Bunun üzerine, ilgili tarafından bahse konu Kurumumuz işleminin iptali ile emekli ikramiyesinin yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebiyle Kurumumuz aleyhine açılan dava kapsamında Ankara 16.
İdare Mahkemesince 16.03.2018 tarihinde; (E. / , K. / ) “… Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, ödenmeyen emekli ikramiyesinin başvuru (07.02.2017) tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,…” şeklinde tesis edilen hüküm (söz konusu hükme karşı Kurumumuzca yapılan istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin
07.11.2019 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiştir) uyarınca Kurumumuzun 27.04.2018 tarihli ve
sayılı işlemi ile ilgili adına aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan katsayılar esas alınarak emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam (25) tam hizmet yılına karşılık 67.067,67.-TL emekli ikramiyesi ve 7.392,14.-TL faiz olmak üzere toplam 74.459,81 TL tahakkuk ettirildiği ve anılan tutarın
04.05.2018 tarihinde ilgilinin banka hesabına aktarıldığı,
2.4.3. Bilahare, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun 30.12.2021 tarihli ve / sayılı kararına istinaden ilgilinin, Uşak Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğüne Memur kadrosu ile görevine iade edildiği ve 07.02.2022 tarihinde görevine başladığı,
2.4.4. Bunun üzerine, 11.03.2022 tarihli yazımız ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına “ilgiliye yersiz ödenen 01.03.2017-28.02.2022 dönemi emekli aylıkları tutarı 186.905,43 TL ve bayram ikramiyeleri tutarı 8.200,00 TL olmak üzere toplam 195.105,43 TL borç çıkarıldığı, bu nedenle ilgiliye borç çıkartılan emekli aylıklarının, Kurumlarınca ödenecek maaş ve diğer özlük haklarının ödenişi sırasında kesilerek
Kurumumuzun ilgili hesaplarına yatırılması gerektiği, diğer taraftan ilgiliye ödenen 67.067,67 TL emekli ikramiyesi ve 7.392,14 TL ile ilgili olarak ise, Kurumumuzun 2011/32 sayılı Genelgesine göre işlem yapılması, şayet emekli ikramiyesi ilgiliden tahsil edilmiş ise tahsilatı yapılan ikramiye tutarının
Kurumumuza iade edilmemesi (tekrar emekliye sevk edilmesi halinde emekli ikramiyesi ödeme işlemlerine esas olmak üzere ödenen emekli ikramiyesinin tahsili hususunda yapılan işlemlerin sonucunun yazı ile bildirilmesi) hususunda” bilgi verildiği,
2.4.5. Cevaben alınan 03.06.2022 tarihli yazıda, ilgiliye 01.03.2017-28.02.2022 tarihleri arasında ödenen emekli aylığı ve bayram ikramiyeleri tutarı olan 195.105,43 TL’nin Kurumlarınca geriye dönük ödenen maaşlarından kesildiğinin belirtildiği, ancak emekli ikramiyesinin ilgili tarafından iade edilip edilmediğine dair bir bilgi/belgeye yer verilmediği,
2.4.6. Daha sonra ilgilinin yapmış olduğu 17.07.2023 tarihli emeklilik başvurusu kapsamında Kurumunca,
01.08.2023 tarihli yazı ekinde emeklilik sevk onayının gönderilmesi üzerine bu defa 23.08.2023 tarihli ve
sayılı işlemle 15.08.2023 tarihinden başlamak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamındaki
31 yıl 11 ay fiili hizmeti ve aynı Kanunun 4/1-a bendi kapsamındaki 2 yıl 2 ay hizmeti olmak üzere toplam
34 yıl 1 ay hizmetine karşılık 1. derece 4. kademe +2800 ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı
bağlandığı ve emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam (6) tam yılına karşılık 54.522,68 TL tahakkuk ettirildiği (Daha önce Kurumumuzun 27.04.2018 tarihli ve sayılı işlemi ile ilgili adına emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam (25) tam yılına emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği için)
ve ilgilinin banka hesabına aktarıldığı,
2.4.7. Bilahare, ilgilinin söz konusu ikramiye tutarına itirazını içeren ve Kurumumuz kayıtlarına 08.09.2023 tarihinde geçen 01.09.2023 tarihli dilekçesi ekinde yer alan belgelerden daha önce (25) tam hizmet yılı için ödenmiş olan emekli ikramiyesinin ilgili tarafından Kurumuna iade edilmiş olduğunun anlaşılması üzerine, Kurumumuzun 24.10.2023 tarihli ve sayılı işlemi ile emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam (31) tam yılına karşılık 450.830,16 TL tahakkuk ettirildiği, daha önce 23.08.2023 tarihli ve sayılı işleme istinaden (6) tam yılına karşılık ilgiliye ödenmiş olan 54.522,68 TL’nin anılan tutara mahsup edilmesi suretiyle bakiye 396.307,48 TL’nin 08.11.2023 tarihinde ilgili adına Denizbank Adıyaman
Şubesine aktarıldığı ve ilgili tarafından tahsil edildiği,
2.5. Diğer taraftan, sosyal güvenlik mevzuatımızda herhangi bir nedenle ilgililere eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin olarak yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmemiş olması nedeniyle başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesinde ayrıca faiz tahakkuk ettirilmesine imkan bulunmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü
eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun;
5.1. Borçlunun Temerrüdü başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”,
5.2. Temerrüt faizi başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”,
6. 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun Temerrüt faizi başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8. Başvuran, 17.07.2023 tarihinde emeklilik dilekçesi verdiğini, 01.09.2023 tarihinde emekli aylığı bağlandığını, ikramiye olarak da 54.552,68-TL ödendiğini, 09.11.2023 tarihinde 396.307,48-TL ödendiğini, arada geçen süre için faiz talep ettiğini ancak hiç gecikme olmadan ödeme yapıldığına ilişkin bir cevap verildiğini ifade ederek emeklilik tarihinden itibaren faiz işletilerek ödeme yapılmasını talep etmektedir.
9. Başvuruya konu uyuşmazlığın; emekli aylığı ve ikramiyesi tarafına geç ödenen başvurana SGK tarafından faiz ödenip ödenmeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir.
10. Geç ödenen emekli aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi talebiyle Kurumumuza yapılmış başvurular da bulunmaktadır (21/07/2017 tarihli 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli 2020/575 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu
Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir.
10.1. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine
İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para
Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığının 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.
10.2. Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve
“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ
DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu
olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR
GEREKLİLİKTİR.”
10.3. Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt)
karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.
10.4. Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
10.5. Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”
10.6. Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda
San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
10.7. Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).
10.8. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana
Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).
11. Somut olayda; 17.07.2023 tarihli emeklilik başvurusu kapsamında; 15.08.2023 tarihinden başlamak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/1-c bendi kapsamındaki 31 yıl 11 ay fiili hizmeti ve aynı Kanunun 4/1-a bendi kapsamındaki 2 yıl 2 ay hizmeti olmak üzere toplam 34 yıl 1 ay hizmetine karşılık 1. derece 4. kademe
+2800 ek gösterge rakamı üzerinden emekli aylığı bağlandığı ve emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam (6) tam yılına karşılık 54.522,68 TL tahakkuk ettirildiği, başvuranın söz konusu ikramiye tutarına itirazını içeren 01.09.2023 tarihli dilekçesinde ekinde yer alan belgelerden daha önce (25) tam hizmet yılı içinmiş ödenen emekli ikramiyesinin başvuran tarafından Kurumuna iade edildiğinin anlaşıldığı,
24.10.2023 tarihli ve sayılı işlemi ile emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam (31) tam
yılına karşılık 450.830,16 TL tahakkuk ettirildiği, 23.08.2023 tarihli ve sayılı işleme istinaden (6)
tam yılına karşılık ilgiliye ödenmiş olan 54.522,68 TL’nin anılan tutara mahsup edilmesi suretiyle bakiye 396.307,48 TL’nin 08.11.2023 tarihinde başvuran adına ödendiği anlaşılmaktadır.
12. Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2. numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.
13. Bu kapsamda, idarenin işlemlerinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yer verilen yargı kararları
Kurumumuzun tavsiye kararları ve yapılan açıklamalar ışığında, başvuranın SGK tarafından yapılan ödemeye ilişkin faiz talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye
verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse varsa dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Adıyaman İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE,
İlgililerin aylık ve/veya ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde faiz düzenlemesi yapılması hususunda gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; SOSYAL
GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi