|
ÖZET: Başvuran, 19 Nisan 2023 tarihinde emekli olmuş ve emekli ikramiyesi 30 Temmuz 2024 tarihinde ödenmiştir. Başvurusunda, emekli ikramiyesinin geç ödenmesi nedeniyle yasal faiz talep etmektedir. Başvuran, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yaptığı başvuruda, emekli ikramiyesinin ödenmesinde herhangi bir hata olmadığını ve yasal faizin ödenmesine dair mevzuatta bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini belirtmiştir. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) kararlarına atıfta bulunarak, geciken ödemelerin faiziyle birlikte yapılması gerektiğini savunmuştur.
SGK, başvuranın emekli ikramiyesinin ödenebilmesi için Sağlık Bakanlığı’ndan onay alınması gerektiğini ve bu sürecin zaman aldığını ifade etmiştir. Emekli ikramiyesinin tahakkuk işlemi, ilgili onayın alınmasının ardından gerçekleştirilmiştir. SGK, sosyal güvenlik mevzuatında yasal faiz ödenmesine dair bir düzenleme bulunmadığını belirterek başvuranın talebini reddetmiştir. Ancak, başvuranın emekli aylığının başlangıç tarihi olan 1 Nisan 2023 itibarıyla yasal faizin işletilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesi tutarına, aylık başlangıç tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek ödenmesi gerektiği belirtilmiş ve SGK’ya bu konuda gerekli düzenlemelerin yapılması tavsiye edilmiştir. Ayrıca, sigortalıların emekli ikramiyelerinin geç ödenmesi durumunda yargı organlarından karar aranmaksızın faiz düzenlemesi yapılması gerektiği ifade edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2025/1622-S.25.2483
BAŞVURU NO : 2024/11634
KARAR TARİHİ : 14.02.2025
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
SAĞLIK BAKANLIĞI
Başvuranın geç ödenen emekli ikramiyesi tutarına yasal faiz işletilerek
BAŞVURUNUN KONUSU :
tarafına ödeme yapılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 19.09.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 19.04.2023 tarihinde emekli olduğunu, emekli ikramiyesinin ise 30.07.2024 tarihinde tarafına ödendiğini, arada geçen süreçte para alacağından mahrum kaldığı ve paranın değerinde azalma meydana geldiği için maddi kayba uğradığını, yerleşik idari yargı içtihadına göre faiz alacağının asıl alacağı bağlı ferî bir alacak olması, parasal hakkının uzun bir zaman sonra tarafına ödenmesi ve kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle alacağına geç kavuşması nedeniyle bu sürede alım gücünde meydana gelen azalmanın karşılanması bakımından ödenen emekli ikramiyesinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, söz konusu talebiyle 07.08.2024 tarihinde Sosyal Güvenlik
Kurumuna (SGK) başvuruda bulunduğunu, ancak SGK tarafından emekli ikramiyesinin tutarında hata olmadığı ve aylık bağlama tarihinden ödeme tarihine kadar olan süreye dair yasal faiz ödenmesine ilişkin ilgili mevzuatta bir hüküm bulunmadığından talebinin reddedildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) de istikrarlı olarak geciken ödemelerin faiziyle birlikte ödenmesine yönelik kararlar verdiğini, Kamu Denetçiliği Kurumunun (KDK) da bu yönde benzer kararları bulunduğunu belirterek mağduriyetinin tespit edilip aylık bağlama tarihinden emekli ikramiyesinin ödendiği tarihe kadar ikramiye tutarına işleyecek olan yasal faiz miktarının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 23.10.2024 tarih ve – – sayılı bilgi ve belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü
tarafından gönderilen 11.11.2024 tarih ve – – sayılı yazıda ilgili
mevzuatına da yer verilmek suretiyle özetle:
2.1. Bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesinde; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 4/1-(c) bendi kapsamına alınanlar hakkında yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı
Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 2.2. Bu kapsamda, 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesine göre; emekli ikramiyesinin kamu görevlilerinin
5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamındaki hizmet sürelerinin her
tam yılına karşılık aylık başlangıç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan katsayılar esas alınarak hesaplanan aylık bağlamaya esas tutar üzerinden ödendiği, 2.3. Ayrıca, Kurumlarınca ilgililer adına ödenen bu tutarların daha sonra emekliye sevk onayını veya ikramiye onayını veren kurumdan faturası karşılığınca Kurumlarınca tahsil edildiği, bu anlamda ilgililere hak kazanmış oldukları emekli ikramiyesi tutarının tahakkuk ettirilmesi sürecinde söz konusu tutarın daha sonra faturalandırılacağı kurumlardan emekliye sevk onayı veya ikramiye onayının alınmasının gerektiği, 2.4. Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; anılanın 26.10.1993 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında hemşire olarak göreve başladığı, 28.07.2016 tarihinde açığa alındıktan sonra 29.10.2016 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı, bilahare 19.06.2017-
30.06.2017 tarihleri arasında 12 gün 4/1-(a) bendi kapsamında çalıştığı ve açıktayken 09.03.2023 tarihli
dilekçe ile emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesini talep ettiği, 2.5. Adı geçene Kurumlarının 18.04.2023 tarihli işlemiyle 21 yıl 6 ay 15 gün 4/1-(c) bendi kapsamındaki hizmet ve 12 gün 4/1-(a) bendi kapsamındaki çalışması dikkate alınarak 1. derece 3. kademe intibakı +3.600 ek gösterge rakamı esas alınarak 01.04.2023 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı, 2.6. Öte yandan, ilgilinin emekli ikramiyesine müstahak olması nedeniyle 19.04.2023 tarihli yazı ile Sağlık
Bakanlığından ilgiliye emekli ikramiyesi ödenebilmesi için alınacak onayın gönderilmesinin talep edildiği, herhangi bir cevap alınamaması üzerine 13.06.2024 tarihli yazıları ile talebin yinelendiği, cevaben alınan ve Kurumları kayıtlarına 08.07.2024 tarihinde geçen yazı ekinde ikramiye onayının gönderilmesi üzerine
Kurumlarının 25.07.2024 tarihli işlemiyle ilgilinin 21 tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, 2.7. Başvuranın emekli ikramiyesinin geç ödendiğinden bahisle 07.08.2024 tarihli dilekçesi ile yasal faiz talebinin 23.08.2024 tarihli yazıları ile reddedildiği, 2.8. Bu kapsamda, emekli ikramiyesi tahakkuk işleminin alınacak emekliye sevk onayı/ikramiye onayının
Kurumlarına gönderilmesi ile mümkün olduğundan ilgilinin emekli ikramiyesi talebine ilişkin olarak gerekli işlemlerin kişi adına alınan ikramiye onayına istinaden Kurumlarınca herhangi bir olağandışı gecikmeye neden olunmaksızın gerçekleştirildiği, 2.9. Bu itibarla, ilgilinin tarafına emekli ikramiyesinin geç ödendiğinden bahisle yaptığı yasal faiz talebinin sosyal güvenlik mevzuatında yasal faize ilişkin bir hüküm bulunmaması nedeniyle karşılanmasına kanunen imkân bulunmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.5. “İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği” başlıklı 123. maddesinin birinci fıkrasında; “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.”, 3.6. “Yargı yolu” başlıklı 125. maddesinin son fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89. maddesinde; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen
çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
(…)
Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine
Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur.
Ölenlerin hak sahiplerine ödenecek emekli ikramiyesinin tahsili hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.”, 6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “B. Borçlunun temerrüdü” Başlığı’nın; 6.1. “Koşulları” alt başlıklı 117. maddesinde; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”, 6.2. “Hükümleri” alt başlığının “Temerrüt faizi” başlıklı 120. maddesinde; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 7. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un; 7.1. “Kanuni faiz” başlıklı 1. maddesinde; “Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır.
Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.”, 7.2. “Temerrüt faizi” başlıklı 2. maddesinde; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur.
Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yukarıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz.”, hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ABDULLAH CENGİZ MAKAS’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle; 19.04.2023 tarihinde emekliye ayrıldığını, emekli ikramiyesinin ise 30.07.2024 tarihinde tarafına ödendiğini, yaşanan gecikme nedeniyle söz konusu ikramiye alacağına yasal faiz işletilerek ödemenin yapılması gerektiğini, AİHM ve AYM tarafından verilen ihlal kararları ile yerleşik yargı kararlarında ve KDK kararlarında da bu hususun dile getirildiğini belirterek aylık bağlama tarihinden emekli ikramiyesinin ödendiği tarihe kadar ikramiye tutarına işleyecek olan yasal faiz miktarının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 26.10.1993 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında hemşire olarak göreve başladığı, 28.07.2016 tarihinde açığa alınmasının ardından 29.10.2016 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı, talebi üzerine 01.04.2023 tarihinden itibaren tarafına 4/1-(c) bendi kapsamında emekli aylığı bağlandığı, kamu görevlilerinin emekli ikramiyesi ödemelerinin yapılabilmesi için ilgili kurumlarından emekliye sevk/ikramiye onayının alınması gerektiği, başvuran açıktayken emekliye ayrıldığından 19.04.2023 tarihli yazıları ile Sağlık Bakanlığından ilgili onayın istendiği, ancak cevap gelmemesi üzerine 13.06.2024 tarihinde söz konusu onay talebinin yinelendiği, bahse konu onayın
08.07.2024 tarihinde Kurumlarının kayıtlarına girdiği, bu nedenle 25.07.2024 tarihli işlem ile başvurana
emekli ikramiyesi ödemesinin yapılabildiği, sosyal güvenlik mevzuatı hükümlerinde faiz düzenlemesine ilişkin bir hüküm bulunmadığından başvuranın faiz talebinin yerine getirilmesinin kanunen mümkün olmadığı belirtilmiştir.
11. Bu çerçevede başvuru konusu somut uyuşmazlığın; başvuranın emekli ikramiyesi alacağına emekli aylığının bağlandığı tarihten itibaren faiz işletilip işletilemeyeceği hususunda ortaya çıktığı görülmektedir.
12. Başvuruya konu meselenin değerlendirilmesine girmeden önce faizin tanımı ve mevzuatımızda ne şekilde düzenlendiği konularının açıklanması gerektiği düşünülmüştür.
13. Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine
İlişkin Kanun’da düzenlenmekle birlikte 5510 sayılı Kanun’da tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir” (Mehmet Helvacı, Borçlar ve Ticaret Kanunu
Bakımından Para Borçlarında Faiz Kavramı, İstanbul: Beta Yayıncılık, 2000, s. 65).
14. AYM’nin faize ilişkin getirdiği tanımlar açısından 15.12.1998 tarih ve E: 1997/34, K: 1998/79 numaralı yasal faize ilişkin kararında; “Faiz, kişi veya kurumların kullanımına terk ve tahsis edilen nakdî sermayeye karşılık sermaye sahibi lehine oluşan medenî bir ‘semere’ veya ‘ivaz’dır. Ayrıca alacaklının zararını karşılama işlevi olan, edimini taahhüdüne uygun biçimde süresinde; muaccel borcunu vadesinde ödemeyen borçlunun, bu süreden yararlanmış olma sonucu alacaklı lehine doğan nakdî bir ödentidir. Kaynağı, asıl alacağın kaynağını oluşturan, hukukî işlem, hukukî fiil veya kanundur. Asıl alacağa bağlı olarak doğan fer’i bir haktır.” değerlendirmesi yer almaktadır.
15. Hukukumuz bakımından anapara faizi ve temerrüt faizi olmak üzere iki tür faiz bulunmaktadır. Anapara faizi henüz temerrüde düşmeden ödenmesi lazım gelen faiz olup kredili, vadeli veya taksitli satışlarda söz konusu olur ve temerrüde düşmeden ‘vade farkı’ adı altında alınmaktadır. Temerrüt faizi diğer adıyla geçmiş günler faizinin tanımı ise 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesi ışığında borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düşen borçlunun ödemesi gereken bedel olarak tanımlanabilir. Emekli ikramiyesinin idarelerin süreci aksatması nedeniyle geç ödenmesi durumunda SGK ile başvuran arasında oluşan para borcunun hukuken nitelendirilmesi gerekmektedir (KDK, B. No: 2017/428, T: 21.07.2017, Tavsiye Kararı, § 13.3.).
16. Her ne kadar 5510 sayılı Kanun’da özel bir düzenleme bulunmasa bile borç ilişkilerini düzenleyen
Türk Borçlar Kanunu kapsamında bu değerlendirmenin yapılması gerektiği düşünülmektedir. Yargıtay 10.
Hukuk Dairesinin “Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik
834,00 YTL’nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında (E: 2006/1347, K: 2006/10584, T:
11.07.2006); “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile, nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması gerekli değildir. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da şart değildir. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2
ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal bir gerekliliktir.” değerlendirmesinde bulunduğu görülmektedir.
17. Bu itibarla, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen emekli ikramiyesi ödemesinin yapılması için yaşlılık aylığından yararlanma şartlarının yerine getirilmesi ve diğer şartların sağlanmasıyla bu ödemeye hak kazanıldığı, emekli ikramiyesi ödemesinin konusunu para borcunun oluşturduğu ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının kanun tarafından belirlenmiş olduğu (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları) dikkate alındığında, hak kazanılan emekli ikramiyesi tutarının zamanında ve eksiksiz ödenmesi borcuna aykırı davranıldığı durumlarda Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere idarenin temerrüt faizi ile sorumluluğu doğmaktadır (KDK, B. No: 2017/428, § 14.2.).
18. Borçlunun temerrüdünün şartlarına baktığımızda ise, borçlunun temerrüdünün 6098 sayılı Kanun’da tanımlanmamış olmakla birlikte borçlunun borçlandığı edimi hukuka aykırı olarak geç yerine getirmesine borçlunun temerrüdü olarak nitelendirildiğini görmekteyiz. Kısaca, temerrüde düşen borçlu yerine getirmekle borçlandığı edimi zamanında ifa etmeyerek borca aykırı davranmaktadır. Borcun ifası mümkün olduğu halde ifadaki gecikme borçlunun temerrüdü için yeterli olup ayrıca kusur aranmamaktadır.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur. Zamanla borçlu ya tamamen ödememe durumuna girer ya da borcunu anaparaya uygulanan temerrüt faiziyle birlikte ifa eder (Hasan Ayrancı, “Para Borçlarında
Temerrüt Faizi”, Hukuk Gündemi Dergisi, Yıl: 2006 (5), s. 100, Erişim için bkz.
http://kutuphane.ankarabarosu.org.tr/cgi-bin/koha/opac-retrievefile.pl?id=133ceb2868257fafbdda289257471b9e).
19. Temerrüt için gereken diğer şartları incelediğimizde, ifanın mümkün olmakla birlikte gecikmiş olması ve alacağın muaccel olması şartları aranmaktadır. Kanun koyucu, para borçlarının ödenmemesi halinde alacaklının parasından bir süre mahrum kalması nedeniyle, bozulan menfaat dengesini kurmak için temerrüt faizini düzenlemiştir. Bir para borcunu ödememek suretiyle temerrüde düşen borçlu, anaparaya ek olarak
6098 sayılı Kanun’un 120. ve 3095 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre, temerrüde düştüğü tarihi izleyen
günden itibaren temerrüt faizi ödemek zorunda kalır. Bu itibarla, ayrı bir sözleşme ya da düzenlemeye gerek olmaksızın temerrüt faizi ödenmesi kanundan doğmaktadır.
20. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında; “Temerrüt (gecikme) faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı süresince varlığını sürdüren, alacaklının zararın varlığını ve miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödediği ve miktarı yasalarla belirlenmiş asgari, maktu bir tazminattır.” değerlendirmesine yer verilmiştir (E: 1997/11-278, K: 1997/529, T: 11.06.1997;
E. 2004/357, K: 2004/360, T: 16.06.2004).
21. Ancak temerrüt faizinin alınabilmesi için talep şartı bulunmaktadır. Bu talebin muhatabı doğrudan borçlu yani idare midir yoksa mahkemeden mi talep edilmelidir sorusuna SGK’nın şimdiye kadarki politikası ile bu talebin muhatabını kendisi olarak kabul etmediğini, mahkemeye başvuru şartını aradığını görmekteyiz. Ancak mahkemeler ise faiz talebini kabul etmesi ile hüküm verilinceye kadar geçen sürenin uzunluğu, ayrıca mahkeme gideri olarak hükmedilen vekâlet ücreti de göz önüne alındığında, faiz miktarı ve SGK’nın temerrüt borçlusu olarak ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta bunun da idare için ayrı bir gider kalemi oluşturduğu görülmektedir (KDK, B. No: 2017/428, § 15).
22. Sonuç olarak; idarelerin kusurlu işlemleri sonucunda eksik ve geç ödenen aylık ve emekli ikramiyesi ödemeleri bakımından kendi mevzuatlarında eksik yapılan ödemelere ilişkin ayrıca yasal faiz uygulanacağına dair herhangi bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile faiz ödemesi yapılamayacağı yönünde karar vermesi, hukuk normlarının birbirleri ile kurgusunu belirleyen ilkelerden özel kanunda hüküm bulunmayan durumlarda genel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik genel kanunözel kanun ilişkisine aykırılık oluşturmaktadır.
23. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı kadarıyla başvuruya konu olay ve olgulara
bakıldığında:
23.1. Başvuran, 5434 sayılı Kanun’a tabi görevine başladığı 26.10.1993 tarihinden kamu görevinden çıkarıldığı 29.10.2016 tarihine kadar 4/1-(c) kapsamında hemşire olarak çalışmıştır. Ardından, 19.06.2017-
30.06.2017 tarihleri arasında 12 gün 4/1-(a) kapsamında çalışmış ve açıktayken 09.03.2023 tarihli dilekçesi
ile emekliye ayrılma talebini SGK’ya iletmiştir.
23.2. SGK tarafından 18.04.2023 tarihinde başvurana, 4/1-(c) kapsamındaki 21 yıl 6 ay 15 gün ve 4/1-(a)
kapsamındaki 12 gün hizmeti üzerinden 1. derece 3. kademe intibakı +3.600 ek gösterge rakamı esas alınarak 01.04.2023 tarihi itibarıyla emekli aylığı bağlanmıştır.
23.3. Bununla beraber, adı geçene yapılacak emekli ikramiyesi ödemesi için Sağlık Bakanlığına 19.04.2023 tarihli yazıyla emekliye sevk onayı yazısının gönderilmesi gerektiği bildirilmiştir. Devamında, herhangi bir cevap alınamaması üzerine 13.06.2024 tarihinde ilgili yazının yinelendiği ve cevaben SGK’nın kayıtlarına
08.07.2024 tarihinde geçen 14.06.2024 tarihli onay yazısını takiben 25.07.2024 tarihli işlem ile başvuranın
21 tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi (317.727,98 TL) tahakkuk ettirilmiştir.
24. Bu doğrultuda başvuru konusu somut uyuşmazlığın inceleme ve değerlendirmesine göre:
24.1. Emekli ikramiyesi hakkı, 5434 sayılı Kanun’dan doğan bir hak olduğundan ödenmesine ilişkin usul ve esaslar da yasal düzenlemelere bağlıdır. Başvuranın hakkında uygulanması gereken 5434 sayılı
Kanun’un 89. maddesinde; “Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır.(..) Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur.” ifadelerine yer verilmiştir.
24.2. Buna göre, başvuranın ikramiye ödemesi alacağı, emekliye sevk onayını veren kurum yani Sağlık
Bakanlığı tarafından karşılanmalıdır. Haliyle, bahsi geçen ödemenin asıl yükümlüsü Sağlık Bakanlığı olmakla birlikte söz konusu ödeme kişiye SGK tarafından yapılacak ve daha sonrasında bu ödemenin faturalandırılıp Sağlık Bakanlığınca karşılanması yoluna gidilecektir.
24.3. Diğer yandan, idare yönünden para borcu oluşturan ikramiye ödemesi, emekli aylığının bağlanmasıyla ilintili olarak doğduğundan emekli aylığının başlangıç tarihi aynı zamanda emekli ikramiyesi borcunun da doğduğu tarihtir. Bu nedenle, SGK’nın aylık bağlama işlemlerinde geçmişe dönük aylık başlangıcını belirlemesi gibi emekli ikramiyesi ödeme tarihi de aynı şekilde aylığın başlangıç tarihi olarak kabul edilmelidir.
24.4. Her ne kadar somut olayda, emekliye sevk onayı yazısı 08.07.2024 tarihinde SGK’ya ulaşmış olup sözü edilen emekli ikramiyesi borcu 25.07.2024 tarihinde başvurana tahakkuk ettirilse de başvuranın emekli aylığının başlangıcı olan 01.04.2023 tarihi itibarıyla bu alacağa hak kazandığı açıktır. O nedenle, borçlu tarafın (idarenin) herhangi bir kusuru olmasa dahi para borcunu (emekli ikramiyesi) yerine getirmemesinden kaynaklı yükümlü olduğu feri borcu (gecikme faizi) alacaklıya ödemesi suretiyle alacaktan yoksun kalınan süre içindeki zararın karşılanması gerekir. Kaldı ki söz konusu para borcunun yerine getirilmesinde SGK’nın kendi kusuru veya hatası olmadığı iddiasının konuyla ilgili olmadığı görülmektedir. Şöyle ki, emekli ikramiyesi ödemesinin asıl borçlusu olan Sağlık Bakanlığının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek borcun ifasında gecikme yaşanmasına neden olduğu açıktır.
Bununla birlikte, SGK’nın ikramiye ödemesinde olduğu gibi faiz ödemesini de faturalandırarak ilgili idareden tahsil yoluna gidebilmesi mümkündür.
24.5. Bu itibarla, idarenin bütünlüğü ve idarenin sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde kurumların kendi arasındaki rücu ilişkisi, kişilerin devletten olan alacak haklarına ulaşmasında bir engel oluşturmamalıdır.
Bu itibarla, başvuranın emekli ikramiyesi tutarına emekli aylığının başlangıç tarihi olan 01.04.2023 tarihinden itibaren işletilecek olan yasal faiz tutarının başvurana ödenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
25. Bu kapsamda yukarıda aktarılan hususlar, başvuranın iddiaları ile idarenin beyanları, ilgili mevzuat hükümleri, konuya ilişkin yargı kararları ve öğreti görüşleri çerçevesinde Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirmede; başvuranın tarafına 25.07.2024 tarihinde tahakkuk ettirilen emekli ikramiyesi tutarının emekli aylığının bağlandığı 01.04.2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek ödenmesi talebinin idare (SGK) tarafından reddedilmesine yönelik uygulanan işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık görülemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
26. Nitekim yukarıda açıklanan gerekçelerle yaşlılık aylığının ve bununla beraber emekli ikramiyesinin, şartların yerine gelmesi anından itibaren muaccel bir borç niteliği kazandığı, bu itibarla SGK’nın temerrüt borçlusu olduğu gözetilmelidir. Bu minvalde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararında (E: 2012/502, K: 2012/707, T: 10.10.2012); “Para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür. Temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir. Temerrüt faizi belirtilen temel amaca hizmet etmenin yanı sıra, pratik başka amaçlara da yöneliktir. Alacaklının bir zarara uğrayıp uğramadığı veya zararın temerrüt faizi oranından daha düşük olup olmadığı tartışmalarına meydan verilmeksizin, borçlunun faiz ödemeye peşinen zorlanması yargı organlarını büyük bir yükten kurtarmakta ayrıca, borçluyu zamanında ödemede bulunmaya sevk etmektedir.” değerlendirmesinde bulunulmuştur.
27. Dolayısıyla, eksik veya geç yapılan ödemeler bakımından yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile faiz talebinin yeterli bulunmayıp sadece mahkeme kararı ile faiz verilmesinin, SGK ile ödemesini geç alan sigortalıların tekrar karşı karşıya getirilerek ve bu konuda başvuruya benzer mahiyetteki kararlar da göz ardı edilerek sigortalıların yeniden mahkemelere yönlendirilmesinin, idare aleyhine aylıkların geç bağlanması, eksik bağlanması sonucu açılan faiz davalarının büyük oranda kaybedildiği de düşünüldüğünde bu durumun kamu kaynaklarının israfına yol açacağı, birey-devlet arasındaki ilişkileri ve hukuk güvenliği ilkesini zedeleyeceği, bu konuda daha açık yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulması halinde benzer
sorunların önüne geçilmesi amacıyla SGK tarafından bu hususta sosyal güvenlik mevzuatına aylıkların ve diğer ödemelerin geç ya da eksik yapıldığı durumlarda ilgililerin faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasının gerekmediğine ilişkin bir düzenlemenin getirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir (Benzer yöndeki kararlarımız için bkz. B. No: 2017/128, T: 21.07.2017, Tavsiye Kararı; B. No: 2019/6522, T: 16.09.2019, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı; B. No: 2020/575, T: 06.07.2020, Tavsiye Kararı; B. No: 2020/91035, T: 19.01.2021, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı).
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan
değerlendirme neticesinde:
28.1. SGK tarafından başvurana ve Kurumumuza makul sürede cevap verildiği görülmüş olup “makul sürede karar verme” ve “kararların geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı görülmekle beraber başvurana verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı, 28.2. Ayrıca Sağlık Bakanlığı tarafından başvuranın emekliye sevk onayı yazısının süresi içerisinde
SGK’ya gönderilmemesinden kaynaklı olarak uyuşmazlık konusunun doğmasına neden olunduğu görüldüğünden “makul sürede karar verme” ve “kararların geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüş olup idarelerin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
28.3. Diğer taraftan, idarelerden kararlarını verirken yasal dayanaklarını dikkatli, özenli ve doğru şekilde belirlemeleri, kararların içeriklerini yasalara uygun vermeleri beklenmekte olup bireylerin devlete güvenini zedelemeyecek şekilde işlem tesis etmeleri beklenmektedir. İdarenin (SGK) uzun yıllardan beri süre gelen sorunlarında bu bilinçle daha özenli davranması beklenmektedir. Başvuru kapsamındaki faiz talebine ilişkin yargının görüşünün kesinlik kazanması karşısında idarenin (SGK) sessiz ve eylemsiz kalarak bir düzenlemeye gitmemesi, vatandaşı hakkını alabilmesi için yargıya sevk etmesi, gereksiz yargılamalar sonucu kamu kaynaklarının israfına yol açmakla birlikte vatandaşın yargıya gidip gitmemesinin taşıdığı belirsizliğe bağlı olarak idarelerin (SGK ve Sağlık Bakanlığı) daha dikkatsiz davranma ihtimalini içinde barındırmakta, idareler ve sigortalı ilişkisi özelinde bireyin devlete olan güvenini zedelemektedir. Bu nedenle söz konusu yaklaşımın “kanunlara uygunluk” ve “haklı beklentiye uygunluk” ilkelerine uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
29. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye
Kararı’nın idareye tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir işlem ya da eylem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
BAŞVURUNUN KABULÜNE,
-Başvuranın emekli ikramiyesi tutarına aylık başlangıç tarihinden itibaren (01.04.2023) işletilecek olan yasal faiz tutarının tarafına ödenmesi talebinin kabul edilmesi, -Bununla beraber sigortalıların emekli ikramiyelerinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebinde bulunmaları halinde ayrıca yargı organlarınca verilecek bir karar aranmasını gerektirmeyecek şekilde faiz düzenlemesi yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması hususlarında SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca idare tarafından
bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına, Kararın BAŞVURAN ile gereği için SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA ve bilgisi için SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi