ÖZET: Başvuran, 2013 yılında polis memuru olarak görevden çıkarılmasının ardından emekli olmasına rağmen emekli ikramiyesinin ödenmediğini iddia ederek Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Kurum, başvuranın emekli ikramiyesi talebini kısmen reddetmiş, bunun gerekçesi olarak Anayasa Mahkemesi’nin ilgili yasal düzenlemeleri iptal etmesi ve 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlı olduğunu belirtmiştir. Başvuranın emekli ikramiyesi talebinin reddedilmesi, kamu görevinden çıkarılmasının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemesiyle ilişkilendirilmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı almasına rağmen, kamuda geçen hizmetlerinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlanmadığını ifade etmiştir. Bu durum, emekli ikramiyesi ödemesi için gerekli şartların sağlanmadığı anlamına gelmektedir. Kurum, emekli ikramiyesi ödemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olarak belirli şartlara bağlanmasının gerekliliğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesi talebi reddedilmiş ve ilgili mevzuatın yeniden düzenlenmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuştur. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 14416-14416 |sayi|53878609-101.07.06-E.53878609-101.07.06-E.

BAŞVURU NO : 2018/5619 2018/ 5619

KARAR TARİHİ : 15/08/2018 |tarih|

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURU VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –

BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesi talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 30/04/2018 30.4.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, polis memuru olarak görev yapmakta iken 2013 yılında kamu görevinden çıkarıldığını,

daha sonra emekli olduğunu ancak emekli ikramiyesinin ödenmediğini belirterek emekli ikramiyesinin ödenmesini talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna

ilişkin 11/ 06/ 2018 tarihli ve E. sayılı yazısında özetle;

2.1) Mülga 2829 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi uyarınca farklı sigortalılık statülerinde geçen

hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanan memurlara, aynı Kanunun 12’nci maddesi hükmüne istinaden son defa T .C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartı ile 5434 sayılı Kanun’a tabi geçen hizmetlerine (memuriyet hizmet sürelerine) karşılık emeklilik ikramiyesi verilmekte iken, Anayasa Mahkemesinin 05/ 06/ 2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 05/ 02/ 2009 tarihli ve Esas No:2005 / 40, Karar No: 2009/ 17 sayılı Kararı ile anılan 2829 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal ettiği ve daha sonra 01/ 06/ 2010 tarihinden geçerli olarak yürürlüğe giren ve 19/ 06/ 2010 tarihli ve 27616 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

5997 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesi ile de benzer bir düzenleme yapıldığı, ancak Anayasa

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir . Evrak teyidi

.

1 / 10Mahkemesinin 09/ 07/ 2011 tarihli ve 27989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/ 05/ 2011 tarih ve

Esas No:2010 / 81, Karar No:2011 / 78 sayılı Kararı ile bu düzenlemeyi de iptal ettiği belirtilmiştir .

2.2) Bunun üzerine, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararları dikkate alınarak, 26/ 01/ 2012

tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1’inci maddesi ile 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin yeniden düzenlendiği ve yapılan bu yeni düzenlemeye göre; birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı

Kanun’un geçici 4’üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği ifade edilmiştir .

2.3) Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un geçici 2’nci maddesinin yedinci fıkrası ve 2829 sayılı Kanun’un

4’üncü maddesi gereğince, hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu, bu durumun tek istisnasının tüm hizmetler toplamının aylık bağlanmasında yeterli olmaması hali olduğu, esasen 2829 sayılı Kanun’da da; hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın aylık bağlanılması için herhangi bir statüden yeterli hizmet süresinin bulunması durumunda, sadece bu hizmetler esas alınarak aylık bağlanabileceğine ilişkin herhangi bir hükme de yer verilmediği, bu nedenle hizmet birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanması halinde hangi statüdeki hizmet süreleri karşılığında emekliliğe hak kazanıldığına bakılmaksızın, tüm hizmet süreleri esas alınarak aylık bağlandığı, aksi takdirde Kanunda açıkça esaslarının belirlenmemiş olduğu ve bir statüye tabi hizmet süresinin emekliliğe ve dolayısıyla aylık bağlanmasına hak kazanılmasına imkân tanıdığı hallerde diğer statü veya statülere tabi olarak geçen hizmet süreleri için ne yapılacağı hususunda bir belirsizlik ortaya çıkacağı, ayrıca talebe göre hizmetlerin birleştirilemeyebileceği yönünde yapılacak bir yorumun, 5510 sayılı Kanun’un geçici 2’nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü ile mülga 2829 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanmasında açıklar yaratacağı ve en nihayetinde, hizmet birleştirilmesinde talebin esas alınması halinde, aylık bağlama oranı hesabında birleştirilen hizmet süreleri de dikkate alındığından, bu durum bugüne kadar birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan emeklilere ödenen aylık tutarlarının da gözden geçirilmesini gerektirerek konuyla ilgili daha büyük sorunlar doğurabileceği değerlendirmelerine yer verilmiştir .

2.4) Öte yandan başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinden; İstanbul Emniyet Müdürlüğünde

polis memuru olarak görev yapmakta iken 21/ 06/ 2013 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığının, 04/ 10/ 1989 – 30/ 12/ 1989, 01/ 02/ 1990 – 31/ 05/ 1990, 04/ 06/ 1990 – 10/ 11/ 1991, 15/ 06/ 1993 – 23/ 07/ 1993, 1 6/ 07/ 2014 – 30/ 05/ 2015 ve 23/ 01/ 2016 – 09/ 03/ 2016 tarihleri arasında 506 sayılı

Kanun ( 4/ 1 -a) kapsamında toplam 2 yıl 10 ay 29 gün, 26/ 11/ 1991 – 25/ 02/ 1993 tarihleri arasında askerlikte geçirdiği 1 yıl 3 ay ve 09/ 09/ 1994 – 21/ 06/ 2013 tarihleri arasında polis memuru olarak

5434 sayılı Kanun’a ( 4/ 1 -c) tabi 18 yıl 1 ay 15 gün hizmeti ve 4 yıl 6 ay 12 gün fiili hizmet zammı

olmak üzere 4/ 1-c kapsamında geçen 23 yıl 10 ay 27 gün hizmeti ve 4/ 1-a kapsamında geçen 2 yıl 10 ay 29 gün hizmeti olmak üzere, toplam 26 yıl 9 ay 26 gün hizmetinin bulunduğu, 4/ 1-a kapsamındaki çalışmalarının hizmet sürelerine dâhil edilmemesi durumunda, 4/ 1-c kapsamındaki hizmet sürelerinin, aylık bağlanması için yeterli olmadığının anlaşıldığı,

2.5) Ayrıca, 5434 sayılı Kanun’un geçici 205’inci maddesinin (i) fıkrasına göre 23/ 05/ 2002 tarihinde

2 / 10emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 11 yıldan fazla veya 12 yıl 6 aydan daha az kalan erkek

iştirakçilere 51 yaşını doldurmaları ve 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlandığı, başvuranın 4/ 1-a kapsamında geçen hizmet sürelerinin sayılmaması halinde, 15/ 06/ 2002 tarihinden sonra geçen hizmetleri için uygulanan fiili hizmet süresi zammı ile birlikte 25 yılı tamamladığı tarihteki 4 yıl 6 ay 12 gün fiili hizmet zammı ilave edildiğinde toplam 13 yıl 4 ay 7 gün hizmetine göre emeklilik hizmet süresini doldurmaya 11 yıl 7 ay 23 gün kalması nedeniyle, 51 yaşa tabi olduğu ve 51 yaşını tamamladığı 01/ 04/ 2022 tarihinden fiili hizmet süresi zammının tamamının indirilmesi ile gerekli yaş ve hizmet şartını 19/ 09/ 2017 tarihinde sağlayacağı,

2.6) Ancak 5434 sayılı Kanun’un geçici 205’inci maddesinin (h) fıkrasına göre 23/ 05/ 2002 tarihinde

emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 9 yıl 6 aydan fazla, 11 tam yıl veya daha az kalan erkek iştirakçilere 50 yaşını doldurmaları ve 25 yıl fiili hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlandığından; başvuranın 15/ 06/ 2002 tarihinden sonra geçen hizmetleri için uygulanan fiili hizmet süresi zammı ile birlikte 25 yılı tamamladığı tarihteki 4 yıl 6 ay 12 gün fiili hizmet zammı ilave edildiğinde, hizmet sürelerinin birleştirilmesi ile toplam 15 yıl 4 ay 2 gün hizmetine göre emeklilik hizmet süresini doldurmaya 9 yıl 7 ay 28 gün kalması nedeniyle 50 yaşa tabi olduğu ve 50 yaşını tamamladığı 01/ 04/ 2021 tarihinden fiili hizmet süresi zammının tamamının indirilmesi ile gerekli yaş ve hizmet şartını 19/ 09/ 2016 tarihinde sağlaması üzerine, Kurum kayıtlarına 21/ 09/ 2016 tarihinde geçen aynı tarihli dilekçesi ile emeklilik talebinde bulunduğu, Kurumunun 25/ 10/ 2016 tarihli ve sayılı yazısı ekinde yer alan 24/ 10/ 2016 tarihli olurla emekliliğe ilişkin belgelerinin gönderildiği, 01/ 10/ 2016 tarihinden itibaren mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığının bağlandığı, ancak farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlandığından ve kamuda geçen hizmetleri (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden (göreve son), başvurana ikramiye tahakkuk ettirilmediği,

2.7) Ayrıca başvuranın emsal olarak gösterdiği Ankara 2. İdare Mahkemesinin E .2017/ 829, K.

2017/ 3779; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1l . İdari Dava Dairesinin E .2016/ 5387, K.2017/ 10468 sayılı kararlarında bahsi geçen ilgililere, 4/ 1-c kapsamında geçen hizmet süreleri toplamının, emekli aylığı bağlanması için yeterli olması nedeniyle, bu hizmet sürelerine emekli ikramiyesi verildiğinin anlaşıldığı, Açıklamalarına yer ver ilmiştir .

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma

hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,

4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci

maddesinin birinci fıkrasında ;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,

3 / 105) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;

5.1) “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen

çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı geçici 2’nci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesinde;

“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup , bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu

Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır .”,

5.2) “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4’üncü maddesinin dördüncü

fıkrasının birinci cümlesinde;

“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır .”,

6) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 89’uncu maddesinin, birinci ve ikinci

fıkralarında;

“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/ 5/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi

Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/ 8/ 1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun

14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona

ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .”,

7) Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanunu’nun;

7.1) “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4’üncü maddesinde;

“Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri

4 / 10toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz .”,

7.2) “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir .”,

8) 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesinin birinci

fıkrasında;

“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin :

1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b)alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir . Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır .”

Düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuranın, emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin reddedilmesi ve emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesi ödemesi koşullarına ilişkin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 89’uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birbiri ile uyumlu hale getirilerek yeniden düzenlenmesi için çalışma yapılması hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulmasına ilişkin öneri

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran, bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere kamu görevinden çıkarıldığını, daha sonra

5 / 10emekli aylığı bağlanmasına rağmen emekli ikramiyesinin ödenmediğini belirterek emekli

ikramiyesinin ödenmesini talep etmektedir .

11) Somut olay kapsamında iki numaralı paragrafta da değinildiği üzere Anayasa Mahkemesinin,

memuriyet hizmet süreleri bulunan kişilerden hizmet birleştirmesi yoluyla emekli aylığı bağlanan kişilere emekli ikramiyesi ödenmesini, “son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma” koşuluna bağlayan yasal düzenlemeleri iptal ettiği görülmektedir . Bunun üzerine kanun koyucunun 6270 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanunu’nun 89’uncu maddesinde yaptığı değişiklikle, memuriyet hizmet süreleri bulunan kişilerden hizmet birleştirmesi yoluyla emekli aylığı bağlanan kişilere emekli ikramiyesi ödenmesini, söz konusu memuriyet hizmet sürelerinin 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartına bağladığı anlaşılmaktadır . Nitekim 6270 sayılı Kanun’un gerekçesinde de söz konusu değişikliğin, “Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının gerekçeleri esas alınmak suretiyle gerek kamu kurumlarında gerekse özel sektör işyerlerinde İş Kanununa tabi olarak geçen çalışmalara kıdem tazminatı ödenmesine ilişkin şartları düzenleyen 1475 sayılı

Kanunun 14 üncü maddesinin, Devlet memurlarına ödenecek emekli ikramiyesinin tespiti açısından da esas alınmak suretiyle memuriyet görevlerinden emeklilik dışında nedenlerle ayrılmış olanların son defa 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışıp çalışmadıklarına bakılmaksızın, tabi oldukları sigortalılık statüleri için öngörülen aylık bağlama şartlarını taşıyarak aylık bağlananlara emekli ikramiyesi ödemesi sağlamak” amacıyla yapıldığı açıklamaları yer almaktadır .

12) Dolayısıyla 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda çalışması bulunan kişilerin,

farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmetlerinin birleştirilerek emekli aylığı almaları durumunda, emekli ikramiyesine hak kazanmaları bu daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş olmasını gerekli kılmaktadır .

Diğer bir ifadeyle söz konusu değişikliğin yapıldığı 2012 yılından itibaren 5434 sayılı Kanunun 89’uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2829 sayılı Kanun’a göre birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı bağlanan kişilerin emekli ikramiyesine hak kazanmaları, kamuda geçen çalışmalarının kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde sona ermiş olması koşuluna bağlanarak, emekli ikramiyesi ile kıdem tazminatı arasında bir bağlantı kurulmuştur .

13) Söz konusu bu değişikliğin gerekçesinde de yer verildiği üzere; düzenlemenin, birleştirilen

hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanan kişilerin, son defa memuriyet görevinde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın, kıdem tazminatına hak kazanılması koşullarının esas alınarak emekli ikramiyesi almalarına ve Anayasa Mahkemesinin daha önce vermiş olduğu iptal kararlarına uyum sağlamak amacıyla yapıldığı görülmektedir . Nitekim mezkûr değişikliğin iptali talebiyle açılan davada, söz konusu değişikliğin Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilen Anayasa Mahkemesi kararında da; dava konusu maddelerin Anayasa

Mahkemesinin iptal kararlarıyla oluşan hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla düzenlendiği ve farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara, son defa bağlı olunan sosyal güvenlik kurumuna göre ayrım yapılmaksızın kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesine imkân sağlandığı ancak bu

6 / 10ödemenin yapılmasının, bu kapsamdaki çalışmaların 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde

belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartına bağlandığı ve böylece hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenme koşullarının, kural kapsamındaki kişilerin kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesi bakımından da geçerli kılındığı tespiti yapılmıştır . Bununla birlikte Yüksek Mahkemenin; emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin koşulları belirleme konusunda anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla kanun koyucunun takdir yetkisi bulunduğunu, yapılan düzenlemenin de yürürlüğe girdiği tarihte aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığını ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapmadığını gözeterek dava konusu maddelerin, sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı

olmadığı sonucuna ulaştığı anlaşılmaktadır . (Anayasa Mahkemesinin 08/ 11/ 2012 tarihli ve Esas No:

2012/ 33 ve Karar No: 2012/ 174 sayılı kararı)

14) Diğer taraftan polis memuru olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde

Kararname ile kamu görevinden çıkarılan başvuranın, emekli olduktan sonra emekli ikramiyesinin ödenmesi talebiyle yapmış olduğu başvuruya ilişkin Kurumumuz tarafından verilen 25/ 08/ 2017 tarih ve E . 10252 sayılı Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı’nda;

14.1) “… Emekli ikramiyesinin yasalarda bir tanımı bulunmamakla birlikte, emekli olan memurlara,

ölümleri halinde hak sahiplerine, kıdem süreleri dikkatte alınarak, çalıştıkları kurumlarca yapılan bir ödeme olarak tanımlamak mümkündür . Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin, bu niteliği Anayasa Mahkemesinin … kararında da görülmektedir . Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemlisi ise emekli ikramiyesinin emeklilik aşamasında ödenmesidir . Kişilerin çalıştığı yıllarda maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, bu kişilerin ilgili bulundukları Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu kabul edilmekle birlikte, meri mevzuat hükümlerine bakıldığında 5434 sayılı Yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının bu nitelikle örtüşmediği görülmektedir . Zira anılan fıkra uyarınca devlet memuru görevden ne şekilde ayrıldığına bakılmaksızın tüm hizmetleri 5434 sayılı Kanunun yahut 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçmesi halinde ikramiyeye koşulsuz olarak hak kazanmaktadır .

Diğer yandan, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca birleşen hizmetler üzerinden emekli olanların emekli ikramiyesine hak kazanması için memuriyet hizmetinin, yukarıda belirtilen ve Anayasa

Mahkemesince belirlenen niteliğine uygun olacak şekilde kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi şartına bağlandığı görülmektedir .

14.2) Bu yönüyle yapılan düzenlemenin 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile

kabul edilen ve tüm çalışanların statüsel farklılıklarının giderilmesi, sosyal politikalara ilişkin haklarının çalışan kavramı altında tekleştirilmesi amacına uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki durumun emekli ikramiyesinin ödül niteliğini sekteye uğratarak, hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı yapmak suretiyle hakkaniyete aykırı olacak şekilde uygulandığı görülmektedir .

14.3) Kaldı ki Anayasa Mahkemesi ile iptal edilen “son defa emekli sandığına tabi çalışma”

hükmü sadece birleştirilen hizmetlere ilişkin bir kural olmayıp aslında tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenleri de ilgilendiren bir husustur . Şöyle ki tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenler her hâlükârda son defa emekli sandığına tabi çalışma koşulunu yerine

7 / 10getireceğinden anılan maddenin her iki fıkrası arasında uygulamada bu denli farklı bir durum

yaratılması, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olmayacağı gibi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir .

14.4) Örneğin, 5434 sayılı Kanuna tabi iki iştirakçinin aynı dönemde askeri okula girip, aynı

dönemde atanıp, ikisinin de aynı hizmet süresiyle çalıştığı ve ikisinin de devlet memurluğunun çıkarılmak suretiyle sonlandırıldığı düşünüldüğünde, bunlardan birisinin memuriyet hizmeti öncesi ya da sonrasında bir gün dahi olsa SSK veya BAĞ-KUR hizmeti bulunması durumunda 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek, memuriyet hizmeti İş Kanununun 14 üncü maddesinde sayılan ve kıdem tazminatını gerektirmeyen bir şekilde sona erdiğinden ikramiyeye hak kazanamazken, aynı şartlar altında ve aynı gerekçe ile işten çıkarılan diğer kişi birleşen hizmeti olmadığından 89 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek emekli ikramiyesine hak kazanmaktadır . Burada emekli ikramiyesinin … niteliği dikkate alındığında, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılan şartların araması, memuriyetten çıkarma yaptırımı ile birlikte değerlendirildiğinde sebep sonuç ilişkisine daha uygun düşmektedir . Ancak aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında bir ayrım yapılması belirtilen örnekte olduğu gibi hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır .

14.5) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; gerek yukarıda yer verilen Anayasa

Mahkemesi kararında yer alan, emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü , gerekse 2829 sayılı Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında; bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bu bakımdan emekli ikramiyesinin hak edilme koşullarının tekrar değerlendirilerek 5434 sayılı yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının, ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmek suretiyle düzenlenmesi gerektiği,

14.6) Aksi halde 89 uncu madenin birinci fıkrasının uygulanması yani hizmetlerinin tamamı iştirakçi

olarak geçenlerin memuriyeti hangi halde sona ererse ersin ikramiyeyi hak etmesi halinin neden sonuç ilişkisini sekteye uğratmaya devam edeceği ve aynı koşullar altında emekli olan kişiler arasında hakkaniyete aykırı uygulamanın sürdürülmesine sebep olacağı …”, değerlendirmelerine yer verilerek, başvurana farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanması ve başvuranın, kamuda geçen hizmetlerinin (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemesi (göreve son)

karşısında, emekli ikramiyesi ödenmemesi yönünde tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmaması nedeniyle emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin reddine karar verildiği görülmektedir . Ayrıca mezkûr kararda; emekli ikramiyesinin yukarıda bahsedilen niteliği de göz önüne alınarak, emekli ikramiyesi ödenmesi koşullarına ilişkin 5434 sayılı T .C. Emekli Sandığı

Kanunu’nun 89’uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarını birbiri ile uyumlu hale getirecek bir çalışma yapılması yönünde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve Maliye Bakanlığına tavsiyede bulunulduğu anlaşılmaktadır .

15) Gerçekten de hem Anayasa Mahkemesi kararları hem de yasal değişiklik gerekçeleri birlikte

8 / 10değerlendirildiğinde, kıdem tazminatı ile emekli ikramiyesinin hukuki niteliğinin benzer olduğu

görülmektedir . Bu anlamda çalışanlara her iki ödemenin de yapılmasının, belirli şartlara bağlı tutulması ve dolayısıyla belirlenen şartlara haiz olmayanlara bu nitelikte ödemelerin yapılmaması hukuka ve hakkaniyete uygundur . Ancak on dört numaralı paragrafta yer verildiği üzere, 5434 sayılı

Kanun’un 89’uncu maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası arasında emekli ikramiyesi ödenmesi açısından, hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımının yapılmasının Kanun’un amacına aykırı bir durum yarattığı değerlendirilmektedir . Bu nedenle 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin birinci fıkrasının, emekli ikramiyesine hak kazanma açısından ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmesinin hakkaniyetin bir gereği olduğu düşünülmektedir .

16) Dolayısıyla yukarıda yer verilen açıklamalar ve emsal kararlar birlikte değerlendirildiğinde

emekli ikramiyesi ödemesinin; tıpkı kıdem tazminatı ödemesinde olduğu gibi ödenen sigorta primlerinden ve maaşlardan bağımsız olarak işverene olan sadakat borcunun, kamu görevlileri açısından ise devlete olan sadakat yükümlülüğünün karşılığında yapılan ödül mahiyetinde bir ödeme olduğu görülmektedir . Diğer taraftan, kıdem tazminatına hak kazandıran hallerin tahdidi bir şekilde

1475 sayılı Kanun’da sayıldığı ve iş sözleşmesinin işveren tarafından, ahlak ve iyi niyet kurallarına

uymayan haller ve benzerleri nedeniyle sona erdirilmiş olması halinde işçinin kıdem tazminatına hak kazanamayacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır . Dolayısıyla, dürüstlük ve iyi niyet kuralları çerçevesinde belirlenen sadakat borcuna aykırı davranılması nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdirildiği hallerde kıdem tazminatına hak kazanılamayacaktır .

17) Bütün bu değerlendirmeler ile birlikte 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin ikinci fıkrası

uyarınca, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlanan başvurana emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olmasının zorunlu olduğu görülmektedir . Ancak meslekten çıkarma cezası ile kamu görevi sona eren başvuranın, 1475 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesine göre kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde görevden ayrıldığının kabulü mümkün değildir . Dolayısıyla ilgili kanun hükümleri, emsal yargı kararları ve kanun koyucunun yer verdiği gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde, birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlanan başvuranın, kamuda geçen çalışmaları kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden emekli ikramiyesine hak kazanamadığı anlaşılmaktadır .

18) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın kamu görevinin, meslekten

çıkarma cezası ile sona ermesi nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği anlaşıldığından, birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandıktan sonra hakkında emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmemesi yönünde tesis edilen idari işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir .

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19) İyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir . Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve

9 / 10gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede

karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20) 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret

Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup; Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

Başvuranın emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin REDDİNE, Gerekli mevzuat değişikliği çalışmalarının yapılması için SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliği ile birlikte bir örneğinin TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA sunulmasına, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi