ÖZET: Başvuru, kamu bankasında çalışmış bir kişinin emekli ikramiyesi talebine ilişkindir. Başvuran, 1994-2006 yılları arasında Halkbank’ta görev yapmış ve 2003’teki mevzuat değişikliği nedeniyle iş akdini sonlandırmak zorunda kaldığını öne sürmüştür. İstifasının haklı bir neden olduğunu belirterek, emekli ikramiyesi ödenmesi için gerekli olan 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim gün sayısı şartlarının kendisi için geçerli olmadığını ifade etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın istifasının ardından emekli ikramiyesi ödenebilmesi için gerekli şartları yerine getirmediğini belirtmiştir. Yapılan incelemelerde, başvuranın 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim gün sayısına sahip olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, başvurunun reddedilmesi yönünde karar verilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını değerlendirerek, idarenin işlemlerinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığına karar vermiştir.

Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesi talebi, gerekli şartları sağlamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, başvuranın istifasının haklı neden olarak kabul edilmediği anlaşılmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/6912-S.24.10814

BAŞVURU NO : 2024/461

KARAR TARİHİ : 03.07.2024

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın kamu bankasındaki görevinden ayrılışının haklı

BAŞVURUNUN KONUSU :

nedenle fesih niteliğinde olduğu iddiası ve buna bağlı olarak tarafına emekli ikramiyesi ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 10.01.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili özetle; müvekkilinin 15.03.1994-14.03.2006 tarihleri arasında Halkbank bünyesinde 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak (4/1-(c) kapsamında) görev yaptığını, 4603 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinde 4743 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası anılan bankada özel hukuk hükümleri dışında personel istihdamına imkân bırakılmadığından müvekkilinin 4/1-(c)

statüsündeki iş akdini mecburen sonlandırdığını, söz konusu fesih işleminin işveren politikasının bir sonucu olduğunu, hakkaniyet gereği 4857 sayılı Kanunun “işçinin haklı nedenle feshi” kapsamında olduğunun kabulü gerektiğini, bu nedenle emekli ikramiyesi ödenmesi şartları yönünden müvekkilinin 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün şartlarına tabi olmadığını belirterek 10 yıllık fiili hizmet süresi esas alınarak müvekkiline emekli ikramiyesinin ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu

Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının başvurana hitaplı 19.06.2023 tarihli – –

sayılı yazısında ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmek suretiyle özetle:

2.1. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca, devlet memuru hizmeti bulunanlardan 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara, hizmetlerinin 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödendiği, 2.2. Diğer taraftan 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine 4447 sayılı Kanunun 45 inci maddesi ile

“506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,” hükmü eklendiği, 2.3. Buna göre, 08.09.1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp 5434 sayılı Kanun kapsamındaki görevinden bu tarihten sonra 506 sayılı Kanunu geçici 81 inci maddesinde öngörülen 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim ödeme gün sayısı koşullarını yerine getirmeleri halinde emekli ikramiyesi ödendiği, 2.4. Bu çerçevede, emeklilik sicil dosyasının tetkikinde ilk defa 28.02.1994 tarihinde memuriyet görevi başlayıp 13.03.2006 tarihinde istifa ettiği tarihte 15 yıl sigortalılık süresi bulunmayan başvurana söz konusu memuriyet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmesine Kanunen imkan bulunmadığı, İfade edildiği görülmüştür.

2.5. Bu durumda, idarenin başvurana yönelik açık cevabı, dosya muhteviyatındaki bilgi ve belgeler ile başvurunun inceleme ve araştırma aşamasında başvuru konusu uyuşmazlığa ilişkin ulaşılan yargı içtihadı dikkate alındığında mevcut başvuru yönünden idareden ayrıca bilgi ve belge talebinde bulunulmasına gerek görülmemiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem Tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesi; “Bu Kanuna tabi

işçilerin hizmet akitlerinin:

1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;

5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.

Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

…”, 6. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin

Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un “Emekli İkramiyesi” başlıklı 12 nci maddesi; “Son defa T.C.

Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C.

Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir.

Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi ödenmiş süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz

Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır.” 7. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 89 uncu maddesi; “Emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan; asker, sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için, aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.

İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.

Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı

Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda

geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.

…”, hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran vekili özetle; müvekkilinin Halkbank bünyesinde 1994-2006 yılları arasında 5434 sayılı

Kanun kapsamında görev yaptıktan sonra 2003 yılında yapılan Kanun değişikliğine bağlı olarak artık anılan statüde çalışmaya devam edemeyeceği gerekçesiyle istifa ettiğini, istifasının bankanın personel politikasının bir sonucu olduğunu bu nedenle emekli ikramiyesi ödenmesi için Kanunda aranan 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme şartına tabi olmadığını belirterek anılan statüde görev yaptığı süre için tarafına emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.

10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvuranın istifa etmek suretiyle görevinden ayrıldığı, buna bağlı olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için aranan 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme şartını yerine getirmediğinden emekli ikramiyesinin ödenmediği ifade etmiştir.

11. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuran tarafından SGK Başkanlığına sunulan

25.04.2023 tarihli dilekçede başvuranın 25.04.2023 tarihi itibarıyla emekli aylığı almaya hak kazandığını,

15.03.1994-14.03.1995 tarihleri arasında yedek subay olarak, 15.07.1997-14.03.2006 tarihleri arasında ise

T.Halkbank A.Ş. bünyesinde 5434 sayılı Kanuna tabi olarak görev yaptığını, anılan bankadaki görevinden

14.03.2006 tarihinde özel bir bankada işe başlamak maksadıyla istifa ederek ayrıldığını ifade ettiği

görülmüştür. Bununla birlikte, anılan talebin idarenin 19.06.2023 tarihli yazısı ile reddedilmesi üzerine başvuran vekili tarafından idareye sunulan 31.07.2023 tarihli dilekçede ve Kurumumuza sunulan başvuru formunda bu kez, başvuranın 5434 sayılı Kanun kapsamındaki çalışmasının sona erme halinin işçinin haklı nedenle feshi niteliğini taşıdığı, bu nedenle emekli ikramiyesinin ödenmesi gerektiğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.

11. 2829 sayılı Kanun hükümleri uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlananlara hangi esaslarla emekli ikramiyesi ödeneceği son olarak 26/01/2012 tarihli ve 28185 sayılı

Resmi Gazetede yayımlanan 17/01/2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı

Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5434 sayılı Kanunun 89 uncu ve geçici 223 üncü maddelerinde belirlenmiştir. Yapılan düzenleme ile daha önce son defa memuriyet

görevlerinde bulunma şartına bağlı olarak belirlenen emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği hususu, memuriyet görevinin ne şekilde sonlandığı esas alınarak belirlenmeye başlanmıştır.

12. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddenin ikinci fıkrasında, birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı

Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermesi gerektiği düzenlenmiştir.

13. 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesinde hizmet akdinin işçi tarafından Kanunun 16 ncı maddesine uyarınca, yani haklı nedenle feshedilmesi halinde kıdem tazminatı ödeneceği düzenlenmiştir.

Madde ile Kanunun 16 ncı maddesine yapılan atıf ise 4857 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi uyarınca

4857 sayılı Kanunun “İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 24 üncü maddesine yapılmış

sayılmıştır. 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinde işçinin haklı nedenle fesih halleri sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri ile zorlayıcı sebepler olarak üç başlık altında sayılmıştır.

14. Diğer yandan 4603 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde Bankaların anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte mevcut personeli hakkında aylık, özlük ve emeklilikleri yönünden tabi oldukları mevzuatın uygulanmasına devam olunacağı, bunlardan uygun görülenlerin istekleri halinde, emeklilik statüleri devam etmek üzere özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılabileceği, 5434 sayılı Kanun ile ilgileri devam eden personelin özel hukuk hükümlerine göre çalışacakları sürelerin kazanılmış hak aylıklarında değerlendirileceği ve emeklilik işlemlerinde söz konusu Kanunun ek 48 inci maddesinin (b) fıkrası ile ek

68 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

15. Diğer yandan, 4603 sayılı Kanunun geçici 1 nci maddesinin 4743 sayılı Kanunla değişik üçüncü fıkrasında ise; Bankalarda 31/12/2002 tarihinden sonra özel hukuk hükümlerine tabi olmayan personel çalıştırılamayacağı, yeniden yapılandırma sürecinde bankaların yönetim kurullarınca gerek özel hukuk hükümlerine göre çalıştırılmak üzere kendisine sözleşme teklif edilen ancak özel hukuk hükümlerine göre çalışmayı kabul etmeyen gerekse özel hukuk hükümlerine göre çalışması uygun görülmeyip sözleşme imzalanmayan personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirileceği, bu personelin en geç kırkbeş gün içerisinde Başkanlıkça tespit edilen kamu kurum ve kuruluşlarındaki boş kadro ve pozisyonlara atanmalarını sağlamak üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderileceği ve en geç beş iş günü içinde bu personelin atanmalarının yapılacağı, atama tarihi itibarıyla personelin bankalarla ilişiğinin kesilmiş sayılacağı, atandığı kurumda fiilen göreve başlayacağı tarihe kadar geçen sürede her türlü mali ve sosyal haklarının bankalarca karşılanmaya devam olunacağı düzenlenmiştir.

16. Buna göre, Kanunun 2 nci maddesinde 5434 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan personelin özel hukuk hükümlerine tabi olarak ancak sosyal güvenlik yönünden yine 5434 sayılı Kanuna tabi olarak çalışmaya devam edebileceğinin düzenlendiği, bununla birlikte Kanunun geçici 1 inci maddesinde Kanun kapsamındaki bankalar bünyesinde çalışmakta olan personelin çalışma ilişkisi yönünden 31/12/2002 tarihinden itibaren özel hukuk hükümlerine tabi olarak çalışmaya devam edeceği düzenlenmişse de bunu tercih etmeyenlerin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır.

17. Somut olayda başvuranın görev yaptığı bankadan istifa etme sebebi olarak her ne kadar mevzuatta yapılan değişiklik sonrası başvuranın 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmaya devam etmesine imkan kalmaması hali, bir diğer deyişle sosyal güvenlik statüsünün zorunlu olarak değişmesi işaret edilmişse de yukarıda açıklandığı üzere söz konusu değişikliğin başvuranın 5434 sayılı Kanuna tabi olma halini zorunlu olarak ortadan kaldırmadığı, başvuranın emeklilik yönünden anılan kapsamda çalışmaya devam etmesi olanağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim başvuranın ilgili mevzuat değişikliğinden sonra da istifa ettiği

14.03.2006 tarihine kadar aynı bankada 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmaya devam ettiği

görülmüştür.

18. Buna göre, başvuruya konu mevzuat değişikliğinin 4857 sayılı Kanunda tek başına işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanabileceği hallerden biri olarak açıkça sayılmamasının yanında bu haller kapsamında nitelenemeyeceği de değerlendirilmiştir. Bunun da ötesinde, başvuranın anılan mevzuat değişikliğinden sonra da istifa ettiği 14.03.2006 tarihine kadar aynı bankada ve 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışmaya devam ettiği göz önüne alındığında başvuranın istifasının haklı nedenle fesih olarak nitelenmeyeceği değerlendirilmiştir.

19. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde; memuriyet görevinden 07/07/1981 tarihinde istifa edip sonrasında 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmaya devam eden başvuranın, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinin memuriyet görevinden istifa ederek ayrıldığı tarihteki kıdem tazminatına hak kazanma koşullarını taşımadığı anlaşıldığından, başvuran hakkında kıdem tazminatına hak kazandıracak nedenlere aykırı biçimde sona eren memuriyet sürelerine emekli ikramiyesi ödenmemesi yönünde idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

20. Diğer yandan, gerek Kurumumuza sunulan başvuru formu ve eklerinden gerek idarece başvurana verilmiş cevaptan başvuranın istifa ettiği tarih itibarıyla 15 yıl sigortalılık süresinin ve 3600 prim ödeme gün sayısının bulunmamasının uyuşmazlık konusu edilmediği görülmüştür. Nitekim anılan belgelerde başvuran vekilince başvuranın hizmet süresinin 10 yıl 1 gün olduğunun açıkça ifade edildiği, Kurumumuza yapılan şikayetin ve idareye yapılan itirazın çalışma ilişkisinin haklı nedenle fesih ile sonlandırıldığı iddiası üzerinde temellendirildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, idarenin ret işleminin, başvuranın sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartlarını taşıyıp taşımadığı yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi