ÖZET: Başvuran, 375 sayılı KHK’nın geçici 35. maddesi gereğince görevden çıkarıldığını ve emeklilik talebinde bulunmasına rağmen emekli ikramiyesinin ödenmediğini öne sürerek, bu ödemenin yapılmasını talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın görevden çıkarılması nedeniyle emekli ikramiyesi talebinin reddedildiğini belirtmiştir. SGK’nın açıklamasına göre, emekli ikramiyesi, memuriyet görevlerinin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermesi durumunda ödenmektedir. Bu nedenle, başvuranın durumu, emekli ikramiyesi ödemesi için gerekli koşulları sağlamamaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, emekli ikramiyesinin ödenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini önermiştir. Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, emekli ikramiyesinin hak kazanma koşullarının yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, başvuranın talebi kısmen kabul edilerek, emekli ikramiyesi ödenmesi talebi reddedilmiş, ancak ilgili mevzuatın uyumlu hale getirilmesi için tavsiyede bulunulmuştur.

Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi ile emekli ikramiyesinin ödenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Başvuranın, emekli ikramiyesi talebinin reddedilmesi üzerine yargı yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/951-S.22.1459

BAŞVURU NO : 2021/14738

KARAR TARİHİ : 20/01/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : 375 sayılı KHK’nın geçici 35 inci maddesi uyarınca görevden çıkarılan başvuranın tarafına emekli ikramiyesi ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 01/09/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, 375 sayılı KHK’nın geçici 35 inci maddesi uyarınca görevden çıkarıldığını, görevinden ayrılmasının ardından emeklilik talebinde bulunduğunu, emekli aylığı bağlanmasına rağmen tarafına emekli ikramiyesi ödenmediğini belirterek emekli ikramiyesinin ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 27/10/2021 tarihli ve sayılı yazısında mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. Başvuranın 13/4/2021 tarihinde görevinden çıkarıldığı, 14/4/2021 tarihli dilekçesiyle emeklilik talebinde bulunduğu, 15/4/2021 tarihinden başlamak üzere 1. Derece 4. Kademe +3000 ek gösterge 23 yıl

2 ay fiili hizmeti, 1 yıl 5 ay 7 gün borçlanma süresi, 5 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet süresi zammı ve 3 ay 19

gün sigortalı hizmeti olmak üzere toplam 30 yıl 8 ay 11 gün hizmet süresine karşılık emekli aylığı bağlandığı, 2.2. Birden fazla sigortalılık statüsünde hizmeti bulunana başvurana 2929 sayılı Kanun uyarınca birleştirilen süreleri üzerinden aylık bağlandığı, 2.3. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara memuriyet görevinin 1475 sayılı İş Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödendiği, bu çerçevede memuriyet hizmetleri KHK, mahkeme kararı ya da disiplin işlemlerine bağlı olarak “kamu görevinden çıkarma”, “memuriyete son verme” gibi nedenlerle sona erenlere emekli ikramiyesi ödenmediği,

2.4. Başvuranın emekli ikramiyesi talebinin de görevinden çıkarılmış olması nedeniyle reddedildiği, bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.

Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen

Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.” 6. 25/08/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun “Kıdem tazminatı” Başlıklı 14 üncü maddesin birinci fıkrası; “Bu Kanununa tabi işçilerin hizmet akitlerinin, 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı

bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.” şeklindedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar

Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran özetle, kamu görevinden çıkarılması gerekçe gösterilerek emekli ikramiyesinin ödenmediğini belirterek tarafına emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmektedir.

9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, birden fazla sigortalılık statüsüne tabi olup 2829 sayılı

Kanun uyarınca hizmet süreleri birleştirilerek emekli olan sigortalılara memuriyet görevlerinin 1475 sayılı

İş Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödendiği, buna göre memuriyet hizmetleri KHK, mahkeme kararı ya da disiplin işlemlerine bağlı olarak “kamu görevinden çıkarma”, “memuriyete son verme” gibi nedenlerle sona erenlere emekli ikramiyesi ödenmediği, başvuranın görevinden çıkarılmış olması nedeniyle tarafına emekli ikramiyesi ödenmediği ifade edilmiştir.

10. Bu çerçevede uyuşmazlığın, memuriyet görevinden çıkarılan ve hizmet birleştirmesi uygulanmak suretiyle emekli aylığı bağlanan başvurana emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği noktasında düğümlendiği görülmektedir 11. Memuriyet görevlerinin sona erme şekline bağlı olarak bazı sigortalılara emekli ikramiyesi ödenmemesi işlemleri hakkında Kurumumuza daha önce de yapılmış başvurular bulunmaktadır. Mevcut başvurudaki talepler ile de örtüşen söz konusu başvurular üzerine verilen kararlarda; emekli ikramiyesine ilişkin düzenlemelerin geçmişi ve değişim süreci, yasa koyucunun emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamaya gidişi, Anayasa

Mahkemesinin emekli ikramiyesini çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğu ve anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunun kanun koyucunun takdirinde olduğu şeklindeki nitelemesi ve emekli ikramiyesinin ödül niteliğinde bir ödeme olduğu dikkate alındığında maddenin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası arasındaki niteliksel uyumsuzluğun hakkaniyet boyutu ayrıntılı şekilde açıklanmış ve tartışılmıştır (25/8/2017 tarihli ve 2017/1693 sayılı, 1/8/2019 tarihli ve 2019/2741 sayılı, 9/6/2020 tarihli ve 2019/22285 sayılı, 3/4/2020 tarihli ve 2020/720 sayılı, 2/10/2020 tarihli ve 2020/6639 sayılı Başvurular).

12. Emekli ikramiyesine hak kazanılmasında hakkı doğuran ilk koşul iştirakçinin emeklilik hakkının doğması ve emeklilik aylığının bağlanması veya diğer tahsis işlemlerinin gerçekleşmesidir. Ancak Anayasa

Mahkemesinin, E.2006/111, K.2006/112 sayılı ve 15/02/2006 tarihli Kararında 5510 sayılı Kanunun devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile ilgili yasa maddelerini iptal etmesi sonucu, 5510 sayılı Kanunun

Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca başvuran hakkında emekli ikramiyesinin hak edilip edilmediği yönünden incelenmesi gereken yasa öncelikle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli

Sandığı Kanunun 89 uncu maddesidir.

13. Somut olayda idarece 5434 sayılı Kanunun ek 82 nci maddesinin birinci fıkrasının b bendine atıf yapılmak suretiyle başvuranın son defa 4/1-c kapsamında çalışmadığından bahisle emekli ikramiyesinin ödenmediği ifade edilmektedir. Anılan düzenleme ile 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlardan Kanunun diğer bentleri kapsamında da çalışması olanlara son defa 4/1-c kapsamında çalışmaları halinde emekli ikramiyesi ödeneceği belirlenmiştir. Emekli ikramiyesi ödemesinde son defa çalışılan sigortalılık halinin ya da tabi olunan kanunun esas alınması hususu birden fazla defa mevzuat düzenlemesine ve yargı kararlarına konu olmuştur.

14. İlk olarak 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmüne istinaden son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılanların 5434 sayılı Kanuna tabi geçen hizmetlerine (memuriyet hizmet sürelerine) karşılık emeklilik ikramiyesi verilmekte iken, Anayasa Mahkemesi 05/06/2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/02/2009 tarih ve E.: 2005/40, K.: 2009/17 sayılı Kararı ile 2829 sayılı

Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal etmiştir.

15. Anılan iptal kararı üzerine 01/06/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren ve 19/06/2010 tarihli ve 27616 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5997 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile benzeri bir düzenlemeye gidilerek; 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası; “…Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve kendilerine mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi

Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir.” şeklinde düzenlenmiştir.

16. Anayasa Mahkemesinin 09/07/2011 tarihli ve 27989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/05/2011 tarih ve E.:2010/81, K.:2011/78 sayılı kararı ile, anılan 14 üncü maddeyle, 5434 sayılı Kanununun 89 uncu maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı

Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve” bölümünün de Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, iptal kararında kararın yürürlüğüne ilişkin olarak herhangi bir süre verilmemiş ve 12/05/2011 tarihli iptal kararı 09/07/2011 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

17. Anayasa Mahkemesi 2829 sayılı Kanunun ilgili hükmünü iptal ettiği ilk kararında eşitlik ilkesine atıfla 2829 sayılı Yasa’da benimsenen sistemle, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emekli olanlara yaşlılık aylığı bağlandığı halde, itiraz konusu ibareyle son defa bağlı olunan sosyal güvenlik kurumuna göre ayırım yapılarak Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılmayanlara, 5434 sayılı Yasa’ya tabi çalışma süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesinin

Anayasanın 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi adil sonuçlar doğurmadığından 2.

maddesindeki hukuk devleti ilkesine de aykırı olduğunu belirtmiştir. Anılan iptal kararı sonrasında bu defa

/

5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde yapılan düzenlemeyi de yukarıdaki karara konu kural ile kapsam

ve içerik yönünden aynı nitelikte olduğu tespitini yaparak Anayasanın 153 üncü maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir.

18. Bahse konu iki iptal kararı sonrasında 26/01/2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/01/2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi yeniden düzenlenmiştir.

19. Bu düzenlemeye göre; 2012 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı

Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir. Böylelikle emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamanın 5434 sayılı Kanuna göre emekli ikramiyesinin hak kazanılması bakımında da ilk defa düzenlemeye kavuşturulduğu görülmektedir.

20. Bu düzenlemenin de iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru Anayasa

Mahkemesinin 21/9/2013 tarihli ve E.:2012/33 K.:2012/174 sayılı Kararı ile “… Anayasa’nın 10.

maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Dava konusu kuralla, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara, kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesine İMKÂN SAĞLANMIŞTIR. Ancak, bu kapsamdakilere kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının GERÇEKLEŞMESİ GEREKMEKTEDİR. Böylece, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenme koşulları, kural kapsamındaki kişilerin kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesi bakımından GEÇERLİ KILINMIŞTIR. Farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlar için kamuda geçen görevlerinden; evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde isteğiyle ayrılan kadın sigortalılara, muvazzaf askerlik görevi nedeniyle isteğiyle ayrılan erkek sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve

3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden sonra çalışmaya

başlayıp 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim ödeme gün sayısına sahipken veya sadece 7000 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara ve emekli, malullük, vazife malullüğü aylığı bağlanarak veya toptan ödeme yapılarak ayrılan sigortalılara emekli ikramiyesi ödenebilmesi ilk kez dava konusu kurallarla mümkün HALE GELMİŞTİR. Emekli ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak

/

kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir

YETKİSİ VARDIR. Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir YÖN BULUNMAMAKTADIR. Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi; emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin NİTELİĞİNE UYGUNDUR. Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekte olan kıdem tazminatıyla benzer hukuki niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun

KOYUCUNUN TAKDİRİNDEDİR. Dava konusu kuralın atıf yaptığı 1475 s. Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine AYKIRI DEĞİLDİR.” denilmek suretiyle reddedilmiştir.

21. Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında özetle, iptali talep edilen hüküm farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara;

*Kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenmesine imkân sağladığını, *Ancak, sözü edilen kişilere, kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesinin, bu kapsamdaki çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartına bağlandığını, * Emekli ikramiyesinin, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğunu, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunun kanun koyucunun takdirinde olduğunu, *Kıdem tazminatına hak kazanma şartının, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetini birleştiren tüm memur emeklileri için aradığını bunun da eşitlik ilkesine uygun olduğunu belirterek hükmün Anayasa uygun olduğu kararını vermiştir.

22. Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olarak tanımlanan emekli ikramiyesi ödemesine hak kazanılıp kazanılmadığının değerlendirilmesinin ilk etapta emeklilik tarihine bakılarak, yani söz konusu değişikliğin 5434 sayılı Kanuna eklendiği 2012 tarihinden önce ve 2012 tarihinden sonra emekli olanlar bakımından incelenmesi gerekecektir. 2012 tarihinden sonra emekli olanlar için emekli ikramiyesine hak kazanılıp kazanılmadığını ise tüm hizmetleri devlet memuru yani iştirakçi olarak geçenler ve 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılarak emekli olanlar başlığı altında iki farklı durum olarak değerlendirmek gerekecektir.

23. Bu yönüyle, emekli ikramiyesinin verilmesinde en temel ayırım kişilerin tüm çalışmalarının emekli sandığına tabi geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. Buna göre hizmet birleştirmesi yapmak suretiyle emekli olanlara emekli ikramiyesi verilme şartlarını düzenleyen 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmünde yer alan son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartının,

2009 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği tarihe kadar olan dönem için, Kanunun yürürlük

tarihi olan 1983 tarihi itibariyle son defa Emekli Sandığına tabi görevden ayrılmış olma amir hükmü uyarınca kişinin, emekli ikramiyesi almak için başvuruda bulunulduğu sırada son kez emekli sandığı mensubu olarak çalışmış olma şartı aranmakta idi. 2829 sayılı Kanun gerekçesinde bu durumun “…Emekli

ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olması da göz önüne alınarak, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kurum ve ortaklılarda geçen sigortalı süreler için ikramiye verileceğinin açıklıkla belirtilmesi yoluna gidilmiştir.” ifadesi ile açıklandığı görülmektedir.

24. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra emekli ikramiyesine hak kazanma koşullarını düzenleyen 89 uncu madde, 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mevcut halini almıştır. Buna göre, bir kimse tüm çalışma hayatını devlet memuru olarak geçiriyorsa o görevin nasıl sonuçlandığına bakılmaksızın koşulsuz olarak emekli ikramiyesi ödenmekte; ancak kişi hizmet birleştirmesi yapmış yani devlet memurluğu dışında başka hizmetlerde bulunmuşsa, bu kişinin devlet memurluğu görevini ne şekilde sonlandırdığına, kıdem tazminatını almaya hak kazanacak şekilde sonlandırıp sonlandırmadığına bakılarak emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi yapılmaktadır.

25. Emekli ikramiyesinin yasalarda bir tanımı bulunmamakla birlikte, emekli olan memurlara, ölümleri halinde hak sahiplerine, kıdem süreleri dikkatte alınarak, çalıştıkları kurumlarca yapılan bir ödeme olarak tanımlamak mümkündür. Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin, bu niteliği Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararında da görülmektedir. Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemlisi ise emekli ikramiyesinin emeklilik aşamasında ödenmesidir. Kişilerin çalıştığı yıllarda maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, bu kişilerin ilgili bulundukları Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu kabul edilmekle birlikte, meri mevzuat hükümlerine bakıldığında 5434 sayılı

Yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının bu nitelikle örtüşmediği görülmektedir. Zira anılan fıkra uyarınca devlet memuru görevden ne şekilde ayrıldığına bakılmaksızın tüm hizmetleri 5434 sayılı kanunun yahut 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçmesi halinde ikramiyeye koşulsuz olarak hak kazanmaktadır. Diğer yandan, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca birleşen hizmetler üzerinden emekli olanların emekli ikramiyesine hak kazanması için memuriyet hizmetinin, yukarıda belirtilen ve

Anayasa Mahkemesince belirlenen niteliğine uygun olacak şekilde kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi şartına bağlandığı görülmektedir.

26. Bu yönüyle yapılan düzenlemenin 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile kabul edilen ve tüm çalışanların statüsel farklılıklarının giderilmesi, sosyal politikalara ilişkin haklarının çalışan kavramı altında tekleştirilmesi amacına uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki durumun emekli ikramiyesinin ödül niteliğini sekteye uğratarak, hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı yapmak suretiyle hakkaniyete aykırı olacak şekilde uygulandığı görülmektedir.

27. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi ile iptal edilen “son defa emekli sandığına tabi çalışma” hükmü sadece birleştirilen hizmetlere ilişkin bir kural olmayıp aslında tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenleri de ilgilendiren bir husustur. Şöyle ki tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenler her hâlükârda son defa emekli sandığına tabi çalışma koşulunu yerine getireceğinden anılan maddenin her iki fıkrası arasında uygulamada bu denli farklı bir durum yaratılması, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olmayacağı gibi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir.

28. Örneğin, 5434 sayılı Kanuna tabi iki iştirakçinin aynı dönemde askeri okula girip, aynı dönemde atanıp, ikisinin de aynı hizmet süresiyle çalıştığı ve ikisinin de devlet memurluğunun çıkarılmak suretiyle sonlandırıldığı düşünüldüğünde, bunlardan birisinin memuriyet hizmeti öncesi ya da sonrasında bir gün dahi olsa SSK veya BAĞ-KUR hizmeti bulunması durumunda 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek, memuriyet hizmeti İş Kanununun 14 maddesinde sayılan ve kıdem

tazminatını gerektirmeyen bir şekilde sona erdiğinden ikramiyeye hak kazanamazken, aynı şartlar altında ve aynı gerekçe ile işten çıkarılan diğer kişi birleşen hizmeti olmadığından 89 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek emekli ikramiyesine hak kazanmaktadır. Burada emekli ikramiyesinin 30 nolu paragrafta anlatılan niteliği dikkate alındığında, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılan şartların araması, memuriyetten çıkarma yaptırımı ile birlikte değerlendirildiğinde sebep sonuç ilişkisine daha uygun düşmektedir. Ancak aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında bir ayrım yapılması belirtilen örnekte olduğu gibi hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

29. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; gerek yukarıda yer verilen Anayasa

Mahkemesi kararında yer alan, emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü, gerekse

2829 sayılı Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı

olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında; bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bu bakımdan emekli ikramiyesinin hak edilme koşullarının tekrar değerlendirilerek 5434 sayılı yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının, ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmek suretiyle düzenlenmesi gerektiği, 29.1. Aksi halde 89 uncu madenin birinci fıkrasının uygulanması yani hizmetlerinin tamamı iştirakçi olarak geçenlerin memuriyeti hangi halde sona ererse ersin ikramiyeyi hak etmesi halinin neden sonuç ilişkisini sekteye uğratmaya devam edeceği ve aynı koşullar altında emekli olan kişiler arasında hakkaniyete aykırı uygulamanın sürdürülmesine sebep olacağı, 29.2. Başvurana emekli ikramiyesi verilmemesi yönünden somut olayın incelenmesinde ise; 375 sayılı

KHK’nın geçici 35 inci maddesine dayanarak 13/4/2020 tarihinde kamu görevinden çıkartılması sonrasında başvurana 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilen hizmet süresi üzerinden emekli aylığı bağlandığı ve görevinden çıkarılmış olması nedeniyle kamuda geçen hizmetlerinin (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği anlaşıldığından, başvurana 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmadığı, Sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 30. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin cevabında başvuranın hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.

31. Başvuruya konu emekli ikramiyesinin kazanılması koşulları, başvuru kapsamında 2008 tarihi öncesi, 5510 sayılı Kanundan önce 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında iştirakçi olanlar bakımından değerlendirilmiştir. Ancak ilk defa 2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanuna göre devlet memuru olanlar yani 5510 sayılı Kanunun (4/c) kapsamında sigortalı olanlar için nasıl düzenlendiğine bakıldığında; konunun 5434 sayılı Kanunda Ek 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “…, anılan Kanun hükümlerine göre aylık bağlandığı sırada son defa uzun vadeli sigorta kolları açısından 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olanlara”, (c) ve (d)

bentlerinde ise; “… uzun vadeli sigorta kolları açısından son olarak 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmış olanlara,” emekli ikramiyesinin ödeneceğinin düzenlendiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi tarafından hukuk devleti ilkesi ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile iki farklı kanun metninden iptal edilen “son defa devlet memuru olma” şartını işaret eden hükmün, bu tavsiye kararı da gözetilerek, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarına uyumlu olacak şekilde, hukuk devleti ilkesi gereğince yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL- KISMEN REDDİNE; – Başvuranın, tarafına emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin REDDİNE, – Emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesin ödemesi koşullarına ilişkin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birbiri ile uyumlu hale getirilerek düzenlenmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞI VE HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal

Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi