|
ÖZET: Başvuru, emekliliğe esas hizmet sürelerinin birleştirilmesi ve emekli ikramiyesi talebine ilişkindir. Başvuran, 670 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını, yalnızca memuriyet hizmeti olanların emekli ikramiyesi alırken, birleşik hizmeti olanların bu haktan mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Başvuran, yasal düzenlemelerle hizmet sürelerinin birleştirilmesi ve emekli ikramiyesinin ödenmesi gerektiğini talep etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmemesi yönündeki işleminin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, birleşik hizmet süreleri üzerinden emekli ikramiyesi ödenebilmesi için belirli şartların sağlanması gerektiği ifade edilmiştir. Başvuranın emeklilik sürecinin, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği gerekçesiyle, emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmemiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini değerlendirerek, emekli ikramiyesinin ödül niteliğinde bir ödeme olduğunu ve hizmet sürelerinin birleştirilmesinin zorunlu olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, emekli ikramiyesinin ödenmesi koşullarının yeniden düzenlenmesi gerektiği yönünde tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu karar, başvuranın emeklilik sürecine dair haklarının korunmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
: 53878609-101.07.06-E.
SAYI
:
BAŞVURUNO
KARAR TARİHİ
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURAN
BAŞVURU VEKİLİ/ TEMSİLCİSİ
BAŞVURUYA KONU İDARE Sosyal Güvenlik Kunımu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU Emekliliğe esas hizmetler ve emekli ikramiyesi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ 13.11.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kmııınumuza tarihinde dilekçe yoluyla yapılan başVlınıda, başvman, 670 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç olduğunu, kendisi gibi ihraç olmakla birlikte ve sadece memmiyet hizmeti ( emekli sandığı) bulunanlara emekli ikramiyesinin ödenmesine rağmen birleşen hizmeti olanlara emekli ikramiyesi ödenmediğini, kamın hükmü gereği gerekli hizmet süresini tamamlamış olan herkese emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiğini ve şahsının sadece 4c hizmeti ile yani hizmetleri birleştirilmeden emekli olabildiğini beliıierek emekli aylığı yönünden hizmetlerinin birleştirilmemesini ve emekli ikramiyesi ödenmesi yönünde tavsiye karan verilerek dmııınlın yapılacak yasal düzenleme ile eşitliğe uywın şekilde düzenlenmesini talep etmektedir.
il. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI 2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden Sosyal Güvenlik
Kurumumun 27/11/2017 tarihli ve- sayılı cevabi yazısı eklerinde özetle:
2.1. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kmııınlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca farklı sigoıialılık statülerinde geçen hizmetlerin
1 / 13 birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanan memurlara, aynı Kanunun 12 nci maddesi hükmüne istinaden
son defa T .C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartı ile ve 5434 sayılı Kanunun emeklilik ikramiyesine ait hükümler uygulanarak, 5434 sayılı Kanuna tabi geçen hizmetlerine (memuriyet hizmet sürelerine) karşılık emeklilik ikramiyesi verilmekte iken, Anayasa Mahkemesinin
05/ 06/ 2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05/ 02/ 2009 tarihli ve E .:2005 / 40, K.:
2009/ 17 sayılı Kararı ile 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresinin iptal edildiği, 2.2. Yine 01/ 06/ 2006 tarihinden geçerli olarak yürürlüğe giren ve 19/ 06/ 2010 tarihli ve 27616 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan 5997 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile benzeri bir düzenleme yapıldığı ancak Anayasa Mahkemesinin 09/ 07/ 2011 tarihli ve 27989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/ 05/ 2011 tarih ve E .No:2010 / 81, K.No:2011 / 78 sayılı Kararı ile bu düzenlemeyi de iptal ettiği, 2.3. Bunun üzerine, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı dikkate alınarak, 26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinde yapılan değişiklikle : 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için
5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434
sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği, 2.4. Ayrıca 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ” 25/ 8/ 1971 tarihli ve
1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına
uygun olarak” ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve” ibaresinin Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 10., 56., 60., 87., 123. ve 153. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi yönünde yapılan
başvuruya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi 08/ 11/ 2012 tarihli ve Esas No: 2012/ 33 ve Karar No:
2012/ 174 sayılı kararında;
“…Emekli ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi vardır . Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır .
Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi; emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin niteliğine
2 / 13uygundur . Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekte olan kıdem tazminatı ile benzer hukuki
niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun koyucunun takdirindedir . Dava konusu kuralın atıf yaptığı
1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının ( 5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte
aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine aykırı değildir .” şeklinde karar verdiği, 2.5. Başvuranın Emniyet Genel Müdürlüğü Kırşehir Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yapmakta iken 17/ 08/ 2016 tarihinde 670 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, Kurum kayıtlarına 21/ 08/ 2017 tarihinde geçen Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı
Muhabere Bürosunun 16/ 08/ 2017 tarihli ve sayılı yazısı ekinde alınan 15/ 08/ 2017 tarihli dilekçesi ile açıkta iken emekliliğini talep etmesi üzerine 19/ 09/ 2017 tarihli ve sayılı işlem ile 1 inci derece 4 üncü kademe intibakı + 3000 ek gösterge rakamı üzerinden 20 yıl 3 ay 15 gün 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(c) bendi kapsamındaki fiili hizmeti, bu hizmetine karşılık hak kazandığı 5 yıl 26 gün fiili hizmet süresi zammı ile 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(a) bendi kapsamındaki 1 yıl hizmeti olmak üzere toplam 26 yıl 4 ay 11 gün hizmet süresine karşılık tabi olduğu yaş haddini doldurduğu 06/ 09/ 2017 tarihini takip eden aybaşı olan 01/ 10/ 2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı, 2.6. Başvurana anılan mevzuat hükümleri Anayasa Mahkemesi kararları sonucunda; birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanması ve memuriyet görevinin görevden çıkarma ile sona ermesi sonucu 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi gereği emekli ikramiyesine hak kazanamaması nedeniyle emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmediği, 2.7. Emekli ikramiyesini düzenleyen 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi esas alınarak, 670 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile 17/ 08/ 2016 tarihinde kamu görevinden çıkartılan ilgiliye, farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanması nedeniyle, emekli ikramiyesi ödenmemesi hususunda Kurumca yapılan işlemde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı
Hususları bildirilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler …” 4. 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrasında;
3 / 13“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu
Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır . Ancak, bunlardan bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenlere 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz . Bu
Kanunla mülga 2829 sayılı Kanuna göre 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanması gerekenlerden, bu Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına girmeyenler için, bu maddenin birinci fıkrasının (a)
ve (b) bentleri esas alınır . (a) bendi hükümlerinin uygulamasına esas alınacak kanun, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında geçen süreler hariç, bu Kanunla mülga
2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir . Bu Kanuna tabi hizmetlerle 506 sayılı Kanunun
geçici 20 nci maddesine tabi sandıklarda geçen hizmetlerin birleştirilmesinde de bu fıkra hükümleri esas alınmak suretiyle bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanır .” 6. 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında;
“ Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır .” 7. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .”, 8. 26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile değişik 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “…Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal
Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise ; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .”, 9. 6270 sayılı Kanunun 2 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 223 üncü maddesinde;
“Bu maddenin yürürlük tarihinden önce, mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlar ile ölenlerin hak sahiplerine, varsa açlıkları davalardan vazgeçmeleri ve bu Kanunun 89 uncu maddesindeki şartların varlığı halinde aynı esas ve usuller çerçevesinde emekli ikramiyesi ödenir .
4 / 13Davalardan vazgeçilmesi halinde, mahkemelerce Sosyal Güvenlik Kurumu lehine hükmedilecek
vekâlet ücretleri Kurumca tahsil edilmez .
Bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında fasılalı olarak hizmeti bulunan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihle aynı kapsamda çalışmakla olanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihlen sonra emeklilik, yaşlılık, malûlliik ile dul ve yetim aylığı bağlanacak olanlar hakkında 89 uncu maddenin dördüncü fıkrasının uygulanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki fasılalı hizmet süreleri için 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz. “ 10. 27/ 5/ 1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 24/ 5/ 1983 tarihli mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanunun “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesinde :
“ Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz ..” 11. 2829 sayılı Kanunun “Aylığı Bağlayacak Kurum ” başlıklı 8 inci maddesinde;
“Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir .
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır .” 12. 2829 sayılı Kanunun “Emekli İkramiyesi ” başlıklı 12 nci maddesinde;
“ ( …) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir . (Ek cümle : 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş
Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır .(Değişik 2. fıkra : 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 6) Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz . Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır . (Ek cümle : 24.07.2008 – 5793
S.K/Madde) Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır .
13. 13943 sayılı Resmi Gazetede 01.09.1971 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 25.08.1971
5 / 13tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesin birinci fıkrasında;
“ Bu Kanununa tabi işçilerin hizmet akitlerinin, 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir . Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır .”
Düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
14. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “ Kısmen Tavsiye Kısmen
Ret Karar Önerisi ” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 15. Başvuran, 1 numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda özetle, hizmet birleştirmesi yapılmak suretiyle tahsis işlemleri gerçekleştirilerek emekliye ayrılması üzerine, kendisine emekli ikramiyesi ödenmezken, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği, hizmet sürelerinin tamamı aynı Kanun veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılanlara memuriyet hizmetlerinin sona erme şekline bakılmaksızın ikramiye ödenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, kendisine de emekli sandığına tabi çalışması kapsamında emekli ikramiyesi ödenmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur .
Uyuşmazlığın emekli ikramiyesine hak kazanma noktasında sigortalıların hizmetlerinin birleştirilip birleştirilmemesi ve buna bağlı olarak emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanamayacakları noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır .
6 / 1316. Başvuranın emekliliğe esas hizmet sürelerinin birleştirilmesinin zorunlu olmadığı
yönündeki iddiaları kapsamında yapılan değerlendirmede :
17. 2829 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının usul ve esaslarının düzenlenmesi belirlenmiştir . Bu çerçevede, Kanunun 4 üncü maddesindeki kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, 8 inci maddesinde birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanırken son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, ancak, kanunda sayılı istisna hallerinde (malullük, ölüm, yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi) tabi oldukları son kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı düzenlenmiştir .
18. Anılan Kanunun 4 üncü maddesinde, hizmet sürelerinin Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği ve hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiş olmakla beraber, bir kurumda geçen hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmet sürelerinin de birleştirileceği yönünde açık bir hükme ise yer verilmemiştir . Mevcut SGK uygulamalarında birden fazla statüde hizmeti bulunan sigortalılar için hizmet birleştirmenin zorunlu olarak uygulandığı, somut başvuruya ilişkin Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda da anılan uygulamanın gerekçesi olarak, 2829 Kanunda tek başına herhangi bir statüden aylık bağlanabilmesi halinde diğer statülerdeki hizmetler için ne yapılacağı hususunda bir esas belirlenmediği, bu nedenle diğer statülere tabi olarak geçen hizmet süreleri hakkında ne yapılacağı hususunda bir belirsizliğin ortaya çıkabileceğinin ifade edildiği görülmektedir .
19. Diğer taraftan, birden fazla statüde hizmeti olup tek bir statüdeki hizmetinden dolayı aylık bağlanabilecek durumdaki sigortalıların, haklarında zorunlu olarak hizmet birleştirmesi uygulanmamasına ilişkin talepleri geçmiş dönemde gerek yargı organlarına gerekse Kurumumuza intikal etmiştir . Yargı organlarınca konuya ilişkin verilmiş içtihat niteliğinde kararlar (Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu’nun 06/ 02/ 2002 tarihli ve 2002/ 21- 132 E ., 2002/ 139 K.; 10/ 03/ 2010 tarihli ve 2010/ 10- 126 E ., 2010/ 133 K.; 15/ 1/ 2014 tarihli ve 2013/ 235 E ., 2014/ 9 K.; 12/ 02/ 2014 tarihli ve 2013/ 486 E ., 2014/ 89 K .; Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/ 01/ 2017 tarihli ve 2013/ 389 E ., 2017/ 17
K.) bulunduğu gibi konu hakkında Kurumumuzca verilmiş 21/ 10/ 2013 tarihli ve 2013/ 53, 21/ 11/ 2016 tarihli ve 2016/ 2644, 16/ 03/ 2018 tarihli ve 2017/ 11867 Karar No’lu Tavsiye Kararları bulunmaktadır .
20. Anılan karalarda özetle; yasanın ( 2829 sayılı Kanun) amacı lafzıyla çelişiyorsa, lafza değil öze önem verilmesi gerektiği, yorumda asıl olanın adalete uygun sonuca kavuşmak olduğu, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanuna uygun olmayacağı, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanmasının geçerli bir çözüm yolu olduğu, sosyal güvenlik kurumlarının görevinin, kapsama aldıkları kişilere koruma garantisi sağlamak olduğu, sosyal sigortaların nimet-külfet dengesi üzerine kurulan kurumlar olduğu, külfetin yani çalışıp prim ödemenin karşılığının alınmamasının sosyal güvenlik sitemiyle bağdaşmadığı, böyle bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, aksi bir düşüncenin sisteme olan güveni ortadan kaldıracağı, daha da önemlisi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılmış olacağı, bunun sosyal adalet duygusunu aşındıracağı, fazla prim ödeyen sigortalının
7 / 13az, az prim ödeyen sigortalının fazla aylık alabilmesinin üstün görülemeyeceği, 2829 sayılı
Kanunun amacının tek sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti aylık bağlanmasına yeten değil yetmeyen sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasının sağlanması olduğu, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunan ilgililerin, ancak bu hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıklanarak 2829 sayılı yasaya göre kişilerin hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı belirtilmiştir .
21. Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/ 03/ 2010 tarihli ve 2010/ 10- 126 E ., 2010/ 133 K.
sayılı kararında 2829 sayılı Kanunun Genel Gerekçesine ilişkin yapılan değerlendirmede; “Bu kanunun çeşitli sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işlerde çalışanları, bu işlerde geçen sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve bir düzene bağlanması amacı ile sigortalılar lehine getirildiği, bununla birlikte sigortalının kendisine daha avantajlı bir kuruma geçerek kötü niyetli bir şekilde buradan daha iyi şartlarla emekli olma şeklindeki işlemleri ise bir kural altına alma ve kurumlar arasındaki kaymaları önleyerek, belirli kurallara bağlama amacıyla çıkarıldığı açıklanmaktadır .
Ayrıca kanunla getirilen sistemde, kişinin kendi elinde olmayan sebeplerle görevden ayrılmasını gerektiren malullük ölüm ve 5434 sayılı TC Emekli Sandığına göre yaş haddinden emekli olma hallerinin her kurumun kendi mevzuatı içerisinde bırakıldığı ve bu suretle hak kayıplarına sebebiyet verilmemesinin sağlandığı belirtilmiştir . Yine bu anılan kanunun uyuşmazlıkla ilgili madde gerekçesinde ise; Bu madde ile; hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle yapılacak aylık bağlanma işlemlerinde, son sosyal güvenlik kuruluşu mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan kolaylık ve istismarların önlenmesi amacı ile yeni bir düzenleme yapıldığı ifade edildikten sonra, kişilerin ellerinde olmayan nedenlerle görevlerinden ayrılmalarını gerektiren malullük, ölüm, 5434 Sayılı
Kanun uyarınca yaş haddinden resen emekliye sevk edilme halleri için istisna getirildiği, maddenin son fıkrasında birleşik hizmet süresi üzerinden bu madde ile getirilen şartları haiz olmadıklarından aylık bağlanamayacaklar hakkında uygulanacak işlemin belirtildiği açıklanmıştır . O halde bu yasa ile, bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesinin bir sisteme bağlanması; sigortalıların hak kayıplarının yaşanmamasının yanı sıra, son olarak avantajlı şartlar sunan bir kuruma geçip, buradaki kısa süreli bir çalışma sonucunda son tâbi olduğu kurumdan emekli olma şeklinde gerçekleşen kurumlar arasındaki kaymaları önlemek amacı ile çıkarıldığı anlaşılmaktadır .” denildiği görülmektedir .
22. Bu çerçevede, tek bir statüden aylık bağlanabilmesi durumunda hizmetlerin birleştirilmesinin zorunlu olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı ile 2829 sayılı Kanunun amacının özetle bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve kurumlar arasındaki kaymaları önlemek olduğu göz önüne alındığında, bir statüdeki hizmetlerin tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı ve hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığının bağlanabileceği değerlendirilmektedir .
23. Başvuranın tarafına emekli ikramiyesinin ödenmesi gerektiğine yönelik iddiaları kapsamında yapılan değerlendirmede;
8 / 1324. Emekli ikramiyesine hak kazanılmasında hakkı doğuran ilk koşul iştirakçinin emeklilik
hakkının doğması ve emeklilik aylığının bağlanması veya diğer tahsis işlemlerinin gerçekleşmesidir . Ancak Anayasa Mahkemesinin, E .2006/ 111, K.2006/ 112 sayılı ve 15/ 02/ 2006 tarihli Kararında 5510 sayılı Kanunun devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile ilgili yasa maddelerini iptal etmesi sonucu, 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca başvuran hakkında emekli ikramiyesinin hak edilip edilmediği yönünden incelenmesi gereken yasa öncelikle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesidir .
25. Emekli ikramiyesine ilişkin koşulların belirlenmesi açısından yapılan son düzenlemede :
26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi değiştirilerek;
“ Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi
Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş
ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir . Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz .
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş
ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz . Ancak, mülga 2829 sayılı
Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun
14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz….” hükmü ile son halini almış ve memuriyet hizmet
9 / 13sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esaslar belirlenmiştir .
26. Buna göre; 2012 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı
Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir . Böylelikle emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamanın 5434 sayılı Kanuna göre emekli ikramiyesinin hak kazanılması bakımında da ilk defa düzenlemeye kavuşturulduğu görülmektedir .
27. Emekli ikramiyesinin yasalarda bir tanımı bulunmamakla birlikte, emekli olan memurlara, ölümleri halinde hak sahiplerine, kıdem süreleri dikkatte alınarak, çalıştıkları kurumlarca yapılan bir ödeme olarak tanımlamak mümkündür . Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin, bu niteliği Anayasa Mahkemesinin 21/ 09/ 2013 tarih ve E .:2012 / 33 K.:2012 / 174 sayılı kararında da görülmektedir . Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemlisi ise emekli ikramiyesinin emeklilik aşamasında ödenmesidir . Kişilerin çalıştığı yıllarda maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, bu kişilerin ilgili bulundukları Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu kabul edilmekle birlikte, meri mevzuat hükümlerine bakıldığında 5434 sayılı Yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının bu nitelikle örtüşmediği görülmektedir . Zira anılan fıkra uyarınca devlet memuru görevden ne şekilde ayrıldığına bakılmaksızın tüm hizmetleri 5434 sayılı kanunun yahut 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçmesi halinde ikramiyeye koşulsuz olarak hak kazanmaktadır . Diğer yandan, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca birleşen hizmetler üzerinden emekli olanların emekli ikramiyesine hak kazanması için memuriyet hizmetinin, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi şartına bağlandığı görülmektedir .
28. Bu yönüyle yapılan düzenlemenin 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile kabul edilen ve tüm çalışanların statüsel farklılıklarının giderilmesi, sosyal politikalara ilişkin haklarının çalışan kavramı altında tekleştirilmesi amacına uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte,
5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki durumun emekli ikramiyesinin
ödül niteliğini sekteye uğratarak, salt hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı yapmak suretiyle uygulanmasının hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmektedir .
29. Gerek Emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü, gerekse 2829 sayılı
Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında; bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bu bakımdan emekli ikramiyesinin hak edilme koşullarının tekrar değerlendirilerek 5434 sayılı yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının, ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmek suretiyle düzenlenmesi gerektiği, aksi halde 89 uncu maddenin birinci fıkrasının uygulanması yani hizmetlerinin tamamı iştirakçi olarak geçenlerin memuriyeti hangi halde sona ererse ersin ikramiyeyi
10 / 13hak etmesi halinin neden sonuç ilişkisini sekteye uğratmaya devam edeceği ve aynı koşullar altında
emekli olan kişiler arasında hakkaniyete aykırı uygulamanın sürdürülmesine sebep olacağı, değerlendirilmektedir .
30. Başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin Emniyet Genel Müdürlüğü Kırşehir
Emniyet Müdürlüğü emrinde olarak görev yapmakta iken 17/ 08/ 2016 tarihinde 670 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı
Muhabere Bürosunun 16/ 08/ 2017 tarihli ve sayılı yazısı ekinde alınan 15/ 08/ 2017 tarihli dilekçesi ile açıkta iken emekliliğini talep etmesi üzerine 19/ 09/ 2017 tarihli ve sayılı işlem ile 1 inci derece 4 üncü kademe intibakı + 3000 ek gösterge rakamı üzerinden 20 yıl 3 ay 15 gün 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(c) bendi kapsamındaki fiili hizmeti, bu hizmetine karşılık hak kazandığı 5 yıl 26 gün fiili hizmet süresi zammı ile 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(a) bendi kapsamındaki 1 yıl hizmeti olmak üzere toplam 26 yıl 4 ay 11 gün hizmet süresine karşılık tabi olduğu yaş haddini doldurduğu 06/ 09/ 2017 tarihini takip eden aybaşı olan 01/ 10/ 2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ancak ilgiliye farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanması nedeniyle ve kamuda geçen hizmetleri (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden (göreve son), hakkında 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ikramiye tahakkuk ettirilmemesi yönünde yapılan işlemde 25/ 08/ 2017 tarihli ve 2017/ 1693 no.lu kısmen tavsiye kısmen ret kararımızda da ifade edildiği üzere hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmadığı, Değerlendirilmektedir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim
İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir .
32. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı , ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
33. Diğer yandan Hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı
11 / 13beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir . Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini
boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir . Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir . İdarenin kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir . Sosyal devletin hayata geçirilmesinde en somut araçlardan biri olan Sosyal Güvenlik Kurumunun uygulamaları ile birey ile devlet arasında köprü kurarak taraflar arasındaki çekişmeyi önleyici ve giderici bir yöntem yaklaşım belirleyerek, yerleşik içtihatlara aykırı şekilde vatandaşların dava açma yoluna gitmesine sebebiyet vermeden işlem tesis etmesi beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
34. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır . Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare
Mahkemesine yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL- KISMEN REDDİNE;
-Başvuranın emekliliğe esas hizmet sürelerinin birleştirilmemesi talebi kapsamında : Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurana aylık bağlanması açısından hizmet sürelerinin birleştirilmeye zorlanamayacağı; hizmet birleştirilmesine ilişkin işlemlerde şeffaf idare anlayışı içerisinde sigortalılara tüm sonuçlarıyla bilgilendirme yapılarak, sigortalıların talebi doğrultusunda işlem yapılması yönünde SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, -Emekli ikramiyesi talebi kapsamında ise , emekli ikramiyesinin esasen devlete yapılan hizmetin karşılığı ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, 89 uncu maddenin birinci fıkrasındaki durumun emekli ikramiyesinin ödül niteliğini sekteye uğratarak hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı yapmak suretiyle hakkaniyete aykırı olacağı tespiti yapılarak ve hizmet birleştirme işleminin zorunlu olup olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirmeye gidilmeksizin; emekli ikramiyesinin ödül niteliğinden dolayı kamuda geçen hizmetleri kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermeyen başvuranın “kendisine emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin REDDİNE , -Emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesin ödenmesi koşullarına ilişkin
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birbiri
ile uyumlu hale getirilerek düzenlenmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA VE
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU VE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
12 / 13tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin
zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA VE ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi