|
ÖZET: Başvuran, 10 aylık Bağ-Kur prim borcu nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 6 ay boyunca emekli maaşı bağlanmadığını, borcunu ödedikten sonra 01/03/2017 tarihinde emekli aylığının bağlandığını ancak emekli ikramiyesinin ödenmediğini belirtmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu ve Ankara 9. İdare Mahkemesi tarafından yapılan incelemeler sonucunda, başvurana 71.748,39 TL emekli ikramiyesi ve 14.506,93 TL yasal faiz tahakkuk ettirilmiş, ancak 4/1-(b) hizmetinin tenzil edilmesi nedeniyle 5.145,37 TL kesinti yapılmıştır. Başvuran, ödenmeyen 6 aylık emekli aylığı ve kesinti yapılan tutarın kendisine ödenmesini talep etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın farklı sigortalılık statülerine tabi hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiğini, ancak bu birleştirmenin 1475 sayılı İş Kanunu’na uygun şartları taşımadığından emekli ikramiyesi ödenemeyeceğini ifade etmiştir. Mahkeme, başvuranın 5434 sayılı Kanun’un 89/1 maddesi gereğince emekli ikramiyesine hak kazandığını belirterek, SGK’nın kararının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesi gerektiği ve SGK’nın mahkeme kararına uygun hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine yönelik öneri sunmuş, ancak mahkeme kararlarının uygulanmasının önemine dikkat çekmiştir. İdarenin yargı kararlarına uyması gerektiği, aksi takdirde hukukun üstünlüğünün zedelenebileceği ifade edilmiştir. Başvuranın durumu, sosyal güvenlik sisteminin işleyişindeki belirsizliklerin ve hukuki süreçlerin önemini ortaya koymaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/4416-S.20.7009
BAŞVURU NO : 2019/17111
KARAR TARİHİ : 20/03/2020
RET KARARI ,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli ikramiyesi
BAŞVURU TARİHİ : 27/09/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran Kurumumuza yapmış olduğu başvuruda özetle; 10 aylık Bağ-Kur prim borcundan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kendisine 6 ay boyunca emekli maaşı bağlanmadığını, Bağ-Kur prim borcunu ödedikten sonra 01/03/2017 tarihinde emekli aylığının bağlandığını, emekli ikramiyesinin ise ödenmediğini, Kamu Denetçiliği Kurumunun girişimleri ve Ankara 9. İdare Mahkemesinin 08/02/2019 tarih ve E., K.
sayılı kararına istinaden adına 71.748,39 TL emekli ikramiyesi ve 14.506,93 TL yasal faiz tahakkuk ettirildiğini ancak 4/1-(b) hizmetinin tenzil edilmesi nedeniyle emekli ikramiyesinden haksız olarak 5.145,37 TL kesinti yapıldığını belirterek ödenmeyen 6 aylık emekli aylığının ve emekli ikramiyesinden kesinti yapılan tutarın tarafına ödenmesini talep etmiştir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kamu Denetçiliği Kurumunun 06/01/2020 tarih ve sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin 19/02/2020 tarih ve
E. sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi gereği iştirakçi iken 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibariyle aynı Kanunun 4/1(c) bendi kapsamına alınanların aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri de dikkate alınarak işlem yapılacağı, 2.2. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 91 inci maddesi gereği her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanlara veya ölenlere emekli ve malullük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıkların, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden aybaşından itibaren bağlanmakta olduğu, 2.3. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesi birinci fıkrası gereği hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verildiği, yine 89 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre mülga 2829 sayılı kanun hükümlerine göre birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden kendilerine ya da hak sahiplerine aylık bağlananların memuriyet süreleri üzerinden emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, bu çalışmaların 1475 sayılı İş Kanunu 14 üncü maddesinde belirlenen kıdem tazminatına hak kazandıran sebeplere uygun biçimde sona ermesi gerektiği, 2.4. Diğer taraftan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesinde “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir. Ancak hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmünün amir olduğu ve buna göre farklı sosyal güvenlik kurumlarında veya farklı statülerde hizmeti bulunanların hizmetlerinin birleştirilmesinin isteğe ya da talebe bağlı olmadığı ve zorunlu olarak birleştirilmesi gerektiği, 2.5. Ayrıca 2829 sayılı Kanunda herhangi bir statüden aylık bağlanması halinde diğer statüdeki hizmetler için ne yapılacağı hususunda başkaca bir esas belirlenmediği, bu nedenle hizmet birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanması halinde hangi hizmet statüsündeki hizmet süreleri karşılığında emekliliğe hak kazanıldığına bakılmaksızın tüm hizmet süreleri esas alınarak aylık bağlandığı, aksi takdirde Kanunda açıkça esasların belirlenmemiş olduğu ve bir statüye tabi hizmet süresinin emekliliğe ve dolayısıyla aylık bağlanmasına hak kazanılmasına imkân tanıdığı hallerde diğer statü veya statülere tabi geçen hizmet süreleri için ne yapılacağının belirsizlik ortaya çıkacağı, 2.6. İlgilinin Milli Eğitim Bakanlığı Samsun Anadolu İmam Hatip Lisesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken 01/09/2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkartıldığı, 2.7. İlgilinin açıkta iken tarafına emekli aylığı bağlanmasını talep etmesi üzerine kendisine 23/02/2017 tarihli yazı ile 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki sigortalılığına bağlı borcunun (BAĞ-KUR prim borcu) olduğu ve söz konusu borcun ödenmesi halinde aylık bağlanması talebinin değerlendirileceğinin bildirildiği, 2.8. Bunun üzerine ilgilinin Kurumun kayıtlarına 27/03/2017 tarihinde geçen 08/03/2017 tarihli dilekçesi ile 17/02/2017 tarihinde söz konusu borcu ödediğine ilişkin dekontu gönderdiği, Kurumun 18/04/2017 tarihli ve sayılı işlemiyle ilgilinin 5510 sayılı
Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki 26 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmeti ile 4/1-(b) bendi kapsamındaki 7 ay 21 gün hizmeti 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilerek toplam 27 yıl 5 ay 6 gün hizmeti üzerinden 1 inci derece 4 üncü kademe intibakı ve +3000 ek gösterge rakamı esas alınarak 01/03/2017 tarihinden itibaren ilgiliye emekli aylığı bağlandığı ancak ilgilinin kamu görevinden kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde ayrılmaması nedeniyle emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmediği, 2.9. Başvuranın 14/06/2017 tarihinde Kurum kayıtlarına geçen dilekçesiyle tarafına emekli ikramiyesi ödenmesini talep ettiği, 2.10. Başvuranın talebinin birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanması ve memuriyet görevinin kamu görevinden çıkartılması ile sona ermesi nedeniyle reddedildiği, 2.11. Başvuranın emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptali talebiyle açmış olduğu idari davanın görüldüğü Ankara 9. İdare Mahkemesinin 08/02/2019 tarih ve E., K. sayılı kararıyla “Olayda; davacıya farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanmış olmakla birlikte, davacının Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresinin tek başına Emekli
Sandığından aylık bağlamaya yeterli olması, başka bir anlatımla hizmet sürelerinin birleştirmeye tabi tutulmamış olsa dahi Sandıktan aylık bağlanabilecek konumda bulunması karşısında Sandığa tabi hizmetinin ne şekilde sona ermiş olmasına bakılmaksızın 5434 sayılı
Kanunun 89/1 maddesi hükmü uyarınca ikramiye ödemesinden yararlandırılması gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu hukuka uygunluk görülmemiştir.
…
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının emekli ikramiyesinin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek kanuni faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine…” şeklinde Kurum aleyhine sonuçlandığı, 2.12. “…başka bir anlatımla hizmet sürelerinin birleştirmeye tabi tutulmamış olsa dahi
Sandıktan aylık bağlanabilecek konumda bulunması karşısında Sandığa tabi hizmetinin ne şekilde sona ermiş olmasına bakılmaksızın 5434 sayılı Kanunun 89/1 maddesi hükmü uyarınca ikramiye ödemesinden yararlandırılması” ibaresi nedeniyle başvuranın 5510 sayılı
Kanunun 4/1- (b) bendi kapsamındaki 7 ay 21 gün hizmetinin tenzil edilerek yalnızca 4/1-(c)
bendi kapsamındaki 26 yıl 9 ay 15 gün hizmetine karşılık, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın 01/03/2017 tarihinden itibaren emekli aylıklarının yeniden hesaplandığı ve 26 tam yıl hizmetine karşılık 71.748,39 TL emekli ikramiyesi ile 14/06/2017-12/09/2019 tarihleri arasına ilişkin 14.506,93 TL yasal faizin tahakkuk ettirildiği, ayrıca ilgiliye 4/1-(b) bendi kapsamındaki hizmetinin tenzilinden dolayı 708,62 TL borç çıkarılarak ödenecek ikramiye tutarından kesildiği, 2.13. Öte yandan ilgilinin emekli ikramiyesinden icra dairelerinin talebi üzerine 4.017,88 ve 418,87 TL tutarında iki adet kesinti yapıldığı, Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 3.4. “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin dördüncü fıkrası; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
3.5. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun
“Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 4. 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 28 inci maddesinin 3 üncü ve dördüncü fıkraları; “ Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi halinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.” 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;
5.1. “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı Geçici 2 nci maddesinin son fıkrası; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır…”,
5.2. “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı
Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…”,
6. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un;
6.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir.”,
6.2. “Hizmetlerin hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.
Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”,
6.3. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.
Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma (Ek ibare: 27/1/2000 – 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.”,
7. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları;
“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.”
Hükümleri düzenlenmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; şikâyete konu edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran özetle, öğretmen olarak çalışmaktayken 672 sayılı KHK ile memuriyetten ilişiğinin kesildiğini, 10 aylık BAĞ-KUR prim borcundan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kendisine 6 ay boyunca emekli maaşı bağlanmadığını, BAĞ-KUR prim borcunu ödedikten sonra yaptığı başvuru üzerine 01/03/2017 tarihi itibariyle emekli aylığının bağlandığını ancak emekli ikramiyesinin ödenmediğini, emekli ikramiyesinin ödenmesi için yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine mahkemeye başvurduğunu, mahkemeden lehine karar verildiğini, bu karar doğrultusunda 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki hizmeti karşılığında tarafına ikramiye ve faiz tahakkuk ettirildiğini, 4/1-(b) kapsamındaki hizmetine karşılık gelen tutarın ise emekli ikramiyesinden kesildiğini belirterek ödenmeyen 6 aylık emekli aylığının ve emekli ikramiyesinden kesinti yapılan tutarın tarafına ödenmesini talep etmiştir.
10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; farklı sigortalılık statüsüne tabi çalışmaları bulunanların hizmet sürelerinin aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla aylık bağlanılmasına hak kazanıldığında birleştirildiği, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden kendilerine ya da hak sahiplerine aylık bağlananların memuriyet süreleri üzerinden emekli ikramiyesi ödenebilmesi için bu çalışmaların 1475 sayılı İş Kanunu 14 üncü maddesinde belirlenen kıdem tazminatına hak kazandıran sebepleri taşımadığından emekli ikramiyesi ödenmeyeceği, İdare
Mahkemesinde açılan davada hizmet süreleri birleştirilmeden dahi 5434 sayılı Kanuna tabi çalıştığı süre ile emekli aylığı almaya hak kazanacağından bahisle karar verildiği ve emekli ikramiyesinin ödenmesi yönünde kurum aleyhine sonuçlandığı, tarafına hizmetleri birleştirilmeksizin aylık bağlanması nedeniyle başvurması üzerine başvuranın emekli aylığının 01/03/2017 tarihinden itibaren yeniden hesaplandığı ve 4/1-(b) kapsamındaki hizmetinin tenzil edilmesi dolayısıyla fazladan ödenen tutarın borç olarak çıkarıldığı, bunun da başvuranın emekli ikramiyesinden mahsup edildiği ifade edilmiştir.
11. Bu çerçevede uyuşmazlığın Sosyal Güvenlik Kurumuna emekli ikramiyesi talebinde bulunan başvuranın ret cevabı alması üzerine mahkemeye başvurması ve daha sonrasında
Sosyal Güvenlik Kurumunun mahkemece verilen iptal kararının gereği olarak hizmet birleştirmesi yapmaksızın başvurana tek bir statüden 4/1-(c) aylık bağlaması ve 4/1-(b)
hizmetinin tenzil edilmesi sonucu fazladan ödediği tutarı borç olarak çıkarması işleminin hukuka uygun olup olmadığı noktasında düğümlendiği anlaşılmıştır.
12. Anayasa’nın 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir.
13. İdarenin yargısal denetiminin etkinliğinin sağlanmasının ve “hukuk devleti” ilkesinin gerçekleştirilmesinin koşullarından biri idarenin yargı kararlarını uygulamasıdır. Zira yargı kararlarının uygulanmaması, yargısal denetimi işlevsiz hale getirecektir. İdari yargı kararlarının uygulanmasının “hukuk devleti”nin bir gerekliliği olduğu, yüksek yargı organlarınca da kabul edilmiştir.
14. Anayasa’nın 138 inci maddesinin son fıkrasında “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmüne yer verilmiş olup davaya taraf olan kişinin anayasal güvencelerinin etkin olarak korunması ve hukuka uygunluğun sağlanması için, idarenin kendisi hakkında verilen nihai yargı kararlarına uyması gerekmektedir (AYM E:2014/149, K:2014/151).
15. 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesine göre ise Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılabilmektedir. Yine Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi halinde tazminat davasının ancak ilgili idare aleyhine açılabilmektedir. İdarenin, iptal ya da yürütmenin durdurulması kararlarını uygulamaması, öğretide ve Danıştay içtihatlarında 1947 yılından beri istikrarlı bir şekilde “ağır hizmet kusuru” olarak nitelendirilmektedir. Buna göre, idarenin, yargı kararlarını uygulamaması, uygulamakta gecikmesi ağır hizmet kusurudur ve idarenin tazminata mahkûm edilmesini gerektirir (Metin Günday, ‘‘İdari Yargı Kararlarının Uygulanmaması Sorunu’’, Hukuk
Kurultayı 2000-1, İdari Yargı, Ankara Barosu Yayını, s. 11).
16. Somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumunun Ankara 9. İdare Mahkemesinin iptal kararındaki “…başka bir anlatımla hizmet sürelerinin birleştirmeye tabi tutulmamış olsa dahi
Sandıktan aylık bağlanabilecek konumda bulunması karşısında Sandığa tabi hizmetinin ne şekilde sona ermiş olmasına bakılmaksızın 5434 sayılı Kanunun 89/1 maddesi hükmü uyarınca ikramiye ödemesinden yararlandırılması” ibare nedeniyle başvuranın 5510 sayılı
Kanunun 4/1- (b) bendi kapsamındaki 7 ay 21 gün hizmetinin tenzil ederek yalnızca 4/1-(c)
bendi kapsamındaki 26 yıl 9 ay 15 gün hizmetine karşılık, hizmet birleştirmesi yapmaksızın 01/03/2017 tarihinden itibaren emekli aylıklarının yeniden hesapladığı ve 26 tam yıl hizmetine karşılık 71.748,39 TL emekli ikramiyesi ile 14/06/2017-12/09/2019 tarihleri arasına ilişkin 14.506,93 TL yasal faiz tahakkuk ettirdiği ayrıca ilgiliye 4/1- (b) bendi kapsamındaki hizmetinin tenzilinden dolayı 708,62 TL borç çıkararak bunu ödenecek ikramiye tutarından mahsup ettiği anlaşılmaktadır.
16.1. Mahkeme, ikramiye ödenmemesine ilişkin açılan iptal davasındaki kararında başvuranın 4/1-(c) kapsamındaki hizmetlerinin emekli aylığı alabilmesi için yeterli olduğunu, buna bağlı olarak 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkra hükmü gereği herhangi bir şart aranmaksızın emekli ikramiyesine hak kazanacağını belirtmiştir. Bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından mahkeme kararı doğrultusunda ve adı geçen Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının emrettiği şekilde başvuranın emekli ikramiyesini ödemek amacıyla başvurana sadece 4/1-(c) statüsündeki hizmetlerinden dolayı aylık bağlanmış ve neticesinde emekli ikramiyesi de başvurana ödenmiştir. Bu noktada Sosyal Güvenlik Kurumunun mahkemenin iptal kararına binaen tesis ettiği yeni işlemin, 5434 sayılı Kanuna ve hukuka uygun olduğu ve aynı zamanda başvuranın adı geçen Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü kapsamında hem hizmet birleştirmesi yapılarak aylık alması hem de kendisine Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında kıdem tazminatına ilişkin şartları taşımamasına rağmen emekli ikramiyesi ödenmesi durumunun mevzuata uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
17. Yukarıda yer verilen ilkeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; emekli ikramiyesinin ödenmesi talebinin idarece reddedilmesi işleminin iptali talebiyle açtığı davada mahkemece dava konusu işlemin iptaline, emekli ikramiyesinin ödenmesine karar verildiği anlaşılan başvurana, hizmet birleştirme işlemi uygulanmaksızın yeniden aylık bağlanarak emekli ikramiyesi ödenmesi işleminin mahkeme kararının uygulanmasına yönelik çelişkiyi gidermekten ibaret olduğu anlaşıldığından idarece bu yönde tesis edilen işlemlerin kanuna ve hukuka uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. Bu başlık altında öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumunun Mülga 2829 sayılı Kanunun
4 üncü madde hükmünü nasıl yorumlaması gerektiği hususu üzerinde durulacaktır.
18.1. 2829 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde; hizmet sürelerinin Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği ve hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiş olmakla beraber, bir kurumda geçen hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmet sürelerinin de birleştirileceği yönünde açık bir hükme yer verilmemiştir. Mevcut SGK uygulamalarında birden fazla statüde hizmeti bulunan sigortalılar için hizmet birleştirmenin zorunlu olarak uygulandığı, somut başvuruya ilişkin Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda da anılan uygulamanın gerekçesi olarak 2829 sayılı Kanunda tek başına herhangi bir statüden aylık bağlanabilmesi halinde diğer statülerdeki hizmetler için ne yapılacağı hususunda bir esas belirlenmediği, bu nedenle diğer statülere tabi olarak geçen hizmet süreleri hakkında ne yapılacağı hususunda bir belirsizliğin ortaya çıkabileceğinin ifade edildiği görülmektedir.
18.2. Diğer taraftan, birden fazla statüde hizmeti olup tek bir statüdeki hizmetinden dolayı aylık bağlanabilecek durumdaki sigortalıların, haklarında zorunlu olarak hizmet birleştirmesi uygulanmamasına ilişkin talepleri geçmiş dönemde gerek yargı organlarına gerekse
Kurumumuza intikal etmiştir. Yargı organlarınca konuya ilişkin verilmiş içtihat niteliğinde kararlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/02/2002 tarihli ve 2002/21-
132 E., 2002/139 K.; 10/03/2010 tarihli ve 2010/10-126 E., 2010/133 K.; 15/1/2014 tarihli
ve 2013/235 E., 2014/9 K.; 12/02/2014 tarihli ve 2013/486 E., 2014/89 K.; Danıştay
Onbirinci Dairesinin 17/01/2017 tarihli ve 2013/389 E., 2017/17 K.) bulunduğu gibi konu hakkında Kurumumuzca verilmiş 21/10/2013 tarihli ve 2013/53, 21/11/2016 tarihli ve 2016/2644, 10/03/2018 tarihli ve 2017/11867 Karar No’lu Tavsiye Kararları bulunmaktadır.
18.3. Anılan kararlarda özetle; yasanın (2829 sayılı Kanun) amacı lafzıyla çelişiyorsa lafza değil öze önem verilmesi gerektiği, yorumda asıl olanın adalete uygun sonuca kavuşmak olduğu, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanuna uygun olmayacağı, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanmasının geçerli bir çözüm yolu olduğu, sosyal güvenlik kurumlarının görevinin, kapsama aldıkları kişilere koruma garantisi sağlamak olduğu, sosyal sigortaların nimet-külfet dengesi üzerine kurulan kurumlar olduğu, külfetin yani çalışıp prim ödemenin karşılığının alınmamasının sosyal güvenlik sitemiyle bağdaşmadığı, böyle bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, aksi bir düşüncenin sisteme olan güveni ortadan kaldıracağı, daha da önemlisi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılmış olacağı, bunun sosyal adalet duygusunu aşındıracağı, fazla prim ödeyen sigortalının az, az prim ödeyen sigortalının fazla aylık alabilmesinin üstün görülemeyeceği, 2829 sayılı Kanunun amacının tek sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti aylık bağlanmasına yeten değil yetmeyen sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasının sağlanması olduğu, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunan ilgililerin, ancak bu hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıklanarak 2829 sayılı yasaya göre kişilerin hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı belirtilmiştir.
18.4. Nitekim başvuranın emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptali talebiyle açmış olduğu idari davanın görüldüğü Ankara 9. İdare Mahkemesi davayı “Olayda; davacıya farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanmış olmakla birlikte, davacının Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresinin tek başına Emekli Sandığından aylık bağlamaya yeterli olması, başka bir anlatımla hizmet sürelerinin birleştirmeye tabi tutulmamış olsa dahi Sandıktan aylık bağlanabilecek konumda bulunması karşısında Sandığa tabi hizmetinin ne şekilde sona ermiş olmasına bakılmaksızın
5434 sayılı Kanunun 89/1 maddesi hükmü uyarınca ikramiye ödemesinden yararlandırılması
gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu hukuka uygunluk görülmemiştir.
…
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının emekli ikramiyesinin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek kanuni faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine…” şeklinde Kurumun aleyhine sonuca bağlamıştır. Görülmektedir ki Sosyal
Güvenlik Kurumunun hizmet birleştirmesini her durumda zorunlu olarak uygulaması, yargıda ve Kamu Denetçiliği Kurumunda vatandaş odaklı ve sosyal güvenlik sisteminin amacına hizmet eden bu fikir birliğine tezat oluşturmaktadır. Bu durum hem vatandaşın hem de yargı mercilerinin yükünün artmasına neden olmaktadır. Bu çerçevede tek bir statüden aylık bağlanabilmesi durumunda hizmetlerin birleştirilmesinin zorunlu olduğu yorumunun 2829 sayılı Kanunun amacına uygun olmadığı, özetle bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve kurumlar arasındaki kaymaları önlemek olduğu göz önüne alındığında, bir statüdeki hizmetlerin tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı ve hizmet birleştirmesi yapılmadan aylık bağlanabileceği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak somut olayda tek bir statüden aylık bağlanabilecek durumda olan başvurana en başında zorunlu hizmet birleştirmesi yapılmaksızın sadece 5434 sayılı
Kanun kapsamındaki hizmetleri esas alınarak aylık bağlanması gerektiği değerlendirilmektedir.
19. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu, Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belge talep yazısına karşılık cevabi yazısında; 2829 sayılı Kanunda herhangi bir statüden aylık bağlanması halinde diğer statüdeki hizmetler için ne yapılacağı hususunda bir esas belirlenmediğini, bunun bir belirsizlik teşkil ettiğini ve bu nedenle hizmet birleştirilmesi suretiyle aylık bağlanması halinde hangi hizmet statüsündeki hizmet süreleri karşılığında emekliliğe hak kazanıldığına bakılmaksızın tüm hizmet süreleri esas alınarak aylık bağlandığını belirtmiştir.
19.1. Bahsedilen bu belirsizliğin giderilmesi amacıyla zorunlu hizmet birleştirmesi dışında gerekli çalışmaların planlanmasının ve hayata geçirilmesinin elzem olduğu düşünülmektedir.
Zira Sosyal Güvenlik Kurumunun bu belirsizliği zorunlu hizmet birleştirmesi yapmak suretiyle giderme yönteminin uygulamada başkaca sorunlara yol açtığı/açacağı aşikardır.
20. Diğer yandan somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvurana hizmet birleştirmesi yapılmaksızın sadece 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki hizmetlerinden aylık bağlanması durumunda, başvuranın daha önce kendisine emekli aylığı bağlanmasını talep etmesine rağmen Bağ-Kur 4/1-(b) prim borcu olduğu için borç ödeninceye kadar geçen altı aylık süre boyunca emekli aylığı bağlamama işlemi dayanağını kaybettiğinden bu altı aylık süre için aylık bağlamama hususunun yeniden gözden geçirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
21. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin
Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi