|
ÖZET: Başvuru, emekli ikramiyesi talebine ilişkindir. Başvuran, 01/03/2020 tarihinde emekli aylığı bağlandığını, ancak 28 yıl 7 ay hizmet süresinin karşılığı olan emekli ikramiyesinin ödenmediğini belirtmiştir. Başvuranın, 1991 yılında 37 gün SSK’lı çalıştığı, 1996 yılında 540 gün askerlik yaptığı ve 15/05/1998 tarihinde uzman çavuş olarak göreve başladığı ifade edilmiştir. Emekli ikramiyesi talebi, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, başvuranın memuriyet hizmetinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın hizmet sürelerini birleştirerek emekli aylığı bağladığını, ancak emekli ikramiyesi ödenemeyeceğini açıklamıştır. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca, emekli ikramiyesi ödenebilmesi için memuriyet hizmetinin belirli koşullara uygun olarak sona ermesi gerekmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın ikramiye talebinin reddini uygun bulmuş, ancak emekli ikramiyesi koşullarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini tavsiye etmiştir. Sonuç olarak, başvuranın emekli ikramiyesi talebi kısmen kabul edilmiş, kısmen reddedilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu’na, emekli ikramiyesi ödemesi koşullarının 5434 sayılı Kanun’un ilgili maddeleriyle uyumlu hale getirilmesi yönünde öneride bulunulmuştur. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/88137-S.20.96214
BAŞVURU NO : 2020/92894
KARAR TARİHİ : 24/11/2020
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : : Emekli ikramiyesi talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 10/08/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; kendisine 01/03/2020 tarihinde emekli aylığı bağlandığını, fakat 28 yıl 7 ay hizmet süresinin ve emekli sandığına ödediği prim günlerinin karşılığı olan emekli ikramiyesinin ödemediğini, 1991 yılında 37 gün
SSK’lı olarak çalıştığını ve 1996 yılında da 540 gün askerlik yaptığını, ayrıca 15/05/1998 tarihinde de uzman çavuş olarak göreve başladığını belirterek, hizmet sürelerinin ve emekli sandığına ödenmiş prim gün sayılarının karşılığı olan emekli aylığı ve eksik ödenen emekli ikramiyesinin tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2.Kurumumuzun 02/09/2020 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına istinaden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri
Genel Müdürlüğünden alınan cevabi yazı ve eklerinin tetkikinden özetle; 2.1. Başvurucuya, Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının (c) bendi uyarınca 28/11/2019 tarihinde sözleşmesi feshedilen ve açıkta iken 18/02/2020 tarihli talep dilekçesi esas alınarak 01/03/2020 tarihinden itibaren birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 2.2. Başvurucuya, 01/03/2020 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendine tabi 21 yıl 7 ay hizmeti, 5 yıl 4 ay 23 gün fiili hizmet süresi zammı, 1 yıl 6 ay askerlik borçlanması ve
5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine tabi 1 ay 7 gün çalışma süresi olmak üzere toplam 28 yıl
7 ay üzerinden 2 nci derece 3 üncü kademe intibakı +2500 ek gösterge rakamı esas alınarak
birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 2.3. Bilindiği üzere, farklı sosyal güvenlik kanunlarına (506, 1479, 5434 vb.) tabi çalışması bulunan sigortalıların söz konusu hizmetlerinin birleştirilmesine yönelik esasları düzenleyen mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanunun 4’üncü maddesine göre, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla, aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilmekte ve aynı Kanunun 8’inci maddesinde belirtilen esaslara göre belirlenen sosyal güvenlik kurumunca kendi mevzuatına göre aylık bağlandığı, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde hizmetlerin birleştirilemediği ve söz konusu Kanun hükümlerinin uygulanmadığı, 2.4. Tek bir sosyal güvenlik kanununa tabi çalışması sebebiyle sahip olduğu hizmet süresi aylık bağlanmasına yeterli olsa bile, diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışması bulunanların tüm hizmet süreleri 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre birleştirilerek tek bir aylık bağlandığı, 2.5. Diğer taraftan, kamu görevlisi olarak geçen çalışma sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esasları düzenleyen 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanununun 89’uncu maddesine göre; -Hizmetlerinin tamamı 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerin bu sürelerine, memuriyet görevinin ne şekilde sona erdiğine bakılmaksızın, -5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4’üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan, mülga 2829 sayılı Kanunun 4 ve 8’inci maddeleri uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise; memuriyet görevlerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14’üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olası şartıyla emekli ikramiyesi ödendiği, 2.6. Birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlardan, memuriyet hizmetleri, gerek
Kanun hükmünde kararnameler, gerek mahkeme kararları ve gerekse kamu kurumlarının yürütmüş oldukları disiplin soruşturmaları sonucunda “kamu görevinden çıkarma”, “memuriyete son verme” gibi nedenlerle sona erenlerin 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki hizmetlerine emekli ikramiyesi ödenmediği, 2.7. 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi; “…Kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanlardan; hizmet süresi beş yılı geçmeyenlere, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının(375 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 14.7.1964 tarihli ve
500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç)
iki katının toplam hizmet yılı ile çarpımından bulunacak miktarda ikramiye verilir. Hizmet süresi beş yılı geçenlere ise beş yıllık hizmetleri için yukarıdaki esasa göre hesaplanacak tutara; ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (375 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç), beş yıldan fazla olan hizmet yılı toplamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın ayrıca ilâve edilmesi suretiyle tespit edilecek miktarda ikramiye verilir. Ancak, uzman erbaşlara ödenecek ikramiye, hiçbir suretle ayrıldıkları tarihte almakta oldukları ikramiye ödenmesine esas net maaşlarının yirmi katım geçemez. Bir tam yıldan eksik kalan hizmet sürelerinin ikramiyeleri kıst olarak ödenir.
İkramiyelerden; damga vergisi hariç, vergi kesilmez. Emeklilik hakkı kazanan uzman erbaşlara bu ikramiye ödenmez ve bunlar hakkında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu hükümleri uygulanır.
Uzman erbaşlıktan ayrılanlardan kamu kurum ve kuruluşlarına memur veya sözleşmeli personel olarak atananlar ile iş kanunlarına tâbi olarak çalışanların emekli olmaları durumunda; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 20 nci maddesi uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi veya iş kanunlarına göre ödenecek kıdem tazminatının hesabında, bu maddeye göre ödenen ikramiyede esas alman hizmet süreleri dikkate alınmaz.
Görevde iken işledikleri ve 12 nci maddenin dördüncü fıkrasının (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hususlar nedeniyle haklarında dava açılan ancak, yargılama sırasında sözleşme süresinin bitmesi nedeniyle kendi istekleri ile ayrılan uzman erbaşlara, yargılama sonuçlanıp kesinlik kazanıncaya kadar ikramiye ödemesi yapılmaz. Yargılama sonucunda beraat edenlere hak ettikleri ikramiye ödenir. Yargılama sonucunda anılan bentlerde belirtilen şekillerde mahkûm olanlara ise ikramiye ödemesi yapılmaz. ‘ hükmü ile uzman erbaşlara hangi durumlarda ikramiye ödeneceğinin düzenlendiği, 2.8. Başvurucunun, emekli sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının (c) bendi uyarınca 28/11/2019 tarihinde sözleşmesinin feshedildiği, 18/02/2020 tarihli talep dilekçesi esas alınarak 01/03/2020 tarihinden itibaren
5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendine tabi 21 yıl 7 ay hizmeti, 5 yıl 4 ay 23 gün fiili hizmet
süresi zammı, I yıl 6 ay askerlik borçlanması ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine tabi 1 ay
7 gün çalışma süresi olmak üzere toplam 28 yıl 7 ay üzerinden 2 nci derece 3 üncü kademe
intibakı +2500 ek gösterge rakamı esas alınarak birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, ancak ilgilinin 4/1-(c) kapsamındaki hizmetleri kıdem tazminatı hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermediğinden emekli ikramiyesi ödenmediği, 2.9. Emekli ikramiyesini düzenleyen 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi esas alınarak, 28/11/2019 tarihinde sözleşmesi feshedilerek kamu görevinden çıkartılan ilgiliye, görevinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemesi ve farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanması nedeniyle emekli ikramiyesi ödenmemesi hususunda Kurumumuzca yapılan işlemde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, 2.10. Ayrıca, Mülga 2829 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanmasına hak kazananların hizmetlerinin taleplerine bakılmaksızın birleştirileceği düzenlenmiş ise de, ilgilinin SGK kayıtlarına 07/07/2009 tarihinde geçen aynı tarihi dilekçesi ile 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a)
bendine tabi geçen hizmetlerinin 4/1-(c) kapsamında geçen hizmetleri ile birleştirilmesine yönelik talebinin de olduğu, açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 9/11/1982 tarihli ve 17863 Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” , 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun; 5.1.“Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı Geçici 2 nci maddesinin son fıkrası;
“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır…” 5.2. “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga
2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…”
6. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun; “İkramiye” başlıklı mülga 89 uncu maddesinin (Değişik: 17/1/2012-6270/1 md.) birinci fıkrası; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.”, ikinci fıkrasında “…Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.”, 7. 27/5/1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 24/5/1983 tarihli mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanun’un; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir.” 7.2. “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir. Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” 7.3. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir. Ancak, malullük, ölüm, 5434
sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma (Ek ibare:
27/1/2000 – 4505/1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.” 7.4. “Emekli İkramiyesi ” başlıklı 12 nci maddesinde; “ (…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli
Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. (Ek cümle: 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.(Değişik 2. fıkra: 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 6) Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz. Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde) Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.” 8. 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesin birinci fıkrasında; “Bu Kanununa tabi işçilerin hizmet akitlerinin, 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.” 9. 25/3/1986 tarihli ve 19058 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan
Uzman Erbaş Kanununun “Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar” başlıklı 12 nci maddesinde; “…
c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların, Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. ..” 9.1. “Özlük hakları ” başlıklı 12 nci maddesinde; “…
Kendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veya sözleşme süresini bitirip ayrılanlardan; hizmet süresi beş yılı geçmeyenlere, ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 14.7.1964 tarihli ve 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) iki katının toplam hizmet yılı ile çarpımından bulunacak miktarda ikramiye verilir. Hizmet süresi beş yılı geçenlere ise beş yıllık hizmetleri için yukarıdaki esasa göre hesaplanacak tutara; ayrıldıkları tarihte almakta oldukları net maaşları tutarının (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 28 inci maddesinde belirtilen ek tazminatlar ile 500 sayılı Kanuna göre ödenen tazminat ve lojman tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç), beş yıldan fazla olan hizmet yılı toplamı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın ayrıca ilâve edilmesi suretiyle tespit edilecek miktarda ikramiye verilir. Ancak, uzman erbaşlara ödenecek ikramiye, hiçbir suretle ayrıldıkları tarihte almakta oldukları ikramiye ödenmesine esas net maaşlarının yirmi katını geçemez. (Ek cümle: 11/2/2014-6519/52 md.) Bir tam yıldan eksik kalan hizmet sürelerinin ikramiyeleri kıst olarak ödenir. İkramiyelerden; damga vergisi hariç, vergi kesilmez. Emeklilik hakkı kazanan uzman erbaşlara bu ikramiye ödenmez ve bunlar hakkında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır…
Uzman erbaşlıktan ayrılanlardan kamu kurum ve kuruluşlarına memur veya sözleşmeli personel olarak atananlar ile iş kanunlarına tâbi olarak çalışanların emekli olmaları durumunda; 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 20 nci maddesi uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi veya iş kanunlarına göre ödenecek kıdem tazminatının hesabında, bu maddeye göre ödenen ikramiyede esas alınan hizmet süreleri dikkate alınmaz.
Görevde iken işledikleri ve 12 nci maddenin dördüncü fıkrasının (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hususlar nedeniyle haklarında dava açılan ancak, yargılama sırasında sözleşme süresinin bitmesi nedeniyle kendi istekleri ile ayrılan uzman erbaşlara, yargılama sonuçlanıp kesinlik kazanıncaya kadar ikramiye ödemesi yapılmaz. Yargılama sonucunda beraat edenlere hak ettikleri ikramiye ödenir. Yargılama sonucunda anılan bentlerde belirtilen şekillerde mahkûm olanlara ise ikramiye ödemesi yapılmaz…” hükmüne amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, kendisine emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin reddine, emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesi ödemesi koşullarına ilişkin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birbiri ile uyumlu hale getirilerek düzenlenmesine ilişkin öneri Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran, 15/05/1998 tarihinde de uzman çavuş olarak göreve başladığını, kendisine 01/03/2020 tarihinde emekli aylığı bağlandığını, fakat 28 yıl 7 ay hizmet süresinin ve emekli sandığına ödediği prim günlerinin karşılığı olan emekli ikramiyesinin ödemediğini, 1991 yılında
37 gün SSK’lı olarak çalıştığını ve 1996 yılında da 540 gün askerlik yaptığını belirterek, hizmet
sürelerinin ve emekli sandığına ödenmiş prim gün sayılarının karşılığı olan emekli aylığının ve emekli ikramiyesinin tarafına ödenmesini talep etmektedir.
12. İdareden Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 12.1. Başvurucunun, Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının (c)
bendi uyarınca 28/11/2019 tarihinde sözleşmesinin feshedildiği, 01/03/2020 tarihinden itibaren birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c)
bendine tabi 21 yıl 7 ay hizmeti, 5 yıl 4 ay 23 gün fiili hizmet süresi zammı, 1 yıl 6 ay askerlik borçlanması ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine tabi 1 ay 7 gün çalışma süresi olmak üzere toplam 28 yıl 7 ay üzerinden 2 nci derece 3 üncü kademe intibakı +2500 ek gösterge rakamı esas alınarak birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı belirtilmiştir.
12.2. 2829 sayılı Kanunun 4’üncü maddesine göre farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla, aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirildiği, aynı Kanunun 8’inci maddesinde belirtilen esaslara göre belirlenen sosyal güvenlik kurumunca kendi mevzuatına göre aylık bağlandığı, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde hizmetlerin birleştirilemediği ve söz konusu Kanun hükümlerinin uygulanmadığı ifade edilmiştir.
13.3. Anayasa Mahkemesinin 09/07/2011 tarihli ve 27989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 12/05/2011 tarih ve E.:2010/81, K.:2011/78 sayılı kararı ile, anılan 14 üncü maddeyle, 5434 sayılı Kanununun 89 uncu maddesinin değiştirilen birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan
“Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve” bölümünün de
Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, iptal kararında kararın yürürlüğüne ilişkin olarak herhangi bir süre verilmemiş ve 12/05/2011 tarihli iptal kararı 09/07/2011 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
13.4. Her iki Anayasa Mahkemesi Kararı da; “Bir yıldan fazla 5434 s. Kanun kapsamında görev yaptıktan sonra kamu dışında bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olarak çalışmalarını tamamlayıp 2829 s. Kanunun 8 inci maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlananlara da son defa
Emekli Sandığına tabi bir görevden emekliye ayrılma koşulunu taşımadıklarından Emekli
Sandığına tabi olarak geçirdikleri çalışma süreleri için emekli İKRAMİYESİ
ÖDENMEMEKTEDİR.” gerekçesine dayandırılmıştır.
14. Bunun üzerine, 26/01/2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/01/2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi değiştirilerek; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu
Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu
Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz…” hükmü ile son halini almış ve memuriyet hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esaslar yeniden belirlenmiştir.
15. Dolayısıyla, 2012 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir. Böylelikle emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamanın 5434 sayılı Kanuna göre emekli ikramiyesinin hak kazanılması bakımında da ilk defa düzenlemeye kavuşturulduğu görülmektedir.
16. 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilerek emekli aylığı bağlanan ve emekli sandığı hizmeti bulunanlara emekli ikramiyesinin ödenmesi için; memuriyet hizmetlerinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde son bulma şartı getirilen bu hükmün; “…Hizmet akdiyle çalışanlarla kamuda ilgili personel kanunlarına göre çalışanlar arasında; hak, ödev, sorumluluk ve yasaklarla görevden çekilme ve göreve son vermede farklılık bulunduğu, kamuda ilgili personel kanunlarına göre çalışanlara emekli ikramiyesi ödenme koşullarının, hizmet akdiyle çalışanlara kıdem tazminatı ödenme esaslarına bağlanmasının, emekli ikramiyesi ödenmesini imkansız hale getirdiği, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilen sigortalılardan, 8.9.1999 tarihinden önce kamuda çalışmaya başlayıp da bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve
3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılanlara emekli ikramiyesi ödenirken, aynı
kapsamda ve aynı koşullarda 15 yıldan daha az çalışma süresine sahipken ayrılanlara emekli ikramiyesi ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca 5434 s. Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki “Son defa bu Kanun veya 5510 s. Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 12.5.2011 günlü, E.2010/81, K.2011/78 sayılı kararıyla iptal edilen hükümle aynı nitelikte olduğu belirtilerek kuralların, Anayasanın 2., 10., 87. ve 153 üncü maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle Anayasa
Mahkemesinde iptal başvurusu yapılmıştır.
16.1. Anayasa Mahkemesinin 21/09/2013 tarih ve E.:2012/33 K.:2012/174 sayılı Kararında ise; “… Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır.
Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez.
Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Dava konusu kuralla, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara, kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesine İMKÂN SAĞLANMIŞTIR. Ancak, bu kapsamdakilere kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenebilmesi için hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarının
GERÇEKLEŞMESİ GEREKMEKTEDİR. Böylece, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenme koşulları, kural kapsamındaki kişilerin kamuda geçen çalışmaları için emekli ikramiyesi ödenmesi bakımından GEÇERLİ KILINMIŞTIR. Farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek Emekli Sandığı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşlarından emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlar için kamuda geçen görevlerinden; evlendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde isteğiyle ayrılan kadın sigortalılara, muvazzaf askerlik görevi nedeniyle isteğiyle ayrılan erkek sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarihten sonra 15 yıl sigortalılık süresine ve 3600 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara, 8.9.1999 tarihinden sonra çalışmaya başlayıp 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim ödeme gün sayısına sahipken veya sadece 7000 prim ödeme gün sayısına sahipken ayrılan sigortalılara ve emekli, malullük, vazife malullüğü aylığı bağlanarak veya toptan ödeme yapılarak ayrılan sigortalılara emekli ikramiyesi ödenebilmesi ilk kez dava konusu kurallarla mümkün HALE GELMİŞTİR. Emekli ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir YETKİSİ VARDIR. Bu itibarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir YÖN
BULUNMAMAKTADIR. Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi; emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin NİTELİĞİNE UYGUNDUR. Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekte olan kıdem tazminatıyla benzer hukuki niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun KOYUCUNUN TAKDİRİNDEDİR. Dava konusu kuralın atıf yaptığı 1475 s.
Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine AYKIRI DEĞİLDİR.” gerekçesi ile hüküm hukuk devleti ve eşitlik ilkesi yönlerinden değerlendirilmiştir.
16.2. Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında özetle, iptali talep edilen hüküm farklı sosyal güvenlik kuruluşlarındaki hizmet süreleri birleştirilerek emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara; * Kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenmesine imkân sağladığını, *Ancak, sözü edilen kişilere, kamuda geçen çalışmalarına karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesinin, bu kapsamdaki çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartına bağlandığını, * Emekli ikramiyesinin, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğunu, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunun kanun koyucunun takdirinde olduğunu, * Kıdem tazminatına hak kazanma şartının, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetini birleştiren tüm memur emeklileri için aradığını bunun da eşitlik ilkesine uygun olduğunu belirterek hükmün Anayasa uygun olduğu kararını vermiştir.
16.3. Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olarak tanımlanan emekli ikramiyesi ödemesine hak kazanılıp kazanılmadığının değerlendirilmesinin ilk etapta emeklilik tarihine bakılarak, yani söz konusu değişikliğin 5434 sayılı Kanuna eklendiği 2012 tarihinden önce ve 2012 tarihinden sonra emekli olanlar bakımından incelenmesi gerekecektir. 2012 tarihinden sonra emekli olanlar için emekli ikramiyesine hak kazanılıp kazanılmadığını ise tüm hizmetleri devlet memuru yani iştirakçi olarak geçenler ve 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılarak emekli olanlar başlığı altında iki farklı durum olarak değerlendirmek gerekecektir.
16.4. Bu yönüyle, emekli ikramiyesinin verilmesinde en temel ayırım kişilerin tüm çalışmalarının emekli sandığına tabi geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. Buna göre hizmet birleştirmesi yapmak suretiyle emekli olanlara emekli ikramiyesi verilme şartlarını düzenleyen 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi hükmünde yer alan son defa T.C. Emekli
Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılma şartının, 2009 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği tarihe kadar olan dönem için, Kanunun yürürlük tarihi olan 1983 tarihi itibariyle son defa Emekli Sandığına tabi görevden ayrılmış olma amir hükmü uyarınca kişinin, emekli ikramiyesi almak için başvuruda bulunulduğu sırada son kez emekli sandığı mensubu olarak çalışmış olma şartı aranmakta idi. 2829 sayılı Kanun gerekçesinde bu durumun
“…Emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olması da göz önüne alınarak, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kurum ve ortaklılarda geçen sigortalı süreler için ikramiye verileceğinin açıklıkla belirtilmesi yoluna gidilmiştir.” ifadesi ile açıklandığı görülmektedir.
16.5. Anayasa Mahkemesi, 2829 sayılı yasada yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresini iptal ettiği 05/02/2009 tarihli Kararında, Kararın
Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesini uygun görmüştür.
17. Anılan iptal kararı sonrasında 5434 sayılı Kanuna 19/06/2010 tarihinde iptal edilen hükmün özelliklerini taşıyan “Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan…”ifadesi ile eklenen hüküm de Anayasa Mahkemesi tarafından 12/05/2011 tarihinde iptal edilmiştir. Bu itibarla 2009 tarihli Anayasa Mahkemesinin iptal kararında yer alan yürürlük maddesi de göz önüne alındığında aslında 2011 tarihine kadar hizmet birleştirmesi yapılarak emekli olanların emekli ikramiyesi alabilmesinin son defa emekli sandığına tabi görevde çalışma şartına bağlandığı görülmektedir.
18. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra emekli ikramiyesine hak kazanma koşullarını düzenleyen 89 uncu madde, 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mevcut halini almıştır. Buna göre, bir kimse tüm çalışma hayatını devlet memuru olarak geçiriyorsa o görevin nasıl sonuçlandığına bakılmaksızın koşulsuz olarak emekli ikramiyesi ödenmekte; ancak kişi hizmet birleştirmesi yapmış yani devlet memurluğu dışında başka hizmetlerde bulunmuşsa, bu kişinin devlet memurluğu görevini ne şekilde sonlandırdığına, kıdem tazminatını almaya hak kazanacak şekilde sonlandırıp sonlandırmadığına bakılarak emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi yapılmaktadır.
19. Emekli ikramiyesinin yasalarda bir tanımı bulunmamakla birlikte, emekli olan memurlara, ölümleri halinde hak sahiplerine, kıdem süreleri dikkatte alınarak, çalıştıkları kurumlarca yapılan bir ödeme olarak tanımlamak mümkündür. Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin, bu niteliği Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararında da görülmektedir. Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemlisi ise emekli ikramiyesinin emeklilik aşamasında ödenmesidir. Kişilerin çalıştığı yıllarda maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, bu kişilerin ilgili bulundukları Kurumları tarafından çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu kabul edilmekle birlikte, meri mevzuat hükümlerine bakıldığında 5434 sayılı
Yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının bu nitelikle örtüşmediği görülmektedir. Zira anılan fıkra uyarınca devlet memuru görevden ne şekilde ayrıldığına bakılmaksızın tüm hizmetleri 5434 sayılı kanunun yahut 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçmesi halinde ikramiyeye koşulsuz olarak hak kazanmaktadır. Diğer yandan, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca birleşen hizmetler üzerinden emekli olanların emekli ikramiyesine hak kazanması için memuriyet hizmetinin, yukarıda belirtilen ve Anayasa Mahkemesince belirlenen niteliğine uygun olacak şekilde kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi şartına bağlandığı görülmektedir.
20. Bu yönüyle, yapılan düzenlemenin 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile kabul edilen ve tüm çalışanların statüsel farklılıklarının giderilmesi, sosyal politikalara ilişkin haklarının çalışan kavramı altında tekleştirilmesi amacına uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki durumun emekli ikramiyesinin ödül niteliğini sekteye uğratarak, hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı yapmak suretiyle hakkaniyete aykırı olacak şekilde uygulandığı görülmektedir.
21. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi ile iptal edilen “son defa emekli sandığına tabi çalışma” hükmü sadece birleştirilen hizmetlere ilişkin bir kural olmayıp aslında tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenleri de ilgilendiren bir husustur. Şöyle ki tüm hizmetleri devlet memuru olarak geçenler her hâlükârda son defa emekli sandığına tabi çalışma koşulunu yerine getireceğinden anılan maddenin her iki fıkrası arasında uygulamada bu denli farklı bir durum yaratılması, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olmayacağı gibi hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir.
22. Örneğin, 5434 sayılı Kanuna tabi iki iştirakçinin aynı dönemde atanıp, ikisinin de aynı hizmet süresiyle çalıştığı ve ikisinin de devlet memurluğunun çıkarılmak suretiyle sonlandırıldığı düşünüldüğünde, bunlardan birisinin memuriyet hizmeti öncesi ya da sonrasında bir gün dahi olsa SSK veya BAĞ-KUR hizmeti bulunması durumunda 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek, memuriyet hizmeti İş Kanununun 14 maddesinde sayılan ve kıdem tazminatını gerektirmeyen bir şekilde sona erdiğinden ikramiyeye hak kazanamazken, aynı şartlar altında ve aynı gerekçe ile işten çıkarılan diğer kişi birleşen hizmeti olmadığından 89 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilerek emekli ikramiyesine hak kazanmaktadır. Burada emekli ikramiyesinin niteliği dikkate alındığında, 89 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılan şartların aranması, memuriyetten çıkarma yaptırımı ile birlikte değerlendirildiğinde sebep sonuç ilişkisine daha uygun düşmektedir. Ancak aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında bir ayrım yapılması belirtilen örnekte olduğu gibi hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
23. Ayrıca, idarenin Kurumumuza gönderdiği bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; başvurucunun 01/03/2020 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendine tabi 21 yıl
7 ay hizmeti, 5 yıl 4 ay 23 gün fiili hizmet süresi zammı, 1 yıl 6 ay askerlik borçlanması ve
5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine tabi 1 ay 7 gün çalışma süresi olmak üzere toplam 28 yıl
7 ay üzerinden 2 nci derece 3 üncü kademe intibakı +2500 ek gösterge rakamı esas alınarak
birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, Mülga 2829 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanmasına hak kazananların hizmetlerinin taleplerine bakılmaksızın birleştirileceği düzenlenmiş olup, ilgilinin de SGK kayıtlarına 07/07/2009 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine tabi geçen hizmetlerinin 4/1-(c) kapsamında geçen hizmetleri ile birleştirilmesine yönelik talebinin de olduğu, idare tarafından da askerlik süresinin ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine tabi 1 ay 7 gün çalışma süresinin de dikkate alınarak emekli aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
24. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmemesine ilişkin husus Kurumumuzca daha önceden (2019/2741) no’lu dosyada değerlendirilerek; 5434 sayılı yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının, ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmesi ve kamudaki hizmetlerin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ikramiye tahakkuk ettirilmemesi yönünde idare tarafından yapılan işlemde hukuka aykırı bir durum tespit edilmediği hususunda Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı verilmiştir.
25. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; gerek yukarıda yer verilen Anayasa
Mahkemesi kararında yer alan, emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü, gerekse 2829 sayılı Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında; bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bu bakımdan emekli ikramiyesinin hak edilme koşullarının tekrar değerlendirilerek 5434 sayılı yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının, ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmek suretiyle düzenlenmesi gerektiği, 25.1. Aksi halde 89 uncu madenin birinci fıkrasının uygulanması yani hizmetlerinin tamamı iştirakçi olarak geçenlerin memuriyeti hangi halde sona ererse ersin ikramiyeyi hak etmesi halinin neden sonuç ilişkisini sekteye uğratmaya devam edeceği ve aynı koşullar altında emekli olan kişiler arasında hakkaniyete aykırı uygulamanın sürdürülmesine sebep olacağı, 25.2. Başvurana emekli ikramiyesi verilmemesi yönünden somut olayın incelenmesinde ise; başvuranın Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının (c) bendi uyarınca
28/11/2019 tarihinde sözleşmesinin feshedildiği, 18/02/2020 tarihli talep dilekçesi esas alınarak 01/03/2020 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendine tabi 21 yıl 7 ay hizmeti, 5 yıl 4 ay 23 gün fiili hizmet süresi zammı, I yıl 6 ay askerlik borçlanması ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-(a) bendine tabi 1 ay 7 gün çalışma süresi olmak üzere toplam 28 yıl 7 ay üzerinden 2 nci derece 3 üncü kademe intibakı +2500 ek gösterge rakamı esas alınarak birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, ancak ilgiliye farklı sigortalılık statülerine tabi olarak geçen birleştirilmiş hizmetleri üzerinden aylık bağlanması nedeniyle ve kamuda geçen hizmetleri (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğinden, hakkında 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ikramiye tahakkuk ettirilmemesi yönünde yapılan işlemde hukuka aykırı bir durum olmadığı, değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine de uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.
27. Başvuruya konu emekli ikramiyesinin kazanılması koşulları, başvuru kapsamında 2008 tarihi öncesi, 5510 sayılı Kanundan önce 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında iştirakçi olanlar bakımından değerlendirilmiştir. Ancak ilk defa 2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanuna göre devlet memuru olanlar yani 5510 sayılı Kanunun (4/c) kapsamında sigortalı olanlar için nasıl düzenlendiğine bakıldığında; konunun 5434 sayılı Kanunda Ek 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “…, anılan Kanun hükümlerine göre aylık bağlandığı sırada son defa uzun vadeli sigorta kolları açısından 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olanlara”, (c) ve (d) bentlerinde ise; “… uzun vadeli sigorta kolları açısından son olarak 5510 sayılı Kanunun 4üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmış olanlara,” emekli ikramiyesinin ödeneceğinin düzenlendiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi tarafından hukuk devleti ilkesi ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile iki farklı kanun metninden iptal edilen “son defa devlet memuru olma” şartını işaret eden hükmün, bu tavsiye kararı da gözetilerek, Anayasa
Mahkemesinin iptal kararlarına uyumlu olacak şekilde, hukuk devleti ilkesi gereğince yeniden düzenlenmesi önerilmektedir.
28. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi
Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir. Söz konusu
Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa Birliği Temel Haklar
Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere
Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen “Avrupa Doğru İdari Davranış Yasasında” da yer verilmiştir.
29. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
30. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede
Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN KISMEN KABUL-
KISMEN REDDİNE;
-Başvuranın, kendisine emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin REDDİNE, -Emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesin ödemesi koşullarına ilişkin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birbiri ile uyumlu hale getirilerek düzenlenmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK
KURUMU BAŞKANLIĞI ile HAZİNE ve MALİYE BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi