|
ÖZET: Başvuran, 26 Kasım 2016 tarihinde emeklilik talebinde bulunmasına rağmen, emeklilik işlemlerinin 6 Temmuz 2017 tarihinde tamamlanması nedeniyle, emekli aylıkları ve ikramiyesinin 9 ay gecikmeli ödenmesi sebebiyle faiz talep etmektedir. Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygunluğu ve başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edilip edilmediği üzerine odaklanmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emeklilik işlemlerinin tamamlanması için gerekli belgelerin zamanında iletilmediğini ve bu nedenle gecikmeler yaşandığını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesi için gereken yasal süreçlerin tamamlandığını ifade etmiştir. Kurum, emekli ikramiyesinin geç ödenmesi durumunda yasal faiz ödenmesine dair bir hüküm bulunmadığını vurgulamıştır. Sonuç olarak, başvuranın talebi, ilgili mevzuat ve süreçler göz önünde bulundurularak reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğunu ve başvuranın mülkiyet hakkına yönelik bir ihlal olmadığını tespit etmiştir. Başvuru, yargı yolunun açık olduğu belirtilerek sonuçlandırılmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/554-S.24.876
BAŞVURU NO : 2023/12448
KARAR TARİHİ : 18.01.2024
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Emekli ikramiyesinin geç ödenmesi nedeniyle faiz talebi hk.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 03.08.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda; başvuran özetle, 26/11/2016 tarihinde emeklilik işlemleri için tahsis talebinde bulunduğunu, emeklilik işlemlerinin 06/07/2017 tarihinde gerçekleştirilen işlem neticesinde tahsis talep tarihi olan 29/11/2016 tarihini takip eden 01/12/2016 tarihi itibariyle aylık bağlanması ve emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilmesi sonucunda tamamlandığını bu kapsamda şahsının emeklilik müracaatının 9 ay sonra sonuçlandırılması sebebiyle mağdur olduğunu belirterek emekli aylıkları ve emekli ikramiyesinin 9 ay geç ödenmesinden kaynaklı faiz alacağının ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin
05.12.2023 tarih ve – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4 üncü maddesi; “… Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. …” hükmünün amir olduğu,
2.2. Bahsedilen hüküm kapsamında 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi çalışmaları bulunanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu madde ile belirlenmiş esaslar çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmış olsa da 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edilmektedir. Bu kapsamda, 5434 sayılı Kanunun “Aylıkların Başlangıcı” başlıklı mülga 91 inci maddesinin; “Bu kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar: … c) Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanlara veya ölenlere emekli ve adi malüllük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından; …” hükmü ile 4/1-c kapsamındaki sigortalılardan, açıkta iken (sigortalılığı herhangi bir nedenle sona erdikten sonra) emeklilik talebinde bulunanlara bağlanacak aylığın başlangıcının müracaat tarihlerini takip eden ay başı olacağının hükme bağlandığı, 2.3. Diğer taraftan, aynı Kanunun emekli ikramiyesi esaslarını düzenleyen 89 uncu maddesi ise; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir. … İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun
12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı
hükümleri uygulanmaz. …” hükmünün amir olduğu, 2.4. Başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin Kara Kuvvetleri Komutanlığında Kıdemli
Albay olarak görev yapmakta iken 22.11.2016 tarihinde 677 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, Açıkta iken eşi ve vekili tarafından 29.11.2016 tarihli başvuru ile eşinin emekli edilmesinin talep edildiği, bunun üzerine, 16.12.2016 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) yazısı ile vekaletnamenin aslının veya noter onaylı suretinin gönderilmesi, aksi halde fotokopi vekaletname ile işlem yapılamayacağı hususunda adı geçene bilgi verildiği, Adı geçen tarafından 27.12.2016 tarihli dilekçe ekinde vekaletname aslının iletilmesi üzerine 11.01.2017 tarihli SGK yazısı ile Kara Kuvvetleri
Komutanlığından ilgilinin emeklilik işlemlerine esas belgeler ile emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığının SGK kayıtlarına 14.02.2017 tarihinde geçen 03.02.2017 tarihli yazısı ekinde ilgilinin hizmet belgesi ile birlikte nüfus cüzdanı suretinin gönderildiği, fakat emekliye sevk onayının gönderilmediği, 2.5. İlerleyen süreçte söz konusu emekliye sevk onayının gelmemesi üzerine 06.06.2017 tarihli SGK yazısı ile bir kez daha ilgilinin emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, Kara Kuvvetleri
Komutanlığının SGK kayıtlarına 13.06.2017 tarihinde geçen yazısı ekinde Milli Savunma Bakanlığının
24.04.2017 tarihli ve “Emeklilik Onay İşlemleri” konulu yazısına atıf yapılmak suretiyle emekliye sevk
onayının gönderilmesi üzerine, SGK’ nın 06.07.2017 tarihli ve sayılı işlemi ile 01.12.2016 tarihinden geçerli olarak 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve +5800 ek gösterge rakamı üzerinden
29 yıl 5 ay 14 gün fiili hizmeti ve bu hizmetine karşılık hak kazandığı 6 yıl 9 ay 27 gün fiili hizmet süresi
zammı olmak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki toplam 36 yıl 3 ay 11 gün hizmet süresine karşılık, açıkta iken ilk defa aylık bağlanması talebinde bulunulduğu dilekçenin Kurumumuz kayıtlarına geçtiği 29.11.2016 tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.2016 tarihinden geçerli olmak üzere
emekli aylığı bağlandığı ve aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan katsayılar esas alınarak (36) tam hizmet yılına karşılık 131.365,98.-TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, bu işlem sonucundan
06.07.2017 tarihli SGK yazısı ile Kurumuna ve ilgiliye bilgi verildiği,
2.6. Sosyal güvenlik mevzuatımızda herhangi bir nedenle ilgililere eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin olarak yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hükme yer verilmemiş olması nedeniyle başvuranın emekli aylıkları ile emekli ikramiyesinin ödenmesinde söz konusu ödemeler için ayrıca faiz tahakkuk ettirilmesine veya tazminat ödenmesine imkan bulunmadığı, 2.7. Başvuran ile Kurumumuz arasında, şikayet konusu yapılan idari işleme ilişkin olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmü, 5. 31/05/2066 tarihli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun; 5.1.“5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında;
“…
(4) Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. (Ek cümle: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Bu fıkra kapsamına girenlerden
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli
kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.” hükmü, 5.2. 48 inci maddesinde;
“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların yaşlılık, malûllük veya vazife malûllüğü işlemleri;
…
b) İstek üzerine veya yaş haddi, malûllük veya vazife malûllüğü hallerinde kamu idaresinin en yüksek amirinin, …
onayı ile tekemmül eder.
Özel kanun hükümleri hariç olmak üzere yetkili makamın emekliye sevk onayı, talep tarihinden itibaren bir ayı geçemez. Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atananların görevleriyle ilişiklerinin kesilmesi ilgili bakanın onayı ile tekemmül eder.
Özelleştirilmeleri sonucu sermayesindeki kamu payı % 50’nin altına düşen kuruluşlar ile satış veya devri yapılmış olan kuruluşlarda çalışmakta iken emekliye ayrılanlar için emekliye sevk onayı aranmaz. Birinci fıkranın (b) bendine göre emekliye ayrılmak isteyenler için her durumda, istek tarihinden itibaren bir aylık süre sonunda ilişikleri kesilmiş sayılır.” hükmü, …” 6. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun; 6.1. “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesinin on birinci fıkrasında;
“Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik
Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur.” hükmü, 6.2. Ek 82 nci maddesinin sekizinci fıkrasında;
“Bu madde gereğince ödenen emekli ikramiyesi, emekliye sevk onayı veren kamu idareleri (Danıştay
Başkanları için Danıştay, Sayıştay Başkanları için Sayıştay) tarafından yazı ile istenilmesi üzerine en fazla iki ay içinde faturası karşılığında Sosyal Güvenlik Kurumunun göstereceği hesaplara yatırılır. Sosyal
Güvenlik Kurumu tarafından (6) numaralı fıkra uyarınca fazladan ödenecek emekli ikramiyesi tutarları ile (7) numaralı fıkra gereğince ödenecek emekli ikramiyesi tutarları ise yazı ile istenilmesi üzerine en fazla iki ay içinde faturası karşılığında Hazine tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun göstereceği hesaplara yatırılır.” hükmü, 7. 673 sayılı KHK’nin “Emeklilik onayları” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“(1) 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü halin yürürlüğe girdiği 21/07/2016 tarihinden geçerli olmak üzere, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında emekliye sevk onayı için öngörülen bir aylık süre olağanüstü hal süresince uygulanmaz.” hükmü, 8. 06/02/2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun “Emeklilik onayları” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü halin yürürlüğe girdiği 21/7/2016 tarihinden geçerli olmak üzere, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında emekliye sevk onayı için öngörülen bir aylık süre olağanüstü hal süresince uygulanmaz.” hükmü, Düzenlenmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle, 26/11/2016 tarihinde emeklilik işlemleri için tahsis talebinde bulunmasına rağmen emeklilik işlemlerinin 06/07/2017 tarihinde gerçekleştirilen işlemle tamamlanması sebebiyle emekli aylıkları ve emekli ikramiyesinin 9 ay geç ödenmesinden kaynaklı faiz alacağının ödenmesini talep etmektedir.
11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvuranın Kara Kuvvetleri Komutanlığında Kıdemli
Albay olarak görev yapmakta iken 22.11.2016 tarihinde 677 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, açıkta iken eşi ve vekili tarafından 29.11.2016 tarihli başvuru ile tahsis talebinde bulunulduğu, bunun üzerine, 16.12.2016 tarihli Kurum yazısı ile vekaletnamenin aslının veya noter onaylı suretinin gönderilmesi, aksi halde fotokopi vekaletname ile işlem yapılamayacağı hususunda adı geçene bilgi verildiği, Adı geçen tarafından 27.12.2016 tarihli dilekçe ekinde vekaletname aslının iletilmesi üzerine
11.01.2017 tarihli Kurum yazısı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığından ilgilinin emeklilik işlemlerine esas
belgeler ile emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığının SGK kayıtlarına 14.02.2017 tarihinde geçen 03.02.2017 tarihli yazısı ekinde ilgilinin hizmet belgesi ile birlikte nüfus cüzdanı suretinin gönderildiği, fakat emekliye sevk onayının gönderilmediği, söz konusu emekliye sevk onayının gelmemesi üzerine 06.06.2017 tarihli SGK yazısı ile bir kez daha ilgilinin emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığının SGK kayıtlarına 13.06.2017 tarihinde geçen yazısı ekinde Milli Savunma Bakanlığının 24.04.2017 tarihli ve “Emeklilik Onay İşlemleri” konulu yazısına atıf yapılmak suretiyle emekliye sevk onayının gönderilmesi üzerine, SGK’ nın
06.07.2017 tarihli ve sayılı işlemi ile 01.12.2016 tarihinden geçerli olarak emekli maaşını
bağlayarak emekli ikramiyesini tahakkuk ettirdiği ifade edilmektedir.
12. Somut olayda uyuşmazlığın başvuranın emekli maaşı ve ikramiyesinin bağlanmasına yönelik işlemde sürecin işleyişinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olup olmadığının tespiti noktasında düğümlendiği görülmektedir.
13. Anayasa Mahkemesinin 2014/7621 Başvuru Numaralı ve 25/7/2017 tarihli
Başvurusu hakkında vermiş olduğu Genel Kurul Kararında; başvurucu, emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki katsayılar esas alınarak ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş olup; Yüksek Mahkeme yapmış olduğu değerlendirmede;
13.1. Anayasanın 35 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü cihetinde mülkiyet hakkının güvenceye bağlandığı, bu hükümde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ise, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı; 13.2. Memurun sosyal güvenlik haklarından biri olarak emekliliğin de Anayasanın 128 inci maddesinde belirtilen memurların ve diğer kamu görevlilerinin “diğer özlük işleri” kapsamında aynı kanuni güvence içinde olduğu, (AYM, 15/12/2006, E.2006/111, K.2006/112); 13.3. Başvurucunun “emekli ikramiyesi alacağının” da Anayasanın 35 inci maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında “mülk” teşkil ettiği, 13.4. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan, alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi şeklindeki müdahalenin, “mülkiyetten barışçıl yararlanma” ya ilişkin birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği, 13.5. Anayasanın 35 inci maddesinde mülkiyet hakkının sınırsız bir hak olarak düzenlenmediği, bu hakkın kamu yaran amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği, mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13 üncü maddesinin de göz önünde bulundurulması gerektiği, 13.6. Anayasanın 13 üncü maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği, 13.7. Bu yönüyle müdahalenin kanuna dayanması ilkesi çerçevesinde; somut olayda başvurucuya emekli aylığı ödenmemesinin 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve 5434 sayılı Kanunun, 5997 sayılı
Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 89 uncu maddesinin birinci fıkrasına dayandığı, 13.8. Müdahalenin kamu yararı amacı taşıması ilkesi çerçevesinde; sosyal güvenlik ödeme ve yardımlarının devletin mali imkânlarının yeterliliği ve adil ölçüler ile sınırlı olduğu dikkate alındığında açıkça kamu yararı amacı güttüğünden müdahalenin meşru amacı bulunduğu, 13.9. Ölçülülük ilkesi çerçevesinde ise; emekli ikramiyesine hak kazandığı tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen yirmi beş yıllık süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacağın değer kaybına uğratılarak ödendiği, belirtilen değer kaybının miktarı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu, 13.10. Yukarıdaki değerlendirmelerin neticesinde ise; Anayasanın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE ve tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
14. Görüldüğü üzere, emekli ikramiyesinin geç ödenmesi hususuna ilişkin AYM kararında Mahkeme ikramiyeyi mülkiyet hakkına müdahale olarak değerlendirilebilir bulmuş, bu müdahalenin Anayasal sınırlar içerisinde olup olmadığı noktasında olaya özel yorum yapmıştır.
15. Kurumumuza yapılan başvuru özelinde de, aynı yöntem izlenerek mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale olup olmadığı, bu müdahalenin Anayasal sınırlar içerisinde kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmekte olup, olayın müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ölçülülük ilkeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
15.1. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca emekli ikramiyesinin ödenmesi için ilgili idarece emekli sevk onayının gönderilmesi yasal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olan kamu görevlileri hakkında Kanunun 48 inci maddede sayılan yetkili makamlar tarafından emekliye sevk onayının düzenlenmesi, gerek emeklilik işlemimin tekemmülü ve gerekse ilgililere tabi oldukları mevzuat uyarınca ödenecek emekli ikramiyesinin ilgili kurumlardan tahsili açısından yasal bir gereklilik olarak ortaya çıktığı tespitinden sonra, emekli sevk onayının 1 aylık süre içerisinde gönderilmesi gerektiği; ancak 15/08/2016 tarihli ve 673 sayılı KHK’nin “Emeklilik onayları” başlıklı 6 ncı maddesi hükmüyle, fiilen görevine devam eden kamu görevlilerinin emeklilik talepleri ve bu kapsamda alınacak emekliye sevk onayı ile ilişik kesme işlemleri hakkında, 5510 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yer alan bir (1) aylık yasal sürenin olağanüstü hal süresince uygulanmaması yönünde hüküm tesis edildiği, akabinde 06/02/2018 tarihli ve 7081 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun “Emeklilik onayları” başlıklı 6 ncı maddesi hükmü ile bu hususun yasalaştığı görülmektedir. Bu kapsamda, müdahalenin kanuna dayanması ilkesi çerçevesinde; sevk onayı verme işleminin gecikmesi bakımından ilgili idarenin yasal olarak yetkisinin var olduğu hususu tartışmasızdır.
15.2. Anayasa Mahkemesi, incelemelerinde, idarenin verdiği kararların açıkça dayanaktan yoksun veya keyfi olduğu anlaşılmıyorsa, yetkili kamu organlarının kamu yararı tespiti konusundaki takdirine müdahale etmemekte, müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat yükümlülüğü, bunu iddia edene yüklemektedir. Somut olayda, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişimi ve ülkemizin bekasıyla ilgili yaşanan olağanüstü olaylar kapsamında, hain darbe girişiminin en yoğun etkisinin yaşandığı idarelerden biri olan Kara Kuvvetleri Komutanlığının diğer kamu idarelerine kıyasla; işlem yükünün artması, personel sayısının azalması, öncelikli başkaca tedbirlerin alınması gerekliliği gibi nedenlerle sevk onayını geciktirmesi işleminde kamu yararı amacı dışında başka bir amaç olduğu yönünde bir değerlendirme yapılamamaktadır. Zira başvuranın da bu yönde bir iddiası söz konusu değildir.
15.3. Son olarak, ölçülülük ilkesi çerçevesinde yapılan değerlendirmede; emekli ikramiyesine hak kazandığı 01.12.2016 tarihinden ödemenin yapıldığı 06.07.2017 tarihe kadar geçen 7 aylık süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacağın değer kaybına uğratılarak ödendiği, belirtilen değer kaybının miktarı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu söylenemez. Zira başvuranın eşi ve vekili tarafından yapılan
29.11.2016 tarihli tahsis başvurusuna idarece fotokopi vekaletname ile işlem yapılamayacağına ilişkin bilgi
verilmesi üzerine 27.12.2016 tarihli dilekçe ekinde vekaletname aslının iletilmesi üzerine 11.01.2017 tarihli
SGK yazısı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığından ilgilinin emeklilik işlemlerine esas belgeler ile emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, Kara Kuvvetleri Komutanlığının SGK kayıtlarına 14.02.2017 tarihinde geçen 03.02.2017 tarihli yazısı ekinde ilgilinin hizmet belgesi ile birlikte nüfus cüzdanı suretinin
gönderildiği, fakat emekliye sevk onayının gönderilmediği, söz konusu emekliye sevk onayının gelmemesi üzerine 06.06.2017 tarihli SGK yazısı ile bir kez daha ilgilinin emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, bunun üzerine 13.06.2017 tarihinde emekliye sevk onayının gönderilmesi üzerine 06/07/2017 tarihinde emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin tahakkuk ettirildiği anlaşıldığından bu yönüyle işlemlerin ölçülülük ilkesi gözetilmek suretiyle gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir.
16. Sonuç olarak, başvuru konusuna emsal nitelikte olan 2018/5938 no.lu başvuru dosyasında yer alan değerlendirmeler ışığında idari işlemlerin Anayasa Mahkemesinin temel aldığı ve müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması ilkelerine aykırı olmadığı değerlendirildiğinden, yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
18. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare
Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi