|
ÖZET: Başvuran, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’na karşı, emekli maaşına konulan haczin iptal edilmesi ve bu süreçte kesilen tutarların yasal faizi ile birlikte geri ödenmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru, 2009 yılında haczin kaldırılması için yapılan muvafakatın iptali sonrası, 2015 yılına kadar devam eden kesintilere ilişkindir. Vergi Dairesi, mahkeme kararlarına rağmen, haczi kaldırmamış ve bu durum başvuranı mağdur etmiştir. İlgili mahkeme, 2010 yılında haczin iptaline karar vermiş, bu karar 2014 yılında Danıştay tarafından onaylanmıştır.
İdare, başvuranın taleplerine ilişkin olarak, haciz işlemlerinin yasal çerçevede yürütüldüğünü ve kesilen tutarların iade edilmesi yönünde herhangi bir hüküm bulunmadığını belirtmiştir. Ancak, başvuranın emekli maaşına yönelik haciz işleminin muvafakat iptali sonrası hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Anayasa’nın sosyal güvenlik hakkına dair düzenlemeleri çerçevesinde, emekli maaşına yapılan kesintilerin iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın emekli maaşından yapılan kesintilerin yalnızca iadesine yönelik tavsiyede bulunulmuş, kesintilerin faiziyle iadesi talebi ise reddedilmiştir. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’na, bu karar doğrultusunda gerekli işlemlerin yapılması için otuz gün içinde bildirimde bulunması gerektiği belirtilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 18194-18194 |sayi|36311982-101.07.06-E.36311982-101.07.06-E.
BAŞVURU NO : 2018/2274 2018/ 2274
KARAR TARİHİ : 02/11/2018 |tarih|
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURU VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın vergi borcuna istinaden emekli maaşına haciz konulmasına ilişkin muvafakati iptal ettirdiği 2009 yılı Şubat ayından 2015 yılı Mayıs ayına kadar olan süreçte haciz yoluyla emekli maaşından kesilmiş olan tutarların yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesi talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 23/02/2018 23.2.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Şikâyetçi , İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Şirinyer Vergi Dairesinin
vergi numarasında kayıtlı bulunan Ltd . Şti .’nde 22/ 05/ 2000 ile 13/ 02/ 2001 tarihleri arasında %25 ortak ve 16/ 04/ 2001 tarihine kadar da kanuni temsilci olduğunu, şirketten ayrıldıktan bir süre sonra şirketin battığını , şirketin düzenlemiş olduğu sahte belgelerden dolayı vergi ve cezaya muhatap olduğunu, vergi dairesinin takibi nedeniyle 14/ 10/ 2004 tarihinde verdiği muvafakat ile emekli maaşına haciz konularak borçlarını ödemeye başladığını, 2009 yılında geçim sıkıntısına düşmesi nedeniyle 24/ 02/ 2009 tarihinde vergi dairesine başvuruda bulunarak maaşının üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ettiğini,
1.1) 5510 sayılı Kanunla emekli maaşındaki haczin kişinin muvafakatine bağlanmasına rağmen
Vergi Dairesinin 2015 yılı Mayıs ayına kadar haczi kaldırmadığını, haczin kaldırılmamasından dolayı İzmir 1. Vergi Mahkemesinde dava ettiğini, Vergi Mahkemesinin 30/ 09/ 2010 tarihli kararıyla maaş haczinin iptal edildiğini, mahkeme kararının Danıştay tarafından 25/ 12/ 2014 tarihinde
1 / 9onandığını,
1.2) 2009 yılında maaşa haciz konulması yönündeki muvafakati kaldırmasına ve ilgili Vergi
Mahkemesi ile Danıştay kararlarına rağmen Vergi Dairesinin 2015 yılı Mayıs ayına kadar haczi devam ettirmesi dolayısıyla mağdur olduğunu iddia ederek muvafakati iptal ettirdiği 2009 yılı Şubat ayından 2015 yılı Mayıs ayına kadar olan süreçte emekli maaşından haciz yoluyla kesilen tutarların yasal faizi ile tarafına ödenmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Şirinyer Vergi Dairesi Müdürlüğünden
bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur . İlgili idarenin 20/ 04/ 2018 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1) vergi numarasında kayıtlı bulunan Ltd . Şti’nin müdürü ve
ortağı ’ın 17/ 04/ 2018 tarihi itibariyle 47.563,70 TL vergi aslı 91.720,90 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 139.284,60 TL borcunun bulunduğu,
2.2) Mükellefin emekli maaşına konulan haczin kaldırılması için İzmir 1. Vergi Mahkemesinde
açılan dava neticesinde 30/ 09/ 2010 gün ve sayılı kararı ile davanın kabul edildiği,
2.3) Danıştay 9. Daire Başkanlığının 25/ 12/ 2014 tarih ve sayılı kararı ile
aynen onandığı ,
2.4) Mükellefin Sosyal Sigortalar Müdürlüğü’nden almakta olduğu emekli maaşı üzerindeki 1/ 3
oranındaki kesintinin 26/ 05/ 2015 tarih ve sayılı yazı ile kaldırıldığı,
2.5) İlgili yargı kararlarında tahsil edilen miktarların iadesi hususunda bir hüküm
bulunmadığından mükellefin maaşından kesilen tutarların iadesinin yapılamadığı,
2.6) Adı geçen mükellefe ait Dairelerince yapılması gereken ve yapılacak herhangi bir işlem
bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir .
3) Konuya ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığından bilgi ve görüş talebinde bulunulmuştur . İlgili
idarenin 17/ 08/ 2018 tarihli ve . sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle ;
3.1) Ltd . Şti’den tahsil edilemeyen amme alacaklarının
tahsili amacıyla adı geçen şirketin kanuni temsilcisi ’ın emekli maaşına ve gayrimenkulüne tatbik edilen hacizlerin kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun reddi işleminin iptali istemiyle İzmir 1. Vergi Mahkemesi nezdinde açılan dava neticesinde anılan Mahkemece verilen 30/ 09/ 2010 tarihli ve , sayılı kararda dava konusu gayrimenkul ve emekli maaşına tatbik edilen haczin iptaline karar verildiğini, ancak takibe konu amme alacağını veya söz konusu amme alacağına ilişkin olarak kanuni temsilcinin sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hususa yer verilmediğini, söz konusu kararın Danıştay 9.
Daire Başkanlığının 25/ 12/ 2014 tarihli ve , sayılı kararıyla
2 / 9onandığını ve 9/ 11/ 2015 tarihli ve , K sayılı kararıyla da karar
düzeltme talebinin reddedildiğini, 3.2.) Bu itibarla, mahkemelerce verilen iptal kararlarının gereğini yerine getirirken dava konusu işlem ve buna bağlı olarak yapılan bütün işlemlerin sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılması gerektiği dikkate alındığında, İzmir 1. Vergi Mahkemesince verilen , sayılı karar gereğince adı geçenin emekli maaşı ve gayrı menkulüne tatbik edilen hacizlerin kaldırılması ve emekli maaşına tatbik edilen haciz nedeniyle tahsil edilen tutarların
6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle adı geçen mükellefe
ret ve iade edilmesi gerektiği hususunda Başkanlıkça, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığına 18/ 09/ 2015 tarihli ve sayılı yazının yazıldığını, 3.3.) Anılan Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Danıştay 9. Daire Başkanlığınca onanan söz konusu mahkeme kararı nedeniyle, adı geçenin emekli maaşı üzerine 1/ 3 oranında uygulanan ve Karşıyaka
Şemikler Mahallesi / parselde olan taşınmaz üzerine konulan haciz 26/ 05/ 2015 tarihinde kaldırıldığını, bu tarihe kadar emekli maaşından yapılan kesinti tutarlarının ise 6183 sayılı
Kanunun 23 üncü maddesi çerçevesinde adı geçenin vadesi geçmiş borçlarına mahsup edilmek suretiyle ret ve iade edildiği açıklamalarında bulunulmuştur .
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının Mülkiyet Hakkı Başlıklı 35 inci
maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir .”
4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler . … ” ,
5) 14/ 06/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
6) 21/ 07/ 1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Usulu Hakkında Kanunun 23 üncü
maddesinde “Tahsil edilip de kanuni sebeplerle reddi icabeden amme alacakları, istihkak sahiplerinin reddiyatı yapacak olan amme idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmek suretiyle reddolunur .”
6.1) “Limited şirketlerin amme borçları” başlıklı 35 inci maddesinin birinci fıkrasında
“Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar .”
3 / 96.2) “Kanuni temsilcilerin sorumluluğu” başlıklı mükerrer 35 inci maddesinin birinci
fıkrasında “ Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir .” 6.3.) 54 üncü maddesinde “Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince
cebren tahsil olunur . Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbiki suretiyle yapılır :
1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, 2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, 3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi .”
6.4) “Haciz” Başlıklı 62 inci maddesinin birinci fıkrasında, “ Borçlunun, mal bildiriminde
gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur .”, altıncı fıkrasında “Tahsil dairesi alacaklı amme idaresi ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir .”
6.5) “Kısmen haczedilebilen gelirler” başlıklı 71 inci maddesinde, “ Aylıklar, ödenekler, her çeşit
ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir . Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz . Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz .”
7) 31/ 05/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun
“Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “ Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez . Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez . Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir .”
8) 04/ 01/ 1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” Başlıklı
10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, “ Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve
cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirili r .” İkinci fıkrasında “ Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır …” düzenlemelerine yer verilmiştir .
4 / 9IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9) Başvuruda belirtilen taleplere ilişkin olarak başvurunun kısmen kabul kısmen reddi yönündeki
öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere, vergi borcuna istinaden emekli maaşına haciz
konulmasına ilişkin muvafakati iptal ettirdiği 2009 yılı Şubat ayından 2015 yılı Mayıs ayına kadar olan süreçteki haciz yoluyla emekli maaşından kesilen tutarların yasal faizi ile tarafına ödenmesini talep etmektedir .
11) Günümüzde kamu harcamalarının yapılmasını sağlayan en önemli gelir kaynağı vergidir .
Nitekim Anayasanın 73 üncü maddesiyle de kamu giderlerini karşılamak üzere herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmektedir . Bu bağlamda vergi yükünün kişilere adaletli ve dengeli dağıtılmasını sağlayacak önlemlerin devlet tarafından alınması gerekmektedir .
Sonuç itibariyle kamu giderlerinin karşılanmasında ve harcamaların yapılmasında önemli bir yere sahip olan vergi tahsilatlarının zamanında yürütülmesi gibi amaçlarla vergi alacağı da dâhil olmak üzere kamu alacaklarının usulüne uygun tahsil edilememesi dolayısıyla zora dayalı tahsili sürecini öngören düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır . Dolayısıyla yükümlülüğünü yerine getiren mükelleflerle vergi borçlarının ödenmesinde edimini yerine getirmeyen mükelleflerin aynı kapsamda değerlendirilerek borcunu ödemeyen kişiye yönelik hiçbir işlem yapılmaması adil ve hakkaniyete uygun işlem yapmakla yükümlü olan hukuk devletinin gerekleriyle de bağdaşmadığından kamu huzurunun ve barışının sağlanması adına zora dayalı tahsil usulü uygulanabilmektedir .
12) Ayrıca gerek özel hukuktan gerek kamu hukukundan doğan bir borç ilişkisinde borcun vadesi
geldiğinde ve borçlu tarafından kendiliğinden ödenmediği durumlarda borcun zor kullanılarak yani cebren tahsil edilmesi yoluna gidilebilmektedir . Bu kapsamda kamu alacaklarının takip ve tahsili
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanununda, özel kişilerin kendi
aralarındaki alacak ve borç ilişkilerinden doğan takip ve tahsil usulü de 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununda düzenlemektedir . Kamu alacaklarının tahsilinin belirli sebeplerden dolayı tehlikeye girmesi muhtemel olan durumlara karşı alacağın güvence altına alınabilmesi için 6183 sayılı
Kanunda bir takım hükümler getirilmiş olup borcun vadesinde ve kendiliğinden ödenmemesinden dolayı kanunda belirlenen yöntemler doğrultusunda idarenin kamu gücüne dayanılarak cebren tahsil işlemini gerçekleştirmesine imkân tanınmıştır . Bu bağlamda vergi alacağının tahsilini sağlamak için icra dairesi olarak hareket eden vergi dairesi, alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara el koyabilecektir .
13) Nitekim 6183 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinde ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu
alacağının tahsil dairesince belirlenen yöntemlerle cebren tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir .
Amme alacaklarında cebren tahsil, kanunlara ve usule uygun biçimde idarenin kanundan gelen
“zor” gücünü kullanarak yani kamu gücüyle alacağın tahsil edilmesidir . Ancak cebren tahsil
5 / 9işlemlerini yerine getiren idarenin hukuk devleti olmanın bir gereği olarak ölçüsüz ve keyfi
hareketlerde bulunmaması gerekmektedir .
14) Kamu alacağını tahsil etmek amacıyla uygulanan cebren tahsil yöntemlerinden biri haciz yoluyla
takip ve tahsilin yapılmasıdır . Haciz yolu ile takip; kamu borçlusunun menkul ve gayrimenkul mallarıyla alacak ve haklarına, kamu alacaklısı tarafından zorla el konulmak suretiyle ve bunların satılarak paraya çevrilmesi yoluyla kamu alacağının tahsiline olanak sağlayan bir cebri takip yoludur . Bu bağlamda yürütülecek bir haciz uygulamasının 6138 sayılı Kanunda belirlenen ilgili hükümler doğrultusunda ve hukuka uygunluk gösterecek şekilde yapılması gerekmektedir .
Böylece hem idare hem de borçlu en az seviyede etkilenerek hacizle amaçlanan sonuca ulaşılmış olacaktır .
15) Uyuşmazlık konusu olayda Otogaz ve Petrol Ürün . Taş . Tic . Ltd . Şti’den tahsil edilemeyen
amme alacağın tahsili amacıyla 2004 yılı itibariyle şikâyetçinin emekli maaşına ve gayrimenkullerine yönelik haciz işlemi gerçekleştirilmiştir . İzmir 1. Vergi Mahkemesi nezdinde açılan dava neticesinde 30/ 09/ 2010 tarihli ve sayılı karar ile dava konusu gayrimenkul ve emekli maaşına tatbik edilen haczin iptaline karar verilmiş ve söz konusu karar
Danıştay 9. Daire Başkanlığının 25/ 12/ 2014 tarih ve sayılı kararı ile aynen onanmıştır . Bu itibarla şikâyetçi hacze ilişkin muvafakati iptal ettirdiği 2009 yılı Şubat ayından 2015 yılı Mayıs ayına kadar olan süreçteki emekli maaşından haciz yoluyla kesilen tutarların yasal faizi ile tarafına ödenmesini talep etmektedir .
16) Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun gereğince haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin
haczedilmesine ilişkin talepler istisnai haller dışında yalnızca borçlunun muvafakati bulunması halinde yerine getirilebilmektedir . Ancak haciz sırasında ya da haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilmektedir . Böylelikle istisnai haller dışında yalnızca muvafakat verildiği takdirde kişinin emeklilik aylığına yönelik haciz işleminin gerçekleştirilebilmesine imkân tanınmış olmaktadır .
17) Diğer taraftan limited şirketin borçlarından dolayı ortakların sorumlu olmayışının istisnasının
şirketin amme borçları konusunda olduğu hususu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanununun 35 inci maddesinde düzenlenmiştir . Aynı zamanda ortağın sermaye payını devretmesi halinde payı devreden ve devralan şahısların devir öncesinde doğmuş olan amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu oldukları da 6183 sayılı Kanunla düzenlenen konular arasındadır . Bununla birlikte limited şirketlerin tahsil edilemeyen amme borçlarından dolayı ortakların yanında kanuni temsilciler de şahsen sorumlu bulunmaktadırlar . Nitekim 6183 sayılı
Kanunla limited şirketin malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen amme borçlarından dolayı kanuni temsilci yani müdür şahsen sorumlu olduğu belirtilerek, ortaklar için geçerli olan sınırlı sorumluluk ilkesinin müdür için geçerli olmadığı, ortaklar söz konusu amme alacaklarından dolayı yalnızca sermaye payları oranında sorumlu tutulurken müdürün sorumluluğu borcun tamamı kadar olduğu hüküm altına alınmıştır .
18) Ancak yapılan açıklamalar doğrultusunda haciz yoluyla emeklilik aylığından kesinti
6 / 9yapılabilmesi için söz konusu olayda olduğu gibi kişinin bu duruma muvafakat vermesinin gerekli
olduğu değerlendirilmiştir . Nitekim şikayete konu olayda; şikâyetçi haciz yoluyla emekli aylığından kesinti yapılabilmesi için 2004 yılında onay vermiş ve kesinti yapılmış olup geçim sıkıntısı nedeniyle bu muvafakati 2009 yılında iptal etmiştir . Fakat idare tarafından muvafakat iptali dilekçesine rağmen kesinti işlemi gerçekleştirilmiş olup 2015 yılındaki Danıştay’ın emekli aylığından kesinti yapılmamasına ilişkin vergi mahkemesi kararını onamasına kadar devam etmiştir .
19) Bu durumda her ne kadar şikâyetçi söz konusu kesintilerin iadesi için asliye hukuk
mahkemesinde dava açmamış olsa dahi mefhumu muhalifinden muvafakat dilekçesinin iptali sonucu kesintinin sonlandırılmış olmasının gerektiği değerlendirilmiştir . Nitekim muvafakatin kaldırılması işlemi ile kişinin emekli maaşına borçlunun muvafakati olmaksızın haciz yapılmış olmaktadır . Bu itibarla da muvafakat dilekçesinin iptalinden mahkeme kararının kesinleşmesine kadar geçen sürede emekli aylığından yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğu değerlendirilmektedir .
20) Yine Anayasa’nın 60 ıncı maddesinde herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu belirtilerek
sosyal riskler karşısında asgari bir hayat seviyenin teminat altına alınması amaçlanmıştır . Bu bağlamda emeklilik aylığınında Anayasa güvencesi altındaki sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesi yollarından biri olduğu hususunda duraksamaya yer yoktur . Dolayısıyla sosyal güvenlik hakkı ile doğrudan ilgili olan emeklilik aylığına muvafakat iptalinden sonra haciz uygulanması sosyal güvenlik hakkı ile de bağdaşmamaktadır .
21) Dosya kapsamında şikâyetçinin mahkeme kararıyla kesinti yapılmasına yönelik idari işlemi iptal
etmesi sonrasında asliye hukuk mahkemesinde talebe konu sürelerde yapılan kesintilerin tarafına iadesi için herhangi bir dava açmadığı ancak idareye defaten iade talebiyle başvurduğu anlaşılmaktadır . Bu bağlamda emeklilik aylığı gerek Anayasa Mahkemesi kararlarında gerek Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında olduğu gibi mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirildiğinde söz konusu kesintilerin iade edilmesinin gerektiği tespit edilmiştir .
22) Yapılan inceleme neticesinde, 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin değiştirilen birinci fıkrası ile
muvafakat şartı olmak kaydıyla emekli aylıklarına haciz uygulanarak tahsiline imkân tanındığı tespit edilmiştir . Bahsedilen uygulama kanundaki hükümler doğrultusunda ve hukuka uygunluk gösterecek şekilde emekli aylıklarına uygulanmak üzere getirilmiştir . Ancak yapılacak haciz ile istenen amaca ulaşabilmek için işlemin keyfiyetten uzak, kanuna uygun, ölçülü olması gerekmekte aynı zamanda borçlunun da iyi niyet ve dürüstlük kurallarına riayet etmesi beklenmektedir . Bu bağlamda her ne kadar şikayetçi tarafından yapılan kesintilerin faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiş olsa da kişinin vergi borçlarından dolayı sorumlu olduğu, mahkeme kararıyla haciz işlemleri kaldırılmış olsa dahi meydana gelen vergi borcundan dolayı adı geçen kişinin sorumluluğunu ortadan kaldırılmadığı anlaşılmış olup faiz talebinin reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır .
23) Sonuç olarak Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; hem muvafakatin iptal
edilmesi hem de mahkeme kararlarıyla haczin kaldırılmasının “tahsil edilen miktarların iadesi” sonucunu doğurması gerekeceği göz önünde bulundurulduğunda şikâyetçinin muvafakati iptal
7 / 9ettirdiği 2009 yılı Şubat ayından 2015 yılı Mayıs ayına kadar olan süreçteki emekli maaşından haciz
yoluyla kesilen tutarların tarafına ödenmesi isteminin reddedilmesi işleminin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş olup yalnızca emeklilik aylığından kesilen tutarın iade edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
24) İyi yönetim ilkelerine 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci
maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandırmaması halinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir . Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 16/ 08/ 2018 tarihli ve
. sayılı yazı ile bildirilmiştir .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre ŞİKÂYETİN KISMEN REDDİ ile
KISMEN KABÜLÜNE;
Başvuranın emekli aylığından yapılan kesintinin FAİZİYLE iadesi talebinin REDDİNE;
Yalnızca emekli aylığından yapılan kesintinin iadesi yönünde İZMİR VERGİ DAİRESİ
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
8 / 9Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi