|
ÖZET: Başvuru, emekli maaşına uygulanan haczin kaldırılması talebine ilişkindir. Şikayetçi, 2006 yılında vergi borcu nedeniyle işyerini kapatmış ve 01/11/2018 tarihinde Karşıyaka Vergi Dairesi tarafından emekli maaşına 1/3 oranında haciz konulduğunu belirtmiştir. Başvuru, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınan belgelerle desteklenmiştir. Gelir İdaresi, haczin yasal dayanağını 6183 sayılı Kanun’un ilgili maddeleriyle açıklamış, Sosyal Güvenlik Kurumu ise haciz uygulamasının hukuki gerekçelerini ortaya koymuştur.
Yapılan incelemelerde, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi emeklilerin maaşlarına haciz uygulanmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Haciz işleminin, borçlunun muvafakati olmaksızın gerçekleştirilmesi, sosyal güvenlik hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bu nedenle, şikayetçinin emekli maaşındaki haczin kaldırılması ve yapılan kesintilerin iade edilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığı’na, emekli maaşlarına muvafakat alınmadan haciz uygulanmaması hususunda tavsiyede bulunulmuştur. Sonuç olarak, şikayetçinin talebi kabul edilmiş ve ilgili idarelerin bu karar doğrultusunda işlem yapmaları için 30 gün süre verilmiştir. Bu süreçte, kamu denetiminin sağlanması ve hukukun üstünlüğünün korunması amacıyla gerekli adımların atılması önem arz etmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/4116-S.6009
BAŞVURU NO : 2018/16572
KARAR TARİHİ : 31/05/2019
TAVSİYE KARARI
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli maaşına konulan haczin kaldırılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13/12/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Şikayetçi; “2006 yılında vergi borçlusu olarak işyerini kapatmış iken, 01/11/2018
tarihinde Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün vergi alacağına karşılık olarak emekli maaşına 1/3 oranında haciz işlemi uyguladığını iddia ederek, emekli maaşındaki haczin kaldırılmasını ve mağduriyetinin giderilmesini” talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Şikâyet başvurusu ile ilgili olarak, Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan ve Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığından, sırasıyla 09/01/2019 ve 26/02/2019 tarihlerinde bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Bu çerçevede Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ve Sosyal Güvenlik
Kurumu Başkanlığı’nın sırasıyla 06/02/2019 ve 06/05/2019 tarihli cevabi yazıları Kuruma ulaşmıştır.
2.1) Gelir İdaresi Başkanlığı cevabi yazılarında özetle; “Karşıyaka Vergi Dairesi
Müdürlüğüne olan vadesi geçmiş borçlar nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun 71 inci maddesine istinaden 27/12/2004 tarihli ve sayılı yazı ile adı geçenin emekli sandığından aldığı emekli maaşına kısmi haciz uygulandığı, Emekli
Sandığı İzmir Bölge Müdürlüğünün 07/02/2005 tarihli yazısında adı geçenin amme borcu nedeniyle vergi dairesi adına haciz konulduğu ve Mayıs 2005 tarihinden itibaren kesintinin başlayacağının bildirildiği, adı geçenin vergi dairesine vermiş olduğu 28/04/2009 tarihli dilekçe ile emekli maaşı üzerindeki haczin kaldırılmasının talep edildiği, bunun üzerine vergi dairesince Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emekli Sandığı Bölge Müdürlüğüne yazılan 15/09/2009 tarihli ve sayılı yazı ile söz konusu maaş üzerindeki haczin kaldırılması hakkında bilgi verilmiş, ilgili kuruma ait 13/10/2009 tarihli yazı ile ödevlinin emekli maaşı üzerindeki haczin kaldırıldığının bildirildiği,
Adı geçenin söz konusu amme borçlarını 14/03/2011 tarihli dilekçesi ile 6111 sayılı Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun kapsamında yapılandırdığı, amme alacağının tahsili amacıyla muhtelif tarihlerde adı geçenin banka hesaplarında bulunan mevduatına e-haciz uygulandığı, haczedilen tutarların ise borca mahsup edildiği, adı geçen hakkında yapılan malvarlığı araştırması neticesinde, Ordu ili, Perşembe İlçesi, Mahallesi, Ada- Parsel, Ada- Parsel, AdaParsel, Ada- Parsel, Ada- Parsel de bulunan ve babası muris
‘den miras yoluyla intikal eden gayrimenkullerine 22/12/2015 tarihinde haciz tatbik edildiği, adı geçenin borçlarını ödemesi ve/veya tecil taksitlendirme talebinde bulunması konusunda 15 gün süre verilerek bu hükümlere uyulmaması halinde haciz şerhi işlenen gayrimenkullerinin satış işlemine başlanacağı, 01/02/2017 tarihinde bizzat kendisine tebliğ edilen 26/01/2017 tarihli yazı ile bildirildiği, ancak mükellef tarafından amme borcunun ödenmesine yönelik herhangi bir müracaatının olmadığının görülmesi üzerine haciz şerhi işlenen gayrimenkulün satışı için Perşembe Mal Müdürlüğünden 14/09/2017 tarihli yazı ile talepte bulunulduğu,
Adı geçen tarafından 12/09/2018 tarihli dilekçe ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılan başvuruya istinaden mahallinden alınan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, mükellefin emekli sandığından almakta olduğu maaş üzerindeki haczin kaldırılmaması gerektiğinin 08/10/2018 tarihli ve sayılı yazımız ile bildirilmesi üzerine 12/10/2018 tarihli yazı ile adı geçenin emekli maaşına haciz tatbik edilmesi için Konak Sosyal Güvenlik Merkezine bilgi verildiği, adı geçenin vadesi geçmiş borçları için herhangi bir tecil/taksitlendirme ve/veya ödeme yapmadığından hakkında takibat işlemlerinin devam ettiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, 6183 sayılı Kanunun 70 inci maddesinde, bu Kanun kapsamında haczedilemeyecek olan mallar sayılmış ve özel kanunlarında haczedilemeyeceği belirtilen malların haczi de yasaklanmıştır. Aynı Kanunun 71 inci maddesinde de aylıkların, ödeneklerin, her çeşit ücretlerin, intifa hakları ve hâsılatının, ilama bağlı olmayan nafakaların, emeklilik aylıklarının, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirlerin kısmen haczedilebileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan, 6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasında; borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı Kanunun 79 uncu maddesinde ise, fiilen tutanak düzenlenmek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların zilyedine veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılacağı, haciz bildirilerinin alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebileceği ve elektronik ortamda cevap alınabileceği hükme bağlanmıştır. E-haciz olarak tanımlanan bu uygulama; haciz bildirilerinin üçüncü kişilere elektronik ortamda tebliği ve onlardan elektronik ortamda cevap alınması olup, kağıt ortamında düzenlenen ve posta yoluyla tebliğ edilen haciz bildirileriyle aynı hukuki sonuçları doğurmaktadır. Buna göre, ödeme süresi içinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla amme borçlusunun mal, hak ve alacaklarına tahsil dairesince haciz tatbik edilmesi kanundan doğan bir gerekliliktir.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 93 üncü maddesinde; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum
nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir… ” hükmü,
Geçici I inci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve
Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu .Kanunla mülga
2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi
olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir… ” hükmü,
Geçici 4 üncü maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 8/6/1949 tarihli ve
5434 sayılı Kanuna göre, aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar
ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun I inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
5434 sayılı Kanuna göre iştirakçi olup bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlardan vazife malûllüğü kapsamına girenler hakkında, bu Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işlem yapılır. Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce
5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…” hükmü, yer almaktadır.
Söz konusu madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanunun konu ile ilgili maddelerinin yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla, kendisine 5434 sayılı
Emekli Sandığı Kanununa göre emekli aylığı bağlanmış olanlar ile bu tarihten önce devlet memuru olarak atananlara bağlanacak emekli aylıkları hakkında 5434 sayılı Kanun hükümlerinin (5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılanlar dâhil) uygulanmasının gerektiği,
1479 ve 506 sayılı Kanunlara tabi olarak çalışanlara bağlanan emekli aylıklarının ise 5510
sayılı Kanun kapsamına alınmış olduğu sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, 5510 sayılı Kanunun konu ile ilgili maddelerinin yürürlük tarihi olan I Ekim
2008 tarihinden sonra devlet memuru olarak atanmış olanlara bağlanacak emekli aylıkları
ile 5510 sayılı Kanun kapsamına alınan 506 ve 1479 sayılı Kanuna göre bağlanan emekli aylıkları 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesi kapsamındayken, bu tarihten önce devlet memuru olarak atanmış olanlar ile kendilerine 5434 sayılı Kanuna göre emekli aylığı bağlananlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesi hükmünün tatbiki mümkün bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, ‘in 01/10/2008 tarihinden önce emekli olduğu ve 5434 sayılı
Kanun kapsamında emekli maaşı aldığı dikkate alındığında, mükellefin amme borçları nedeniyle emekli maaşına tatbik edilen haciz hukuka aykırı bulunmamaktadır.
Bu itibarla, adı geçenin vadesi geçmiş amme borçlarının takip ve tahsiline yönelik olarak gerek aldığı emekli maaşına gerekse miras yoluyla intikal eden gayrimenkulleri üzerine anılan Vergi
Dairesi Müdürlüğünce tatbik edilen hacizlerin mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır.” denilmektedir.
2.2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı cevabi yazılarında özetle; “Karşıyaka Vergi
Dairesi Müdürlüğü’nün T.C. Emekli Sandığı İzmir Bölge Müdürlüğü’ne gönderdiği 19/10/2004 tarihli “Haciz Bildirisi” yazısı ile ‘in 16.658,09 TL vergi borcu nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 71 ve 79. maddesine istinaden haciz konulduğu, ilgilinin emekli aylıklarından 1/3 oranında kesinti yapılarak belirtilen hesaba gönderilmesi istenmiştir.
Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü 15/09/2009 tarihli yazısı ile ‘in itirazı üzerine emekli aylıklarının 93 üncü maddesi kapsamında değerlendirildiğini belirterek aylıklara konulan haczin kaldırılmasını istemiştir. Karşıyaka Vergi Dairesinin yazısı üzerine emekli aylığındaki haciz kaldırılmıştır.
Bu defa Karşıyaka Vergi Dairesi’nin 11/10/2018 tarihli yazı ile yeniden ‘in 77.707,44 TL vergi borcu nedeniyle 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki
Kanunun 71 ve 79. maddesine istinaden haciz konulduğu, ilgilinin emekli aylıklarından 1/3 oranında kesinti yapılarak belirtilen hesaba gönderilmesi istenmiştir.
Kurumumuz 2004 sayılı icra iflas Kanunu hükümleri uyarınca yapılacak icra takiplerinde icra müdürlükleri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca yapılacak takiplerde ise vergi dairesi müdürlüklerinden gelen yazılarla bağlı olup tekraren haciz uygulamasının hukuki gerekçelerinin Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğünce açıklanması gerektiği mütalaa edilmektedir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Beşinci Kısım 1. Bölüm
“Ortak Hükümler” başlığı altında yer alan 93 üncü maddenin birinci fıkrası; “Bu Kanım gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” hükmünü içermektedir.
Bu bakımdan 5434 sayılı Kanuna tabi emekli olanlara 5510 sayılı Kanunun “Ortak
Hükümler” başlıklı 93 üncü maddesinin uygulanmayacağına dair herhangi bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
İlgilinin haciz işlemine imkan sağlayacak şekilde Kurumumuz nezdinde herhangi bir hususi durumu bulunmamaktadır. Ancak yukarıda açıklandığı üzeri haciz işlemi 6183 sayılı Kanuna istinaden Karşıyaka Vergi Dairesi’nin görev alanında kalmaktadır.
Haciz işlemlerinde muvafakat icra müdürlükleri tarafından alınmaktadır. 5510 sayılı Kanunun
93 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi muvafakat işlemleri yönünden icra
müdürünü görevli kılmıştır. Bu yönüyle Kurumumuzca 2004 sayılı icra iflas Kanununa göre yapılan icra kesintileri icra müdürlüklerinden icra talimatları ve 6183 sayılı Kanuna göre vergi dairelerinden gelen haciz bildirimleri doğrultusunda yapılmaktadır.
Emekli aylıklarına uygulanacak haciz işlemleri İdaremizin iznine tabi olmadığı gibi görev alanımız icra müdürlüklerince gönderilen icra talimatlarının uygulanmasından ibarettir. Bu bakımdan muvafakati bulunmayan emeklilerin aylıklarına yapılan icra takip taleplerinin reddedilmesi icra müdürlerinin yükümlüğü kapsamındadır. Aynı husus vergi müdürlüklerince
6183 sayılı Kanuna göre gönderilen haciz bildirimleri için de geçerlidir.
‘in aylıklarından Karşıyaka Vergi Dairesinin “Haciz Bildirisi” üzerine yapılan kesintinin sebebi doğrudan Kurumumuzdan kaynaklanmamakla birlikte 5510 sayılı
Kanunun 93 üncü maddesi ve Yargıtay kararları uyarınca kesinti yapılabilmesi için emeklinin muvafakatinin aranması gerektiği mütalaa edilmektedir.” denilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;
3.1) “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesi; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına
sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”
3.2) “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesi; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere,
mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”
3.3) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ”,
4) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun
“Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin
işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun;
5.1) “Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54 üncü maddesi; “Ödeme müddeti içinde
ödenmiyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki
şekillerden herhangi birinin tatbikı suretiyle yapılır:
1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, 2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, 3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.”
5.2) “Haciz” Başlıklı 62 inci maddesinin birinci fıkrası; “Borçlunun, mal bildiriminde
gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.”
5.3) “Kısmen haczedilebilen gelirler” başlıklı 71 inci maddesinde; “Aylıklar, ödenekler,
her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.”
6) 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler;
88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında
haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN ÖNERİSİ
7. Şikayetçinin iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu
Denetçisi Hüseyin YÜRÜK tarafından Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
8) Şikayet, vergi borcu nedeniyle emekli maaşına konulan haczin kaldırılması talebine
ilişkindir.
9) Günümüzde kamu harcamalarının finansmanında en önemli argüman ve gelir kaynağı
vergidir. Nitekim Anayasanın 73 üncü maddesiyle de kamu giderlerini karşılamak üzere herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda vergi yükünün kişilere adaletli ve dengeli dağıtılmasını sağlayacak önlemlerin devlet tarafından alınması gerekmektedir. Dolayısıyla kamu giderlerinin karşılanmasında önemli yere sahip olan verginin tahsilatının zamanında yapılamaması nedeniyle, zora dayalı tahsil sürecini öngören yasal düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede yükümlülüğünü yerine getiren mükelleflerle, getirmeyenlerin aynı kurallara tabi olması hukuk devletinin gerekleriyle bağdaşmadığından kamu huzurunun ve barışının sağlanması adına mükelleflere zora dayalı tahsil usulü uygulanabilmektedir.
10) Ayrıca gerek özel hukuktan gerek kamu hukukundan doğan bir borç ilişkisinde borcun
vadesi geldiğinde ve borç borçlu tarafından kendiliğinden ödenmediği durumlarda borcun zor kullanılarak yani cebren tahsil edilmesi yoluna gidilebilmektedir. Bu kapsamda kamu alacaklarının takip ve tahsili 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında
Kanununda, özel kişilerin kendi aralarındaki alacak ve borç ilişkilerinden doğan takip ve tahsil usulü de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda düzenlemiştir. Kamu alacaklarının tahsilinin tehlikeye girmesi durumunda, alacağın güvence altına alınabilmesi için 6183 sayılı Kanunla bir takım hükümler getirilmiş, borcun vadesinde ve kendiliğinden ödenmemesi durumunda kanunda belirlenen yöntemler doğrultusunda idarenin kamu gücüne dayanarak cebren tahsil işlemini gerçekleştirmesine imkân tanınmıştır. Bu bağlamda vergi alacağının tahsilini sağlamak için icra dairesi vasfında hareket eden vergi dairesi, alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara el koyabilecektir.
11) Nitekim 6183 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinde ödeme süresi içinde ödenmeyen
kamu alacağının tahsil dairesince belirlenen yöntemlerle cebren tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Amme alacaklarında cebren tahsil, kanunlara ve usule uygun biçimde idarenin kanundan gelen “zor” gücünü kullanarak yani kamu gücüyle alacağın tahsil edilmesidir. Ancak cebren tahsil işlemlerini yerine getiren idarenin hukuk devleti olmanın bir gereği olarak ölçülü ve mevzuata uygun davranması gerekmektedir.
12) Kamu alacağını tahsil etmek amacıyla uygulanan cebren tahsil yöntemlerinden biri de
haciz yoluyla takip ve tahsilin yapılmasıdır. Haciz yolu ile takip; kamu borçlusunun menkul ve gayrimenkul mallarıyla alacak ve haklarına, kamu alacaklısı tarafından zorla el konulmak suretiyle ve bunların satılarak paraya çevrilmesi yoluyla kamu alacağının tahsiline olanak sağlayan cebri bir takip yoludur. Bu bağlamda yürütülecek haciz uygulamasının 6183 sayılı
Kanunda belirlenen ilgili hükümler doğrultusunda ve hukuka uygunluk gösterecek şekilde yapılması gerekmektedir. Böylece hem idare hem de borçlu en az seviyede etkilenerek hacizle amaçlanan sonuca ulaşılmış olacaktır.
13) Dosya özelinde yapılan inceleme neticesinde, 5434 sayılı Kanun çerçevesinde emekli
olan şikayetçinin maaşına, 2004 yılında Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü’nce Emekli
Sandığı İzmir Bölge Müdürlüğü’ne yazılan haciz bildirisi ile 1/3 oranında haciz kesintisi uygulandığı, 2008 ve 2009 yıllarında 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinde yapılan değişiklikler sonrasında şikayetçinin Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne haczin kaldırılması amacıyla dilekçe sunduğu, ilgili Müdürlüğün İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’ndan alınan görüş çerçevesinde 15/09/2009 tarihinde Emekli Sandığı İzmir Bölge Müdürlüğü’ne haczin kaldırılması gerektiğini bildirdiği tespit edilmiştir.
14) 2011 yılında 6111 sayılı Kanun çerçevesinde borçlarını yapılandıran şikayetçinin
ödemelerini aksatması sonrasında, vergi dairelerince banka hesaplarındaki meblağa ve müteveffa babasından intikal eden taşınmazlara 2015 yılında haciz işlemi uygulandığı, 2017 yılında da taşınmazların satışıyla ilgili yazışmaların yapıldığı anlaşılmıştır.
15) Şikayetçinin 12/09/2018 tarihli dilekçesi sonrasında, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın
08/10/2018 tarihinde emekli maaşına haciz uygulanması gerektiği yönündeki yazısı çerçevesinde, Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 11/10/1018 tarihli haciz bildirisi ile
İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne bilgilendirme yaptığı, sonrasında müspet bir netice elde edemeyen şikayetçinin tarihinde Kuruma başvurduğu görülmüştür.
16) Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun gereğince haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin
haczedilmesine ilişkin talepler istisnai haller dışında yalnızca borçlunun muvafakati bulunması halinde yerine getirilebilmektedir. Böylelikle muvafakat yoluyla kişinin emeklilik aylığına yönelik olarak haciz işleminin gerçekleştirilebilmesine imkân tanınmış olmaktadır.
17) Bu çerçevede, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Kuruma yazdığı 06/02/2019 tarihli cevabi
yazının incelenmesinden, Başkanlığın 5434 sayılı Kanuna göre emekli olanlara 5510 sayılı
Kanunun 93 üncü maddesi uygulanamayacağına dair hukuki görüşünü, 5510 sayılı Kanunun
Geçici 1 ve Geçici 4 üncü maddesine dayandırdığı görülmektedir. Ancak başkanlıkça gözden kaçırılan husus; söz konusu maddelerin sigortalılar lehine olan ve kazanılmış hakların korunması amacıyla kanunlaştırılmış olduğudur. Ayrıca Başkanlığın 2019 tarihli menfi görüşünün doğru kabul edilmesi durumunda, Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün aynı kişiye dair 2009 yılındaki haciz kaldırma işleminin hatalı olduğu ve kamu zararına sebebiyet verildiği anlamı çıkmaktadır. Nitekim, bu hususta ki Kurum görüşünü netleştirmek maksadıyla
Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı’na sorulan sorular çerçevesinde, 06/05/2019 tarihinde
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı; “5434 sayılı Kanuna göre emekli olanlara 5510 sayılı
Kanunun 93 üncü maddesinin uygulanmayacağına dair herhangi bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Kaldı ki mevzuat hükmü muğlaklık içerseydi dahi, günümüz gelişmiş sosyal devlet yapıları içerisinde “Sigortalı lehine yorum ilkesi” uygulamasının yaygınlaştığı, Ülkemizde doktrinde ve yargı kararlarında bu hususa atıflar yapıldığı gözden kaçmamalıdır.
18) Bu çerçevede, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin şikayet konusu olay ile uyumlu
2010/2608 Esas ve 2010/14776 Karar sayılı Kararında; “…Şikayet tarihinde uygulanması gereken 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 1, 2 ve 4.
maddelerine göre 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olanların, bu kanunun 4.
maddesinin birinci fıkrasının a,b,c bentleri kapsamında sigortalı olarak kabul edileceğinin belirtildiği dikkate alındığında, Emekli Sandığından emekli maaşı alanlara da, 5510 Sayılı
Yasa’nın maaşın haczedilemeyeceğine ilişkin 93. madde hükmünün uygulanması gerekir. Bu durumda yukarıda belirtilen yasa maddesi uyarınca gelir, aylık ve ödenekler borçlunun muvafakati bulunmadıkça nafaka borçları dışında haczedilemez.
Somut olayda, borçlunun Emekli Sandığından almakta olduğu emekli maaşına, borçlunun muvafakati olmaksızın haciz konulduğu dikkate alındığında, 5510 Sayılı Kanunun 93.
maddesi uyarınca şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken 08/11/2004 haciz tarihi itibariyle anılan yasanın yürürlükte olmadığından bahisle istemin reddi isabetsizdir. ..” şeklinde hükmetmiştir.
19) Anayasa’nın 60 ıncı maddesi ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olmasının ve
sosyal riskler karşısında asgari bir hayat seviyenin teminat altına alınmasının amaçlandığı, bu bağlamda emeklilik aylığının da Anayasa güvencesi altındaki sosyal güvenlik haklarından olduğu hususunda duraksamaya yer yoktur. Dolayısıyla sosyal güvenlik hakkı ile doğrudan ilgili olan emeklilik aylığına muvafakat alınmadan haciz uygulanması sosyal güvenlik hakkı ile de bağdaşmamaktadır. Bu bağlamda emeklilik aylığı gerek Anayasa Mahkemesi kararlarında gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarında olduğu gibi mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirildiğinde söz konusu kesintilerin iade edilmesinin gerektiği tespit edilmiştir. Bu sebeplerle, haczin kaldırılması sonrasında, yapılan kesintilerin iadesi için ayrıca bir başvuru yapılarak bürokrasiye sebebiyet verilmesinde hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılmaktadır.
20) Sonuç olarak; şikayetçinin muvafakati alınmadan emekli maaşına yapılan haciz
uygulamasında hukuka ve hakkaniyete uygunluk tespit edilememiştir. Bu çerçevede şikayetçinin emekli maaşındaki haczin kaldırılması, haczin dayanağı olan vergi borcunun gerçekte var olması ve şikayetçinin 6111 sayılı Kanun çerçevesinde vergi borcunu yapılandırarak fiilen kabul etmesi nedeniyle, hakkın kötüye kullanılmasına sebebiyet vermemek adına emekli maaşından yapılan kesintilerin ana parasının şikayetçiye iade edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermemesi nedeniyle iyi yönetim ilkelerinden; “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22) 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci
maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun
“Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Şikayetçinin emekli maaşına konulan haczin kaldırılması, bu çerçevede yapılan kesintilerin iadesi ve muvafakat alınmadan emekli maaşlarına haciz uygulanmaması hususunda, GELİR
İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idarelerce bu karar
üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın ŞİKAYETÇİ ile GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi