ÖZET: 506 sayılı Kanunun 121. maddesi, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle geçerliliğini yitirmiştir. Bu durum, 506 sayılı Kanuna tabi çalışanların 5510 sayılı Kanun kapsamına alınmasını sağlamıştır. Emekli aylıklarına haciz uygulanması, yalnızca mükellefin onayı ile mümkün olup, aksi takdirde haciz yapılamaz. Türk bankacılık sisteminde “maaş hesabı” olarak adlandırılan özel bir hesap türü bulunmamaktadır. 6183 sayılı Kanunun 70. maddesi, maaşlara haciz uygulanmasına dair kısıtlamalar getirse de, emekli maaşlarının bulunduğu hesaplarda haciz uygulanmasına engel teşkil etmemektedir.

Haciz uygulaması, 506 sayılı Kanuna göre bağlanan emekli maaşları için geçerli olmayacak ve bu maaşların haczi ancak borçlunun onayı ile yapılabilecektir. Şikayetçi, emekli maaşına haciz uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, yapılan kesintilerin iadesini talep etmiştir. İncelemeler sonucunda, şikayetçinin hesabında yalnızca emekli maaşının bulunduğu ve bu maaşa haciz uygulanmasının hukuka uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, emekli maaşına yönelik haciz uygulamasının kaldırılması ve kesintilerin iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

2.9. Diğer yandan, 506 sayılı Kanunun 121 inci maddesinde yer alan düzenlemeler 5510 sayılı

Kanunun yürürlüğe girmesiyle mülga edilmiş olup, 506 sayılı Kanuna tabi olarak çalışanlar

5510 sayılı Kanun kapsamına alınmış ve söz konusu Kanunun 93 üncü maddesi hükmüne tabi

olmuşlardır. Bu itibarla, 506 sayılı Kanuna göre bağlanmış olan emekli aylıklarına haciz tatbiki mükellefin hacze muvafakat etmemesi durumunda haczin söz konusu olamayacağı, 2.10. Öte taraftan, Türk bankacılık sisteminde hesapların işleyişiyle ilgili olarak “maaş hesabı” adı altında ayrıca bir hesap düzeni yer almamaktadır. 6183 sayılı Kanunun 70 inci maddesinde yer alan hükmün, üzerine haciz tatbik edilebilecek nitelikteki maaşlara ilişkin bir kısıtlama olup, emekli maaşlarının yattığı banka hesaplarında bulunan tutarların haczine yönelik bir kısıtlama getirmediği, dolayısıyla, haciz bildirisi gönderildiği anda, emekli maaşlarının yatırıldığı hesapta, hesap sahibinin ilgili ay maaş tutarından daha fazla bir tutar bulunmakta ise, bu tutarın mevduat olarak değerlendirilmesi ve amme alacağına yetecek miktarının haczedilmesinin gerektiği, 2.11. Bu itibarla, haciz tatbik edilen hesabın 506 sayılı Kanuna göre bağlanmış emekli maaş hesabı olduğu iddia edildiğinden, öncelikle alınan emekli maaşının bu Kanuna göre bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesi, emekli maaşının bu Kanuna göre bağlanmış olması durumunda

5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesine tabi olarak değerlendirilmesi, ilgili ay emekli maaş

tutarına isabet eden haczin kaldırılması, ancak mükellefin banka hesabında ilgili ay emekli maaş tutarından daha fazla bir tutarın bulunması halinde ise emekli maaş tutarını aşan kısmın mevduat olarak kabul edilerek haczedilmesinin gerektiği, 2.12.Anılan vergi dairesi müdürlüğünce adı geçen mükellef hakkında yapılan işlemler incelendiğinde, mükellefin söz konusu hesabında ilgili ay emekli maaşından daha fazla bir tutar bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle ilgili ay maaş tutarını aşan kısmın mevduat olarak kabul edilerek haciz tatbik edildiği, Buna göre, . ‘ın Türkiye Halk Bankası A.Ş. Güzelyalı

Şubesi nezdindeki hesabına e-haciz bildirisi gönderildiği anda o ayki emekli maaşını aşan tutarın bulunması halinde bu tutarın mevduat olarak kabul edilmesi ve haczedilmesinin mümkün bulunduğu” ifadelerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;

3.1.“Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesi; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”

3.2. “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesi; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”

3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ”,

4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun;

5.1. “Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54 üncü maddesi; “Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki

şekillerden herhangi birinin tatbikı suretiyle yapılır:

1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, 2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, 3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.” 4.

5.2.“Haciz” Başlıklı 62 inci maddesinin birinci fıkrası; “Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.”

5.3.”Kısmen haczedilebilen gelirler” başlıklı 71 inci maddesinde; “Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.”

6. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun

“Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu

Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8.Şikayetçi tarafından 1. paragrafta belirtildiği üzere, Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Halkbank Güzelyalı Şubesinde bulunan hesabına vergi borçlarının tahsili için uygulanan e-haciz vasıtasıyla hesabından çekilen ve Vergi Dairesi Müdürlüğü hesaplarına aktarılan 2.647,50 TL.’nin iade edilmesini talep etmektedir.

9. İdare tarafından şikayetçi hakkında yapılan iş ve işlemlere yönelik yapılan açıklamalarda, emekli maaşlarına haciz işleminin uygulamasının hukuken mümkün olmadığı kabul edilmekle birlikte, şikayetçinin banka hesabında ilgili ay emekli maaşından daha fazla bir tutar bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle ilgili ay maaş tutarını aşan kısmın mevduat olarak kabul edilerek haciz tatbik edildiği, dolayısıyla e-haciz bildirisi gönderildiği anda bankadaki hesaplarında o ayki emekli maaşını aşan tutarın bulunması halinde bu tutarın mevduat olarak kabul edilmesi ve “haczedilmesinin mümkün olabileceği” değerlendirilerek işlemlerin tesis edildiği, bildirilmiştir.

10.Günümüzde kamu harcamalarının finansmanında en önemli argüman ve gelir kaynağı vergidir. Nitekim Anayasanın 73 üncü maddesiyle de kamu giderlerini karşılamak üzere herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda vergi yükünün kişilere adaletli ve dengeli dağıtılmasını sağlayacak önlemlerin devlet tarafından alınması gerekmektedir. Dolayısıyla kamu giderlerinin karşılanmasında önemli yere sahip olan verginin tahsilatının zamanında yapılamaması nedeniyle, zora dayalı tahsil sürecini öngören yasal düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede yükümlülüğünü yerine getiren mükelleflerle, getirmeyenlerin aynı kurallara tabi olması hukuk devletinin gerekleriyle bağdaşmadığından kamu huzurunun ve barışının sağlanması adına mükelleflere zora dayalı tahsil usulü uygulanabilmektedir.

11. Ayrıca gerek özel hukuktan gerek kamu hukukundan doğan bir borç ilişkisinde borcun vadesi geldiğinde ve borç borçlu tarafından kendiliğinden ödenmediği durumlarda borcun zor kullanılarak yani cebren tahsil edilmesi yoluna gidilebilmektedir. Bu kapsamda kamu alacaklarının takip ve tahsili 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında

Kanununda, özel kişilerin kendi aralarındaki alacak ve borç ilişkilerinden doğan takip ve tahsil usulü de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda düzenlemiştir. Kamu alacaklarının tahsilinin tehlikeye girmesi durumunda, alacağın güvence altına alınabilmesi için 6183 sayılı Kanunla bir takım hükümler getirilmiş, borcun vadesinde ve kendiliğinden ödenmemesi durumunda kanunda belirlenen yöntemler doğrultusunda idarenin kamu gücüne dayanarak cebren tahsil işlemini gerçekleştirmesine imkân tanınmıştır. Bu bağlamda vergi alacağının tahsilini sağlamak için icra dairesi vasfında hareket eden vergi dairesi, alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara el koyabilecektir.

12.Nitekim 6183 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinde ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu alacağının tahsil dairesince belirlenen yöntemlerle cebren tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Amme alacaklarında cebren tahsil, kanunlara ve usule uygun biçimde idarenin kanundan gelen “zor” gücünü kullanarak yani kamu gücüyle alacağın tahsil edilmesidir. Ancak cebren tahsil işlemlerini yerine getiren idarenin hukuk devleti olmanın bir gereği olarak ölçülü ve mevzuata uygun davranması gerekmektedir.

13.Kamu alacağını tahsil etmek amacıyla uygulanan cebren tahsil yöntemlerinden biri de haciz yoluyla takip ve tahsilin yapılmasıdır. Haciz yolu ile takip; kamu borçlusunun menkul ve gayrimenkul mallarıyla alacak ve haklarına, kamu alacaklısı tarafından zorla el konulmak suretiyle ve bunların satılarak paraya çevrilmesi yoluyla kamu alacağının tahsiline olanak sağlayan cebri bir takip yoludur. Bu bağlamda yürütülecek haciz uygulamasının 6183 sayılı

Kanunda belirlenen ilgili hükümler doğrultusunda ve hukuka uygunluk gösterecek şekilde yapılması gerekmektedir. Böylece hem idare hem de borçlu en az seviyede etkilenerek hacizle amaçlanan sonuca ulaşılmış olacaktır.

14. Dosya özelinde yapılan inceleme neticesinde, şikayetçiye Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığı’ndan (SGK) tahsis numarası ile bağlanan emekli maaşına, Vergi

Dairesi Müdürlüğü tarafından haciz işleminin uygulandığı, 2019 yılı Ocak ayı itibariyle aylık tutarı 3.051,92 TL. olan emekli maaşı ödemesinin SGK tarafından aylık olarak şikayetçinin

Halkbank Güzelyalı Şubesi’nde bulunan hesabına yapıldığı, Hasan Tahsin Vergi Dairesi

Müdürlüğü’nün numaralı Vergi mükellefi Dış Ticaret A.Ş.’nin borçlarından müteselsil sorumlu olan şikayetçiye, şirketin vergi borçlarından dolayı 28/05/2019 tarihli ve nolu haciz bildirisi ile şikayetçinin banka hesaplarına doğrudan haciz konduğu, söz konusu banka şubesince şikayetçinin hesaplarında 2.647,50 TL.’nin bulunduğunun bildirildiği, Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün de şikayetçinin ehaczi işleminin kaldırılması yönündeki dilekçeye rağmen şikayetçinin hesabındaki mevduatı

Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün Ziraat Bankası’ndaki hesaplarına aktarılmasını talep ederek haciz uygulamasını kaldırdığı, anılan banka şubesince de şikayetçinin hesabındaki bu tutarın idarenin hesaplarına 20/06/2019 tarih ve nolu talimat ile aktarıldığı, ancak söz konusu işlemlerin şikayetçinin muvafakati olmadan yapıldığı tespit edilmiştir.

15. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun gereğince haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler istisnai haller dışında yalnızca borçlunun muvafakati bulunması halinde yerine getirilebilmektedir. Böylelikle muvafakat yoluyla kişinin emeklilik aylığına yönelik olarak haciz işleminin gerçekleştirilebilmesine imkân tanınmış olmaktadır. Ancak

Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün şikayetçinin banka hesabına kişinin muvafakati aranmadan doğrudan haciz işlemi uyguladığı, başvuranın dilekçesine verilen cevabi yazıda da haciz işlemi kaldırılmakla beraber, şikayetçinin emekli maaşını aşan mevduat kısmının idarenin hesaplarına aktarılmasının istendiği belirtilmiş olsa da, şikayetçinin Halkbank Güzelyalı

Şubesi’nde bulunan hesabının 30/05/2019 tarihli dökümleri incelendiğinde 27/05/2019 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen 3051,92 TL. emekli maaşı dışında ilave mevduat bulunmadığı, ayrıca şikayetçiye Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bilgi mahiyetinde verilen 29/05/2019 tarihli bilgilendirme yazısında da bu durumun teyit edildiği anlaşılmıştır.

16. Bu çerçevede, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bilgi ve belge isteme yazısına vermiş olduğu 22/10/2019 tarihli ve tarihli cevabi yazının incelenmesinden, Başkanlığın, 6183 sayılı

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 70 inci maddesinde; “Aşağıda gösterilen mallar haczedilemez: 1. 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere

Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar…” hükmünün bulunduğu, bu hükme göre, özel kanunlarında haczedilemeceğine ilişkin hüküm bulunan mal, hak ve alacakların 6183 sayılı Kanun kapsamında haczinin de mümkün bulunmadığı, ve yine 506 sayılı Kanunun 121 inci maddesinde yer alan düzenlemeler 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle mülga edilmiş olup, 506 sayılı Kanuna tabi olarak çalışanlar 5510 sayılı

Kanun kapsamına alınmış ve söz konusu Kanunun 93 üncü maddesi hükmüne tabi olmuşlardır.

Bu itibarla, 506 sayılı Kanuna göre bağlanmış olan emekli aylıklarına haciz tatbiki mükellefin hacze muvafakat etmemesi durumunda haczin söz konusu olamayacağı hususlarına dikkat edildiği şeklinde açıklamada bulunmuştur. Kaldı ki mevzuat hükmü muğlaklık içerseydi dahi, günümüz gelişmiş sosyal devlet yapıları içerisinde “Sigortalı lehine yorum ilkesi” uygulamasının yaygınlaştığı, Ülkemizde doktrinde ve yargı kararlarında bu hususa atıflar yapıldığı gözden kaçmamalıdır.

17. Bu çerçevede, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin şikayet konusu olay ile uyumlu 2010/2608 Esas ve 2010/14776 Karar sayılı Kararında; “…Şikayet tarihinde uygulanması gereken 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 1, 2 ve 4.

maddelerine göre 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olanların, bu kanunun 4.

maddesinin birinci fıkrasının a,b,c bentleri kapsamında sigortalı olarak kabul edileceğinin belirtildiği dikkate alındığında, Emekli Sandığından emekli maaşı alanlara da, 5510 Sayılı

Yasa’nın maaşın haczedilemeyeceğine ilişkin 93. madde hükmünün uygulanması gerekir. Bu durumda yukarıda belirtilen yasa maddesi uyarınca gelir, aylık ve ödenekler borçlunun muvafakati bulunmadıkça nafaka borçları dışında haczedilemez. Somut olayda, borçlunun

Emekli Sandığından almakta olduğu emekli maaşına, borçlunun muvafakati olmaksızın haciz konulduğu dikkate alındığında, 5510 Sayılı Kanunun 93. maddesi uyarınca şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken 08/11/2004 haciz tarihi itibariyle anılan yasanın yürürlükte olmadığından bahisle istemin reddi isabetsizdir …” şeklinde hükmetmiştir.

18. Anayasa’nın 60 ıncı maddesi ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olmasının ve sosyal riskler karşısında asgari bir hayat seviyenin teminat altına alınmasının amaçlandığı, bu bağlamda emeklilik aylığının da anayasa güvencesi altındaki sosyal güvenlik haklarından olduğu hususunda duraksamaya yer yoktur. Dolayısıyla sosyal güvenlik hakkı ile doğrudan ilgili olan emeklilik aylığına muvafakat alınmadan haciz uygulanması anayasa da güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkı ile de bağdaşmamaktadır.

Bu bağlamda emeklilik aylığı gerek Anayasa Mahkemesi kararlarında gerek Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin kararlarında olduğu gibi mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirildiğinde; söz konusu e-haciz yoluyla başvuranın hesabından muvafakat aranmaksızın yapılan kesintilerin iade edilmesinin gerektiği tespit edilmiştir. Bu sebeplerle, haczin kaldırılması sonrasında, yapılan kesintilerin iadesi için ayrıca bir başvuru yapılarak bürokrasiye sebebiyet verilmesinde hukuki yarar bulunmadığı kanaatine varılmaktadır.

19.Sonuç olarak; şikayetçinin muvafakati alınmadan emekli maaşına yapılan haciz uygulamasında hukuka ve hakkaniyete uygunluk tespit edilememiştir. Bu çerçevede şikayetçinin emekli maaşına muvafakat aranmadan yapılan haciz nedeniyle idareye aktarılan miktar ile ilave kesinti masraflarının şikayetçiye iade edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermemesi nedeniyle iyi yönetim ilkelerinden; “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna, dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine 30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, İzmir

Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Şikayetçinin emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesi ve muvafakat alınmadan emekli maaşlarına haciz uygulanmaması hususunda, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Gelir İdaresi Başkanlığı

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemlerin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA tebliğine; Türkiye

Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi