ÖZET: Başvuru, emeklilere ödenen banka promosyonlarının icra takibi nedeniyle kesintiye uğramaması talebiyle yapılmıştır. Başvuran, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesine dayanarak, emekli aylıklarının haczedilemeyeceğini belirtmekte ve bu durumun kamu bankaları tarafından ihlal edildiğini iddia etmektedir. Türkiye Vakıflar Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası’nın, icra takibi olan emeklilerin promosyon ödemelerini yapmaması uygulamasının yasal dayanağı olmadığına dikkat çekilmektedir.

İlgili kamu bankaları, promosyon ödemelerinin özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu ve bu nedenle icra takibi sürecinde kesinti yapılabileceğini savunmaktadır. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile bankalar arasında yapılan protokoller çerçevesinde, emeklilere promosyon ödemelerinin yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu durumu değerlendirerek, emeklilere yapılan promosyon ödemelerinin kesintiye uğramaması için gerekli tedbirlerin alınmasını tavsiye etmiştir.

Sonuç olarak, emeklilerin yaşam standartlarının korunması ve sosyal devlet ilkesi gereği, promosyon ödemelerinin herhangi bir kesinti olmaksızın yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, SGK’nın, promosyon ödemeleriyle ilgili protokollerde bu durumu göz önünde bulundurması gerektiği belirtilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/1969-S.23.3271

BAŞVURU NO : 2022/16607

KARAR TARİHİ : 17/02/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

BAŞKANLIĞI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ZİRAAT BANKASI ANONİM

ŞİRKETİ

TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK ANONİM ORTAKLIĞI

GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TÜRKİYE HALK BANKASI ANONİM ŞİRKETİ GENEL

MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Emeklilere ödenen banka promosyonlarında kesinti yapılmaması hakkında.

BAŞVURU TARİHİ : 10/11/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuru sahibi, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık

Sigortası Kanunu’nun 93’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında emekli aylıklarının haczedilemeyeceğinin açıkça belirtildiği, bu açık hükme karşın SGK, Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR kapsamındaki emeklilerin haklarında başlatılan icra takibi gerekçe gösterilerek maaşlarının yattığı kamu bankaları tarafından kendilerine promosyon ödemesi yapılmadığı yönünde yoğun şikayet olduğunu, buna göre Türkiye

Vakıflar Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankasından emekli maaşı alan vatandaşlardan şayet haklarında icra takibi varsa ilgili banka tarafından banka promosyon ödemeleri yatırılmadığı, bu durumun vatandaşların mağduriyetine yol açtığını, söz konusu 3 kamu bankasının emekli maaş müşterisinin şayet hakkında icra takibi var ise promosyon ödememesi yönündeki uygulamasının yasal dayanaklardan yoksun olduğu, /

1.1) Ayrıca maaş promosyonlarının emeklinin hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle

yatırılamayacağına dair herhangi bir mevzuat hükmü ya da emsal karar da bulunmadığı, bilindiği üzere

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun misyonu; Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer düzenlemelerde belirtilen görev ve yetkileri çerçevesinde düzenleme ve denetimi kapsamındaki kuruluşların faaliyetlerini güvenli ve sağlam şekilde gerçekleştirmesini, kredi sisteminin etkin şekilde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasını sağlamak ve bu sayede finansal piyasaların gelişmesine ve finansal istikrara katkıda bulunmak olduğu, BDDK’nın bu misyonu çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinde hizmet veren tüm bankaların uygulamaları ile ilgili talep ve şikayetlerin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun görev ve yetki alanına girdiği, Kamu bankaları olan Türkiye Vakıflar Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankası’nın, hakkında yapılan icra takibine dayalı borcu olan emekli vatandaşlara banka maaş promosyonu bedelinin ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile tavsiye niteliği karar verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 18/11/2022 tarih ve sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme

yazılarına istinaden, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) 21/12/2022 tarih ve Esayılı yazılarında;

2.1) Bilindiği üzere, Kurumun görev ve yetkileri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuatta

belirtildiği, bahsi geçen emekli promosyon ödemelerinin T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu ile bankalar arasında imzalanan çerçeve protokol ve her bir emekli ile banka arasında yapılan sözleşmelerde yer alan hükümler çerçevesinde yapılmakta olduğu, Kurumun bu protokol ve sözleşmelerin tarafı olmadığı gibi tabi olunan mevzuat çerçevesinde emekli aylıklarının ödenmesi ve/veya bankalar tarafından ilgililere verilecek promosyonun miktarı ve verilme şartları konusunda herhangi bir görev ve yetkiyi de haiz bulunmadığı, Kurumun görev ve yetki alanına girmediği değerlendirilmesi yapılmıştır.

3) Kurumumuzun 18/11/2022 tarih ve sayılı bilgi/belge isteme yazılarına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığının (SGK) 30/11/2022 tarih ve sayılı yazılarında; Kurumun yükümlülüğünün vatandaşların sosyal güvenliğini sağlamak, verilen hizmetlerden yararlandırmak, sigortalılara emekli aylığı bağlamak, aylığı bağlanan emekli ve hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerini zamanında, doğru ve güvenli olarak yapılmasını sağlamak olduğu, bu yükümlüğü yerine getirmek amacıyla Kurumun bankalar ve PTT ile ödemelerinin usul ve esaslarını düzenleyen protokoller imzalandığı,

3.1) Kurumun yürürlükteki mevzuatına göre bankaların emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesi

ile ilgili görevi bulunmamakta ise de, 2017 yılında sosyal sorumluluğun gereği olarak SGK tarafından istekli bankalar ile emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesine ilişkin protokol imzalanmış olup,

2020 ve 2022 yıllarında revize edilerek güncellendiği,

3.2) Buna göre, SGK ile 21 farklı banka arasında 01.11.2022 tarihinde imzalanan Sigortalı ve Hak

Sahiplerine İlk Bağlanan Gelir/Aylık Ödemeleri İle Gelir/Aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine İlişkin

Protokolü gereğince SGK’dan banka şubeleri vasıtasıyla gelir/aylık alan emekli veya hak sahiplerinden 1 aya isabet eden gelir/aylık tutarı (nafaka ve icra kesintileri hariç); » 3.500.-TL ye (3.500.-TL hariç) kadar olanlara 3.000.-TL, » 3.500.-TL-7.500.-TL (7.500.-TL hariç) arasında olanlara 3.500.-TL, » 7.500.-TL-1O.OOO.-TL (10.000.-TL hariç) arasında olanlara 4.500.-TL, » 10.000.-TL ve daha fazla olanlara 5.000.-TL,

3.3) Peşin ve nakdi olarak promosyon ödemesinin yapıldığı, diğer taraftan belirlenen miktarlar asgari

tutarlar olup çeşitli bankalar belirlenen tutarın üzerinde promosyon ödemesinin yapabildiği; bu kapsamda SGK’dan gelir/aylık alan emekli ve/veya hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerine ve promosyon ödenmesine ilişkin usul ve esasların SGK ile bankalar arasında imzalanan protokol kapsamında gerçekleştirildiği,

3.4) 1- SGK’dan gelir/aylık alan emekli ve/veya hak sahiplerine bankalar tarafından promosyon

ödenmesi ile ilgili herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, yukarıda da açıklandığı üzere sosyal sorumluluğun gereği olarak SGK ile istekli bankalar arasında Protokol imzalanması suretiyle usul ve esaslarının belirlendiği,

2- SGK ile 3 kamu bankası dahil 21 banka arasında 01.11.2022 tarihinde imzalanan Sigortalı ve Hak

Sahiplerine İlk Bağlanan Gelir/Aylık Ödemeleri İle Gelir/Aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine İlişkin

Protokol’ün 10’uncu maddesinde; “Banka promosyon ödemesini, kişinin, gelir/aylıklarını 3 (üç) yıl süre ile aralıksız olarak Bankadan almaya devam etmesi ve protokol ekinde düzenlenen taahhütnameyi imzalaması şartıyla yapacağı, promosyon tutarlarının banka tarafından güncellenmesi durumunda emekli ve hak sahiplerinden yeni bir taahhütname alınmayabilecek olup, bu durumda mevcut taahhütnamenin süresi promosyon ödemesinin yapıldığı tarihten itibaren 3 (üç) yıl uzatılmış sayılacağı, promosyon talep etmeyen, taahhütname imzalamayan kişilere promosyon ödemesinin yapılmayacağı, Gelir/aylık alanlardan bankaya olan borçları banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenenlerin durumu bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirilecektir. ” hükmünün yer aldığı, buna göre, bankalar tarafından SGK’dan gelir/aylık alan emekli ve/veya hak sahiplerine ödenen promosyon tutarının bankaların kaynağı olması nedeniyle SGK’dan gelir/aylık alan emekli ve/veya hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerine aracılık eden Bankaya/PTT’ye olan borçları nedeniyle “Tasfiye

Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenen emekli ve/veya hak sahiplerine, söz konusu Protokol’ün 10’uncu maddesi gereğince, taraflarına promosyon ödemesi yapılıp yapılamayacağı ile ilgili karar bankanın yetkisinde bulunduğu,

3- Gelir/aylık alan emekli ve/veya hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerine aracılık eden

Bankaya/PTT’ye olan borçları nedeniyle “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı “nda izlenmesi nedeniyle promosyon ödemesi alamayan emekli ve/veya hak sahiplerine banka maaş promosyonu bedelinin ödenmemesi, bankalar ile imzalanan “Sigortalı ve Hak Sahiplerine İlk Bağlanan Gelir/Aylık Ödemeleri

İle Gelir/Aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine İlişkin Protokol’ün 10’uncu maddesi hükmüne dayandığı,

4) Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün Kurumumuza

cevaben 25.11.2022 tarih ve sayılı yazısında, Banka ile müşterileri arasında yer alan ilişkinin özel hukuk hükümlerine tabi olması ve Bankanın “idare” tanımı içerisinde yer almaması sebebiyle talep edilen belgelerin paylaşılmasının mümkün bulunmadığı,

5) Konu hakkında, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün Kurumumuza

cevaben 01/12.2022 tarih ve sayılı yazısında, Bankacılık faaliyetlerinin hukuki niteliği konusunda 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda bankacılık faaliyetinin kamu hizmeti olduğuna dair hükmün yer almadığı, söz konusu faaliyetlerin yürütülmesine yönelik kamusal yetki ve usullere yer verilmediği anlaşılmış olup serbest rekabet alanında özel yarar (kar elde etme) amacına yönelik faaliyet gösteren bankaların yürüttükleri hizmet kamu hizmeti niteliği taşımamaktadır. ( Bknz, Emrah URAN ‘’BDDK’nın

5411 sayılı Bankacılık Kanunu Çerçevesinde Verdiği İzinlerin Hukuki Niteliği – Türk İdare Hukuku

Sisteminde Yeni Bir İzin Türü” BDDK Bankacılık ve Finansal Piyasalar, Cilt 2 Sayı 1, 2008 s.122)

/

5.1) Yine Anayasa Mahkemesi’nin 14.03.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 25.06.2002 tarih,

kararında da; T.C. Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası, 4603 sayılı kanun ile

Kamu iktisadi teşebbüsü kurallarına tabi iktisadi devlet teşekkülü statüsünden çıkarılarak özel hukuk kurallarına bağlı anonim şirket konumuna geçirilmişlerdir. Başka bir anlatımla belirtilen bankaların yürüttüğü hizmetler yasa ile kamu hizmeti olmaktan çıkarıldığı ifade edilmiştir.

5.2) Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 14.03.2006 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanan 25.06.2002

tarih, 2002/31 E. , 2002/58 K. 19.06.2002 tarih ve 2001/33 E. 2002/56 K. ,06.11.2008 t. ve 2007/73 E. , 2008/158 K. sayılı kararlarına atıf yapılarak, Bankaların özel hükümleri çerçevesinde bankacılık sektörü ve ekonomik kurallara uygun biçimde verimlilik ve rekabet esaslarına göre çalışması gereken kuruluşlar olduğu yönünde kararlar bulunduğu, Bankacılık faaliyetinin hukuki niteliğinin kamu hizmeti niteliği taşımadığı ve bu sebeplerle Halkbank’ın gerek kurumun görev alanına girmemesi ve gerekse de

Halkbank ile şikâyetçi arasındaki başvuruya konu hususların idarenin herhangi bir işlem, eylem ile tutum ve davranışını içermemesi nedenleriyle incelenmesine imkân bulunmadığı hususlarına yer verilmiştir.

Şikâyete konu hususun tarafları ile Bankamız arasındaki ilişkinin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu dolayısı ile sorunun çözümünün özel hukuk ilişkisi kapsamında ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.

6) Başvuru konusu hakkında Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O Genel Müdürlüğünün

Kurumumuza cevaben 30/11/2022 tarih ve sayılı yazısında, Banka tarafından gerçekleştirilen maaş protokolleri kapsamında, müşterilerin aleyhine icra takibi başlatılmış olduğu halde promosyon ödemeleri gerçekleştirildiği, bununla birlikte hesaba yatan promosyon tutarlarının muaccel Banka alacaklarına mahsup edildiği, Banka borçluların (müşteri veya kefil) her türlü hak ve alacakları üzerindeki rehin ve hapis hakları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 954 v.d. maddelerindeki düzenlemelere, takas ve mahsup haklarının ise; 6098 sayılı Borçlar Kanununun 100-102 ve 139-145.

maddelerindeki düzenlemelere dayanmakta olup borçlularla akdedilen kredi/kefalet sözleşmelerinde de bahsi geçen mevzuata uygun düzenlemeler çerçevesinde hükümler bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesi ve konuya dair emsal Yargıtay kararları gereğince; ikramiye, prim, bahşiş, komisyon, kârdan pay alma (temettü) ve bu nitelikteki (çalışanın/işçinin iş ilişkisinden doğan ve dönemsel olarak hak kazandığı) istihkaklar ücretin ekleri olarak nitelendirilerek ücretten sayılmakta ise de, (borçlu işvereni tarafından ödenmeyen, Banka tarafından ödenen) promosyon ödemesinin ücretten, diğer bir deyişle maaş ve maaş eklentisi olarak sayılmayacağı bu bağlamda söz konusu ödemeyle ilgili 5510

Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin uygulanamayacağının düşünüldüğü,

6.1) Belirtilen sebeplerle, Banka kredili borçluları (müşteri veya kefilleri) adına hesaba yatırılacak olan

promosyon tutarı üzerinde müşteriler ile akdedilen kredi sözleşmeleri ve ilgili mevzuat uyarınca öncelikli takas, mahsup ve rehin hakkına sahip olup, Emekli maaşları

Banka nezdindeki hesaplarına ödenen müşterilerinden kredi borçlarını zamanında ödemediği için haklarında Bankaca yasal takip süreci başlatılmış olan müşterilere, yine Banka tarafından ödenen promosyon tutarları, müşterinin maaş ve maaş eklentisi olarak sayılacak bir geliri olmadığı, belirli süre emekli maaşının Banka nezdindeki hesaplarına ödenmesi karşılığında Bankaca ödenen ayrıca bir gelir niteliği taşıdığından, söz konusu promosyon tutarları Bankanın müşterilerin yasal takip sürecindeki kredi alacaklarına mahsup edilmektedir. Bu durumda Banka tarafından müşteriye ödenen promosyon tutarı ile müşterinin yasal takip sürecindeki borçlarına tahsilat yapılmakta olup, maaş ve maaş eklentisi olarak kabul edilemeyecek bir gelir olan promosyon tutarlarının yasal takip sürecindeki müşterilerin kredi borçlarına mahsup edilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı düşünülmektedir.

7) Başvuru konu hususlarla ilgili görüşüne başvurduğumuz Türkiye Emekliler Derneğinin

Kurumumuza cevaben 11/01/2023 tarih ve sayılı yazısında, emeklilere promosyon ödenmesine ilişkin işlemlerin Sosyal Güvenlik Kurumu ile Kamu Bankaları ve özel bankalar arasında imzalanan, Sosyal Güvenlik Kurumu ile Bankalar arasındaki sigortalı ve hak sahiplerine ilk bağlanan gelir aylık ödemeleri ile emekli ikramiyelerinin ve Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında Gelir / Aylık alanlara

Promosyon ödenmesine ilişkin protokol çerçevesinde yürütüldüğünü, Sosyal Güvenlik Kurumu ile Özel ve Kamu Bankaları arasında yapılan promosyon protokolü üç yıllık süre için yapıldığı, promosyonlar emeklinin kabul ve taahhüdü üzerine peşin olarak hesaplarına aktarıldığını, promosyon protokolü ve taahhüdünde emeklinin maaşı üzerindeki icranın promosyonları etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin özel bir hüküm yok ise promosyon ödemelerinin hak sahiplerine ödenmesi gerektiği kanaati görüşüne yer verildiği,

Açıklamaları yapılmıştır.

III. İLGİLİ MEVZUAT

8) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,

8.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri,

Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

8.2) “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrası; “Devlet organları ve idare

makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”,

8.3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,

8.4) “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler:” başlıklı 61’inci maddesinde,

Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.”

8.5) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,

9) Birleşmiş Milletler İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal

Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensiplerinde; “…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin

alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler. Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar.

10) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci

maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

11) 5502 Sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunun 18’inci Maddesinde,

c) Tahsilat ve ödemelerin hızlı, güvenli ve düşük maliyetle yapılması hususunda banka ve diğer finansal kuruluşlarla protokol yapmak,

12) 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “Amaç” başlıklı 1’inci

maddesinde, Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.

12.1) “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” 93’üncü maddesinde, (Değişik

birinci fıkra: 17/4/2008-5754/56 md.) …Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.

13) 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanununun “Kısmen haczi caiz olan şeyler:” başlıklı 83’üncü

maddesinde, (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. (Değişik: 12/4/1968 – 1045/1 md.) Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.

14) 6772 sayılı Devlet Ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Ve 6452

Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 ‘nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanunun 4’üncü maddesinde, “…Aylık istihkakların hesabında fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete munzam tediyeler nazarı itibara alınmaz. Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icabettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.”

15) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Alacaklar ve Diğer Haklar Üzerinde Rehin” başlıklı

954’üncü maddesinde, “Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir.”

16) 4857 sayılı İş Kanununun “Ücret ve ücretin ödenmesi” başlıklı 32’inci maddesinde, “Genel

anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile

/

ödenen tutardır. (Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir.

17) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “Kanuna göre” başlıklı 102’inci maddesinde, “Kanunen

geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık” bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.”

“Takas başlıklı 139’uncu maddesinde,” “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.” 143’üncü maddesinde, “Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer.”

Hükümleri yer almaktadır.

18) Sosyal Güvenlik Kurumu İle Ziraat Bankası A.Ş. Arasındaki Sigortalı Ve Hak Sahiplerine İlk

Bağlanan Gelir/aylık Ödemeleri İle Emekli İkramiyelerinin Ve Sosyal Güvenlik Kurumu

Kapsamında Gelir ve aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine İlişkin Protokol’de; 9’uncu maddesinde, Banka, halihazırda kendi şubeleri aracılığıyla gelir/ayllk alanlara, halihazırda diğer bankalardan veya PTT’den gelir/aylık alırken gelir/aylığını Bankaya taşıyanlara ve Kurum tarafından ilk defa bağlanarak gelir/aylık ödemesi Bankaya gönderilenlere promosyon ödemesi yapacaktır.

10’uncu maddesinde, Banka promosyon ödemesini, kişinin, gelir/aylıklarını 3 (üç) yıl süre ile aralıksız olarak Bankadan almaya devam etmesi ve protokol ekinde düzenlenen Taahhütnameyi imzalaması şartıyla yapacaktır. Promosyon tutarlarının Banka tarafından güncellenmesi durumunda emekli ve hak sahiplerinden yeni bir Taahhütname alınmayabilecek olup, bu durumda mevcut taahhütnamenin süresi promosyon ödemesinin yapıldığı tarihten itibaren 3 (üç) yıl uzatılmış sayılacaktır. Promosyon talep etmeyen, taahhütname imzalamayan kişilere promosyon ödemesi yapılmayacaktır. Gelir/aylık alanlardan

Bankaya olan borçlan Banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenenlerin durumu

Bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirilecektir.

11’inci maddesinde, Banka, kendi şubeleri aracılığı ile gelir/aylık alan kişilerden I aya isabet eden gelir/ayllk tutarı;…

3 (üç) yıllık süre için peşin ve nakdi olarak promosyon ödemesi yapacaktır. Söz konusu 3 (üç) yıllık süre

içerisinde, gelir/aylık tutarlarında meydana gelecek yıllık artış dolayısıyla, gelir/aylık alanlara ilave promosyon ödemesi yapılmayacaktır. Bu tutarlar, Banka tarafından ödenecek asgari tutarlar olup Banka, kendi uygulamaları doğrultusunda söz konusu tutarları arttırabilecektir. Ancak söz konusu artış, her bir gelir/aylık aralığı İçin eşit oranda/tutarda yapılacak olup, bunun dışında herhangi bir farklılaştırma yapılamayacaktır. Ödenecek promosyon tutarının asgari tutarların üzerinde olması durumunda bu tutarlar, /

Banka tarafından Kuruma yazılı olarak bildirildikten sonra uygulanacaktır. Asgari promosyon tutarları, protokolün yürürlükte olduğu süre boyunca sabit kalacaktır.

17’nci maddesinde, Banka tarafından Promosyon ödemesi yapılan gelir/aylık alanlar, promosyon ödeme tarihinden itibaren 3 yıl süresince banka değişikliği yapamayacaktır. Bu protokol kapsamında promosyon ödenen gelir/aylık alanların, gelir/aylıklarının başka bankaya veya PTT’ye taşınmaması için promosyon ödeme tarihinden itibaren 3 yıllık süre boyunca gelir/aylıklarına Kurum tarafından banka değişikliğini engelleme amacıyla bloke konulacaktır.

18’inci maddesinde, Banka, 11’nci maddede belirtilen promosyonu alan, ancak ölüm dışında çeşitli nedenlerle (evlenme, işe girme, yaşını doldurma, vb.) gelir/ayllkları kesilenlerden, ödediği promosyonu kıstelyevm şekilde tahsil edebilecektir.

Bankaca, promosyon tutarının kıstelyevm şekilde gelir/aylık alanlardan yukarıda belirtilen gerekçelerle tahsil edilmesi gerektiği durumlarda, Kredili Mevduat Hesabından ya da Kredi Kartından tahsilat yapılamayacaktır.

23’üncü maddesinde, Bu Protokolde hüküm bulunmayan hususlarda, Kurum ile Banka arasında imzalanan ve yürürlükte bulunan “Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolü” hükümlerine göre işlem yapılacaktır.

hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

19) Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

20) Başvuru sahibi, özetle Türkiye Vakıflar Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye Halk Bankasından

emekli maaşı alan vatandaşlardan şayet haklarında icra takibi varsa ilgili banka tarafından banka promosyon ödemeleri yatırılmadığını, bu durumun vatandaşların mağduriyetine yol açtığını, söz konusu

3 kamu bankasının emekli maaş müşterisinin şayet hakkında icra takibi var ise promosyon ödememesi

yönündeki uygulamasının yasal dayanaklardan yoksun olduğu, söz konusu bankalar tarafından icra takibine dayalı borcu olan emekli vatandaşlara banka maaş promosyonu bedelinin ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile tavsiye niteliği karar verilmesini talep etmektedir.

21) Emekli aylığı alan kişilere maaş hesabı karşılığı bankalar tarafından ödenen promosyon ücretlerinin

icra takibi dolayısıyla kesilmemesi talebiyle ilgili söz konusu kamu bankalarınca Bankacılık faaliyetlerinin hukuki niteliği konusunda 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda bankacılık faaliyetinin kamu hizmeti olduğuna dair hükmün yer almadığı, söz konusu faaliyetlerin yürütülmesine yönelik kamusal yetki ve usullere yer verilmediği anlaşılmış olup serbest rekabet alanında özel yarar (kar elde etme)

amacına yönelik faaliyet gösteren bankaların yürüttükleri hizmet kamu hizmeti niteliği taşımadığı, 4603 sayılı kanun ile Kamu iktisadi teşebbüsü kurallarına tabi iktisadi devlet teşekkülü statüsünden çıkarılarak özel hukuk kurallarına bağlı anonim şirket konumuna geçirildiği, Banka ile müşterileri arasında yer alan ilişkinin özel hukuk hükümlerine tabi olması ve Bankanın “idare” tanımı içerisinde yer almadığı, /

22) Hesaba yatan promosyon tutarlarının muaccel Banka alacaklarına mahsup edildiği, Banka borçluların

(müşteri veya kefil) her türlü hak ve alacakları üzerindeki rehin ve hapis hakları, 4721 sayılı Türk Medeni

Kanununun 954 v.d. maddelerindeki düzenlemelere, takas ve mahsup haklarının ise; 6098 sayılı Borçlar

Kanununun 100-102 ve 139-145’inci maddelerindeki düzenlemelere dayanmakta olup borçlularla akdedilen kredi/kefalet sözleşmelerinde de bahsi geçen mevzuata uygun düzenlemeler çerçevesinde hükümler bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32’inci maddesi ve konuya dair emsal Yargıtay kararları gereğince; ikramiye, prim, bahşiş, komisyon, kârdan pay alma (temettü) ve bu nitelikteki (çalışanın/işçinin iş ilişkisinden doğan ve dönemsel olarak hak kazandığı) istihkaklar ücretin ekleri olarak nitelendirilerek ücretten sayılmakta ise de, (borçlu işvereni tarafından ödenmeyen, Banka tarafından ödenen) promosyon ödemesinin ücretten, maaş ve maaş eklentisi olarak sayılmayacağı, bu bağlamda söz konusu ödemeyle ilgili 5510 Sayılı Kanunu’nun 93’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin uygulanamayacağının düşünüldüğü,

23) Yine konuyla ilgili T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünün 17.12.2022 tarih ve

sayılı cevabi yazısında, “…Kurumun görev alanını düzenleyen 6328 sayılı Kanun’un

1 ve 5. maddeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, buna göre denetim kapsamının, kamunun

(idarenin) işlemleriyle ve kamu hizmetleriyle sınırlı olduğu, Bankanın bir kamu kurumu, personeli de kamu görevlisi olmayıp, sermayedeki kamu payı ne olursa olsun Anayasanın 128’inci maddesi uyarınca kamu hizmeti vermesi fiilen mümkün bulunmayan Bankanın Kanunun 3/e fıkrası kapsamında kabul edilebilmesinin de fiilen mümkün bulunmadığı açıktır. Bu itibarla; Kamu kurumu olmadığı Kanun ve

Yargı İçtihatları ile belirlenmiş ve tartışmasız bulunan Bankanın idare, personelinin kamu görevlisi, verilen hizmetin kamu hizmeti olarak tanımlanması mümkün bulunmadığından Banka ile müşterileri ya da personeli arasındaki işlemler özel hukuk hükümlerine tabi olup Kamu Denetçiliği Kurumu görev alanında bulunmamaktadır. Bu nedenle, Bankadan talep edilen bilgilerin verilmesi ve/veya tavsiye kararlarına uyulması 4603 sayılı Kanun, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6698 sayılı Kişisel Verileri

Koruma Kanunu kapsamında mümkün bulunmadığı” belirtilmiştir.

24) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından emekli aylığının bağlanması, aylığı bağlanan emekli

ve hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerini zamanında, doğru ve güvenli olarak yapılmasını sağlamakla yükümlüğü olduğu, promosyon ödenmesi ile ilgili herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, bankalar ile emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesine ilişkin protokol imzalandığı, SGK’nın emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesi ile ilgili görevinin bulunmadığı, sosyal sorumluluğun gereği olarak

SGK ile istekli bankalar arasında protokol imzalanması suretiyle usul ve esaslarının belirlendiği, anılan protokoller kapsamında promosyon ödemesinin peşin ve nakdi olarak yapıldığı, bankalar tarafından emekli ve/veya hak sahiplerine ödenen promosyon tutarının bankaların kaynağı olması nedeniyle

SGK’dan gelir/aylık alan emekli ve/veya hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerine aracılık eden

Bankaya/PTT’ye olan borçları nedeniyle “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenen emekli ve/veya hak sahiplerine, söz konusu Protokol’ün 10’uncu maddesi gereğince, taraflarına promosyon ödemesi yapılıp yapılamayacağı ile ilgili karar bankanın yetkisinde bulunduğu, emekli ve/veya hak sahiplerine banka maaş promosyonu bedelinin ödenmemesinin bankalar ile imzalanan “Sigortalı ve Hak Sahiplerine

İlk Bağlanan Gelir/Aylık Ödemeleri İle Gelir/Aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine İlişkin Protokol’ün 10’uncu maddesi hükmüne dayandığı açıklaması yapılmıştır.

25) Başvuru konusu hususlar hakkında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konunun

BDDK’nın görev ve yetki alanına girmediği, görev ve yetkilerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili mevzuatta belirtildiği, bahsi geçen emekli promosyon ödemelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bankalar arasında imzalanan çerçeve protokol ve her bir emekli ile banka arasında yapılan sözleşmelerde

/

yer alan hükümler çerçevesinde yapılmakta olduğu, Kurumun bu protokol ve sözleşmelerin tarafı olmadığı değerlendirmesi yapılmıştır.

26) Konuya ilişkin Türkiye Emekliler Derneğince, emeklilere promosyon ödenmesine ilişkin işlemlerin

Sosyal Güvenlik Kurumu ile Kamu Bankaları ve özel bankalar arasında imzalanan protokol çerçevesinde yürütüldüğü, promosyonların emeklinin kabul ve taahhüdü üzerine peşin olarak hesaplarına aktarıldığı, promosyon protokolü ve taahhüdünde emeklinin maaşı üzerindeki icranın promosyonları etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin özel bir hüküm yok ise promosyon ödemelerinin hak sahiplerine ödenmesi gerektiği görüşüne yer verilmiştir.

27) Kurumumuza ulaşan başvuruların konusunu genellikle bireysel mağduriyet iddiaları oluşturmakla

birlikte, toplumun çoğunluğunu ilgilendiren ve kamuoyunun gündemini oluşturan konular da

Kurumumuza yapılan başvurular arasında yer almaktadır. Kurumumuzun farklı görüşleri bir araya getirmek suretiyle gerçekleştirdiği çalıştaylar ile hazırladığı rapor ve kararlarda sorunların çözüme kavuşturulması ve uygulamaların iyileştirilmesine yönelik tavsiyelerde bulunulmuş ve çalışmalar kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Kurumumuz, görev alanına girmeyen başvuruları doğrudan incelememek yerine, yapıcı bir tavır sergileyerek başvurunun niteliğine göre başvurucuları sorunlarını çözebilecek mercilere yönlendirmekte, gerekli durumlarda inisiyatif alarak gerekli girişimlerde bulunabilmektedir.

28) Bankacılık sektörü ve bankalar, finansal sistem içerisinde finansal aracılık hizmetini yerine getiren en

önemli aktör olmanın yanında tüm ekonomiyi etkileyen büyük bir sektördür. Bankalar 5411 sayılı

Bankacılık Kanununda düzenlenmiş olan faaliyetleri yerine getirirken kar elde etme amacı gütmektedir.

Bununla birlikte bankaların, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması hedefleri bulunmaktadır.

29) Devlet mekanizması, doğrudan veya yetki verdiği hukuk süjeleri vasıtasıyla toplumun geneline

yayılan ihtiyaçların tam ve eksiksiz surette giderilebilmesi için kamu yararını gözeterek faaliyette bulunmaktadır. Bu kapsamda, toplumsal ihtiyaçların yoğun olarak gözlendiği bazı alanlar, vatandaşlara asgari standartların sağlanması gerekliliğiyle öne çıkmaktadır. Özellikle güvenlik, sağlık, eğitim gibi temel kamu hizmeti alanlarına konu hususlar, vatandaşlar bakımından olmazsa olmaz niteliktedir. Bu yönüyle anılan hizmet sahalarının, kamu yararının gerçekleştirilmesi bakımından daha öncelikli olduğu söylenebilecektir.

30) Anayasanın 2’nci maddesinde açıkça Devletin nitelikleri arasında sayılmış olan sosyal devlet ilkesi

ele alınmalıdır. Toplumun tüm üyelerinin Anayasa ile belirlenmiş olan Devlet edimlerine muhtaç olduğu göz önüne alındığında ve sosyal devlet ilkesinin genel itibariyle bahse konu bu edimlerin Devlet tarafından “insan onuruna yakışır bir yaşamı güvence altına almak için” yerine getirilmesi olarak anlaşılması karşısında; Devletin toplumun ihtiyaçlarına ve ekonomik gereklere cevap vermesinin beklenmesi tabiidir.

31) Anayasa Mahkemesi, söz konusu ilkeye yönelik olarak 14/05/2015 tarihli ve 2014/177 E., 2015/49 K.

sayılı kararında, “…sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirmek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın

/

özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılar” değerlendirmelerinde bulunmuştur. Gerçekten de bu ilke, vatandaşlara “en geniş anlamda yaşam güvencesi” sağlanmasını gerektirmektedir.

32) Sosyal devlet olmanın gerekleri sadece Devlet tarafından sosyal yardımlarda bulunulmasıyla

sınırlandırılamaz, bireylere ihtiyaçları olan ekonomik değerlerin sağlanması da sosyal devletin vatandaşlarını kuşatıcı rolünü tamamlayıcı niteliktedir. Bu yönüyle de kamu bankalarının başvurulara konu olan uygulamaları hassasiyet taşımakta olup kamusal yönü ağır basmaktadır.

33) Kurumumuzun bağımsız olarak yürüttüğü inceleme neticesinde, başvurunun yerinde olduğu

kanaatine varılması halinde Tavsiye Kararı verilmekte ve kararının içeriğinde; hatalı davranıldığının kabulü, zararın tazmini, uygulamanın düzeltilmesi, işlem yapılması veya eylemde bulunulması, işlemin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya düzeltilmesi, düzenleme yapılması, uzlaşmaya gidilmesi ve tedbir alınması gibi hususlar önerilebilmektedir.

34) Nitekim özellikle son dönemde, Kurumumuza ulaşan başvuruların bir kısmını, kamu çalışanları ve

emeklilerin almış olduğu banka promosyonlarının güncellenmesi, promosyonların ödenmesi ve günün ekonomik şartlarına uygun hale getirilmesine ilişkin talepler oluşturmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar arasında, ekonomik veriler ve hedefler dikkate alınarak promosyon anlaşması yapılmakta ve kamu görevlilerine ve emeklilere ek mali imkân sağlanmaktadır. Nitekim pandemi süreci ile başlayan küresel krizin yansıması olarak ekonomide yaşanan dalgalanmaların sonucu oluşan enflasyon rakamları bankalara yatırılan ödemelerin miktarını da artırmıştır.

35) 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun temel amacının sosyal sigortalar ile

genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek olduğu açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik sistemi kapsamında olmanın uzun vade için en önemli sonucu emekliliktir. Sosyal güvenlik en geniş tabiriyle kişileri mesleki, fizyolojik ve sosyoekonomik riskler dolayısıyla karşı karşıya kaldıkları tehlikelere ve zararlara karşı korumayı hedefleyen güvencedir.

(Zunluoğlu, 2014: 7) Sosyal güvenlik desteğiyle birlikte birey emeklilikle bir nevi güvence altına alınmış olur. Bireylerin sosyal güvenliklerinin teminat altına alınması, sosyal devlet olma ilkesinin gereğidir.

36) Anayasa Mahkemesi’nin 2016/5785 no’lu Bireysel Başvuruyla ilgili verdiği 11/9/2019 tarihli

kararında, “Sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilmektedir.

Sosyal güvenlik bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmıştır (AYM, E.2006/111, K.2006/112, 15/12/2006).” yer almaktadır.

37) Bu kapsamda sosyal devlet ilkesi gereğince emeklilere emekli olduktan sonra yaşamlarını sürdürecek

bir emekli aylığı bağlanmaktadır. Bununla birlikte, 20/07/2007 tarihli ve 26588 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/21 nolu Başbakanlık Genelgesinin 4’üncü maddesi, daha sonra 10/08/2010 tarihli ve

27668 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/17 no’lu Başbakanlık Genelgesi ile değiştirilerek, “Banka

tarafından verilecek promosyon miktarının tamamı personele dağıtılacaktır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu

genelgeler ile, kamu görevlilerine promosyon hakkı tanınmış, bunun yanında daha önceleri bir kısmı birim personelinin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması karara bağlanan promosyonun hepsi maaş sahiplerine dağıtılması şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan 14/02/2017 tarihinde yapılan düzenleme ile emeklilere de maaş promosyonu hakkı tanınmış olup yapılan kanuni düzenleme ile birlikte emekli ikramiyelerinin ve Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamında Gelir/Aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine

İlişkin Protokol 14/02/2017 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu ile 14 banka ve PTT arasında imzalanıp yürürlüğe girmiştir. Bankaların verdiği bu maaş promosyonları ile ilgili olarak genelgeler yayımlanmış, bu genelgelerle bir yandan promosyonların oran ve ödeme şeklinde takip edilecek esas ve usuller belirlenirken, diğer taraftan çalışanlara promosyon yansıtılması bankalar için zorunlu hale getirilmiştir.

Emekliler, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun protokol imzaladığı kurum veya bankalardan birini tercih etme imkanı bulunmaktadır.

38) “Bankacılık uygulamasında promosyonlar, ilk olarak kurum personelinin maaşlarının bankada

bulunacağı sürede bankanın elde edeceği gelir beklentisine karşılık verilmektedir. Banka tarafından kurumlara promosyon adı altında yapılan ödemeler belli bir ivaz karşılığında yapılmaktadır. Dolayısıyla bunların bağış olarak kabul edilebilmesi ve Bankacılık Kanunu madde 59’da yer alan bağış sınırına tabi tutulması mümkün değildir…Kamu görevlilerinin aylık ve ücretleri karşılığında Kurumların aldığı promosyonların nasıl değerlendirileceğine dair Başbakanlık Genelgesi 20 Temmuz 2007 tarih ve 26588 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu genelgeye göre Bankalar tarafından verilecek promosyonların tamamının personele dağıtılması genel ilke olarak benimsenmekle birlikte toplam miktarın üçte birini geçmemek üzere ilgili Kurumun faaliyetlerini sürdürmesi için gerekli ve zaruri harcamalara ayrılabileceği belirlenmiştir…Ayrıca bu düzenlemede de Bankaların verdiği promosyonlara ilişkin olarak “ayni ve/veya nakdi ek mali imkanlar” tanımlaması yapılmıştır. Bu çerçevede verilen promosyonların bağış olarak tanımlanması bir tarafa bir karşılık temelinde sunulan mali imkan olduğu vurgusu yapılmıştır.” (https://www.tbb.org.tr/Dosyalar/Arastirma_ve_Raporlar/bankacilik_kanunu_acindan_bagis_ve_yardiml ar.pdf)

39) Benzer bir başvuruyla ilgili Kurumumuzun verdiği 2016/532 no’lu başvuruya ilişkin 15/06/2016

tarihli “Tavsiye Kararında”;

39.1) “Kurumumuza iletilen Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü’nün 20/05/2016 tarihli

ve 6127 sayılı yazısında özetle; 6.1. “Promosyon” adı altında bankalar tarafından sunulan bu ek mali imkânların tasarrufuna ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşlarında uygulama birliğinin sağlanması amacıyla 19/07/2007 tarihinde “Banka

Promosyonları” konulu 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesinin yayımlandığı, 2008/18 ve 2010/17 sayılı Başbakanlık Genelgeleriyle söz konusu Genelgede bazı değişikliklerin yapıldığı,

39.2) 2008/18 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile 2007/21 sayılı Genelgenin 5 inci maddesinde yapılan

değişiklikle; banka promosyonlarının ödeme takvimi ve tutarı konusunun, bankalarla kurumlar arasında yapılan protokollere bırakıldığı, böylece promosyon ödemelerinde kamu kurum ve kuruluşlarına teşkilat ve personel yapılarına uygun yöntemleri tercih etmeleri konusunda imkân tanındığı,

39.3) Keza, kurumların bankalarla yaptıkları protokol tarihinden sonra göreve başlayan personelin hangi

koşullarla banka promosyonlarından yararlanabileceğine ilişkin hususların niteliği itibarıyla uygulamaya ilişkin olduğu; kurumların teşkilatı, personel yapısı ve hareketlerine göre değişebileceği göz önüne alındığında; genel bir düzenlemeye konu edilmesi yerine, kamu kurum ve kuruluşlarının bankalarla

/

yaptıkları protokoller çerçevesinde ele alınmasının daha uygun olduğunun değerlendirildiği ifade edilmiştir.

39.4) Kamu görevlilerinin aylık ve diğer özlük hakları bankalar ile ilgili kamu görevlisinin çalıştığı

kurum arasında yapılan sözleşme ve protokoller çerçevesinde bankalar aracılığıyla ödenmekte, bankalar ise bu ödemelerden gelir elde etmektedirler. Bu gelirin karşılığı olarak bankalar tarafından ilgili kurumlara promosyon adı altında mali imkanlar sunulmaktadır. Bankalar tarafından sunulan bu ek mali imkânların tasarrufuna ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşlarında uygulama birliğinin sağlanması amacıyla 14, 15 ve 16 numaralı paragraflarda bahsedilen Başbakanlık Genelgeleri düzenlenmiştir.

39.5) Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, protokol tarihinden sonra

işe başlayan personele promosyon ödemesi yapılıp yapılamayacağı hususunda Banka ile yazışmalar yapıldığı, Banka tarafından protokolün yukarıda bahsedilen 4.5. maddesi gereğince söz konusu ödemeyi yapamayacağı yönünde cevap verildiği; İdarenin de Banka tarafından verilen bu yöndeki cevaplara istinaden işlem yapamadığı anlaşılmıştır. İdarenin de iradesini ortaya koyarak imzaladığı bu protokolden kaynaklanan uyuşmazlıklarda idarenin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilemez. Bu anlamda idare, protokolü imzaladığı tarihte basiretli davranarak Kurumunda daha sonra yeni çalışanlar istihdam edeceğini hesaplamalı ve öngörülebilirlik ilkesine uygun hareket edip sözleşme hükümlerini tartışarak imza altına almalıdır. Aksi takdirde idare, Anayasanın 125 inci maddesinde de yer verildiği üzere, çalışanına vermiş olduğu bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Bu yönüyle idarenin şikâyete konu edilen işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

39.6) Bunun yanı sıra Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 6 numaralı paragrafta yer

verilen görüşlerinde; kurumların bankalarla yaptıkları protokol tarihinden sonra göreve başlayan personelin hangi koşullarla banka promosyonlarından yararlanabileceğine ilişkin hususların niteliği itibarıyla uygulamaya ilişkin olduğu ve kurum ve kuruluşlarının teşkilatı, personel yapısı ve hareketlerine göre bankalarla yaptıkları protokoller çerçevesinde ele alınmasının daha uygun olacağı yönünde değerlendirme yapılmış olup; idareler kendilerine tanınan hareket alanı içerisinde öngörülebilirlik ilkesi çerçevesinde en makul çözümü bulmaları gerekmektedir. Nitekim şikâyet edilen idare küçük bir teşkilatlanma olduğundan ve personel sayısının da az olduğu anlaşıldığından, teşkilat yapısı ve personel sayısında çok büyük değişikliklerin olmayacağı da aşikârdır. Bu anlamda personel hareketliliğinin tahmin edilebilir bir çerçevede kalacağının öngörülmesi mümkündür.” şeklinde karar verilmiştir.

40) Yine Kurumumuzun bir diğer 2022/9072 no’lu başvuruya ilişkin 07/12/2022 tarihli “Tavsiye

Kararında”

“15.Söz konusu Genelge, bankalarla yapılacak protokollere ilişkin uyulması gereken genel çerçeveyi çizmiş olup promosyon ödemeleri bağlamındaki tereddütleri bir noktaya kadar gidermiştir. Ancak zaman içinde değişen şartlarla birlikte, Genelgenin 4 üncü ve 5 inci maddelerinin yeniden ele alınması gerekmiş ve bu kapsamda söz konusu maddelerde değişiklik öngörmek üzere sırasıyla 2008/18 sayılı ve 2010/17 sayılı Başbakanlık Genelgeleri çıkarılmıştır. 2007/21 sayılı Genelgenin 5 inci maddesindeki değişiklikle, kamu kurum ve kuruluşlarının promosyon ödemelerini ne miktarda ve ne kadar sürede yapacaklarına ilişkin sınırlayıcı hüküm ortadan kaldırılmıştır. Böylece ilgili kurumların kendi öznel şartlarını değerlendirerek bu ödemeyi yapmaları hususunda geniş bir takdir sahası oluşturulmuştur. Söz konusu

Genelgenin 4 üncü maddesinde yapılan değişiklikle ise, bankadan alınacak promosyon miktarının tamamının personele dağıtılacağı esası benimsenmiş ve bu suretle promosyon bedelinin üçte birine kadarki kısmının ilgili kurum personelinin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılabileceğine ilişkin yaklaşım

/

terkedilmiştir. Bu hususlar, promosyon bedelinin, kamu personelinin aylık veya ücretinin tamamlayıcı parçası olduğu gerçeğinin kabulüne işaret etmektedir.” şeklinde karar verilmiştir.

41) Antalya 1’inci İdare Mahkemesinin 13/06/2013 tarih ve 2012/997 E. 2013/888 Karar sayılı ilamında,

“Bu çerçevede, önceki yıllarda kamu kurumlarının aylıkların ödeneceği bankalarla protokol imzalamaları karşılığında sunacakları hizmet kalitesinin dışında ilgili kurumlara promosyon adı altında ayni veya nakdi ek mali imkanlar sunmuş, ancak sunulan bu ek mali imkanların tasarrufuna ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından uygulamada bu imkanlar kurum hizmetlerine tahsis edilmiş ve/veya çalışanlarına paylaştırılmış, yani bu husus ilgili kurumların taktirine bırakılmıştır.” kararına yer verilmiştir.

42) Başvuruya konusunun SGK, Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR kapsamındaki emeklilerin haklarında

başlatılan icra takibi gerekçe gösterilerek emekli maaşlarının yattığı kamu bankaları tarafından kendilerine promosyon ödemesi yapılmadığı hususunun irdelenmesi gerekir. Haciz, cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun 82’nci maddesinin 9’uncu fıkrası doğrultusunda emekli maaşının haczedilemez oluşu esastır. Emekli aylığının haczedilemeyeceğine ilişkin hüküm 5510 sayılı

Kanun’un 93’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, 5510 sayılı Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. SGK’nın ilgili emekli kişiden prim, SGDP gibi bir kurum alacağı var ise bu durumda emekli maaşı haczedilebilir.

SGK’ya borcu olan ve emekli aylığı alanların maaşlarının dörtte biri haczedilebilmektedir. Böylesi bir durumda haczedilecek maaş miktarı da emekli maaşının % 25’inden fazla olamaz. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.

43) Buna göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun

muvafakatinin bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir. Kanun hükmüne göre emeklinin maaşına, üçüncü kişilere olan borcu nedeniyle haciz konulabilmesi için borçlu emeklinin izninin rızasının olması gerekmektedir. Alacağın takibini yapan icra daireleri, emeklinin maaşına haciz konulması için yazılı rızası yok ise haciz taleplerini reddetmektedir. Emekli insanların çalışmak zorunda olmadan hayatlarını sürdürebilmeleri sosyal devlet ilkesi bakımından çok önemlidir. Çalışmak zorunda kalmamak için yeterli düzeyde düzenli bir gelire sahip olmak gerekir. Yaşlılık aylığı, kişinin insan onuruna yaraşır asgari bir yaşam sürmesi için gerekli olduğu; sosyal güvenlik, ekonomik yönden güçsüzleri, insanca yaşamak için yeterli geliri olmayanları koruyup kollamak için vardır.

44) Yine 6772 sayılı kanun kapsamında çalışan işçilerin İlave tediye ödemesinin nitelik itibariyle bir tür

ücret olduğu, üzerine haciz konamayacağı veya ilave tediyelerin borç için haczedilemeyeceği kanun maddesinde açıkça hüküm altına alınmıştır. Öte yandan 5510 Sayılı Kanunun 93’üncü maddesi gereğince haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedileceği, yasa maddesinde öngörülen emekli maaşının haczedilemeyeceğine ilişkin kuralın emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkin olduğu ortaya çıkmaktadır. 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanununun 83’üncü maddesinde ise maaşların, tahsisat ve her nevi ücretlerin, intifa hakları ve hasılatının, ilama müstenit olmayan nafakaların, tekaüt maaşlarının, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca

lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabileceği, ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamayacağı açıkça düzenlenmiştir.

45) Anılan yasa maddesinin gerekçesi irdelendiğinde haciz olunacak miktarın ¼’ten aşağı olamayacağı,

haciz prensiplerine göre borçlunun haddi asgari geçimine lazım olan eşyanın haczedilemez olduğu, borçlunun geçimini temine kafi olandan fazlasının haczedilebileceği, “alacaklara yetecek miktarın” saptanması konusunda icra müdürüne bir takdir hakkı tanındığı, asgari geçim düzeyi takdir edilirken borçlunun alelade yaşamak için lazım olan asgari parayı nazarı itibare alacaktır. Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar borçlu ve ailesinin geçinmesi için icra memuru tarafından takdir edilen miktarın tenzilinden sonra haczolunabilir. Alacak haklarının haczedilebilmesi için borçlunun ve ailesinin asgari geçim haddini aşması gerekmektedir. Söz konusu maddelerle bir yandan alacaklının tatmini için borçlunun mal varlığı cebri icranın konusu olarak güvence altına alınırken, diğer yandan icra takibi yapılan borçlunun ve onun ailesinin ekonomik ve insan onuruna yaraşır varlığı korunmaktadır. Bir mal veya hakkın haczedilemez nitelikte olup olmadığını takdir etme görev ve yükümlülüğü icra müdürüne ait olup, icra müdürü takdir yetkisini kullanırken, özellikle borçlunun insan onurunu dikkate alması gerekmektedir.

46) Buna göre, Kamu bankalarının SGK ile yaptıkları protokol kapsamında emekli aylıklarının ödendiği

emeklilere icar takibinden dolayı emekli aylıklarının kesilmesiyle ilgili bankaların 5411 sayılı Bankalar

Kanunu’nda bankacılık faaliyetinin kamu hizmeti olduğuna dair hükmün yer almadığı, İdare tanımı içerisinde yer almadıkları, dolayısıyla Banka ile müşterileri arasında yer alan ilişkinin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, söz konusu promosyon ödemesinin ücretten, maaş ve maaş eklentisi olarak sayılmayacağı, ödemeyle ilgili 5510 Sayılı Kanunu’nun 93’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin uygulanamayacağının düşünüldüğü belirtilmiştir. Yine SGK tarafından promosyon ödenmesi ile ilgili herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, bankalar ile emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesine ilişkin protokol imzalandığı, SGK’nın emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesi ile ilgili görevinin bulunmadığı, sosyal sorumluluğun gereği olarak SGK ile istekli bankalar arasında protokol imzalanması suretiyle usul ve esaslarının belirlendiği, söz konusu Protokol’ün 10’uncu maddesi gereğince, hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerine aracılık eden Bankaya/PTT’ye olan borçları nedeniyle “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenen emekli ve/veya hak sahiplerine promosyon ödemesi yapılıp yapılamayacağı ile ilgili karar bankanın yetkisinde bulunduğu, öte yandan Bankacılık

Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konunun BDDK’nın görev ve yetki alanına girmediği, bahsi geçen emekli promosyon ödemelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bankalar arasında imzalanan çerçeve protokol ve her bir emekli ile banka arasında yapılan sözleşmelerde yer alan hükümler çerçevesinde yapılmakta olduğu belirtilmiştir.

47) Mezkur Kurumumuz kararlarında belirtildiği üzere, Başbakanlık Genelgeleriyle banka

promosyonlarının banka promosyonlarının ödeme takvimi ve tutarı konusunun, bankalarla kurumlar arasında yapılan protokollere bırakıldığı, promosyon konusunun genel bir düzenlemeye konu edilmesi yerine, bankalarla yapılan protokoller çerçevesinde ele alınmasının daha uygun olduğu, Bankalar tarafından sunulan bu ek mali imkânların tasarrufuna ilişkin olarak söz konusu protokollerle belirlenmesi gerektiği, emeklilere promosyon verilmesinin yasal zorunluluktan ziyade yukarıda belirtilen Başbakanlık

Genelgeleri ve sözleşmeye bağlanan protokollerle zorunlu hale getirildiği, promosyon bedelinin, kamu personelinin aylık veya ücretinin tamamlayıcı parçası olduğu, promosyon uygulamasının bahse konu

Mahkeme kararında belirtildiği üzere Kurumların takdirine bırakıldığı, BDDK tarafından emekli

promosyon ödemelerinin SGK ile bankalar arasında imzalanan çerçeve protokol ve her bir emekli ile banka arasında yapılan sözleşmelerde yer alan hükümler çerçevesinde yapılmakta olduğu, mevcut protokol hükümleri incelendiğinde banka promosyonunun emekli maaşının ilgili bankaya taşıması karşılığında ödendiği değerlendirilmiştir.

48) Promosyonla ilgili protokol hükümleri irdelendiğinde, bankalar tarafından ödenecek promosyon

tutarının protokol ekinde yer alan taahhütnamenin taraflarca imzalanmasıyla bankanın yükümlülük altına girdiği, Gelir/aylık alanlardan Bankaya olan borçları Banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar

Hesabı”nda izlenenlerin durumu Bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirileceği, 3 (üç) yıllık süre için peşin ve nakdi olarak promosyon ödemesi yapılacağı, bu Protokolde hüküm bulunmayan hususlarda, Kurum ile Banka arasında imzalanan ve yürürlükte bulunan “Gelir/Aylık

Ödemeleri Protokolü” hükümlerine göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir.

49) İcra ve iflâs hukukunda, kural olarak borçlunun ekonomik değeri bulunan bütün mal, alacak ve

haklarının haczedilebileceği kabul edilmekle birlikte, İcra ve İflâs Kanununda bazı nedenlerden dolayı, borçlunun bazı mal, alacak ve haklarının haczedilemeyeceği öngörülmüştür. Haczedilemeyen mal ve haklara ilişkin bu düzenlemede, kamu düzeni ve kamu yararının yanı sıra, alacaklıların menfaatinin korunması, insani duyguların rencide edilmemesi gibi ölçülü bir şekilde yaklaşılmıştır. Kanun koyucu söz konusu düzenlemelerle alacaklı ve borçlunun menfaatleri arasında sosyal hukuk devleti gereklerine göre bir denge kurulmasına önem vermiştir.

50) Bununla ilgili Türkiye Emekliler Derneğince emeklilere promosyon ödemesinin SGK ile bankalar

arasında yapılan protokol hükümleri gereğince belirlendiği, promosyon ödemelerinin protokolde ayrı bir özel hüküm yoksa promosyon ödemelerinin hak sahiplerine ödenmesi görüşüne yer verildiği, öte yandan kamu kurumlarıyla bankalar arasındaki örnek maaş protokol taslaklarında, kesinti yapılması gereken durumlarda Kuruluştan yazılı görüş alınması ve bu görüş doğrultusunda hareket edileceğinin protokollerle belirlendiği, protokole hükümler konulduğu görülmektedir.( https://sanliurfaism.saglik.gov.tr/Eklenti/56455/0/maas-ve-banka-promosyon-protokoludoc.doc; https://www.dhmi.gov.tr/Lists/IhaleIlanlari/Attachments/640/maas-odeme-promosyon-protokolu.pdf; https://www.aile.gov.tr/media/37662/2-protokol-ornegi.pdf)

51) Sonuç olarak yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, ilgili İdarelerin açıklamaları, anılan mevzuat

hükümleri, yargı ve Kurumumuz tavsiye kararları ile dosya içindeki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bilindiği üzere, pandemiden kaynaklı enflasyon oranlarında artışlar, küresel düzeyde tedarik zincirinde yaşanan aksamalar, artan piyasa fiyatları karşısında sabit gelir sahibi emeklilerin çalışmak zorunda olmadan hayatlarını sürdürebilmelerinin sağlanmasının sosyal Devlet olmanın bir gereği olduğu, yaşlılık aylığının kişinin insan onuruna yaraşır asgari bir yaşam sürmesi için gerekli olduğu, sosyal güvenliğin ekonomik yönden güçsüzleri, insanca yaşamak için yeterli geliri olmayanları koruyup kollamak için sosyal devlete anayasal bir sorumluluk verdiği, sosyal devlet olmanın gerekleri sadece Devlet tarafından sosyal yardımlarda bulunulmasıyla sınırlandırılamayacağı, bireylere ihtiyaçları olan ekonomik değerlerin sağlanması da sosyal devletin vatandaşlarını kuşatıcı rolünü tamamlayıcı nitelikte olduğu, emeklilerin çalışmak zorunda olmadan hayatlarını sürdürebilmeleri sosyal devlet ilkesi bakımından çok önemli olduğu, çalışmak zorunda kalmamak için yeterli düzeyde düzenli bir gelire sahip olması gerektiği, mezkur yasa hükümleri uyarınca emekli maaşlarının haczedilemez oluşunun kamu düzeninden kaynaklandığı, zira emekli maaşlarının asgari geçim düzeyiyle bağlantılı olduğu, öte yandan emekli aylıklarının üçüncü kişilere olan borcu nedeniyle haciz konulabilmesi için borçlu emeklinin izninin rızasının olması gerektiği, /

52) Bu kapsamda sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak emekli kişilere söz konusu maaş protokolleri

kapsamında ödenen promosyonların emekli aylığından bağımsız değerlendirilmeyeceği, dolayısıyla bu promosyonların maaşın bir eklentisi olarak kabul edilmesi gerektiği, artan enflasyon oranları karşısında sabit gelirli olan emeklilerin asgari geçim seviyesinin korunmasının sosyal devlet ilkesi açısından kaçınılmaz olduğu, Anayasamızda sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gereken arasında yaşlıların vurgulandığı, buna göre sabit gelirli emeklilere maaş protokolleri kapsamında promosyonların emekli aylığı gibi hazce konu yapılmamasının sosyal Devlet ilkesi ve hakkaniyetin gereği olduğu değerlendirildiğinden emeklilere ait maaş protokollerinde promosyon ödemelerinin haciz işlemine tabi tutulmamasına yönelik tedbir alınması sonuç ve kanaatine sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

53) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin başvurana verdiği cevapta hangi sürede, hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

54) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ

tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Sosyal adaletin tesis edilmesi ve sosyal Devlet ilkesi açısından emeklilere anlaşmalı bankalar tarafından ödenen promosyon tutarlarının herhangi bir kesintiye uğramadan ödenmesinde tedbirler alınması, yapılacak protokollerde bu durumun göz önünde bulundurulması hususunda SOSYAL GÜVENLİK

KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Kararın bir nüshasının Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O Genel Müdürlüğü, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi Genel

Müdürlüğü ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna gönderilmesine,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi tarafından karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi