|
ÖZET: Başvuran, emeklilik hizmet süresinin yanlış hesaplandığını ve emekli aylığı ile ikramiyesinin geç ödendiğini öne sürerek, bu durumun düzeltilmesini talep etmiştir. Başvuru, 30 Aralık 2021 tarihinde yapılmış olup, emeklilik işlemleri sırasında hizmet süresinin 40 yıl 7 ay olarak dikkate alındığı, oysa kendisine gönderilen belgelerde bu sürenin 40 yıl 11 ay 7 gün olarak belirtildiği ifade edilmiştir. Ayrıca, emekli aylığı ve ikramiyesinin, emeklilik tarihinden dört ay sonra ödendiği, bu nedenle yasal faiz talep edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın hizmet süresinin hesaplanmasında herhangi bir hata olmadığını, 18 yaş altındaki sürelerin dikkate alınmadığını belirtmiştir. Emekli aylığı ve ikramiyesinin ödenme tarihleri arasında yasal faiz uygulanmasına dair bir düzenleme bulunmadığı ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar vermiştir. Başvuranın hizmet süresinin 41 yıl 11 ay 7 gün olarak dikkate alınması talebi reddedilmiş, ancak emekli aylığı ve ikramiyesinin ödendiği tarih ile emekli aylığının başlangıç tarihi arasındaki gecikme için yasal faiz ödenmesi konusunda Sosyal Güvenlik Kurumu’na düzenleme yapılması önerilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/8135-S.22.12486
BAŞVURU NO : 2021/22132
KARAR TARİHİ : 24/06/2022
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI 180
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın hizmet süresi hesabının düzeltilmesi ile emekliliğe hak kazandığı tarihten dört ay sonra ödenen emekli aylığına ve emekli ikramiyesine faiz uygulanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 30/12/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, işe başlangıç tarihi 30/08/1983 olarak görünmesine ve hizmet süresi kendisine gönderilen yazılarda 40 yıl 11 ay 7 gün olarak gösterilmesine rağmen emeklilik işlemlerinde 40 yıl 7 ay olarak dikkate alındığını, diğer taraftan 2020 yılı Kasım ayında bağlanan emekli aylığı ve ikramiyesinin emeklilik işlemlerinin yürütülmesi sırasında idareden kaynaklanan sebeplerle ancak 2021 yılı Mart ayında tahakkuk ettirildiğini belirterek hizmet süresinin yeniden hesaplanmasını, emekli ikramiyesi ve emekli aylığının yeniden hesaplanan hizmet süresi dikkate alınarak 2021 yılı katsayılarına göre ve yasal faiziyle ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünce gönderilen 01/04/2022 tarihli ve sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle; 2.1. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 12 nci maddesinin “Bu Kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartiyle, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar.” Hükmü gereği 5434 sayılı
Kanuna tabi geçerli bir hizmetin olabilmesi için öncelikle 5434 sayılı Kanunla tanınan haklardan yararlanılmaya başlanması, bu haklardan faydalanabilmek için de 18 yaşın doldurulmuş olması şart olduğu, 2.2. Aynı Kanunun mülga ek 21 inci maddesinin ise “Bir meslek veya sanat okulunu bitirenlerden, Türk
Medeni Kanunu Hükümlerine göre kazai rüşt kararı almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığına tabi ve öğrenimleri ile ilgili görevlere atananlar hakkında, 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yazılı 18 yaşın bitirilmiş olması şartı aranmaz.” hükmünü ile 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yazılı 18 yaşın bitirilmiş olması şartına bir istisna getirildiği, dolayısıyla astsubaylığa nasbedilmeden önce 18 yaşın altında öğrenci olarak geçen sürelerin 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasında dikkate alınan süre olarak nitelenmediği, 2.3. Diğer taraftan, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 30 uncu maddesinin
“İştirakçilere bu kanunun 13 üncü maddesi ile tanınan haklar, durumlarına göre 14 üncü maddenin (a) veya (b) fıkraları gereğince ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu ay başından başlar.” hükmünü, maddede bahsi geçen mülga 14 üncü maddenin “Sandığın gelirleri şunlardır: a) İştirakçilerin emeklilik keseneğine esas aylık tutarları üzerinden her ay kesilecek %16 emeklilik kesenekleri; b) Emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye ilk defa girenlerin veya önceden emeklilik hakkı tanınan vazifelerde bulunmadan çalışmakta olduğu vazifesi emekliliğe tabi hale getirilenlerin (Bu vazifelerde çalışmakta olanlarla kesenekleri geri verilenlerden bunları iade etmek istemeyenler dahil) emekliliğe esas ilk tam aylık veya ücretlerinden kesilecek %25 giriş kesenekleri; Bu gibilerden o ay için ayrıca (a) fıkrasında yazılı %16 kesilmez.” hükmünü, yine mülga 31 inci maddenin “Fiili hizmet müddeti, iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir…” hükmünü amir olup, buna göre aybaşından sonra göreve girenlerin göreve başladıkları tarih ile o ayın sonuna kadar ödenen kıst aylıklarından kesenek alınmadığından, hizmetlerinin tam aylık ödenerek tam kesenek kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiği, 2.4. Buna göre, başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilk defa 30.08.1983 tarihinde astsubay sınıf okulunda öğrenciliğinin başladığı, 06.01.1984 tarihinde 18 yaşını doldurduğu, 31.07.2016 tarihinde
669 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu kapsamda emekliliğe esas hizmet süresinin 01.02.1984
– 01.09.1984 Astsubay Okulu öğrenciliğinden dolayı 7 ay, 01.09.1984 – 15.08.2016 arası çalışmalarından dolayı 31 yıl 11 ay 14 gün, Fiili hizmet süresi zammından dolayı 7 yıl 11 ay 26 gün olmak üzere toplam 40 yıl 6 ay 10 gün olarak tespit edildiği, 2.5. Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanunun “Aylıkların Başlangıcı” başlıklı mülga 91 inci maddesinin “Bu
kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar:
… c) Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanlara veya ölenlere emekli ve adi malüllük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından; …” hükmü ile 4/1-c kapsamındaki sigortalılardan, açıkta iken (sigortalılığı herhangi bir nedenle sona erdikten sonra) emeklilik talebinde bulunanlara bağlanacak aylığın başlangıcının müracaat tarihlerini takip eden ay başı olacağı hükme bağlandığı, 2.6. Aynı Kanunun emekli ikramiyesi esaslarını düzenleyen 89 uncu maddesi ile gerek sadece 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki hizmetleri esas alınarak aylık bağlanan veya toptan ödeme yapılanların, gerekse mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananların emekli ikramiyelerinin hesaplanmasında, ilgililere bağlanan aylığın başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan katsayıların esas alınacağının (aylık bağlandığı tarihteki katsayılar esas alınarak hesaplanan emekli ikramiyesi hakkında, aylık bağlandığı tarih ile emekli ikramiyesinin ödendiği tarih arası için yasal faiz veya enflasyon farkı ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı) açıkça düzenlendiği, /
2.7. Buna göre, emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; başvuranın Kurum kayıtlarına 15.10.2020 tarihinde geçen 08.10.2020 tarihli dilekçesi ile emekli olmayı talep etmesi ve eşi ile kızını vekil tayin etmesi üzerine 11.11.2020 tarihli yazıları ile başvurana 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 397 nci maddesi kapsamında vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinden alınacak vasi kararı ile denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesinden alınacak izin kararının Kuruma gönderilmesi gerektiğinin bildirildiği, 2.8. Bilahare, ilgilinin kızı ve vekili Nihan ŞEN tarafından 19.11.2020 tarihli dilekçe ekinde ilgilinin yargılandığı davada cezasının kesinleşmediği ve dolayısıyla hükümlü değil hüküm özlü olduğuna dair
Adalet Bakanlığı Bandırma 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden alınan belgenin ve vekaletnamenin Kuruma ibraz edildiği, bunun üzerine, 24.12.2020 tarihli yazı ile Jandarma Genel
Komutanlığından 5434 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinin (ç) fıkrası uyarınca düzenlenecek emekliye sevk onayının gönderilmesinin talep edildiği, 2.9. Jandarma Genel Komutanlığının 04.02.2021 tarihli yazısı ekinde Kurumca talep edilen emekliye sevk onayının gönderilmesi üzerine 25.02.2021 tarihli ve sayılı işlem ile 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve +3600 ek gösterge rakamı üzerinden 32 yıl 6 ay 14 gün fiili hizmeti ve bu hizmetine karşılık hak kazandığı 7 yıl 11 ay 26 gün fiili hizmet süresi zammı olmak üzere 5510 sayılı Kanunun 4/1(c) bendi kapsamındaki toplam 40 yıl 6 ay 10 gün hizmet süresine karşılık, açıkta iken ilk defa aylık bağlanması talebinde bulunduğu dilekçesinin Kurum kayıtlarına geçtiği 15.10.2020 tarihini takip eden aybaşı olan 01.11.2020 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlandığı ve aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan katsayılar esas alınarak (40) tam hizmet yılına karşılık 216.415,24 TL emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği, bu işlem sonucundan yine 25.02.2021 tarihli yazı ile Kurumuna ve ilgiliye bilgi verildiği, 2.10. Öte yandan, söz konusu aylık bağlama işlemi ile emekli ikramiyesiyle birlikte 01.11.2020-
28.02.2021 tarihlerini kapsayan döneme ilişkin olarak 20.322,22 TL emekli aylığı ile bu dönem için 812,89
TL ek ödeme, 01.03.2021-31.03.2021 tarihlerini kapsayan döneme ilişkin olarak 5.260,20 TL ve bu aya ilişkin 210,41 TL ek ödeme olmak üzere tahakkuk ettirilen aylık ve ek ödeme tutarlarının ödenmek üzere
Ziraat Bankası Nilüfer / Bursa şubesine gönderildiği, İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” , 5. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Borçlunun Temerrüdü” başlıklı 117 nci maddesinin birinci fıkrası; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.”, /
6. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 120 nci maddesi; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”, 7. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu’nun “Temerrüt faizi” başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”,
8. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun:
8.1. Mülga 12 nci maddesi; “Bu Kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartiyle, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar.”, 8.2. “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesi, “…Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir… “, 8.3. “Aylıkların Başlangıcı” başlıklı mülga 91 inci maddesi; “Bu kanuna göre bağlanan çeşitli
mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar:
…
c) Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanlara veya ölenlere emekli ve adi malullük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden başından;”, 9. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4 üncü maddesi; “…Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı
Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. …” şeklindedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran özetle; toplam hizmet süresinin eksik hesaplandığı ile emekli aylığının ve ikramiyesinin geç ödendiğini belirterek hizmet süresi hesabının düzeltilmesini, emekli maaş ve ikramiyesinin 2021 yılı katsayılarıyla ve faiziyle birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.
12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; hizmet süresi hesabına yönelik olarak, 5434 sayılı
Kanun uyarınca 18 yaş altında geçen astsubay sınıf okulu süreleri hizmet süresi hesabında dikkate alınmayan başvuranın hizmet süresi hesabında hata bulunmadığı; geç yapılan aylık ve ikramiye ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik olarak ise başvuranın emekli aylık ve ikramiyesinin 15/10/2020 tarihli tahsis talebine istinaden 25/02/2021 tarihli işlemle ödendiği, kanunda ilgililere aylık bağlandığı tarih ile emekli ikramiyesinin ödendiği tarih arası için yasal faiz veya enflasyon farkı ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından başvurana faiz ödenmediği ifade edilmiştir.
13. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın hizmet süresi hesabı ile emekli aylığı bağlandığı tarihten 4 ay sonra ödenen emekli aylık ve ikramiyesinin ödemenin yapıldığı tarihteki katsayılar esas alınarak ve faiz uygulanmak suretiyle ödenip ödenmeyeceği noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
Hizmet süresi hesabına yönelik olarak 14. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 12 nci maddesinde Kanunla tanınan haklardan (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartiyle, (II) işaretli fıkrada gösterilenlerin faydalanacağı; Kanunun ek 21 inci maddesinde ise bir meslek veya sanat okulunu bitirenlerden, Türk Medeni Kanunu Hükümlerine göre kazai rüşt kararı almak suretiyle
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tabi ve öğrenimleri ile ilgili görevlere atananlar hakkında, 12 nci maddedeki 18 yaşın bitirilmiş olması şartının aranmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre genel kural olarak
18 yaş altında geçen çalışma süreleri hizmet süresinden sayılmamaktadır.
15. Bununla birlikte 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun mülga 30 uncu maddesinde iştirakçilere tanınan hakların ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu aybaşından başlayacağı, 31 inci maddesinde ise fiili hizmet süresinin tam kesenek vermek suretiyle geçen süre olduğu düzenlenmiştir.
16. Somut olayda başvuranın ilk defa 30.08.1983 tarihinde astsubay sınıf okulunda öğrenciliğinin başladığı, 06.01.1984 tarihinde 18 yaşını doldurduğu, dolayısıyla fiili hizmet süresinin adına ilk defa tam kesenek kesilen aybaşı olan 01/02/1984 tarihinde başladığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, başvuranın emekliliğe esas hizmet süresi 01.02.1984 – 01.09.1984 Astsubay Okulu öğrenciliğinden dolayı 7 ay,
01.09.1984 – 15.08.2016 arası çalışmalarından dolayı 31 yıl 11 ay 14 gün, fiili hizmet süresi zammından
dolayı 7 yıl 11 ay 26 gün olmak üzere toplam 40 yıl 6 ay 10 gün olarak hesaplanmıştır. Nitekim idarece emeklilik işleminde esas alınan hizmet süresinin de aynı şekilde hesaplanıp aynı sonuca ulaşıldığı görülmüş olup yapılan hesapta bir hataya rastlanmamıştır.
17. Diğer yandan başvuran tarafından emeklilik işlemleri öncesindeki yazışmalarda idarece toplam hizmet süresinin 40 yıl 11 ay 7 gün olarak bildirildiği işaret edilerek söz konusu bildirimlerde bir hata bulunmaktaysa bunun sorumluluğunun idarede olduğu ifade edilmiş ve hizmet süresinin bu bildirimler esas alınarak belirlenmesi talep edilmişse de idarenin hukuka aykırı hatalı işlemlerini her zaman geri alabileceği açıktır. Ayrıca genel olarak ifade etmek gerekirse idare hukukunda beklenti, idarenin faaliyetleri, uygulamaları veya işlemleri sonucunda, kişilerin bu işlem, uygulama veya faaliyette belirtilen durum veya
/
taahhütlerin alacağı biçimler konusundaki öngörüsü ya da gerçekleşmesini beklediği şeydir. İdarece yaratılan beklentinin hukukça korunabilmesi ise, onun haklı veya meşru olmasına bağlıdır.
18. Somut olayda dosya içerisindeki yazışmaların bir kısmında idarece her ne kadar başvuranın 40 yıl
11 ay hizmet süresi bulunduğu ifadelerinin yer aldığı görülmüşse de başvurana emekli aylığı bağlanmasına
ve emekli ikramiyesi ödenmesine esas olan nihai işlemlerde söz konusu hizmet süresi hesabının yukarıda yer verildiği şekilde yasal düzenlemelere ve içtihada uygun olarak yeniden hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda bir kısım idari yazışmalarda geçen hizmet süresi hesabına yönelik olarak ifadelerin, başvuran yönünden ortaya çıkan beklentiyi tek başına haklı ve meşru kılıp hukukça korunmasına imkan vereceği söylenemez.
Başvurana emekli aylığı bağlandığı tarihten 4 ay sonra ödenen emekli aylık ve ikramiyesinin ödemenin yapıldığı tarihteki katsayılar esas alınarak ve faiz uygulanmak suretiyle ödenip ödenmeyeceğine yönelik olarak 19. 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre emekli ikramiyesi ilgiliye bağlanan emekli aylığı esas alınarak belirlenmektedir. Buna göre emekli ikramiyesinin de ilgililerin emekli oldukları tarihteki emekli aylıkları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Nitekim emekli ikramiyesinin emekli olunan tarihteki katsayılarla değil de ödemenin yapıldığı tarihteki güncel katsayılar üzerinden ödenmesi talepleri üzerine bakılan davada Danıştay 11. Dairenin 27/2/2013 tarihli ve E.2011/6625, K.2013/1987 sayılı kararında; “…5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesine göre emekli ikramiyesi ilgiliye bağlanan emekli aylığı esas alınarak belirlenmektedir. Emeklilik, memuriyet statüsünün değişmesine neden olan ayrı bir statü olduğundan, bu statünün başlangıcı da aylığın bağlandığı tarih olduğu gibi emekli aylığı da, ödenecek ikramiyenin bir unsuru ve ölçüsü olup, emekli aylığı belirlendikten sonra buna göre ikramiye ödenmektedir. Bu nedenle; davacının yoksun kaldığı ikramiye farkı, diğer bir anlatımla uğranılan zarar emekli aylığının bağlandığı tarih itibariyle oluştuğuna göre, tazmini gereken zararın da, zarara neden olan bu işlemin tesis olunduğu tarihteki hukuksal duruma göre hesaplanması gerekeceği tabiidir.
Bu itibarla; yukarıda değinilen açıklamalar ve yasal mevzuat hükümleri gereğince, davacıya ödenmesi gereken emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki güncel tutarlar üzerinden hesaplanarak ödenmesi yönündeki istemin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığından reddi gerekmekte iken, kabulü yolunda verilen Mahkeme kararında isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” denilmek suretiyle ilk derece mahkemesinin kararı bozulmuştur. Bu karar sonrasında mahkemeler, Danıştay tarafından belirlenen çerçevede karar vererek uyuşmazlıkları çözümlemişlerdir. Nitekim Kurumumuzca verilen kararlarda da aynı ilkeler benimsenmiş ve emekli ikramiyesinin güncel katsayılarla ödenmesi talepleri reddedilmiştir (07/01/2020 tarihli ve 2019/12357 Başvuru No’lu Ret Kararı).
20. Öte yandan geç ödenen emekli aylık ve/veya emekli ikramiyesine yasal faiz ödenmesi talebiyle
Kurumumuza yapılmış başvurular da bulunmaktadır (21/07/2017 tarihli 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye
Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli 2020/575 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen
Tavsiye Kısmen Ret Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru
No’lu Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir.
Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin
Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları
ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para Borçlarında
Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.
Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay Sayılı ve
“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ
DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal
BİR GEREKLİLİKTİR.”
Yine Yargıtay . sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt) karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.
Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve
esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere
Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.
21. Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda
San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
22. Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).
23. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana
Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).
24. Somut olayda 15/10/2020 tarihlinde idare kayıtlarına giren dilekçesine bağlı olarak 1/11/2020 tarihinden itibaren aylık bağlanan başvurana, emekli aylık ve ikramiyesinin idarenin iş ve işlemlerinden kaynaklanan sürece bağlı olarak 25/02/2021 tarihli işlemden sonra yani yaklaşık 4 ay sonra ödendiği anlaşılmaktadır.
25. Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması
/
gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2.6. numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.
26. Bu kapsamda, idarenin işlemlerinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödemelerine faiz uygulanmasına yönelik 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması hususunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE; – Başvuranın hizmet süresinin 41 yıl 11 ay 7 gün olarak dikkate alınması ve emekli ikramiyesinin 2021 yılı katsayıları esas alınarak ödenmesi taleplerinin REDDİNE, – Başvuranın emekli aylığı başlangıç tarihi (1/11/2020) ile emekli aylığının ve emekli ikramiyesinin ödendiği tarih (25/02/2021) arasındaki yaklaşık 4 aylık gecikme için talep ettiği faizin, yargı organlarınca ayrıca verilecek bir karar aranmadan ödenebilmesine yönelik düzenleme yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; SOSYAL
GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi