|
ÖZET: Başvuru, emeklilik işlemleriyle ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na karşı yapılmıştır. Başvuran, eksik hizmet süresi nedeniyle emekli aylığı ve ikramiyesinin hesaplanmasında yaşanan sorunları dile getirerek, bu süreçte kendisine ödenmesi gereken faizler ile seyahat masraflarının karşılanmasını talep etmiştir. İlgili idare, başvuranın hizmet sürelerini düzelterek emekli aylığı ve ikramiyesinin hesaplanmasını sağlamış; ancak yasal faiz ödemesi ve seyahat masraflarının karşılanması hususunda herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığını belirtmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini kısmen kabul etmiş ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na, emekli aylığı ve ikramiyesi ödemeleri için yasal faiz düzenlemesi yapılması yönünde tavsiyede bulunmuştur. Ancak, başvuranın seyahat masraflarının ödenmesi talebi reddedilmiştir. İdarenin, başvuranın taleplerine ilişkin süreçte hukuka uygun hareket ettiği, ancak yasal faiz ve masraflar konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi ile ilgili karar alınmış; Sosyal Güvenlik Kurumu’na, gerekli düzenlemeleri yapması için 30 gün süre verilmiştir. Bu süreç, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde devam edecektir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/14181-S.23.22429
BAŞVURU NO : 2023/9449
KARAR TARİHİ : 07/11/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Emeklilik işlemleri hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 06/07/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran özetle, eksik hizmet süresi üzerinden emekli edilmesine yönelik işleme ilişkin olarak açtığı
davanın Ankara 10. İdare Mahkemesinin E: / , K: / sayılı kararı ile lehine sonuçlandığını belirterek emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödemesinin emekliye sevk edildiği 17/7/2021 tarihi ve emsali bir memur esas alınarak faizi ile birlikte yapılmasını, bu kapsamda defaten ödenen emekli ikramiyesi ödemelerine 15/8/2021 – 30/6/2023 tarihleri arası için faiz ödenmesini, eksik hizmet süresi üzerinden emekli aylığının yeniden hesaplanarak 15/8/2021 – 30/6/2023 tarihleri arasındaki dönem için mahrum kaldığı bölümünün faiziyle ödenmesini, emeklilik işlemleri için Ankara’ya yaptığı seyahat harcama tutarı olan 1.210,14 TL’nin ödenmesini, 232,60 TL yargılama gideri ve 5.500 TL vekâlet ücretinin ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Başvuru konusuna ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Strateji Geliştirme
Başkanlığından alınan 29/8/2023 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde özetle;
2.1) Başvurana 17/8/2021 tarihli işlem ile 27 yıl 4/1-c kapsamındaki fiili hizmeti, 7 ay 6 gün askerlik
borçlanması, 1 ay 18 gün 4/1-a kapsamındaki sigortalı hizmeti, 6 yıl 29 gün 4/1-b kapsamındaki sigortalı hizmeti olmak üzere toplam 33 yıl 9 ay 23 gün hizmet süresi üzerinden 15/8/2021 tarihinden itibaren aylık bağlandığı ve emekli ikramiyesi ödenmesine esas 27 yıl 7 ay 6 gün hizmetinin (27) tam hizmet yılına karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği,
2.2) Başvuranın 27/8/2021 tarihli hizmet süresinin eksik hesaplandığına ilişkin başvurusu üzerine
durumunun incelenerek, 13/9/2021 tarihli işlem ile 4/1-c kapsamındaki hizmet süresinin 27 yıl 7 aya yükseltildiği ve emekli ikramiyesi ödenmesine esas 28 yıl 2 ay 14 gün hizmetinin (1) tam hizmet yılına karşılık olarak tekraren emekli ikramiyesi ile oluşan aylık farklarının tahakkuk ettirildiği,
2.3) Ayrıca 7/10/2021 tarihli yazı ile başvuranın kurumundan hizmet belgesinin ve HİTAP kayıtlarının
incelenmesinin talep edildiği, cevaben alınan yazıda başvuranın askerlik dönüşü göreve başlangıç tarihinin düzeltildiğinin belirtilmesi üzerine, 17/11/2021 tarihli işlem ile başvuranın 4/1-c kapsamındaki hizmet süresine 4 ay ilave yapılarak oluşan aylık farklarının tahakkuk ettirildiği,
2.4) Diğer taraftan, başvuran tarafından hizmet süresinin eksik hesaplaması suretiyle tarafına eksik emekli
aylığı ve emekli ikramiyesi ödendiğinden bahisle açılan idari dava sonucunda, Ankara 10. İdare
Mahkemesinin 12/4/2023 tarihli ve E: / , K: / sayılı kararı üzerine 12/5/2023 tarihli işlem ile başvuranın hizmet sürelerinin 28 yıl 6 ay 4/1-c kapsamındaki fiili hizmeti, 7 ay 6 gün askerlik borçlanması, 6 yıl 29 gün 4/1-b kapsamındaki sigortalı hizmeti olmak üzere toplam 35 yıl 2 ay 5 gün olarak düzeltilerek, 15/8/2021 tarihinden itibaren oluşan aylık farkları ile emekli ikramiyesi ödenmesine esas 29 yıl 1 ay 6 gün hizmetinin (1) tam hizmet yılına daha emekli ikramiyesi tahakkuk ettirilerek toplamda (29)
tam hizmet yılına emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği,
2.5) Bu kapsamda, başvuranın hizmet sürelerine ilişkin tespit edilen hataların giderilerek emekli aylığı ve
emekli ikramiyesi farklarının yasal mevzuat çerçevesinde hesaplandığı, ayrıca eksik hizmet sürelerine ilişkin mahkeme kararının da yerine getirildiği, bununla birlikte söz konusu mahkeme kararında ayrıca yasal faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı,
2.6) Öte yandan, sosyal güvenlik mevzuatında, ilgililere eksik veya sonradan ödenen tutarlara ilişkin olarak
yasal faiz işletileceğine dair herhangi bir hükme yer verilmediği gibi ilgililerin emeklilik işlemleri için yaptıkları masraflarında Kurumca karşılanacağına dair herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle, başvurana tahakkuk ettirilen emekli ikramiyesi için yasal faiz ödenmesine ve emeklilik işlemleri için yaptığı masrafların karşılanmasına kanunen imkân bulunmadığı,
2.7) Diğer taraftan başvuran lehine hükmedilen ilam vekâlet ücreti ve yargılama gideri için başvuran vekili
tarafından 2/5/2023 tarihli dilekçe ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvuruda bulunulduğu, yanlış başvuru yapılması hasebiyle ilam vekâlet ücreti ve yargılama gideri ödemelerinin yapılamadığı, akabinde başvuran vekilinin 8/82023 tarihli dilekçesi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmesi talebiyle yaptığı başvuru üzerine gerekli ödemelerin yapıldığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine
başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin
birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;
5.1) “Borçlunun temerrüdü” başlıklı 117. maddesinde;
“Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.”
5.2) “Temerrüt faizi” başlıklı 120. maddesi;
“Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.”
6) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un “Temerrüt faizi” başlıklı 2.
maddesinin birinci fıkrasında;
“Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1 inci maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.”
7) 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun “Aylıkların Başlangıcı” başlıklı 91.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde;
“Bu kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden
başlar:
…
Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanların veya ölenlerin emekli ve adi malüllük aylıklariyle dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından…”
8) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanuna ilişkin
geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında;
“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte
değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10) Somut olayda başvuran, bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere; bir kısım sigortalılık sürelerinin
emeklilik işlemlerinde dikkate alınmaması nedeniyle oluşan fark emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödemelerine faiz ödenmesini, emeklilik işlemleri için Ankara’ya yaptığı seyahat harcama masrafının ve eksik hizmet süresi üzerinden emekli edilmesine yönelik işleme ilişkin olarak açtığı davada lehine hükmolunan vekâlet ücreti ile yargılama giderinin ödenmesini talep etmektedir. Bu noktada, idareden alınan bilgi ve belgelerden vekâlet ücreti ve yargılama giderinin ödendiği açıklamalarına yer verildiğinden uyuşmazlığın bu yönüyle çözüme kavuştuğu anlaşılmıştır. Şu aşamada uyuşmazlığın, başvurana yapılan fark emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödemelerine faiz ödenip ödenmeyeceği ile emeklilik işlemleri için
başvuranın Ankara’ya yaptığı seyahat harcama tutarı yönünden idarenin sorumlu tutulup tutulamayacağı hususundan ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
11) Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgililere sonradan ödenen ya da iade edilen tutarlara
ilişkin olarak yasal faiz ödenip ödenemeyeceğine yönelik hukuki sorunun daha önce Kurumumuza başvuru konusu edildiği görülmektedir. (21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 16/09/2019 tarihli ve 2019/6522 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 06/07/2020 tarihli ve 2020/575
Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 07/01/2021 tarihli ve 2020/91035 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen
Ret Kararı, 30/12/2021 tarihli ve 2021/22132 Başvuru No’lu Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı, 13/04/2022 tarihli ve 2022/5581 Başvuru No’lu Tavsiye Kararı, 13/12/2022 tarihli ve 2022/9463 Başvuru
No’lu Tavsiye Kararı). Bu çerçevede uygulanacak ilkelere 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru No’lu
Tavsiye Kararında şu şekilde yer verilmiştir:
11.1) “Faiz, hukukumuzda 6098 sayılı Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine
İlişkin Kanunda düzenlenmekle birlikte Kanunda tanımına yer verilmemiştir. Ancak öğreti ve yargı kararları ışığında faiz; “alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları bakımından özel olarak düzenlenen, tahsili için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semeredir.” (HELVACI Mehmet, Borçlar ve Ticaret Kanunu Bakımından Para
Borçlarında Faiz Kavramı, Beta Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 2000, s. 65). Bu tanımdan yola çıkarak somut olayda faizi tanımlarsak; Sosyal Güvenlik Kurumunun tahsis işlemleri tamamlanmasına rağmen başvuranın emekli aylığı ve emekli ikramiyesinin 11 ay sonra ödenmesi anına kadar geçen süre bakımından hak ettiği parayı kullanamaması nedeniyle, mahrum kalınan süreye bağlı olarak ödenmesini talep edebileceği bir karşılık ve tazminattır.
11.2) Yüksek yargı kararları incelendiğinde, Yargıtay 10. H.D. E. 2006/1347 K. 2006/10584. Sayılı ve
“Davacının 01.04.2003-17.06.2005 tarihleri arasında adına tahakkuk eden birikmiş yaşlılık aylıkları tutarlarına ay be ay, ödeme tarihine kadar işletilecek yasal faiz tutarlarından şimdilik … YTL´nin ödenmesine karar verilmesi” istemli kararında; “Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlemle belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması GEREKLİ
DEĞİLDİR. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da ŞART DEĞİLDİR. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer’isi niteliğindeki (BK. Md. 113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal BİR GEREKLİLİKTİR.”
11.3) Yine Yargıtay 10. H.D.’nin 2008/20370 E., 2009/5184 K. sayılı ve yaşlılık aylığının geç bağlanması
nedeniyle davacının uğradığı zararın giderilmesi talebiyle açılan davada verdiği kararında; “Zararın kapsamının saptanmasında Kurum işleminin niteliği ile davacının istek ve amacının göz önünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca davacının mal varlığında husule gelen zarar, davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığıdır. Ayrıca alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında, elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür
tazminat, bir medeni semere olarak tanımlanan faiz kavramı kapsamındaki muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olmayan faiz olarak belirlenen temerrüt faizi de zarar içinde mütalaa edilmelidir. Davacının asıl alacağı tahsili sırasında açıkça faiz hakkını saklı tutması (ihtirazı kayıt)
karşısında davalı Kurumun yasal faizle sorumlu tutulacağı açıktır.” hükmünü kurduğu görülmektedir.
11.4) Yapılan bu değerlendirme neticesinde; Kurumun kusurlu işlemi sonucu, sosyal güvenlik
mevzuatlarında düzenlenen yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını yerine getirilmesi ile yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, yaşlılık aylığının konusunu para borcunu oluşturulması ve kişilere ödenecek bu paranın hangi usul ve esaslara göre hesaplanacağının Kanun tarafından belirlenmiş olması, (bu para borçlarının belirlenebilir nitelikte oldukları), hak kazanılan yaşlılık aylıkları bakımından Kurumun aylıkları zamanında ve eksiksiz bağlama borcuna aykırı davrandığı durumlarda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Kurumun temerrüt faizi ile sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
11.5) Yüksek yargının istikrar kazanmış içtihatlarının aksine Kurumun asıl alacak öderken mevzuatta açık
düzenleme olmadığı gerekçesiyle kendiliğinden faiz ödememesi, bu hususun yargılamaya konu olmasına ve yine istikrar kazanmış yargı kararları uyarınca ilave yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek yanında yargı yükünün artmasına ve vatandaşların da yargılama sürelerinin uzunluğu nedeniyle mağduriyet yaşamasına neden olmakta, diğer bir deyişle Kurumun ödemek zorunda olduğu miktar giderek artmakta ve bu da Kurum için ayrı bir gider kalemi oluşturmaktadır.”
12) Bununla birlikte, mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede
enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamakta, bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011). Anayasa Mahkemesince kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri; Akel Gıda
San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015).
13) Paranın enflasyon karşısında yitirilen değerini telafi eden araçlardan biri de faizdir. Bu sebeple alacağın
geç ödenmesi sebebiyle parada oluşan değer kaybı, borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62).
14) Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, bir memurun görevden uzaklaştırıldığı dönemde aylıklarından
kesilen tutarların faiziyle ödenmesi talebinin faiz ödenmesini öngören bir hükmün bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan bir başvuruda, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının, kamu otoritelerince mülke erişimin ve mülkün kullanılmasının engellenmesi sebebiyle oluşan zararların karşılanmasını gerektirdiğini, mahkemenin bireylerin idari işlemden kaynaklanan zararının (paranın enflasyon karşısında yitirilen değerinin) karşılanmasını açık bir kanuni hükmün varlığına bağlayan görüşünün idare hukukunda bir temelinin bulunup bulunmadığı bir yana
Anayasa’nın 35. maddesiyle açık bir çelişki içinde olduğunu belirtmiştir (Necat Coşkun, B. No: 2018/2994, 8/9/2021, § 62-64).
15) Somut olayda 15/8/2021 tarihinden itibaren aylık bağlanan başvurana, emekli aylığının ve emekli
ikramiyesinin idarece başvuranın bir kısım sigortalılık sürelerinin emeklilik işlemlerinde dikkate alınmaması nedeniyle emekli aylığı ve emekli ikramiyesi hesabına yönelik iş ve işlemlerin
düzeltilmesinden kaynaklanan sürece bağlı olarak en son 12/5/2023 tarihli işlemden sonra yani aylık başlangıç tarihinden yaklaşık iki yıl sonra ödendiği anlaşılmaktadır.
16) Diğer taraftan Kurumumuz tarafından yukarıdaki paragraflarda da atıf yapılan benzer nitelikteki
uyuşmazlıklar üzerine başvuranlara faiz ödenmesine yönelik Tavsiye Kararlarına Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığınca verilen cevabi yazılarda, “…yapılan ödemelere ilişkin olarak Kurumumuzca ayrıca yasal faiz ödenmesine imkân tanıyacak bir hükmün bulunmaması nedeniyle, Tavsiye Kararının bu bölümünün uygulanmasına kanunen imkân bulunmamaktadır.” denilerek bu konuda yasal düzenleme yapılması gerektiği aksi halde ödeme yapılamayacağı belirtilmekte olup bu cevap istikrar kazanmıştır. Keza mevcut başvuru ile ilgili olarak 2.5 numaralı parafta belirtilen idare cevabında da aynı hususun tekrar edildiği görülmüştür.
17) Bu kapsamda, başvuranın emeklilik işlemlerinde dikkate alınması gereken sigortalılık sürelerine ilişkin
idare tarafından gerçekleştirilen iş ve işlemlerin düzeltilmesinden kaynaklanan sebeplerle geciken emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödemelerine faiz uygulanması için 21/07/2017 tarihli ve 2017/428 Başvuru
No’lu ve sonraki Tavsiye Kararları da dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanmasına yönelik çalışmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
18) Öte yandan, başvuranın Ankara’ya yaptığı seyahat harcama tutarının ödenmesi talebi bakımından
idareye sorumluluk yüklenip yüklenmeyeceğinin, bir diğer deyişle idarenin mali sorumluluğunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada, idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden doğan zararların tazmini için diğer şartların yanında genel sorumluluk koşullarının da somut olayda gerçekleşmiş olmasının aranması gerektiğinden ve bu kapsamda zarar ile idarî işlem arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetinin idarenin mali sorumluluğundan bahsedilebilmesi için zorunlu olduğundan, somut olayda başvuranın seyahat masrafı ile iptal davasına konu edilen işlem arasında illiyet bağının bulunmadığı değerlendirildiğinden, bu talebin hukuken korunmasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Mezkûr Kanun’un 21. maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye
devam edecektir. Buna göre; (varsa) dava açma süresinden kalan süre içerisinde Ankara İdare
Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle başvuranın taleplerinin kısmen kabulü ve kısmen reddine,
Başvurana yapılan fark emekli aylığı ve emekli ikramiyesi ödenmesi işlemlerinde, yargı organlarınca ayrıca verilecek bir karar aranmadan faiz ödenebilmesine yönelik düzenleme yapılması için gerekli çalışmaların başlatılması hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,
Başvuranın seyahat masraflarının ödenmesi talebinin reddine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi