|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının emeklilik statüsünün iptali nedeniyle Kurum tarafından tahakkuk ettirilen 79.043,80 TL’lik yersiz ödeme borcunun iptali ve borçlu olmadığının tespiti üzerinedir. Davacı, Kurumun hatalı işlemi nedeniyle oluşan zararın kendisine yüklenemeyeceğini, bu durumun Anayasa’nın 60. maddesine aykırı olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulü ile davacının belirli bir miktar yönünden borçlu olmadığını tespit etmiş, ancak Kurumun işleminin yerinde olduğuna karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacı vekillerinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, ardından Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararını bozmaya gerekçe olarak, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin davalı Kurumun iç işleyişine ilişkin olduğunu ve bu yönetmeliğin kanuna aykırı olamayacağını belirtmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, davacının 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b maddesi gereğince sorumlu olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davacının Kurum hatasından kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacağı yönündeki itirazlarını reddederek, İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Bu durum, kamu idaresinin hatalı işlemlerinden doğan zararların bireylere yüklenemeyeceği ilkesini pekiştirmektedir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/10504 E. , 2024/10977 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/91 E., 2024/208 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine taraf vekillerinin temyiz istemi hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Kurumun kendi kusurundan dolayı tek taraflı olarak emeklilik statüsünü iptaliyle ortaya çıkan zarardan davacının sorumlu tutulmasının Devletin yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiğini, bu yüzden tahakkuk edilen borcun Anayasa’nın 2, 13, 35, 60 ve 12 nci maddelerine, Hukuk Devleti ilkesine ve mülkiyet hakkının korunmasını sağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, 23.05.2019 tarih ve 687925655 sayılı Bursa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Osmangazi Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen yersiz ödeme konulu borç bildirim belgesine istinaden 79.043,80 TL olarak tahakkuk ettirilen Kurum işleminin iptaline, borçlu olunmadığının ve iade yükümlülüğünün bulunmadığının tespitine ayrıca yersiz ödenen malullük aylıklarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri istenmesi sonucu oluşan mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın, tahsis dosyasının incelenmesi neticesinde; sigortalının 10.01.2012 tarihli talebine istinaden 2105735188 tahsis numarası ile 2876 gün (4/1-a) hizmet, 1529 (4/-b) hizmet ve 600 gün askerlik borçlanması ile topla 5005 gün üzerinden, 5000 gün 45 yaş 25 yıl şartlarını sağlayarak 01.02.2012 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, 07.12.2018 tarih 167575012 sayılı yazı ve ekinde yer alan tespit tutanağında 110886.16 sicil no.lu işyerinin 1995/2 nci dönem bordrosunun sehven 1994/2 nci dönem olarak işlenen mükerrer kaydının silinmesi ve aylık bağlananların 1994/2 nci döneme işlenen mükerrer hizmetleri için ikinci karar işlemi yapılması gerektiği yönünde yazı yazıldığını, bunun üzerine davacıya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 35 inci maddesi gereğince Kuruma müracaat ederek talep vermesi yönünde 06.03.2019 tarih ve 3634154 sayılı yazı ile bildirim yapıldığını, 24.04.2019 tarih 6264051 sayılı dilekçe ile sigortalının aylığının Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 35 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi yönünde dilekçe verdiği ve dilekçesine istinaden işlem yapıldığı, 2018/38 sayılı genelge çerçevesinde ve ek 35 inci madde de dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler neticesinde 23.05.2019 tarihinde ikinci karar işlemi yapılarak sigortalının 25 yıl 45 yaş 5000 gün şartını sağlayamaması nedeniyle aylığın bağlandığı günden itibaren iptal edilerek 79.043,80 TL tutarında yersiz ödeme borcu oluşturulduğunu, 24.05.2019 tarih 7896452 sayılı, 19.06.2019 tarih 8903348 sayılı ve 05.07.2019 tarih 9764459 sayılı yazılar ile davacının konu hakkında bilgilendirildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2021 tarih ve 2020/209 Esas, 2021/104 Karar sayılı kararı ile davacının davasının kısmen kabulü ile davacının 66.529,66 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, iade ile hükümlü olduğu miktarın 12.514,14 TL olduğunun ve söz konusu miktarın 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b bendi kapsamında 01.01.2020 tarihinden itibaren başlanmış olan yaşlılık aylıklarından kesilmek suretiyle tahsili gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2022 tarih ve 2021/1050 Esas, 2022/2001 Karar sayılı kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Dairenin 06.11.2023 tarihli 2023/8912 Esas, 2023/10828 sayılı kararında; “… Hükme esas alınan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin davalı Kurumun kendi iç işleyişine ilişkin olduğu, normlar hiyerarşisi nazarında, belirtilen yönetmelik hükmünün kanuna aykırı olamayacağı belirgin olmakla, mahkemece işin esasına girilip davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b maddesi gereğince talep konusu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya 10.01.2012 tarihli tahsis talebine istinaden 2876 gün (4/1-a) hizmet, 1529 (4/-b) hizmet ve 600 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 5005 gün üzerinden 01.02.2012 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 110886.16 sicil no.lu işyerinden 1995/2. dönem bordrosundaki hizmetin sehven 1994/2. dönem olarak mükerrer işlendiği ve kaydının silinmesi gerektiğinin tespit edilmesi üzerine aylık yönünden ikinci karar işlemi yapılması gerektiğinin tespit edildiği ve bu durumun davacıya bildirildiği, sigortalının aylığının Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 35 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi yönünde dilekçe verdiği, Kurumun davacının 25 yıl 45 yaş 5000 gün şartını sağlayamaması nedeniyle aylığın bağlandığı günden itibaren iptal edilerek 79.043,80 TL tutarında yersiz ödeme borcu oluşturulduğu, ayrıca davacıya 01.06.2019 – 30.11.2019 tarihleri arasında 4/1-b kapsamında isteğe bağlı sigortalılık süresi verildiği, davacının isteğe bağlı sigortalılık borcunu ödemesi üzerine davacıya 01.01.2020 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmakla, davacıya yapılan 79.043,80 TL yersiz ödemenin kurumun hatalı işleminden kaynaklandığı, davacının 5510 sayılı Kanun’un 96/1-b maddesi gereğince sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılarak gerekçeli ve denetime elverişli şekilde bilirkişi … … tarafından düzenlenen 26.01.2021 tarihli raporun ekinde düzenlenen hesap çizelgesinde davacıya yersiz olarak ödenen aylıkların 79.043,80 TL olduğu, Kurum işleminin yerinde olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının hiç bir kusuru olmadan sırf davalı idarenin kendi kusurlu işleminden ötürü uğradığı zararın davacıya yüklenemeyeceğini, davacı adına tahakkuk ettirilen borcun idarenin sehven yapmış olduğu eylemden kaynaklandığını, Kurumun kendi kusurundan dolayı tek taraflı olarak emeklilik statüsünün iptaliyle ortaya çıkan zarardan davacının sorumlu tutulmasının devletin yükümlülüklerine ve özellikle Anayasa’nın 60 ıncı maddesine aykırılık teşkil ettiğini, davacının Kurum hatasıyla oluşan borçtan hiç bir şekilde sorumlu tutulamayacağını beyanla eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında yaşlılık aylığının iptal edilerek yersiz ödeme borcu çıkarılmasına dair Kurum İşleminin iptali ile davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti hususlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.