|
ÖZET: Başvuran, 22 Şubat 2017 tarihinde emeklilik talebinde bulunmuş ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından talebinin reddedildiğini öğrenmiştir. Gecikmenin nedeni olarak, 1985 yılından kalan 9 günlük bağ-kur prim borcu gösterilmiştir. Başvuran, 24 Temmuz 2017’de SGK’ya verdiği dilekçede yalnızca 4/c hizmetinden yararlanarak emekli aylığı talep ettiğini belirtmiş, ancak bu talebe henüz yanıt alamamıştır. Bağ-kur borcunu ödediğini ve emekli maaşının başvuru tarihi itibarıyla bağlanmasını talep etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emeklilik sicil dosyasını incelediğinde, 5510 sayılı Kanunun 4/1-(b) bendi kapsamındaki prim borcunun ödenmeden emekli aylığı bağlanamayacağını bildirmiştir. Başvuran, 9 Ekim 2017’de prim borcunu ödedikten sonra 1 Kasım 2017 tarihinden itibaren emekli aylığının bağlandığını, ancak kamu görevinden çıkarılması nedeniyle emekli ikramiyesinin ödenmediğini öğrenmiştir. Kurum, başvuranın hizmet birleştirmesi talebinin zorunlu olduğunu ve emekli ikramiyesi ödenebilmesi için kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde görevden ayrılması gerektiğini ifade etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini değerlendirerek, hizmet sürelerinin birleştirilmesine zorlanamayacağını ve emekli ikramiyesinin ödenmesi için gerekli koşulların sağlanmadığını belirtmiştir. Ayrıca, emekli ikramiyesinin ödül niteliğinde bir ödeme olduğu ve bu durumun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Kuruma, emekli ikramiyesinin koşullarının yeniden düzenlenmesi önerilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 8664-8664 |sayi|53878609-101.07.06-E.53878609-101.07.06-E.
BAŞVURU NO : 2017/14597 2017/ 14597
KARAR TARİHİ : 21/05/2018 |tarih|
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI , TCKN :
Adres :
BAŞVURU VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : Emekliliğe esas hizmetler ve emekli ikramiyesi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 27/11/2017 27.11.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, 22 Şubat 2017 tarihinde yaptığı emeklilik talebinin hala karşılanmadığını, önce
SGK’nın onay vermediğini daha sonra ise 4/c statüsündeki hizmetleri yeterli olmasına rağmen 1985 yılından kalan 9 günlük bağ-kur prim borcu olduğu gerekçesiyle emekliliğinin geciktirildiğini öğrendiğini, 24 Temmuz 2017 tarihinde SGK’ya verdiği dilekçe ile bağ-kur hizmetini istemediğini salt 4/c hizmetinden faydalanarak emekli aylığının bağlanmasını talep ettiğini ancak talebine henüz yanıt alamadığını, daha sonra bağ-kur borcunun emekliliğine engel olduğunu öğrendiğini ve bu hizmeti istemediğini de belirterek bahse konu borcu ödediğini ayrıca SGK’ya verdiği 24 Temmuz
2017 tarihli dilekçesinde Yargıtay kararlarını da emsal göstererek, resen hizmet birleştirme
hükümlerinin uygulanmamasını talep ettiğini iddia ederek, hem ikramiye hem de emekli maaş talebinin başvuru tarihi itibariyle ödenmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 08/ 12/ 2017 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü
tarafından gönderilen 08/ 01/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda :
1 / 162.1) Emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; ilgilinin Süleyman Demirel Üniversitesi Teknoloji
Fakültesinde Öğretim Üyesi (Doçent) olarak görev yapmakta iken 679 sayılı KHK ile 06/ 01/ 2017 tarihinden itibaren kamu görevinden çıkartıldığı,
2.2) Açıkta iken SGK kayıtlarına 06/ 03/ 2017 tarihinde geçen 22/ 02/ 2017 tarihli dilekçesi ile tarafına
emekli aylığı bağlanmasını talep ettiği, ancak SGK kayıtlarında 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamındaki hizmet süresine ilişkin prim borcu bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle prim borcunu ödedikten sonra yeniden aylık talebinde bulunması halinde durumunun yeniden inceleneceğinin 17/ 07/ 2017 tarihli yazı ile adı geçene bildirildiği,
2.3) İlgilinin SGK kayıtlarına 02/ 08/ 2017 tarihinde geçen 24/ 07/ 2017 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı
Kanunun 4/ 1-(c) bendi kapsamındaki hizmet süresinin aylık bağlanması için yeterli olduğunu belirterek, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın tarafına aylık bağlanmasını ve emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmesi üzerine, 11/ 10/ 2017 tarihli yazı ile mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri gereği hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın aylık bağlanmasının mümkün olmadığının ve 5510 sayılı
Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamındaki hizmetlerine ilişkin prim borcunu ödemesinin ardından tarafına birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlanması halinde, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi hükmü gereği emekli ikramiyesi ödenmesine imkan bulunmadığının bildirildiği,
2.4) Adı geçenin bilahare SGK kayıtlarına 13/ 10/ 2017 tarihinde geçen 09/ 10/ 2017 tarihli dilekçesi
ile prim borcunu ödediğini belirterek tarafına emekli aylığı bağlanmasını talep etmesi üzerine 18/ 12/ 2017 tarihli ve sayılı işlem ile 1 inci derece 4 üncü kademe intibakı ve ( 4800) ek gösterge rakamı üzerinden 7 ay 6 gün askerlik borçlanması, 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(c) bendi kapsamındaki 27 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmeti ve 9 gün 5510 sayılı Kanunun 4/ 1(b) bendi kapsamındaki hizmeti olmak üzere toplam 28 yıl 6 ay hizmetine karşılık 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(b)
bendi kapsamındaki hizmetlerine ilişkin prim borcunu ödediği tarihi ( 09/ 10/ 2017) takip eden aybaşı olan 01/ 11/ 2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ancak, memuriyet görevi, kamu görevinden çıkartılma ile sona ermesi nedeniyle emekli ikramiyesinin tahakkuk ettirilmediği,
2.5) Hizmet birleştirmelerine ilişkin yapılan açıklamada ise, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun geçici 2 nci maddesinin yedinci fıkrası hükmü ile anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, yine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da 5510 sayılı
Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanunun, mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre tespit olunacağı ve bunlar hakkında 5510 sayılı
Kanunun geçici maddelerindeki hükümlerin uygulanacağının hüküm altına alındığı,
2.6) İştirakçi iken 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi itibariyle aynı Kanunun 4/ 1-c bendi
kapsamına alınanların aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınarak işlem yapılacağının düzenlendiği,
2.7) Farklı sosyal güvenlik kurumlarına (sigortalık statülerine) tabi çalışması bulunanların hizmet
2 / 16sürelerinin birleştirilme esaslarını düzenleyen ve yukarıda bahsi geçen mülga 2829 sayılı Kanunun 4
üncü maddesindeki; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz . ” hükmü gereği de farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirildiğini, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmadığı,
2.8) Diğer taraftan, 5434 sayılı Kanunun mülga 91 inci maddesi; “Bu kanuna göre bağlanan çeşitli
mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar :
…
c) Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanlara veya ölenlere emekli ve adi malullük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden aybaşından ;” hükmünün amir olduğu, söz konusu hüküm gereği ise her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanlara veya ölenlere emekli ve adi malullük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıkların, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden aybaşından itibaren bağlandığını,
2.9) Diğer yandan; 12/ 05/ 2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki; “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında aylık bağlanacağı durumlarda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetler, prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılır ve aylık bu tarihi takip eden ay başından itibaren başlar . ” hükmü ile Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamında geçen hizmetlerle birlikte
Kanunun 4/ 1-(a) ve 4/ 1-(c) bentleri kapsamında aylık bağlanacağı durumlarda, 4/ 1-(b) bendi kapsamında geçen hizmetler, prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılacağı ve aylığın prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiğini takip eden aybaşından itibaren başlayacağının düzenlendiği,
2.10) 26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi;
“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi
Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen
3 / 16hizmet süreleri üzerinden emeklilik yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş
ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sonu ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir . Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz .
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş
ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz, Ancak, mülga 2829 sayılı
Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikle, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun
14 üncü maddesindeki
Şartlar aranmaz…” şeklinde düzenlendiği,
2.11) Buna göre; 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği mülga 2829 sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği,
2.12) Nitekim 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin İkinci fıkrasında yer alan “25/ 8/ 1971 tarihli
ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak ” ibaresi ile dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ” 1475 sayılı
Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve ” ibaresinin Anayasa’nın 2., 6., 7., 8., 10., 56., 60., 87., 123. ve 153.
maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi
yönünde yapılan başvuruya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi 08/ 11/ 2012 tarihli ve Esas No:
2012/ 33 ve Karar No: 2012/ 174 sayılı kararında;
“Emekli ikramiyesi, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet
İlkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olup, anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli
4 / 16ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi
vardır . Bu İhbarla kanun koyucunun, hizmet akdiyle çalışanlar için öngörülen kıdem tazminatı ödenebilmesi koşullarını, dava konusu kural kapsamındaki sigortalıların kamuda geçen çalışmaları için de geçerli kılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı bir yön bulunmamakladır .
Ödenme koşulları dikkate alındığında emekli ikramiyesi; emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı almaya hak kazanan kamu çalışanlarına, aylıklarında yapılan emekli kesintilerinden bağımsız olarak, çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme olduğundan asgari sigortalılık süresi belirlenmesi, bu ödemenin niteliğine uygundur . Öte yandan, hizmet akdiyle çalışanlara ödenmekle olan kıdem tazminatı ile benzer hukuki niteliği haiz olan emekli ikramiyesi ödenebilmesi için asgari sigortalılık süresi belirlenmesi ve bu sürenin 15 yıl olarak tayin edilmesi kanun koyucunun takdirindedir, Dava konusu kuralın atıf yaptığı
1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının ( 5) numaralı bendi yürürlüğe girdiği tarihte
aynı durumda bulunan kişilerin tamamına uygulandığına ve bu kişiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığına göre dava konusu kural eşitlik ilkesine aykırı değildir .” şeklinde karar verildiği,
2.13) Buna göre; ilgiliye, farklı sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri mülga 2829 sayılı Kanun
hükümlerine göre birleştirilerek emekli aylığı bağlanması, bağlanan emekli aylığının ise Sosyal
Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin ikinci fikrası hükmü gereği 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamındaki hizmetlerine ilişkin prim borcunu ödediği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanması ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi hükmü gereği birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanması ve memuriyet görevinin kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermemesi nedeniyle adı geçene emekli ikramiyesi ödenmemesi şeklindeki Kurum işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme
ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
5) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;
5.1 ) “Bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına tâbi geçen
çalışmalar için bağlanacak aylıkların hesabı” başlıklı Geçici 2 nci maddesinin son fıkrası; “Bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak
5 / 16kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit olunur ve bunlar hakkında, bu
Kanunun geçici maddelerindeki hükümler uygulanır…”
5.2) “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü
ve beşinci fıkraları; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu
Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı
Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…”
6) 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun ;
6.1) “İkramiye ” başlıklı mülga 89 uncu maddesinin (Değişik : 17/ 1/ 2012- 6270/ 1 md.) birinci
fıkrası; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/ 5/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .”, i kinci fıkrasında “…Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu
Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise ; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .”,
6.2) Geçici 223 üncü maddesinde (Ek : 17/ 1/ 2012- 6270/ 2 md.);
“Bu maddenin yürürlük tarihinden önce, mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlar ile ölenlerin hak sahiplerine, varsa açlıkları davalardan vazgeçmeleri ve bu Kanunun 89 uncu maddesindeki şartların varlığı halinde aynı esas ve usuller çerçevesinde emekli ikramiyesi ödenir .
Davalardan vazgeçilmesi halinde, mahkemelerce Sosyal Güvenlik Kurumu lehine hükmedilecek vekâlet ücretleri Kurumca tahsil edilmez .
Bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında fasılalı olarak hizmeti bulunan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihle aynı kapsamda çalışmakla olanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihlen sonra emeklilik, yaşlılık, malûlliik ile dul ve yetim aylığı bağlanacak olanlar hakkında 89 uncu maddenin dördüncü fıkrasının uygulanmasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki fasılalı hizmet süreleri için 1475 sayılı Kanunun 14 üncü
6 / 16maddesindeki şartlar aranmaz. “
7) 27/ 5/ 1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 24/ 5/ 1983 tarihli mülga 2829 sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanun’un;
7.1) “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu Kanunun amacı; çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi
olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesidir .”
7.2) “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4 üncü maddesi; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde
çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir . Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz .”
7.3) “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8 inci maddesi; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı
üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir . Ancak, malullük, ölüm, 5434 sayılı T.C.
Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re’sen emekli olma (Ek ibare : 27/ 1/ 2000 – 4505/ 1 md.) süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi hallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır .”
7.4) “Emekli İkramiyesi ” başlıklı 12 nci maddesinde;
“ ( …) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir . (Ek cümle : 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş
Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır .(Değişik 2. fıkra : 24.07.2008 – 5793 S.K/Madde 6) Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz . Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır . (Ek cümle : 24.07.2008 – 5793
S.K/Madde) Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır .
8. 13943 sayılı Resmi Gazetede 01.09.1971 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun “Kıdem tazminatı ” Başlıklı 14 üncü maddesin birinci fıkrasında;
7 / 16“ Bu Kanununa tabi işçilerin hizmet akitlerinin,
1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir . Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır .”
9) 12/ 05/ 2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal
Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin “Yaşlılık aylığının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 57 nci maddesinin ikinci fıkrası; “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetlerle birlikte Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında aylık bağlanacağı durumlarda, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçen hizmetler, prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılır ve aylık bu tarihi takip eden ay başından itibaren başlar .” hükmünü amirdir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, emsal yargı kararları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “ Kısmen Tavsiye Kısmen
Ret Karar Önerisi ” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Başvuran özetle, 22 Şubat 2017 tarihli emeklilik tahsis talebinin SGK tarafından
gerçekleştirilmediğini, 9 günlük bağ-kur prim borcu nedeniyle söz konusu gecikmenin yaşandığını öğrendiğini, 24 Temmuz 2017 tarihli yeni bir dilekçe ile söz konusu prim borcunu ödediğini ve aynı dilekçede hizmet birleştirmesi istemediğini beyan ettiğini, hizmet birleştirme yapılmadığı takdirde ikramiyeye de hak kazanacağını ifade ederek, aylığının başvuru tarihi esas alınarak bağlanmasını ve
8 / 16tarafına hak ettiği ikramiyenin ödenmesini talep etmektedir .
12) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi gereği
Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup tahsis talebinde bulunanlara aylık bağlanmasında esas alınacak kanunun 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlendiği, 2829 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ise hizmetlerin birleştirilmesini isteğe ya da talebe bağlamayıp zorunlu kıldığını belirtilerek, başvuranın hizmetlerinin birleştirilmesinin zorunlu olması ve Sosyal Sigorta İşlemleri
Yönetmeliği’nin 57 nci maddesinin 4/ 1-(b) kapsamındaki hizmetlerin prim ve prime ilişkin her türlü borçların ödendiği tarih itibarıyla geçerli sayılacağı ve aylığın bu tarihi takip eden ay başından itibaren bağlanacağı hükmü nedeniyle başvurana 4/ 1-(b) kapsamındaki prim borcu ödenmeksizin emekli aylığı bağlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamındaki hizmetlerine ilişkin prim borcunu ödediği tarihi ( 09/ 10/ 2017) takip eden aybaşı olan 01/ 11/ 2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığını ancak, memuriyet görevi, kamu görevinden çıkartılma ile sona erdiğinden emekli ikramiyesinin tahakkuk ettirilmediğini, bildirmiştir .
13) Bu çerçevede uyuşmazlığın;
13.1) Hizmet birleştirmesi yapılmaksızın emekli aylığı bağlanabilecek durumda olan başvurana
4/ 1-(b) kapsamındaki sigortalılığı ve bundan kaynaklanan prim borcu dikkate alınmaksızın hizmetleri birleştirilmeksizin emekli aylığı bağlanıp bağlanamayacağı,
13.2) Memuriyet görevi, kamu görevinden çıkartılma ile sona ermesi nedeniyle başvurana emekli
ikramiyesinin tahakkuk ettirilip ettirilemeyeceği noktasında toplandığı görülmektedir .
14) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuranın, Süleyman Demirel Üniversitesi
Teknoloji Fakültesinde Öğretim Üyesi (Doçent) olarak görev yapmakta iken 679 sayılı KHK ile 06/ 01/ 2017 tarihinden itibaren kamu görevinden çıkartıldığı, açıkta iken SGK kayıtlarına 06/ 03/ 2017 tarihinde geçen 22/ 02/ 2017 tarihli dilekçesi ile tarafına emekli aylığı bağlanmasını talep ettiği, SGK tarafından 17/ 07/ 2017 tarihli yazı ile 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamındaki hizmet süresine ilişkin prim borcu bulunduğu gerekçesiyle prim borcunu ödedikten sonra yeniden aylık talebinde bulunması halinde durumunun yeniden inceleneceğinin adı geçene bildirildiği, başvuranın
SGK kayıtlarına 02/ 08/ 2017 tarihinde geçen 24/ 07/ 2017 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(c) bendi kapsamındaki hizmet süresinin aylık bağlanması için yeterli olduğunu belirterek, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın tarafına aylık bağlanmasını ve emekli ikramiyesi ödenmesini talep ettiği, SGK tarafından 11/ 10/ 2017 tarihli yazı ile mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri gereği hizmet birleştirilmesi yapılmaksızın aylık bağlanmasının mümkün olmadığının ve 5510 sayılı
Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamındaki hizmetlerine ilişkin prim borcunu ödemesinin ardından tarafına birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlanması halinde, 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi hükmü gereği emekli ikramiyesi ödenmesine imkan bulunmadığının bildirildiği, başvuranın SGK kayıtlarına 13/ 10/ 2017 tarihinde geçen 09/ 10/ 2017 tarihli dilekçesi ile prim borcunu ödediğini belirterek tarafına emekli aylığı bağlanmasını talep etmesi üzerine 18/ 12/ 2017 tarihli ve 701031 sayılı işlem ile 1 inci derece 4 üncü kademe intibakı ve ( 4800) ek gösterge rakamı üzerinden 7 ay 6 gün askerlik borçlanması, 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(c) bendi kapsamındaki 27 yıl
10 ay 15 gün fiili hizmeti ve 9 gün 5510 sayılı Kanunun 4/ 1(b) bendi kapsamındaki hizmeti olmak
üzere toplam 28 yıl 6 ay hizmetine karşılık 5510 sayılı Kanunun 4/ 1-(b) bendi kapsamındaki hizmetlerine ilişkin prim borcunu ödediği tarihi ( 09/ 10/ 2017) takip eden aybaşı olan 01/ 11/ 2017
9 / 16tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığı ancak, memuriyet görevi, kamu görevinden çıkartılma
ile sona ermesi nedeniyle emekli ikramiyesinin tahakkuk ettirilmediği, anlaşılmaktadır .
15) Başvuranın 5510 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim Ayı
başından önce 5434 sayılı Kanun kapsamında görev yapması nedeniyle anılan Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları (§ 5.2) gereği, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde hakkında 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınarak yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılması gerekmektedir .
16) Başvuranın, hizmet birleştirmesi yapılmaksızın emekli aylığı bağlanması yönündeki
talebine istinaden yapılan değerlendirmede;
16.1) 2829 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde (§ 7.1) Kanunun amacı olarak; çeşitli sosyal güvenlik
kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının usul ve esaslarının düzenlenmesi belirlenmiştir . Bu çerçevede, Kanunun 4 üncü maddesinde (§ 7.2); kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, 8 inci maddesinde (§ 7.3); birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanırken son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, ancak, kanunda sayılı istisna hallerinde (malullük , ölüm, yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesi) tabi oldukları son kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı düzenlenmiştir .
16.2) Anılan Kanunun 4 üncü maddesinde, hizmet sürelerinin Kanuna göre aylık bağlanmasına hak
kazanıldığında birleştirileceği ve hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, kanun hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça düzenlenmiş olmakla beraber, bir kurumda geçen hizmet sürelerinin aylık bağlanmasına yeterli olması halinde diğer kurumlarda geçen hizmet sürelerinin de birleştirileceği yönünde açık bir hükme ise yer verilmemiştir .
16.3) Diğer taraftan, birden fazla statüde hizmeti olup tek bir statüdeki hizmetinden dolayı aylık
bağlanabilecek durumdaki sigortalıların, haklarında zorunlu olarak hizmet birleştirmesi uygulanmamasına ilişkin talepleri geçmiş dönemde gerek yargı organlarına gerekse Kurumumuza intikal etmiştir . Yargı organlarınca konuya ilişkin verilmiş içtihat niteliğinde kararlar (Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu’nun 06/ 02/ 2002 tarihli ve 2002/ 21- 132 E ., 2002/ 139 K.; 10/ 03/ 2010 tarihli ve 2010/ 10- 126 E ., 2010/ 133 K.; 15/ 1/ 2014 tarihli ve 2013/ 235 E ., 2014/ 9 K.; 12/ 02/ 2014 tarihli ve 2013/ 486 E ., 2014/ 89 K.; Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/ 01/ 2017 tarihli ve 2013/ 389 E ., 2017/ 17
K.) bulunduğu gibi konu hakkında Kurumumuzca verilmiş 21/ 10/ 2013 tarihli ve 2013/ 53, 21/ 11/ 2016 tarihli, 2016/ 2644 ve 16/ 03/ 2018 tarihli ve 2017/ 11867 Karar No’lu Tavsiye Kararları bulunmaktadır .
16.4) Anılan karalarda özetle; yasanın ( 2829 sayılı Kanun) amacı lafzıyla çelişiyorsa, lafza değil
öze önem verilmesi gerektiği, yorumda asıl olanın adalete uygun sonuca kavuşmak olduğu, bir kanun hükmünün, yasaya konuluş amacına aykırı sonuç doğuracak şekilde yorumlanmasının hukuk ilkelerine ve yasanın hem sözü hem de özü ile uygulanmasını öngören Medeni Kanuna uygun
10 / 16olmayacağı, aynı külfete katlanan insanların aynı haklara sahip olmasının sağlanmasının geçerli bir
çözüm yolu olduğu, sosyal güvenlik kurumlarının görevinin, kapsama aldıkları kişilere koruma garantisi sağlamak olduğu, sosyal sigortaların nimet-külfet dengesi üzerine kurulan kurumlar olduğu, külfetin yani çalışıp prim ödemenin karşılığının alınmamasının sosyal güvenlik sistemiyle bağdaşmadığı, böyle bir uygulamanın kabul edilemeyeceği, aksi bir düşüncenin sisteme olan güveni ortadan kaldıracağı, daha da önemlisi yükümlülüklerini zamanında yerine getirenlerin bir anlamda cezalandırılmış olacağı, bunun sosyal adalet duygusunu aşındıracağı, fazla prim ödeyen sigortalının az, az prim ödeyen sigortalının fazla aylık alabilmesinin üstün görülemeyeceği, 2829 sayılı
Kanunun amacının tek sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti aylık bağlanmasına yeten değil yetmeyen sigortalı ve hak sahiplerine aylık bağlanmasının sağlanması olduğu, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetleri bulunan ilgililerin, ancak bu hizmetlerin birleştirilmesi halinde aylık bağlanmasına hak kazanmaları durumunda hizmet birleştirmesinin zorunlu olduğu ve bu uygulamaya göre tabi oldukları sosyal güvenlik kurumunun belirleneceği, tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa, 2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıklanarak 2829 sayılı yasaya göre kişilerin hizmet birleştirmeye zorlanamayacağı belirtilmiştir .
16.5) Yine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/ 03/ 2010 tarihli ve 2010/ 10- 126 E ., 2010/ 133 K.
sayılı kararında 2829 sayılı Kanunun Genel Gerekçesine ilişkin yapılan değerlendirmede; “Bu kanunun çeşitli sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işlerde çalışanları, bu işlerde geçen sürelerinin ziyan olmadan birleştirilmesi ve bir düzene bağlanması amacı ile sigortalılar lehine getirildiği, bununla birlikte sigortalının kendisine daha avantajlı bir kuruma geçerek kötü niyetli bir şekilde buradan daha iyi şartlarla emekli olma şeklindeki işlemleri ise bir kural altına alma ve kurumlar arasındaki kaymaları önleyerek, belirli kurallara bağlama amacıyla çıkarıldığı açıklanmaktadır .
Ayrıca kanunla getirilen sistemde, kişinin kendi elinde olmayan sebeplerle görevden ayrılmasını gerektiren malullük ölüm ve 5434 sayılı TC Emekli Sandığına göre yaş haddinden emekli olma hallerinin her kurumun kendi mevzuatı içerisinde bırakıldığı ve bu suretle hak kayıplarına sebebiyet verilmemesinin sağlandığı belirtilmiştir . Yine bu anılan kanunun uyuşmazlıkla ilgili madde gerekçesinde ise; Bu madde ile; hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle yapılacak aylık bağlanma işlemlerinde, son sosyal güvenlik kuruluşu mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan kolaylık ve istismarların önlenmesi amacı ile yeni bir düzenleme yapıldığı ifade edildikten sonra, kişilerin ellerinde olmayan nedenlerle görevlerinden ayrılmalarını gerektiren malullük, ölüm, 5434 Sayılı
Kanun uyarınca yaş haddinden resen emekliye sevk edilme halleri için istisna getirildiği, maddenin son fıkrasında birleşik hizmet süresi üzerinden bu madde ile getirilen şartları haiz olmadıklarından aylık bağlanamayacaklar hakkında uygulanacak işlemin belirtildiği açıklanmıştır . O halde bu yasa ile, bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesinin bir sisteme bağlanması; sigortalıların hak kayıplarının yaşanmamasının yanı sıra, son olarak avantajlı şartlar sunan bir kuruma geçip, buradaki kısa süreli bir çalışma sonucunda son tâbi olduğu kurumdan emekli olma şeklinde gerçekleşen kurumlar arasındaki kaymaları önlemek amacı ile çıkarıldığı anlaşılmaktadır .” denildiği görülmektedir .
11 / 1616.6) Bu çerçevede, tek bir statüden aylık bağlanabilmesi durumunda hizmetlerin birleştirilmesinin
zorunlu olduğuna dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı ile 2829 sayılı Kanunun amacının özetle bir kurumdaki sigortalılık süresinin emeklilik için yeterli olmaması durumunda farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi ve kurumlar arasındaki kaymaları önlemek olduğu göz önüne alındığında, bir statüdeki hizmetlerin tek başına aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı ve hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığının bağlanabileceği anlaşılmaktadır . Bu durumda, somut olayda sadece 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri esas alınmak suretiyle aylık bağlanabilecek durumda olan başvurana bu yöndeki talebi esas alınarak hizmetleri birleştirilmeksizin sadece 5434 sayılı kanun kapsamındaki hizmetleri esas alınarak aylık bağlanması gerektiği değerlendirilmektedir .
16.7) Diğer taraftan, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 57 nci maddesinin (§ 9), sigortalılara
birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlandığı durumlarda, 4/ 1-(b) kapsamındaki hizmet sürelerinin ancak söz konusu sürelere ilişkin her türlü prim ve prime ilişkin borcun ödenmiş olması kaydıyla geçerli sayılacağını ve aylığın borcun ödendiği tarihi takip eden aybaşından başlayacağını düzenlediği, ancak hizmetlerin birleştirilmediği durumlar için herhangi bir hüküm içermediği görülmektedir . Bu durumda, somut olayda hizmetleri birleştirilmeksizin aylık bağlanması gerektiği değerlendirilen başvuran hakkında anılan hükmün uygulanmasına yer olmadığı değerlendirilmektedir .
17) Başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesi yönündeki talebine istinaden yapılan
değerlendirmede;
17.1) Emekli ikramiyesine hak kazanılmasında hakkı doğuran ilk koşul iştirakçinin emeklilik
hakkının doğması ve emeklilik aylığının bağlanması veya diğer tahsis işlemlerinin gerçekleşmesidir . Ancak Anayasa Mahkemesinin, E .2006/ 111, K.2006/ 112 sayılı ve 15/ 02/ 2006 tarihli Kararında 5510 sayılı Kanunun devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile ilgili yasa maddelerini iptal etmesi sonucu, 5510 sayılı Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca başvuran hakkında emekli ikramiyesinin hak edilip edilmediği yönünden incelenmesi gereken yasa öncelikle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun 89 uncu maddesidir .
17.2) Emekli ikramiyesine ilişkin koşulların belirlenmesi açısından yapılan son düzenlemede :
26/ 01/ 2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/ 01/ 2012 tarihli ve 6270 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanunun 1 inci maddesi ile 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi değiştirilerek;
“ Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/ 5/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi
12 / 16Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen
hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş
ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/ 8/ 1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir .
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir . Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz .
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş
ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz . Ancak, mülga 2829 sayılı
Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun
14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.”
hükmü ile son halini almış ve memuriyet hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine ilişkin esaslar belirlenmiştir .
17.3) Buna göre; 2012 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası
gereği mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malûllük aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak 5434 sayılı
Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen memuriyet hizmet sürelerinin, 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir . Böylelikle emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamanın 5434 sayılı Kanuna göre emekli ikramiyesine hak kazanılması bakımında da ilk defa düzenlemeye kavuşturulduğu görülmektedir .
17.4) Emekli ikramiyesinin yasalarda bir tanımı bulunmamakla birlikte, emekli olan memurlara,
ölümleri halinde hak sahiplerine, kıdem süreleri dikkatte alınarak, çalıştıkları kurumlarca yapılan bir ödeme olarak tanımlamak mümkündür . Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin, bu niteliği Anayasa Mahkemesinin 21/ 09/ 2013 tarih ve E .:2012 / 33 K.:2012 / 174 sayılı kararında da görülmektedir . Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemlisi ise emekli ikramiyesinin emeklilik aşamasında ödenmesidir . Kişilerin çalıştığı yıllarda
13 / 16maaşlarından bir kesinti yapılmaksızın, bu kişilerin ilgili bulundukları Kurumları tarafından
çalışmada istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu kabul edilmekle birlikte, meri mevzuat hükümlerine bakıldığında 5434 sayılı Yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının bu nitelikle örtüşmediği görülmektedir . Zira anılan fıkra uyarınca devlet memurunun görevden ne şekilde ayrıldığına bakılmaksızın tüm hizmetleri 5434 sayılı kanunun yahut
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçmesi halinde ikramiyeye koşulsuz olarak
hak kazanmaktadır . Diğer yandan, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca birleşen hizmetler üzerinden emekli olanların emekli ikramiyesine hak kazanması için memuriyet hizmetinin, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi şartına bağlandığı görülmektedir .
17.5) Bu yönüyle yapılan düzenlemenin 2008 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile
kabul edilen ve tüm çalışanların statüsel farklılıklarının giderilmesi, sosyal politikalara ilişkin haklarının çalışan kavramı altında tekleştirilmesi amacına uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte,
5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki durumun emekli ikramiyesinin
ödül niteliğini sekteye uğratarak, salt hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı yapmak suretiyle uygulanmasının hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmektedir .
17.6) Gerek emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatının niteliksel eşitliği görüşü, gerekse 2829 sayılı
Kanunun gerekçesinde yer verilen emekli ikramiyesinin devlete yapılan hizmetin karşılığı olarak ödenen bir meblağ olduğu açıklaması göz önüne alındığında; bu ödemenin, kamuda geçen çalışma sürelerine sadakat yükümlülüğü karşılığında yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, bu sebeple emekli ikramiyesi ödemesinin belirli koşullara bağlanmasının, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bu bakımdan emekli ikramiyesinin hak edilme koşullarının tekrar değerlendirilerek 5434 sayılı yasanın 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının, ikinci fıkrası ile uyumlu hale getirilmek suretiyle düzenlenmesi gerektiği, aksi halde 89 uncu maddenin birinci fıkrasının uygulanması yani hizmetlerinin tamamı iştirakçi olarak geçenlerin memuriyeti hangi halde sona ererse ersin ikramiyeyi hak etmesi halinin neden sonuç ilişkisini sekteye uğratmaya devam edeceği ve aynı koşullar altında emekli olan kişiler arasında hakkaniyete aykırı uygulamanın sürdürülmesine sebep olacağı, değerlendirilmektedir .
18) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde ,
18.1) Sadece 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen hizmetleri esas alınarak aylık bağlanabilecek
koşulları taşıyan başvuranın, 2829 sayılı yasaya göre hizmetlerini birleştirmeye zorlanmasının yasanın amacıyla örtüşmeyeceği ve prim borcu bulunmasının aylığının bağlanmasına engel bir durum olmadığı değerlendirildiğinden, başvurana sadece 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri esas alınarak aylık bağlanmamasının ve buna bağlı olarak aylık başlangıç tarihinin 4/ 1-(b)
kapsamındaki borcunun ödenmesi koşuluna bağlanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine,
18.2) Başvuranın kamuda geçen hizmetleri (memuriyet hizmetleri) kıdem tazminatına hak
kazanacak şekilde sona ermediğinden (göreve son), hakkında 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ikramiye tahakkuk ettirilmemesi yönünde yapılan işlemde ise hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır .
14 / 16B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19) 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verilmediği ve şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine başvuran bakımından uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir .
20) Diğer taraftan, başvuruya ilişkin yapılan inceleme sırasında, Sosyal Güvenlik Kurumunca,
hizmet birleştirilmesinin zorunlu olduğu ve bunun tek istisnasının tüm hizmetler toplamının aylık bağlamaya yeterli olmaması olduğu gerekçesiyle, tek başına bir çalışmadan dolayı aylık bağlanabilecek durumda olan sigortalıların taleplerinin reddedildiği görülmektedir . Buna karşın,
2829 sayılı yasanın amir hükmünün, yargı organları ve Kurumumuz nezdinde istikrarlı bir şekilde,
tek başına bir çalışmanın aylık bağlanmasına yeterli olması halinde, kişinin, tüm sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağı, kural olarak şartları oluşuyorsa,
2829 sayılı Kanuna göre hizmet birleştirmesi yapılmadan yaşlılık aylığı bağlanabileceği şeklinde
yorumlandığı ve bu yönde kararlar verildiği, bunun neticesinde Sosyal Güvenlik Kurumunca ilk başvuruda reddedilen taleplerin bu kez mahkeme kararları gereği yerine getirildiği anlaşılmaktadır .
Bu çerçevede, idarenin, işlemlerinde ve diğer faaliyetlerinde, benzer nitelikte ve istikrar kazanmış emsal yargı kararlarını ve gerekçelerini dikkate alması beklenmektedir . Bu yolla idarenin gereksiz yargılama masraflarının azaltacağı, uygulamalarını hukuka uygunluğu önceden belirlenmiş bir standarda ulaştıracağı ve yargı mercilerinin iş yükünde hafifleme olacağı değerlendirilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABUL- KISMEN REDDİNE;
-Başvuranın emekliliğe esas hizmet sürelerinin birleştirilmemesi talebi kapsamında : Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurana aylık bağlanması açısından hizmet sürelerinin birleştirilmeye zorlanamayacağı; hizmet birleştirilmesine ilişkin işlemlerde şeffaf idare anlayışı içerisinde sigortalılara tüm sonuçlarıyla bilgilendirme yapılarak, sigortalıların talebi doğrultusunda işlem yapılması yönünde SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, -Emekli ikramiyesi talebi kapsamında ise , emekli ikramiyesinin esasen devlete yapılan hizmetin karşılığı ödül niteliğinde bir ödeme olduğu, 89 uncu maddenin birinci fıkrasındaki durumun emekli
15 / 16ikramiyesinin ödül niteliğini sekteye uğratarak hizmetlerin birleştirilip birleştirilmediği ayrımı
yapmak suretiyle hakkaniyete aykırı olacağı tespiti yapılarak ve hizmet birleştirme işleminin zorunlu olup olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirmeye gidilmeksizin; emekli ikramiyesinin ödül niteliğinden dolayı kamuda geçen hizmetleri kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermeyen başvuranın “kendisine emekli ikramiyesi ödenmesi talebinin REDDİNE , -Emekli ikramiyesinin niteliği de göz önüne alınarak emekli ikramiyesin ödemesi koşullarına ilişkin
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birbiri
ile uyumlu hale getirilerek düzenlenmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA VE
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU VE ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA, SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA VE ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi