|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının emeklilik talebinin reddi üzerine yaş düzeltmesi ile yaşlılık aylığı bağlanması konusundadır. 506 sayılı Kanun’un 120/2. maddesi, sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı doğum tarihinin esas alınacağını belirtmektedir. Bu düzenleme, yaş düzeltmelerinin emeklilik koşullarını etkilemeyeceğini vurgulamakta ve sigortalının yaşının, ilk tescil tarihinden sonraki düzeltmelerin dikkate alınamayacağını ortaya koymaktadır.
Davacının doğum tarihi, mahkeme kararı ile düzeltilmiş olsa da, bu düzeltmenin emeklilik başvurusu için geçerli olmadığına karar verilmiştir. Yargıtay, yaş düzeltmelerinin yalnızca mahkeme kararı ile yapılan düzeltmelerin dikkate alınmadığını, bu durumun emeklilik koşullarını etkilemediğini ifade etmiştir. Dolayısıyla, davacının yaşının düzeltilmiş olmasının, yaşlılık aylığı bağlanmasında bir etkisi bulunmamaktadır. Sonuç olarak, davacının emeklilik talebinin reddi, yasal düzenlemelere uygun bir şekilde gerçekleştirilmiş ve mahkeme kararları ile desteklenmiştir. Bu bağlamda, emeklilik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yapılan red işlemi hukuken geçerlidir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/9115 E. , 2024/10594 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/942 E., 2024/1303 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/122 E., 2024/52 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının 10.05.1970 tarihinde doğduğunu, ancak o dönemde ailesi tarafından nüfusa 10 yıl geç kaydettirildiğini ve nüfus kayıtlarına 1980 yılında doğduğu yönünde kayıt işlendiğini ve 10 yıl geç nüfusa kayıt edildiğini, askerlik çağındayken nüfus kaydının düzeltilmesi davası açıldığını ve doğum tarihinin 1970 olarak düzeltildiğini, 01.06.1987 tarihinde sigortalı olarak kayıtlı olduğu tarihte 17 yaşında olduğunu, hatalı nüfus kaydına göre ise 7 yaşında göründüğünü, bu yaşta sigortalı olamayacağının açık olduğunu, davacının 50 yaşını 10.05.2020 tarihinde doldurduğunu, ancak emeklilik başvurusunun kabul edilmediğini, işlemle ilgili Ankara 23. İdare Mahkemesinde açılan davanın 202071859 E-2021/1529 K. 06.10.2021 tarihinde görevsizlik kararı verildiğini belirterek, davacının emekliliğe hak kazandığını tespitini, emeklilik işlemlerinin başlatılmasını, geçmişe dönük haklarıyla beraber emeklilik aylığı bağlanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kabulü ile
1-Davacının 05.10.2020 tarihli tahsis talebini takip eden 01.11.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile düzeltilmiş yaşının nazara alınarak yaşlılık aylığı bağlanması tespitine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 120/2. maddesinde “yaşlılık, ölüm ve maluliyet sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında; sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağı” hükme bağlanmıştır. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş düzeltilmesinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu (Bağ-Kur) ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda da anılan maddeye paralel hükümler getirilmiştir.
506 sayılı Kanun’un uygulanması açısından “yaş koşulunun” gerçekleşmesi, belli süre prim ödenmesi yaşlılık sigortasının uygulanması açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle Kanun’un 120. maddesi sonradan yapılacak yaş düzeltmelerinde kimi kötü uygulamaları önlemek amacıyla özel bir düzenleme getirmiş belli sigorta kollarında hangi doğum tarihinin esas alınacağını açıkça belirlemiştir. Buna göre yaşlılık ölüm ve maluliyet sigortalarının uygulanmasında sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğüne kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağını hükme bağlamıştır.
Buradaki yaş düzeltmelerinden kasıt, Mahkeme kararı ile yapılan düzeltmelerdir. Esasen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da aynı yaklaşım belirlenmiş olup, HGK 09.10.2002 tarih ve 2002/761-777, 02.06.2004 tarih 2004/316-322 sayılı kararı ile 14.04.2010 gün ve 2010/21-194 E. 2010/219 K.sayılı kararında bu yaklaşım aynen; “sigortaya ilk tescil tarihinden sonra kesinleşen mahkeme kararı ile yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı, bu hallerde Mahkeme kararının kesinleşme tarihinin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
Ancak, sigortalının yaşı ile ilgili gerçek kayıtlar esas alınıp doğum tarihinin mahkeme kararı ile düzeltilmesi halinde, ilama konu dava, gerçek yaşının kayda yansıtılması ile ilgilidir ve nüfusa asıl doğum günü yazılmayıp da küçük veya büyük yazılan kişi tarafından açılan doğum gününün düzeltilmesi sonucunu doğuran klasik yaş tashihi davası değildir. Bu davalar, yaş tashihi ile ilgili değil kayıt tashihi ile ilgili olduğundan bu hallerde yaşlılık aylığı bağlanması ile ilgili emeklilik koşullarının oluşmasında mahkemece de tespit edilen bu yaşın dikkate alınmasında bir isabetsizlik yoktur (Hukuk Genel Kurulunun 24.12.2008 gün ve 2008/10-784 E. 2008/768 K. sayılı kararı). Buradaki yaş düzeltmelerinden kasıt, Mahkeme kararı ile yapılan düzeltmelerdir. Esasen HGK 09.10.2002 tarih ve 2002/761-777, 02.06.2004 tarih 2004/316-322 sayılı kararları da bu yöndedir.
3.İnceleme konusu dosyada; davacının 10.05.1980 olan doğum tarihi Sulakyurt Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.11.1989 tarihli kararı ile 05.10.1970 tarihi olarak düzeltilmiş ve söz konusu Mahkeme kararı 08.11.1990 tarihinde kesinleşmiştir. Davacının 05.10.2020 tarihli tahsis talebi, davacının 50 yaşını 24.03.2030 tarihinde dolduracağından emeklilik şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dosya içerisine celp edilen yaş tashihine ilişkin dava dosyasının incelenmesinden; davacının babası tarafından, davacının 10.05.1970 doğumlu olmasına rağmen nüfus kütüğüne 10.05.1980 doğumlu olarak tescil edildiği belirtilerek yılın 1970 olarak düzeltilmesi talebiyle 01.09.1989 tarihinde dava açıldığı, Mahkemece, sağlık kurulu raporu, tanık beyanı esas alınarak davacının doğum tarihinin 10.05.1970 olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacının sunduğu karne fotokopilerden 27.06.1983 tarihinde ilkokul karnesini aldığı, 27.08.1990 – 27.02.1992 tarihleri arasında askerlik yaptığı, eğitim ve askerlik tarihlerinin düzeltilmiş yaşına uygun olduğu görülmektedir.
Somut davada; davacının 12.06.1987 tarihinde sigortalı olarak işe girdikten sonra Sulakyurt Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.11.1989 tarihli kararı ile 05.10.1970 tarihi olarak düzeltilmiş olup bu kaydın sigortalılığa esas alınmayacağı dikkate alınmaksızın Mahkemece yaş tashihi ile ilgili davanın kayıt düzeltme davası gibi değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.