ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın 2018 yılında emekli olduğu ancak emeklilik tazminatının zamanında ödenmediği ve bu nedenle yasal faiz talep ettiği hususu incelenmiştir. Başvuran, emeklilik tazminatının 01/10/2018 tarihinde ödenmesi gerekirken, 15/02/2021 tarihinde ödendiğini ve bu süreçte yasal faizin de ödenmesini talep etmiştir. Danıştay, kamu makamlarının geri ödemelerindeki gecikmelerin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları çerçevesinde faiz ödemeleriyle ilişkilendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Kararda, başvuranın tazminat ödemesinden mahrum kaldığı süre boyunca uğrayacağı kayıpların, Anayasanın 125. maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereğince faizle tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda, başvuranın emekliliği sırasında hak kazandığı tazminatın zamanında ödenmemesi nedeniyle oluşan değer kaybının telafi edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi doğrultusunda yasal faizin ödenmesi yönünde Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/14057-S.21.22512

BAŞVURU NO : 2021/9161

KARAR TARİHİ : 30/09/2021

TAVSİYE KARARI

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Emeklilik tazminatından mahrum kalınan süre için hesaplanacak yasal faizin ödenmesi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 05/05/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Milli Eğitim Bakanlığı Kahramanmaraş Elbistan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görev yapmakta iken 2018 yılında emekli olduğunu ancak emeklilik yolluğunun emekli olunan 01/10/2018 tarihinde ödenmesi gerekirken ödenmeyip 15/02/2021 tarihli başvurusu üzerine 2018 yılı miktarı üzerinden ve gecikme bedeli olmaksızın ödendiğini belirtmekte olup, 01/10/2018 tarihinde yapılması gerekirken Mart

2021 yılında yapılması nedeniyle söz konusu ödemenin 1/10/2018 tarihi esas alınarak hesaplanacak yasal

faizinin de ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden Milli Eğitim Bakanlığının 18/6/2021 tarihli ve E- sayılı cevabi yazısı ile herhangi bir gerekçe ve değerlendirmeye yer verilmeksizin başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ek olarak Kurumumuza gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,

3.2. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” bölümünde yer alan “Genel ilkeler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenir.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 27/6/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinde, “A) Aylıklarını

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3269 sayılı

Uzman Erbaş Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa göre almakta olan personele 1000 gösterge rakamı üzerinden memuriyet taban aylığı ödenir…

D) (Ek: 31/7/2003-4969/2 md.) (A) bendi kapsamına giren personel ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı

Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı cetvelde yer alan personel ve kamu kurumlarında işçi olarak istihdam edilenlerden; emekliliğini isteyen veya emekliye sevk olunanlara, haklarında toptan ödeme hükümleri uygulananlara, emekli iken yeniden hizmete alındıktan sonra cezaen olmamak üzere görevlerine son verilenlere, kendi kusurları olmaksızın sözleşmesi feshedilen veya hizmet sürelerinin bitiminde ayrılan sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile terhis olan yedek subaylara, yedek astsubaylara ve bunlardan görevde iken ölenlerin kanuni mirasçılarına damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaksızın (12.105) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarında tazminat ödenir.”

hükümleri yer almıştır.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü ve tavsiyede bulunulması yönünde öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, 2018 yılında emekli olduğunu ancak emeklilik yolluğunun (emeklilik tazminatı) emekli olunan 01/10/2018 tarihinde ödenmesi gerekirken ödenmeyip 15/02/2021 tarihli başvurusu üzerine 2018 yılı miktarı üzerinden ve gecikme bedeli olmaksızın ödendiğini belirtmekte olup, söz konusu ödemenin 01/10/2018 tarihi esas alınarak hesaplanacak yasal faizinin de ödenmesini talep etmektedir.

8. Başvuruya konu olayda, başvuranın, Milli Eğitim Bakanlığı Kahramanmaraş Elbistan İlçe Milli Eğitim

Müdürlüğünde görev yapmakta iken 1/9/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığı, Sosyal Güvenlik

Kurumu Başkanlığına 6/8/2018 tarihli dilekçesi ile açıktan emeklilik talebinde bulunduğu, 6/12/2018 tarihinde açıktan emekliye sevk onayı verildiği, başvurana 1/10/2018 tarihinden itibaren emekli aylığının

bağlandığı ve emekli ikramiyesinin tahakkuk ettirildiği, 15/2/2021 tarihinde de emeklilik tarihinde hak kazanmış olduğu emeklilik tazminatının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi yönünde talepte bulunduğu, ilgili idare tarafından Maliye Bakanlığının yazısı gereğince başvurana emekli aylığının bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan gösterge ve katsayı üzerinden tazminatı ödemesinin yapıldığı görülmektedir.

9. İlgili idare tarafından ödeme işlemine dayanak teşkil eden ve bilgi-belge talebine istinaden ek olarak sunulan Maliye Bakanlığının 14/2/2017 tarihli ve 1566 sayılı yazısında, “OHAL kapsamında çıkarılan

KHK’lara istinaden kamu görevinden ihraç edilen ve ihraç edildikten sonraki zamanda emekli olabilmeleri için gereken şartları taşıyarak emekliliğe ayrılan personele 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (D) bendi kapsamındaki tazminatın ödenip ödenmeyeceği” hususu değerlendirilerek,

“emeklilik hakkı tanınan bir görevde bulunanlardan, kadın İştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını doldurup anılan geçici 205 inci maddede belirtilen yaş hadlerini doldurmadan çalıştıkları kurum ve kuruluşlardan ayrılanlara, daha sonra yaş hadlerini doldurarak emekli aylığına hak kazanmaları halinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (D) bendinde düzenlenen tazminatın ödenmesinin mümkün olduğu mütalaa edilmektedir.

Bu itibarla, emekli olabilmesine ilişkin gerekli hizmet süresini ve yaş haddini tamamlayan söz konusu personele kendilerine emekli aylığının bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan gösterge ve katsayı üzerinden

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (D) bendinde düzenlenen tazminatın

ödenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.” yönünde görüş mütalaa edilmiş olup ilgili idare de bu kapsamda tazminat ödemelerini yapmıştır.

10. Öte yandan, Maliye Bakanlığının 2017 tarihli söz konusu yazısı sonrasında başvuranın 2018 yılında emekliye ayrılmasına ve tarafına emekli aylığı bağlanmasına karşın tazminat ödemesinin başvuranın 2021 tarihli başvurusuna kadar yapılmadığı ve 2021 yılından yapılan ödemenin ise başvuranın emekli aylığının bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan (13.558,00) gösterge ve (0,1179400) katsayı üzerinden hesaplanan miktar oranında ödendiği anlaşılmaktadır.

11. Anayasa Mahkemesinin 07/02/2019 tarihli ve 2015/4812 numaralı bireysel başvuru kararının 25 inci paragrafı; “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istikrarlı olarak, kamu makamlarınca yapılacak geri ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. Mahkemenin çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39;

Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri, B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).” şeklindedir. Anılan Kararın 40 ıncı paragrafında ise; “Diğer taraftan Danıştayın aynı konuya ilişkin bazı kararlarında da konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak faiz ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay bu kararlarında, sonuç olarak açığa alınan bir kamu görevlisinden yapılan maaş kesintilerinin faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiğini belirtmiştir.” açıklamasına yer verilip

“Sonuç olarak başvurucunun maaşından kesintilerin yapıldığı tarihlerden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacakların enflasyon oranları karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği

anlaşılmaktadır. Buna karşın başvurucuya herhangi bir faiz ödemesi ise yapılmamış, faiz ödenmesi yönündeki başvurucunun talebi de idari ve yargısal makamlarca reddedilmiştir. Söz konusu değer kaybının oranı gözetildiğinde müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu kanaatine varılmıştır.” denmek suretiyle, kişilere ödenmesi gereken mali hakların ödenmemesinden doğan zararın mülkiyet hakkının ihlali niteliği taşıdığından bahisle faizin ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir.

12. Benzer şekilde, konuya ilişkin olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/3/2014 tarihli ve

E.2011/358, K.2014/906 sayılı kararı ile onadığı Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin 28/09/2010 tarihli, E:2010/1211 ve K:2010/844 sayılı ısrar kararında;”… faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; esasen bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği; ekonomilerde bir değişim vasıtası olan paranın, çeşitli ticari, sınai, zirai vb. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi ekonomik yararlar sağlayan bir değer olduğu; paranın, sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılmaksızın, sahibinin bu ekonomik değerinden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında, yüksek enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünün enflasyon oranı ölçüsünde yitirmesine neden olduğu; hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının düşünülemeyeceği; aksine anlayışın, Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götüreceği ki, böyle bir anlayışın, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, “idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” amir hükmü ile bağdaşmayacağı…” gerekçesine yer verildiği görülmektedir.

13. Yukarıda yer verilen yargı içtihatlarında da belirtildiği üzere; faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı sürelerde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu; bu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idareden istenebilmesi için idarenin doğrudan veya dolaylı bir kusurunun bulunmasının kural olarak gerekmediği ve söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmü aranmasının gerekmediği, söz konusu kaybın veya yoksun kalınan kazancın idarece tazmin edilmesi Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi gereği olduğu açık olup, başvuranın emekliye ayrıldığı tarihte hak kazandığı tazminatın aynı tarihte ödenmeyip başvuruda bulunduğu 2021 yılında 2018 yılı katsayı ve gösterge üzerinden yasal faizi olmaksızın ödenmesinin hukuka ve hakkaniyet ilkelerine uygun olmadığı değerlendirilmektedir.

14. Başvuranın iddiaları, idarenin konuya ilişkin açıklamaları, ilgili mevzuat ve emsal yargı kararları ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 375 sayılı KHK’nın 1 inci maddesinin D bendinde düzenlenen tazminat başvurana ödenmiş olsa da başvuranın söz konusu ödemeden mahrum kaldığı süreçte uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olarak Anayasanın 125 inci maddesi ve hukuk devleti ilkesi kapsamında faiz ödenmesi gerektiği değerlendirildiğinden, başvuranın tazminata hak kazandığı tarih itibariyle hesaplanacak yasal faizinin ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, başvuru sahibine verdiği cevapta hangi sürede hangi merciye başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle de “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Malatya İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuranın 375 sayılı KHK’nın 1 inci maddesinin D bendi gereğince tazminata hak kazandığı tarih itibariyle hesaplanacak yasal faizinin ödenmesi yönünde MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINCA

bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza ve başvurana bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Bu kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi