|
ÖZET: Sayıştay kararında, 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisi alacaklarının tahsilinde zamanaşımının kesilmesine ilişkin hukuki değerlendirmeler yapılmıştır. Sorumlu İşletme Müdürü, 6183 sayılı Kanun’un 102 ve 103. maddeleri uyarınca, tahsil zamanaşımını kesen işlemler gerçekleştirdiğini, bu bağlamda ödeme emri tebliği, haciz işlemleri ve yapılandırma uygulamalarının zamanaşımını durdurduğunu savunmuştur.
Kararda, belirtilen işlemlerin geçerliliği ve etkisi üzerinde durulmuş, zamanaşımının kesilmesi nedeniyle alacakların 2013 yılı sonu itibarıyla zamanaşımına uğramadığı sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, yapılan tahsilatların ve icra işlemlerinin devam ettiği, dolayısıyla kamu zararının oluşmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, verilen tazmin hükmünün kaldırılması gerektiği belirtilmiş ve ilgili alacakların zamanaşımına uğramadığına dair hukuki gerekçeler ortaya konmuştur. Bu durum, kamu idarelerinin gelirlerinin tahsilinde zamanaşımının kesilmesine dair uygulamaların önemini vurgulamaktadır. |
| Kamu İdaresi Türü | Belediyeler ve Bağlı İdareler |
| Yılı | 2013 |
| Dairesi | 6 |
| Karar No | 40654 |
| İlam No | 42905 |
| Tutanak Tarihi | 29.3.2017 |
| Kararın Konusu | Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar |
Konu: Belediye Gelirinin zamanaşımına uğratılması.
1- 241 sayılı İlam’ın 3 nci maddesiyle; … Belediyesi’nin 2013 Mali Yılı Yönetim Dönemi Hesabının ve Belediye Yönetim Bilgi Sistemi incelenmesi neticesinde, 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisinin 2013 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması suretiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Sorumlu İşletme Müdürü (Gerçekleştirme Görevlisi) … göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;
2013 mali yılı denetimi sonucu, 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergilerinden, 2013 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyen … TL olduğunun yazıldığı, ancak Belediyenin kayıtlarından da görüleceği üzere 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergilerinden, 2013 yılı sonu itibariyle tahsiline devam edilen … TL Emlak Vergisi alacağı bulunduğu,
AATUHK’nın 102. maddesi tahsil zamanaşımının süresine yönelik düzenlemeyi içerdiği, bu maddeye göre, “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl (Su alacakları için 10 yıl) (İdari Para Cezaları için 3 yıl) içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur”. Denildiği, AATUHK’nın 103. maddesinde “zamanaşımının kesilmesi” halleri, 104. Maddesinde ise “zamanaşımının durması halleri” hükme bağlandığı,
AATUHK’nun 103. maddesinde tahsil zamanaşımını kesen haller 11 bent olarak sıralandığı, Bunların;
-Ödeme: Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 40-44. maddelerindeki şekillere uygun olarak yapılan ödemeler
-Haciz tatbiki uygulaması: Yükümlünün ödeme süresi içinde borcunu ödememesi halinde menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacakları üzerine konan haciz
-Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilât.
-Ödeme emri tebliği: Bu tebliğ AATUHK’nın 55. maddesine uygun olarak yapılmalıdır.
– Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi.
-Yukarıdaki gösterilen muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması.
-İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi.
-Amme alacağının teminata bağlanması.
-Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi.
-İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.
-Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
şeklinde olduğu,
Savunması ekinde sunduğu mahkeme kararlarından görüleceği üzere yukarıda yazılı gerekçeler doğrultusunda, zamanaşımından söz edilemeyeceği hükümlerine varıldığı,
Yukarıda yazılı mevzuat hükümleri ve mahkeme kararları doğrultusunda Belediyenin 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisi alacakları için sorgu konusu yapıldığı tarihten bu güne kadar;
*1290 Adet Mükellefe ait … TL eksilten ve 01/11/2013 ile 22/12/2015 tarihleri arasında … TL tahsilat olmak üzere toplamda … TL eksilten ve tahsilat yapıldığı,
Tahsiline davam edilen Emlak Vergisi alacakları için;
*33 adet mükellefe … TL tebliğ yapıldığı,
*29/11/2013 tarihinde 15 gün süreyle Belediye İlan Panosunda ve muhtarlıklarda 152 adet mükellefe ait isim ve borçlarını gösterir listeyle … TL ilanen tebliğ yapıldığı,
*2008 yılına ait Emlak Vergisi alacakları içinden 6111 ve 6552 sayılı kanunlara göre 105 Adet mükellefle … TL yapılandırma yapıldığı, yapılandırma listesi ve yapılandırma örneklerinin savunmaya eklendiği, yapılandırmanın gerçekleştiği anda ister bozulsun ister bozulmasın zamanaşımını kestiği, çünkü yapılandırmaya başvururken borcumu kabul ediyorum ve hiçbir mahkemeye müracaat etmeyeceğimi taahhüt ediyorum ibaresinden yola çıkılarak ilgili alacakların zaman aşımını sona erdirdiği,
*Bunlara ek olarak 648 Adet mükellefe … TL haciz/icra işlemi (Tapu ve Banka hesaplarına ayrı ayrı olarak) yapıldığı,
Yapılan bu iş ve işlemlerin hepsinin zamanaşımını kesen iş ve işlemler olduğu, 2008 yılında tarh ve tahakkuk etmiş alacaklar için zamanaşımı süresi 2013 iken bu süreye 5 yıl daha ekleyerek 2018 yılı olduğu, dolayısı ile belediye emlak vergisi alacaklarının zamanaşımına uğratılmadığı ve kurum açısından kamu zararı oluşmadığı,
Belediyenin 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisi alacakları için, Amme Alacakları Kanunun 102. ve 103. Maddeleri kapsamında tahsil zamanaşımını kesen Ödeme Emri tebliği, Tapu ve Banka Hesaplarına haciz işlemi, yapılandırma yapılması, ilanen tebliğ ve tebliğ yapılması sonucunda zamanaşımının kesildiği, kanunun gösterdiği 5 yıllık süreden sonra ek 5 yıllık süre daha kazanılmış olduğu, tahsilatına ve haciz/icra işlemlerine devam edildiğini, belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık karşılamasında özetle; sorumlunun zaman aşımım kesen ve durduran sebepler dolayısı ile zaman aşımına uğrayan bir alacaklarının olmadığını, 173 adet mükellefe haciz/icra işlemi yapılması için gerekli takibatı başlattıklarını ve hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ettiğinin görüldüğü, talebin yerinde görüldüğü, alacağın tahsili ile ilgili ödeme emri tebliği, gerekli haciz ve icra işlemler başlatıldığından talebin kabül edilerek tazmin hükmünün kaldırılmasının yerinde olacağı, şeklinde görüş bildirmiştir.
40655 sayılı dosyada yer alan ve İlam’da Muhasebe Yetkilisi olarak sorumlu tutulan Mali Hizmetler Müdür Vekili … ‘nun dilekçesinde özetle;
Kendisinin sorgu maddesiyle alakalı olarak, kurumun kamu zararına uğratılması ile ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığını,
14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararı’nda “hesap verme, sorumluluk ve sorumlular” olmak üzere üç ana başlıkta ele alındığı, burada üst yöneticinin, harcama yetkilisinin, gerçekleştirme görevlisinin ve muhasebe yetkilisinin görev ve sorumlulukları ele alındığı, bahse konu Sayıştay Genel Kurul Kararı’nın III- Sorumlular başlığının 2- Üst yöneticiler maddesinde “Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle üst yöneticilerin sorumlulukları düzenlenmiştir.” denildiğini,
Aynı bağlamda 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun, Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu ana başlıklı dördüncü bölümünün “Üst yönetici” alt başlıklı 11. maddesinde “Bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Ancak, Millî Savunma Bakanlığında üst yönetici Bakandır.
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımım sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla verine getirirler.” denildiği, 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle 11 inci maddenin son fıkrasında yer alan “, malî kontrol yetkilisi” ve “ile muhasebe yetkilisi” ibarelerinin metinden çıkarıldığı, yine aynı kanunun 60. maddesinin (n) bendinde “Malî konularda üst yönetici tarafından verilen diğer görevleri yapmak.” denildiğini,
5393 Sayılı Belediye Kanununun, Belediye başkanının görev ve yetkilerinin yer aldığı 38. maddenin (f) bendinde “Belediyenin gelir ve alacaklarım takip ve tahsil etmek.” denildiği,
Anılan mevzuat hükümleri uyarınca Belediye Gelirlerinin takip ve tahsilinde üst yönetici ve mali hizmetler müdürlüğünün sorumluluklarının dile getirildiği, Belediyelerinde sertifika sahibi muhasebe yetkilisi olmadığından, Mali Hizmetler Müdürlüğü görevini yürüttüğü için muhasebe yetkilisi görevlerini de yerine getirdiği, ancak belediyenin, yasal yollardan bir muhasebe yetkilisi başvurusu ve ataması yapması gerektiği, böylece 5018 sayılı kanunun şart ve gereklerinin yerine getirileceği, kendisinin kanunen böyle bir yaptırımının söz konusu olmadığını,
Yukarıda belirttiği hususlarla alakalı olarak, 06.04.2007 tarih ve 31 sayılı … Belediyesi Meclis Kararı ile Su İşleri Müdürlüğünün ihdas edildiği, 04.02.2011 tarih ve 20 sayılı … Belediyesi Meclis Kararı ile Su işlerinin iptal edildiği, Mali Hizmetler Müdürlüğü bünyesindeki gelir kalemleri ve Su İsleri Müdürlüğü iş ve işlemlerinin ihdas edilen İşletme Müdürlüsüne devredildiği, 09.03.2011 tarihli ve 149 ile 151 sayılı Üst yönetici imzalı yazılardan da görüleceği üzere meclis kararlarına istinaden görev ve yetki alanlarının belirlendiği, bahse konu meclis kararları ve üst yönetici imzalı yazıların kendisi için emir niteliğinde olduğunu,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 137. maddesinde ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 11. maddesinde “Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.
Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, verine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin verine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.
Konusu suç teşkil eden emir; hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” denildiği,
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesinde “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” denildiği,
Belediye Meclis Kararlarını ve üst yöneticinin (Belediye Başkanının) yazılı emirlerini yerine getirdiğini, şahsına ait kasıt, kusur ve ihmal bulunmadığı için sorumlu tutulmasının doğru olmayacağını,
Yukarıda belirtilen mevzuat ve açıklamalar doğrultusunda usul olarak kamu zararına sebebiyet veren görevliler adına sorumluluğun yüklenmesi gerekirken, tarafına yüklenmesinin yanlış olacağı, ilgili sorgu maddeleriyle alakalı olarak, kurumun kamu zararına uğratılması ile ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığı, gerek 5393 Sayılı Belediye Kanunda gerekse 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununda, Üst Yöneticinin (Belediye Başkanının) ve belediye gelirleri ile alakalı sorumlu olduğu Belediye Meclisinin sorumluluklarının kesin olarak tespit edildiği, kendisinin kanunen sorumlu tutulabileceği hususlarda ise Meclis Kararları ve üst yöneticinin (Belediyi Başkanının) yazılı emirleri ile belediyenin gelir (Tahakkuk, tahsilat ve icra) birimleri müdürlük uhdesinden çıkarıldığı ve başka bir müdürlük ihdas edilerek uhdesinden yetkinin alındığını, kendisinin ne Belediye Meclisinden ne de Belediye Başkanından daha üst bir makama sahip olmadığı gibi, meclis ve başkan emirine karşı gelmesi ya da emri yerine getirmemesinin mümkün olmayacağını, kaldı ki verilen emir usulsüz de olsa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 137. maddesinde ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 11. Maddesine göre itiraz etmesine rağmen emri yereni getirme yükümlülüğünün olduğu, diğer taraftan kanunsuz bir emir ise bu durumda Sayıştay’ca yapılacak denetimler neticesinde hem belediye meclis üyelerine hem de belediye başkanına müştereken ve müteselsilen sorumluluk yüklenmesi gerektiği, ayrıca meclis kararlarına istinaden belediye başkanınca yazılan 09/03/2011 tarih ve 151 sayılı yazısında tüm belediye şemasının ekte sunulduğu, belediyenin tüm birimlerine üst yazıda gereğinin yapılmasının emredildiği, aynı tarih ve 149 sayılı yazısında belediye başkanının, “Mali Hizmetler bünyesindeki Gelir Tahakkuk, îcra Takip, İlan Reklam, Sicil, Emlak, Çevre Temizlik, Tahsilat, Parkomat, Hal ve Bilgi İşlem Servisleri alınarak İşletme Müdürlüğüne bağlanmıştır. Bilgi ve gereğim rica ederim.” demekte olduğu, bu bağlamda şahsının Belediyenin gelir ve alacaklarının tarh, tahakkuk ve tahsilat işlemleri ile alakalı olarak kurumun kamu zararına uğratılması ile ilgili bir sorumluluğun ya da kamu zararına sebebiyet verecek bir kasıt, kusur ve ihmalinin olmadığını, belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
40655 Sayılı Dosyada Başsavcılık karşılamasında özetle; sorumlunun zaman aşımım kesen ve durduran sebepler dolayısı ile zaman aşımına uğrayan bir alacaklarının olmadığını, 173 adet mükellefe haciz/icra işlemi yapılması için gerekli takibatı başlattıklarını ve hakkında verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep ettiğinin görüldüğü, talebin yerinde görüldüğü, alacağın tahsili ile ilgili ödeme emri tebliği, gerekli haciz ve icra işlemler başlatıldığından talebin kabül edilerek tazmin hükmünün kaldırılmasının yerinde olacağı, şeklinde görüş bildirmiştir.
Duruşma talebinde bulunan … , … ve Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;
241 sayılı İlam’ın 3 nci maddesiyle; … Belediyesi’nin 2013 Mali Yılı Yönetim Dönemi Hesabının ve Belediye Yönetim Bilgi Sistemi incelenmesi neticesinde, 121 Gelirlerden Takipli Alacaklar Hesabında yer alan 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisinin 2013 yılı sonu itibariyle tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratılması suretiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak 40655 sayılı dosyada sadece sorumluluk itirazında bulunulduğu için öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmektedir.
Sorumluluk İtirazına ilişkin olarak:
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38 inci maddesinde “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur.” denilmekte olup aynı “Malî hizmetler birimi” başlıklı 60 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasının (e) bendinde ise kamu idarelerinde, malî hizmetler birimi tarafından yürütülecek görevler arasında “İlgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek.” hükmü de sayılmıştır.
Kanun’un “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61 inci maddesinde ise:
“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir. Memuriyet kadro ve unvanlarının muhasebe yetkilisi niteliğine etkisi yoktur.
Muhasebe yetkilisi, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumludur. 9.12.1994 tarihli ve 4059 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin muhasebe hizmetleri Maliye Bakanlığınca yürütülür. Muhasebe yetkilileri gerekli bilgi ve raporları düzenli olarak kamu idarelerine verirler.
…”
hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu genel mali yapıyı sistemleştirirken 60/e maddesi ile gelirlerin mali hizmetler birimi tarafından ilgili mevzuatı çerçevesinde tahakkuk ettirileceğini, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürüteceğini hükme bağlamıştır. Bu hükme göre tahakkuk ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin genel olarak sorumlu olduğu söylenebilir. Ayrıca, 61 inci maddede muhasebe hizmeti tanımlanırken, gelir ve alacakların tahsili aşamasında muhasebenin de rol aldığı ifade edilmiştir. Tarh ve tebliğ kavramlarına açıkça değinilmemiş olsa da, mali hizmetler birimlerinin bu anlamda bir fonksiyon üstlendikleri genel görev tanımlarından çıkarılabilir. Muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi haricinde, ilgili kanunlarda tarh, tahakkuk ve tahsilden sorumlu olanların da, bu kapsamda değerlendirmesi gerekmektedir.
Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli 5018 sayılı Kanun çerçevesinde sorumlulukların belirlenmesine ilişkin kararında; tahsil edilmeye hazır hale gelmiş gelirle ilgili olarak muhasebe yetkilisinin sorumluluğundan bahsedilmiştir. Kararda; “5018 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin birinci fıkrasında, muhasebe hizmeti; “gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm malî işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir” şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında muhasebe yetkilisinin, bu hizmetlerin yapılmasından ve muhasebe kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutulmasından sorumlu olduğu belirtilmiş, aynı Kanun’un 60’ıncı maddesinde de, ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır. Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 23’üncü maddesinde, gelirleri ve alacakları ilgili mevzuatına göre tahsil etmek, yersiz ve fazla tahsil edilenleri ilgililerine iade etmek ve bu işlemlere ilişkin kayıtları usulüne uygun, saydam ve erişilebilir şekilde tutmak, mali rapor ve tabloları her türlü müdahaleden bağımsız olarak düzenlemek muhasebe yetkilisinin görevlerinden kabul edilmiş, aynı Yönetmeliğin 32’nci maddesinde de idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının yükümlüleri ve sorumluları adına ilgili hesaplara kaydedilerek tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş kamu gelir ve alacaklarının takip ve tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin tek başına sorumlu olduğuna çoğunlukla,” karar verilmiştir. Karardaki en önemli nokta, idarelerce ilgili kanunlarına göre tarh ve tahakkuk ettirilerek tahsil edilebilir hale gelmiş gelir ve alacakların tahsil edilmesinden muhasebe yetkilisinin sorumlu olduğu hususudur. Yani, muhasebe yetkilisinin sorumluluğu için, ön şart olarak gelirin tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz bir şekilde yerine getirilmelidir. Tarh ve tahakkuk aşaması sorunsuz yerine getirildiğinde, muhasebe yetkilisinin tahsilatla ilgili sorumluluğu başlamaktadır.
Diğer yandan Muhasebe yetkilisi ve mali hizmetler birimi idari anlamda bir bütünü ifade etse de, belediye gelirlerinin tahsilatı aşamasında mali sorumluluk anlamında farklı birim veya kişilerden oluşabilir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde; “Kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanlar, ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumludur” denilerek, kamu gelirleri ile ilgili olarak sorumluluk tanımlanmış olup; tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin hangi safhalarında kimlerin sorumlu olduklarının kurum kanunlarına bırakılması ile farklılaşan ve karmaşıklaşan bir sistemi ortaya çıkarmıştır.
Aynı Kanun’un “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
…
e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
…
Esas alınır…” hükmü yer almaktadır.
40655 sayılı dosyada sorumluluk itirazında bulunan ve Muhasebe Yetkilisi olarak sorumlu tutulan Mali Hizmetler Müdür Vekili … dilekçesinde; 06.04.2007 tarih ve 31 sayılı … Belediyesi Meclis Kararı ile Su İşleri Müdürlüğünün ihdas edildiği, 04.02.2011 tarih ve 20 sayılı … Belediyesi Meclis Kararı ile Su işlerinin iptal edildiği, Mali Hizmetler Müdürlüğü bünyesindeki gelir kalemleri ve Su İsleri Müdürlüğü iş ve işlemlerinin ihdas edilen İşletme Müdürlüsüne devredildiği, 09.03.2011 tarihli ve 149 ile 151 sayılı Üst yönetici imzalı yazılardan da görüleceği üzere meclis kararlarına istinaden görev ve yetki alanlarının belirlendiği, bahse konu meclis kararları ve üst yönetici imzalı yazıların kendisi için emir niteliğinde olduğunu belirtmekte ise de; İlamda bu husus zaten dikkate alınmış ve ilgili İşletme Müdürü (Gerçekleştirme Görevlisi) … ‘ta sorumluluğa dâhil edilmiş olduğundan Muhasebe Yetkilisi … ‘nun sorumluluğun yaygınlaştırılması konusundaki itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.
Öte yandan Belediye Başkanının sorumluluğu ile ilgili olarak; 5018 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde ifade edildiği üzere, Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır.
Bu kapsamda 5018 sayılı Kanun’un “Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesine göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Kanunda sayılan bu görevler de bizzat belediye başkanı tarafından değil; oluşturulan birimler ve birim amirleri tarafından yerine getirilmektedir. Zira, 5018 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinde üst yöneticilerin sorumlulukları belirtilmiş ve “Üst yöneticiler bu sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmek suretiyle fiilin icra, yani yerine getirme sorumluluğu alt kademedeki kamu görevlilerine bırakılmıştır.
5393 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin (f) işaretli bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh, tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil, idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.
Bu bağlamda, verdiği karar ve talimatlar, doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan Belediye Başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğunun bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle 40655 sayılı dosya kapsamındaki sorumlunun SORUMLULUK İTİRAZININ REDDİNE, Oyçokluğu ile,
İlam hükmünün esası ile ilgili olarak,
40654 sayılı dosyada Sorumlu İşletme Müdürü (Gerçekleştirme Görevlisi) … göndermiş olduğu dilekçesinde; 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisi alacakları için, 6183 sayılı Kanun’un 102 ve 103 üncü maddeleri kapsamında tahsil zamanaşımını kesen ödeme emri tebliği, tapu ve banka hesaplarına haciz işlemi, yapılandırma listesi, yapılandırma örnekleri, ilanen tebliğ ve tebliğ yapılması sonucunda zamanaşımının kesildiği, eksilten tahakkuk icmali, kanunun gösterdiği 5 yıllık süreden sonra ek 5 yıllık süre daha kazanılmış olduğu, mahkeme kararları, tahsilatlara ve haciz/icra işlemlerine devam edildiğini belirterek bunlarla ilgili bilgi ve belgeler gönder ayrıca temyiz duruşması sırasında ek belgeler sunmuştur.
Söz konusu gelirlerle ilgili olarak zamanaşımını kesen evrakların, ödeme emri tebliğlerinin, tapu ve banka hesaplarına haciz işlemlerinin, yapılandırma uygulamalarının, tebliğ ve ilanen tebliğ işlemlerinin, eksilten tahakkuk icmallerinin ve devam eden tahsilat ve haciz işlemlerine ait belgelerle temyiz duruşması sırasında sunulan ek belgelerin incelenmesinin temini için 241 sayılı İlam’ın 3 üncü maddesi hükmünün BOZULARAK DAİRESİNE TEVDİİNE, Oyçokluğu ile,
| İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR: |
|
**SORU 1:** 5018 Sayılı Kanun’un ilgili maddesine göre üst yöneticiler hangi görevlerden sorumludurlar? CEVAP: Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır. **SORU 2:** 5018 Sayılı Kanun’un ilgili maddesinde üst yöneticilerin neye göre görevleri icra edecekleri belirtildir? **SORU 3:** 5393 sayılı Kanun’un ilgili maddesine göre Belediye Başkanına hangi görevden sorumlu tutulmuştur? **SORU 4:** Üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğunun ne olduğu sorusuna ilişkin olarak; * Açıklanan nedenlerle 40655 sayılı dosya kapsamındaki sorumlunun SORUMLULUK İTİRAZININ REDDİNE, Oyçokluğu ile, * Açıklanan nedenlerle 40654 sayılı dosyada Sorumlu İşletme Müdürü (Gerçekleştirme Görevlisi) … göndermiş olduğu dilekçesinde; 2008 yılında tahakkuk etmiş Emlak Vergisi alacakları için, 6183 sayılı Kanun’un 102 ve 103 üncü maddeleri kapsamında tahsil zamanaşımını kesen ödeme emri tebliği, tapu ve banka hesaplarına haciz işlemi, yapılandırma listesi, yapılandırma örnekleri, ilanen tebliğ ve tebliğ yapılması sonucunda zamanaşımının kesildiği, eksilten tahakkuk icmali, kanunun gösterdiği 5 yıllık süreden sonra ek 5 yıllık süre daha kazanılmış olduğu, mahkeme kararları, tahsilatlara ve haciz/icra işlemlerine devam edildiğini belirterek bunlarla ilgili bilgi ve belgeler gönder ayrıca temyiz duruşması sırasında ek belgeler sunmuştur. **SORU 6:** Söz konusu gelirlerle ilgili olarak zamanaşımını kesen evrakların, ödeme emri tebliğlerinin, tapu ve banka hesaplarına haciz işlemlerinin, yapılandırma uygulamalarının, tebliğ ve ilanen tebliğ işlemlerinin, eksilten tahakkuk icmallerinin ve devam eden tahsilat ve haciz işlemlerine ait belgelerle temyiz duruşması sırasında sunulan ek belgelerin incelenmesinin temini için hangisinin cevaplandırılması gerekti? **SORU 7:** Sorulan sorulara cevaplar da aynı yöntemle verildi. |