ÖZET: Başvuru, Sancaktepe Belediye Başkanlığı’na ait bir taşınmazın kamulaştırılması ve bu süreçte ödenen emlak vergilerinin iadesi talebi üzerine yapılmıştır. Şikayetçi, 1988 yılından 2023 yılına kadar emlak vergisi ödediğini, ancak taşınmazın kamulaştırılarak başka birine satıldığını iddia ederek, ödediği vergilerin geri ödenmesini istemiştir. İdare, başvuranın tapusuz olarak emlak bildiriminde bulunduğunu ve bu nedenle iade talebinin mümkün olmadığını belirtmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan görüş talep etmiştir. Alınan yanıtta, taşınmazın tapusuz olması halinde emlak vergisinin malik gibi tasarruf eden tarafından ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, taşınmazın Hazine veya başka birine ait olması durumunda, emlak vergisi mükellefiyetinin malikine ait olacağı belirtilmiştir. Başvuranın, taşınmazın başka birine ait olduğuna dair kanıt sunmadığı anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın talebi hukuka aykırı bulunmamış ve başvurunun reddine karar verilmiştir. İlgili idarelerin işlemleri, iyi yönetim ilkelerine uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Başvuru sahibinin, bu ret kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/11561-S.24.17575

BAŞVURU NO : 2024/8403

KARAR TARİHİ : 22.10.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SANCAKTEPE BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Ödenen emlak vergisi tutarlarının iadesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 08.07.2024

I. BAŞVURU KONUSU

1. Şikayetçi tarafından 04/01/2024 tarihinde Kurumumuza verilen dilekçede kayıtlı olan hususlarda özetle, ada parselin 07/09/1988 yılından 2023 yılına kadar bir fiil vergisini verdiğini, zilyedinde olan evraklarda bulunan taşınmazın kamulaştırılarak başka bir kişiye satıldığını ifade ve iddia ederek, 2023 yılına kadar ödediği emlak vergilerinin tarafına iadesini talep etmiştir. İdari başvuru yolları tüketilmeden yapılan şikâyet başvurusu hakkında Kurumumuz mevzuatı gereğince verilen 05/02/2024 tarihli Gönderme Kararına sonrasında, şikayetçinin talebini yinelediği ve incelenmekte olunan tarihli başvurusunda ise özetle “ Emlak vergi beyannamesinde bu yerin vergisini verdiğini ve gerek haritalarda gerek yazışmalardaki evraklarda yerin zilyetinde olduğunun ve 30-35 yıldır vergisini verdiğinin kanıtı olduğunu, Belediyenin kendi evraklarında belli olan yerin kamulaştırma yapılarak satıldığını, kamu yararına herhangi başka bir işlem yapılmadığını ifade ve iddia ederek, ödediği vergilerin tarafına iadesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Uyuşmazlık konusu hakkında şikayetçi tarafından 04/01/2024 tarihinde idari başvuru yolları tüketilmeden yapılan Kurumumuza yapılan şikâyet başvurusu hakkında Kurumumuz mevzuatı gereğince verilen 05/02/2024 tarihli Gönderme Kararına istinaden Sancaktepe Belediye

Başkanlığı’ndan alınan 20/02/2024 tarihli cevap yazısında özetle, “ (T.C: ’nun başvurusuna istinaden ilçemiz ada parselin kamulaştırılmasına rağmen söz konusu kişinin ödediği emlak vergilerinin iadesi talep edilmektedir. nun kurumumuza 19.12.2023 tarih ve sayılı evrak ile emlak vergilerinin iadesi talebi doğrultusunda dilekçe verdiği, tarafımızdan sayılı evrak ile; ‘’Tapusuz olarak emlak bildiriminde bulunulduğu anlaşıldığından herhangi bir bilgisine rastlanılmadığı için söz konusu taşınmazın hangi işleme

uğradığının anlaşılması mümkün olmadığı aynı zamanda emlak vergilerinin söz konusu kişinin bildirimine istinaden tahakkuk ettiği, ödenen vergilerin geri iadesi yapılamayacağı’ bildirilmiştir.” açıklamalarına yer verildiği görülmüştür.

2.1. Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 14/8/2024 tarihli ve S. tarih sayılı yazı ile uyuşmazlık konusu hakkında hukuki mütalaa talebine istinaden Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan alınan 02.09.2024 tarih ve Esayılı yazıda özetle; “… 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 ve 12 nci maddelerinde, Türkiye sınırları içinde bulunan bina, arsa ve arazilerin bu Kanun hükümlerine göre bina ve arazi vergisine tabi olduğu; 2 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanundaki bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsadığı; 3 ve 13 üncü maddelerinde, bina ve arazi vergisinin, bina ve arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa bina ve araziye malik gibi tasarruf edenler tarafından ödeneceği; 4 ve 14 üncü maddelerinin (a)

fıkralarında ise Devlete ait bina ve arazilerin kiraya verilmeme şartı aranmaksızın daimi olarak emlak vergisinden muaf tutulacağı; 9 ve 19 uncu maddelerinde, bina ve arazi vergisi mükellefiyetinin, 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi takip eden bütçe yılından itibaren başlayacağı; 33 üncü maddesinin (6)

numaralı fıkrasında da bir bina veya arazinin mükellefinin değişmesinin vergi değerini tadil eden sebeplerden biri olduğu; 23 üncü maddesinde ise, Devlete ait arazi için bildirim verilmeyeceği ve bu

Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, değişiklik bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulmuş ise olayın vuku bulduğu tarihten itibaren üç ay içinde emlâkın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye emlak vergisi bildirimi verileceği hükme bağlanmıştır.

6 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, “…

A _ BİNA VERGİSİ

1. Verginin konusu ve bina kavramı:

d) Başkalarının arsaları üzerine yapılan binalar:

Özellikle büyük şehirlerde Devletin veya özel hukuk kişilerinin sahip oldukları arazi ve arsalar üzerine, sahibinin rızası alınarak veya alınmıyarak binalar yapıldığı bilinmektedir.

Kanunda tarif edilen bina kavramına dahil bulunan bu çeşit binaların değerlemesinde de bina değerlemesine İLİŞKİN hükümler uygulanacak ve beyanname binaya tasarruf edenler tarafından verilecektir.

2. Mükellef

Maddenin ilk fıkrasının sonundaki hüküm bir nevi emniyet hükmü mahiyetindedir. Her hangi bir bina üzerinde kanunen malik veya intifa hakkı sahibi durumunda olmamakla beraber malik gibi tasarruf eden varsa bunlar, vergiyi ödemekle mükellef olacaklar yani, kanunî vasıfları haiz olmadıklarını dermeyen ederek vergiyi ödemekten kaçınamıyacaklardır.

…” açıklamaları yer almaktadır.

Ayrıca, 13 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin 1-A/4-e bölümünde, başkasının arsa veya arazisi üzerine sahibinin rızası alınarak veya alınmaksızın inşa edilen binalarda, bina normal inşaat maliyet bedeline göre bulunan değere, arsa veya arazi değerinin ilave edilmeyeceği belirtilmiştir.

Buna göre, bir taşınmazın tapuda tescil edilmiş maliki veya intifa hakkı sahibinin bulunması halinde, malik (varsa intifa hakkı sahibi) emlak vergisi mükellefi olacaktır. Her ikisinin de bulunmaması halinde ise bina veya araziye malik gibi tasarruf edenler emlak vergisi mükellefi olacaktır.

Bu kapsamda ilgide kayıtlı yazınız ve eklerinin incelenmesinden, bahse konu taşınmazın bina mı arsa mı olduğu, tapuda tescilli mülkiyet kaydının bulunup bulunmadığı, mülkiyet kaydı var ise hangi tarihlerde kimler adına kayıtlı olduğu anlaşılamadığından somut olaya ilişkin görüş verilememekle birlikte genel itibarıyla emlak vergisi uygulaması bakımından aşağıdaki açıklamaların yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Söz konusu yazınız ve eklerinde ifade edilen taşınmazın tapusuz olması hususunun, tapu kayıtlarında malikinin olmaması olarak ifade edilmesi durumunda, tapu kütüğüne tescil edilmiş bir malikinden ya da intifa hakkı sahibinden söz edilmesi mümkün bulunmayacağından, bu taşınmazın emlak vergisi mükellefi taşınmaz üzerinde malik gibi tasarruf eden olacak olup, malik gibi tasarruf edenin, ilgili belediyeye emlak vergisi bildiriminde bulunması ve emlak vergisi mükellefiyetinin başlaması, dolayısıyla söz konusu taşınmazın tapusuz olması halinde taşınmazın emlak vergisinin malik gibi tasarruf edeni tarafından ödenmesi gerekmektedir.

Anılan taşınmazın Hazine veya başkası adına kayıtlı olması halinde ise taşınmazın emlak vergisi mükellefi maliki olacağından, malik gibi tasarruf edenden söz edilemeyecek olup, Hazineye veya başkasına ait taşınmaz için tarafından emlak vergisi bildirimi verilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, bahse konu taşınmaz üzerine tarafından inşa edilmiş bir bina bulunması durumunda, bu bina için malik gibi tasarruf eden sıfatıyla adı geçen tarafından bildirim verilmesi ve arsa veya arazi değeri dahil edilmemek suretiyle hesaplanacak vergi değeri üzerinden bina vergisinin, binaya malik gibi tasarruf eden tarafından ödenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, 1319 sayılı Kanunun 37 nci maddesinin birinci fıkrası, “Bu Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.:” hükmüne amirdir. 213 sayılı Vergi

Usul Kanununun 114 üncü maddesinde de, “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar. …” hükmü yer almaktadır. 213 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinde ise “vergi hatası”, “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 120, 121 ve 122 nci maddelerine göre de, vergi hatası nedeniyle fazla veya yersiz tahakkuk edildiği anlaşılan verginin, re’sen ya da mükellefin yazılı başvurusu üzerine 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi (5 yıl) göz önünde bulundurulmak suretiyle düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır. Dolayısıyla, somut durumda, 213 sayılı Kanunun mezkûr maddelerinde öngörülen mahiyette bir vergi hatasının söz konusu olması halinde, düzeltme zamanaşımı (5 yıl) göz önünde bulundurulmak suretiyle ilgili belediye tarafından gerekli düzeltme işlemlerinin yapılması icap etmektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Kurumun görevi başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” ,

/

5. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğinin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,

6. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun:

6.1. “Mevzu” başlıklı 1’inci maddesinde; “ Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabidir.” ; “Mevzu” başlıklı 12’nci maddesinde, “ Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsalar bu kanun hükümlerine göre Arazi Vergisine tabidir. Belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazi arsa sayılır.” ; “Bina tabiri” başlıklı 12’nci maddesinde, “Bu kanundaki bina tabiri, yapıldığı madde ne olursa olsun, gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın hepsini kapsar.”

6.2. “Mükellef” başlıklı 3’üncü maddesinde, “ Bina Vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder.” yine “Mükellef” başlıklı 13’üncü maddesinde, “ Arazi Vergisini, arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa araziye malik gibi tasarruf edenler öder.”

6.3. “Daimi muaflıklar” başlıklı 4’üncü maddesinde, “Aşağıda yazılı binalar, kiraya verilmemek (24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla Bina

Vergisinden daimi olarak muaftır. ( (a), (b), (s), (y) ve (z) fıkraları için kiraya verilmeme şartı aranmaz.)” yine “Daimi muaflıklar” başlıklı 14’üncü maddesinde, “Aşağıda yazılı arazi kiraya verilmemek (24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla Arazi

Vergisinden daimi olarak muaftır. ((a), (b), (f), (ı) ve (j) fıkralarındaki arazi için kiraya verilmeme şartı aranmaz.)”

6.4. “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 9’uncu maddesinde, “Bina vergisi mükellefiyeti; a)

33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması

halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, Takip eden bütçe yılından itibaren başlar.. …” ; yine

“Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 19’uncu maddesinde, “Arazi vergisi mükellefiyeti; a) 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, Takip eden bütçe yılından itibaren başlar. …”

6.5. “Vergi değerini tadil eden sebepler” başlıklı 33’üncü maddesinde, “ Vergi değerini tadil eden sebepler aşağıda gösterilmiştir: 1. Yeni bina inşa edilmesi (Mevcut binalara ilaveler yapılması veya asansör veya kalorifer tesisleri konulması yeni inşaat hükmündedir.)…, 6. Bir bina veya arazinin taksim veya ifraz edilmesi veya mükellefinin değişmesi (Araziden bir kısmının istimlak edilmesi de ifraz hükmündedir.), 7. Müteaddit arazi ve arsaların tek bir arazi ve arsa haline getirilmesi veya müteaddit hisselere ayrılmış olan bir binanın bütün hisselerinin birleştirilmesi.

6.6. “Bildirim verme ve süresi” başlıklı 23’üncü maddesinde, “Bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil) emlâk vergisi bildirimi verilmesi zorunludur. Devlete ait arazi için bildirim verilmez.

/

Bildirimler; a) Yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde, b) Bu Kanunun

33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde,

değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, Emlâkın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verilir.”

7. 6 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, ” …A _ BİNA VERGİSİ 1. Verginin konusu ve bina kavramı: … d) Başkalarının arsaları üzerine yapılan binalar: Özellikle büyük şehirlerde Devletin veya özel hukuk kişilerinin sahip oldukları arazi ve arsalar üzerine, sahibinin rızası alınarak veya alınmıyarak binalar yapıldığı bilinmektedir. Kanunda tarif edilen bina kavramına dahil bulunan bu çeşit binaların değerlemesinde de bina değerlemesine İLİŞKİN hükümler uygulanacak ve beyanname binaya tasarruf edenler tarafından verilecektir.

2. Mükellef

…

Maddenin ilk fıkrasının sonundaki hüküm bir nevi emniyet hükmü mahiyetindedir. Her hangi bir bina üzerinde kanunen malik veya intifa hakkı sahibi durumunda olmamakla beraber malik gibi tasarruf eden varsa bunlar, vergiyi ödemekle mükellef olacaklar yani, kanunî vasıfları haiz olmadıklarını dermeyen ederek vergiyi ödemekten kaçınamıyacaklardır. …”

hükümlerine ve açıklamalarına yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ Av. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Uyuşmazlık konusu özetle; şikayetçi, Sancaktepe ada parselin 07/09/1988 yılından 2023 yılına kadar bir fiil vergisini verdiğini, zilyedinde olan evraklarda bulunan taşınmazın kamulaştırılarak başka bir kişiye satıldığını ifade ve iddia ederek, 2023 yılına kadar ödediği emlak vergilerinin tarafına iadesini talep etmektedir.

10. Uyuşmazlık konusu hakkında şikayetçi tarafından 04/01/2024 tarihinde idari başvuru yolları tüketilmeden yapılan Kurumumuza yapılan şikâyet başvurusu hakkında Kurumumuz mevzuatı gereğince verilen 05/02/2024 tarihli Gönderme Kararına istinaden Sancaktepe Belediye

Başkanlığı’ndan alınan 20/02/2024 tarihli cevap yazısında özetle, şikayetçini idarelerine, 19.12.2023 tarih ve sayılı evrak ile emlak vergilerinin iadesi talebi doğrultusunda dilekçe verdiği, idarelerince sayılı evrak ile; ‘Tapusuz olarak emlak bildiriminde bulunulduğu anlaşıldığından herhangi bir tapu bilgisine rastlanılmadığı için söz konusu taşınmazın hangi işleme uğradığının anlaşılması mümkün olmadığı aynı zamanda emlak vergilerinin söz konusu kişinin bildirimine istinaden tahakkuk ettiği, ödenen vergilerin geri iadesi yapılamayacağı’ hususunun bildirildiği, yönünde açıklamalara yer verildiği görülmüştür.

/

11. Kurumumuza yapılan şikayet başvurusu ekinde yer alan ve şikayetçinin dilekçesine istinaden

Sancaktepe Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nce verilen 20/ 10/2006 tarihli cevabi yazıda özetle, “ İlgiye konu dilekçe sahibinin zilyetlik iddia ettiği yerin arazi tespitlerinde, ekteki krokide

2 2

gösterilen 260 m ’lik kısım mülkiyetindeki ada parsel içerisinde, 425 m lik kısım ise 2B arazisi içerisinde olduğu görülmüştür.” açıklamasına yer verildiği,

11.1. Şikayetçinin, 12.03.2012 tarihli dilekçesine istinaden Sancaktepe Belediye Başkanlığı Emlak ve

İstimlak Müdürlüğü’nce verilen 16/03/2012 tarihli cevabi yazıda özetle, “ İlgi dilekçenizde nolu parselin imar uygulamasında oluşturulan ada nolu parselin fiili işgalcisi olduğunuz belirtilmiş olup, söz konusu parselin zilyetliğiniz altında olduğunu ve emlak vergilerini ödediğinizi belirtip ödenen bu vergilerin karşılığı olarak söz konusu parselin tarafınıza devredilmesi talep edilmiştir.

ada nolu parselin tarafınıza devri talebiniz, bahse konu parselin mülkiyetinin Maliye Hazinesine ait olması sebebiyle reddedilmiştir. ada nolu parselin tapu tescil işlemleri tamamlandıktan sonra

Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığına başvurarak parselin tarafınıza devrini talep edebilirsiniz.” açıklamasının yer aldığı,

11.2. Şikayetçinin 04.02.2020 tarihli dilekçesine istinaden Sancaktepe Belediye Başkanlığı Emlak ve

İstimlak Müdürlüğü’nce verilen 17/02/2020 tarihli cevabi yazıda özetle, “ İlgi dilekçenizde

Mahallesi ada nolu parselin tapu çalışmasının yapılarak tapusunun şahsınıza verilmesini talep etmektesiniz

.

Bahse konu 314,89 m2 yüzölçümlü, Mahallesi ada nolu parselin mülkiyeti Maliye Hazinesi adına tapuya tescilli olup, 6831 Sayılı Kanunun 2B maddesi kapsamında

Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Alanda yer almamaktadır. Bununla birlikte;

4706 sayılı Kanunun 5. maddesinde “…” denilmektedir, hükmüne istinaden söz konusu taşınmazda 4706

sayılı kanunun 5. maddesi kapsamında çalışma yapılamamaktadır. ada nolu parseli satın almak hususunda, Milli Emlak Dairesi Başkanlığı Kadıköy Emlak Müdürlüğünden bilgi alabilirsiniz.” yönünde açıklamalara yer verildiği, tespit edilmiştir.

12. Şikayetçinin 02/03/2020 tarihli ve (özetle) “ Mahallesi, ada no.lu parselin tapu çalışmasının yapılarak tapusunun şahsına verilmesi hususunda gereğinin yapılması talepli” başvurusu hakkında Kurumumuzca verilen 27/03/2020 tarih ve / -S. sayılı

İncelenemezlik Kararında (özetle); 12.1. “…(4.) Başvurunun yapılan ön incelemesi neticesinde, başvuranın aynı taleple, 15/3/2017 ve 2/7/2017 tarihlerinde Kurumumuza başvuruda bulunduğu, / ve / sayılı başvurular hakkında 13/4/2017 ve 17/7/2017 tarihlerinde “İncelenemezlik kararı” verildiği tespit edilmiştir.

(5.) Söz konusu kararlar incelendiğinde özetle, “başvuruya konu İstanbul ili, Sancaktepe ilçesi, Mahallesi, Pafta, Ada, Parsel, Cilt No, Sayfa No, yüzölçümlü alanın cinsinin “ARSA” olduğu ve Maliye Hazinesine kayıtlı bulunduğu, taşınmaz üzerinde herhangi bir şerh, beyan, irtifak ya da muhdesat bilgisi bulunmadığı, taşınmazın orman ve/veya Hazine adına orman sınırları dışına çıkmadığı, dolayısıyla 6292 sayılı Kanun kapsamından yararlanamayacağı, taşınmazın ancak 2886 sayılı Kanunun 45. maddesine göre satışının mümkün olacağı” yönünde tespit yapılmakla, başvuruya konu istemin meşru menfaat koşulunu karşılamadığı gerekçesiyle “İncelenemezlik kararı” verildiği görülmüştür. Başvuran tarafından dosyasına sunulan Sancaktepe Belediye Başkanlığı’nın

/

20/2/2020 tarihli ve E. sayılı yazısının incelenmesinde de, “…Bahse konu 314,89 m 2 yüzölçümlü, Mahallesi, ada nolu parselin mülkiyeti Maliye Hazinesi adına tapuya tescilli olup, 6831 Sayılı Kanunun 2B maddesi kapsamında Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan

Alanda yer almamaktadır.”, açıklamasına yer verilmekle, başvuruya konu taşınmazın hukuki statüsünü koruduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, aradan geçen sürede başvuruya konu istemin yeniden ele alınması gerektirecek bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir.

(6.) Bu doğrultuda, yukarıda 3 numaralı paragrafta değinilen ilgili mevzuatı gereğince “Kurum tarafından daha önce sonuçlandırılan bir şikâyet başvurusuyla sebepleri, konusu ve tarafları aynı olan” şikâyete konu başvurunun Kurumumuzca yeniden incelenmesi mümkün değildir.” şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmüştür.

13. tarihli başvuru üzerine Kurumumuzca görüş talep edilen Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) 02.09.2024 tarih ve sayılı cevabi yazısının incelenmesi neticesinde özetle; söz konusu yazınız ve eklerinde ifade edilen taşınmazın tapusuz olması hususunun, tapu kayıtlarında malikinin olmaması olarak ifade edilmesi durumunda, tapu kütüğüne tescil edilmiş bir malikinden ya da intifa hakkı sahibinden söz edilmesi mümkün bulunmayacağından, bu taşınmazın emlak vergisi mükellefi taşınmaz üzerinde malik gibi tasarruf eden olacak olup, malik gibi tasarruf edenin, ilgili belediyeye emlak vergisi bildiriminde bulunması ve emlak vergisi mükellefiyetinin başlaması, dolayısıyla söz konusu taşınmazın tapusuz olması halinde taşınmazın emlak vergisinin malik gibi tasarruf edeni tarafından ödenmesi gerektiği, anılan taşınmazın Hazine veya başkası adına kayıtlı olması halinde ise taşınmazın emlak vergisi mükellefi maliki olacağından, malik gibi tasarruf edenden söz edilemeyecek olup, Hazineye veya başkasına ait taşınmaz için tarafından emlak vergisi bildirimi verilmesi mümkün bulunmadığı, bununla birlikte, bahse konu taşınmaz üzerine tarafından inşa edilmiş bir bina bulunması durumunda, bu bina için malik gibi tasarruf eden sıfatıyla adı geçen tarafından bildirim verilmesi ve arsa veya arazi değeri dahil edilmemek suretiyle hesaplanacak vergi değeri üzerinden bina vergisinin, binaya malik gibi tasarruf eden tarafından ödenmesi gerektiği, öte yandan, somut durumda, 213 sayılı

Kanunun mezkûr maddelerinde öngörülen mahiyette bir vergi hatasının söz konusu olması halinde, düzeltme zamanaşımı (5 yıl) göz önünde bulundurulmak suretiyle ilgili belediye tarafından gerekli düzeltme işlemlerinin yapılmasının icap ettiği, yönünde açıklamalara yer verilmiştir.

14. Bu kapsamda, Gelir İdaresi Başkanlığı’nca Kurumumuza iletilen görüş yazısında özetle “… söz konusu taşınmazın tapusuz olması halinde taşınmazın emlak vergisinin malik gibi tasarruf edeni tarafından ödenmesi gerektiği,… Anılan taşınmazın Hazine veya başkası adına kayıtlı olması halinde ise taşınmazın emlak vergisi mükellefi maliki olacağından, malik gibi tasarruf edenden söz edilemeyecek olup, Hazineye veya başkasına ait taşınmaz için tarafından emlak vergisi bildirimi verilmesi mümkün bulunmadığı, bununla birlikte, bahse konu taşınmaz üzerine tarafından inşa edilmiş bir bina bulunması durumunda, bu bina için malik gibi tasarruf eden sıfatıyla adı geçen tarafından bildirim verilmesi ve arsa veya arazi değeri dahil edilmemek suretiyle hesaplanacak vergi değeri üzerinden bina vergisinin, binaya malik gibi tasarruf eden tarafından ödenmesi gerektiği,…” şeklindeki açıklamaları dikkate alındığında, şikayetçinin muhtelif tarihlerde idareye sunduğu dilekçelere verilen cevaplarda, söz konusu parselin mülkiyetinin “Maliye Hazinesi adına tapuya tescilli” olduğu bilgisi verilmekle birlikte başvuran tarafından Hazine ile bağlantı kurulduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmadığı, bilakis başvuran tarafından taşınmazın satışı söz konusu olduğunda belediyeden emlak vergisinin iadesi ile talepte bulunulduğu, diğer yandan başvuranın 19.12.2023 tarihli dilekçesine ve Kurumumuz Gönderme

Kararına istinaden Kurumumuza iletilen 20.02.2024 tarihli cevabi yazısında yer verilen, “Tapusuz olarak emlak bildiriminde bulunulduğu anlaşıldığından herhangi bir tapu bilgisine rastlanılmadığı için söz

/

konusu taşınmazın hangi işleme uğradığının anlaşılması mümkün olmadığı aynı zamanda emlak vergilerinin söz konusu kişinin bildirimine istinaden tahakkuk ettiği, ödenen vergilerin geri iadesi yapılamayacağı” yönündeki açıklamalar ve dosya münderecatı kapsamında kendi ifadesiyle 30-35 yıldır zilyet olan tasarruf edilen ve kendi beyanında tapusuz olduğu belirtilen, bu şekilde emlak vergisi ödeyen başvuranın geçmiş ödemelerin iadesine ilişkin GİB’in görüş yazısında belirtildiği üzere tapusuz olarak değerlendirilmesi gerektiği, GİB’in görüş yazısında belirtildiği üzere taşınmazın başka kullanıcıya ait olduğuna ilişkin kanıtlayıcı bilgi veya belgelerin başvuran tarafından sunulması gerekirken bunun sunulmadığı da anlaşılmakla Sancaktepe Belediye Başkanlığı tarafından tesis edilen idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır.

15. Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu hakkında ilgili idare tarafından tesis edilen idari işlemde hukuka aykırılık tespiti yapılamamıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; ilgili idarelerden istenilen bilgi ve belgelerin makul sürede karar verme ve kararların gerekçeli olması ilkelerine uygun şekilde Kurumumuza gönderildiği tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

17. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu “Ret

Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlem ya da eylemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, mahkemelerde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve SANCAKTEPE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/