|
ÖZET: Başvuran, emekli maaşı dışında herhangi bir geliri olmadığını belirterek, 2020 yılında ödediği emlak vergisinin muafiyet kapsamında iade edilmesini talep etmiştir. Edremit Belediye Başkanlığı, başvurunun reddedilme gerekçesi olarak, geçmişe dönük emlak vergi muafiyetinin uygulanamayacağını ve ödenmiş vergilerin iadesinin mümkün olmadığını ifade etmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın indirimli emlak vergisi oranından yararlanma şartlarını taşıdığına ve geçmişe dönük iade talebinin kabul edilebileceğine dair görüş bildirmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, ilgili mevzuat çerçevesinde başvuranın emlak vergisi muafiyetinden yararlanma şartlarını taşıyıp taşımadığını incelemesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, başvuranın geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranından yararlanma hakkının bulunduğu ve bu durumun kamu zararına yol açmayacağı sonucuna varılmıştır. İdarenin, başvuruya ilişkin karar verme sürecinde, başvuranın hangi mercilere başvurabileceğini belirtmemesi ise iyi yönetim ilkelerine aykırı bulunmuştur. Sonuç olarak, Edremit Belediye Başkanlığı’na, başvuranın emlak vergi muafiyeti şartlarını taşıdığı takdirde, zamanaşımına uğramamış emlak vergisi ödemelerinin iade edilmesi yönünde işlem yapılması tavsiye edilmiştir. Bu kararın, başvuran ve Edremit Belediye Başkanlığı’na tebliğ edilmesi gerekmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/11571-S.22.17729
BAŞVURU NO : 2022/5847
KARAR TARİHİ : 12/09/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : EDREMİT BELEDİYE BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Emlak vergisi muafiyeti hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 18/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran 18.04.2022 tarihli başvurusunda özetle; emekli olduğunu ve emeklilik maaşı haricinde hiçbir geliri olmadığını iddia ve ifade ederek 22.05.2020 tarihinde kendisinden tahsil edilen emlak vergilerinin, vergi muafiyeti kapsamında değerlendirilerek iade edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Edremit Belediye Başkanlığından 09/06/2022 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben Edremit Belediye
Başkanlığının 15.06.2022 tarih ve sayılı cevabi yazısında özetle;
“Altınkum Mahallesi ada parseldeki meskene ait herhangi bir muafiyet başvurusu bulunmadığı, vergilerin zamanında ödendiği, kamu zararının oluşmaması amacıyla geçmişe dönük emlak vergi muafiyetinin uygulanamayacağı ve ödenmiş vergilerin iadesinin mümkün olmadığı, ödemiş olduğu bildirilen vergilerin uzlaşma ya da yapılandırma kapsamında ödenmediği, şikâyetçinin ödeme iadesi talep ettiği son beş yıl içinde geçmişe dönük düzeltme zamanaşımı içerisinde ilgiliye emlak vergisi tutarlarının iade edilemeyeceği”
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Anayasamızın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” hükmüne,
3.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmüne,
3.2. “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinde; “… Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.” hükmüne,
4. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün
“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” düzenlemesine,
5. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne,
6. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun “Nispet” başlıklı 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin
Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır.
Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmüne,
7. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, “Zamanaşımı süreleri” başlıklı 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”, “Vergi hatası” başlıklı 116 ncı maddesinde; “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır”, “Hesap hataları” başlıklı 117 nci maddesinde; “ … 2. Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır. …”, “Vergilendirme hataları” başlıklı 118 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;”, “Hataların meydana çıkarılması” başlıklı 119 uncu maddesinde; “Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilir: 1. İlgili memurun hatayı bulması
veya görmesi ile; 2. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile; 3. Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile; 4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile; 5. Mükellefin müracaatı ile.” , “Düzeltme yetkisi ve reddiyat” başlıklı 120 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek, suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.”, “Düzeltmede zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde, “114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. …”, “Mükelleflerin izahat talebi” başlıklı 413 üncü maddesinde; “Mükellefler, Gelir İdaresi Başkanlığından veya bu hususta yetkili kıldığı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilir. Gelir İdaresi Başkanlığı, kendisinden istenecek izahatı özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabilir. …” hükmüne,
8. 29/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 2006/11450 sayılı kararında; “1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dahil), söz konusu meskene ait bina vergisi oranı, 2007 ve müteakip yıllar için sıfıra indirilmiştir.” düzenlemesine,
9. 44 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin, “I- Hiçbir Geliri Olmayan Mükelleflerin
İndirimli Bina Vergisi Oranından Faydalanmak İçin Taahhüt Belgesi Vermelerinin Yeterli Olması” başlıklı bölümünde; “… Anılan hükmün verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 38 Seri No’lu Emlak Vergisi
Kanunu Genel Tebliğinde, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek mesken sahibi olup hiçbir geliri bulunmayanların indirimli bina vergisi oranından yararlanmaları için ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal
Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge alarak ilgili belediyeye vermeleri gerektiği bildirilmiştir. … Ancak, Bakanlığımıza yapılan başvurular üzerine, mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla hiçbir geliri bulunmayan ve Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt
Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için 2004 yılından itibaren indirimli (sıfır)
bina vergisi oranının uygulanması uygun görülmüştür. Bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesi yeterli olup, ayrıca mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Genel
Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmamaktadır. …” düzenlemesine,
10. Maliye Bakanlığı’nın 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin, “2. Emlak Vergisi
Bildirimlerinin Yeniden Düzenlenmesi, Mükelleflerden Bildirim Dışında Bir Belge Talep edilmemesi ve Devredenin Mükellefiyetinin Re’sen Sona Erdirilmesi” başlıklı bölümünde;
“…1319 sayılı Kanunda, emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m² cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyecektir.
… Belediyelerce, emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabilecektir. Ayrıca, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından elektronik ortamda sağlanması mümkün olacaktır. …” düzenlemesine,
“4. Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde; “44 Seri No.lu Emlâk Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde hiçbir geliri olmayan mükelleflerin indirimli vergi oranından yararlanmaları için anılan Genel Tebliğ ekindeki
‘Hiçbir Geliri Olmayanların Tek Meskenlerine Ait Taahhüt Belgesi’ni ilgili belediyeye vermeleri yeterli görülmüş olup bu mükelleflerden ayrıca başka bir belgenin istenilmesine gerek bulunmamaktadır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ Av. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12. Başvuran özetle, emekli maaşı haricinde hiçbir geliri olmadığını ifade ederek, 2020 tarihinde kendisinden tahsil edilen emlak vergilerinin vergi muafiyeti kapsamında değerlendirilerek iade edilmesini talep etmektedir.
13. Kurumumuzca inceleme ve araştırma yapılmış olup, ilgi idareye bilgi belge talep yazısı yazılmıştır.
İlgili idare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda başvuranın talebinin reddedilmesinin gerekçesi olarak “kamu zararının oluşmaması amacıyla geçmişe dönük emlak vergi muafiyetinin uygulanamayacağı ve ödenmiş vergilerin iadesinin mümkün olmadığı” ifade edilmiştir. Ancak 5018 sayılı
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesine göre Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Bu bakımından kamu zararı kavramı kamu görevlileri tarafından verilen zararların aksine, idari faaliyetleri kapsamında kusurları ile verdikleri zararları kapsamaktadır.(Bahtiyar Akyılmaz, Kamu Zararı ve Kamu Zararında Rücu, İÜHFM, C.LXIX, S.1-2, 2011, s.62.) Kamu zararının belirlenmesinde ise; Kamu zararının belirlenmesinde; iş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, mevzuatında öngörülmediği halde ödeme
yapılması esas alınmaktadır. Bu noktada idarenin geçmişe dönük emlak vergisine ilişkin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerini mevzuata uygun bir şekilde yapması kamu zararını meydana getirmeyecektir.
14. Emlak Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesinin ikinci fıkrası ile yasada belirtilen şartları taşıyanların indirimli emlak vergisi oranından yararlanmasına imkân sağlanmış olup engellilerin de faydalanabileceğine dair düzenleme yapılmıştır. Bahsi geçen fıkrada, ‘‘Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye’’ ve bu hükmün, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanacağının, ayrıca geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye de Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
15. Anayasal bir hak arama kurumu olan ve Cumhurbaşkanlığı İnsan Hakları Eylem Planında önemine atıf yapılan Kamu Denetçiliği Kurumumuz tarafından başvuru konusuna benzer konuda yapılan pek çok başvurunun çözüme kavuşturulması kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığına görüş sorulmuş olup,
15.1. 2015/4788 sayılı dosya kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza sunulan 30/11/2015 tarihli ve 113617 sayılı yazısında ; “Emlak Vergisi Kanununun 8’ inci maddesinin ikinci fıkrası ile 38, 44 ve 57 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğleri gereğince; indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması için gerekli şartları taşıyan mükelleflerin başvurularında, beyan ve taahhütlerinin yeterli sayılması, ancak söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun ek belge istenilmeden Belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği, mükelleflerin söz konusu bildirimi süresinde vermemelerinin indirimli bina vergisi oranı uygulamasına engel teşkil etmediği, bahsi geçen Kanunda emlak vergisinin geriye yönelik uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, mükelleflerin gerekli şartları taşıdıkları tarihten itibaren, zamanaşımı süresi de göz önünde bulundurulmak suretiyle, geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanabileceği…” belirtilmiştir.
16. Vergi Usul Kanununun 116 ncı maddesinde; vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanunun 117 nci maddesinde, vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, vergi miktarında hata olarak nitelendirmiştir. 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olan ve hiçbir geliri bulunmayan kişiler emlak vergisi ödemeyecektir. Ancak ilgili mevzuat hükümleri uyarınca indirimli (sıfır)
bina vergisi oranı uygulanması gerekirken, bu kişilere emlak vergisi salınması durumunda; İdare tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 118 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mükellefiyette hataya sebebiyet verilmiş olunacaktır. Vergilendirme hataları söz konusu olduğunda ne tür bir işlem yapılacağına ilişkin hususlara bahsi geçen Kanunun 120 nci maddesinde yer verilmiştir.
17. Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinde ise bu Kanunun 114 üncü maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Dolayısıyla, şikâyetçinin geçmiş döneme yönelik emlak vergisi iade talebinin kabulü mümkündür. Bu kapsamda; başvuranın iadesini talep ettiği emlak vergilerine ilişkin indirimli (sıfır) emlak vergisi uygulamasından yararlanma şartlarını taşıması halinde faydalanabileceği ve bu durumun kamu zararı meydana getirmeyeceği değerlendirilmiş olup başvuranın
geçmiş döneme yönelik emlak vergisi iade talebinin reddi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
18. Başvuranın iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun mülga “mükerrer 8 inci maddesi”ni esas alarak şikâyetçinin geçmişe yönelik indirimli bina vergisi oranından yararlanma talebinin reddi (ödenen emlak vergisi tutarlarının iade edilmemesi) yönünde işlem tesis edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, idarenin emlak vergisinin yapılandırma ya da uzlaşma kapsamında ödeme yapılmadığını beyan ettiği, idarenin başvuranın emlak vergisi muafiyetinden yararlanma şartlarını taşımadığını iddia etmediği, sadece daha önce müracaat etmediğini ifade ettiği bu noktada başvuranın zamanaşımına uğramayan bedel için indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından geçmişe dönük olarak yararlandırılması gerektiği tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
19. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği, ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Balıkesir
Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VI. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN
KABULÜNE;
Başvuranın emlak vergi muafiyeti şartlarını taşıyıp taşımadığı incelenerek, şartları taşıması durumunda zamanaşımına uğramamış emlak vergi ödemeleri için, muafiyete tabi olduğu halde ödemiş olduğu emlak vergisi tutarlarının iade edilmesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda, EDREMİT BELEDİYE
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın Başvurana ve Edremit Belediye Başkanlığı’na tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Edremit Belediye Başkanlığı’nca bu
karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi