ÖZET: Başvuru, Çekmeköy Belediyesi’ne yapılan emlak vergisi muafiyeti talebinin reddedilmesi üzerine kurulmuştur. Şikayetçi, 12.06.2018 tarihinden itibaren çalışmadığını ve gelirinin bulunmadığını belirterek, Mayıs 2019’da emlak vergisi muafiyeti için başvuruda bulunmuş, ancak belediye tarafından muafiyetin 2020 yılından itibaren geçerli olacağı bildirilmiştir. Şikayetçi, 2019 yılına ait ödenen emlak vergisinin iadesini ve kalan borcun iptalini talep etmiştir.

Çekmeköy Belediyesi, şikayetçinin başvurusunu değerlendirirken, ilgili mevzuat gereği muafiyetin yalnızca başvuru tarihini takip eden bütçe yılı itibarıyla geçerli olacağını ifade etmiştir. Ancak, Kamu Denetçiliği Kurumu, şikayetçinin geçmişe dönük muafiyet talebinin hukuka uygun olduğunu ve bu talebin reddinin idarenin yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirtmiştir. Emlak Vergisi Kanunu’na göre, hiçbir geliri olmayan mükelleflerin indirimli vergi oranından yararlanabilmesi için sadece taahhüt belgesi vermesi yeterlidir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, 2019 yılına ait emlak vergisinin iadesi ve kalan borcun iptali için Çekmeköy Belediyesi’ne tavsiyede bulunmuştur. İdarenin, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/8476-S.20.13108

BAŞVURU NO : 2019/21174

KARAR TARİHİ : 02/06/2020

TAVSİYE KARARI

İSTANBUL

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇEKMEKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Emlak vergisi muafiyeti nedeniyle, ödenen emlak vergisinin

BAŞVURUNUN KONUSU :

iadesi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 03/12/2019

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza başvuruda bulunan şikâyetçi, 12.06.2018 tarihinden bu yana çalışmadığını, herhangi bir gelirinin bulunmadığını, kendine ait ve ikamet etmekte olduğu tek bir meskeninin emlak vergisi muafiyeti için Mayıs 2019’da Çekmeköy Belediyesine başvurduğunu, belediyenin, 2019 yılındaki emlak vergisini ödemesi gerektiğine, muafiyetin

2020 yılından itibaren başlayacağına dair bir belge gönderdiğini ifade ederek, 2019 yılında

ödemiş olduğu tek meskene ait emlak vergisi tutarının tarafına iade edilmesini ve 2019 yılı için kalan emlak vergisi borcunun iptal edilmesini talep etmektedir.

II.İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz tarafından bilgi-belge isteme yazısına istinaden Çekmeköy Belediye

Başkanlığı’ndan alınan 14/01/2020 tarih ve sayılı cevabi yazının tetkikinden özetle;

2.1. Şikayetçinin mükellef dosyasında yapılan tetkikte;-Çekmeköy İlçesi, pafta, parselde, Blok nolu bağımsız bölüm için mükellefin 1319 sayılı Emlak Vergisi

Kanunu’nun 8. Maddesi gereği hiçbir geliri olmadığına dair taahhüt belgesi ile 29.05.2019 tarih ve kayıt nolu başvurusunun bulunduğu,

-Yapılan inceleme neticesinde mükellefin dilekçesine 31.05.2019 tarihinde sayılı yazı ile cevap verildiği, dilekçe tarihini takip eden bütçe yılı itibariyle vergi muafiyetinin başlayacağı, tahakkuk eden 2019 yılı vergisinin ödenmesi gerekeceği yazıda ilgilide bildirilmiş olduğu, tebligatın 12.06.2019 tarihinde teslim alınmış olduğu, mükellefin 2019 2. Taksit tutarına ilişkin işlem yapılmadığının görülmüş olduğu,

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 8. Maddesi ve emlak vergisi tebliğlerinde de, hiçbir

geliri olmayanların muafiyet başvurusunda bulundukları yıl itibariyle1319 sayılı Emlak Vergisi

Kanunu’nun 9. Maddesi c hükmüne göre muafiyet uygulandığı, emlak vergisi ilgili ödenen vergilerin iadesine ilişkin olarak emekli, gazi, şehitlerin, dul ve yetimlerin muafiyetten yararlanabilecekleri tarihlerin dikkate alınabildiği , ancak, hiç bir geliri olmayanlarla ilgili herhangi bir uygulanacak tarih tespit edilemediğinden, tahakkuk ve tahsil zamanaşımı yönünden hiçbir geliri olmayan mükelleflerin geçmiş yıllarda geliri olup olmadığı, 213 sayılı

Vergi Usul Kanunu’nun 103. Maddesinde yazılı tarifenin 2. Dilimindeki belirtilen tutarın uygulama yılı itibariyle (bankalarda yıllık faiz geliri vs.) tespit edilemediğinden, bu itibarla

6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel bilgilerin

alınamadığından bu nedenle kamu zararına da sebebiyet verilmemesi açısından geriye dönük vergi ödemelerinin iadesine ilişkin işlem yapılamadığı, Belirtilmiştir.

3. Benzer şikâyet başvurularına ilişkin olarak, Kurumumuz tarafından Gelir İdaresi

Başkanlığı’ndan konuyla ilgili görüş sorulmuş olup, aşağıda anılan İdare tarafından çeşitli tarihlerde gönderilen cevaplara yer verilmiştir.

3.1. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 30/11/2015 tarihli ve sayılı cevabı yazısında özetle; 3.1.1. “Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 38, 44 ve 57 seri no.lu

Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğleri gereğince; indirimli bina vergisi oranı (sıfır)

uygulaması için gerekli şartları taşıyan mükelleflerin başvurularında, beyan ve taahhütlerinin yeterli sayılması, ancak söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun ek belge istenilmeden

Belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği, mükelleflerin söz konusu bildirimi süresinde vermemelerinin indirimli bina vergisi oranı uygulamasına engel teşkil etmediği, bahsi geçen Kanunda emlak vergisinin geriye yönelik uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, mükelleflerin gerekli şartları taşıdıkları tarihten itibaren, zamanaşımı süresi de göz önünde bulundurulmak suretiyle, geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanabileceği…” belirtilmiştir.

3.2. Gelir İdaresi Başkanlığının 14/01/2019 tarihli ve E sayılı cevabi yazısında özetle;

4.2.1. “1319 sayılı Kanunda emlak vergisinin geçmişe dönük uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, dolayısıyla indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması şartlarını geçmiş yıllar itibarıyla sağlayan mükelleflerin geçmişe dönük olarak indirimli oran uygulamasından yararlanabilmesi ve düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle geçmişe dönük düzeltme yapılarak tahsil edilen emlak vergilerinin iade edilmesinin mümkün bulunduğu…” belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. Anayasamızın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye

Cumhuriyeti, … sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne,

5.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmüne,

5.2. “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinde; “… Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.” hükmüne,

5.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” hükmüne,

6. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu

Protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” düzenlemesine,

7. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne,

8. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun “Nispet” başlıklı 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup onsekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt

200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde, bu

meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmüne,

9. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, “Zamanaşımı süreleri” başlıklı 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”, “Vergi hatası” başlıklı 116 ncı maddesinde; “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya

alınmasıdır”, “Hesap hataları” başlıklı 117 nci maddesinde; “ … 2. Vergi miktarında hatalar:

Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır. …”, “Vergilendirme hataları” başlıklı 118 inci maddesinin ikinci fıkrasında;

“Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;”, “Düzeltme yetkisi ve reddiyat” başlıklı 120 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek, suretiyle mükellefe tebliğ edilir.

Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.”, “Düzeltmede zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde, “114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. …”, “Mükelleflerin izahat talebi” başlıklı 413 üncü maddesinde;

“Mükellefler, Gelir İdaresi Başkanlığından veya bu hususta yetkili kıldığı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilir. Gelir İdaresi Başkanlığı, kendisinden istenecek izahatı özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabilir. …” hükmüne,

10. 29/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 2006/11450 sayılı kararında; “1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dahil), söz konusu meskene ait bina vergisi oranı, 2007 ve müteakip yıllar için sıfıra indirilmiştir.” düzenlemesine,

11. 44 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin, “I- Hiçbir Geliri Olmayan

Mükelleflerin İndirimli Bina Vergisi Oranından Faydalanmak İçin Taahhüt Belgesi

Vermelerinin Yeterli Olması” başlıklı bölümünde; “… Anılan hükmün verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 38 Seri No’lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek mesken sahibi olup hiçbir geliri bulunmayanların indirimli bina vergisi oranından yararlanmaları için ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar

Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge alarak ilgili belediyeye vermeleri gerektiği bildirilmiştir. … Ancak, Bakanlığımıza yapılan başvurular üzerine, mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla hiçbir geliri bulunmayan ve

Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu

Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için

2004 yılından itibaren indirimli (sıfır) bina vergisi oranının uygulanması uygun görülmüştür.

Bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesi yeterli olup, ayrıca mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C.

Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmamaktadır.

…” düzenlemesine,

12. Maliye Bakanlığı’nın 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin, “2.

Emlak Vergisi Bildirimlerinin Yeniden Düzenlenmesi, Mükelleflerden Bildirim Dışında

Bir Belge Talep edilmemesi ve Devredenin Mükellefiyetinin Res’en Sona Erdirilmesi” başlıklı bölümünde; “…1319 sayılı Kanunda, emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m² cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyecektir. … Belediyelerce, emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri

Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve Kadastro Bilgi

Sisteminden alınabilecektir. Ayrıca, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından elektronik ortamda sağlanması mümkün olacaktır. …” düzenlemesine, “4. Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde; “44 Seri

No.lu Emlâk Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde hiçbir geliri olmayan mükelleflerin indirimli vergi oranından yararlanmaları için anılan Genel Tebliğ ekindeki ‘Hiçbir Geliri Olmayanların

Tek Meskenlerine Ait Taahhüt Belgesi’ni ilgili belediyeye vermeleri yeterli görülmüş olup bu mükelleflerden ayrıca başka bir belgenin istenilmesine gerek bulunmamaktadır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

IV.KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

13. Kamu Denetçisi tarafından, 2019 yılına ilişkin olarak tahsil edilen emlak vergisinin şikâyetçiye iadesiyle ilgili olarak gerekli işlemin yapılması hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

14. Uyuşmazlık konusu özetle; 12.06.2018 tarihinden bu yana çalışmadığını, herhangi bir gelirinin bulunmadığını, kendine ait ve ikamet etmekte olduğu tek bir meskeninin emlak vergisi muafiyeti için Mayıs 2019’da Çekmeköy Belediyesine başvurduğunu, belediyenin, 2019 yılındaki emlak vergisini ödemesi gerektiğine, muafiyetin 2020 yılından itibaren başlayacağı bildirilerek reddedilmesi hakkındadır.

15. Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası; Cumhurbaşkanının, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, şehitlerin, dul ve yetimlerinin, Türkiye sınırları içinde 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması dahil) halinde bu meskenlere ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkili olduğunu hüküm altına almıştır. Anılan hükmün verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile indirimli bina vergisi oranı 2007 ve müteakip yıllar için sıfır olarak belirlemiştir. Bu çerçevede yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanana kadar bu uygulama aynı şekilde devam edecektir.

16. Yine Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında; geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı’nın yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Maliye Bakanlığı, bu düzenlemeden aldığı yetki ile çıkarmış olduğu 38 Seri

No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, söz konusu uygulama için mükelleflerden bazı belgelerin talep edilmesi gerektiğine ilişkin düzenleme yapmışken, 44 ve 57 Seri No.lu

Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğleriyle yaptığı düzenlemelerle bu uygulamadan vazgeçmiş ve mükelleflere kolaylık olması açısından hiçbir geliri olmayan mükelleflerin, “Hiçbir geliri olmayanların tek meskenlerine ait taahhüt belgesini” ilgili belediyelere vermesinin indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından yararlanabilmesi için yeterli olacağına ilişkin düzenleme yapmıştır.

17. Konuyla ilgili olarak, 44 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Tebliğinde; mükelleflerce söz konusu taahhüt belgesinin verilmesinin indirimli bina vergisi oranı uygulamasından yararlanılabilmesi için yeterli olduğu, mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal

Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmadığı, hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için, gelir vergisine tabi hizmet karşılığı elde edilen ücret, ticari, sınai, mesleki ve zirai faaliyet geliri ile menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, faiz ve temettü veya benzeri bir gelirinin olmaması gerektiği düzenlemelerine yer verilmiştir.

18. Yine konuyla ilgili olarak 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Tebliğinde; emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmadığı, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m2 cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyeceği, emlak vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin mükelleflerden ek belge istenmeden belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerektiği, bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgilerinin İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden, tapu kayıtlarının Tapu ve

Kadastro Bilgi Sisteminden alınabileceği, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan elektronik ortamda sağlanmasının mümkün olabileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.

19. Söz konusu Tebliğlerde yer alan düzenlemeler uyarınca, hiçbir geliri olmayan ve

Türkiye sınırları içinde 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olan mükelleflerin indirimli bina vergisi oranından faydalanabilmesi için Tebliğde sözü edilen taahhüt belgesini ilgili Belediyeye vermesi yeterli olup, belediyelerce ayrıca başka bir belge istenilmeden mükelleflerin meskenlerine indirimli bina vergisi oranını sıfır olarak uygulaması gerekmektedir.

20. Diğer taraftan, söz konusu taahhüt belgesinin ilgili belediyelere belli bir sürede verilmesi gerektiği ya da indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından geriye dönük yararlanılamayacağı hususlarında ilgili mevzuatta herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle, mükelleflerin söz konusu uygulamadan geçmişe dönük olarak (düzeltme zamanaşımı süresi içinde) yararlanmalarına engel bir durum bulunmamaktadır. 3 ve 4 no.lu paragraflarda belirtilen Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza ve şikâyetçiye gönderilen cevabi yazılardaki açıklamalar da bu hususu doğrulamaktadır.

21. Vergi Usul Kanununun 116 ncı maddesinde; vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanunun 117 nci maddesinde, vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, vergi miktarında hata olarak nitelendirmiştir. 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olan ve hiçbir geliri bulunmayan kişilere, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulanması gerekirken, bu kişilere hiçbir indirim yapılmadan Emlak Vergisi Kanunu uyarınca belirlen vergi oranının uygulanması suretiyle

İdarece hesap hatasına (vergi miktarında hataya) sebebiyet verilmiş olunacaktır. Hesap hatası söz konusu olduğunda ne tür bir işlem yapılacağına ilişkin hususlara bahsi geçen Kanunun 120 nci maddesinde yer verilmiştir.

22. Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinde ise bu Kanunun 114 üncü maddesindeki

5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan

sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Bu bağlamda, şikâyetçinin geçmiş döneme yönelik emlak vergisi iade talebinin 2019 yılı olduğu nazara alındığında, şikâyetçinin bahsi geçen yıla ilişkin ödediği emlak vergilerinin iadesi mümkündür.

23. Somut olayda; 12.06.2018 tarihinden itibaren çalışmamakta olan şikâyetçinin hiçbir geliri olmadığına ilişkin bildirimi Mayıs 2019’da İdareye vermesi üzerine, anılan İdare, şikâyetçiyi bu bildirim tarihinden sonraki yılı takip eden bütçe yılından itibaren (2020 yılı) indirimli bina vergisi uygulamasından yararlandırmıştır. Haziran 2018, Mayıs 2019 arasındaki kısım için geçmiş yıl muafiyet talebini ise reddetmiştir.

24. Buna göre; yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, şikâyetçinin bahsi geçen

Tebliğde belirtilen taahhüt belgesini idareye vermesi, indirimli (sıfır) bina vergisi uygulamasından yararlanması için yeterli olup, söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun mükelleften ek belge istenilmeden Belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerekmektedir.

25. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; şikâyetçinin geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin olarak, adı geçen

Belediyece 57 Seri No.lu Tebliğde öngörülen düzenleme doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlardan bir teyit alınmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca idarenin “01/03/2018- 20/05/2019 tarihleri arasında herhangi bir kurumda çalışıp çalışmadığının tespit edilemediği” şeklindeki açıklamasının makul olmadığı, tespit edilememesi halinde şikâyetçinin ilgili mevzuat uyarınca indirimli bina vergisinden yararlandırılması gerektiği açıktır.

26. Diğer taraftan, 57 Seri No.lu Tebliğ ve 44 Seri No.lu Tebliğ hükümleri gereğince; gelir elde etmeyen mükelleflerin bir gelir elde etmesi veya ikinci bir mesken binasına sahip olması hallerinde bu durumu mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyelere bildirme zorunluluğunun olması, İdarenin mükellefler tarafından verilen beyanın teyidini ilgili kurum ve kuruluşlardan yapabilme ve mükelleflerin gerçeğe aykırı beyanlarını tespit etmesi halinde ödenmesi gereken vergiyi cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsil edebilme yetkisi olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilgili Tebliğle getirilen kolaylığın mükelleflere sağlanmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Yukarıdaki paragraflarda izah edildiği üzere; ilgili İdare, Emlak Vergisi Kanunu

Tebliğindeki yükümlülüklerini yerine getirmeden şikâyetçinin talebini reddederek, hukuku aykırı işlem tesis etmiş ve şikâyetçinin konuyla ilgili olarak mağduriyet yaşamasına sebebiyet vermiştir. İdarenin yapmış olduğu bu işlemin, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen

“Hukuk Devleti İlkesi”ne, yine Anayasanın 35 inci maddesinde yer verilen “Mülkiyet

Hakkı”na ilişkin düzenlemeye ve İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına

İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.Iu Protokolün 1 inci maddesindeki “Mülkiyet Hakkı”na ilişkin düzenlemeye aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

28. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; şikâyetçinin indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yaralanabilmesi için beyan ve taahhüdünün doğruluğunun ek belge istenmeden Belediye tarafından ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği halde, bu yükümlülüğünü yerine getirmeden ve söz konusu beyan ve taahhütlerin doğru olmadığına ilişkin aksi bir tespit yapmadan, talebinin reddi (ödenen emlak vergisi tutarlarının iade edilmemesi) yönünde işlem tesis etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, şikâyetçinin

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından iletilen görüşlerden de anlaşılacağı üzere, indirimli (sıfır)

bina vergisi oranı uygulamasından geçmişe dönük olarak uygulamadan yararlanma koşullarına sahip olunan yılı (12/06/2018) takip eden bütçe yılından (01/01/2019) itibaren yararlandırılması gerektiği tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

29. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve

Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde şikâyetçinin dilekçesine Çekmeköy Belediye Başkanlığı tarafından verilen cevaplarda, şikâyetçiye hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, ilgili İdarenin

“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir.

30. Ayrıca, yukarıdaki paragraflarda değinildiği üzere; adı geçen İdare, Emlak Vergisi Kanunu

Tebliğlerinde öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek (beyan ve taahhütlerin doğruluğunu ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit etmeyerek) şikâyetçinin mağduriyet yaşamasına sebebiyet vermiştir. İdarenin bu şekildeki uygulamasının, iyi yönetim ilkelerinden; “kanunlara uygunluk” ve “haklı beklentiye uygunluk” ilkelerine uygun olmadığı tespit edilmiştir. İdarenin söz konusu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul

Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;

2019 yılına ilişkin olarak tahsil edilen emlak vergisinin şikâyetçiye iadesi ve 2019 yılı için kalan

emlak vergisi borcunun iptal edilmesi ile ilgili olarak gerekli işlemin yapılması hususunda

ÇEKMEKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Kararın, BAŞVURANA ve ÇEKMEKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi