ÖZET: Geliri bulunmayan bireyler, yalnızca sosyal güvenlik kurumlarından aylık alan gaziler, engelliler, şehitlerin dul ve yetimleri, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi aşmayan tek bir meskene sahip olduklarında, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra indirme yetkisine sahiptir. Bu düzenleme, tek meskene hisse ile sahip olanlar için de geçerlidir. Ancak, dinlenme amacıyla kullanılan meskenler bu kapsamda değerlendirilmez. Gelir belgeleme usul ve esasları ise Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmektedir.

Emlak Vergisi Kanunu’na göre, vergi alacakları, doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından itibaren beş yıl içinde tarh edilmediği takdirde zamanaşımına uğrar. Vergi hataları, hesap hataları ve mükellefiyetle ilgili hatalar, ilgili kanun maddelerinde tanımlanmış ve düzeltme yöntemleri belirlenmiştir. Mükellefler, vergi durumları hakkında açıklama talep edebilir ve bu talepler Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından özelge veya sirküler ile yanıtlanabilir.

Sonuç olarak, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun mükerrer 8. maddesi uyarınca, gelirleri yalnızca sosyal güvenlik kurumlarından gelen bireylerin emlak vergisi muafiyeti talebinin reddedilmesi hukuka aykırıdır. İlgili idare, başvuranın geçmişe dönük indirimli bina vergisi oranından yararlanma talebini kabul etmelidir. Bu durum, mükelleflerin haklarının korunması açısından önem arz etmektedir.

doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt

200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil) halinde,

bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz. Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.” hükmüne,

7. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, “Zamanaşımı süreleri” başlıklı 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”, “Vergi hatası” başlıklı 116 ncı maddesinde; “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır”, “Hesap hataları” başlıklı 117 nci maddesinde; “ … 2. Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır. …”, “Vergilendirme hataları” başlıklı 118 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;”, “Düzeltme yetkisi ve reddiyat” başlıklı 120 nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek, suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.”, “Düzeltmede zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde, “114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. …”, “Mükelleflerin izahat talebi” başlıklı 413 üncü maddesinde; “Mükellefler, Gelir İdaresi Başkanlığından veya bu hususta yetkili kıldığı makamlardan, vergi durumları ve vergi uygulaması bakımından müphem ve tereddüdü mucip gördükleri hususlar hakkında yazı ile izahat isteyebilir. Gelir İdaresi Başkanlığı, kendisinden istenecek izahatı özelge ile cevaplandırabileceği gibi, aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön vermek ve açıklık getirmek üzere sirküler de yayımlayabilir. …” hükmüne,

8. 29/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 2006/11450 sayılı kararında; “1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dahil), söz konusu meskene ait bina vergisi oranı, 2007 ve müteakip yıllar için sıfıra indirilmiştir.” düzenlemesine,

9. 44 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin, “I- Hiçbir Geliri Olmayan

Mükelleflerin İndirimli Bina Vergisi Oranından Faydalanmak İçin Taahhüt Belgesi

Vermelerinin Yeterli Olması” başlıklı bölümünde; “… Anılan hükmün verdiği yetkiye istinaden çıkarılan 38 Seri No’lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek mesken sahibi olup hiçbir geliri bulunmayanların indirimli bina vergisi oranından yararlanmaları için ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar

Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge alarak ilgili belediyeye vermeleri gerektiği bildirilmiştir. … Ancak, Bakanlığımıza yapılan başvurular üzerine, mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla hiçbir geliri bulunmayan ve

Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu

Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için 2004 yılından itibaren indirimli (sıfır) bina vergisi oranının uygulanması uygun görülmüştür. Bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesi yeterli olup, ayrıca mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Genel

Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmamaktadır. …” düzenlemesine,

10. Maliye Bakanlığı’nın 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin, “2.

Emlak Vergisi Bildirimlerinin Yeniden Düzenlenmesi, Mükelleflerden Bildirim Dışında

Bir Belge Talep edilmemesi ve Devredenin Mükellefiyetinin Res’en Sona Erdirilmesi” başlıklı bölümünde;

“…1319 sayılı Kanunda, emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu nedenle, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m² cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyecektir.

… Belediyelerce, emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri Bakanlığı

Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabilecektir. Ayrıca, mükelleflerin şehit, gazi, dul, yetim ve emekli olduklarına ilişkin bilgilerin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından elektronik ortamda sağlanması mümkün olacaktır. …” düzenlemesine,

“4. Diğer Hususlar” başlıklı bölümünde; “44 Seri No.lu Emlâk Vergisi Kanunu Genel

Tebliğinde hiçbir geliri olmayan mükelleflerin indirimli vergi oranından yararlanmaları için anılan Genel Tebliğ ekindeki ‘Hiçbir Geliri Olmayanların Tek Meskenlerine Ait Taahhüt

Belgesi’ni ilgili belediyeye vermeleri yeterli görülmüş olup bu mükelleflerden ayrıca başka bir belgenin istenilmesine gerek bulunmamaktadır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

IV. IV.KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU

BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin başvuranın talebi yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A.Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

12. Uyuşmazlık konusu özetle, başvuranın sigortalılık tescil kaydı bulunmadığı ve evden herhangi bir gelir elde etmediğinden dolayı emlak vergisinden muaf olduğunu ifade ederek,

2019 yılı ikinci döneme kadar ödemiş olduğu emlak vergisi tutarlarının tarafına iade edilmesi

talebinin ilgili idare tarafından reddedilmesi işlemidir.

13. İlgili idare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda başvuranın talebinin reddedilmesinde, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun mükerrer 8 inci maddesinde yer alan; “Türkiye sınırları içinde tek meskeni olup bu meskende bizzat oturanlardan gelirleri münhasıran Kanunla Kurulan Sosyal Güvenlik Kurumlarından aldıkları aylıklardan ibaret bulunanların, bu meskenlerine ait emlak vergisinden muaf tutulacağı” hükmü esas alınmış; şikayetçinin vergi muafiyeti talep ettiği meskende ikamet etmediğinin tespiti nedeniyle başvurusunun kabul edilmediği ifade edilmiştir. Ancak, idarenin başvuranın kendisine yapmış olduğı başvuruyu reddetmesine gerekçe gösterdiği, tek meskende bizzat oturma şartının 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun mükerrer 8. maddesinin, 22.7.1998 tarih ve

4369 sayılı Kanunun 82-6 maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğu tespit edilmiştir.

14. Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası; “Bakanlar Kurulunun, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, şehitlerin, dul ve yetimlerinin, Türkiye sınırları içinde 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması dahil) halinde bu meskenlere ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkili olduğunu” hüküm altına almıştır. Anılan hükmün verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 2006/11450 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararı ile indirimli bina vergisi oranı 2007 ve müteakip yıllar için sıfır olarak belirlemiştir. Bu çerçevede yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanana kadar bu uygulama aynı şekilde devam edecektir.

15. Yine Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında; geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı’nın yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Maliye Bakanlığı, bu düzenlemeden aldığı yetki ile çıkarmış olduğu 38 Seri

No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde, söz konusu uygulama için mükelleflerden bazı belgelerin talep edilmesi gerektiğine ilişkin düzenleme yapmışken, 44 ve 57 Seri No.lu Emlak

Vergisi Kanunu Genel Tebliğleriyle yaptığı düzenlemelerle bu uygulamadan vazgeçmiş ve mükelleflere kolaylık olması açısından, “hiçbir geliri olmayanların tek meskenlerine ait taahhüt belgesini” ilgili belediyelere vermesinin indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından yararlanabilmesi için yeterli olacağına ilişkin düzenleme yapmıştır.

16. Söz konusu Tebliğlerde yer alan düzenlemeler uyarınca, hiçbir geliri olmayan ve Türkiye sınırları içinde 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olan mükelleflerin indirimli bina vergisi oranından faydalanabilmesi için Tebliğde sözü edilen taahhüt belgesini ilgili Belediyeye vermesi yeterli olup, belediyelerce ayrıca başka bir belge istenilmeden mükelleflerin meskenlerine indirimli bina vergisi oranını sıfır olarak uygulaması gerekmektedir.

17. Diğer taraftan, söz konusu taahhüt belgesinin ilgili belediyelere belli bir sürede verilmesi gerektiği ya da indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından geriye dönük yararlanılamayacağı hususlarında ilgili mevzuatta herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle, mükelleflerin söz konusu uygulamadan geçmişe dönük olarak (düzeltme zamanaşımı süresi içinde) yararlanmalarına engel bir durum bulunmamaktadır.

18. Vergi Usul Kanununun 116 ncı maddesinde; vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanunun 117 nci maddesinde, vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, vergi miktarında hata olarak nitelendirmiştir. 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olan ve hiçbir geliri bulunmayan kişilere, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulanması gerekirken, bu kişilere hiçbir indirim yapılmadan Emlak Vergisi Kanunu uyarınca belirlenen vergi oranının uygulanması suretiyle

İdarece hesap hatasına (vergi miktarında hataya) sebebiyet verilmiş olunacaktır. Hesap hatası söz konusu olduğunda ne tür bir işlem yapılacağına ilişkin hususlara bahsi geçen

Kanunun 120 nci maddesinde yer verilmiştir.

19. Vergi Usul Kanununun 126 ncı maddesinde ise bu Kanunun 114 üncü maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Bu bağlamda, şikâyetçinin geçmiş döneme yönelik emlak vergisi iade talebinin kabulü mümkündür.

20. Yukarıdaki paragraflarda izah edildiği üzere; ilgili İdare, 1319 sayılı Emlak Vergi

Kanunu’nun 8. Maddesinde yer alan “bizzat oturma” şartının kalktığını göz ardı ederek, Emlak Vergisi Kanunundaki yükümlülüklerini yerine getirmeden şikâyetçinin talebini reddetmek suretiyle, hukuku aykırı işlem tesis etmiş ve şikâyetçinin konuyla ilgili olarak mağduriyet yaşamasına sebebiyet vermiştir. İdarenin yapmış olduğu bu işlemin, Anayasanın

2 nci maddesinde belirtilen “Hukuk Devleti İlkesi”ne, yine Anayasanın 35 inci maddesinde yer

verilen “Mülkiyet Hakkı”na ilişkin düzenlemeye ve İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerinin

Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.Iu Protokolün 1 inci maddesindeki “Mülkiyet

Hakkı”na ilişkin düzenlemeye aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

21. Kurumumuza yapılan 2019/18118 şikayet numaralı başvuruya ilişkin Kurumumuzun 15/04/2020 tarihli Emsal Tavsiye Kararı’nda, “… şikayetçinin birden fazla gayrimenkulünün bulunduğuna, ya da muafiyetten yararlandırılmayan gayrimenkulün yazlık, kışlık vs. şeklinde kullanıldığına yahut gelir getirici şekilde kiraya verildiğine dair somut bilgi ve belgede ortaya konamamıştır. Dolayısıyla şikâyetçinin geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır)

uygulamasından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin olarak, adı geçen Belediyece 57 Seri

No.lu Tebliğde öngörülen düzenleme doğrultusunda ilgili kurum ve kuruluşlardan bir teyit alınmadan, söz konusu gayrimenkulde ikamet şartının öne sürülmesinin makul olmadığı, dolayısıyla şikâyetçinin ilgili mevzuat uyarınca indirimli bina vergisinden yararlandırılması gerektiği…” yönünde tespitte bulunulmuştur.

22. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; 1319 sayılı Emlak Vergisi

Kanununun mülga “mükerrer 8 inci maddesi”ni esas alarak şikâyetçinin geçmişe yönelik indirimli bina vergisi oranından yararlanma talebinin reddi (ödenen emlak vergisi tutarlarının iade edilmemesi) yönünde işlem tesis edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından geçmişe dönük olarak yararlandırılması gerektiği tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

23. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin, Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği, ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara

Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan yasal mevzuat uyarınca açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre

BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvurandan tahsil edilen emlak vergisi tutarlarının iade edilmesi yönünde işlem tesis edilmesi hususunda, YENİMAHALLE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, YENİMAHALLE

BELEDİYE BAŞKANLIĞINCA bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA, YENİMAHALLE BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi